30 Aralık 2015

Mutlu Yıllar


Sevgili dostlarım merhaba! Ben bu kadar uzun süredir görüşmediğimizin farkında değilim, 10 gündür yazmadığımı sanıyordum oysa ki neredeyse bir buçuk aydır görüşmüyormuşuz.
Sevgili dostlarım tüm sevdiklerinizle nice nice sağlıklı, mutlu, umut dolu yıllar geçirmeniz dileğiyle!
Kocaman sevgiler hepinize!
En kısa sürede yeniden görüşmek dileğiyle!

19 Kasım 2015

Hafta Sonuna Bir Kala


Merhaba dostlarım nasılsınız, dilerim iyisinizdir. Ben ve Misi iyiyiz. Annem de iyi. Geçtiğimiz hafta sonu Akçay'da idim. Cumartesi, Pazar keyif yaptık, Pazartesi günü işimiz vardı, hallettik, eve döndük. Aynı günün akşamı Bigadiç'e döndüm. Balıkesir'de çok büyük bir alışveriş merkezi var, adı Yaylada. Kahve Dünyası'da var, tam benlik. İlk fırsatta annemle Balıkesir'e gitmek istiyoruz.
Annemin bu hafta sonu Uzunköprü'den misafiri var, Sabahat abla. Uzunköprü'nün bize kazandırdığı en güzel insanlardan. Ben de gitmek isterdim ama daha yeni döndüm, kedişimi de yalnız bırakmak istemiyorum. Ben de dün temizlik yaptım. Bugüne sadece Pazar işi kaldı. Daha sonra karnabahar salatası yaptım. Yine de zamanım kalınca hem önümüzdeki haftanın planını hazırlayayım dedim hem de blogumda siz dostlarımla paylaşımda bulunayım istedim. Şimdilik benden bu kadar, yeniden görüşünceye dek sevgiyle, dostça kalın!





8 Kasım 2015

Kuru Meyveli Kek


Merhaba dostlarım nasılsınız? Misi ve ben iyiyiz, dilerim sizler de iyisinizdir. Evet bugün hem dinlendim hem de mutfağa girip kek yaptım. Tadına baktım, ben yaptım diye değil ama enfes olmuştu. Ev sahibime de verdim, yarın öğretmen arkadaşlara da götüreceğim. Şimdi hemen tarifine geçiyorum.
 Malzemeler
1 su bard. süt
1 su bard. sıvıyağ
3 su bard. un
1 su bard. toz şeker
1 paket vanilya
1 paket kabartma tozu
200 gr kuru meyve
3 yumurta

Yapılışı: Yumurtalar ve vanilya çırpılır, süt, yağ ve şeker eklenir, yine çırpılır. Un ve kabartma tozu eklenir, karıştırılır. Biraz unun içinr kuru meyve eklenir, karıştırılır. Hamur karışımına eklenir, kek kalıbı yağlanır. Kalıbın içine boşaltılır ve 180 C ısıda yaklaşık 45 dk pişirilir.
Afiyetle yenir!
Yeniden görüşmek üzere dostça kalın!











Liman Caddesi


Herkesin pişmanlıkları vardır. Senin yapmamış olmayı dilediğin bir şey var mı?

Sevgili okur,
İster inanın ister inanmayın yine yepyeni bir Cedar Cove hikâyesiyle karşınızdayız. Bu sefer işin içinde McAfee ailesi var.Özel dedektif Roy ile eşi Corrie, onlara geçmişteki pişmanlıklarını hatırlatan isimsiz mesajlar almaya başlarlar ve Corrie'nin bunun ne anlama geldiğiyle ilgili hiçbir fikri yoktur.

McAfee'ler ayrıca kızları Linnette'den aldıkları sevindirici bir notla, onun kasabaya gelip yeni klinikte çalışmaya başlayacağını öğrenirler. Linnette kasabaya yerleşince annesi ona, Cliff'in at çiftliğinde çalışan Cal'le bir buluşma ayarlar, fakat Linnette bu randevu için annesi kadar hevesli değildir.Cliff demişken, Grace'le aralarındaki inişli çıkışlı ilişki tekrar başlar. Üstelik kasabadaki tek ilginç haber de bu değildir. Corrie sizi ve beni, tüm bildiklerini anlatmak üzere Liman Caddesi'ndeki evine kahve içmeye davet ediyor, buyurmaz mısınız?
-Olivia-

"Debbie Macomber muhteşem bir hikâye anlatıcısı, bir sonraki kitabı iple çekeceksiniz."
-Publishers Weekly-

"Tekrar Cedar Cove'da, o bildiğimiz sıcak aile ortamında, insana dair her türlü hikâyenin içindeyiz."
-Booklist-

"Çok üretken ve yetenekli bir yazar olan Debbie Macomber bizi Cedar Cove isimli, sevimli ve küçük kasabaya götürüyor. Üstelik bu kasabanın sakinleri oldukça enteresan, samimi ve eğlenceli. Bu kitaplar bağımlılık yapıyor."
-Amazon-
(Tanıtım Bülteninden)

*Annem İstanbul'da, Yeşil Deniz Kabuğu kitabı ile Liman Caddesi kitabını ısmarladım, aldı sağolsun! İnşallah önümüzdeki hafta anneme ve  kitaplarıma kavuşacağım!

Yeşil Deniz Kabuğu



Yirmili yaşlarda hayat daha kolaydı. Özellikle de konu aşk olduğunda. Biriyle tanışıyordun, sen onları seçiyordun, onlar seni seçiyordu. Birlikte dünyayı fethedebilirdiniz. Paris'e taşınabilirdiniz. Bir sürü çocuk sahibi olabilir veya çiftçilik yapabilirdiniz. Günlük tuttuğunuz zamanlarda yazdığınız her şeyi yapabilirdiniz. Hayaller, parlak, çarpıcı renklerde yaşanacaktı. Hayat sizindi, ikinizindi. Her şeye birlikte göğüs gerip birlikte yaşayabilirdiniz. Hayatınızı birine bağlardınız ve gerisi önemini kaybederdi. Peki ya şimdi? 

