31 Ekim 2019

Hafıza


İnsan Unutur Tarih Hatırlatır
Bugün bize Atatürk’ü ve ‘’yakın tarihi’’ 
unutturmak isteyenler, ‘’ulus bilincimizi’’ oluşturan 
‘’milli hafızamızı’’ silmek istiyorlar.
‘’Siyasal hafızamızı’’ kurgusal bir tarihle 
yeniden biçimlendirmeye çalışıyorlar.

 İşte bu kitabı, unutturulmak istenen 
‘’yakın tarihimizi’’ hatırlatarak ‘’milli hafızamızı’’
 tazelemek için yazdım.

Hafızanı silip yeniden 
biçimlendirmelerine izin verme!
Unutma, hatırla!

(Tanıtım Bülteninden)

* Pazar günü Sözcü gazetesini okurken gördüm, kampanya vardı,  Sinan Meydan kitapları indirimliydi.  Okumak istediğim kitaplardı, yeni çıkan kitabı da edinmek istiyordum. Cumartesi günü İclal Aydın imza günü için Edremit Novada'daki D&R'a gittiğimizde sordum, Hafıza kitabı henüz gelmemişti. İşte Pazar günü kampanyayı görünce hemen Sözcü Kitabevi'ni aradım. Kitapları ısmarladım! Dün kitaplarım elime ulaştı. İkinci kitap  ta yine okumak istediğim Atatürk Etkisi'ydi. Elimdeki kitabı (Aşkımız Eski Bir Roman) ve annemin şu an'da okumakta olduğu İclal Aydın'ın kitabını okuyunca Hafıza'ya başlamak istiyorum. Sevgili dostlarım yeniden görüşünceye dek dostça kalın!

27 Ekim 2019

Kalbimin Can Mayası


İNSAN BİR HİKÂYEYE KENDİNİ KAPTIRDIĞINDA, BİR BAKIYOR Kİ KARŞISINDAKİNİ ANLAMAYA BAŞLAMIŞ.
“Nedenini bilmeden peşine düştüğümüz duyguların, izini sürdüğümüz tutkuların, hapishanemiz olan korkuların bize bizden önceki nesilden kaldığına kanaat getirdim. Unutmamak, hatırlamak, birbirini tamamlamak için aslında.”
Diken kelebeklerinin göçü altı nesil sürüyorsa ve nesiller birbirinde devam ediyorsa, dağın bu yanıyla öbür yanını, denizin bu ucuyla öteki ucunu, bir kıtanın başlangıcıyla bitimini aynı anda görebilen
hangi nesildir?
Kapalı bir kapının iki tarafında iki insan duruyor. Rüçhan ve Nesrin. Türkân ve Mine. Kartal ve Somer. Peki, bir sonraki nesilden Defne ve Somer’in öteki kızı Kiraz kendi aralarındaki kapıyı aralarsa, diğer kapalı kapılara ne olur?
Dün, bugün ve yarın, bir neslin yolunda kesiştiğinde hikâyeler nasıl değişir?
Belki de, Kiraz’ın Defne’ye söylediği gibi bir aynaya tutulur bütün hikâyeler:
“Büyürken, genç kız olurken fark ettim ki, benim annem de sen ve senin annen için öteki kadın.
Annelerimize yaşatılan reddedilişin iki ucuyduk seninle. Rüçhan Hanım’ın ölüme giderken hüzünle baktığı bir aynayız biz. Birimiz aynanın sırrı, diğerimiz camıyız.”
Üç kız kardeş Türkân, Dönüş ve Derya’nın hikâyesi, Ayvalık’ta kaldığı yerden, bağımsız kurgusu ve tanıdık karakterleriyle devam ediyor.
(Tanıtım Bülteninden)

* İclal Aydın'ın, Üç Kız Kardeş kitabının devamı olacak son kitabının çıkmasını iple çekiyordum. Kalbimin Can Mayası çıkar çıkmaz sipariş ettim, geldi. En kısa zamanda başlayacağım. Bu arada dün Edremit Novada D&R'da İclal Aydın'ın imza günü vardı.Çok heyecanlıydım, bir aksilik olacak, İclal Aydın'ı göremeyeceğim diye aklım çıktı. İmza kuyruğuna girdim, bir buçuk saat kadar bana sıra gelmesini bekledim. Beklediğime değdi. Üç Kız Kardeş adlı kitap yıpranmıştı, gördü, epey iyi okuduğumu söyledi. Birazcık konuştum. Bu arada dostlarım,  Üç Kız Kardeş kitabının dizisi çekilecekmiş, yakında Kanal D'de ekrana gelecekmiş. Milliyet gazetesinin tv eleştirmeni yazarı Sina Koloğlu yazmış, İclal Aydın da instagramda doğruladı. Dizinin başlamasını da iple çekiyorum. Bugünlük benden bu kadar, yeniden görüşünceye dek sevgiyle kalın!

