19 Şubat 2013

Hayatımın Filmi


 Her Hollywood senaristi gibi David Armitage de zengin ve ünlü olmak istemektedir. Geçen on bir sene boyunca elde edebildiği yegâne şey ise başarısızlıktır. Ancak bir gün şansı döner ve senaryosu bir televizyon kanalı tarafından satın alınır.
Hızla ünlü olarak Hollywood'un en ünlü yaratıcı isimlerinden biri haline gelir. Gelen bu büyük şöhretle birlikte kendini de hızla yeniler; karısını ve kızını, seksi ve hırslı genç bir yönetici uğruna terk eder.
David'in yolu, bir sinema delisi olan milyarder Philip Fleck ile kesiştiğinde hızlı yükselişi bambaşka bir ivme kazanır. Fakat David'in bilinçsizce yaptığı bir hata sonucu hayatı, baş kahramanının başına her türlü felaketin geldiği bir Hollywood filminden beter hale gelecektir.
Kennedy'nin yeni romanı çok sürükleyici.
Publishers Weekly
Kennedy'nin kitapları çok heyecanlı, alışkın olduğunuz başucu kitaplarınızdan daha zekice yazılmış ve daha başarılı; hiç durmayın, hemen alın.
Library Journal

13 Şubat 2013

Ben Sana Mecburum

 
Ben sana mecburum bilemezsin 
Adını mıh gibi aklımda tutuyorum 
Büyüdükçe büyüyor gözlerin 
Ben sana mecburum bilemezsin 
İçimi seninle ısıtıyorum. 

Ağaçlar sonbahara hazırlanıyor 
Bu şehir o eski İstanbul mudur 
Karanlıkta bulutlar parçalanıyor 
Sokak lambaları birden yanıyor 
Kaldırımlarda yağmur kokusu 
Ben sana mecburum sen yoksun. 

Sevmek kimi zaman rezilce korkuludur 
İnsan bir akşam üstü ansızın yorulur 
Tutsak ustura ağzında yaşamaktan 
Kimi zaman ellerini kırar tutkusu 
Bir kaç hayat çıkarır yaşamasından 
Hangi kapıyı çalsa kimi zaman 
Arkasında yalnızlığın hınzır uğultusu 

Fatih'te yoksul bir gramofon çalıyor 
Eski zamanlardan bir cuma çalıyor 
Durup köşe başında deliksiz dinlesem 
Sana kullanılmamış bir gök getirsem 
Haftalar ellerimde ufalanıyor 
Ne yapsam  ne tutsam nereye gitsem 
Ben sana mecburum sen yoksun. 

Belki haziran  da mavi benekli çocuksun 
Ah seni bilmiyor kimseler bilmiyor 
Bir şilep sızıyor ıssız gözlerinden 
Belki Yeşilköy'de uçağa biniyorsun 
Bütün ıslanmışsın tüylerin ürperiyor 
Belki körsün kırılmışsın telaş içindesin 
Kötü rüzgar saçlarını götürüyor 

Ne vakit bir yaşamak düşünsem 
Bu kurtlar sofrasında belki zor 
Ayıpsız   fakat ellerimizi kirletmeden 
Ne vakit bir yaşamak düşünsem 
Sus deyip adınla başlıyorum 
İçim sıra kımıldıyor gizli denizlerin 
Hayır başka türlü olmayacak 
Ben sana mecburum bilemezsin. 
 
Atilla İLHAN 

Ben, bu şiiri yıllar önce yine yayımlamıştım, Sevgililer Günü'nün anlam ve önemi açısından yeniden
yayımlıyorum. Tüm sevgililerin "Sevgililer Günü" kutlu olsun!Yeniden görüşünceye dek sevgiyle kalın dostlarım!

  

10 Şubat 2013

Yepyeni Debbie Macomber Kitapları

Sonlar,
insanı hayata bağlayan
yepyeni başlangıçlardır...

Kimi zaman hayatın karmaşasından başımızı kaldırmak, dertlerimizi geride bırakmak ya da bize zarar veren alışkanlıklarımızdan kurtulmak için bir yol bulmaya çalışırız. Ve bu arayışta en büyük yardımcımız dostlarımız olur; sadece iyi değil kötü günde de yanı başımızda duran ve her sonun bir başlangıca vesile olduğunu hatırlatan can dostlarımız…

Sihirli bir dokunuşa ihtiyaç duyan insanların yaşadıklarını sımsıcak bir dille anlatan bu roman, bizleri umut aşılayan bir dünyanın içine çekiyor.


"İşin ucunda unutulmaz karakterler yaratmak varsa, bunu Debbie Macomberdan daha iyi kimse yapamaz."
BookPage



Shirley, Goodness ve Mercy, meleklerin işlerinin asla bitmeyeceğini bilirler; hele yılın en güzel dönemi olan Noelde. Yardımcı melekleri Willi de kanatlarının altına alırlar ve New Yorkta Times Meydanındaki eğlenceleri izlemek için yola koyulurlar. Will, gece yarısı kalabalığın arasında tek başlarına duran iki yabancıyı fark ettiğinde, bunun yardım eli uzatmak için en uygun zaman olduğuna karar verir.

Lucie Ferrara ve Aren Fairchild, yılbaşı gecesi Times Meydanında kazara olmuş gibi görünen çarpışmalarının ardından tanışırlar. Birbirlerinden hemen hoşlanırlar ve pek çok ortak yönlerinin olduğunu fark ederler. Ama kaderin cilvesi onları bir araya gelmeleri kadar hızlı bir şekilde ayırır. Lucie ve Arenin birbirleriyle iletişime geçmeleri mümkün görünmemektedir artık.

Tabii eğer bir mucize gerçekleşmezse...

Eğlenceli ve romantik bu romanda Debbie Macomber uzun zamandır özlemini çektiğiniz bir aşka tanıklık etmenizi sağlayacak.


"Macomberın karakterlerine hayran olmamak olanaksız. Söz konusu özel bir mekan ve asla unutulmayacak karakterler yaratmak olduğunda, kimse Macomber ile boy ölçüşemez."
Bookpage







6 Şubat 2013

Fava

 
 Merhaba dostlarım, günler geçti, tatil sona erdi. Cumartesi günü yola çıkıyoruz. İstanbul'uma, sevdiklerime kavuşabilmek için tatili iple çekmiştim.Şimdi yaza kadar küçük kaçamaklarla teselli bulacağım artık! Bu arada bu tarif yazdan kalma, fotoğrafları  istanbul'da kaldığı için yayımlayamadım.

