31 Ekim 2019

Hafıza


İnsan Unutur Tarih Hatırlatır
Bugün bize Atatürk’ü ve ‘’yakın tarihi’’ 
unutturmak isteyenler, ‘’ulus bilincimizi’’ oluşturan 
‘’milli hafızamızı’’ silmek istiyorlar.
‘’Siyasal hafızamızı’’ kurgusal bir tarihle 
yeniden biçimlendirmeye çalışıyorlar.

 İşte bu kitabı, unutturulmak istenen 
‘’yakın tarihimizi’’ hatırlatarak ‘’milli hafızamızı’’
 tazelemek için yazdım.

Hafızanı silip yeniden 
biçimlendirmelerine izin verme!
Unutma, hatırla!

(Tanıtım Bülteninden)

* Pazar günü Sözcü gazetesini okurken gördüm, kampanya vardı,  Sinan Meydan kitapları indirimliydi.  Okumak istediğim kitaplardı, yeni çıkan kitabı da edinmek istiyordum. Cumartesi günü İclal Aydın imza günü için Edremit Novada'daki D&R'a gittiğimizde sordum, Hafıza kitabı henüz gelmemişti. İşte Pazar günü kampanyayı görünce hemen Sözcü Kitabevi'ni aradım. Kitapları ısmarladım! Dün kitaplarım elime ulaştı. İkinci kitap  ta yine okumak istediğim Atatürk Etkisi'ydi. Elimdeki kitabı (Aşkımız Eski Bir Roman) ve annemin şu an'da okumakta olduğu İclal Aydın'ın kitabını okuyunca Hafıza'ya başlamak istiyorum. Sevgili dostlarım yeniden görüşünceye dek dostça kalın!

27 Ekim 2019

Kalbimin Can Mayası


İNSAN BİR HİKÂYEYE KENDİNİ KAPTIRDIĞINDA, BİR BAKIYOR Kİ KARŞISINDAKİNİ ANLAMAYA BAŞLAMIŞ.
“Nedenini bilmeden peşine düştüğümüz duyguların, izini sürdüğümüz tutkuların, hapishanemiz olan korkuların bize bizden önceki nesilden kaldığına kanaat getirdim. Unutmamak, hatırlamak, birbirini tamamlamak için aslında.”
Diken kelebeklerinin göçü altı nesil sürüyorsa ve nesiller birbirinde devam ediyorsa, dağın bu yanıyla öbür yanını, denizin bu ucuyla öteki ucunu, bir kıtanın başlangıcıyla bitimini aynı anda görebilen
hangi nesildir?
Kapalı bir kapının iki tarafında iki insan duruyor. Rüçhan ve Nesrin. Türkân ve Mine. Kartal ve Somer. Peki, bir sonraki nesilden Defne ve Somer’in öteki kızı Kiraz kendi aralarındaki kapıyı aralarsa, diğer kapalı kapılara ne olur?
Dün, bugün ve yarın, bir neslin yolunda kesiştiğinde hikâyeler nasıl değişir?
Belki de, Kiraz’ın Defne’ye söylediği gibi bir aynaya tutulur bütün hikâyeler:
“Büyürken, genç kız olurken fark ettim ki, benim annem de sen ve senin annen için öteki kadın.
Annelerimize yaşatılan reddedilişin iki ucuyduk seninle. Rüçhan Hanım’ın ölüme giderken hüzünle baktığı bir aynayız biz. Birimiz aynanın sırrı, diğerimiz camıyız.”
Üç kız kardeş Türkân, Dönüş ve Derya’nın hikâyesi, Ayvalık’ta kaldığı yerden, bağımsız kurgusu ve tanıdık karakterleriyle devam ediyor.
(Tanıtım Bülteninden)

* İclal Aydın'ın, Üç Kız Kardeş kitabının devamı olacak son kitabının çıkmasını iple çekiyordum. Kalbimin Can Mayası çıkar çıkmaz sipariş ettim, geldi. En kısa zamanda başlayacağım. Bu arada dün Edremit Novada D&R'da İclal Aydın'ın imza günü vardı.Çok heyecanlıydım, bir aksilik olacak, İclal Aydın'ı göremeyeceğim diye aklım çıktı. İmza kuyruğuna girdim, bir buçuk saat kadar bana sıra gelmesini bekledim. Beklediğime değdi. Üç Kız Kardeş adlı kitap yıpranmıştı, gördü, epey iyi okuduğumu söyledi. Birazcık konuştum. Bu arada dostlarım,  Üç Kız Kardeş kitabının dizisi çekilecekmiş, yakında Kanal D'de ekrana gelecekmiş. Milliyet gazetesinin tv eleştirmeni yazarı Sina Koloğlu yazmış, İclal Aydın da instagramda doğruladı. Dizinin başlamasını da iple çekiyorum. Bugünlük benden bu kadar, yeniden görüşünceye dek sevgiyle kalın!

22 Ekim 2019

'Piedra Irmağının Kıyısında Oturdum, Ağladım


... 'Piedra Irmağının Kıyısında Oturdum, Ağladım', yazarın Türkçe'deki ikinci kitabı. Bu kitap, bir tutkunun, bir aşkın öyküsü. Öyle bir aşk ki, bir kadınla bir erkek arasındaki tutkunun, giderek bir sonsuzluk tutkusuna dönüştüğünü görüyoruz. 'Paulo Coelho', gerçekle gerçeküstünü, ülkesinin mitolojisinden yararlanarak bütünleştirebilen ilginç bir yazar; bu romanında, dünyanın gizlerini içinde taşıyan bir aşkın öyküsünü dile getiriyor. Yirmi üç dile çevrilen ve dünyada 2,5 milyon okurla buluşan bu romanın da 'Simyacı' gibi sevilerek okunacağını umuyoruz.
*Ben bu kitabı ilk  olarak 1997 yazında okumuştum, çok beğenmiştim. İlk kitabı Simyacı'yı Bodrum'a giderken yolda bitirmiştim. O haftaki Aktüel (ne güzel bir dergiydi) dergisinde Paulo Coelho ile röportaj vardı. Bu rastlantı çok hoşuma gitmişti. İki kitap arası tatmin edici röportajı okumuştum. Sonra da Piedra Irmağı'nın Kıyısında Oturdum, Ağladım kitabını okumuştum. 
22 yıl sonra yeniden severek okuyorum. Masal tadında, okumanızı öneririm

17 Eylül 2019

Domatesli-Biberli Poğaça



Merhaba sevgili dostlarım nasılsınız? Dilerim çok iyisinizdir. Biz de iyiyiz. Güldal ablam bize geldi, radikal bir karar aldı, Ayvalık'a yerleşecek. Annemle birlikte ev arıyorlar. İnşallah gönlümüze göre bir ev bulabiliriz. Ben okula gidip geliyorum. Tarife geçiyorum dostlarım.

