22 Haziran 2017

Bayramınız Kutlu Olsun


Sevgili dostlarım Şeker Bayramı'nız kutlu olsun. Tüm sevdiklerinizle şeker tadında, sağlıklı, mutlu, umut dolu nice yıllar geçirmeniz dileğiyle! Sevgiyle, dostça kalın!

10 Haziran 2017

Blogum 11 Yaşında


Merhaba dostlarım, blogum 11 yaşına bastı, birlikte paylaşımı bol, sağlıklı, huzurlu, mutlu yıllar geçirmemiz dileğiyle!

4 Haziran 2017

Yağmurun Sesi


Merhaba sevgili dostlarım nasılsınız? Annemle ben iyiyiz. Annemdeyim, bugün öğleden sonra yola koyulup Bigadiç'e döneceğim. Burası yağmurlu, gök gürlüyor. Yağmurun sesini dinlemek çok zevkli.
Okulların tatile girmesine beş gün kaldı. Bir de seminer dönemi bitse bizim de tatilimiz başlasa çok mutlu olacağım. Bir de önümüzdeki eğitim-öğretim döneminde hangi okulda olacağım belli olursa daha da çok mutlu olacağım. Belirsizlik sıkıcı. Şu an görev yaptığım okulda kalırsam seneye tayin isteme hakkım doğacak, ben de il içi tayin isteyeceğim. Hayırlısıyla istediğim yerlerden birine dilerim tayinim çıkar. Ama müdür yetkili öğretmen arkadaşın dediğine göre bu yıl okulumuz kapanacağı için başka okula verilsem de tayin isteme hakkımı yitirmiyormuşum. Dilerim doğrudur.
Benden şimdilik bu kadar dostlarım, yeniden görüşünceye dek dostça kalın!

22 Mayıs 2017

Haftasonu Misi'yi Özledim

















Merhabalar dostlarım, hafta sonu annişimdeydim. 19 Mayıs tatil günü olduğu için sabahtan yola çıktım, annişime gittim.
Birlikte çay içtik, sohbet ettik, yemek yedik. Annemin yardımcısı da oradaydı. Akşamüstü hep beraber pazara çıktık. Döndük, sohbet ettik.
Cumartesi günü annişim saçımı boyadı, akşamüstü Novada Alışveriş Merkezi'ne gittik, Starbucks'ta kahve içtik, D&R'a gittik, Ümit Aktaş'ın "Diyabet ve Zayıflama Kürleri" adlı kitabını aldım, hemen okumaya başladım, çok beğendim. Okuyucusuyla sohbet eder gibi ve anlaşılır bir dille yazmış. Hemen tatlandırıcıları bıraktım çünkü onlar birer zehirmiş. Ekmeği bütünüyle bırakamam da sabahları bir dilim yerim. Tatlıyı ne zaman bırakırım, ilk fırsatta. Radikal bir değişim rüzgarına kapılmadan önce özlediklerimi yemek istiyorum. Örneğin ramazan pidesini çok özledim. Özlediklerime doyduktan sonra yaşam boyu sağlıklı yaşam için zayıflama kürlerine başlayacağım elbette hem de sandığımdan daha kısa bir zamanda. Benden şimdilik bu kadar dostlarım, yeniden görüşünceye dek sevgiyle kalın!


Diyabet ve Zayıflama Kürleri

91 günlük Anti-Diyabet Yaşam Programı ile Tip 2 diyabetten kurtul, insülin direncini yen ve kilo ver! Çok satanlar listesinden inmeyen İlaçsız Yaşam, Bitkisel Kürlerle İlaçsız Tedavi ve Mutluluk Kürleri kitaplarının yazarı Dr. Ümit Aktaş'tan diyabete ve fazla kilolara elveda demek isteyen herkese hediye... Öncelikle size söylenen her şeyi unutarak işe başlayın. Hayat boyu ilaca mahkûm olduğunuzu söylediler. Tip 2 diyabetin iyileşemeyeceğini söylediler. Zayıflamak istiyorsan mutlaka diyetisyene git, dediler. Bunların hepsini unutun. Sizi sağlıklı bir yaşama davet ediyorum. Anahtarı kaybettiğiniz yerde aramanız gerektiğini biliyorsunuz artık. Bu ne demek? Beslenme hataları yüzünden hasta oldunuz, kilo aldınız ve sorunu ancak beslenme modelinizi değiştirerek çözebilirsiniz. Diyabet ve Zayıflama Kürleri ile anti-diyabet beslenme modelinin detaylarını öğreneceksiniz. Diyabet ve kilo kontrolünde büyük önem taşıyan hayati yapıtaşlarını, neler yemeniz, nelerden kaçınmanız gerektiğini öğreneceksiniz. Bunları yaşamınıza uyarlamaya başladığınızda ise…

 - Kan şekeriniz düzene girecek.
- İnsülin direnciniz kırılacak.
- Kilo vereceksiniz.
- Şeker hastalığının yaptığı tahribatı durduracaksınız.
- Vücudunuza kendini onarması için ihtiyacı olan besinleri vereceksiniz.
- Tip 2 diyabetle el ele yürüyen hastalıklarla aranıza mesafe koyacaksınız.
- Hastalığın sizden çaldığı yaşam enerjiniz geri gelecek
 - Diyabetle yakından ilişkili olan o depresif ruh halinden kurtulacaksınız.
(Tanıtım Bülteninden)


16 Mayıs 2017

Dua

 













  1. Insanların daha merhametli olması için dua ediyorsanız, daha merhametli
    olun.....
  2. Insanların daha hoşgorulu olması için dua ediyorsanız, daha
    hoşgorulu olun..
  3. Insanların daha dürüst olması için dua ediyorsanız, daha
    dürüst olun..
  4. Insanların daha cömert olması için dua ediyorsanız, daha
    cömert olun..
  5. Insanların hayvanlara, çocuklara, evsizlere, yagmur
    ormanlarına, tedavisi imkansız hastalıklara yakalanmış olanlara yeniden yardım
    eli uzatmaya başlamaları için dua ediyorsanız, yeniden yardim eli uzatmaya
    başlayın..
  6. Bu dünyanın daha sağlıklı olması için dua ediyorsanız, daha
    sağlıklı olun..
  7. Bu dunyanın daha barışçıl olması için dua ediyorsanız,
    daha barışçıl olun...
  8. Olması için dua ettiğiniz şeyi olun..