"Sarah Jio, her kitabında olduğu gibi, aşk hikâyesini, geçmişi ve gizemi birlikte harmanlayarak içinizi ısıtacak, okuduktan sonra kolay unutamayacağınız bir roman sunuyor. Yeşil Deniz Kabuğu, geçmişin kolay kolay peşimizi bırakmayacağını, dönüp dolaşıp bizi bulacağını son derece tatlı ve merak uyandırıcı bir dille anlatırken, bir yandan da Kailey'yle birlikte çıktığımız bu, zamanlar arası yolculukta, geride bıraktıklarımızı, hayatımızdan silinip gidenleri ve kendi geçmişimizi düşünmemizi sağlıyor. Yazarın ve türün hayranları kesinlikle hayal kırıklığına uğramayacak. Henüz Sarah Jio'yu hiç okumadıysanız buradan başlayabilirsiniz." 
-Tuğçe'nin Kitaplığı-

"Klasik bir Sarah Jio değil, bir Sarah Jio klasiği. Sürükleyici bir aşk hikâyesi... Okurken umudu, hüznü ve aşkı içinizde yaşayacağınız, aşkın en derinlerde olduğunu hissedeceğiniz etkili bir yolculuk. Daima kalbinizdeki sese kulak verin, aşkın hep var olduğuna inanın. İçinizdeki sonsuz sevgiye dokunmak istiyorsanız kesinlikle okumalısınız."
-Sarah Jio Turkey-

"Sarah Jio okuyucusunu her kitabında biraz daha şaşırtarak çıtayı yükseltiyor. Merakla okuyacağınız; romantizmi, vefayı, gerçek aşkı hissedeceğiniz bir hikâye."
-Seyhandan.blogspot.com-

(Tanıtım Bülteninden)

1 Kasım 2015

Sakızlı-Lorlu Kurabiye


Merhaba sevgili dostlarım, nasılsınız? Ben ve Misi iyiyiz. Misi canı istedikçe koşturuyor, oyun oynuyoruz. Bugün oyumuzu kullandık, hayırlı uğurlu olsun!
Ben bugün sakızlı-lorlu kurabiye yaptım, tadı çok güzel oldu.Ev sahibime de bu güzelim kurabiyelerden verdim.  Özellikle kahvenin yanına çok yakışır.
Tarifi veriyorum.

Malzemeler
1/4 su bard. zeytinyağı
250 gr tatlı lor peyniri
1 su bard. toz şeker
2 yumurta (birinin beyazı ayrılacak)
1/4 limonun suyu
1 çay kaşığı karbonat
2 su bard. un (yaklaşık)
2 küçük parça damla sakızı
1 kase susam

Yapılışı: 
1- Zeytinyağını, loru, şekeri ve yumurtaları yoğurma kabınıza alıp karıştırın.
2-Karbonatı limon suyunda eritin. Un ile birlikte karışımınıza ekleyin, hepsini iyice yoğurun.
3- Damla sakızını havanda toz haline getirin, hamura ekleyin, bir kez daha yoğurun.
4-Tepsinize yağlı kağıt koyun. Fırını 180 C'ye getirin.
5- Hamurdan parçalar koparıp yuvarlayın. Hafif çırptığınız yumurta akına ve susama batırın, tepsiye dizin.
6- Tepsiyi fırına koyun, 30-35 dk. pişirin. Piştiğinde oldukça yumuşak olacak. O nedenle tepsiden
almak ve servis etmek için soğumasını bekleyin.
Afiyetle yiyin!
Dostlarım yeniden görüşünceye dek sevgiyle, dostça kalın!










31 Ekim 2015

Annem Annem Canım Annem



Merhaba dostlarım nasılsınız? Ben birazcık keyifsizim. Salı günü öğleden sonra annem geldi. Anneme kavuştum. Çarşamba günü okul yarım gündü, biz töreni o gün yaptık. Okuldan dönünce annemle buluştuk, birşeyler yedik, alışveriş edip eve döndük. Perşembe ve Cuma günü doya doya annemle zaman geçirdik. Perşembe günü pazara gittik, alışveriş ettik.
Bugün oldu ve saat 15.00'da annemle çıktık, onu yolcu ettim. Yurtiçi Kargo'ya gittim, ısmarladığım kitaplar gelmiş, onları aldım.



Çarşıdaki işlerimi hallettim ve eve döndüm. Eve girdim ve içim bir tuhaf oldu, kendimi bir anda yapayalnız hissettim. Misi ile yine başbaşa kaldık.
Bu arada önceki hafta okulun orada zeytin ağaçları varmış, Zeytinler toplandı, biz üç öğretmene eşit olarak dağıtıldı. Annem zeytinlerin nasıl yapılacağını öğrendi, hazırladı. Yaklaşık 20-25 gün öyle kalacaklar sonra tatlandırılacakmış. Annem bir sürü yemek yaptı, bana bıraktı. Bana çok yardımcı oldu, sabah birlikte temizlik yaptık.
Buluşmalar, kavuşmalar çok güzel ama vedalar insana çok feci koyuyor doğrusu. Benden şimdilik bu kadar dostlarım. Yeniden görüşünceye dek sevgiyle kalın!






24 Ekim 2015

Bir Hayat Bir Hayata Değer


Büyük eserler yaratmış olanların ve uzaktan küçücük gözüken dünyalarında derin sarsıntılar yaşayan sıradan kadınların aşkları ve acıları var bu kitapta. Bu kitabı okuduğunuzda sadece sanat ve bilim dünyasının görünmeyen yüzünü değil, kendinizden bile sakladığınız duyguları bulacaksınız. Beethoven tek bir kadını çok sevdi hayatında. Ona mektuplar yazdı, onun için besteler yaptı. Adını hiç kimseye söylemedi. Kimse bilmedi onun sevdiği kadının adını. Juan Ramon Jimenez, karısı Zenobia'ya âşıktı. Karısı hastalandı, ölüm döşeğine düştü. Nobel Edebiyat Ödülü'nü aldığını, sırf Zenobia ölmeden öğrenebilsin diye Nobel Komitesi zamanından önce açıkladı. Zenobia öldü sonra. Jimenez bir daha tek satır yazmadı.

Oğul Alexander Dumas, pahalı bir fahişeye âşık olmuştu. Aslında bütün Paris bu veremli genç kadının peşindeydi. O kadın ise sadece Lizst'i sevdi. Onu terk eden tek erkek de Lizst oldu. Oğul Dumas, sevdiği kadın ölünce Kamelyalı Kadın'ı yazdı. Verebileceği en büyük armağanı verdi ona. Dünyanın en ünlü mimarlarından Louis Kahn, bencil ve çirkin bir erkekti. Bir tren istasyonunun tuvaletinde 74 yaşında ölü bulunduğunda, arkasında kendisine âşık üç kadın bıraktı. Oğlu, babası gibi birisini onların neden sevdiklerini merak edip o kadınları tek tek dolaştı.
(Tanıtım Bülteninden)

20 Ekim 2015

Ay Bahçesi



Aşk, masumiyet, fedakârlık ve inançla örülmüş bir peri masalı…

Kim olduğunu ve ıssız Maine sahillerine nereden geldiğini bilmeyen Selena kendini yabancı yüzlerin arasında kaybolmuş hisseder. Bu tanımadığı dünyada sadece tek bir kişi ona huzur verir; kendisi gibi yalnız olduğunu gözlerinden okuyabildiği Ian Carrick…

Eskiden son derece başarılı bir doktor olan Ian, insanları iyileştirme arzusundan vazgeçmesine neden olan telepati yeteneği yüzünden toplumdan uzak bir yaşam sürdürmeye karar vermiştir. Ancak Ian bu doğaüstü yeteneğini Selena'nın üzerinde kullanamaz. Genç kadın, masumiyeti ve güzelliğiyle Ian'ın aklını başından almakla kalmayıp karanlığı ışıkla, sessizliği kahkahalarla yok eder. Onun sayesinde Ian hayata ve kendine yeniden inanmaya başlar. Fakat geçmişten çıkagelen gizemli bir gölge, bu büyük aşkı ve Selena ile Ian'ın kurduğu hayalleri yıkmakla tehdit edecektir.