Malzemeler
1 su bardağı ılık süt
Yarım su bardağı ılık su
1 yemek kaşığı şeker
1 tatlı kaşığı tuz
1 paket kuru maya
Yarım su bardağı sıvı yağ
Alabildiği kadar un (ben hemen hemen 2, 5 su bardağı ekledim hamur yumuşak ele yapışmamalı)
Üstü İçin ;
2 adet orta boy domates
1 adet yeşil biber
1 tutam maydanoz
1 avuç dolusu kadar kaşar peyniri
Ve 1 su bardağı kadar beyaz peynir
3 yemek kaşığı sıvı yağ
Pul biber, kekik
Hazırlanışı
Öncelikle maya, şeker, süt ve suyu uygun bir kapa alıp iyice karıştırıyoruz ardından tuz, sıvı yağı ilave ediyoruz.
En son azar azar unu ilave edip ele yapışmayan ama oldukça yumuşak bir hamur elde ediyoruz. 1 saat mayalandırıyoruz.
Hamur mayalanırken uygun bir kaseye domates ve biberi küp küp doğruyoruz.
Maydanozu ince kıyıyoruz. İçine kaşar peyniri ve beyaz peyniri ekliyoruz.
En son sıvı yağ ve baharatlı ekleyip kenara alıyoruz.
İki katına çıkan hamuru tekrar biraz yoğurup fazla havasını alıyoruz.
Ve önceden yağlı kağıt serdiğimiz tepsiye mandalina büyüklüğünde bezeler alıp aralıklı koyuyoruz.
Elimizle hafif üzerine bastırıp domatesli iç harçtan bir yemek kaşığı kadar üzerine koyalım.
Önceden ısınmış 180 derce fırında altı üstü kızarana kadar pişirelim. Deneyecek olanlara afiyet olsun.

Dostlarım, ben sivri biberin acı olabileceğini  unuttum, pul biber de koydum, sonuç olarak komşumuzun kızı bir yudum yiyip ağlamış çünkü çok acı olmuş.  Sivri biberiniz acıysa pul biber koymayın. Annemle ben afiyetle yedik çünkü acıyı çok seviyoruz. Benden şimdilik bu kadar, yeniden görüşünceye dek dostça kalın! 





















28 Ağustos 2019

Bırak Ve Rahatla


Bırak ve Rahatla Bazen öyle anlar olur ki duygularımızı yönetemeyiz...
Duygularımız bizi yönetir…
Öfkemizle baş etmekte zorluk çeker; sevdiklerimizi kırar, incitir, sonra pişman oluruz…
Kaygılarımız yaşamımızı esir alır; adım atmakta zorluk çeker, kararsızlıklar yaşarız…
Sabah uyandığımızda ‘iyi bir gün geçirmeye’ niyet eder; günü iç daralmaları ile kapatırız…
İyi düşünmek yetmez; iyi hissetmekte zorluk çekeriz...
İç seslerimiz bir türlü susmaz; hayata tebessüm edemeyiz…
Bir telaş, bir acelecilik içinde yaşar; yeryüzünü kendi gözlerimizle seyredemeyiz…
Ve tüm bunların değişmeyeceğine inanır, kalitesiz bir yaşama kendimizi mahkûm ederiz...
Halbuki, duyguların zarara uğramış yanlarını onarmak, onarılmış duygularla bir iç genişliği içinde yaşamak mümkündür…
Değersizlik hislerimizden, yetersizliklerimizden, güvensizliklerimizden ve içimizde yıllar boyunca birikmiş tüm hoşnutsuzluk duygularından arınabilir, ruhsal özgürlüğümüze yeniden kavuşabiliriz…
Adem Güneş, Bırak ve Rahatla’da kendimizi nasıl onarabileceğimizi anlatıyor… Altı haftalık bir program içerisinde ‘Duygusal Farkındalık Eğitimi’ sunuyor…
Peki ama nasıl?
Telaşlı yaşamı bırakıp biyolojik ritmi düzenleyerek ‘sakinliğe’ erişmek… 
Bastırılmış duyguları bırakıp ‘ruhsal özgürlüğü’ hissetmek…
Kaygılı bedeni bırakıp ‘iç genişliği’ elde etmek…
Bırak ve Rahatla, geçmişini onarmak ve gerçek kendiliğini bulmak isteyen herkes için...

(Tanıtım Bülteninden)

Bademli Kek



Merhaba sevgili dostlarım, nasılsınız, dilerim çok iyisinizdir. Biz iyiyiz. Ben sık sık denize giriyorum malum Pazartesi günü göreve başlıyorum. Elimden gelse günlerin akıp gitmesini durduracağım ama henüz öyle bir becerim yok. Bugün  sizlerle  Kurban Bayramı için yaptığım bademli kekin tarifini 
paylaşıyorum. 

Yeniden görüşünceye dek sevgiyle kalın dostlarım!

14 Ağustos 2019

Kalbimin...


