23 Eylül 2017

Kaygına Aldanma


Kaygı üzerine yazılmış en iyi kitapla karşınızdayız. Süregelen, acı veren ve sizi zehirleyen kaygıya bir son vermek için ihtiyacınız olan her şey bu kitapta. Carbonell olabildiğince açık, basit ve mantıklı bir şekilde bugüne kadar neden kaygılarınızı kontrol altına alamadığınızı anlatıyor. Siz ondan kurtulmaya çalışırken, onun sizi nasıl kandırdığını etraflıca açıklıyor. Kaygıdan mustaripseniz ya da bu sorunu yaşayan bir sevdiğinize yardımcı olmak istiyorsanız veya danışanlarınıza yeni bir bakış açısı sunmak isteyen bir profesyonelseniz bu kitabı okuyun.
Dr. Carbonell insan zihninin akıllı ve önyargısız bir gözlemcisidir ve hepimiz onun öğretilerinden faydalanabiliriz. Bu kitabı elinize alma cesaretini göstererek ilk adımı attınız. Çıktığınız bu yolculuğun temposunu kendinize göre ayarlayın; kendinizi daha kitabı bitirmeden başkalarına tavsiye ederken bulacaksınız.

(Tanıtım Bülteninden)

20 Eylül 2017

Günler Geçip Giderken


Merhabalar dostlarım nasılsınız?  Dilerim çok iyisinizdir. Misi ve ben iyiyiz. Annem beş gün içerisinde iki kez migren ağrılarıyla boğuştu. Şimdi daha iyi. Pazartesi gününün gelmesini hiç mi hiç istemiyordum. Cumartesi gününden itibaren tevekkül duygusu ile tanıştım. Gelmesini hiç istemesem de zaman yaklaşınca durumu kabullenir oldum. Yine de Pazartesi günü olmasın istedim ama ne yazık ki böyle bir olanak yok. Benim için okulların açıldığı Pazartesi kabusun başladığı gündü. Aslında günler önceden o kabusu görmeye başladım. Korktuğum kadar değildi.  Çocuklar da yavaş yavaş alışıyorlar. Şimdilik durum bu. Yeniden görüşünceye dek sevgiyle, dostça kalın!

*Aşkım  kızımın en sevdiğim fotoğraflarından birisi.

Eğer İnanırsan

Gerçek özgürlük, yüreğinin sesini dinleyebilmektir…


Yaşadığı elma çiftliğinden bir adım bile uzaklaşamayan güzel ve hüzünlü Mariah ile gittiği hiçbir yerde birkaç günden fazla kalamayan yakışıklı, umursamaz serseri Deli Fişek; birbirlerinden çok farklı iki insanın yollarının kesiştiği yerde doğan bir aşkın hikâyesi…
Mariah küçük yaşta evden ayrılmış, aşkın en acı verici haliyle tanışmış ve ailesinin yanına geri dönmek zorunda kalmıştır. Yüzleşemediği gizli geçmişi onu çiftliğin çitleri arasına hapsetmiş, hayatın renklerinden, duygulardan uzak tutmuştur. Kendine geçici bir iş arayan Deli Fişek çiftliğe geldiğinde ikisinin de aklının ucundan bile geçmeyecek bir şey olur ve aşk mucizevi bir şekilde kalplerini ele geçirir. Mor yıldız çiçeklerinin, kızarıp olgunlaşmış elmaların, sonbahar rüzgârlarının arasında gizli buluşmalarla, kaçamak dokunuşlarla yaşanan tutkulu bir aşktır onlarınki. Ama Deli Fişek gibi gezgin ruhlu bir adam için özgürlüğünden vazgeçmek çok zordur. Bir tarafı kalmak istese de bunu aşk uğruna bile yapabileceğinden emin değildir. Böylece iki sevgili, hüzünlü bir yol ayrımına gelir.
Aşkın insanın hayatına anlam katan güzelliğine, verdiği cesarete ve güce dair yürek burkan, şaşırtıcı bir roman…

 “Hannah bu hikâyeyi samimiyetle, şefkatle ve canlı detaylarla yaratmış. Karakterlerini, özellikle de karanlık geçmişine rağmen dimdik ayakta duran, inançlarına tutunan Mariah karakterini sevmemek imkânsız.”
-Publishers Weekly-

“Karakterlerinin ruh hallerini ve duyguları resmetmekte Hannah’nın üstüne yok.”
-The Washington Post Book World-

(Tanıtım Bülteninden)

* Ben Temmuz ayı Milliyet kitap ekinde bu kitabı görmüştüm ama bulamamıştım. İki aydır bu kitabı iple çekiyordum ki nihayet çıkmış.



5 Eylül 2017

Diplomatın Karısı


Böyle bir hayat değildi beklediğim. Ama hayat dediğin böyleydi.” 

1945. Nazi hapishanesinde işkencelere maruz kalan Marta Nedermann, hayatta kaldığı için şanslıdır. Yaşadığı korkunç şeylerin ardından iyileşmeye çalışırken ona mutlu bir gelecek vadeden Paul adlı Amerikalı bir askerle tanışır. Ama askerin bindiği uçak kaza yapınca Londra’da bir araya gelip evlenme planları suya düşer.
Paul’ün ölümüyle perişan olan ve üstüne üstlük Paul’den hamile olduğunu öğrenen Marta, kendisine Dışişleri Bakanlığı’nda sekreterlik işi ve evlilik teklif eden İngiliz bir diplomatla evlenip bir yuva ve aile sıcaklığını az da olsa tadar. Ama İngiliz istihbaratına bir casusun sızdığını ve geçmişiyle bağlantısı bulunan bu haini bulabilecek tek kişinin kendisi olduğunu öğrendiğinde hayatı tamamen değişecektir…

Çok satanlar arasına giren Kumandanın Âşığı’nın devamı olan bu dramatik kitapta Pam Jenoff, huzurun her an bozulabildiği ve paranoyanın artmaya başladığı bir dönemi anlatıyor.

“Sırlar, yalanlar, ihanet ve tutku… Bu kitabı öyle hızlı okudum ki…”                                                                                        
-Christina Barker Kline-

“Aşırı derecede merak uyandırıcı… Hikâye daha ilk sayfadan okuru ele geçiriyor ve atmosferiyle büyülüyor.”
-Margaret Leroy-

“Jenoff olay örgüsündeki sayısız dönüm noktasıyla ve birden fazla kez ağlatabilecek kadar inişli çıkışlı duygusal tarafıyla kitabının bir solukta okunmasını sağlıyor.”
-Romance Dish-

(Tanıtım Bülteninden)

*Yazarın "Kumandanın Aşığı" adlı kitabı çok güzel ve çok sürükleyiciydi. Yeni kitabının konusu da çok güzele benziyor. En kısa zamanda edineceğim.

4 Eylül 2017

Herkes Beğendi


Merhaba sevgili dostlarım nasılsınız? Misi ile ben Cumartesi gecesi Bigadiç'e hiç  istemeden döndük.
Misi ve ben strese girdik. Dün ve bugün Misi saatlerdir annemin yatağında. Acaba benim dönmek istemediğimi anladığı için mi o da gitmek istemedi? Olabilir.
Bu tarifi çok uzun zaman önce Can Etili'den almıştık. Aslında ıspanak ile pişiriliyor. Annem börek yapmak için ot kavurunca bu yemeği de yapmasını istedim. Kırmadı, yaptı. Tarif çok basit.
1 demet sirken otu ile 1 demet kızılbacak soğan ile kavrulur. Pul biber, tuz, karabiber konur.  Borcama konur. Kötte içi hazırlanır. Simit şekli verilerek kavrulmuş otun üzerine yerleştirilir. Fırında pişirilir. Köfte pişmek üzere iken
ortasına 1'er yumurta kırılır.  Kaç tane simit köfte varsa o kadar yumurta kırılır. Yumurta pişince yermek fırından çıkarılır, afiyetle yenir.
Yeniden görüşünceye dek sevgiyle kalın dostlarım!

* Fotoğrafları iphone ile çekiyorum, paylaşıyorum. Bilgisayara aktarırken düz duruyor. Ama bloğumda paylaştığımda yan çıkıyor. Düzeltemiyorum.