Yağmurdan Kaçarken


Aşkın zaman içinde ne kadar farklı şekiller alabileceğine dair dokunaklı bir hikâye… Üç neslin hikâyesi…

Yirmi bir yaşındaki Joy, 1950’lerde Hong Kong’da yaşarken yakışıklı deniz subayı Edward’la tanışır. Başta bu genç adama âşık olma ihtimali aklının ucundan bile geçmemiştir. Fakat birbirlerinin ruh eşi olduklarını anlayan iki gencin düğün tarihi yirmi dört saat içinde belirlenir. Artık Joy da kocasıyla beraber dünyayı gezmeye başlamıştır ve çok mutludur. Ama evlilik hayatının sandığı gibi olmadığını kısa süre sonra zor yoldan öğrenecektir…

1980’lerde Joy’un kızı Kate, ailesinin yanından gizemli bir şekilde kaçar ve on altı yıl sonra onun kızı Sabine hemen hemen hiç tanımadığı büyükannesi ile büyükbabasını ziyarete gider. Çok geçmeden Kate de aralarına katılır.

Aynı çatı altında yıllar sonra ilk kez bir araya gelen üç kadının keşfedeceği çok önemli sırlar ve gerçekler vardır: Bir anne ile kızı arasındaki sevgi asla tükenmez, aşkın doğası yağmur gibidir ve kadınlar sevdikleri için en büyük zorluklara bile göğüs gerebilir.

 “Annelere, kızlarına ve âşıklara dair derin bir hikâye.”
-Daily Mail-

“Anneler ile kızları arasındaki ilişkinin kitap şekline bürünmüş hali, o kadar ustaca kaleme alınmış… Ayraç olarak mendil kullanabilirsiniz.”
-Elle-

“Duygularınızı bir hız treninden daha fazla değiştirecek.”
-Company-

“Üç güçlü kadının hayata bakış açısı ve ait oldukları nesiller inanılmaz bir ustalıkla resmedilmiş.”
-Hello!-

“Nefes kesici bir aile dramı.”
-Publishers Weekly-

“Jojo Moyes inanılmaz yetenekli bir yazar…”
-Paula McLain-

“Müthiş bir roman; zengin, derin ve harika karakterlerle dolu. Ah şu kadınlar!”
-Anne Rivers Siddons-

“Tadı damağınızda kalacak.”
-Library Journal-

“Moyes’in ince üslubu ve zarif dokunuşlarıyla leziz bir roman.”
-Publishers Weekly-

“Güçlü, gerçekçi ve sevimli.”
-Sunday Express-

“Çok büyüleyici ve dokunaklı bir hikâye.”
-Lesley Pearse-
(Tanıtım Bülteninden)

14 Mayıs 2017

Anneler Günü


Sevgili anneler hepinizin Anneler Günü kutlu olsun. Sevgiler, saygılar.

Bütün Kızlar Toplandık


Merhaba sevgili dostlarım nasılsınız? Dilerim çok iyisinizdir. Ben, Misi, annem ve ablalarım hepimiz çok iyiyiz. Geçtiğimiz hafta Cuma gününü iple çektim. Çünkü anneme gidecektim, ablalarımla buluşacaktım. Cuma günü geldi, yola koyuldum veee akşam annemle ablacıklarıma kavuştum. Bütün kızlar toplandık ama yıpranmadık. ;)) Çok güzel iki gün geçirdik. Cuma günü akşamı balkonda doyasıya sohbet ettik. Dün sabah enfess bir  kahvaltı ve kahve faslından sonra Ayvalık'a gittik, çok güzel zaman geçirdik. Gezindik, yemek yedik, çok şirin bir kafede buz gibi bir limonata içtik.
Akşam eve döndük, kahve içiminden sonra Anneler Günü kutlaması için dışarıya çıktık, yemek yedik. Oldukça geç bir saatte evimize döndük. Annişimle Güldal ablamın Anneler Günü'nü kutladık, sohbet muhabbet ve tumba yatak. Bugün yine çok güzel bir kahvaltıdan ve kahve içiminden sonra
yola koyulduk. Uzun ve keyifli bir öğle yemeğinden sonra yine yola koyulduk. Annem ve ablalarım beni evime kadar getirdiler. Aytül ablam hiçbir evimi görememişti, Güldal ablam da bu evimi görememişti. Geldiler, gördüler, çay içtik, gittiler.  Onları yolcu ettikten sonra kendimi öyle kötü öyle yalnız hissettim ki anlatamam. Yoğunluğa alıştıktan sonra yalnızlık öylesine koyuyor ki anlatamam. Bu arada annem beni aradı az önce, Edremit'teki Novada Alışveriş Merkezi'ne gitmişler, Gratis'e girmişler. Veee annem D&R açıldığını müjdeledi bana, havalara uçtumm!


Ablamlar da yarın öğleyin İstanbul'a dönüyorlar. Güldal ablamı sekiz aydır, Aytül ablamı da bir buçuk yıldan daha uzun süredir göremiyordum, ikisini de çok çok özlemiştim. Bizde durum bu, yeniden görüşünceye dek dostça kalın!