Hilal Özcan bugüne dek biriktirdiklerini aktarmak için bir kitap yazmakla onu tanımayan pek çok insana faydası olacak adımlar attı. Bu birikimin doğal bir sonucu olan bu kitabı okurken hem bir aşk hikâyesinde hem de bir düşünceler denizinde yol alacaksınız. Elinizde mutlaka bir kurşun kalem olsun. Zira altını çizeceğiniz çok satır olacak... Sonra, ikinci okuyuşunuzda renkli bir kalem kullanın. Kitaba dönüp baktığınız farklı zaman dilimlerinde hangi farklı satırların sizi etkilediğini hayretle göreceksiniz.
- İclal Aydın -
“Ona göre aşk bu dünyaya ait değil. Sanki başka bir gezegende yaşıyor ve doğası ölümsüz. Bize yüzünü gösterdiği, içimize düştüğü anda, aslında bizi de o ölümsüzlüğe çağırıyor. Ama biz bunu anlamıyoruz. Başka bir evrenin varlığı olan aşkı bu dünyada yaşatmaya çalışıyoruz. Bu da suyun olmadığı bir gezegende çiçek ekmeye benziyor. Biz aşkın öldüğünü zannediyoruz ama aslında aşk sadece bu dünyada ölüyor. Ve eğer onu yaşatmak istiyorsak, onu bu dünyada tutmakta diretmek yerine, aşkın kendi âlemine geçmemiz gerekiyor.”
(Tanıtım Bülteninden)

Hilal Özcan,  İclal Aydın'ın kız kardeşi. Ve İclal Aydın  kardeşini ve "kalbimin kendine göre nedenleri vardı" kitabını kardeşinin yazdığını instagramda paylaştı. 

İçli Köfte


Merhaba sevgili dostlarım nasılsınız? Dilerim iyisinizdir. Biz de iyiyiz. Tatilin bitmesine çok az kaldığı için üzgünüm. 10 aylık bir sezona giriş yapıyoruz. Bunun dışında iyiyim. Kitap okuyorum bol bol. Annem, bileği zorlanmaya gelmediği için içli köfteyi yuvarlak yapmayı tercih etti. Tarife geçiyorum.
Dışı için 

  • 1.5 su bardağı ince köftelik bulgur
  • 1 çay bardağı irmik
  • 1 tatlı kaşığı toz kırmızı biber
  • 1 tatlı kaşığı biber salçası
  • 1 su bardağından biraz az un
  • 1 çay kaşığı tuz
  • 1 su bardağı soğuk su

İçi için;

  • 2 yemek kaşığı sıvı yağ
  • 300 gr kıyma
  • 3 orta boy soğan
  • Yarım tatlı kaşığı salça
  • Yarım demek maydanoz
  • 1 küçük çay bardağı küçük parçalı ceviz (isteğe bağlı)
  • Tuz
  • Pul biber
  • Karabiber (baharatlar ve tuz isteğe göre ayarlanabilir.)


  1. Soğanlar ince ince doğranır. Tavaya sıvı yağ alınıp soğanlar eklenir ve pembeleşinceye kadar kavrulur.
  1. Kavrulan soğanlara Kıyma eklenir suyunu çekinceye kadar kısık ateşte kavrulur.
  1. Daha sonra salça eklenir 3 dk daha kavrulur. Biraz su eklenir tekrar (yumuşak kalması gerekiyor kuru olmamalı).
  1. Baharatlar, tuz, ceviz ve ince kıyılmış maydanoz eklenip ocağın altı kapatılır. Soğumaya bırakılır.
  1. İnce bulgur 1 bardak soğuk su ile kısır yapar gibi ıslatılır.
  1. Suyu çekilince irmik salça baharatlar tuz eklenip 15 dk boyunca azar azar suyu eklenip iyice yoğurulur.
  1. Daha sonra un eklenir 5 dk daha yoğurulur. Ele alınıp yuvarlandığında dağılmıyorsa tamamdır. Ele yapışabilir. Eller iyice yıkanır tekrar hamur ele alındığında yapışmaz.
  1. Cevizden biraz daha büyük parçalar alınıp baş parmak ile ara ara su alınarak içi ince bir şekilde açılır. İç koyulur ve yukarı doğru limon şeklinde uzatılır. Hepsine aynı işlem uygulanır.

  1. Biten içli köfteler kızgın 1 bardak sıvı yağda kızartılır.


Haşlamak istiyorsanız bir tencerede kaynayan sıcak suya 2-3 parça küçük limon tuzu ve 1 tatlı kaşığı tuz ekleyin. İçli köfteleri içine bırakın. Haşlanan içli köfte üste çıkacaktır.
Sevgili dostlarım tatil başladığından beri ilk tarif paylaşımım oldu farkındayım ama kısa zaman içerisinde paylaşacağım  iki tarif daha var. Yeni paylaşımlarda buluşmak üzere şimdilik sevgiyle kalın!















10 Temmuz 2019

Tatil Başladı


Merhaba dostlarım, nasılsınız? Dilerim çok iyisinizdir. Biz de iyiyiz. Tatil başlayalı neredeyse 15 gün oldu. Sık sık denize giriyoruz. Dünden beri evimizin dış cephesi yapılıyor, boyanıyor. Yarın da kazan dairesinin bacası yapılacak. Önümüzdeki hafta büyük ihtimalle İstanbul'a gideceğim. Tabii yarın öbür gün önümüzdeki hafta ile ilgili olarak kurs bilgisi gelmezse. Bizde durumlar şimdilik böyle. Yeniden görüşünceye dek sevgiyle kalın dostlarım. 

19 Haziran 2019

Deve Kuşu Yumurtası


Merhaba sevgili dostlarım nasılsınız? Dilerim iyisinizdir. Biz de iyiyiz. Seminerin ilk haftasını yarıladık.
Önümüzdeki hafta Cuma günü sona erecek. Sonra da inşallah tatilimiz başlayacak.
Bu deve kuşu yumurtasını annemin benim de çok sevdiğim arkadaşı Silvia yapmış. Çok ta güzel olmuş.
İçi de çok güzel görünüyor. Malzemeleri yazdım. Nasıl yapacağınızı siz sevgili dostlarım bilirsiniz.

Malzemeler Beyaz Muhallebi İçin: 1 çay bardağı toz şeker 1 çay bardağı nişasta 6 çay bardağı tam yağlı süt 1 paket vanilin İç Kısmı İçin: 1 çay bardağı toz şeker 1 çay bardağı nişasta 1 su bardağı kayısı ya da portakal suyu Üzeri İçin: 1 su bardağı hindistan cevizi ya da antep fıstığı

Yapılışı: Beyaz muhallebi ve sarı muhallebi ayrı ayrı pişirilir. İçinin sarısı için hazır meyve suyu kullanırsanız şeker eklemek gerekmez.
Beyaz muhallebi ıslak kaselere dökülür. Soğumadan sarı muhallebi üzerine dökülür. Sıcak olduğu için
beyaz muhallebinin içine girer. Soğuyunca kase ters çevrilir, hindistan cevizi ya da antep fıstığı serpilerek servis yapılır. Muhallebi kesildiği zaman sarı ortaya çıkar ve çok güzel bir görünüm olur. Sevgili dostlarım bugünlük benden bu kadar, yeniden görüşünceye dek sevgiyle kalın!