"Kristin Hannah'nın aşk romanları değerli mücevherlerden farksız!" 
-Romantic Times-

"Ateşböceği Yolu'nun yazarı Hannah aşkı sevgi ve inançla kaleme alıyor." 
-Luanne Rice-

"Hikâye dokunaklı bir sonla bitiyor fakat Hannah'nın o muhteşem dili, merak uyandıran karakterleri ve okuyucuyu olayların içine çekebilme becerisi, üstüne bir tutam da doğaüstü yetenek eklenince kitabı gerçekten okunmaya değer kılmış." 
-Library Journal-

"Kristin Hannah tam anlamıyla müthiş bir hikâye anlatıcısı." 
-Romantic Times-
(Tanıtım Bülteninden)

Düğün Dansı-Düğün Şarkısı


Düğün Dansı Kilitli bir kalbi, hangi anahtar açabilir?
Rose'un Köşkü'nde sular durulmuyor… Aşk bu kez de mekânın çiçekçisi Phoebe Davis'in peşinde. Ancak tıpkı çok sevdiği çiçekleri gibi hayatta her şeyin geçici olduğunu düşünen Phoebe, kalbinin kapılarını aşka sonsuza dek kapatmaya kararlı. Öte yandan sadece tek bir dansla Phoebe'nin başını döndüren yakışıklı mimar Patrick Knight'ın ondan vazgeçmeye hiç niyeti yok. Phoebe, doğru olduğuna inandığı her şeyden vazgeçmek pahasına aşkın kazanmasına izin verecek mi?

Düğün Şarkısı Kaderinden kaç kez kaçabilirsin?
Whitney Banning teyzesinin düğünü için Rose'un Köşkü'ne geldiğinde kaderin onun için hazırladığı sürprizlerden habersizdir. İlk dansın ardından karşısına dikilen mekânın müzik yönetmeni, yıllar önce ardında sadece ismini bırakarak terk ettiği adamdan başkası değildir. Yani bu zamana dek öptüğü en yakışıklı adam… Tyce Smith. Daha da kötüsü Whitney birkaç ay sonra başkasıyla evlenecektir, hem de Tyce'ın çalıştığı mekânda.

Whitney onu terk ettiği günden beri tek bir şarkı yazamayan Tyce ise, onu terk eden kadını asla kalbinden silememiştir. Şimdi kader onu ikinci kez karşısına çıkarmışken, bir başkasıyla nişanlı olması onu büyük aşkından vazgeçirmeye yetecek midir? Yoksa bu kez sonsuza dek çalınacak olan o aşk şarkısını yazmayı başarabilecek midir?
(Tanıtım Bülteninden)

*Daha önce de burada aynı yazarın "Düğün Hediyesi" adlı kitabını paylaşmıştım. Bu kitabı görünce hemen aldım ve sizlerle paylaşmak istedim. 



Erik Reçeli


Merhaba dostlarım, nasılsınız? Dilerim çok iyisinizdir. Ben de iyiyim. Pazar akşamı Akçay'dan  Bigadiç'e döndüm. Okula gidip geliyorum.  Bugün öğrenciler için seçtiğim kitaplar geldi, onları yerleştirdim, zamanımı aldı tabii ki. Bende durum bu. Bugün sizlere annemin daha önce de  yaptığı erik reçeli tarifini vereceğim. Tarifini daha önce burada paylaşmıştım ama üzerinden epey bir zaman geçti. Tarife geçiyorum.
Malzemeler
1 kg mürdüm eriği
700 gr toz şeker
1 kabuk tarçın ya da 1 çay kaşığı toz tarçın
2 adet karanfil
1 tatlı kaşığı limon suyu
Yapılışı: Erikler suyu biraz azalana3-5 dk. dek pişirilir. Toz şeker eklenir. Sonra kabuk tarçın ve karanfil eklenir. Yaklaşık 45 dk. pişirilir, İndirmeden önce  limon suyu eklenir. Koyulaşınca ocağın altı kapatılır. Afiyetle yenir.
Yeniden görüşünceye dek sevgiyle, dostça kalın!

14 Ekim 2015

Tutsak Güneş


"Güneşimizle aramızda kara kedi gibi duran o Gökcisim, bir gün çekip gidecekti elbette. Belki çok yakındı çözüm. Kapıdaydı. O an gelene kadar bize düşen, sanki güneş gökte parlıyormuşçasına yaşamayı sürdürmekti. Hayata tutunmaktı. "

Yakın gelecekte, yeryüzünde bir ülke… Tiran ölmüş ve oğlu başa geçmiştir. Ülke, din ulemaları ve polisler ordusundan oluşan bir demir yumrukla yönetilmektedir. Katı yasalarla sınıflara ayrılan halksa, yoğun denetim ve gözetim altında yaşamaktadır. Güneşse, kimselerin nasıl, neden olduğunu hatırlamadığı bir dönemden bu yana, "Gökcisim" denilen dev bir kütlenin ardındadır. Her yer buz tutmuş, yaşam sevinci tüm canlılardan el ayak çekmiştir. Gelgelelim yıpratıcı uykusuzluğuna çare arayan bilim kadını Yuna, geçmişine, kaderine ve en önemlisi de, bir kadın olarak tutkularına sahip çıkarak, beklenmedik bir şekilde gerçekleri sorgulamaya başlar. Topluma dayatılan kuralların, değişmez varsayılan yasaların, sonu gelmez sansürün mutlak olmadığını fark eden Yuna, sorumluluğunu üstlenip, deyim yerindeyse, güneşe açılan kapıyı aralamayı göze alacaktır. 

Geçmişle hesaplaşmalar, düzenle çatışan tutkular ve insanı dönüştüren aşklar… Ayşe Kulin, okurlarını sarsıcı bir gelecek hayal etmeye davet ettiği Tutsak Güneş'te, genç bir kadının unutulmaz uyanış hikâyesini anlatıyor.
(Tanıtım Bülteninden)

Kolay Pankek


Merhaba sevgili dostlarım nasılsınız? Dilerim çok çok iyisinizdir. Ben ve Misicik ikimiz de iyiyiz.
Cuma günü sabahı bir aksilik olmazsa anneme gidiyorum. Birlikte Edremit'e gideceğiz. Sonra kalacağım, Pazar akşamı döneceğim. Bu yüzden bugünden temizlik yaptım. Çamaşırlar yıkanıyor. Malum yarın maaş günü, ödemeler yapılacak. Akşam da ütü yapılacak. Bende durum bu.
Bugün siz dostlarımla kolay pankek tarifi paylaşacağım. Tarifi Akçay'da, tatilde annemle uyguladık, sonuç mükemmel.  Reçelle muhteşem. Mutlaka deneyin, pişman olmayacaksınız.