18 Ağustos 2017

Mercimekli Köfte


Merhaba sevgili dostlarım nasılsınız? Dilerim çok iyisinizdir. Biz mi? Biz de iyiyiz. Bigadiç'e dönmemize 15 gün kaldı. Bu nedenle biraz buruğum. Misi henüz hiçbir şey bilmiyor. O da gitmeyi istemeyecek. Ama şimdilik yapabilecek hiçbir şey yok. Kaç gündür canım mercimekli köfte istiyordu. Annem kırmadı yaptı. Ben de yoğurdum, şekillendirdim. Ve çayın yanında afiyetle yedik. 
Mercimekli köfte tarifini veriyorum, ben annemin yanında durdum, yapılışını öğrendim. 
Malzemeler
1 kupa kırmızı mercimek
2 kupa çiğ köftelik bulgur
 1 demet maydanoz
2 dal  taze soğan
Özel istek üzerine biraz reyhan, roka
1/2 çay kaşığı kimyon
Karabiber
tuz
pul biber
2 çorba kaşığı salça
1 çay bardağından biraz fazla sıvıyağ
3 orta boy kuru soğan
Biraz sızma yağ
Yapılışı: Mercimek ayıklanır, koyu boza kıvamına gelene dek haşlanır. Bulgur ıslatılır. İkisi karıştırılır. Soğan kavrulur, salça ve baharatlar eklenir. Ocak kapatıldığında karışımın içine biraz sızma yağ eklenir. Yeşillikler doğranır. Bütün malzemeler karıştırılır, yoğrulur. Şekil verilir. 
Afiyetle yenir. Sevgili dostlarım yeniden görüşünceye dek sevgiyle kalın!









16 Ağustos 2017

Erikli Kek


Merhaba sevgili dostlarım, nasılsınız? Biz iyiyiz. Şu an'da annemle arka balkonda çay keyfi yapıyoruz. Sizler neler yapıyorsunuz? Dilerim keyifler yerindedir. Ben geçen gün erikli kek yaptım. 
Annem, komşumuz Şeref abi çok beğendiler. Tarifi sizlerle paylaşıyorum. Tarife 1 çay bardağı da fındık ekledim. Çok güzel oldu. Bir de ben pudra şekeri kullanmadım çünkü kek yeterince tatlı.

  • 2 tane yumurta
  • 1,5 su bardağı toz şeker
  • 1,5 çay bardağı yoğurt
  • 1 su bardağı sıvı yağ
  • 1 su bardağı süt
  • 1 paket kabartma tozu
  • 1 paket vanilya
  • 2,5 su bardağı un
  • 500 gram siyah erik
Üzeri için; Pudra şekeri
Öncelikle yumurtayı ve şekeri 5 dk boyunca mikserle çırpın. Ardından diğer malzemeleri sırasıyla ekleyin. En son un, kabartma tozunu ekleyin ve karıştırıp yağlanmış fırın tepsisine dökün. Erikleri dilim dilim doğrayıp hamurun üzerine sırasıyla dizin. 175 derecelik fırında pişirin. Fırından çıkıp soğuduktan sonra üzerine pudra şekeri serpip servis yapabilirsiniz.                                                    Sevgili dostlarım yeniden görüşünceye dek sevgiyle kalın!



14 Ağustos 2017

Yasak Meyve

 
Gökten üç elma düşmüş; biri sana, biri bana, biri de bizi ayırana…
 
Sıra dışı bir güzelliği olan Lottie, küçük bir sahil kasabasında yaşayan Holden ailesinin himayesi altında, evin büyük kızı Celia’yla kardeş gibi büyümüştür. Sakin ve düzenli hayatları kasabadaki büyüleyici Arcadia Evi’ne bohem sanatçıların taşınmasıyla değişmeye başlar. Kasabalılar tarafından skandal sayılabilecek bir dizi olay yaşandıktan sonra Celia okumak için evden ayrılır. Ancak Celia’nın kolunda nişanlısıyla kasabaya döndüğü gün, en yakın arkadaşı Lottie’nin yüreğinin felaketi olur…
İki arkadaşın yollarının ayrılmas
ından elli yıl kadar sonra Arcadia Evi’ni yenilemek için kasabaya Daisy adında genç bir kadın gelir. Daisy terk edilmiş, bebeğiyle yapayalnız kalmıştır. O güzel evin büyüsüne kapılan genç kadın hem bir anne olarak güçlü olmayı ve yeniden sevmeyi hem de büyük bir aşkın yürek sızlatan sırlarını keşfedecektir.
Denizden esen rüzgârlar gibi, taze elmalar gibi kokan, insanı aşka davet eden, gülümseten ama bir o kadar da hüzünlendiren unutulmaz bir hikâye…
 
 
“Kalbi romantizmle, entrikalarla, ihanetlerle çarpan bir roman...” 
-Woman & Home-
 
“Moyes aşkta kayıpların, kaçırılan fırsatların, değişen ailelerin ve çalkantılı dostlukların destanını müthiş bir dille kaleme almış.” 
-Booklist-
 
“Güneş ışıldamıyor olsa bile bu kitap kalbinizi aydınlatacak…” 
-Good Housekeeping-
*Yağmurdan Kaçarken'in hemen ardından "Yasak Meyve" çıktı. Umarım hepimiz beğeniriz.
(Tanıtım Bülteninden) 

6 Ağustos 2017

Börülce Salatası
















Merhaba sevgili dostlarım, nasılsınız? Dilerim çok iyisinizdir. Biz de iyiyiz. Son zamanlarda blogum kitap blogu olmaktan çıktı, yemek bloguna döndü değil mi, eski zamanlardaki gibi. Yeni çıkan, okuduğum kitapları siz dostlarımla paylaşmaktan çok hoşlanıyorum. Ama bu blogu yalnızca kitap blogu haline getirmek te doğru olmaz, değil mi?
Bugün öğleyin annemin dün yaptığı börülce salatasını yedik, lezzeti enfess. Anneciğimin eline sağlık. Yapımı çok kolay. Tarifi veriyorum.
1/2 kg börülce ayıklanır, haşlanır. Daha sonra sirke, 2-3 diş sarımsak, sızma yağ ve tuz eklenir, karıştırılır. Servis edileceği zaman domates doğranır, eklenir. Afiyetle yenir. Yeniden görüşünceye dek sevgiyle kalın dostlarım!


3 Ağustos 2017

Sosyete Mantısı



Merhaba sevgili dostlarım, nasılsınız? Ben doğrusunu isterseniz tatilin süresi azaldıkça üzülüyorum.
Evvelki yıl ve geçen yıl Eylül seminerlerinden sonra yine tatil yapmıştık. Bu yıl ekstra tatil yok, hüzünleniyorum. Misi'nin bundan haberi olsa eminim o da üzülür. Balkondan içeri girdiği mi var?Benim evimde de balkon var  üstelik Misi'nin emrinde ama bence Misi bu balkonları özellikle de ön balkonu daha çok seviyor.
Eylül ayına girince 10 aylık maraton biz öğretmenleri bekliyor olacak. İnşallah 2018 yazına girerken benim iradem dışında gelişen radikal bir değişiklik olmazsa il içi tayin için başvuracağım. Şimdiden onun coşkusu sardı yüreğimi. İki yıl önce ilk kez il dışı tayin istemiştim. Olumlu sonuçlanmıştı. Daha sonra da ilk kez il içi atama isteyeceğim, bakalım ne olacak? İl dışında 41tercihin hepsini yapmak zorundasın. İl içi tayinde ise 1 tercihte de bulunabilirsin 10 tercihte de. Sana kalmış.
Evet gevezelik yaptığımın farkındayım. Bugün siz dostlarımla sosyete mantısının tarifini vereceğim. Mutlaka deneyin, çok lezzetli oluyor. Tarife geçiyorum.
Malzemeler
200 gr kıyma
1  büyük boy soğan
tuz, karabiber
2 yufka
sarımsak
yoğurt
pul biber, sıvı yağ
et suyu
Yapılışı: Kuru soğan rendelenir, kıyma ve baharatlar konur. Yufkaya hazırlanan kıyma eklenir. Yufka rulo yapılır, yumurta fırçası ile sıvı yağ sürülür. Ve rulo mantı bıçakla 2-3 cm kadar kalınlıkta kesilir. Tepsi ile fırına atılır, pişirilir. Kızarınca üstüne daha önce hazırlanan et suyu dökülür. 10 dk kadar pişirilir. Fırından çıkarılır, tabaklara alınır. Üstüne sarımsaklı yoğurt konur. Pul biberli yağ üstüne dökülür, afiyetle yenir. Çok pratik bir tarif değil mi?
Yeniden görüşünceye dek hoşçakalın!