6 Mayıs 2017

Yeniden Çatal



Merhaba dostlarım, nasılsınız? Ben ve Misi iyiyiz. Son zamanlarda yeni bir tarif uygulamadım bu nedenle çatalı yeniden yayımlamaya karar verdim. Tarife geçiyorum.
125 gr tereyağı (oda sıcaklığında)
  • 1 çay bardağı sıvıyağ
  • 2 yemek kaşığı yoğurt
  • 1 yemek kaşığı toz şeker
  • 1 tatlı kaşığı tuz
  • 1 yemek kaşığı sirke
  • 1 tatlı kaşığı mahlep
  • 1 paket kabartma tozu
  • 2,5 su bardağına yakın un
  • Üzeri İçin:
  • Yumurta sarısı
  • Çörek otu


  • Derin bir kaba 125 gr tereyağı koyun. Üzerine 1 çay bardağı sıvıyağ, 2 yemek kaşığı yoğurt, 1 yemek kaşığı toz şeker, 1 tatlı kaşığı tuz, 1 yemek kaşığı sirke ve 1 tatlı kaşığı mahlep ekleyin. Eliniz ile güzelce karıştırın. Daha sonra azar azar 2,5 su bardağına yakın un koyup, ele yapışmayan yumuşak bir hamur elde edene kadar yoğurun.Pastane usulü çatal kurabiyeler piştikten sonra fırından çıkartıp, soğumaya bırakın. Daha sonra servis edebilirsiniz.
    Afiyet olsun!
    Yeniden görüşünceye dek sevgiyle kalın!

    Kız Arkadaşım ...


    Dünyaca ünlü Kore draması My Girlfriend is a Gumiho’nun romanı şimdi Türkiye’de 500 yıl sonra hapis hayatından kurtulan inanılmaz güzellikteki Dokuz Kuyruklu Tilki ile sorumluluk sahibi olmaktan yoksun dublör adayı Cha Dae Woong'un romantik-komedi tadındaki hikâyesi...Samsingak Tapınağı'ndaki resme hapsedilmiş olan Dokuz Kuyruklu Tilki'nin mührünü farkındolmadan kıran Cha Dae Woong, dağın derinliklerindeki bir uçurumdan yuvarlanıp ciddi bir şekilde yaralanır. Hapsedildiği resimden kurtulan Gumiho, değerli tilki boncuğunu Dae Woong'a vererek onun hayatını kurtarır.Fakat efsaneye göre insanların ciğerini yiyen Dokuz Kuyruklu Tilki'nin kendisini öldüreceğine inanan Dae Woong ondan kurtulmanın yollarını ararken ikisi için de efsanedeki gibi gerçekleşmesi mümkün olmayan bir aşk başlar..
    (Tanıtım Bülteninden)

    3 Mayıs 2017

    Pasifik Bulvarı


                      

    Sevgili okur, Her ne kadar bunu söylemekten hicran duysam da sevgili şerifimiz Troy Davis aşkta hayal kırıklığı yaşıyor, hem de kasabaya dönen ve artık birlikte olmamaları için hiçbir sebep kalmayan eski sevgilisi Faith sebebiyle. Bir yerde bir yanlış anlaşılma olsa gerek. Yetmezmiş gibi kasaba kırsalında bir mağarada insan kemikleri bulunuyor, Faith’in evine birileri izinsiz giriyor, üstelik bir kere de değil. Anlayacağınız bizim Şerif Troy’un işi başından aşkın. Bana gelince, kemoterapiye devam ediyorum. Olaysız gün geçmeyen küçük kasabam sağ olsun, aklımı meşgul edecek bir sürü yeni gelişme var. En iyisi Pasifik Bulvarı 92 numaradaki Troy’un evinde buluşalım da ne var ne yok anlatayım. Acele edin. -Olivia Lockhart-Griffin Cedar Cove, Washington- “Hiç kimse kadın karakterleri Debbie Macomber kadar doğal anlatamaz.” -Bookbrowser Reviews- “Arkadaşlığın önemi hakkında cezbedici bir masal gibi.” OK! “Duygusal, içinizi ısıtan ve son derece eğlenceli bir okuma deneyimi.” -Closer.-
    (Tanıtım Bülteninden)

    * Uzun süredir Debbie Macomber'in Cedar Cove romanını bekliyordum,çıkmış. En kısa sürede edineceğim hayırlısıyla!

    2 Mayıs 2017

    En Bi Sevdiğim Ay


    Merhaba sevgili dostlarım, nasılsınız? Dilerim çok iyisinizdir. Ben de iyiyim, hafta sonu Akçay'da idim. Moral depoladım ve dün akşam döndüm. Annem de iyi, Misi de iyi.
    Bugün bu güzel eve taşınalı tam bir yıl oldu, tiramisu yiyerek yıldönümü kutlaması yaptım.
    Dilerim en kısa zamanda kendi evim de olur, kendi evime de taşınabilirim.
    Bu arada benim en sevdiğim ay bu ay, ilkbahar iyice kendini hissettiriyor, havalar ısınıyor. Haziran ayını çok seviyorum, yaz geliyor, okullar kapanıyor. Seminer başlıyor, bitiyor. Tatil başlıyor. Temmuz ayını çok seviyorum okula dönüş için henüz iki ay var. Sevinç sarhoşluğu yaşıyorum.  Ağustos ayı tatilin finaline az bir zaman kalıyor, hüzünleniyorum.
    Zamanı yavaşlatmak istesem de Eylül geliyor, seminerlerdi, okulların açılmasıydı derken telaş başlıyor. Derken zaman hızla akıyor ama bana akmıyor gibi geliyor. Kasım ayı geliyor, doğum günüm, Öğretmenler Günü derken yeni yıl geliyor. Sömestr tatili başlıyor. Daha sonra 23 Nisan hazırlıkları başlıyor. 23 Nisan bitiyor. Mayıs ayı geliyor. Yaz tatiline az bir zaman kalıyor. Okullar tatile giriyor, seminerler başlıyor. Seminerler bitiyor, biz öğretmenlerin tatili başlıyor. Zaman büyük bir hızla akıp gidiyor, okullar açılıyor.
    Hayat bu tekrarlayan döngüden ibaret. Şimdi okulların kapanmasına 6 hafta kaldı. Seminerler ile birlikte sekiz hafta. Sonra güzelim yaz tatili başlıyor. Ve ben mutluyum.
    Mutluluğum, hepimizin mutluluğu daim olsun! Sevgili dostlarım yeniden görüşünceye dek sevgiyle kalın!

    * En sevdiğim çiçek ortancadır, mutlu çocukluğumdan bana kalan. Anneannemlerin bahçelerinde ortancalar ekiliydi, çok çok güzeldi. Hiç unutamam!