10 Haziran 2019

Blogum 13 Yaşında


Merhaba sevgili dostlarım bugün blogum 13 yaşına girdi. Çok mutluyum. Geçen sene Pazar günü de seminer vardı. Döndüğümde bilgisayarımı açmıştım. Ama blogumun 12. yılı aklımdan çıkmıştı. Sonradan anımsayınca çok çok üzülmüştüm. Ama olan olmuştu. Neyse ki bu kez Cumartesi'den  beri aklımdaydı. Kendime sık sık hatırlattım veee bu yıl blogumun doğum gününü unutmadım. Siz dostlarımla birlikte nice yıllar geçirmek dileğiyle. Yeniden görüşmek dileğiyle dostça kalın!

29 Mayıs 2019

Enfess Güllaç


Merhaba sevgili dostlarım, nasılsınız? Dilerim çok iyisinizdir. Biz de çok iyiyiz. Ben 9 günlük bayram tatilini sonra da yaz tatilini iple çekiyorum. İnşallah yaz tatili yapabilirim. Çünkü daha önce hiç okula gitmeyen çocuklara yaz tatilinde eğitim verilecekmiş. MEB'in sayfasında okumuştum. Diğer öğretmen arkadaşlar tatil yaparken biz çalışmayız umarım. Yoksa bize çok büyük haksızlık olur. Biz ne ara dinleneceğiz? Bir ay tatil de bana yetmez. Bakalım ne olacak? Buna takmış durumdayım, daralıyorum.
Annem, ben çok özleyince hatırımı kırmadı ve güllaç yaptı. Servis yaparken çilekle süsledi. Enfess görünüyor.
Tarife geçiyorum
300 gr güllaç
4 su bard. toz şeker
2 litre süt
1 çorba kaşığı gül suyu
200 gr ceviz
Çilek

Yapılışı: Süt kaynatıılır, ılıtılır. Güllacın her katına süt dökülür. Ortasına ceviz konur. Sonra yine her kata süt dökülür. Soğumaya bırakılır. Buzdolabına konur. Servisten önce çilekle süslenir. Afiyet olsun.





25 Mayıs 2019

Aşkın Kırk Kuralı


Elif Şafak’ın yayıncılığımızda bir fenomen olan, 1 milyona yakın satan romanı Aşk’ın en çok sevilen, en çok paylaşılan bölümü AŞKIN KIRK KURALI kitap oldu...
Ella ve Aziz’in aşkını, Mevlânâ ve Şems’in yoldaşlığını güzel ve büyülü bir çerçeve gibi saran AŞKIN KIRK KURALI, Şafak’ın aşk, tasavvuf ve anlam arayışı üzerine kaleme aldığı bir metin. Kitapta bu kırk kurala Aşk kitabında yer alan, aşka dair en güzel cümleler de eşlik ediyor. 
Bu kitap için özel olarak yazdığı Sunuş yazısında Elif Şafak “Uçsuz bucaksız bir deryadır tasavvuf” diyor… “kiminin elinde bir kepçe, kiminin elinde bir çay kaşığı… herkes kendi yüreğinin kabı kadar çeker o denizden… hoşça bakın zatınıza…”
(Tanıtım Bülteninden)

On Dakika Otuz Sekiz Saniye


Adı Leyla’ydı. İstanbul’un en eski genelevlerini barındıran o meşum sokakta yer alan gülkurusu renkli evde bilinen adıyla Tekila Leyla. Öyle derdi ona arkadaşları, ahbapları ve müşterileri. Öyle derdi ona beş kadim dostu. Hiç istemezdi Leyla kendisinden geçmiş zaman diliminde söz edilmesini. Ama işte kalbi daha az evvel susmuş, soluk alış verişi ise hepten kesilmişti. Şehrin kenarlarında bir çöp kutusuna bırakılmıştı cansız bedeni. Gene de henüz durmamıştı beyni. Çalışıyordu hâlâ. Tastamam on dakika otuz sekiz saniye boyunca…
(Tanıtım Bülteninden)

22 Mayıs 2019

Her Şey Zihinde Başlar



%100 Düşünce Gücü” Kitabının Yazarı
Bütün değişimlerin temeli, içinizden 
gelen yeni seçimlerle atılır. Her şeyin başladığı yer zihninizdir: düşüncelerinizin, hayallerinizin, başarabileceklerinizin…
Zihniniz, hayatınızın merkezidir, bu yüzden zihninizi kontrol etmeyi başardığınızda hayatınızı kontrol etmeyi de başarırsınız.
Bu kitap size, inancın gücüyle zihninizi olumsuz ve yıkıcı düşüncelerden arındırıp, olumlu ve yapıcı düşüncelerle doldurarak zihinsel ve bedensel olarak yeni bir insan olmanın mümkün olduğunu gösterecek.
Sizi kısıtlayan ve zihninize zincir vuran düşünceleri nasıl yok edeceğinizi öğrendiğinizde önünüzde yepyeni bir hayatın kapıları açılacak.
Unutmayın ki bilincinizi değiştirirseniz dünyanızı değiştirirsiniz.
Her şey mümkün, yeter ki inanın.