27 Temmuz 2017

Çam Yeşili Sokağı


Sevgili Okur,
Bilin bakalım ne oldu…
Âşık olacak gibiyim! Hem de Mack McAfee’ye. Hatırlarsınız, minik bebeğim Noelle’le geçen bahardan beri Mack’in komşusuyuz. Tabii şüphelerim de yok değil, bildiğiniz gibi söz konusu erkekler olunca pek harika kararlar verdiğim söylenemez. Bebeğimin babası bunun en güzel örneği. Velayet davası açarsa diye de ödüm patlıyor. Ah, bu arada söylemeyi unuttum; yeni evimde bulduğum İkinci Dünya Savaşı’ndan kalma mektuplar beni bambaşka bir dünyaya götürdü. Mack’le onları yazan askerin ve “hayatımın aşkı” dediği kadının kim olduğunu bulmaya çalışıyoruz, epey yol kat ettik. Bir ara uğrayın da soğuk çay eşliğinde mektupları okuyalım. Hem ortak arkadaşlarımızın adadaki maceralarını da bir bir anlatırım. Belki sevgili Mack de bize eşlik eder. Bekliyoruz.
Mary Jo Wyse
Cedar Cove, Washington
(Tanıtım Bülteninden)

Sevgili dostlarım bu kitabı sizlerle paylaşmayı unuttum, çok özür dilerim. Şu anda bu kitabı okuyorum. Yine müthişşş, Debbie Macomber kitaplarının hangisi kötü olabilir ki? Bundan sonraki Cedar Cove romanının adı Mimoza Caddesi imiş. Daha sonra çıkacak. Yeniden görüşünceye dek sevgiyle kalın!

Erik Şurubu

 
Merhaba sevgili dostlarım, nasılsınız? Dilerim çok iyisinizdir. Biz de iyiyiz. Sıcaklarla boğuşuyoruz. Akşamüstü  hava değişti, yağmur yağdı. Hava serinledi, çok güzel oldu. İstanbul'da oturan dostlarıma çok geçmiş olsun, yarım saatte ortalık mahvolmuş, haberlerde izledik. Annem ilk kez geçen hafta kırmızı erik aldı, Anjelik'ten küçük. Erik suyu yaptı, çok lezzetli oldu. Üstelik çok  doğal ve sağlıklı da. İlk olarak annemin komşusu Serpil abla yapmış, ikram etti, çok hoşuma gitti. Sonra annem de yaptı. Bitirdik, bu hafta da yaptı annişim. Severek içiyorum. Çok hafif, şekeri de az. 
Tarifini veriyorum. 1 kg kırmızı erik 3-4 litre su ile kaynatılır. 1/2 su bardağı şeker eklenir. 
Daha sonra başka bir tencereye suyu süzülür. Posası ezilerek süzülen erik suyuna eklenir. 
Erik suyu soğutulur, buzdolabına konur. Afiyetle içilir. Mutlaka deneyin, yapmazsanız, içmezseniz eksiklik olur. Yeniden görüşünceye dek sevgiyle, dostça kalın!


24 Temmuz 2017

Pratik Bir Yemek


Merhaba sevgili dostlarım, nasılsınız? Dilerim iyisinizdir. Biz de iyiyiz. Cumartesi günü cilt bakımım vardı, canım çok acıdı ama cildim tertemiz oldu. Havalar çok sıcak, Allah hepimize kolaylık versin. Allah dışarda çalışmak zorunda olanlara yardım etsin. Ben sıcaktan bunalınca duşa giriyorum, rahatlıyorum. Annem yalnızca 10 dk. için rahatlıyor. Neyse,dün annem çok pratik bir yemek yaptı. Tarife geçiyorum.
Malzemeler:
4 orta boy patates
10 tane kokteyl sosis
7-8 tane sivri biber
3 orta boy doomates
Tuz, kekik
2 diş sarımsak
Sıvıyağ

Yapılışı: Patatesler soyulur, kesilir. Tuzlanır, yağlanır, fırın tepsisine dizilir. Sosisler de çizilir, fırın tepsisine dizilir. Fırında 45-50 dk. pişirilir. Bir yandan da kabukları soyulup kesilen domates tencerede sıvıyağ ile pişirilir, kesilen sivri biberler eklenir. Rendelenen sarımsak ile biraz kekik eklenir. Fırından çıkarılan patates ve sosisler bir borcama konur. Üstüne pişen domates dökülür. Fırında biraz pişirilir. Fırından çıkarılır. Sıcak olarak servis yapılır. Afiyetle yenir. Çok lezzetli, mutlaka deneyin!
Sevgili dostlarım yeniden görüşünceye dek sevgiyle kalın!


21 Temmuz 2017

Bir Nakil Öyküsü


Merhaba sevgili dostlarım, nasılsınız? Dilerim iyisinizdir. Ben şimdi iyiyim. Dün dışarıdayken telefonum çalmış. Arayan numaraya geri döndüm. Naklimin merkezdeki bir okula yapıldığını, nakil işlemleri için Bigadiç'e gitmem gerektiği söylendi. Köydeki okula gitmekten kurtulduğum, yol parası vermeyeceğimi düşündüğüm için sevinçten havalara uçtum. Ailem, komşularımız hepimiz çok mutlu olduk. Bugün sabahtan Bigadiç'e gittim. İşlemlerimin sonuna geldik. İmzalar atılıyor. Şube müdürü bana köye gitmeye devam edeceğimi, köydeki okulun  merkezdeki okula bağlandığını söyledi. Şok oldum, başımdan aşağı kaynar sular döküldü. Hepimiz çok sinirlendik. Sonra annem her zamanki gibi beni sakinleştirmeyi başardı. Okula gittim, müdür yardımcısıyla konuştuk, dertleştik. İşlerim umduğumdan daha uzun sürdü. Ama akşam 19.00'da Akçay'a geldim. Annişle yemek yedik. Sohbet ettik. Hamiş, Burçiş okula gitmek için korkunç para dökecekmiş yollara. Sonra da Allah izin verirse seneye il içi atama için başvuracakmış. Şimdilik durum bu. Yeniden görüşünceye dek sevgiyle kalın dostlarım.


Halide Edib


Latife Hanım" kitabıyla yakın tarihimize farklı bir gözle bakmamızı sağlayan İpek Çalışlar'dan çarpıcı bir Halide Edip gerçeği!..
İşgale karşı isyanın hatibi...
1915 Ermeni tehcirinde sesini yükseltmiş; idam cezasına yüz yıl önce karşı durmuş birkaç aykırı isimden biri...
Mahatma Gandhi'nin, Bertrand Russell'ın ve Yahya Kemal'in yakın dostu...
Ali Ayet ile Hasan Zeki'nin annesi...
Yüzlerce makalenin, onlarca kitabın yazarı...
Aşkın ve hürriyetin her gün yeniden kazanılması gerektiğine inanan, dünya çapında entelektüel bir kadın, Halide Edib...