    Stres Yönetimi


    Hayatı güzelleştirmek ve sağlığımızı korumak için bireysel çabalarımızı hiçbir zaman elden bırakmamamız gerekir. İş hayatından yansıyan stresler o kadar geniştir ki bu stresleri sağlığı tehdit etmeyecek düzeye indirmek kaliteli bir yaşam sürdürebilmemiz için kaçınılmazdır. Arabamıza, evimize, eşyalarımıza gösterdiğimiz aşırı özeni, niçin daha kaliteli, sağlıklı ve verimli bir yaşam sürdürmek için göstermiyoruz? Günümüzde stres, artık yediden yetmişe herkesi ilgilendiren bir problem haline gelmiştir. Kaynağı ne olursa olsun herkes iş hayatında ya da günlük yaşamında strese maruz kalmaktadır. Maruz kalınan bu stres, örgütleri, kurumları, işletmeleri ve ülkeleri ekonomik açıdan, bireyleri ise fiziksel-duygusal-zihinsel açıdan olumsuz bir şekilde etkilemektedir. Sanayileşme yönünde hızla ilerleyen ve refahı toplumun tüm kesimlerine yayma çabasında olan bizim gibi ülkelerde stres, insan sağlığını, başarısını ve mutluluğunu etkilemekte ne yazık ki onarılamayan ciddi zararlar vermektedir.

    Stres ve tükenmişlik bireyleri, aileleri, grupları, örgütleri ve genelde tüm toplumu bir hastalık gibi etkilerken bu fenomenlerle mücadele edebilmenin geçerli ve güvenilir yollarını da üretmek zorundayız.

    Bu kitap okuyucuya, hayatını çevreleyen ve çoğunlukla olumsuz olarak atfedilen stres ve tükenmişliğin anlaşılmasında ve yönetilmesinde önemli bir çerçeve çizerken, aynı zamanda stres ve tükenmişlikle mücadelede, güncel literatür bilgileri ışığında temel ipuçları vermektedir.

    25 Nisan 2017

    Güzel Havalar















    Beni bu güzel havalar mahvetti,
    Böyle havada istifa ettim
    Evkaftaki memuriyetimden.
    Tütüne böyle havada alıştım,
    Böyle havada aşık oldum;
    Eve ekmekle tuz götürmeyi
    Böyle havalarda unuttum;
    Şiir yazma hastalığım
    Hep böyle havalarda nüksetti;
    Beni bu güzel havalar mahvetti.

    Orhan Veli Kanık


    Bahar Şiiri

    Bu sabah mutluluğa aç pencereni
    Bir güzel arın dünkü kederinden
    Bahar geldi bahar geldi güneşin doğduğu yerden
    Çocuğum uzat ellerini

    Şu güzelim bulut gözlü buzağıyı
    Duy böyle koşturan sevinci
    Dinle nasıl telaş telaş çarpıyor
    Toprak ananın kalbi

    Şöyle yanıbaşıma çimenlere uzan
    Kulak ver gümbürtüsüne dünyanın
    Baharın gençliğin ve aşkın
    Türküsünü söyliyelim bir ağızdan.

    Ataol Behramoğlu

    24 Nisan 2017

    Demian


    On yaşındaki Latince öğrencisi Emil Sinclair, güvenceli aile ortamının dışında sertv e acımasız bir dünya olduğunu erken fark eder. Kendini bulma yolundaki delikanlı, din ve ahlak gibi artık inanmadığı kalıplarla birlikte baba evinden de kopar. Küçük yalanlar ve hırsızlıklarla beslenen yaşamında, sağlam çocuk dünyasının çöktünü görür. Onu bu acılarından kurtaracak olan kişi, okula yeni gelen bir başka öğrencisi: Max Demian'ıdır. Demian, Sinclai'in yaşamını yönlendiren, etkileyen başkişi olur.

    * Okumanızı şiddetle öneririm. Yeniden okuma fırsatı bulabilirim umarım. Yıllar önce okudum, tadı damağımda kaldı.

    27 Mart 2017

    Yaşasın Hayat


    Merhaba sevgili dostlarım, nasılsınız? Dilerim çok iyisinizdir. Ben ve Misi de iyiyiz. Hafta sonu annişim bendeydi, bugün eve döndü. Aslında daha uzun bir süre kalmasını isterdim ama buna da şükür. Annem gelince Misi de ben de bayram ettik. Annemle keyif yaptık. Annem mutfağa girdi, bana yemekler yaptı, yaşasın hayat! Ama ben de annem gelecek diye yemek yaptım, Cumartesi günü poğaça yaptım. Annem poğaçayı, yemeği beğendi. Bugün hüzünlenmeden annemle vedalaştım.
    Cuma gününü iple çekiyorum çünkü annişime gideceğim. Misafircilik oynuyoruz annemle. Ama en çok ziyaret eden benim. Benden şimdilik bu kadar dostlarım. Yeniden görüşünceye dek dostça kalın!

    Simru


    Nereden çıktın yine karşıma?

    Tamamlayamadığın hangi vicdansızlığın için döndün? Geçmişim olamamıştın, şimdi geleceğimde olmak için mi geldin? Artık benim için sen bir “fark etmez”sin. Fırtınada kaybolmuş bir yelkenli için rüzgârın nereden estiği önemli değildir. Geçti artık o günler… Mezarıma çiçekle gelmen, beni öldürmüş olman gerçeğini değiştirmiyor.

    Sessiz çığlıkları vardır kırılan kalbimizin ve onları yalnızca Allah duyar. Senin duymadığın ve hiçbir zaman duyamayacaklarından bahsediyorum. Umarım beni anlıyorsundur. Keşke biraz düşünebilseydin. Düşünmediğin için şimdi kalbin acıyor biliyor musun? Beynin düşünemediği her şeyin cezasını kalp çeker. Düşünmek beyni acıtmaz ama düşünmemek kalbi yorar.