(Tanıtım Bülteninden)

Büyük Yalnızlık


ALASKA, 1974. 
DEĞİŞKEN. ACIMASIZ. VAHŞİ.
VE BU SOĞUK, ISSIZ TOPRAKLARDA 
HAYATTA KALMA MÜCADELESİ VEREN BİR AİLE…

Vietnam Savaşı’nda esir düşen Ernt Allbright eve bambaşka bir adam olarak, tutarsız bir karakterle geri dönmüştür. Girdiği hiçbir işte dikiş tutturamayınca ani bir karar alır: Ailesiyle birlikte kuzeye, Alaska’ya taşınacak, medeniyetten uzak yaşayacaktır.
On üç yaşındaki Leni, anne ve babasının tutku dolu, fırtınalı ilişkisinin gelgitleriyle hırpalansa da yeni bir hayat kuracakları o uzak toprakların onlara iyi geleceğine inanır. Tek hayali, ait olduğunu hissedebileceği bir yuvadır. Annesi Cora ise sevdiği adam için her şeyi yapmaya, onun peşinden bilinmezliğe bile gitmeye hazırdır.
Başlarda Alaska, dualarının gerçek olması gibidir. Ancak kış yüzünü göstermeye başlarken her yer karanlığa gömülür ve Ernt’ün daha da bozulan psikolojisiyle birlikte Allbright ailesi sarsılmaya başlar. Artık kulübelerinin dışındaki tehlikeler, içerideki tehlikenin yanında sönük kalmaktadır. Gecelerin on sekiz saat sürdüğü karlar altındaki bu ıssız dünyada Leni ve annesi gerçeğin farkına varır: Yalnızdırlar ve onları kurtaracak kimse yoktur, kendilerinden başka…

Büyük Yalnızlık, aşkın saflığına olduğu kadar karanlık yüzüne de dikkat çekiyor ve bizi bir anne ile evladı arasındaki bağı hiçbir gücün koparamayacağına ikna ediyor. 

Kristin Hannah'ın kitabı çıkar da alınmaz mı? Daha geçen gün beş tane kitap ısmarladım. Bir daha ki aya alırım artık. Kristin Hannah kitaplarına da bakmıştım ama gözümden kaçmış herhalde. Görsem alırdım, üzüldüm doğrusu. Belirttiğim  gibi bir daha ki aya alırım artık. 

20 Mayıs 2019

Depresyonu Yenebilirsiniz


                                                            Bazen, hayat daha zordur.
Yakanıza yapışan bir el, sizi durmadan sarsarak ne kadar çaresiz, umutsuz, tükenmiş ve yorgun olduğunuzu hatırlatır durur. Bazen, zihninizi dolduran soruların cevapları sizde yoktur. “Neden? Acaba? Keşke…” ile başlayan cümleleriniz çoktur; oysa hepsi gerçekleri örten birer buluttur.

Bazen ihtiyaç duyduğunuz yardım, düşündüğünüz kadar uzakta değil, göremediğiniz ama aslında size en yakın yoldur.

İçinde, son elli yıldır bilim adamlarının deneysel olarak kanıtladığı yöntemlerin ve uygulamalarının yer aldığı bu kitap, size o yolu sunuyor.

Çünkü çaresizliğinizin ve yapamadıklarınızın en büyük sebebi, aslında bilmedikleriniz.

Bu kitaptaki yöntemleri, sadece bir ay, ciddiyetle uygulamaya hazırsanız, alacağınız sonuçların hayatınıza getireceği güzelliklere ve iyiliğe de hazır olun!

Kendinize bir şans verin! İnanın! Depresyonu yenebilirsiniz!

Yuvana Hoşgeldin


Kitapları bütün dünyada onlarca dile çevrilen ve satış rekorları kıran New York Times çok satan yazarı Debbie Macomber, yürekleri ısıtacak yepyeni bir seriyle karşınızda!
Üç kız kardeş Cassie, Karen ve Nichole çocukken birbirlerine çok yakındır… ta ki vahim bir olay onları ayırana kadar. Liseden sonra Cassie, evlenmek için üniversite bursunu elinin tersiyle itip evden kaçarak anne babasının kalbini kırar. Cassie’nin babasının gözdesi olması, her şeyi daha da kötü hale getirir.
Cassie şimdi otuz bir yaşındadır ve kızıyla Seattle’da yaşamaktadır. Tek isteği, geçmişi geride bırakmaktır. Kâbus gibi bir evlilikten sonra kendi ayaklarının üstünde durmayı başarır ve zor da olsa hayatını düzene koyar. Ancak ne kadar çabalasa da kız kardeşleri onunla barışmak istemez.
Ne var ki Cassie bir gün Karen’dan bir mektup alır ve bunun aralarında yeniden bağ kurulması için bir şans olduğuna inanır. Zamanla affetmenin gücünün ve yeni başlangıçların pek çok ihtimali beraberinde getirdiğini fark edecektir.
"Cesur duruşuna rağmen, Cassie ailesi tarafından terk edilmesine incinmiş ve kızmıştı. Duke’le yaşadığı yıllarda, onu terk edecek cesareti bulduğu zaman ailesine güvenebileceği umuduna tutunmuştu. Bu hayali boşa çıkmıştı. Aptallık etmişti ve ailesinin gözünde yaptıkları affedilmezdi. Cassie iki yıldır Washington eyaletinde yaşıyordu ve iki kız kardeşinden biri ilk kez kendisiyle temas kuruyordu.
Mektup parmaklarını yakacak kadar sıcakmış gibi geliyordu. Cassie uzun zamandır bu ânı bekliyordu. Duke’le kaçtığında on sekiz yaşında ve hamileydi. Şimdi otuz bir yaşındaydı ve Cassie yaşının ötesinde olgunlaşmıştı."
(Tanıtım Bülteninden)
Debbie Macomber'in yeni çıkan kitabı olursa akan sular durur. Kitabı bugün D&R'dan ısmarladım. Elime geçmesini sabırsızlıkla bekliyorum.

4 Mayıs 2019

Kıymalı Poğaça


Merhaba sevgili dostlarım,  nasılsınız? Dilerim çok iyisinizdir. Biz de çok iyiyiz. Bugün siz dostlarıma güzel bir poğaça tarifi vereceğim. Malzemeleri yazıyorum.
100 gr erimiş tereyağ ya da margarin
1 su  bard. ılık süt
1/2 su bard. sıvıyağ
1 yemek kaşığı kuru maya
1 yemek kaşığı toz şeker
1 tatlı kaşığı tuz
2 yumurta (birinin sarısı üzerine)
Aldığı kadar un
300 gr kıyma
2 orta boy kuru soğan
tuz, karabiber, pulbiber
Yapılışı: Soğan ve kıyma kavrulur.Tuz, karabiber, pulbiber eklenir. Bir kenarda soğumaya bırakılır.
Poğaça malzemeleri büyükçe bir kaba konup karıştırılır ve hamur yoğrulur. İçine kıymalı harç konur, şekillendirilir. 180 C'de üzeri kızarana dek pişirilir.
Afiyetle yenir.
Sevgili dostlarım yeniden görüşünceye dek sevgiyle kalın.