22 Ekim 2019

'Piedra Irmağının Kıyısında Oturdum, Ağladım


... 'Piedra Irmağının Kıyısında Oturdum, Ağladım', yazarın Türkçe'deki ikinci kitabı. Bu kitap, bir tutkunun, bir aşkın öyküsü. Öyle bir aşk ki, bir kadınla bir erkek arasındaki tutkunun, giderek bir sonsuzluk tutkusuna dönüştüğünü görüyoruz. 'Paulo Coelho', gerçekle gerçeküstünü, ülkesinin mitolojisinden yararlanarak bütünleştirebilen ilginç bir yazar; bu romanında, dünyanın gizlerini içinde taşıyan bir aşkın öyküsünü dile getiriyor. Yirmi üç dile çevrilen ve dünyada 2,5 milyon okurla buluşan bu romanın da 'Simyacı' gibi sevilerek okunacağını umuyoruz.
*Ben bu kitabı ilk  olarak 1997 yazında okumuştum, çok beğenmiştim. İlk kitabı Simyacı'yı Bodrum'a giderken yolda bitirmiştim. O haftaki Aktüel (ne güzel bir dergiydi) dergisinde Paulo Coelho ile röportaj vardı. Bu rastlantı çok hoşuma gitmişti. İki kitap arası tatmin edici röportajı okumuştum. Sonra da Piedra Irmağı'nın Kıyısında Oturdum, Ağladım kitabını okumuştum. 
22 yıl sonra yeniden severek okuyorum. Masal tadında, okumanızı öneririm

17 Eylül 2019

Domatesli-Biberli Poğaça



Merhaba sevgili dostlarım nasılsınız? Dilerim çok iyisinizdir. Biz de iyiyiz. Güldal ablam bize geldi, radikal bir karar aldı, Ayvalık'a yerleşecek. Annemle birlikte ev arıyorlar. İnşallah gönlümüze göre bir ev bulabiliriz. Ben okula gidip geliyorum. Tarife geçiyorum dostlarım.

Malzemeler
1 su bardağı ılık süt
Yarım su bardağı ılık su
1 yemek kaşığı şeker
1 tatlı kaşığı tuz
1 paket kuru maya
Yarım su bardağı sıvı yağ
Alabildiği kadar un (ben hemen hemen 2, 5 su bardağı ekledim hamur yumuşak ele yapışmamalı)
Üstü İçin ;
2 adet orta boy domates
1 adet yeşil biber
1 tutam maydanoz
1 avuç dolusu kadar kaşar peyniri
Ve 1 su bardağı kadar beyaz peynir
3 yemek kaşığı sıvı yağ
Pul biber, kekik
Hazırlanışı
Öncelikle maya, şeker, süt ve suyu uygun bir kapa alıp iyice karıştırıyoruz ardından tuz, sıvı yağı ilave ediyoruz.
En son azar azar unu ilave edip ele yapışmayan ama oldukça yumuşak bir hamur elde ediyoruz. 1 saat mayalandırıyoruz.
Hamur mayalanırken uygun bir kaseye domates ve biberi küp küp doğruyoruz.
Maydanozu ince kıyıyoruz. İçine kaşar peyniri ve beyaz peyniri ekliyoruz.
En son sıvı yağ ve baharatlı ekleyip kenara alıyoruz.
İki katına çıkan hamuru tekrar biraz yoğurup fazla havasını alıyoruz.
Ve önceden yağlı kağıt serdiğimiz tepsiye mandalina büyüklüğünde bezeler alıp aralıklı koyuyoruz.
Elimizle hafif üzerine bastırıp domatesli iç harçtan bir yemek kaşığı kadar üzerine koyalım.
Önceden ısınmış 180 derce fırında altı üstü kızarana kadar pişirelim. Deneyecek olanlara afiyet olsun.

Dostlarım, ben sivri biberin acı olabileceğini  unuttum, pul biber de koydum, sonuç olarak komşumuzun kızı bir yudum yiyip ağlamış çünkü çok acı olmuş.  Sivri biberiniz acıysa pul biber koymayın. Annemle ben afiyetle yedik çünkü acıyı çok seviyoruz. Benden şimdilik bu kadar, yeniden görüşünceye dek dostça kalın! 





