"Onunla Bayan Isabel Fry'ın evinde tanıştım ve anlattıklarını saatlerce tek başıma dinledim. 'Haremin Işığı' ile birlikte bir odaya kapatılmış Byron gibi hissetmeme neden olan o büyüleyici güzelliği olmasaydı, belki de siyasi fikirleri daha çok aklımda kalırdı. Hatıra defterime, 'Bir ceylanı andıran yumuşacık süzgün bakışları, hafifçe yukarıya kıvrılmış minik üst dudağı, ince uzun burnu ve dalga dalga bakıra çalan esmer saç örgüleri, incecik ve alabildiğine zarif endamıyla, görüp görebileceğim en enfes yaratık' diye not düşmüşüm. İnsanı altüst eden bir kadındı; bizi baş başa bıraktıklarında hafif yüzüm kızarmıştı, belki her ikimiz de biraz utanmıştık. Ancak, hemen ciddi bir sohbete girişti ve ateşli ateşli bana Jön Türkleri anlatmaya koyuldu..."
Henry W. Nevinson

İpek Çalışlar'ın, roman akıcılığında kaleme aldığı bu kitap; sabırlı, ayrıntılı bir araştırmaya, tanıklıklara, bugüne kadar gün ışığına çıkmamış mektuplara, arşiv belgelerine dayanıyor. Çalışlar, edebiyat ve siyasetle geçmiş bir ömrün karanlıkta kalmış yanlarını da içeren çalışmasıyla, "Halide Edib gerçeği"ni anlatıyor.
 

8 Temmuz 2017

Karpuz Kabuğu Reçeli


Merhaba sevgili dostlarım, nasılsınız? Dilerim çok iyisinizdir. Annem, ben ve Misi iyiyiz. Yarın sabah ben yola çıkıyorum ve İstanbul'a gidiyorum. Ablamlarla görüşeceğim, bir hafta kalıp döneceğim. Annemi ve kızımı özleyeceğim.
Annişim dün karpuz kabuğu reçeli yaptı, tadı enfess oldu. Malzemeleri göz kararı koydu. Bana da bu güzelim tarifi yayımlamak düştü. Tarife geçiyorum.
Malzemeler
Karpuz
Şeker
Su
6 adet karanfil
Yarım limon adet limon

Yapılışı: Karpuzun dışındaki yeşil kısmı zar gibi soyulduktan
sonra kabuk küpler halinde doğranır. Bir tencerede su kaynatılır, kabuklar kaynayan suya atılıp yumuşayana kadar pişirilir. Karpuz kabukları ve suyun miktarı arasındaki oran iki kat şeklinde ayarlanmalıdır.Kaynayıp yumuşayan kabukların içine bir bardak kabuğa bir bardak şeker gelecek şekilde şeker ilavesi yapılır. Karanfiller de eklenip kaynatmaya devam edilir. Reçel kıvamına gelmiş olan malzemeye yarım limonun suyu eklenerek bir iki dakika daha kaynatılıp ateş kapatılır.
Afiyet olsun! Yeniden görüşünceye dek sevgiyle kalın dostlarım!



2 Temmuz 2017

Patates Püresi


Merhaba dostlarım nasılsınız? Dilerim çok iyisinizdir. Biz de iyiyiz. Çok uzun bir süredir tarif yayımlamıyorum. Blogum neredeyse kitap bloğu haline geldi. Ama şimdi çok çok sevdiğim bir yemek tarifiyle patates püresiyle karşınızdayım. Patates püresini dün annişim yaptı. Ben de sevinçten havalara uçtum. Tarifi veriyorum.

Malzemeler:
1 kg patates
1/2 su bard. süt
50 gr tereyağı
1 tatlı kaşığı tuz
1 çay kaşığı karabiber
1 çimdik tarçın
Yapılışı: Patatesler haşlanır, kabukları soyulur. Püre haline getirilir. Süt, tereyağ, tuz, karabiber, tarçın eklenir, pişirilir. Biz dün pürenin yanına tavuk pirzola yaptık, çok yakıştı. Domatesli sosis te yakışır. Et te yakışır. Afiyet olsun, yeniden görüşünceye dek sevgiyle kalın!








22 Haziran 2017

Bayramınız Kutlu Olsun


Sevgili dostlarım Şeker Bayramı'nız kutlu olsun. Tüm sevdiklerinizle şeker tadında, sağlıklı, mutlu, umut dolu nice yıllar geçirmeniz dileğiyle! Sevgiyle, dostça kalın!

10 Haziran 2017

Blogum 11 Yaşında


Merhaba dostlarım, blogum 11 yaşına bastı, birlikte paylaşımı bol, sağlıklı, huzurlu, mutlu yıllar geçirmemiz dileğiyle!

4 Haziran 2017

Yağmurun Sesi


Merhaba sevgili dostlarım nasılsınız? Annemle ben iyiyiz. Annemdeyim, bugün öğleden sonra yola koyulup Bigadiç'e döneceğim. Burası yağmurlu, gök gürlüyor. Yağmurun sesini dinlemek çok zevkli.
Okulların tatile girmesine beş gün kaldı. Bir de seminer dönemi bitse bizim de tatilimiz başlasa çok mutlu olacağım. Bir de önümüzdeki eğitim-öğretim döneminde hangi okulda olacağım belli olursa daha da çok mutlu olacağım. Belirsizlik sıkıcı. Şu an görev yaptığım okulda kalırsam seneye tayin isteme hakkım doğacak, ben de il içi tayin isteyeceğim. Hayırlısıyla istediğim yerlerden birine dilerim tayinim çıkar. Ama müdür yetkili öğretmen arkadaşın dediğine göre bu yıl okulumuz kapanacağı için başka okula verilsem de tayin isteme hakkımı yitirmiyormuşum. Dilerim doğrudur.
Benden şimdilik bu kadar dostlarım, yeniden görüşünceye dek dostça kalın!

22 Mayıs 2017

Haftasonu Misi'yi Özledim

















Merhabalar dostlarım, hafta sonu annişimdeydim. 19 Mayıs tatil günü olduğu için sabahtan yola çıktım, annişime gittim.
Birlikte çay içtik, sohbet ettik, yemek yedik. Annemin yardımcısı da oradaydı. Akşamüstü hep beraber pazara çıktık. Döndük, sohbet ettik.
Cumartesi günü annişim saçımı boyadı, akşamüstü Novada Alışveriş Merkezi'ne gittik, Starbucks'ta kahve içtik, D&R'a gittik, Ümit Aktaş'ın "Diyabet ve Zayıflama Kürleri" adlı kitabını aldım, hemen okumaya başladım, çok beğendim. Okuyucusuyla sohbet eder gibi ve anlaşılır bir dille yazmış. Hemen tatlandırıcıları bıraktım çünkü onlar birer zehirmiş. Ekmeği bütünüyle bırakamam da sabahları bir dilim yerim. Tatlıyı ne zaman bırakırım, ilk fırsatta. Radikal bir değişim rüzgarına kapılmadan önce özlediklerimi yemek istiyorum. Örneğin ramazan pidesini çok özledim. Özlediklerime doyduktan sonra yaşam boyu sağlıklı yaşam için zayıflama kürlerine başlayacağım elbette hem de sandığımdan daha kısa bir zamanda. Benden şimdilik bu kadar dostlarım, yeniden görüşünceye dek sevgiyle kalın!


Diyabet ve Zayıflama Kürleri

91 günlük Anti-Diyabet Yaşam Programı ile Tip 2 diyabetten kurtul, insülin direncini yen ve kilo ver! Çok satanlar listesinden inmeyen İlaçsız Yaşam, Bitkisel Kürlerle İlaçsız Tedavi ve Mutluluk Kürleri kitaplarının yazarı Dr. Ümit Aktaş'tan diyabete ve fazla kilolara elveda demek isteyen herkese hediye... Öncelikle size söylenen her şeyi unutarak işe başlayın. Hayat boyu ilaca mahkûm olduğunuzu söylediler. Tip 2 diyabetin iyileşemeyeceğini söylediler. Zayıflamak istiyorsan mutlaka diyetisyene git, dediler. Bunların hepsini unutun. Sizi sağlıklı bir yaşama davet ediyorum. Anahtarı kaybettiğiniz yerde aramanız gerektiğini biliyorsunuz artık. Bu ne demek? Beslenme hataları yüzünden hasta oldunuz, kilo aldınız ve sorunu ancak beslenme modelinizi değiştirerek çözebilirsiniz. Diyabet ve Zayıflama Kürleri ile anti-diyabet beslenme modelinin detaylarını öğreneceksiniz. Diyabet ve kilo kontrolünde büyük önem taşıyan hayati yapıtaşlarını, neler yemeniz, nelerden kaçınmanız gerektiğini öğreneceksiniz. Bunları yaşamınıza uyarlamaya başladığınızda ise…

