


İş yoğunluğunda hastalığı ayakta atlatmaya çalışırken annemin hastalık zamanı yaptığı çorbayı ararım. İçemezsem moralim bozulur, bağışıklık sistemim iyice çöker.
Annem ve ben çalışırken bazı istekler anında karşılanamazdı. Şimdi annem emekli olduğu için her an yanımda. Dolayısıyla hastalandığımda şanslı hastalardan oluveriyorum, moralim yerinde oluyor. Sanki annemin yaptıkları benim için manevi koruma, zırh oluşturuyor.
Bir ara "Tavuk Suyuna Çorba" kitapları vardı ya annemin çorbası da aynı etkiyi, sıcaklığı, huzuru veriyor.
Tarife geçelim mi?
Malzemeler
2 çorba kaşığı tepeleme un
1 çorba kaşığı nane
3 çorba kaşığı Becel margarin
250 gr yoğurt
1 kahve fincanı pirinç
Yeteri kadar tuz, karabiber
4 su bardağı su
Yapılışı:
Un, yağda, kokusu gidene kadar kavrulur. İçine nane eklenir. Bir iki karıştırıldıktan sonra bir kapta yoğurtla karıştırılan su ve pirinç eklenir. Kaynamaya bırakılır. Pirinçler yumuşayınca tuzu, karabiberi eklenir. Altı söndürülür.
Not: Bildiğimiz gib aslında çorbaya limon ve yumurta sarısı karıştılarak konur, terbiye edilir. Bu da hafif ekşi bir lezzet verir.
Ama annem daha hafif, kolesterolsüz olması açısından yoğurdu fazla koyuyor dolayısıyla terbiye ye gerek kalmıyor. Lezzetinden hiç bir şey eksilmiyor!
Ben de bu çorbayı bir kaç kez annemin verdiği tarifle yaptım, lezzetli de oldu, annem beğendi. Ama sanki annemin eli değmeyince sihir bozuluyor, aynı tarif olsa bile o tadı alamıyorsun.
Allah, annemi, annelerimizi başımızdan eksik etmesin. Onların manevi desteği her yaşta önemli. İnsanı sakinleştirebilen tek mucize annelerimiz! Onların üstüne yok!