    Şu hayatın bize en büyük darbesi beklediklerimizin hiçbir zaman gelmemesi, gelenlerin ise bizi hak etmemesidir. Bazı insanlar hiç başlamayan hayatlarının bitmesinden korkarlar… Neyi biriktirebilmişler ki kaybetsinler? Sen de onlardansın bana göre. Elinde avucunda hiçbir şey kalmamış ama hâlâ yitirmekten korkuyorsun. Kolların boşluğa alışmış ama benimle doldurmaya çalışıyorsun. Bitmişsin ama hiç başlamamış olduğunu anlayamamışsın. Söylenmiş sözleri duymamışsın, şimdi söylenmemişleri dinliyorsun. Göremediğin şey şuydu: Ben sana hayatımı verdim, sen onu başkasının çöpüne attın.

    Bana gelince… İyiyim ben. Aşkta özgürlüğün tutsaklıkla başladığını ve aynı zamanda da hayatta aşktan daha önemli şeyler olduğunu öğrendim. Mesela insan olmak…
    (Tanıtım Bülteninden)

    19 Mart 2017

    Bülbül


    Bir Kadının Ruhunun Manzarası  Savaştaki Bir Dünya Kadar Hızlı Değişebilir.

    II. Dünya Savaşı döneminde Fransa’da yaşayan iki kız kardeş, annelerini küçük yaşta yitirmiş ve babaları tarafından terk edilmiştir. Viann henüz çocukken âşık olduğu Antoine’la evlenip acı tatlı bir hayat kurmayı başarırken isyankâr Isabelle gittiği bütün okullardan ya atılmış ya da kaçmıştır. Savaş alevlenmeye başlayınca Viann’in kocası cepheye çağrılır. Yine okuldan atılan Isabelle’inse ablasının yanına gitmekten başka çaresi yoktur. Fakat iki kız kardeşin arası savaş yüzünden açılır. Isabelle direnişe katılmanın bir yolunu bularak sayısız hayat kurtaracak ve imkânsız bir aşka tutulacaktır. Yolunu gözlediği veya sonsuza dek veda ettiği sevdikleri için bahçesindeki kurumuş elma ağacına birer kurdele bağlayan Viann ise çok sevdiği kocasının yokluğunda, yabancı erkeklerin işgal ettiği bir şehirde zulme, açlığa ve korkuya göğüs gerecektir.

    Bazı kadınlar doğuştan cesurdur; doğru olan için savaşmak, hayat kurtarmak ve gidişatı değiştirmek uğruna kendi canlarını tehlikeye atarlar. Isabelle bu kadınlardandı… Ama bazı kadınlar da sabır ve fedakârlıklarıyla direnir, sevdiklerini koruyup kollar ve hayatı onlar için yeniden inşa eder. İşte, Viann’in hikâyesi de tam olarak böyleydi…

    “İki kadının Fransız Direnişi’ne verdiği destek, aşkları, kayıpları ve zaferleri… Bülbül’ü elimden bırakamadım.”
    -Suzanne Droppert-

    “Bülbül’ün edebiyat dünyasındaki etkisi bir fırtınadan farksız olacak.”
    -Booklist-

    “Gözlerinizde yaş kalmayana kadar sayfaları çevirmeye devam edeceksiniz.”
    -Daily Mail-

    “Kitabı aldım, okudum, çok sevdim ve önce karıma, sonra da kız kardeşime verdim. Fakat kitabın yanında bir kutu mendil hediye etmeyi unutmuşsunuz.”
    -Tom Vail-

    “Her satırına hayran oldum!”
    -Barbara Kelly-

    “Bülbül gerçekten nefes kesiciydi! Bu kitabı okuyun. Zor zamanlarda doğru olanı yaptıklarına inanan iki genç ve cesur kız kardeşin hikâyesi sizi sürekli şaşırtacak.”
    -Dr. Miriam Klein Kassenoff-

    “Kardeş sevgisi, dostluk ve kayıplar üzerine etkileyici bir roman. Okurken çok gözyaşı dökeceksiniz…”
    -Look-

    “Bülbül aile arasında bir kırgınlıkla başlıyor ve Nazilere direnmek için hayatlarını tehlikeye atan sıradan kadınların cesareti ve kahramanlığıyla savaşın korkunç atmosferinde müthiş bir sona doğru ilerliyor. Bir hikâyeden duygusal olarak bu kadar etkilenmeyeli uzun zaman olmuştu.”
    -Marilyn MacIvor-

    “Daha ilk sayfasından itibaren özümsenip sindirilmeyi, hissedilmeyi ve sevgiyle paylaşılmayı hak eden bir roman. İki kız kardeş arasındaki bağ son derece dürüst ve insanın içini sızlatıyor. Büyüleyici ve bir o kadar da hüzünlü…”
    -Cherise Bailey-

    “Bülbül’ü bitirdikten sonra gözyaşlarımın dinmesi birkaç saatimi aldı. Gerçekten kusursuzdu.”
    -Jody Robinson-

    “Gözlerim dolduğu için okuyamadığımdan kitabı en az üç kez elimden bırakmak zorunda kaldım ve bitirince de birazcık hıçkırıklara boğulmuş olabilirim. Tam anlamıyla olağanüstü bir hikâye!”
    -Kristin Pidgeon-

    Üstümüzde Gökyüzü Altımızda Deniz


    Avustralya, 1946. Yüzlerce genç kadın uzun bir yolculuğa çıkmak üzere. Onları İngiltere’de yepyeni bir hayat bekliyor. Nişanlılarına ya da kocalarına kavuşmayı iple çeken bu kadınların tek ortak noktaları, savaş zamanında kalplerini Avustralya’da konuşlanmış İngiliz askerlerine kaptırmış olmaları.