Malzemeler
2 adet yumurta
2 yemek kaşığı toz şeker
1 su bard. süt
1,5 su bard. un
1 paket vanilya
1 paket kabartma tozu

Yapılışı: Yumurta ve şeker iyice çırpılır. Süt, un, kabartma tozu, vanilya eklenerek kek kıvamından biraz daha koyu olacak biçimde hamur hazırlanır. Yapışmaz bir tavaya biraz sıvıyağ dökülür. 1 büyük kaşık hamur dökülerek hamurun kendi kendine yayılması beklenir. Her iki tarafı da spatula ile çevrilerek pişirilir. Üzerine pudra şekeri serperek zevkinize göre  muz, kivi, çilek, çikolata, bal, reçel ile servis edebilirsiniz. Afiyetle yenir.
Bu ölçüler ile 18-20 adet pankek elde edilir.
Sevgili dostlarım bugünlük benden bu kadar, yeniden görüşünceye dek sevgiyle, dostça kalın!











19 Eylül 2015

Frambuaz Reçeli


Merhaba sevgili dostlarım, nasılsınız, dilerim çok iyisinizdir. Annem, Misi ve ben de iyiyiz.  Akçay'a geleli bir hafta oldu, önümüzdeki Cumartesi de Bigadiç'e geri dönüyoruz. Ve 28 Eylül'de okullar açılıyor. Düşündükçe heyecan duyuyorum. Bir de müdürümüz yok, müdür yetkili öğretmen arkadaş var. Bu yüzden okulda yazın durulmuyor. Kayıtlar okullar açılınca yapılacak.
Geçtiğimiz Salı Edremit'te işlerimiz vardı, dönüşte benim isteğimle  frambuaz aldık, eve döndük.
Ve ertesi gün annem reçeli hazırladı. 700 gr frambuaz için 700 gr toz şeker kullandık. Buzdolabında cam kapta sakladık ve üç gün boyunca yarım saat kadar tahta kaşıkla karıştırdık. Dördüncü gün reçelimiz hazırdı, kavanozlara boşaltıp yine buzdolabına koyduk.Evet bu reçel pişirilmeden yapılıyor ve çok lezzetli oluyor. İlk olarak Güldal ablamın bir arkadaşı bu reçeli yapmış, ablamlar lezzetini çok beğenince tarifini vermiş. Ablam da yapmıştı, çok güzel olmuştu, biz de yaptık çok lezzetli oldu. Labne peynirle çok yakışıyor. Bir de krep, pankek yapınca frambuaz reçelini sürünce tadından yenmez. İşte böyle dostlarım, bizden şimdilik bu kadar.
Yeniden görüşünceye dek sevgiyle, dostça kalın!






Küçük Mutluluklar Pastanesi


Hayat her an, ufacık bir hamleyle yönünüzü değiştirebilir. Bu çok bilinen bir sözdür ancak daima doğrudur. İnsanlar hayatınıza girer, çıkar... Daima bir şeyler olur...

Daisy'nin hayatı bir telaş içerisinde ilerliyordu. İşinden ayrılmasıyla birlikte ailesinin yanına, büyük bir karmaşanın içine dönmesi gerekti. Evlat edinilmiş bir çocuk olan Daisy için ailesinin pastane işlerini yürütmek o kadar da kolay olmayacaktı. Geçmişiyle her an, her dakika yüzleşmek zorunda kalan Daisy kendini çözülmesi gereken bir sırrın içinde buldu. Gerçek ailesi kimdi, neredeydi?
(Tanıtım Bülteninden)

10 Eylül 2015

Başıma Gelenler


Sevgili dostlarım merhaba, nasılsınız? Ben iyiyim.  İstanbul'a gittik, Güldal ablamlarda kaldık, Aytül ablamın düğününe katıldık. Gelin de çok güzeldi düğün de. Tamam tamam damadımız da çok yakışıklıydı. ;)) Ertesi akşamüstü uçağımıza binmek üzere ablamlarla vedalaştık. Akçay'a vardık.
Bir hafta Akçay'da kaldık, Salı günü Bigadiç'e gideceğiz. Son gün denizle vedalaşmak istedim, yüzdüm yüzdüm. Asuman abla ile de sohbet ettik. Eve dönüş yolunda bir düştüm, burnum, ellerim, dizim mahvoldu. Burnumun üstüne düştüm, Allahtan kırılmadı. Dizimin ağrısı dayanılmazdı, ilaç sürdüm ama bana mısın demedi. Ertesi gün o halde Bigadiç'e geldik, arabalara binmek inmek eziyet.
İşlerimizi yarıladıktan sonra Aile Sağlığı Merkezi'ne gittik. Doktor ilaç yazdı, iğne yaptırdı, kendime geldim. Koşturmaya bile başladım. Neyse elektriği, suyu üzerime aldım, tesisatçı geldi, ev sahibim de çok yardımcı oldu. Hatta sağlık ocağına gidip iğne yaptırmayı teklif eden de  o oldu, bizi arabasıyla taşıdı, Allah razı olsun. Günlerimiz koşturmacayla geçti, evime yerleştim artık.
İşte Pazar günü annemi yolcu ettim, ertesi gün internet ve telefon nakil işlemlerini yaptırdım. Seminerler başladı. İnternetim bugün oldu,  20 gündür internetsizim. Bol bol kitap okudum, Aşkın Celladı bitiyor, 10 sayfası kaldı.  Bugün temizlik yaptım, yerleri silme işim bitmişti ki cep telefonum çaldı, koşturdum tam salona geldim, zemin ıslak kalmış, aynı dizimin üstüne düştüm, dayanılmaz ağrı. Hemen ağrı kesici içtim, ilaç sürdüm, şimdi daha iyiyim ama ayağım iyice şişti. Neyse internetim oldu ya benden mutlusu yok. Yarın seminerin son günü, bir son dakika golü atılmazsa Akçay yolcusuyum. Yola çıkılacağını Misi hanımın anlamaması gerek yoksa saklanır benim cadı kızım.
Aaa bu arada Ayvalık'ta tanıştığımız  Fatoş ablanın oğlu Ömer de Bigadiç'te görev yapıyor, banka müdürü. Tanıştık, çok efendi, tatlı, kibar. Allah ailesine bağışlasın. Bizde durum bundan ibaret. Yeniden görüşünceye dek sevgiyle, dostça kalın!





10 Ağustos 2015

Kaderin Rengi


Önceden çizilmiş bir yol muydu kader? Yoksa kalbimizin seçimleriyle yaptığımız bir yolculuk mu?