Malzemeler:

Yarım kilo bakla
Yarım su bardağı zeytinyağı
1 adet limon suyu
1 adet kesme şeker
1 adet soğan
1 tatlı kaşığı tuz
4 su bardağı su

Hazırlanışı:
Baklaları üzerini geçecek kadar su ile 1 gece önceden bekletin. Ertesi gün suyunu süzdürüp, baklaları tencereye aktarın. Üzerine zeytinyağı, limon suyu, şeker, tuz, 4 su bardağı su ve doğranmış soğanı ilave edip, tencereyi ocağa alın. 1 saat orta ateşte, baklalar iyice yumuşayana kadar pişirin. Ocaktan alıp biraz soğutun. Baklaları rondodan geçirin. Bir kalıba dökerek soğumaya bırakın. Soğuduktan sonra servis tabağına ters çevirerek çıkarıp üzerini dereotu ile ve dilerseniz kiraz domates ile süsleyin ve servise sunun.




Yeniden görüşünceye dek dostça, sevgiyle kalın!

3 Şubat 2013

Aşk iki Kişiliktir


Değişir yönü rüzgarın
Solar ansızın yapraklar.
Şaşırır yolunu denizde gemi
Boşuna bir liman arar.
Gülüşü bir yabancının
Çalmıştır senden sevdiğini,
İçinde biriken zehir
Sadece kendini öldürecektir.
Ölümdür yaşanan tek başına
Aşk, iki kişiliktir.

Bir anı bile kalmamıştır
Geceler boyu sevişmelerden
Binlerce yıl uzaklardadır
Binlerce kez dokunduğun ten.
Yazabileceğin şiirler
Çoktan yazılıp bitmiştir.
Ölümdür yaşanan tek başına
Aşk, iki kişiliktir.

Avutamaz olur artık
Seni bildiğin şarkılar.
Boşanır keder zincirlerinden
Sular, tersin tersin akar.
Bir hançer gibi çeksen de sevgini
Onu ancak öldürmeye yarar.
Uçarı kuşu sevdanın
Alıp başını gitmiştir
Ölümdür yaşanan tek başına
Aşk, iki kişiliktir.


Yitik bir ezgisin sadece,
Tüketilmiş ve düşmüş gözden.
Düşlerinde bir çocuk hıçkırır
Gece camlara sürtünürken.
Çünkü, hiç bir kelebek
Tek başına yaşamaz sevdasını.
Severken hiçbir böcek,
Hiç bir kuş yalnız değildir.
Ölümdür yaşanan tek başına
Aşk, iki kişiliktir.


Ataol Behramoğlu



 





30 Ocak 2013

Tek Tadımlık Hayat


Her günü son günmüş gibi yaşayın

Nasıl olsa bir gün haklı çıkacaksınız!

Steve Jobs
Stanford Üniversitesindeki konuşmasından...


Çoğu zaman uçurumun kenarına gelmeden hayatın değerini anlamaz insan.

En büyük bilinmeyene, ölüme doğru çıktığı yolculukta cesareti, eyleme geçmeyi ve mizahı kendine rehber edinen Dr. Lee Lipsentalın bazen şiir, bazen bir bilgelik hikâyesi, bazen de dansa davet gibi okunan bu benzersiz kitabı, ölüm korkunuzu yenmenize ve hayatın olağanüstü yolculuğunun gerçek keyfine varmanıza yardımcı olacak.

"Tek Tadımlık Hayatı okumak, daha büyük bir yaşama açılan kapıdan içeri girmek gibi. Size iyi gelecek önemli bir kitap!"
Doktor Rachel Naomi Remen

"Bu kitap sayesinde hayatla gerçek anlamda bağlantı kurmanın yollarını öğrenecek ve yaşantınıza bambaşka bir gözle bakmaya başlayacaksınız."
Publishers Weekly

"Dr. Lipshental iç ve dış dünyalarımızın muazzam bir kâşifi. Tek Tadımlık Hayat ölüm korkunuzu yenmenize
ve hayatın olağanüstü yolculuğunda onun gerçek keyfine varmanıza yardımcı olacak."
Edgar Dean Mitcell,
Apollo 14 astronotu
 
"Dr. Lee Lipshental cesaret ve açık yüreklilikle ölümle yüzleşmenin hayatla yüzleşmek olduğunu gösteriyor.
Önünde sonunda hepinizin çıkacağı bu yolculukta onun rehberiniz olmasına izin verin.
Ne kadar iyi geldiğini görecek, bakış açınızdaki değişimi hemen fark edeceksiniz."
Clint Eastwood

23 Ocak 2013

Şafak Sayarken...

 
Evet evet, şafak sayıyorum, İstanbul'a gitmek, sevdiklerime kavuşmak için! Bugün de bitti, yarın  kaldı. Cuma günü gelişim raporlarını vereceğim ve ver elini İstanbul (Allah izin verirse)! Misi de İstanbul'da, annemle yolladım. Özlediklerim çok anlayacağınız, annem, ablamlar, yeğenim, arkadaşlarım ve Misicik! Allah kavuştursun diyelim!




20 Ocak 2013

Gerçek Renkler


Merhaba dostlarım, ben, kendi başıma kahve, kitap ve çikolatamı aldım, keyif yaptım. Siz de alın kahvenizi, kitabınızı ve çikolatanızı keyfinizi yapın. Kitabın konusuna gelince: Yazar bu kez kız kardeşlerin dokunaklı, muhteşem ve karmaşık dünyalarını keşfe çıkıyor…
Gerçek Renkler, New York Timesın çok satan yazarı Kristin Hannah tarafından şimdiye dek anlatılan en kışkırtıcı, en etkileyici ve en yürek burkan hikâye. Kimliğiyle özdeşleşen parlak kalemi ve unutulmaz karakterleriyle yazar, birbirine kenetlenmiş dünyaları kıskançlık, ihanet ve türüne nadir rastlanan bir ihtirasla darmadağın olan üç kardeşin hikâyesini anlatıyor.

"Kristin Hannah kız kardeşler arasındaki güçlü bağlar, bir aileyi parçalayabilecek tatsızlıklar ve aşkın şifa veren gücü hakkında büyüleyici bir hikâye anlatıyor. Sürprizlerle dolu samimi bir içgörü ve eski güzel günlere has bir anlatım… Merak uyandıran bu roman için şöyle denebilir: Koltuğunuza kıvrılın ve tadını çıkarın! İyi Pazarlar dostlarım!


17 Ocak 2013

Duayenimizi Kaybettik

Türk televizyon ve habercilik tarihinin ünlü, renkli ve vazgeçilmez duayenlerinden Mehmet Ali Birand'ı kaybetmiş bulunuyoruz! Allah gani gani rahmet eylesin, geride kalanlara sabır versin! Başımız sağolsun!