16 Nisan 2019

Hayata Dön


Psikiyatrist Budayıcıoğlu'ndan roman tadında bir anlatı...
Hiç de güzel denemeyecek suskun mu suskun bir kız... O sustukça, terapistin tarihin mahrem yerlerinden bulup çıkardığı unutulmuş hikâyeler dökülüyor ortaya.
Genç firavun Tutankamon'un esrarı, Hitler ve Freud'un kişiliklerinde gücün analizi... 18. yüzyılda adına "Fısıltı Sanatı" dedikleri, evli kadınların yaşadığı aşk ilişkileri... Çariçe Katerina'nın çamaşırcılık ve hayat kadınlığından başlayan tılsımlı yazgısı... Eva Peron'un ve Prenses Süreyya'nın hüzünlü hayat hikâyeleri ve daha niceleri...
Derken suskunluk bozuluyor. Çirkin kızın hikâyesi başlıyor. Öyle bir hikâye ki acısıyla, dehşetiyle, hüznüyle her şeyi gölgede bırakıyor.
Çirkin genç kızın açıldıkça güzel bir prensese dönüşmesi... Psikanalizin sihirli değneğinin dokunduğu yerde ortaya çıkan bir başarı öyküsü.

*Bugün D&R'dan ısmarladığım ikinci kitap ta bu. Yine sabırsızlıkla elime geçmesini bekliyorum. 

Camdaki Kız


“Küçükken çekilen acıların ateşi kolay sönmüyor, kolay unutulmuyor ve izlerini hayatımız boyunca üstümüzde taşıyoruz.”
Aşk yakıyor
Ayrılık kavuruyor
Aldatılmaksa hep çok acıtıyor…
Bize çocukluk acılarını tekrar yaşatacak kişileri gözünden tanır, başkasına değil, ona âşık oluruz. Hayat onu kendi ellerimizle buldurur bize.
Kaderimiz aslında doğduğumuz evlerde yazılır. Yine o evlerde yaralanır, o yaralarla büyür, sonunda o yaraların bizi götürdüğü yere gideriz. Ancak mutluluk her zaman o yolda değildir…
“Bu kitapta her zamanki gibi gerçek bir yaşam hikâyesi anlatacağım sizlere. Hep lüks içinde yaşamış ama kaderi daha baştan kötü yazılmış Camdaki Kız ile bir varoş çocuğunun aşk hikâyesi bu.”
- Dr. Gülseren Budayıcıoğlu-
(Tanıtım Bülteninden)
* D&R'dan bu kitabı sipariş ettim, sabırsızlıkla elime geçmesini bekliyorum. İstanbullu Gelin'in senaristi Dr. Gülseren Budayıcıoğlu yazmış. Diziyi çok severek izlediğimizden yazarın kitaplarını da severek okuyacağımızı düşündüm.

10 Nisan 2019

Fark Et Düşün Hisset Yaşa


- Yaşamımızı anlamlı kılan şey nedir?
- Neden istek ve ideallerimize uygun bir yaşam süremiyoruz?
- Yaşam olaylarını çözümlerken nerede hata yapıyoruz?
- Duygularımız aslında nelere işaret eder?
- Üzüntü ve depresyonla nasıl başa çıkabiliriz?
- Panik bozukluğu, agorafobi, sosyal kaygı ve yaygın kaygı bozukluğu neden ortaya çıkar?
- Düşünce ve davranışlarımızı sağlıklı kılmanın yolu nedir?
- Yaşamımızı zorlaştıran temel bilişsel özellikler nelerdir?
- Beynimizin gelişimiyle ruhsal rahatsızlıklarımız arasında nasıl bir bağlantı var?
- Neleri değiştirebiliriz, neleri değiştiremeyiz?
- Duygu ve düşüncelerimizi nasıl takip etmeliyiz?
- İyi iletişimin özellikleri nelerdir ve iyi yaşama katkısı nedir?
- Bilişsel Davranışçı Terapi sorunlarımızı çözmemize nasıl yardımcı olur?
Türkiye’nin önde gelen bilişsel davranışçı terapistlerinden Prof. Dr. Hakan Türkçapar’ın tecrübeleri ve akademik birikimini bir araya getirerek kaleme aldığı Fark Et, Düşün, Hisset, Yaşa bu alanda Türkçe yazılan ilk bilimsel temelli “kendi kendine yardım” kitabı niteliğini taşıyor. Klinik rahatsızlık düzeyinde olmayan kimi sorunları kişinin kendi kendine aşmasına yardımcı olmayı hedefleyen bu çalışma, insan psikolojisine dair kimi bilgileri yaşamdaki karşılıklarıyla birlikte anlaşılır ve akıcı bir şekilde aktarıyor. “İyi yaşam”ın ancak bireyin istek ve ideallerine uygun şekilde hareket etmesiyle mümkün olabileceğine dikkat çekerken, duygu ve düşüncelerimizin asıl anlamlarını araştırarak yaşamımızda karşılaştığımız ruhsal problemleri aşmamıza yardımcı olacak bir yol haritası çıkarıyor. Türkçapar’ın Kendi Kendine Psikoterapi Rehberi istemediklerinize odaklanıp vakit kaybetmek yerine isteklerinize odaklanarak yaşamınızı anlamlı hale getirmenize kapı aralıyor.
“Prof. Dr. Hakan Türkçapar bizlere iyi yaşamın sırlarını bilimsel bilgilere dayalı bir şekilde sunuyor. Fark Et, Düşün, Hisset, Yaşa kişilerin yaşamlarında karşılaştıkları zorlukları Bilişsel Davranışçı Terapi ilkeleriyle kendi kendilerine çözümlemeleri için yol gösterici nitelikte… Hem akıcı diliyle hem sunduğu değerli bilgilerle daha olumlu ve anlamlı bir yaşam sürmelerine katkı sağlayacaktır. Kendisine bizlere kazandırdığı bu değerli kitap için teşekkürlerimi sunuyorum.”
-Dr. Emel D. Stroup
Dr. Türkçapar, Bilişsel Davranışçı Terapi alanında yalnızca ülkemizin değil, dünyanın önde gelenlerinden. Farklı psikoterapi ekollerinde olsak da bu son kitabında birtakım tanım farklılıklar dışında itiraz ettiğim hiçbir nokta yok.”
-Dr. Erol Göka
“Hakan Türkçapar, bize gidişatını belirleyen düşünce/duygu/davranış üçgeninin her aşamasında kendimize yöneltmemiz gereken soruları nasıl soracağımızı öğretiyor. Bu soruları kendimize sormak ve yanıtlarını verme cesareti göstermekse bize kalıyor. Bir psikoterapist ancak bu kadarını yapabilir. Danışanlarıma/hastalarıma tavsiye edebileceğim bu kitabı kaleme aldığı için Hakan Türkçapar'a teşekkürler…”
-Dr. Alper Hasanoğlu
“Ülkemizde bilişsel davranışçı terapi ekolünün önde gelen isimlerinden olan Türkçapar, otuz yıla yaklaşan mesleki bilgi ve deneyimlerini bir bilgelik süzgecinden geçirip damıtıyor ve bir hayat kılavuzu haline getiriyor. Prof. Dr. Türkçapar’ın bu harikulade eserini daha iyi ve anlamlı bir hayatı arzulayan herkese gönül rahatlığıyla tavsiye ederim.”
-Prof. Dr. Kemal Sayar