Kate Worthington'ın hayatı, genç yaşta hamile kalmasıyla tamamen değişir. Önünde iki seçenek vardır. Ya hayallerinden, önünde uzanan parlak gelecekten ya da bebeğinden ve gerçek aşkı, ruh eşi olduğuna inandığı adamdan vazgeçmek. Kate, her şeye rağmen aşkına ve bebeğine sahip çıkmayı seçse de kaderin onun için bambaşka planları vardır. Hayat çarkı ondan ve kalbinden bağımsız bir şekilde dönerek, Kate'i asla ummadığı bir yola saptıracaktır.

Ve yıllar sonra yolu, o güne dek varlığından bile haberdar olmadığı Ryan'la kesiştiğinde, çok önemli bir gerçeği hatırlayacaktır. Ne kadar çok yara alırsak alalım, her karanlık günün ardından daha parlak doğan güneş gibi kalbimiz de iyileşmeye ve zaman, sabrımızın hediyesini bize sunmaya her zaman hazırdır.

Seçimlerimizi, gerçek aşkın varlığını ve tesadüflerin büyülü gücünü konu alan Kaderin Rengi, E.V. Mitchell'ın usta kalemiyle adeta yüreklere dokunuyor.
(Tanıtım Bülteninden)

Arşivden Çok Hafif Bir Karnıyarık



Merhabalar sevgili dostlarım nasılsınız? Dilerim çok çok iyisinizdir. Ben ve Misi iyiyiz ama annem sıcaklardan dolayı hasta gibi, tansiyonu düşüyor, başı dönüyor. Migreni de tuttu. Dışarı çıkamıyor. Dilerim sizin sıcakla aranız kötü değildir. Biz bu Perşembe günü İstanbul'a gidiyoruz. Hafta sonu Aytül ablamın düğünü var.  Sonra da Pazar akşamı dönüyoruz. Bizde durum bu. Döndükten bir hafta sonra da Bigadiç'e eşyaları yerleştirmeye gidiyoruz. Elektriği ve suyu üzerime alacağım, tesisatçı gelecek falan filan. Yoğun günler bizi bekliyor. Ben bugün arşivden nefis bir karnıyarık tarifini sizlerle yeniden paylaşacağım, fotoğraf yeni.

Malzemeler:
1 kg orta boy patlıcan
1,2 kg kıyma
1 demet maydanoz
4-5 diş sarımsak
1/2 tatlı kaşığı tuz
1/2 tatlı kaşığı karabiber
3 orta boy soğan
1 çorba kaşığı salça
1 domates
patlıcanların sayısı kadar sivri biber

Yapılışı: Patlıcanlar alacalı soyulur, 1 saat kadar tuzlu suda bekletilir. Sudan çıkartılarak kağıt havluyla kurulanır.
1 kaseye 1/2 çay bardağı sıvı yağ konur. Yumurta fırçasıyla patlıcanların her yerine yağ sürülür. Yağlı kağıt konmuş fırın tepsisine patlıcanlar dizilir, orta ısılı fırında yaklaşık 45 dk. kızarması sağlanır.
Diğer yandan bir tencerede soğanlar kavrulur.  Sarımsak ve kıyma eklenir, kavrulur, baharat, tuz, salça eklenir. Altı kapatılınca ince kıyılmış maydanoz eklenir. Patlıcanların içi doldurulur, patlıcanlar borcama dizilir. Patlıcanların üzerine birer biber, birer dilim domates konur. 1 su bard. su eklenir. Orta ısılı fırında 40-45 dk. pişirilir.
Yeniden görüşünceye dek dostça kalın!

29 Temmuz 2015

Börülce Salatası



Merhaba dostlarım nasılsınız? Dilerim iyisinizdir. Annem, ben ve Misi iyiyiz. Sıcaklardan kaçıyoruz. Arka odalar ve mutfak çok iyi. Tarife geçiyorum.
Malzemeler
1/2 kg börülce
2 çorba kaşığı sıvıyağ
2 çorba kaşığı sızma yağ
4 iri diş sarımsak
1 çorba kaşığı sirke
1 çorba kaşığı nar ekşisi
tuz
1 büyük boy domates

Yapılışı: ayıklanıp yıkanmış olan börülce yumuşayıncaya dek haşlanır. Sonra süzülür. Sıcakken tuz, sıvıyağ, sızma yağ, sirke, nar ekşisi ve sarımsak eklenir, karıştırılır. Soğumaya bırakılır. Servis etmeden önce domates kesilip eklenir. Servise hazır hale gelir.
Afiyetle yenir.

Yeniden buluşuncaya dek sevgiyle kalın dostlarım!

Günübirlik Hayatlar



Gerçek Psikoterapi Öyküleri 

Roma İmparatoru ve filozof Marcus Aurelius, "Hepimizinki günübirlik hayatlar; hatırlayanın, hatırlanandan farkı yok," diye yazmış. İşte ünlü psikiyatr Irvin Yalom da bu sonsuz varoluşun küçük bir parçasını işgal eden günübirlik hayatları, yani bizi yazıyor…

Yalom yıllarca üzerinde çalıştığı bu kısa hikâyelerde hastalarının mücadelelerini konu ettiği kadar kendi sarsıntılarını da anlatıyor ve iki önemli sorunun üzerine gidiyor: Kısa da olsa nasıl anlamlı bir yaşam sürüp her günün tadına varabiliriz? Ve kaçınılmaz son olan ölüm gerçekten ne ifade ediyor? 

Öfke sorunu yaşayan bir kadın, her istediğine sahip ancak bir türlü mutlu olmayı bilmeyen bir iş adamı, insanın bu dünyadaki konumu üzerine düşünen ve bir yandan da kendi acısıyla başa çıkmaya çalışan yeni mezun bir psikolog… Irvin Yalom'un gerçek psikoterapi seanslarından derlediği bu hikâyeler, zorlukları ve tatlı anlarıyla yaşamı bir bütün olarak kabullenmeyi öğretirken aynı sayfaya her baktığınızda farklı şeyler görebileceğiniz bir başucu kitabı olduğunu kanıtlıyor.

"Hepimiz bu hayatta bizi anlayacak birilerine ihtiyaç duyuyoruz, ancak öncesinde farkına varmamız gereken birçok şey var. Günübirlik Hayatlar kendimizi, insanları ve dünyayı anlamamız için bize lekesiz bir ayna tutuyor."
-George Vaillant, Harvard Üniversitesi Psikiyatri Profesörü-

"Bu kitabı okumak, kendi zihninizi önünüze koyup sayfalarını çevirmek gibi… En derinlerde sakladığımız soruları öyle delici bir güçle bulup çıkarıyor ki!" 
-Steven Pinker, Psikolog ve Yazar-

"İnsan olmanın ne anlama geldiği sorusuna ışık tutan, maddi ve manevi güçlüklerle dolu bu yolda bize ihtiyaç duyduğumuz yardım elini uzatan hikâyeler…" 
-Daniel Menaker, Yazar-

"Bilge bir terapistin kaleminden çıkan dokunaklı ve hepimizi ilgilendiren gerçek deneyimler… Irvin Yalom'dan öğrenecek çok şey var."
- Abraham Verghese, Tıp Doktoru-

"Irvin Yalom'a hayran olmamak elde değil. İnsanlığın kederini ve neşesini usta bir romancı gibi işlerken hayatlarımızdaki küçük detayların önemini fark etmemizi sağlıyor."
-Jay Parini, Yazar ve Akademisyen-
(Tanıtım Bülteninden)

*İrvin Yalom'un yeni kitabı çıkacak ta ben de almayacağım. Öğrenir öğrenmez aldım. Elimdeki kitabı bitirmeyi bekliyorum. 