11 Ocak 2013

Elmalı Ay Çöreği

 
Merhaba dostlarım, bir haftayı daha devirdik. Hafta sonu evde keyifle yapıp yiyebileceğiniz, sevdiklerinize ikram edebileceğiniz çok leziz bir tarif paylaşmak istiyorum sizlerle!
Malzemelere geçiyorum.
Hamur için:
125 gr erimiş margarin
1 su bardağından bir parmak eksik  sıvıyağ
1 su bard yoğurt
2 paket vanilya
1 paket kabartma tozu
4 su bard un
Harcı için:
4-5 adet soyulmuş, küp küp doğranmış elma
3-4 yemek kaşığı toz şeker
1 tatlı kaşığı tarçın
4 yemek kaşığı dolusu iri dövülmüş fındık ya da ceviz
Yapılışı:
Doğranmış elmalar, tozşeker pişirilir. Daha sonra tarçın, ceviz ya da fındık eklenir.
Harç soğumaya bırakılır. Hamur için gereken malzemeler karıştırılır. Hamurdan küçük parçalar ayrılır. İçine harçtan konur, ay biçimi verilir. Yağlı kağıt konmuş tepsiye yerleştirilir. 180C'de 20-25 dk. pişirilir.
Afiyet olsun!

Not: Hamura 1 kahve fincanı toz şeker koymakta yarar var, iki kez yaptım. Şeker koyduğum hamur daha lezzetli oldu!

Keyifli bir hafta sonu dileğiyle!

6 Ocak 2013

Güzel Sözler


 

"Tek bir dostunuz olsun; ama onu da iyi seçin." Muriel Barbery 

"Mutlu mu olmak istiyorsun? Kimseden bir şey bekleme..." Bob Marley

"Beni mutlu etmeye çalışma , benimle mutlu ol... J. Christophe

"Ayna benim en iyi arkadaşımdır... Çünkü ben ağladığımda, o asla gülmez."  Charlie Chaplin

"Her güne hayatının en güzel günü olması için şans ver." Mark Twain

"Hayat küçük şeylerden oluşur. Eğer sen seversen büyük olurlar." Osho

"Beklentiler daima yaralar." Shakespeare

"İyi insan, gülüşünü sevdiğiniz kişidir." Dostoyevski

"İnsanları takmamayı öğrenebilirsen daha mutlu olursun." Dexter

"Dibini görmediğin suya atlamadığın gibi, Sonunu bilmediğin sevgiye teslim etme kendini." Mevlâna

"Affetmek ruhunu özgür kılar, korkuyu siler atar, işte bu yüzden çok güçlü bir silahtır." Invictus

 

Annemin Muammarası


Selam dostlarım, bir soğuk hava dalgası daha kar getiriyor! Edirne'de henüz başlamadı, görelim bakalım yağacak mı?
Şimdi muammaranın tarifine geçiyorum!

Malzemeler:
1 su bard. ince çekilmiş ceviz içi
1 su bard. ufalanmış bayat ekmek içi
1 çorba kaşığı salça
1/2 çay kaşığı kimyon
3-4 çorba kaşığı zeytinyağı
3 diş sarımsak
1/2 limonun suyu
1 tatlı kaşığı pul biber
tuz

Yapılışı:
* Çekilmiş ceviz içini biraz havanda döverek ezin. Sarımsakları soyup ezin. Bayat ekmek içini hafifçe ıslatıp sıkın.
*Salça, ceviz içi, ekmek içi, sarımsak, zeytinyağı, ve limon suyunu bir kaba alın. Tuz, pul biber ve kimyonu ekleyip çatalla ezerek karıştırın.
Meze tabağına alıp üzerini çatalla ezerek şekillendirin. Kanepe  olarak ta çok lezzetli!
Afiyet olsun, iyi haftalar!















4 Ocak 2013

Kestaneli Pilav


Merhaba dostlarım! Evet, bugün ablamın kestaneli pilavının tarifini vereceğim, hemen malzemelere geçiyorum!
Tadı mı nefisss ötesiydi!

Malzemeler:
3 su bard. pirinç
1/2 kg havuç
1/2 kg kuru soğan
1/2 kg kestane
3 tavuk butu
1/2 paket Becel
1 paket dolma fıstığı
1 paket kuş üzümü
1/2 tatlı kaşığı tuz
1/2 tatlı kaşığı yeni bahar
1/2 tatlı kaşığı kara biber
1/2 tatlı kaşığı tarçın

Yapılışı: Soğan ve fıstıklar kavrulur. Kürdandan biraz kalın kesilen havuçlar eklenir. Piştikten sonra üzüm ve baharatlar eklenir. Ocak söndürülür. Başka bir tencerenin dibine (fırında kızarmış, soyulmuş) kestaneler bombeli kısmı altta kalacak biçimde yerleştirilir. Üzerine haşlanmış, didilmiş tavuk onun üzerine havuçlu karışım eklenir. Pirinç ayrı bir kapta biraz diri olarak pişirilir. Sonra havuçlu karışımın üzerine konur, biraz daha pişirilir. Ve tencerenin genişliğine uygun servis tabağına ters çevrilerek konur!

Not: Pilavı pişirirken (pirinci ıslatmışsak) 4,5 bardak su kullanılır. İki bardak suyla pilav pişirilir. Ayrıca havuçlu, kestaneli, tavuklu karışımla pişirirken de 2,5 bardak su  kullanılır.

Afiyetle yenir!
Yeniden görüşünceye dek sevgiyle kalın! Mutlu bir hafta sonu geçirmeniz dileğiyle!

2 Ocak 2013

Annemin Aşuresi


Merhaba dostlarım, nasılsınız? Umarım iyisinizdir!
Annem, ilk  aşureyi 15 Kasım'da yaptı ama ben resmini çekmeyi unuttum bu yüzden de yayımlayamadım!
Şimdi malzemelere geçebilirim.

Malzemeler:

2 su bardağı nohut,

2 su bardağı kuru fasulye,

3 su bardağı buğday,

1 su bardağı pirinç,

1 kg toz şeker,

3 çorba kaşığı gül suyu,

25 adet kuru kayısı,

10 adet kuru incir,

½ su bardağı kuru üzüm,

1 ayva,

1 portakalın kabuğu,

Üzerini Süslemek İçin:

2 nar,

1 su bardağı ceviz veya fındık,

1 su bardağı badem

1 çorba kaşığı bal (Annemle "Mucize Lezzetler" programında izledik, Refika, aşure yaparken bal kullandı. Bal, 41 çeşit eklemek anlamına gelirmiş. Arılar çiçekten çiçeğe konuyor malum)

Yapılışı:
1- Akşamleyin ayrı ayrı tencerelerde nohut, fasulye ve buğday ıslatılır.

2-Sabah, nohutun, fasulyenin ve buğdayın ıslatma suları dökülür, yeterince su konularak ayrı ayrı haşlanır.

3-Yaklaşık bir buçuk saat sonra nohut, fasulye ve buğday suları ile birlikte aşure tenceresine konur,
kaynamaya bırakılır. Üçü birden kaynamaya başlayınca suyuna bakılır, gerekirse bir bardak kadar sıcak su konulur. Pirinç ilave edilir.