 - Kan şekeriniz düzene girecek.
- İnsülin direnciniz kırılacak.
- Kilo vereceksiniz.
- Şeker hastalığının yaptığı tahribatı durduracaksınız.
- Vücudunuza kendini onarması için ihtiyacı olan besinleri vereceksiniz.
- Tip 2 diyabetle el ele yürüyen hastalıklarla aranıza mesafe koyacaksınız.
- Hastalığın sizden çaldığı yaşam enerjiniz geri gelecek
 - Diyabetle yakından ilişkili olan o depresif ruh halinden kurtulacaksınız.
(Tanıtım Bülteninden)


16 Mayıs 2017

Dua

 













  1. Insanların daha merhametli olması için dua ediyorsanız, daha merhametli
    olun.....
  2. Insanların daha hoşgorulu olması için dua ediyorsanız, daha
    hoşgorulu olun..
  3. Insanların daha dürüst olması için dua ediyorsanız, daha
    dürüst olun..
  4. Insanların daha cömert olması için dua ediyorsanız, daha
    cömert olun..
  5. Insanların hayvanlara, çocuklara, evsizlere, yagmur
    ormanlarına, tedavisi imkansız hastalıklara yakalanmış olanlara yeniden yardım
    eli uzatmaya başlamaları için dua ediyorsanız, yeniden yardim eli uzatmaya
    başlayın..
  6. Bu dünyanın daha sağlıklı olması için dua ediyorsanız, daha
    sağlıklı olun..
  7. Bu dunyanın daha barışçıl olması için dua ediyorsanız,
    daha barışçıl olun...
  8. Olması için dua ettiğiniz şeyi olun..

Yağmurdan Kaçarken


Aşkın zaman içinde ne kadar farklı şekiller alabileceğine dair dokunaklı bir hikâye… Üç neslin hikâyesi…

Yirmi bir yaşındaki Joy, 1950’lerde Hong Kong’da yaşarken yakışıklı deniz subayı Edward’la tanışır. Başta bu genç adama âşık olma ihtimali aklının ucundan bile geçmemiştir. Fakat birbirlerinin ruh eşi olduklarını anlayan iki gencin düğün tarihi yirmi dört saat içinde belirlenir. Artık Joy da kocasıyla beraber dünyayı gezmeye başlamıştır ve çok mutludur. Ama evlilik hayatının sandığı gibi olmadığını kısa süre sonra zor yoldan öğrenecektir…

1980’lerde Joy’un kızı Kate, ailesinin yanından gizemli bir şekilde kaçar ve on altı yıl sonra onun kızı Sabine hemen hemen hiç tanımadığı büyükannesi ile büyükbabasını ziyarete gider. Çok geçmeden Kate de aralarına katılır.

Aynı çatı altında yıllar sonra ilk kez bir araya gelen üç kadının keşfedeceği çok önemli sırlar ve gerçekler vardır: Bir anne ile kızı arasındaki sevgi asla tükenmez, aşkın doğası yağmur gibidir ve kadınlar sevdikleri için en büyük zorluklara bile göğüs gerebilir.

 “Annelere, kızlarına ve âşıklara dair derin bir hikâye.”
-Daily Mail-

“Anneler ile kızları arasındaki ilişkinin kitap şekline bürünmüş hali, o kadar ustaca kaleme alınmış… Ayraç olarak mendil kullanabilirsiniz.”
-Elle-

“Duygularınızı bir hız treninden daha fazla değiştirecek.”
-Company-

“Üç güçlü kadının hayata bakış açısı ve ait oldukları nesiller inanılmaz bir ustalıkla resmedilmiş.”
-Hello!-

“Nefes kesici bir aile dramı.”
-Publishers Weekly-

“Jojo Moyes inanılmaz yetenekli bir yazar…”
-Paula McLain-

“Müthiş bir roman; zengin, derin ve harika karakterlerle dolu. Ah şu kadınlar!”
-Anne Rivers Siddons-

“Tadı damağınızda kalacak.”
-Library Journal-

“Moyes’in ince üslubu ve zarif dokunuşlarıyla leziz bir roman.”
-Publishers Weekly-

“Güçlü, gerçekçi ve sevimli.”
-Sunday Express-

“Çok büyüleyici ve dokunaklı bir hikâye.”
-Lesley Pearse-
(Tanıtım Bülteninden)

14 Mayıs 2017

Anneler Günü


Sevgili anneler hepinizin Anneler Günü kutlu olsun. Sevgiler, saygılar.

Bütün Kızlar Toplandık


Merhaba sevgili dostlarım nasılsınız? Dilerim çok iyisinizdir. Ben, Misi, annem ve ablalarım hepimiz çok iyiyiz. Geçtiğimiz hafta Cuma gününü iple çektim. Çünkü anneme gidecektim, ablalarımla buluşacaktım. Cuma günü geldi, yola koyuldum veee akşam annemle ablacıklarıma kavuştum. Bütün kızlar toplandık ama yıpranmadık. ;)) Çok güzel iki gün geçirdik. Cuma günü akşamı balkonda doyasıya sohbet ettik. Dün sabah enfess bir  kahvaltı ve kahve faslından sonra Ayvalık'a gittik, çok güzel zaman geçirdik. Gezindik, yemek yedik, çok şirin bir kafede buz gibi bir limonata içtik.
Akşam eve döndük, kahve içiminden sonra Anneler Günü kutlaması için dışarıya çıktık, yemek yedik. Oldukça geç bir saatte evimize döndük. Annişimle Güldal ablamın Anneler Günü'nü kutladık, sohbet muhabbet ve tumba yatak. Bugün yine çok güzel bir kahvaltıdan ve kahve içiminden sonra
yola koyulduk. Uzun ve keyifli bir öğle yemeğinden sonra yine yola koyulduk. Annem ve ablalarım beni evime kadar getirdiler. Aytül ablam hiçbir evimi görememişti, Güldal ablam da bu evimi görememişti. Geldiler, gördüler, çay içtik, gittiler.  Onları yolcu ettikten sonra kendimi öyle kötü öyle yalnız hissettim ki anlatamam. Yoğunluğa alıştıktan sonra yalnızlık öylesine koyuyor ki anlatamam. Bu arada annem beni aradı az önce, Edremit'teki Novada Alışveriş Merkezi'ne gitmişler, Gratis'e girmişler. Veee annem D&R açıldığını müjdeledi bana, havalara uçtumm!


Ablamlar da yarın öğleyin İstanbul'a dönüyorlar. Güldal ablamı sekiz aydır, Aytül ablamı da bir buçuk yıldan daha uzun süredir göremiyordum, ikisini de çok çok özlemiştim. Bizde durum bu, yeniden görüşünceye dek dostça kalın!

6 Mayıs 2017

Yeniden Çatal



Merhaba dostlarım, nasılsınız? Ben ve Misi iyiyiz. Son zamanlarda yeni bir tarif uygulamadım bu nedenle çatalı yeniden yayımlamaya karar verdim. Tarife geçiyorum.
125 gr tereyağı (oda sıcaklığında)
  • 1 çay bardağı sıvıyağ
  • 2 yemek kaşığı yoğurt
  • 1 yemek kaşığı toz şeker
  • 1 tatlı kaşığı tuz
  • 1 yemek kaşığı sirke
  • 1 tatlı kaşığı mahlep
  • 1 paket kabartma tozu
  • 2,5 su bardağına yakın un
  • Üzeri İçin:
  • Yumurta sarısı
  • Çörek otu


  • Derin bir kaba 125 gr tereyağı koyun. Üzerine 1 çay bardağı sıvıyağ, 2 yemek kaşığı yoğurt, 1 yemek kaşığı toz şeker, 1 tatlı kaşığı tuz, 1 yemek kaşığı sirke ve 1 tatlı kaşığı mahlep ekleyin. Eliniz ile güzelce karıştırın. Daha sonra azar azar 2,5 su bardağına yakın un koyup, ele yapışmayan yumuşak bir hamur elde edene kadar yoğurun.Pastane usulü çatal kurabiyeler piştikten sonra fırından çıkartıp, soğumaya bırakın. Daha sonra servis edebilirsiniz.
    Afiyet olsun!
    Yeniden görüşünceye dek sevgiyle kalın!