25 Temmuz 2015

Kendime Yeni Bir Ben Lazım



'Bir günde hayatınızdaki her şeyi kaybetseydiniz, ne yapardınız?'

Kendime Yeni Bir Ben Lazım 
-Miranda Dickinson-

Nell Sullivan, otuz üç yaşında, başarılı, iş odaklı yaşayan, bir barışıp bir ayrıldığı sevgilisiyle aynı işyerinde çalışan kontrol manyağı bir kadındır. Fakat bir gün içinde kendisini hem evsiz hem işsiz hem de sevgilisinden ayrılmış olarak bulur. Hayatındaki her şey kontrolünden çıkmıştır. 

Nell Sullivan bu durumla baş etmek için bir çılgınlık yapmaya karar verir: San Francisco'da yaşayan kuzeni Lizzie'yi ziyaret etmek. Nell'in tamamen kontrolü dışında gerçekleşen bu gezi sayesinde Nell, daha önceleri hayal bile edemeyeceği tamamen başka bir dünyanın kapılarını aralar. 

Kendime Yeni Bir Ben Lazım, kimi zaman güldüren kimi zaman da duygulandıran hikâyesiyle bazen "her şey bitti" dediğimiz anlarda bile aslında hayatın sürprizlerle dolu olduğunu gösteriyor okura. 


"İyimser, samimi ve eğlenceli bir hikâye... sanki benimle konuşuluyormuş gibi hissettim."
-Hanna Insyirah-

"Uzun süredir okuduğum en iyi kitap. Gerçek bir romans."
-Joy Jones-

"Zekice, zekice, zekice! İhtiyacım olan her şey bu kitaptaydı."
-Jayne Simmons-

"Fantastik. Heyecan verici, romantik ve yenileyici."
-Liz Stead-
(Tanıtım Bülteninden)

Kuru Meyveli Kek


Merhaba sevgili dostlarım, nasılsınız? Dilerim çok iyisinizdir. Ben de iyiyim, tatile devam. Denize giriyorum, kitap okuyorum. Anneme işlerde yardımcı oluyorum. Misi hanımın keyfi de yerinde annemin keyfi de.  Sizinle tarif paylaşacağım için benden mutlusu yok. Blogum uzun zamandır yalnızca kitap blogu haline gelmişti doğrusu. Tabii ki kitap paylaşımında da bulunacağım.
Canım kaç gündür kuru meyveli kek çekiyordu. En sonunda A101'de buldum kuru meyve kokteylini.
Aldım. Sonra Bim'e baktım. Meğerse orada da varmış. Marka farklı, ürün adeta aynı.
Her neyse geçen gün mutfağa girdim ve kekimi yaptım. Tarifini  de sizlerle paylaşmak istedim.

Malzemeler:
3 yumurta
1 bardak süt
1/2 bardak toz şeker
Vanilya
Kabartma tozu
1 bardak sıvıyağ
3 su bardağı un
1/2 paket kuru meyve kokteyli

Yapılışı: Yumurtalar iyice çırpılır. Süt, sıvıyağ, şeker, vanilya eklenir, çırpılır. Un ve kabartma tozu eklenir. Çırpılır. Bir yanda kuru meyveler 2 çorba kaşığı kadar unla karıştırılır. Bütün malzemeler çırpılır. Kek fırına konur. 180C 'de 45 dk. kadar pişirilir.
Afiyetle yenir.
Yeniden görüşünceye dek sevgiyle kalın!


21 Temmuz 2015

Lavanta Odası


Hayatı yaşamaya değer kılan şey, özünde var olan güzelliktir ve acılar da bunun ayrılmaz bir parçasıdır…

Parisli kitapçı Jean Perdu hangi kitabın hangi acıyı çeken ruha iyi geleceğini anlama yeteneğine sahiptir. Bu nedenle "Edebiyat Eczanesi" adını verdiği kitap gemisinden ziyaretçileri hiç eksik olmaz. Ancak ne yazık ki kendi yaralarını kitaplarla saramamaktadır. Aradan yirmi bir yıl geçmiş olmasına rağmen, bir gece yarısı arkasında yalnızca bir mektup bırakarak ortadan kaybolan güzel sevgilisi Manon'u hâlâ özlemektedir. Fakat Perdu o mektubu okumaya hiçbir zaman cesaret edememiştir.

Beklenmedik bir şekilde hayatına giren bir yabancı, Perdu'nün yirmi yıllık uykusundan uyanarak gemisinin halatlarını çözmesine ve Fransa'nın güneyine, lavanta kokulu Provence'a doğru yola çıkmasına neden olur. Bu yolculukta ona son anda katılan genç bir yazar ve aşk acısı çeken Napolili bir aşçı eşlik edecektir. Perdu, Provence'a varınca kayıp aşkının hikâyesinin peşine düşerek geçmişinin gölgeleriyle savaşmaya başlayacak, mateme ve acılarına veda edip yeni bir aşka yelken açabilmesi için tırmanması gereken basamakları keşfedecektir. Hikâyelerin insanların hayatını değiştirebileceğine inanan herkes bu kitabı okumalı…

"Kumsalda okumak için muhteşem bir kitap… Son sayfaya geldiğimde yanaklarımdan yaşlar süzülüyordu. Keşke kapakta şöyle bir uyarı olsaydı diye düşündüm: 'Dikkat: Gözyaşlarınızı tutamayabilirsiniz.' Yine de iyi ki uyarı yapılmamış çünkü o zaman bu kitabı okumayabilirdim. Onu görmezden gelip harika bir hikâyeyi kaçırmış olabilirdim. Hayatı yaşamaya değer kılan şey, özünde var olan güzelliktir ve acılar da bunun ayrılmaz bir parçasıdır." Frauen-coaching.de

"Son derece sürükleyici ve çekici! Bütün duyularınızı baştan çıkaracak. Lavanta Odası'nı okuduktan sonra siz de gökyüzünde kendi yıldızınızı aramaya başlayacaksınız." Literaturmarkt.info

"Hayata ve aşkın gücüne dair muhteşem bir roman."
-Lebe-liebe-lache-

"Kalplere iyi gelen bir hikâye…"
-Grazia-

"Hayata, aşka, umutsuzluğa ama hepsinden çok da umuda dair, büyüleyici bir hikâye!"
-Who Weekly-

"Nina George'un anlatım tarzı bütün duyuları harekete geçiriyor. Sonuç: Şiir etkisi yaratan büyüleyici bir aşk hikâyesi."
-Schweriner Zeitung-

"İnsanın ruhuna işleyen bir kitap olduğu için acele etmeden okunmalı. Uzun zamandır bu kadar güzel bir sürprizle karşılaşmamıştım! Bu kitabı kesinlikle okumalısınız!"
-Blog Literatur-diskussion-
(Tanıtım Bülteninden)

Fasulye Salatası


Merhaba sevgili dostlarım görüşmeyeli nasılsınız? Ben iyiyim. Tatilim iyi geçiyor. Bugün sizinle fasulye salatası tarifini paylaşacağım. Malzemelere geçiyorum.