    On altı yaşındaki çiçeği burnunda gelin Jean, mütevazı bir çiftçinin kıvrak zekâlı kızı Maggie, varlıklı ailesiyle gösteriş yapan Avice ve sessiz, melankolik hemşire Francis… Altı haftalık okyanus serüveninin, hayatlarını sonsuza dek değiştireceğinden ne bu dört kadının ne de gemideki diğer gelinlerin haberi var. Yine de hepsinin gözleri önünde bir gerçek duruyor: Bazen önemli olan varılacak nokta değil yolculuğun kendisidir…

    “Bu kızlar bir harika… Sonunu deliler gibi merak edip uykusuz kalacaksınız!”
    -Morgenpost-

    “Tıpkı okyanusun dalgaları gibi bu roman da bitmeyen bir tutkuyla yükselip alçalıyor.”
    -The Times-

    “Enerjisiyle herkesi kendine çeken Üstümüzde Gökyüzü Altımızda Deniz herkese yazdan kalma bir gün yaşatıyor.”
    -Mirror-
     (Tanıtım Bülteninden)

    2 Mart 2017

    Ay Karanlık



    Maviye,     Maviye çalar  gözlerin,     Yangın mavisine     Rüzgarda asi,     Körsem,     Senden gayrısına yoksam,            Bozuksam,     Can benim, düş benim,     Ellere nesi?     Hadi gel,     Ay karanlık...     İtten aç,     Yılandan çıplak,     Vurgun ve bela     Gelip durmuşsam kapına     Var mı ki doymazlığım?     İlle  de ille     Sevmelerim,     Sevmelerim gibisi?     Oturmuş yazıcılar     Fermanım yazar     N'olur gel,     Ay karanlık...     Dört yanım puşt zulası,     Dost yüzlü,     Dost gülücüklü     Cıgaramdan yanar.     Alnım öperler,     Suskun, hayın, çıyansı.     Dört yanım puşt zulası,     Dönerim dönerim çıkmaz.     En leylim  gecede ölesim tutmuş,     Etme gel,     Ay karanlık...                         
                                                                                                                          Ahmed ARİF

    Yaşadıklarımdan Öğrendiğim Bir Şey Var


    Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
    Yaşadın mı, yoğunluğuna yaşayacaksın bir şeyi
    Sevgilin bitkin kalmalı öpülmekten
    Sen bitkin düşmelisin koklamaktan bir çiçeği

    İnsan saatlerce bakabilir gökyüzüne
    Denize saatlerce bakabilir, bir kuşa, bir çocuğa
    Yaşamak yeryüzünde, onunla karışmaktır
    Kopmaz kökler salmaktır oraya

    Kucakladın mı sımsıkı kucaklayacaksın arkadaşını
    Kavgaya tüm kaslarınla, gövdenle, tutkunla gireceksin
    Ve uzandın mı bir kez sımsıcak kumlara
    Bir kum tanesi gibi, bir yaprak gibi, bir taş gibi dinleneceksin

    İnsan bütün güzel müzikleri dinlemeli alabildiğine
    Hem de tüm benliği seslerle, ezgilerle dolarcasına
    İnsan balıklama dalmalı içine hayatın
    Bir kayadan zümrüt bir denize dalarcasına

    Uzak ülkeler çekmeli seni, tanımadığın insanlar
    Bütün kitapları okumak, bütün hayatları tanımak arzusuyla yanmalısın
    Değişmemelisin hiçbir şeyle bir bardak su içmenin mutluluğunu
    Fakat ne kadar sevinç varsa yaşamak özlemiyle dolmalısın

    Ve kederi de yaşamalısın, namusluca, bütün benliğinle
    Çünkü acılar da, sevinçler gibi olgunlaştırır insanı
    Kanın karışmalı hayatın büyük dolaşımına
    Dolaşmalı damarlarında hayatın sonsuz taze kanı

    Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
    Yaşadın mı büyük yaşayacaksın, ırmaklara, göğe, bütün evrene karışırcasına
    Çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır
    Ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana.

    23 Şubat 2017

    Bay Mucize


    Debbie Macomber’dan masal tadında bir roman daha…

    Kılavuz melek Harry, yirmi dört yaşındaki Addie’ye yardımcı olma göreviyle dünyaya gönderildiğinde, buranın ne kadar karışık bir yer olduğundan ve duygularla mücadele etmenin zorluğundan habersizdi...

    Addie ise yaşadığı hayal kırıklıklarının ardından ailesinin evine dönmek zorunda kaldığında, çocukluk aşkı Erich ile yeniden karşılaşacağını bilmiyordu. Geçmişinde onun kalbinde yaralar açan Erich’in değişimi karşısında kayıtsızlığını koruyabilecek miydi?

    16 Şubat 2017

    Çatal


    Merhaba sevgili dostlarım nasılsınız? Bugün annem geldi, benden mutlusu yok. Birlikte pazara çıktık. Yemek hazırladık. Şimdi de film seyrediyoruz. Çatal tarifini sömestr tatilinde denedim, başarılı oldu. Şimdi tarifi veriyorum.

  • 125 gr tereyağı (oda sıcaklığında)
  • 1 çay bardağı sıvıyağ
  • 2 yemek kaşığı yoğurt
  • 1 yemek kaşığı toz şeker
  • 1 tatlı kaşığı tuz
  • 1 yemek kaşığı sirke
  • 1 tatlı kaşığı mahlep
  • 1 paket kabartma tozu
  • 2,5 su bardağına yakın un
  • Üzeri İçin:
  • Yumurta sarısı
  • Çörek otu

  • Derin bir kaba 125 gr tereyağı koyun. Üzerine 1 çay bardağı sıvıyağ, 2 yemek kaşığı yoğurt, 1 yemek kaşığı toz şeker, 1 tatlı kaşığı tuz, 1 yemek kaşığı sirke ve 1 tatlı kaşığı mahlep ekleyin. Eliniz ile güzelce karıştırın. Daha sonra azar azar 2,5 su bardağına yakın un koyup, ele yapışmayan yumuşak bir hamur elde edene kadar yoğurun.Pastane usulü çatal kurabiyeler piştikten sonra fırından çıkartıp, soğumaya bırakın. Daha sonra servis edebilirsiniz.
    Afiyet olsun!

    Yeniden görüşünceye dek dostça, sevgiyle kalın!