28 Ağustos 2019

Bırak Ve Rahatla


Bırak ve Rahatla Bazen öyle anlar olur ki duygularımızı yönetemeyiz...
Duygularımız bizi yönetir…
Öfkemizle baş etmekte zorluk çeker; sevdiklerimizi kırar, incitir, sonra pişman oluruz…
Kaygılarımız yaşamımızı esir alır; adım atmakta zorluk çeker, kararsızlıklar yaşarız…
Sabah uyandığımızda ‘iyi bir gün geçirmeye’ niyet eder; günü iç daralmaları ile kapatırız…
İyi düşünmek yetmez; iyi hissetmekte zorluk çekeriz...
İç seslerimiz bir türlü susmaz; hayata tebessüm edemeyiz…
Bir telaş, bir acelecilik içinde yaşar; yeryüzünü kendi gözlerimizle seyredemeyiz…
Ve tüm bunların değişmeyeceğine inanır, kalitesiz bir yaşama kendimizi mahkûm ederiz...
Halbuki, duyguların zarara uğramış yanlarını onarmak, onarılmış duygularla bir iç genişliği içinde yaşamak mümkündür…
Değersizlik hislerimizden, yetersizliklerimizden, güvensizliklerimizden ve içimizde yıllar boyunca birikmiş tüm hoşnutsuzluk duygularından arınabilir, ruhsal özgürlüğümüze yeniden kavuşabiliriz…
Adem Güneş, Bırak ve Rahatla’da kendimizi nasıl onarabileceğimizi anlatıyor… Altı haftalık bir program içerisinde ‘Duygusal Farkındalık Eğitimi’ sunuyor…
Peki ama nasıl?
Telaşlı yaşamı bırakıp biyolojik ritmi düzenleyerek ‘sakinliğe’ erişmek… 
Bastırılmış duyguları bırakıp ‘ruhsal özgürlüğü’ hissetmek…
Kaygılı bedeni bırakıp ‘iç genişliği’ elde etmek…
Bırak ve Rahatla, geçmişini onarmak ve gerçek kendiliğini bulmak isteyen herkes için...

(Tanıtım Bülteninden)

Bademli Kek



Merhaba sevgili dostlarım, nasılsınız, dilerim çok iyisinizdir. Biz iyiyiz. Ben sık sık denize giriyorum malum Pazartesi günü göreve başlıyorum. Elimden gelse günlerin akıp gitmesini durduracağım ama henüz öyle bir becerim yok. Bugün  sizlerle  Kurban Bayramı için yaptığım bademli kekin tarifini 
paylaşıyorum. 

Yeniden görüşünceye dek sevgiyle kalın dostlarım!

14 Ağustos 2019

Kalbimin...


Hilal Özcan bugüne dek biriktirdiklerini aktarmak için bir kitap yazmakla onu tanımayan pek çok insana faydası olacak adımlar attı. Bu birikimin doğal bir sonucu olan bu kitabı okurken hem bir aşk hikâyesinde hem de bir düşünceler denizinde yol alacaksınız. Elinizde mutlaka bir kurşun kalem olsun. Zira altını çizeceğiniz çok satır olacak... Sonra, ikinci okuyuşunuzda renkli bir kalem kullanın. Kitaba dönüp baktığınız farklı zaman dilimlerinde hangi farklı satırların sizi etkilediğini hayretle göreceksiniz.
- İclal Aydın -
“Ona göre aşk bu dünyaya ait değil. Sanki başka bir gezegende yaşıyor ve doğası ölümsüz. Bize yüzünü gösterdiği, içimize düştüğü anda, aslında bizi de o ölümsüzlüğe çağırıyor. Ama biz bunu anlamıyoruz. Başka bir evrenin varlığı olan aşkı bu dünyada yaşatmaya çalışıyoruz. Bu da suyun olmadığı bir gezegende çiçek ekmeye benziyor. Biz aşkın öldüğünü zannediyoruz ama aslında aşk sadece bu dünyada ölüyor. Ve eğer onu yaşatmak istiyorsak, onu bu dünyada tutmakta diretmek yerine, aşkın kendi âlemine geçmemiz gerekiyor.”
(Tanıtım Bülteninden)

Hilal Özcan,  İclal Aydın'ın kız kardeşi. Ve İclal Aydın  kardeşini ve "kalbimin kendine göre nedenleri vardı" kitabını kardeşinin yazdığını instagramda paylaştı.