4-Kuru üzüm konur. Sayılı olarak, kesmeden incir ve kayısı konur, arada sırada karıştırılır, kaynamaya bırakılır. Yaklaşık 20 dk. sonra tane ile konulan kayısı ve incirler delikli kepçe ile çıkartılır. Bir tabağa alınır.

5- Küçük küp biçiminde doğranmış portakal kabuğu ve kabuğu soyulmuş, küçük küp doğranmış ayva aşure tenceresine eklenir. 20-25 dk. daha kaynamaya bırakılır.
Dibinin tutmaması için arada karıştırma işlemini unutulmaması gerekir.

Not: Nohutlar iyice yumuşayınca aşurenin pişmiş olduğunu anlayabiliriz.

6- Suyu, gözle görülür biçimde helmelenmiş ise toz şeker ve gül suyu ilave edilir. İyice karıştırılır, 5 dk. sonra altı kapatılır ve aşure kaselere bölüştürülür.

7- Kaselere boşaltılan aşuremiz ılındıktan sonra üzeri ceviz, badem, nar, ince ince kıydığımız incir ve kayısı ile süslenir.

Not: Bütün olarak aşurenin içine konulan, çıkarılan kayısı ve incirler aşurenin renginin kararmasını önler.

Afiyet Olsun!

Sevgiyle kalın!

Yeniyıl Lezzetlerimizden Seçmeler

Merhaba dostlarım! Cuma günü annem gelecekti, bekliyordum. Kapı çaldı, büyük ablam, annem ve yeğenimi karşımda görünce havalara uçtum! Bana çok güzel bir sürpriz yaptılar! Sonra hem keyif  hem de yeni yıla hazırlık yaptık! Annem, bereketli bir yıl olsun diye aşure yaptı. Muammara hazırladı, ciğer ve mercimekli köfte yaptı. Ablam, Amerikan Salatası ve kestaneli pilav yaptı. Hepsi de birbirinden lezzetli oldu! Tarifler mi daha sonra! Sevgiyle kalın!






31 Aralık 2012

Mutluluk Sözleri

 

"Mutluluk Öyle Bir Parfümdür ki, Onu Başkalarına Sürdüğümüz Zaman, Sizin de Üstünüze Bir Kaç Damlası Düşer."

 "Mutluluk, Sabaha Karşı Göklerde Doğan Bir Yıldızın Ömrü Kadardır."

"Kapıyı anahtarla açmayı tercih etmiyorum, hoşgeldin diyenim var çünkü..."

"Mutluluk bir insanın elinde olmadığı halde bir başkasına verebileceği tek şeydir."

"Mutluluk daima yakınımızdadır, yakalamak için çoğu zaman elimizi uzatmak yeter."
 
"Başarı bir seyahattir, hedef değil. Mutluluk, gidilen yolun üzerindedir, yolun sonunda değil. Yolun sonunda olsa, ona varıldığında yol bitmiş ve vakit de geçmiş olurdu. Mutlu olmanın zamanı ise bugündür, yarın değil."

28 Aralık 2012

Mutlu Yıllar












Merhaba dostlarım, ben, yeni yıl hediyelerimi şimdiden aldım! Annem, büyük ablam ve yeğenim bana sürpriz yaptılar, yeni yılı birlikte geçireceğiz! Çok mutlu oldum! Aytülcüğüm'ün gönderdiği hediyeleri de aldım, teşekkür ettim!
Siz dostlarıma, tüm sevdiklerinizle umut, sağlık, neşe, mutluluk dolu nice yıllar dilerim!

27 Aralık 2012

Biz Yaratıcı Fikirleri Olan Aileyiz



                                                 
*Kendilerini rahatlıkla ifade edebilen çocuklar başkaları tarafından da anlaşılır ve onaylanırlar. Bu  nedenle çocuğunuza sevdiği sevmediği, istediği istemediği şeyleri ve çevrelerinde olup bitenlerle ilgili neler hissettiğini sorun.                                                                                                                                                           *Üzüntülü ya da sevinçli olduğunuzda çocuğunuzla bunu paylaşın. Böylece hem duyguların paylaşılmasını öğrenir hem de farklı duyguların varlığını anlar.                                                                              
 *Sabırlı olun, çocukların istenmeyen davranışlarını değiştirmek için zamana gereksiniminiz olduğunu   *Çocuğunuz anaokuluna gidiyorsa okula gidiş saatine özen gösterin. Kendi programınıza bağlı olarak bazen tam zamanında bazen geç saatte okula bırakırsanız çocuk güne daha önce başlamış arkadaşlarına katılmakta zorlanır. Benzer şekilde çocuğunuzu okuldan alırken de genel olarak tüm çocukların ayrılma zamanına denk gelmesine özen gösterin. Arkadaşları coşku içinde bir etkinliğe devam ederken henüz işini bitirmeden çocuğunuzu gruptan ayırıp almanız çocuğun başladığı işi tamamlama disiplinini tehlikeye sokar. unutmayın. Acele ederseniz hata yapma olasılığınız artar.                                                                                    

*Çocuklar –mış gibi yapmakla ve hayal kurmakla öğrenmelerini zenginleştirirler. “Yalan söylüyor” sandığınızda o aslında size hayallerini anlatıyor olabilir. Çocuğunuzu yalancılıkla suçlamayın. Onun ne düşündüğünü, neden öyle düşündüğünü anlamaya çalışın.                                                                                                                           
 *Her gün mutlaka iki adet meyve yemesini sağlayın. Siz de yiyin ki sizi örnek alsın.                        *Çocuğunuzla bol bol oynayarak zaman geçirin. Ancak yine de çocuğun oyun arkadaşı gereksinimini bütünüyle karşılamış olamazsınız. Siz çocuğunuzu arkadaşı değilsiniz. Çocuğunuzun mutlaka yaşıtlarıyla beraber olmasını sağlayın.                                                                                          
  *Çocuklar  elektronik aletlere karşı çok meraklıdırlar. Evde kesinlikle dokunamayacağı aletleri gösterin. Fakat kontrollü olarak kullanabileceği birkaç aletin sorumluluğunu da çocuğunuza verin. Teybi, el süpürgesini kullanmak gibi.                                                         
 *Aynı sebzeden yapılmış farklı yemek türlerine dikkatini çekin. Patatesli yemekler, patlıcanlı yemekler, şekerli, pirinçli yiyecekler gibi.                                                                                              

 *Arabanız var ise ve bir park yerine arabanızı park ettiyseniz, arabanızı park yerinde çocuğunuzun bulmasını isteyin. “Arabamızı nereye park etmiştik? Bana yardım et de bulalım” gibi. Bu ona güven duyduğunuzu gösterdiği gibi  yön algısını da güçlendirir.
Sevgi Menüsü
Alıntı

                         
                                                                                                                           
                                                                                                                                  

25 Aralık 2012

Kereviz Salatası

 Merhaba dostlarım! Bugün yine bir tarifle karşınızdayım! Hem pratik hem de çok leziz! Malezemelere geçiyorum!