(Tanıtım Bülteninden)

Fırın Makarna


Merhaba sevgili dostlarım nasılsınız? Dilerim çok iyisinizdir. Biz de iyiyiz. Bu aralar sıklıkla internetteyim. Uzaktan eğitim görüyorum. Aile danışmanlığı eğitimi. Zevkli konular işleniyor. İşin içinde aşina olduğum çocuk gelişimi de var, aileyle ilgili bilgiler de. Örneğin aile yapısında tay geldi sistemi de var. Kadın önceki evliliğinden olan çocuklarını sonraki evliliğinde yanında getiriyorsa bu ad veriliyormuş.  Biraz yoğunum anlayacağınız.
Bu ayın sonunda sınav var. İnşallah başarılı olabilirim. Sizde durumlar nedir? Neler yapıyorsunuz?
Annemden uzunca bir süredir fırın makarna yapmasını rica ediyordum. 10 yıldan daha uzun süredir yapmıyordu. En sonunda yaptı. Çok ta güzel oldu. Tarifi veriyorum.
Kalın makarna haşlanır. Kıyma soğan ile kavrulur.
2 su bard. yoğurt, bir yumurta, 1/2 çay bard. erimiş sıvıyağ karıştırılır. Borcama makarnanın yarısı konur. Üzerine yoğurtlu karışım dökülür. Kıyma konur. Tekrar makarna, üzerine yeniden yoğurtlu karışım dökülür. Orta ısıdaki fırında üzeri kızarana dek pişirilir.
Afiyetle yenir.

Sevgili dostlarım yeniden görüşünceye dek sevgiyle kalın!



6 Nisan 2019

Güzel Havalar


Beni bu güzel havalar mahvetti,
Böyle havada istifa ettim
Evkaftaki memuriyetimden.
Tütüne böyle havada alıştım,
Böyle havada aşık oldum;
Eve ekmekle tuz götürmeyi
Böyle havalarda unuttum;
Şiir yazma hastalığım
Hep böyle havalarda nüksetti;
Beni bu güzel havalar mahvetti.

*En sevdiğim mevsim ilkbahar. Ne güzel ki ilkbahar mevsimine girdik. Hava güzel, hayat güzel.
Yaz tatilini de iple çekiyorum. Yeniden görüşünceye dek sevgiyle kalın dostlarım. 

25 Mart 2019

Sevmeye Kendinden Başla


Günümüzde sağlam bir kişiliğe sahip olmak, çok enerjik olmak, geniş bir sosyal çevreye sahip olmak, birçok aktiviteye katılmak, dolu bir ajandaya sahip olmak ve bir gece boyunca eğlenebilecek kapasitede olmak prestijli bir durum olarak kabul edilir.
Bu ideal durumla kıyaslama yaptığınızda, kendinizde bir şeylerin yanlış gittiğini hissediyorsanız bu kitaptan yardım alabilirsiniz. Bu kitap, bazı alanlarda daha kırılgan olup başka alanlardaysa genelde kendilerinin bile farkında olmadıkları becerilere sahip olan aşırı duyarlı ve hassas ruhlu kişiler için yazılmıştır. Kitap aşırı duyarlı olmanın ne demek olduğunu, bu durumun nasıl deneyimlendiğini ve bunu hayatınızda olumlu yönde nasıl kullanabileceğinizi anlatıyor.
Kitapta şu konularla ilgili yönergeler bulabilirsiniz: Sınır koyma konusunda nasıl daha iyi olabileceğiniz ve doğuştan getirdiğiniz derinlik, yoğunluk hâlini nasıl en keyifli şekilde kullanabileceğiniz...
Ayrıca hassas bir doğaya sahipseniz kitapta size mutluluk ve huzur verecek uğraşlarla ilgili bir öneri listesi de bulabilirsiniz.

(Tanıtım Bülteninden)
*Ben şu an'da bu kitabı okuyorum. Dikkatinizi vererek okumanız gerekli. 

24 Mart 2019

Enfes Poğaça


Merhaba sevgili dostlarım, nasılsınız? Dilerim çok iyisinizdir. Annem, Misi ve ben üçümüz de iyiyiz.
Bugün sizlerle enfess bir poğaça tarifi paylaşacağım. Tarife geçiyorum.

Malzemeler
250 gr margarin
1 çay bard. sıvı yağ
1  çay bard. yoğurt
1 paket kabartma tozu
2 yumurta (1'inin sarısı poğaçanın üzerine sürülecek)
Alabildiği kadar un
2 yemek kaşığı şeker
1 tatlı kaşığı tuz

Yapılışı: Margarin eritilir. Diğer malzemeler eklenir. Hamur kulak memesi yumuşaklığında olmalı.
İçine istediğiniz harcı koyabilirsiniz, biz patates koyduk.
180 C'de 30 dk. kadar pişirilir.  Ilınmaya bırakılır, afiyetle yenir.