    7 Şubat 2017

    Gelin Çantası


    Yeniden merhaba dostlarım. Bu tarif ev sahibimin gelini Bilge abladan. Çok pratik ve lezzetli bir tarif. Bilge abla bir tabak gelin çantası verdi bize. Tadı çok güzeldi. Annem tarifini aldı, sömestr tatilinde komşuları gelecekti. Yaptı. Yalnız annem bu tarife tatlı lor da ekledi. Çok hafif oldu. Mutlaka denemelisiniz. Tarifi veriyorum.
    Hamuru için:
    1 yumurta
    1 kahve fincanı sıvıyağ
    1 paket vanilya
    1 çay kaşığı kabartma tozu
    1 su bard. süt
    1 su bard. un
    2 çorba kaşığı kakao

    Yağ sürdüğümüz tavaya birer kaşık hamur koyuyoruz, bir tarafını iyice pişiriyoruz. Pancake gibi.

    Kreması için:
    1 çay bard. süt
    1 paket krem şanti
    3 çorba kaşığı tatlı lor
    Biraz süt
    2,5 çorba kaşığı kırılmış fındık

    Krema karışımı hazırlanır ve pancake boyutundaki hamurların arasına konur. Afiyetle yenir.
    Yeniden görüşünceye dek dostça kalın!










    Müjdeli Haber


    Merhaba dostlarım, nasılsınız? Dilerim çok iyisinizdir. Ben de iyiyim. Pazar günü A101'e gittim, bir ne göreyim Dr Oetker ekmek karışımı çıkarmış. Kendine yakışanı yapmış. Çok mutlu oldum. A101'de o gün üç çeşidi vardı. Ben üçünden de birer kutu aldım. Dün de unutup ekmek aldım. En kısa zamanda ekmek karışımlarından birini deneyeceğim. Dr Oetker'in web sitesine girdiğimde dört çeşit ekmek karışımı çıkardığını gördüm. Bende olmayan çeşidi çok tahıllı karışım. Kısa bir süre sonra birçok markette ekmek karışımlarını göreceğimizden eminim. Benden şimdilik bu kadar dostlarım, yeniden görüşünceye dek sevgiyle kalın!

    5 Şubat 2017

    Tatil Bitti


    Merhaba sevgili dostlarım, nasılsınız? Dilerim çok iyisinizdir. Misi ile ben de iyiyiz. Günler büyük bir hızla gelip geçti. Tatil bitti. Annemden ayrılmak çok zor geldi. Dün gitme zamanı gelince Misi'yi kutusuna koyduk. Kıyametler koptu. Tamam biliyorum kutuya girmeyi sevmiyor. Yolculuk yapmayı sevmiyor ama annemden dönerken o bağırışları benim yüreğimi parçalıyor. Zaten eve dönmek zor geliyor bir de Misi'nin protestosu  beni benden alıyor. Çok üzülüyorum.
    Neyse annemle vedalaştık. Yola koyulduk. Eve geldik. Misi'yi kutudan çıkardım, mutlulukla mır mır dolaştı. Evimi özlediğimi fark ettim. Yemek yedikten sonra ev sahiplerimi ziyarete gittim, onları çok özlemişim.
    Bugün de temizlik yaptım, dışarıya çıkıp alışveriş ettim. Gelip banyomu yaptım. Gazete keyfi yaptım.
    Üç günlük plan hazırladım. Biraz Misi ile oynadım. Telefonda sık sık annişimle konuştum.
    Bende durum bu. Yeniden görüşünceye dek dostça kalın!

    15 Ocak 2017

    Tatile Beş Kala


    Sevgili dostlarım merhaba, nasılsınız? Dilerim çok iyisinizdir. Biz iyiyiz. Annem Pazartesi günü bize gelmişti. Salı ve Çarşamba kar tatili oldu. Hafta sonu da derken doya doya sohbet ettik, dışarı çıktık. Misafirliğe gittik, faturaları ödedik. Temizlik yaptık, tatil yaptık. Çok güzel zaman geçirdik.
    Annemi bugün öğleden sonra yolcu ettim. İçimde bir burukluk oluştu. Misi de ilgi istedi, kırmak istemedim, oyun oynadık. Şimdi sömestr tatilini iple çekiyorum çünkü Allah izin verirse annemle daha çok zaman geçireceğiz. Ama o zaman da iyice alışacağım için dönmek zor gelecek. Misi'ye gelince kutusuna girmeyi, yolculuk yapmayı hiç sevmediği için anneme giderken de eve dönerken de mızıldanacak. Yavrum öyle sakin ki yolculuk ederken hiç gıkı çıkmıyor. Allah ömrünü sağlığını versin bebişime. Allah anneme de sağlığını, ömrünü versin elbette.
    Misi'nin yukarıdaki fotoğrafını çok sevdim, siz dostlarımla paylaşmak istedim.
    Sevgili dostlarım yeni yılınızı buradan kutlayacağımdan çok emindim ama evdeki hesap çarşıya uymadı. Onu da anlatayım. 30 Aralık'ta okullar tatil oldu. Ben de sabahtan yola çıkıp annişime gittim.
    Annişim simit, tatlı lor almıştı, çayımızı içtik. Bol bol sohbet ettik. Annemle anlaşmış, şarap almıştık.
    Yeni yılımızı ikimiz geçirecektik. Gündüz sinemaya gitmeye, akşam da yemekte spagetti yapmaya karar vermiştik. Tatlı olarak ta annem kabak tatlısı yapacaktı. Yaptı da. Annem kereviz salatası ile zeytinyağlı bakla da yapmış, bana sürpriz oldu. Her neyse ertesi gün annemle hazırlanıp çıkacağız.
    Öğle yemeğini dışarda yiyip sinemaya gideceğiz. Güldal ablam aradı. Dakikalarca konuştuk. Ablam bu havada ne sineması diye konuşuyor. Bir anlam veremedik. Çünkü Akçay'da kar yoktu. Ablam görüntülü konuşma yapmak istedi, biz konuşurken kapı çaldı. Bir de açtım ki Fikriye. "Fikriye sen misin, evet sensin" demişim. Ben şok şok şok! Meğerse Fikriye ablama haber vermiş, adresi almış ve gelmiş. Ablam da durumu bildiği için bizi oyalamaya çalışıyormuş. Fikriye mi kim? Fikriye çok eski dost, annemin manevi kızı. Fikriye ile 1996 yılında tanıştık. Yani 20 yıldan fazla bir süredir tanışıyoruz. Annemin eski iş arkadaşı. Bütün aileyi tanıyor, seviyor. Biz de onu seviyoruz.
    Fikriye kahvaltı ettikten sonra yeni yılı dışarda karşılamak istediğini söyledi, onu evde kalmaya ikna etmeye çalışsak ta o bizi ikna etmeyi başardı. Ayvalık'a gittik. Çay, kahve içtik. Mekan arayışına girdik. Her yer dolu. Yeri olan mekanlarda da fasıl var, onu da biz istemiyoruz. Yunan müziği çalınan bir mekan ile rezervasyon yapıldı. Oraya giderken tarihi dokulu bir mekan gördük, içeri girdik. Bayıldık, mekan çok güzel, çok sıcaktı. Sıcak şarap ta vardı. Biz üçümüz sıcak şarap içtik.
    Öteki yer ile yaptığımız rezervasyonu iptal ettik. Ve yeni keşfettiğimiz mekanda kaldık. Sonradan öğrendik ki bulunduğumuz yerde de fasıl varmış. İş işten geçti tabii. Ama fasıl başlayana kadar çalan müzikler bizi mest etti. Benim mutlu çocukluğumun müzikleriydi çalanlar. Biz yemek yerken mekan doldu, fasıl başladı. Biz 22.30 gibi mekanı terk ettik.Yeni yıla evimizde girdik. Çok güzel bir yeni yıl geçirdik, ertesi günü geç uyandık. Bol bol sohbet ettik, kahvaltı ettik. Sonra Fikriye birazcık uyudu, uyandı. Annemle birlikte beni Akçay otogarına bıraktılar. Vedalaştık. Aynı akşam geç vakitte Fikriye'nin uçağı vardı. Evet Fikriyecim Perşembe günü elektrikler kesilmeden önce rezervasyon yapmış, araba kiralamış. Cumartesi günü öğleye doğru gelebilmişti, uçak rötar yapmış. Yoksa daha önce bizde olacakmış. Doğaçlama bir yeni yıl geçirdik, yüreğine sağlık arkadaşım, bizi inanılmaz mutlu ettin, en güzeli seninle birlikte olmak, doya doya sohbet etmekti.İşte düşünülmeyen bir durum olunca düşünülenler unutuldu. Durum bu.
    Sevgili dostlarım şimdilik benden bu kadar, yeniden görüşünceye dek dostça, sevgiyle kalın!