Malzemeler:
1 kg kereviz
1 su bard. iri dövülmüş ceviz
1 ekşi elma
150 gr süzme yoğurt
1 kahve fincanı mayonez
1 kahve fincanı sızma yağ
1 kahve fincanı sıvıyağ
2 tatlı kaşığı pulbiber
yeterince tuz

Yapılışı: Kerevizler soyulur, rendelenir, yarım limon ile  kaynar suyun içine atılır. 2-3 dk. haşlanıp delikli kepçe ile çıkarılır, hafif soğuması beklenir. El ile iyice sıkılarak çukur kaba alınır. Üstüne kabukları soyulmuş ekşi elma rendelenir. Yoğurt, mayonez, tuz ve sızma yağ eklenir. İyice karıştırılıp bir servis tabağına alınır. Küçük bir kaba sıvı yağ konur, pul biber eklenir. Ocakta bir iki döndürülür. Sonra kerevizin üstüne dökülür.
Afiyetle yenir!
Yeniden görüşünceye dek dostça kalın!

23 Aralık 2012

Sevgi Menüsü

 

*Çocuğunuza kendi çocukluğunuzu ve çocukluk anılarınızı anlatın. Aile büyükleriniz hayatta ise onlardan da yararlanın. Mümkünse resimlerinizi gösterin. Dünü ve bugünü yansıtan resimlerinizi birbiriyle karşılaştırın.
*Doğa canlandığında ağaçlardaki değişikliklere dikkat çekin. Okula ya da eve geliş yolunuzda kendiniz için bir ağaç seçin. O, sizin ağacınız olsun. Her gün ona ulaşmak, onu bulmak hedefiniz olsun. Gözlemlediğiniz değişiklikleri k. onuşun. İsterseniz önünde fotoğraf bile çektirebilirsiniz.
*Alışverişe çıktığınızda yiyeceklerin paketlenmesine dikkat edin. Farklı özelliklerdeki yiyecek ve içeceklerin paketlenmesindeki farklılıklar, yiyeceklerin özelliklerini keşfetmesi açısından dikkat çekicidir.
*Çocuğunuzdan sizin için bir şey yapmasını isteyin. Bu, çocuğun başkalarının gereksinimlerini anlamasını güçlendirir. "Benim için bir deodorant almanı istiyorum, benim yerime gazeteyi senin almanı istiyorum" vb.
Teşekkür etmeyi ihmal etmeyin.
*Kendi tombalanızı kendiniz yapın. Bunun için takvim rakamlarını, vesikalık fotoğraflarınızı, dergilerdeki resimleri, kendi çizgilerinizi vb. her şeyi kullanabilirsiniz. Tombalada hedef aynı resimleri eşleştirmektir.
(3-4 yaş için 6'lı tombala)
(5-6 yaş için 8'li tombala)


Alıntı

21 Aralık 2012

Biz Birbirine Anlayış Gösteren Aileyiz


*Evinizde her zaman aynı yerde duran bir eşyanın yerini değiştirin ve çocuğunuzun bu değişikliği fark edip etmediğini gözlemleyin. Gerekirse dikkatini çekin.
*Gün içinde beklenmedik bir olayla karşılaştınız. Bu neşeli, hüzünlü, şaşkınlık vb. yaratan bir olay olabilir. Bunu mutlaka çocuğunuzla paylaşın. "Biliyor musun, bugün... oldu ve kendimi .... hissettim" gibi. Çocuğunuz alışılmışın dışındaki durumlarla karşılaştığında bunun herkesin başına gelebilecek doğal yaşamsal deneyimler olduğunu düşünsün. Ayrıca deneyimlerinin paylaşılması çocuklarla bizim aramızdaki ilişkiyi güçlendirir. Kendilerini ifade etme becerilerini de geliştirir.
*Okul ile ev yolunuz üzerinde devam etmekte olan bir inşaatı seçin ve çocuğunuzla beraber onun tamamlanma sürecindeki aşamaları takip edin. İnşaatın durması durumunda nedenlerinin neler olabileceğini tartışın. Böylece çocukların bütünü oluşturan parçalar arasındaki ilişkileri anlamasına da yardımcı olursunuz.
*Rekorlar kitabı hazırlıyoruz, rekorlar kitabına girmek ister misiniz? Çocuğunuzla "En" çalışması yapın ve okuluna gönderin. "En uzak yer", "en büyük saat", "en kalabalık yer", "en sessiz yer", "en yaşlı insan", "en güçlü insan", "en ince kitap"...
*Eğer yaşamdaysa babaannelerin, oğullarının çocukluklarıyla ilgili anılarını anlatmalarını sağlayın. Eğer yoksa babanın çocukluğunu bilen bir aile yakınından da yardım isteyebilirsiniz (anneanne ve kızı için de aynı çalışmayı yapın). Çocuğunuz, sizi hakkınızda başkalarının ne düşündüğünü öğrenmekten zevk alacaktır.
*Buzu inceleyin ve sonra buz dolu kabı güneş gören yere koyun ve süreç içinde değişimleri bereberce gözlemleyin. Suya dönüşen buzu yeniden dondurmak isterseniz evde bulunan farklı şekillerdeki kapları kullanın. Böylece çocuğunuz değişimi ve dönüşümü somut olarak gözlemlemiş olacaktır.
*Çocuğumuzu, hatalı bir davranışından dolayı istek duyduğu bir şeyden uzaklaştırmak yaygın bir yetişkin davranışıdır. Tv seyretmesine izin vermemek gibi. Ancak çocukların çok uzun süren (bir hafta, tüm gün vb.) uzaklaşmalarının etkisiz hatta yıldırıcı olacağını da unutmayın.
 *Mevsinm değişikliği nedeniyle kazakalrın kaldırılması ve yazlıkların çıkarılması işlemini mutlaka çocuğunuzla birlikte yapın. Böylece çocuk neden-sonuç ilişkisi kurmayı öğrenir. Ayrıca sorumluluk kazanır ve doğayı keşfeder.
*Çocuğunuza bilmeceler sorun. Ondan da size sormasını isteyin. Yeni bilmeceler öğrenmesini teşvik edin.
*Dört mevsim çocuğunuzun suyla oynayabileceği fırsatlar yaratın. Çamaşır-oyuncak yıkama,balkon yıkama, çiçek sulama vb. Su, çocuğu rahatlatır.
*Alışverişe çıktığınızda çocuğunuz istemeden "kendin için bir şey seçebilirsin" deyin. Bu, çocuğun kendi isteklerinin farkına varması konusunda giderek daha bilinçli ve duyarlı olmasını destekler. Ancak "şey'in ne olduğunu mutlaka belirleyin."Kendin için kitap/bisküvi/top seç gibi.