    Kız Arkadaşım ...


    Dünyaca ünlü Kore draması My Girlfriend is a Gumiho’nun romanı şimdi Türkiye’de 500 yıl sonra hapis hayatından kurtulan inanılmaz güzellikteki Dokuz Kuyruklu Tilki ile sorumluluk sahibi olmaktan yoksun dublör adayı Cha Dae Woong'un romantik-komedi tadındaki hikâyesi...Samsingak Tapınağı'ndaki resme hapsedilmiş olan Dokuz Kuyruklu Tilki'nin mührünü farkındolmadan kıran Cha Dae Woong, dağın derinliklerindeki bir uçurumdan yuvarlanıp ciddi bir şekilde yaralanır. Hapsedildiği resimden kurtulan Gumiho, değerli tilki boncuğunu Dae Woong'a vererek onun hayatını kurtarır.Fakat efsaneye göre insanların ciğerini yiyen Dokuz Kuyruklu Tilki'nin kendisini öldüreceğine inanan Dae Woong ondan kurtulmanın yollarını ararken ikisi için de efsanedeki gibi gerçekleşmesi mümkün olmayan bir aşk başlar..
    (Tanıtım Bülteninden)

    3 Mayıs 2017

    Pasifik Bulvarı


                      

    Sevgili okur, Her ne kadar bunu söylemekten hicran duysam da sevgili şerifimiz Troy Davis aşkta hayal kırıklığı yaşıyor, hem de kasabaya dönen ve artık birlikte olmamaları için hiçbir sebep kalmayan eski sevgilisi Faith sebebiyle. Bir yerde bir yanlış anlaşılma olsa gerek. Yetmezmiş gibi kasaba kırsalında bir mağarada insan kemikleri bulunuyor, Faith’in evine birileri izinsiz giriyor, üstelik bir kere de değil. Anlayacağınız bizim Şerif Troy’un işi başından aşkın. Bana gelince, kemoterapiye devam ediyorum. Olaysız gün geçmeyen küçük kasabam sağ olsun, aklımı meşgul edecek bir sürü yeni gelişme var. En iyisi Pasifik Bulvarı 92 numaradaki Troy’un evinde buluşalım da ne var ne yok anlatayım. Acele edin. -Olivia Lockhart-Griffin Cedar Cove, Washington- “Hiç kimse kadın karakterleri Debbie Macomber kadar doğal anlatamaz.” -Bookbrowser Reviews- “Arkadaşlığın önemi hakkında cezbedici bir masal gibi.” OK! “Duygusal, içinizi ısıtan ve son derece eğlenceli bir okuma deneyimi.” -Closer.-
    (Tanıtım Bülteninden)

    * Uzun süredir Debbie Macomber'in Cedar Cove romanını bekliyordum,çıkmış. En kısa sürede edineceğim hayırlısıyla!

    2 Mayıs 2017

    En Bi Sevdiğim Ay


    Merhaba sevgili dostlarım, nasılsınız? Dilerim çok iyisinizdir. Ben de iyiyim, hafta sonu Akçay'da idim. Moral depoladım ve dün akşam döndüm. Annem de iyi, Misi de iyi.
    Bugün bu güzel eve taşınalı tam bir yıl oldu, tiramisu yiyerek yıldönümü kutlaması yaptım.
    Dilerim en kısa zamanda kendi evim de olur, kendi evime de taşınabilirim.
    Bu arada benim en sevdiğim ay bu ay, ilkbahar iyice kendini hissettiriyor, havalar ısınıyor. Haziran ayını çok seviyorum, yaz geliyor, okullar kapanıyor. Seminer başlıyor, bitiyor. Tatil başlıyor. Temmuz ayını çok seviyorum okula dönüş için henüz iki ay var. Sevinç sarhoşluğu yaşıyorum.  Ağustos ayı tatilin finaline az bir zaman kalıyor, hüzünleniyorum.
    Zamanı yavaşlatmak istesem de Eylül geliyor, seminerlerdi, okulların açılmasıydı derken telaş başlıyor. Derken zaman hızla akıyor ama bana akmıyor gibi geliyor. Kasım ayı geliyor, doğum günüm, Öğretmenler Günü derken yeni yıl geliyor. Sömestr tatili başlıyor. Daha sonra 23 Nisan hazırlıkları başlıyor. 23 Nisan bitiyor. Mayıs ayı geliyor. Yaz tatiline az bir zaman kalıyor. Okullar tatile giriyor, seminerler başlıyor. Seminerler bitiyor, biz öğretmenlerin tatili başlıyor. Zaman büyük bir hızla akıp gidiyor, okullar açılıyor.
    Hayat bu tekrarlayan döngüden ibaret. Şimdi okulların kapanmasına 6 hafta kaldı. Seminerler ile birlikte sekiz hafta. Sonra güzelim yaz tatili başlıyor. Ve ben mutluyum.
    Mutluluğum, hepimizin mutluluğu daim olsun! Sevgili dostlarım yeniden görüşünceye dek sevgiyle kalın!

    * En sevdiğim çiçek ortancadır, mutlu çocukluğumdan bana kalan. Anneannemlerin bahçelerinde ortancalar ekiliydi, çok çok güzeldi. Hiç unutamam!








    Stres Yönetimi


    Hayatı güzelleştirmek ve sağlığımızı korumak için bireysel çabalarımızı hiçbir zaman elden bırakmamamız gerekir. İş hayatından yansıyan stresler o kadar geniştir ki bu stresleri sağlığı tehdit etmeyecek düzeye indirmek kaliteli bir yaşam sürdürebilmemiz için kaçınılmazdır. Arabamıza, evimize, eşyalarımıza gösterdiğimiz aşırı özeni, niçin daha kaliteli, sağlıklı ve verimli bir yaşam sürdürmek için göstermiyoruz? Günümüzde stres, artık yediden yetmişe herkesi ilgilendiren bir problem haline gelmiştir. Kaynağı ne olursa olsun herkes iş hayatında ya da günlük yaşamında strese maruz kalmaktadır. Maruz kalınan bu stres, örgütleri, kurumları, işletmeleri ve ülkeleri ekonomik açıdan, bireyleri ise fiziksel-duygusal-zihinsel açıdan olumsuz bir şekilde etkilemektedir. Sanayileşme yönünde hızla ilerleyen ve refahı toplumun tüm kesimlerine yayma çabasında olan bizim gibi ülkelerde stres, insan sağlığını, başarısını ve mutluluğunu etkilemekte ne yazık ki onarılamayan ciddi zararlar vermektedir.

    Stres ve tükenmişlik bireyleri, aileleri, grupları, örgütleri ve genelde tüm toplumu bir hastalık gibi etkilerken bu fenomenlerle mücadele edebilmenin geçerli ve güvenilir yollarını da üretmek zorundayız.

    Bu kitap okuyucuya, hayatını çevreleyen ve çoğunlukla olumsuz olarak atfedilen stres ve tükenmişliğin anlaşılmasında ve yönetilmesinde önemli bir çerçeve çizerken, aynı zamanda stres ve tükenmişlikle mücadelede, güncel literatür bilgileri ışığında temel ipuçları vermektedir.

    25 Nisan 2017

    Güzel Havalar















    Beni bu güzel havalar mahvetti,
    Böyle havada istifa ettim
    Evkaftaki memuriyetimden.
    Tütüne böyle havada alıştım,
    Böyle havada aşık oldum;
    Eve ekmekle tuz götürmeyi
    Böyle havalarda unuttum;
    Şiir yazma hastalığım
    Hep böyle havalarda nüksetti;
    Beni bu güzel havalar mahvetti.

    Orhan Veli Kanık


    Bahar Şiiri

    Bu sabah mutluluğa aç pencereni
    Bir güzel arın dünkü kederinden
    Bahar geldi bahar geldi güneşin doğduğu yerden
    Çocuğum uzat ellerini

    Şu güzelim bulut gözlü buzağıyı
    Duy böyle koşturan sevinci
    Dinle nasıl telaş telaş çarpıyor
    Toprak ananın kalbi

    Şöyle yanıbaşıma çimenlere uzan
    Kulak ver gümbürtüsüne dünyanın
    Baharın gençliğin ve aşkın
    Türküsünü söyliyelim bir ağızdan.