    Kumandanın Aşığı


    Aşk için neleri göze alabilirsiniz?

    1939 yazı. On dokuz yaşındaki Yahudi Emma Bau'nun hayatı Nazilerin Polonya'yı işgal etmesiyle bir gecede altüst olur. Üniversite kütüphanesindeki işinden ayrılmak zorunda kalır ve altı haftadır evli olduğu kocası Jacob direniş örgütüne katılmak için kaçar. Gettodaki ailesinin yanına giden Emma direniş örgütü tarafından gettodan çıkarılır ve sahte bir kimlikle kocasının teyzesinin yanında yaşamaya başlar. Anna Lipowski adında bir Hıristiyan olarak hayatını devam ettirmeye çalışan Emma'nın yaşamı, Nazi komutanı Richwalder'le tanıştığında daha da tehlikeli bir hal alır. Emma'dan etkilenen kumandan ondan sekreteri olmasını ister. Nazi üssünde çalışmaya başlayan Emma'dan direniş için bilgi toplaması istenir, genç kadın da bunun için her şeyi yapmaya hazırdır. Ama bu görevin evliliğini ve hayatını riske atacağının henüz farkında değildir. Emma, ailesinin, kocasının ve halkının hayatını tehdit eden bu adama âşık olmaya başladığını fark ettiğinde ise iş işten geçmiş olacaktır.

    "Göz kamaştıran bir sadelikle yazılmış, insanın nefesini kesen bir roman. Romantik tarihsel kitapların en iyilerinden."
    -Publisher's Weekly-

    "Pam Jenoff hayal dahi edilemeyecek bir durumda yaşayan insanların portresini etkileyici bir şekilde çiziyor."
    -Booklist-
    (Tanıtım Bülteninden)

    5 Ocak 2017

    Küçük Fransız Pansiyonu


    Emmy ve erkek arkadaşı Nathan huzurlu bir tatil geçirmek üzere yeşillikler içindeki La Cour des Roses'a gelmişlerdir. Bu tatil, monotonlaşan ilişkilerine yeni bir heyecan kazandıracaktır. Ama olaylar hiç de Emmy'nin beklediği gibi gelişmez. Nathan ev sahipleri Rupert'ın seksi karısıyla kaçmış, geçirdiği ağır hastalığın üzerine karısı da kendisini terk eden Rupert ise pansiyonun işlerini yürütemez hale gelmiştir. Ona yardım eli uzatan Emmy olur. Emmy bu davranışıyla insanların kalbini kazanır ve kendini yeni bir arkadaşlık ortamında bulur. Bu arada ateşli bahçıvan Ryan ve sinir bozucu (ya da muhteşem) muhasebeci Alain arasında kalan Emmy'yi çok daha zor bir ikilem beklemektedir: Tatil için geldiği bir yerde arkadaşlarını, ailesini ve bütün kariyerini terk ederek yeni bir hayata başlamak ya da İngiltere'ye geri dönmek. Emmy bu zor ikilemi çözmeye çalışırken La Cour des Roses'un muhteşem verandasında ona katılmayı çok isteyeceksiniz. Yurtdışında büyük ilgi gören La Cour des Roses serisinin bu ilk kitabından sonra geçtiğimiz günlerde serinin ikinci kitabı "Küçük Fransız Pansiyonuna Dönüş" İngilizce baskısıyla okuyucuların beğenisine sunuldu. Türk okurları önümüzdeki aylarda ikinci kitabı da okuma fırsatı bulacaklar.
    (Tanıtım Bülteninden)