Sevgi Menüsü










18 Aralık 2012

Boşanmanın Çocuk Üzerindeki Etkileri

 
Anne-baba çocuklar hayata geldiği andan itibaren onlarla ilgilenir,  onların varolmalarını ve hayatta kalmalarını sağlarlar. Ebeveynler, çocukların en güvendikleri ve bağlandıkları kişiler olurlar, onlarsız bir hayatı düşünemezler. Anne-baba boşanmaya karar verip, birisi evi terk ettiğinde çocuklar büyük bir şok ve acı yaşarlar, olay onlar için korkunç bir felakettir. Çocukların güven duyguları derinden sarsılır, akut stres bozuklukları gözlemlenir.
Boşanma çocukları neden etkiler?
Çocukların hayatlarının başından itibaren onlarla ilgilenen, bakan anne-babaları vardır. Çocuklar anne-babaya bağlanırlar, bu da onları sağlıklı bir şekilde geliştirip, olgunlaştırır.  Çocuklar,  sevgi, güven,  onur,  sadakat gibi duyguları ebeveynleri ile sevgi ve güven dolu ilişkilerinden, birlikte yaşanan aile ortamından öğrenirler.  Anne-babanın beraber yarattığı ortam onların en güvenli alanlarıdır, bu ortamın sonsuza dek bozulmayacağına inanırlar.  Boşanma ile anne-babadan biri evden gidince,  bir anda çocukların en güvenli alanları yıkılır. Çocuklar ayrılıktan sonra bir daha anne-baba birlikteliğinin olamayacağını anlar,  bilinmeyen bir gelecekten korkarlar. Boşanma çocuklar için çok sarsıcı, onların gelişimini etkileyici bir olay olur.
Boşanma kararı çocuklara bildirilmeli mi?
Bazı ebeveynler çocuklarının anlamayacağını düşünerek ayrılma kararlarını çocuklarına söylemezler. Bazen de ayrılmayı isteyen ebeveyn üzücü sahneler yaşamamak için sessizce evden çıkar, açıklamayı kalan ebeveyne bırakır. Bu gibi durumlar,  çocuğun kafasını karıştırır, ayrılığa yanlış anlamlar verip, mantıksız nedenler uydurur, kendini reddedilmiş hisseder. Doğrusu, boşanmaya karar veren anne-babanın aralarında konuşup anlaşarak bu kararlarını birbirlerini suçlamadan,  sakin, yumuşatılmış bir şekilde çocuklarına bildirmeleridir. Onları, bu kararlarının, çocuklarının dışında,  müşterek yaşantılarının bir sonucu olduğunu,  ayrılıktan sonra da her iki ebeveynin de onlara alıştıkları şekilde bakıp,  seveceklerine, kesinlikle çocuklarını terk etmeyeceklerine ikna etmelidirler.
Boşanmanın çocuklar üzerinde bıraktığı kayıp hissi nedir?
Ebeveynleri boşanan çocuklar, aile düzenlerinin bozulmasıyla,  eski güvenli hayatlarında edindikleri bazı şeyleri kaybettikleri hissine kapılırlar. Çocukların bu kayıplar ile kendi başlarına baş etmeleri çok zordur,  anne-babanın yakın ilgisi gerekmektedir. Hatta bazı durumlarda, üzüntü ve korkularını akrabalar veya aile dışından bir terapist ile paylaşmaları faydalı olur. Çocukları etkileyen başlıca kayıp düşünceleri şunlardır:
  • Ailenin sonsuza kadar dağılmayacağı,  güvenli düzenlerinin bozulmayacağı inancı ve realitesinin kaybolması.
  • Güven duygusunu öğrendikleri aile düzenlerinin bozulması ile güven hissini kaybetmeleri.
  • Aile yaşantısındaki değişiklikten dolayı,  düzen ve alışkanlıklarını kaybetmeleri. Bu kayıp, ergenlik çağında zaten birtakım değişiklikler yaşayan ve bunlarla baş etmeye çalışan gençleri daha da fazla etkilemektedir.
  • Çocuk için alışkanlıklar emniyet hissi verir. Boşanmadan sonra bazı alışkanlıklarının değişmesi ile çocuk,  emniyet duygusunu da kaybeder.
  • Çocuklar, boşanmada üzülen ebeveyni korumaları altına alırlar, bu şekilde onları ayakta tutarak kendilerinin de ayakta kalabilmelerini sağladıklarını sanırlar. Ancak bu rol onlara çocukluklarını kaybettirir, zamanından önce büyümelerine ve olgunlaşmalarına yol açar.
Boşanmadan sonra çocuklarda görülen ortak tepkiler nedir? Nasıl davranılmalıdır?
Ailenin dağılmasından sonra yeni düzene uyum sağlamakta güçlük çeken çocuklarda değişik duygusal tepkiler gözlemlenir. Bu dönemde anne-babaların,  çocukların duygularını göstermeleri ve onlarla yüzleşmelerini sağlamaları gerekir. Çocuklar duygularını açığa çıkaramazsa ileriki yaşlarda depresyon, endişe, kişilik sorunları, konsantrasyon bozukluğu, yalnızlık korkusu gibi rahatsızlıklar yaşayabilirler. Boşanmadan sonra çocuklarda sıklıkla görülen tepkiler şunlardır:
Korku : Boşanmadan sonra bilinmeyenlerin yarattığı korku bütün çocuklarda görülür. Çocukların yaşlarına , onları korkutan konulara göre değişir. Ayrılan anne-baba, çocuklara korkularını anlattırıp, onların güvenini sarsmayacak şekilde davranmalı ve asla terk edilmeyeceklerini hissettirmelidirler.
Üzüntü : Çocukların hayatında ebeveynlerin yerini kimse tutamaz ve çocukların iki ebeveyne de ihtiyaçları vardır. Ayrılık ile bir ebeveynin günlük yaşantıdan çekilmesi bütün çocukları üzer. Ağlamak ve üzgün olmaktan başka çocuklar, üzüntülerini yalnız kalmayı istemek, az konuşmak, ters davranış, öfke, üzüntülü resimler çizmek gibi yollarla da gösterebilirler. Ebeveynler, çocukları ile duygularını tartışıp, paylaşıp onları rahatlatmalıdırlar.
Öfke : Çocuklar, anne-babalarının boşanmalarına duydukları öfkeyi kavga, yakınlarına bağırma, kırıp dökme ile gösterebilirler. Bu durumda ebeveynler öfkeyi görmezden gelmek veya bastırmak yerine, kabul edilir sınırlar içinde, çocukların öfkelerini dışavurmalarına izin vermelidirler. Bazen çocuklar öfkeden içlerine kapanır. Onlara da öfkeyi söze döktürtmek gerekir.