1/2 kg fasulye
250 gr hindi eti
1 soğan
kiraz domates
dondurulmuş mısır
2 diş sarımsak
sivri biber
sızma yağ
nar ekşisi
1/2 limon suyu
Tuz

Yapılışı: Ayıklanıp verev kesilen fasulyeler ve hindi eti ayrı tencerelerde haşlanır. Daha sonra sarımsak, sivri biber, sızma yağ, nar ekşisi, limon suyu,tuz,  mısır, hindi eti ve fasulye karıştırılır.
Soğan ve domates salata sofraya çıkarılmadan hemen önce eklenir. Böylece daha lezzetli olur.
Afiyetle yenir.
Sevgili dostlarım yeni tariflerle buluşmak üzere şimdilik hoşçakalın!







12 Temmuz 2015

Değişen Hayatlar


Merhaba sevgili dostlarım nasılsınız? Dilerm çok iyisinizdir. Bloguma uğramayalı çok uzun zaman oldu, neredeyse bir aydır yazmadığımı fark ettim. Bu benim için çok uzun bir zaman dilimi, alışık değilim doğrusu. Ama mazeretim var, benim hayatım değişti. 10 Haziran'da il dışı atamalar için tercihlerimi yapmıştım. Annemin uğuruna inandığım için sağolsun beni kırmadı, geldi yanıma. Sonra ayın 18'ine kadar beklememiz gerekti. Sonuçları beklemek zorlu bir süreçti. Veee 18 Haziran geldi, sonuçlar açıklandı, benim tayinimin Balıkesir/Bigadiç'e çıktığını gördük. Sevinçten havalara uçtuk, beşinci tercihimdi. artık her hafta sonu anneme gidebilirim, annem de bana günü birlik gelebilir, isterse kalabilir. Artık altı buçuk saatlik mesafeler ortadan kalktı biz en çok buna sevindik. Çünkü annemde vertigo var, sağlığı o kadar uzun saatler yolculuk yapmaya müsait değil. Her neyse sonra bir anda her şey değişiverdi. Annemle Akçay'a döndük. Bigadiç'e gidip ev aradık, bulduk. Yeniden Uzunköprü'ye geldik, okulla, Milli Eğitim ile ilgili işleri hallettik. Güldal ablam da geldi, eşyalar toparlandı. En çok ta kitaplar ve dergiler yer tuttu tahmin edersiniz. Annemle ablamın eşyaların toparlanmasındaki rolleri çok büyüktü.
Pazar günü nakliyeciler geldiler, eşyalar taşındı. Misi'ye gelince odamdaki eşyalar taşınmadan hemen önce kutusuna koydum, yavrum akşama kadar kutusunda kaldı, akşam çok rahatladı ama. Eğer kutusunda tutmasaydım hem o hem biz tedirgin olacaktık. Eve gelen ustalardan çok korkuyor.
Her neyse o gün dolayısıyla Bigadiç'e taşındım. Akşam Akçay'a döndük. Çünkü elektrik ve su yoktu, üzerime almam gerekiyor.
Ertesi gün Bigadiç'teki İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü ile, bankada hesap açmak ile, nüfus idaresine
gidip kaydımı yaptırmakla ilgili işleri hallettim.  Resmi dairelerle ilgili işleri hallettikten sonra Akçay'a döndük. Ve tatilimiz başladı. Ablam da geçtğimiz Çarşamba gününe kadar yanımızda kaldı. Gırgır şamatayla günler geçti ve ablamın evine dönme zamanı geldi. Hala üzgünüm çünkü ablam evimizin neşe kaynağıydı, her eve lazım.
Ve ben şimdi bu yazıyı yazabiliyorum ancak. Ablam buradayken her gün başka bir yere gittik, denize girdik, gezdik. Çok güzel yerler keşfettik.
Bu arada ben il dışı atamalar için tercihi yapıp okula onaylattığımda müdür yardımcımız çok olumsuz yaklaştı, hiçbiri çıkmaz dedi. Ama bir mucize oldu ve tayinim çıktı. Çok dua ettim, Allah dualarımı kabul etti. Çok şükür!
Sevgili dostlarım benden şimdilik bu kadar, en kısa zamanda yeniden görüşünceye dek sevgiyle kalın!





Yıldızlı Gece



Aşk, davet beklemez... 

Çalıştığı gazetedeki görevinden hiç memnun olmayan Carrie için iki seçenek vardı. Ya doğup büyüdüğü yere, ailesinin yanına geri dönecek ya da kariyerinde farklı bir yol çizmek için fırsat arayacaktı. Kendisine, kimsenin ulaşamadığı ve herkesin çok merak ettiği çok satan yazar Finn ile röportaj yapması önerildiğinde bunu hiç düşünmeden kabul eden Carrie, ne kadar zor bir seçimle karşı karşıya kalacağını henüz bilmiyordu. O güne kadar herkesten, özellikle kadınlardan uzak durmak konusunda başarılı olan Finn ise, bu davetsiz misafirin hayatını nasıl değiştireceğinden habersizdi.
(Tanıtım Bülteninden)

16 Haziran 2015

Siyah Kadife



Asla Sahip Olamayacaklarını Hatırlatan Bir Hüzün…
Ve Simsiyah Kadifemsi Bir His…

Kusursuz bir leydi olmaya adanmış bir hayat, çoğu zaman dışına çıkılması güç sınırlarla çevrilirdir. Fakat bazı anlar gelir ki, bastırılmış bir tutku ve cesaret, kalıpların tutamayacağı bir okyanusa döner.

Emily, kurallar ve baskı içindeki gösterişsiz hayatının en önemli gününde, yeni yaşantısını sürdüreceği odaya korkakça ilerlediği sırada gördü o adamı. Karanlık varlığını gölge gibi arkasından sürükleyen yabancı, Emily'yi hem korku hem de fırtınalı duygularla baş başa bırakarak yanından geçip gittiğinde kaderleri çoktan mühürlenmişti...Hayatına aniden giren bu esrarengiz adam dünyasını sarsarken Emily ne ondan kaçabiliyor ne de ona dokunabiliyordu. Biliyordu ki Marcus onun için günahtı… O ise Marcus için ihanet…

Ve zaman geldi, şartlar değişti…
Marcus artık umuttu… Emily ise aşk…
(Tanıtım Bülteninden)

Kalp Yolunu Seçer


Julietta Conte, tam bir işkoliktir.