* Annem bu poğaçanın lezzetine bayıldı.



11 Mart 2019

Bukre Kalp


Bir an...
Bir anda çatlar tohum. Sonra filiz yavaş yavaş toprağın altında yol alır hiç görmediği güneşe doğru.
Tohum, çiçek olacağını bilir mi acaba? Yoksa içinden gelen ses mi güneşin peşine düşürür onu? Toprağın altında, karanlığın zifirisinde, öldüğümüzde gömüldüğümüz yerde bir filiz güneşi arar, hayat bulmak için yukarıya çıkmayı arzular. Belki güneşi de bilmez, belki çiçek olmayı hayal bile edemez. Yalnızca bir sestir onu yücelten. Henüz sessizlikte duran, fakat tüm sesleri birdenbire susturuveren gizli ama kuvvetli bir ses... Tohumu çatlatan güç, içbükey bir sese dönüşür içinde.
Ve işte bir an...
Çatladığı an tohum ölmüştür artık. Ve filiz doğmuştur doğaya. Oysaki tohumdu önceden. Yasını tutmaz tohum olarak bildiği varlığının. Artık kendisinin dışındadır tamamen, yol alacaktır nereye gittiğini bilmeden. Mecburdur kendisini zorlayarak uzamaya güneşe doğru. Yoksa toprağın derinliklerinden hiç çıkamayacak, çürüyüp gidecektir. Ölüp gidecektir güneşi göremeden, birçokları gibi hiç yaşamadan gömülüp gidercesine...
Kimse görmez, kimse bilmez toprağın altında doğup yine orada ölenleri. Güneşten habersiz çürüyüp gidenleri.
Bebek yavaş yavaş büyür ana karnında. Sancıyla doğar. Yavaş yavaş büyür çocuklar düşe kalka, yavaş yavaş yaşlanır insan. Ama kaç yaşında olursa olsun bir anda ölür herkes. Ölüm bir anda keser nefesi.
Karabulutlar yavaş yavaş birbirinin içine geçer. Ama şimşek birden çakıverir. Bir an için aydınlatır gökyüzünü ve sönüp gider. Bir yıldız ansızın kayıp gider. Ardında kalırsa, sadece bir dilek kalır. İnsan sonsuzca yaşar kısacık ömrünü ama ölüm bir anda son verir sonsuzluğa. Yeni bir hayat başlar, başka bir sonsuzlukta. Ardında kalırsa, sadece bir dua kalır...

(Tanıtım Bülteninden)

5 Mart 2019

Anksiyete Terapisi



Anksiyete terapisi, panik atak, agorafobi ve sosyal fobiler gibi birçok anksiyete bozukluğunun klinik tedavisine yönelik kapsamlı ve güncel bir rehberdir. Alanlarındaki uzman kişiler tarafından yazılan Anksiyete terapisi, bir dizi etkili klinik teknik ve müdahale hakkında yararlı bilgiler sunmaktadır. Hem sağlık profesyonellerine hem de konuyla ilgili okuyucuya hitap eden kitapta, birçok vaka öyküsünün yanı sıra, ilacın rolü incelenmekte ve maruz kalma terapisi, bilişsel-davranışsal terapi, progresif relaksasyon ve psiko-dinamik psikoterapi gibi spesifik teknikler ele alınmaktadır. Yazarlar, bu tekniklerin pratikte nasıl işlediğinin açıkça anlaşılması için klinisyenlerler danışanlar arasındaki diyalog metinlerini de yazılarına dahil etmiştir.

Sıkıntı, bulantı, endişe, kaygı, dilimizde anksiyete karşılığı olarak kullanılan kelimelerdir. Hastalar bu durumu "kötü bir şey olacakmış hissi", "hoş olmayan bir endişe hali" ya da nedensiz bir korku" şeklinde ifade ederler. Psikiyatrik açıdan anksiyete, somatik belirtilerin de eşlik ettiği, normal dışı, nedensiz bir tedirginlik ve korku hali diye tanımlanabilir. Kişi huzursuzdur, kötü bir şey olacağından endişe etmektedir, ancak bu durumu açıklayacak nesnel bir tehlike ya da tehdit kaynağı gösterememektedir.

Şu an'da bu kitabı okuyorum. Anlayabilmek için çok dikkatli okumak gerekiyor.

Turunç Reçeli


Merhaba sevgili dostlarım, nasılsınız? Dilerim çok iyisinizdir. Biz iyiyiz. Bahçede biraz sorunlar vardı, bugün akşamüstü giderildi. Bugün yine bahçemizdeki turunç ağacından toplayıp annemin yaptığı reçel tarifini vereceğim. Tarif sevgili Tijen'den. "Tak Koluna Sepeti" adlı kitabından.
Tarifi veriyorum.
Malzemeler
7-8 turunç
3 su bard. su
4 su bard. toz şeker
4-5 karanfil
Yapılışı: Önce turunçların kabuklarını rendeleyecek, dışındaki acı kısmı atacaksınız. Sonra portakal soyar gibi dilimler halinde soyup kabukları kıvırarak ipe dizeceksiniz. Büyükçe bir kaba koyduğunuz suya atın. Üzerine de bir ağırlık koyup sabah akşam suyunu değiştirerek 2-3 gün suda bekletin.
Bu sürenin sonunda bir tencerede bolca su kaynatın, içine turunç dizilerini atın, 4-5 dk. kaynatıp süzün. Tencereye üç su bard. su, toz şeker ve karanfili koyup kaynatın. İçine turunç dizilerini atıp orta ısıda 20-30 dk. pişirdikten sonra 1/2 limonun suyunu ekleyin ve karıştırdıktan sonra ateşten alın.
Turunçları şerbetin  içinden çıkarıp bir tabağa alın ve soğumaya bırakın. Ellenecek kıvama geldiğinde iplerini çıkarıp ince şeritler halinde kesin, kavanozlara doldurun, üzerlerine de tencerede kalan şurubu pay edin. Reçeliniz soğuduktan sonra kavanozların kapaklarını kapayıp buzdolabında muhafaza edin.
Çok lezzetli bir reçel, afiyetle yiyin. Sevgili dostlarım yeniden görüşünceye dek dostça kalın.