Suçluluk : Çocuklar kendilerinin dünyanın merkezi olduğuna inanırlar ve her olayın nedeninin kendileri olduğunu düşünürler. Bundan dolayı,  anne-baba ayrılığının kendileri yüzünden olduğuna inanıp, suçluluk duyabilirler. Hatta çoğu zaman tekrar birleşmenin kendilerine bağlı olduğuna inanırlar. Anne-baba, tutarlı olarak çocukları, boşanmalarında onların etkilerinin olmadığını,  olayların onların tamamen dışında geliştiğine ikna etmeleri gerekir.
Yalnızlık : Ayrıldıktan sonra ebeveynlerden birinin evden gitmesi ve yeni yaşam biçimi çocukların kendilerini yalnız hissetmelerine neden olur, onların korkularını, üzüntülerini arttırır, hayali arkadaş bulmaya iter. Yalnızlık hissini önlemek için ebeveynlerin çocukları, yalnız geçirecekleri zamanda hoşlarına gidecek, rahatlatacak aktivitelere yönlendirmeleri faydalı olur.
Gerileme : Ayrılıktan sonra çocuklar, zor durumlarından kaçmak  ve rahatlamak için, gelişimini tamamladıkları bir aşamaya geri dönebilirler. Örneğin, parmak emme, yatağı ıslatma gibi. Bunu duygularını kontrol edemedikleri için yaparlar. Ebeveynler bu dönemde onları cezalandırmayıp, rahatlatmaya çalışmalıdır.
Uyku bozuklukları ve yemek yeme sorunları : Ailenin dağılmasına tepki olarak çocuklarda uykusuzluk,  yemek yeme alışkanlıklarında sorunlar görülebilir. Bu durumlarda ebeveyn çocuğun alıştığı düzeni bozmamaya özen göstermeli, gerektiğinde bir doktora danışmalıdır.
Okul sorunları : Boşanmanın çocuklarda yarattığı karmaşık duygulardan dolayı,   çocuklar okulda başarısızlık yaşayabilir veya saldırgan davranışlarda bulunabilirler. Genelde bu davranışlar boşanmanın olumsuz etkileri azaldıkça düzelir. Ebeveynlerin, çocuklarının okul durumlarını öğretmenleriyle düzenli olarak takip etmeleri gerekir.
Fiziksel sorunlar : Çocuklar duygularını rahatça açığa vuramadıklarında veya stres altında olduklarında mide,  baş, göğüs ağrıları, kramp gibi fiziksel sorunlar yaşayabilir. Bu sorunları ilgi çekmek için zannedip önemsememek doğru değildir, bir doktora göstermek gerekir.
Çocukların boşanmaya uyum sağlamaları neye bağlıdır?
Çocuklar için,  ailenin dağılması ve bunu düzeltmek için kendilerinin bir şey yapamaması kabullenmesi zor bir olaydır, onları derinden sarsar. Yeni yaşantılarına alışmaları ve uyum sağlamaları hayatlarındaki karmaşalığın büyüklüğüne ve anne-baba arasındaki anlaşmazlığın yoğunluğuna, onların olaylara karşı tepkilerine bağlıdır. Boşanmadan sonra anne ve baba kendi sorunlarını ne kadar hızlı çözüp,  hayatlarını ne kadar çabuk düzene sokabilirlerse, birbirleriyle ilişkileri ne kadar kavgasız olursa, birbirlerine ne kadar dostça yaklaşabilirlerse,  çocuklar da o kadar çabuk sakinleşir ve yeni yaşantıya uyum sağlayabilirler.  Ama velayet sahibi ebeveynin kendisi boşanma ile baş edemeyip, üzüntüsünü,  stresini, öfkesini çocuklarına yansıtırsa çocukların da tepkileri daha şiddetli,  alışmaları yavaş ve zor olur.
Boşanmanın ardından çocukların en çok neye ihtiyacı vardır? Onlara nasıl yardımcı olunabilir?
Çocukların boşanmanın ardından yaşadıkları karışık duyguları çözmede yardımcı olmak için iki ebeveynin de çocuklarla her zaman yakın ilişki içinde olması gerekir. Çocuklarla ilgilenirken aşağıdaki noktalara dikkat ederlerse onların sorunlarını çözmelerinde daha faydalı olurlar:
  • Çocukların boşanmanın ardından yaşadıkları karışık duyguları çözmede yardımcı olmak için iki ebeveynin de çocuklarla her zaman yakın ilişki içinde olması gerekir. Çocuklarla ilgilenirken aşağıdaki noktalara dikkat ederlerse onların sorunlarını çözmelerinde daha faydalı olurlar:
  • Çocuklarla mümkün olduğu kadar çok birlikte zaman geçirip, onları dinlemeye istekli olmak, duygularını paylaşmak.
  • Çocuklara anlayış  göstermek, duygularını önemsemek, yargılamaktan kaçınmak.
  • Eski eşle çocukların yanında kavga etmemek, sürtüşmemek.
  • Çocukların her iki ebeveyne de ihtiyaçları olduğunu,  ikisini de sevdiklerini kabullenip, onların önünde diğer ebeveyni eleştirmemek, hatta çocukların ona olan bağlılığını desteklemek.
  • Çocuklara kendilerini yalnız hissetmemelerini sağlatmak, onları her türlü sorunun üstesinden kendi başlarına gelebileceklerine inandırmak.
  • Çocuklar yaşlarına göre çocuksu davranışlarda bulunurlarsa onlara karşı sabırlı olmak, ilgi göstermek,
  • Çocukların arkadaşlarını eve çağırmalarını desteklemek.
  • Çocukların boş zamanlarını sadece televizyon veya video oyunları ile geçirtmeyip, ilgilendikleri alanlarda eğitici aktiviteler ve spor faaliyetlerinde bulundurmak.
  • cezalandırmamak veya alay etmemek.
  • Çocukların yalnız kalma ihtiyaçlarına anlayış gösterip, evde yalnız kalabilecekleri bir yer sağlamak.
  • Çocukları izlemek, ne yaptıklarını, nereye gittiklerini, davranışlarını takip etmek. Çocuklara her iki ebeveynin de bulundukları yeri söylemek, ulaşılabilir olmak.
  