Conte ailesinin gerçek aşkı bulamamış, Milan'daki harika dairesinde yaşarken aile şirketlerini de yönetmekle meşgul son bekarıdır. Hayatının merkezinde sadece iş vardır.

Conte ailesinin Julietta hariç neredeyse bütün bireyleriyle tanışan Sawyer Wells ise Julietta'nın hayatına, mümkün olan en doğru yerden girer: iş.

Açacağı butik oteller zincirinin pastane işlerini alması için Julietta'ya getirdiği teklif, reddedilemeyecek kadar başarılı bir projedir. Ancak işkolik kızımız bu teklifi kabul ederek hayatına sadece başarılı bir iş sözleşmesi katacağını zannederken yanılmaktadır. 
(Tanıtım Bülteninden)

Bir Şans Daha


Alison, yirmi yıldan fazladır sürdürdüğü evliliğinin bir illüzyondan ibaret olduğunu, üç çocuğundan sonuncusu da evden ayrılıp kocasıyla yeniden yalnız yaşamaya başladığında anlar. Hep olduğunu zannettiği o mutlu yaşam, aslında yoktur. O güne kadar sürdürdükleri istikrarın sebebiyse, Alison'ın kendi hayallerini bir kenara iterek yaptığı fedakârlıklardır. Kendini çocuklarını büyütmeye adadığı yıllarda, eşi için hayat arkadaşından çok, evi çekip çeviren bir görevliye dönüştüğü detayı gözünden kaçmıştır. Üstelik artık geriye dönmek için çok geçtir. Onu hayatının dışına itmiş kocasına verdiği yıllara rağmen, ilk kez kendisi için bir şey yapmaya, gitmeye karar verir. Kendine bir şans daha vermek için yola çıkar. Ancak bir şansa daha ihtiyacı olan tek kişinin kendisi olmadığını fark etmesi uzun sürmeyecektir. 

"Arkadaş olmak isteyeceğiniz karakterlerle ve ziyaret etmek isteyeceğiniz bir kasabayla tanışmaya hazır olun! Bravo Emily March!"
-Christina Dodd-
(Tanıtım Bülteninden)

Bir Fincan Geçmiş...



Sarah Reese, babasız büyüttüğü kızı Lori'yle birlikte çıktığı Avustralya tatilinde, hayatta görmeyi umduğu en son insanla karşılaşır: yirmi yıldır görmediği ilk aşkı ve kızının babası olan Cam Murphy. Geçmişte bıraktığı adama göre oldukça değişmiştir Cam. Sarah'ya eski günleri hatırlatan tek şeyse, hâlâ tükenmediğini anladığı aşklarıdır. Cam Murphy, yirmi yıl önce bileklerinde kelepçelerle götürüldüğü Eternity Springs'e bir daha asla dönmemiştir. Sarah'ya ve karnında taşıdığı bebeğine rağmen... Onları unutması çok zor olsa da, Eternity Springs'i geride bırakmayı başarmıştır. Ta ki Sarah ve kızları Lori, Avustralya'nın Cennet Maceraları Turu için gemisine adım atana kadar…

Yıllar sonra Sarah'yı ve kızları olduğunu hissettiği Lori'yi gören Cam için hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır. Artık normal hayatına devam edemeyeceğini anlar. Eternity Springs'e geri dönmeli, kızı Lori'yle tanışmalı ve bir zamanlar gitmeyi seçerek yok saydığı bağları en baştan kurmalıdır. Bu, aradan geçen yıllara rağmen bir türlü unutmayı başaramadığı Sarah'nın yanında bulunmak anlamına gelse bile... 
(Tanıtım Bülteninden)

Senin Yerinde Olsaydım



Bu sayfalar, bir kadının yasaklı dünyasına açılan gizemli bir kapı. Kapının ardında ise sıradan birinin asla hayal edemeyeceği bir dünya saklı; acının zevkle, korkunun aşkla karıştığı bir dünya. Tutkunun önüne ne gelirse yakıp küle çevirdiği o ilkel ateşin ve aşkın en saf hali gizli bu satırlarda. Ne duyarsan duy ya da ne görürsen gör devam edebilecek, bana hazzın ve acının en büyüklerini yaşatan gizemli adamın kim olduğunu çözebilecek kadar cesur musun? Benim yerimde olsaydın, cevabın ne olurdu?

Sıradan bir lise öğretmeni olan Sara McMillan'ın cevabı evetti. Ta ki bir rastlantı sonucu okuduğu o günlükteki kayıp kadını bulmaya çalışırken, git gide hiç tanımadığı o kadına benzediğini, onun hayatını yaşamaya başladığını fark edene kadar. Rebecca'yı içine çekip yutan, parlak ışıklarla dolu sanat dünyası, Sara'ya boyun eğecek miydi? Yoksa onun da sonu bu ateşli, gizemli ama bir o kadar da tehlikeli adamın kollarında mı gelecekti?

Kimdi bu adam? Peki, ya ben kimdim? Korku, nasıl böyle baştan çıkarıcı olabilirdi?
Öğrenmeye hazır mısın?
(Tanıtım Bülteninden)

Düşlerin Terzisi



Henüz küçük bir çocukken koparıldığın ve bir daha geri dönmediğin yer hâlâ evin midir? 

Myrtle Dunnage, yıllar önce annesini ve çocukluğunu ardında bırakarak terk ettiği Dungatar'a geri dönmek zorunda kalır. Yanında sadece dikiş makinesi ve çeşit çeşit kumaşları vardır.

Dungatar'da hiçbir zaman istenmeyeceğinin farkındadır; tıpkı geçmişte de olduğu gibi… Yine de artık daha güçlüdür. Şehri gören tepedeki hem her şeye hakim hem de her şeyin dışında konumlanmış evlerine vardığında, annesini sefil halde bulur. O an hem kendisi hem de annesi için ayağa kalkması gerektiğini anlar. Tek dostu olan dikiş makinesine ve kumaşlarına sarılır. Diker Myrtle. Hiç durmadan. Herkese. Bazen çirkin vücutları örtecek güzel elbiseler için çalışır. Ancak çirkin düşünceler karşısında çaresizdir. En azından bir süre…

Düşlerin Terzisi, Kate Winslet ve Liam Hemsworth'un başrollerini oynadığı filmle beyaz perdeye aktarılmaktadır.
(Tanıtım Bülteninden)

Ah Benim Karım...


Kadınların dilinden erkekler, erkeklerin dilinden kadınlar…

Aziz Nesin (1996) ve Rıfat Ilgaz (1997) Gülmece Öykü Ödülleri sahibi olan Canan Tan'dan yepyeni mizah öyküleri…

Canan Tan, evli çiftlere dair çarpıcı tespitleriyle hem güldürüyor, hem de kadınlarla erkeklerin kendilerini sorgulamalarına neden oluyor.
(Tanıtım Bülteninden)