    Ataol Behramoğlu

    24 Nisan 2017

    Demian


    On yaşındaki Latince öğrencisi Emil Sinclair, güvenceli aile ortamının dışında sertv e acımasız bir dünya olduğunu erken fark eder. Kendini bulma yolundaki delikanlı, din ve ahlak gibi artık inanmadığı kalıplarla birlikte baba evinden de kopar. Küçük yalanlar ve hırsızlıklarla beslenen yaşamında, sağlam çocuk dünyasının çöktünü görür. Onu bu acılarından kurtaracak olan kişi, okula yeni gelen bir başka öğrencisi: Max Demian'ıdır. Demian, Sinclai'in yaşamını yönlendiren, etkileyen başkişi olur.

    * Okumanızı şiddetle öneririm. Yeniden okuma fırsatı bulabilirim umarım. Yıllar önce okudum, tadı damağımda kaldı.

    27 Mart 2017

    Yaşasın Hayat


    Merhaba sevgili dostlarım, nasılsınız? Dilerim çok iyisinizdir. Ben ve Misi de iyiyiz. Hafta sonu annişim bendeydi, bugün eve döndü. Aslında daha uzun bir süre kalmasını isterdim ama buna da şükür. Annem gelince Misi de ben de bayram ettik. Annemle keyif yaptık. Annem mutfağa girdi, bana yemekler yaptı, yaşasın hayat! Ama ben de annem gelecek diye yemek yaptım, Cumartesi günü poğaça yaptım. Annem poğaçayı, yemeği beğendi. Bugün hüzünlenmeden annemle vedalaştım.
    Cuma gününü iple çekiyorum çünkü annişime gideceğim. Misafircilik oynuyoruz annemle. Ama en çok ziyaret eden benim. Benden şimdilik bu kadar dostlarım. Yeniden görüşünceye dek dostça kalın!

    Simru


    Nereden çıktın yine karşıma?

    Tamamlayamadığın hangi vicdansızlığın için döndün? Geçmişim olamamıştın, şimdi geleceğimde olmak için mi geldin? Artık benim için sen bir “fark etmez”sin. Fırtınada kaybolmuş bir yelkenli için rüzgârın nereden estiği önemli değildir. Geçti artık o günler… Mezarıma çiçekle gelmen, beni öldürmüş olman gerçeğini değiştirmiyor.

    Sessiz çığlıkları vardır kırılan kalbimizin ve onları yalnızca Allah duyar. Senin duymadığın ve hiçbir zaman duyamayacaklarından bahsediyorum. Umarım beni anlıyorsundur. Keşke biraz düşünebilseydin. Düşünmediğin için şimdi kalbin acıyor biliyor musun? Beynin düşünemediği her şeyin cezasını kalp çeker. Düşünmek beyni acıtmaz ama düşünmemek kalbi yorar.

    Şu hayatın bize en büyük darbesi beklediklerimizin hiçbir zaman gelmemesi, gelenlerin ise bizi hak etmemesidir. Bazı insanlar hiç başlamayan hayatlarının bitmesinden korkarlar… Neyi biriktirebilmişler ki kaybetsinler? Sen de onlardansın bana göre. Elinde avucunda hiçbir şey kalmamış ama hâlâ yitirmekten korkuyorsun. Kolların boşluğa alışmış ama benimle doldurmaya çalışıyorsun. Bitmişsin ama hiç başlamamış olduğunu anlayamamışsın. Söylenmiş sözleri duymamışsın, şimdi söylenmemişleri dinliyorsun. Göremediğin şey şuydu: Ben sana hayatımı verdim, sen onu başkasının çöpüne attın.

    Bana gelince… İyiyim ben. Aşkta özgürlüğün tutsaklıkla başladığını ve aynı zamanda da hayatta aşktan daha önemli şeyler olduğunu öğrendim. Mesela insan olmak…
    (Tanıtım Bülteninden)

    19 Mart 2017

    Bülbül


    Bir Kadının Ruhunun Manzarası  Savaştaki Bir Dünya Kadar Hızlı Değişebilir.

    II. Dünya Savaşı döneminde Fransa’da yaşayan iki kız kardeş, annelerini küçük yaşta yitirmiş ve babaları tarafından terk edilmiştir. Viann henüz çocukken âşık olduğu Antoine’la evlenip acı tatlı bir hayat kurmayı başarırken isyankâr Isabelle gittiği bütün okullardan ya atılmış ya da kaçmıştır. Savaş alevlenmeye başlayınca Viann’in kocası cepheye çağrılır. Yine okuldan atılan Isabelle’inse ablasının yanına gitmekten başka çaresi yoktur. Fakat iki kız kardeşin arası savaş yüzünden açılır. Isabelle direnişe katılmanın bir yolunu bularak sayısız hayat kurtaracak ve imkânsız bir aşka tutulacaktır. Yolunu gözlediği veya sonsuza dek veda ettiği sevdikleri için bahçesindeki kurumuş elma ağacına birer kurdele bağlayan Viann ise çok sevdiği kocasının yokluğunda, yabancı erkeklerin işgal ettiği bir şehirde zulme, açlığa ve korkuya göğüs gerecektir.

    Bazı kadınlar doğuştan cesurdur; doğru olan için savaşmak, hayat kurtarmak ve gidişatı değiştirmek uğruna kendi canlarını tehlikeye atarlar. Isabelle bu kadınlardandı… Ama bazı kadınlar da sabır ve fedakârlıklarıyla direnir, sevdiklerini koruyup kollar ve hayatı onlar için yeniden inşa eder. İşte, Viann’in hikâyesi de tam olarak böyleydi…

    “İki kadının Fransız Direnişi’ne verdiği destek, aşkları, kayıpları ve zaferleri… Bülbül’ü elimden bırakamadım.”
    -Suzanne Droppert-

    “Bülbül’ün edebiyat dünyasındaki etkisi bir fırtınadan farksız olacak.”
    -Booklist-

    “Gözlerinizde yaş kalmayana kadar sayfaları çevirmeye devam edeceksiniz.”
    -Daily Mail-

    “Kitabı aldım, okudum, çok sevdim ve önce karıma, sonra da kız kardeşime verdim. Fakat kitabın yanında bir kutu mendil hediye etmeyi unutmuşsunuz.”
    -Tom Vail-

    “Her satırına hayran oldum!”
    -Barbara Kelly-

    “Bülbül gerçekten nefes kesiciydi! Bu kitabı okuyun. Zor zamanlarda doğru olanı yaptıklarına inanan iki genç ve cesur kız kardeşin hikâyesi sizi sürekli şaşırtacak.”
    -Dr. Miriam Klein Kassenoff-

    “Kardeş sevgisi, dostluk ve kayıplar üzerine etkileyici bir roman. Okurken çok gözyaşı dökeceksiniz…”
    -Look-

    “Bülbül aile arasında bir kırgınlıkla başlıyor ve Nazilere direnmek için hayatlarını tehlikeye atan sıradan kadınların cesareti ve kahramanlığıyla savaşın korkunç atmosferinde müthiş bir sona doğru ilerliyor. Bir hikâyeden duygusal olarak bu kadar etkilenmeyeli uzun zaman olmuştu.”
    -Marilyn MacIvor-

    “Daha ilk sayfasından itibaren özümsenip sindirilmeyi, hissedilmeyi ve sevgiyle paylaşılmayı hak eden bir roman. İki kız kardeş arasındaki bağ son derece dürüst ve insanın içini sızlatıyor. Büyüleyici ve bir o kadar da hüzünlü…”
    -Cherise Bailey-

    “Bülbül’ü bitirdikten sonra gözyaşlarımın dinmesi birkaç saatimi aldı. Gerçekten kusursuzdu.”
    -Jody Robinson-

    “Gözlerim dolduğu için okuyamadığımdan kitabı en az üç kez elimden bırakmak zorunda kaldım ve bitirince de birazcık hıçkırıklara boğulmuş olabilirim. Tam anlamıyla olağanüstü bir hikâye!”
    -Kristin Pidgeon-

    Üstümüzde Gökyüzü Altımızda Deniz


    Avustralya, 1946. Yüzlerce genç kadın uzun bir yolculuğa çıkmak üzere. Onları İngiltere’de yepyeni bir hayat bekliyor. Nişanlılarına ya da kocalarına kavuşmayı iple çeken bu kadınların tek ortak noktaları, savaş zamanında kalplerini Avustralya’da konuşlanmış İngiliz askerlerine kaptırmış olmaları.

    On altı yaşındaki çiçeği burnunda gelin Jean, mütevazı bir çiftçinin kıvrak zekâlı kızı Maggie, varlıklı ailesiyle gösteriş yapan Avice ve sessiz, melankolik hemşire Francis… Altı haftalık okyanus serüveninin, hayatlarını sonsuza dek değiştireceğinden ne bu dört kadının ne de gemideki diğer gelinlerin haberi var. Yine de hepsinin gözleri önünde bir gerçek duruyor: Bazen önemli olan varılacak nokta değil yolculuğun kendisidir…

    “Bu kızlar bir harika… Sonunu deliler gibi merak edip uykusuz kalacaksınız!”
    -Morgenpost-

    “Tıpkı okyanusun dalgaları gibi bu roman da bitmeyen bir tutkuyla yükselip alçalıyor.”
    -The Times-

    “Enerjisiyle herkesi kendine çeken Üstümüzde Gökyüzü Altımızda Deniz herkese yazdan kalma bir gün yaşatıyor.”
    -Mirror-
     (Tanıtım Bülteninden)

    2 Mart 2017

    Ay Karanlık



    Maviye,     Maviye çalar  gözlerin,     Yangın mavisine     Rüzgarda asi,     Körsem,     Senden gayrısına yoksam,            Bozuksam,     Can benim, düş benim,     Ellere nesi?     Hadi gel,     Ay karanlık...     İtten aç,     Yılandan çıplak,     Vurgun ve bela     Gelip durmuşsam kapına     Var mı ki doymazlığım?     İlle  de ille     Sevmelerim,     Sevmelerim gibisi?     Oturmuş yazıcılar     Fermanım yazar     N'olur gel,     Ay karanlık...     Dört yanım puşt zulası,     Dost yüzlü,     Dost gülücüklü     Cıgaramdan yanar.     Alnım öperler,     Suskun, hayın, çıyansı.     Dört yanım puşt zulası,     Dönerim dönerim çıkmaz.     En leylim  gecede ölesim tutmuş,     Etme gel,     Ay karanlık...                         
                                                                                                                          Ahmed ARİF

    Yaşadıklarımdan Öğrendiğim Bir Şey Var


    Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
    Yaşadın mı, yoğunluğuna yaşayacaksın bir şeyi
    Sevgilin bitkin kalmalı öpülmekten
    Sen bitkin düşmelisin koklamaktan bir çiçeği

    İnsan saatlerce bakabilir gökyüzüne
    Denize saatlerce bakabilir, bir kuşa, bir çocuğa
    Yaşamak yeryüzünde, onunla karışmaktır
    Kopmaz kökler salmaktır oraya

    Kucakladın mı sımsıkı kucaklayacaksın arkadaşını
    Kavgaya tüm kaslarınla, gövdenle, tutkunla gireceksin
    Ve uzandın mı bir kez sımsıcak kumlara
    Bir kum tanesi gibi, bir yaprak gibi, bir taş gibi dinleneceksin

    İnsan bütün güzel müzikleri dinlemeli alabildiğine
    Hem de tüm benliği seslerle, ezgilerle dolarcasına
    İnsan balıklama dalmalı içine hayatın
    Bir kayadan zümrüt bir denize dalarcasına

    Uzak ülkeler çekmeli seni, tanımadığın insanlar
    Bütün kitapları okumak, bütün hayatları tanımak arzusuyla yanmalısın
    Değişmemelisin hiçbir şeyle bir bardak su içmenin mutluluğunu
    Fakat ne kadar sevinç varsa yaşamak özlemiyle dolmalısın

    Ve kederi de yaşamalısın, namusluca, bütün benliğinle
    Çünkü acılar da, sevinçler gibi olgunlaştırır insanı
    Kanın karışmalı hayatın büyük dolaşımına
    Dolaşmalı damarlarında hayatın sonsuz taze kanı

    Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
    Yaşadın mı büyük yaşayacaksın, ırmaklara, göğe, bütün evrene karışırcasına
    Çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır
    Ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana.

    23 Şubat 2017

    Bay Mucize


    Debbie Macomber’dan masal tadında bir roman daha…

    Kılavuz melek Harry, yirmi dört yaşındaki Addie’ye yardımcı olma göreviyle dünyaya gönderildiğinde, buranın ne kadar karışık bir yer olduğundan ve duygularla mücadele etmenin zorluğundan habersizdi...

    Addie ise yaşadığı hayal kırıklıklarının ardından ailesinin evine dönmek zorunda kaldığında, çocukluk aşkı Erich ile yeniden karşılaşacağını bilmiyordu. Geçmişinde onun kalbinde yaralar açan Erich’in değişimi karşısında kayıtsızlığını koruyabilecek miydi?

    16 Şubat 2017

    Çatal


    Merhaba sevgili dostlarım nasılsınız? Bugün annem geldi, benden mutlusu yok. Birlikte pazara çıktık. Yemek hazırladık. Şimdi de film seyrediyoruz. Çatal tarifini sömestr tatilinde denedim, başarılı oldu. Şimdi tarifi veriyorum.

  • 125 gr tereyağı (oda sıcaklığında)
  • 1 çay bardağı sıvıyağ
  • 2 yemek kaşığı yoğurt
  • 1 yemek kaşığı toz şeker
  • 1 tatlı kaşığı tuz
  • 1 yemek kaşığı sirke
  • 1 tatlı kaşığı mahlep
  • 1 paket kabartma tozu
  • 2,5 su bardağına yakın un
  • Üzeri İçin:
  • Yumurta sarısı
  • Çörek otu

  • Derin bir kaba 125 gr tereyağı koyun. Üzerine 1 çay bardağı sıvıyağ, 2 yemek kaşığı yoğurt, 1 yemek kaşığı toz şeker, 1 tatlı kaşığı tuz, 1 yemek kaşığı sirke ve 1 tatlı kaşığı mahlep ekleyin. Eliniz ile güzelce karıştırın. Daha sonra azar azar 2,5 su bardağına yakın un koyup, ele yapışmayan yumuşak bir hamur elde edene kadar yoğurun.Pastane usulü çatal kurabiyeler piştikten sonra fırından çıkartıp, soğumaya bırakın. Daha sonra servis edebilirsiniz.
    Afiyet olsun!

    Yeniden görüşünceye dek dostça, sevgiyle kalın!

    7 Şubat 2017

    Gelin Çantası


    Yeniden merhaba dostlarım. Bu tarif ev sahibimin gelini Bilge abladan. Çok pratik ve lezzetli bir tarif. Bilge abla bir tabak gelin çantası verdi bize. Tadı çok güzeldi. Annem tarifini aldı, sömestr tatilinde komşuları gelecekti. Yaptı. Yalnız annem bu tarife tatlı lor da ekledi. Çok hafif oldu. Mutlaka denemelisiniz. Tarifi veriyorum.
    Hamuru için:
    1 yumurta
    1 kahve fincanı sıvıyağ
    1 paket vanilya
    1 çay kaşığı kabartma tozu
    1 su bard. süt
    1 su bard. un
    2 çorba kaşığı kakao

    Yağ sürdüğümüz tavaya birer kaşık hamur koyuyoruz, bir tarafını iyice pişiriyoruz. Pancake gibi.

    Kreması için:
    1 çay bard. süt
    1 paket krem şanti
    3 çorba kaşığı tatlı lor
    Biraz süt
    2,5 çorba kaşığı kırılmış fındık

    Krema karışımı hazırlanır ve pancake boyutundaki hamurların arasına konur. Afiyetle yenir.
    Yeniden görüşünceye dek dostça kalın!