                                                                                                     Alıntı

16 Aralık 2012

ANAOKULUNUN ÖNEMİ


Çocuğun beyni her yeni uyaranla çiçeklenir. Bir çocuk ne kadar çok öykü dinler, ne kadar gülücükle karşılaşır, ne kadar yeni şeyle tanışırsa zihninde o kadar sinir hücresi tomurcuklanır. Çocuk beynini geliştiren şey yeni yaşantılardır. Eğer bir çocuğu hiç yaşantının olmadığı, çocuğun çevresiyle iletişiminin kesildiği bir ortama koyarsak, o çocuk bir süre sonra solar, dünyaya küser.  Okul öncesi eğitim çocukların ruh dünyasını zenginleştirmek için eşsiz bir fırsattır. Erken çocukluk dönemi, çocuğun gelişiminde, sağlıklı bir birey olarak yetişmesinde temel yapı taşlarının atıldığı kritik ve önemli bir dönemdir. Çocuğun 7 yaşına kadar, yani ilköğretime başlayıncaya kadar geçen sürede gelişiminin büyük bir kısmı tamamlanmış olur.
Erken çocukluk dönemini biraz daha ayrıntıyla anlatmak gerekirse, erken çocukluğun, ilk temasın, anneyle başladığını söylemek şüphesiz ki doğru olacaktır. Bebek, dünyaya gözlerini açtığında, ilk olarak anne gözüyle temas kurar. Annenin bakışıyla dünyayı anlamlandırmaya çalışır. Eğer anne mutlu bakarsa, mutlu olmayı; üzgün bakarsa, huzursuz, üzgün olmayı öğrenmeye başlar. Doğum öncesi ve doğumdan sonraki ilk 5-6 ay, bebeğin anneyle bir bütün olduğu, annenin tüm kimliklerini unutup, sadece anne olarak bebekle olduğu bir dönemdir. Psikanalist Salman Akhtar’ın bebeğe dair kullandığı metafor bu konuyu oldukça güzel açıklamaktadır aslında. Ona göre, çocuk tam bir gül tohumudur. Ona çok fazla sıcak ve çok fazla su vermezseniz, çocuk kendi kendine büyür. Bu noktada, annenin çocuğuyla yeterince iyi ilgilenmesi, çocuğun bu süreçteki gelişimini olumlu yönde etkilemektedir.
Çocuğun anneyle ve babayla kurduğu ilişkinin, çocuğun duygusal, zihinsel, fiziksel, sosyal gelişimine etkisi oldukça büyüdür. Ancak çocuk büyüdükçe, kendisini ifade etmeye başladıkça, sadece anne ve babanın varlığı çocuğa yetmemeye başlar. Çocuğun sağlıklı bir birey haline gelebilmesi için, bağımsızlaşmaya da ihtiyacı olmaktadır. Bebekliğin ilk aylarında, çevresinin anneden oluştuğunu düşünen bebek, zaman geçtikçe keşfe çıkmakta ve etrafında farklı nesnelerin olduğunu da farketmeye başlamaktadır. Bu süreçte, artık kendi akranlarıyla oyun oynama ihtiyacı artmakta, ve bu keşifler dünyasında kendisine bir yer edinmeye çalışmaktadır. Çocuk, annesiyle güvenli bir bağ kurduktan sonra, diğer bir deyişle, annenin varlığından, onun sevgisinden emin olduktan sonra, kendi alanında var olmayı öğrenmeye başlamaktadır. Bu süreçte, çocuğun anaokuluna gitmesini desteklemek önemli olacaktır.
Anaokulunun en önemli katkılarından bir tanesi, hem anneye hem de çocuğa sağladığı bağımsızlaşma duygusudur. Diğer bir deyişle, anne, bebeğini dünyaya getirdikten sonra, hayatını onun üzerinden yaşamaya, ve hayatını sadece onun varlığında tanımlamaya başlamaktadır. Anne, ilk zamanlar, avukat olduğunu, eş olduğunu, kız kardeş olduğunu, annesinin çocuğu olduğunu, kısacası birçok sahip olduğu kimliği unutup, sadece anne olarak var olur. Annenin çocuğunu anaokuluna başlatması, aslında anneye de çocuğundan ayrılmayı öğretebileceği bir alan sağlar. Salman Akhtar’ın bu noktada söylediği bir sözü hatırlamak önemli olacaktır: “Anne, çocuğunu önce rahminde tutar, sonra kucağında tutar, daha sonra ise aklında tutar”. İşte , aslında anaokulu süreciyle birlikte anne de, çocuğundan ayrı kaldığı süreçte, çocuğunu zihninde tutabilmeyi öğrenmeye başlar. Bu nedenle, anaokuluna başlama sürecinde, annenin de ayrılığa kendisini hazır hissetmesi, çocuğun okula alışmasında önemli olmaktadır.
Anaokuluna başlama, yukarıda da bahsedildiği gibi, çocuğun da bağımsızlaşmasına katkı sağlamaktadır. Ailede başlayan gelişim süreci, anaokulunun da devreye girmesiyle, çocuk için devam etmektedir. Çocuk, anaokulunda kendi yaşıtlarıyla bir araya gelmekte, onlarla iletişim kurmakta ve bağımsızlığını burada, belli kurallar içerisinde deneyimleyebilmektedir.
Anaokulunun çocuk için bir diğer önemli yanı ise, çocuğun fiziksel, duygusal, zihinsel, dilsel ve sosyal gelişimlerini en sağlıklı biçimde geçmesine olan katkılarıdır. Çocuk, belirli kurallar içerisinde akranlarıyla iletişime geçerek, oyun oynamayı, paylaşabilmeyi öğrenmeye başlar. Kendini ifade etmeyi öğrenip, yaratıcı yön ve becerilerini fark ederek, sosyal bir birey olarak yetişmeyi öğrenir. UNICEF, okul öncesi eğitimi, anaokullarını, “Yaşama en iyi başlangıç” yeri olarak görmekte, bu konudaki çalışmalarını da hızla sürdürmektedir.
Bazen anne-babalar, çocuklarının anaokuluna gitmese de, sayıları, renkleri, şekilleri tanıdıklarını, 20’ye kadar sayabildiklerini, rahatça konuşabildiklerini söyleyip, anaokuluna gitmesinin gerekli olmadığını düşünmektedir. Ancak, görünen tablo aslında sadece sayıları, şekilleri, renkleri tanımaktan oluşmamaktadır. Çocuk sayı saymayı, renkleri, şekilleri bilse de, anaokulu, çocukların yaşıtlarıyla kurduğu ilişkide beklemeyi öğrendiği, sırayla oynamayı ve nasıl dinleyeceğini öğrendiği de bir yer olmaktadır. Zihinsel gelişimin yanı sıra, çocuk sosyal bir varlık olarak, sosyalleşmeyi ve bunu belli sınırlar içerisinde gerçekleştirmeyi öğrenir. Oyunlarda aldığı rollerle, kendisini ifade etmeyi öğrenmekte, geliştirmiş olduğu bu sosyal beceriler de çocuğun kişilik gelişimi için önemli olmaktadır.
Anaokulları, çocuğun kendi yaşıtlarıyla oyun oynayabileceği de bir alan yaratmaktadır. Oyun, çocuğun dilidir. Çocuk, üzüntüsünü, mutluluğunu, öfkesini, oyun aracılığıyla dışarı çıkarır. Son yıllarda, teknolojinin hayatın içinde kapladığı o büyük alan nedeniyle, yetişkinler de çocuklar da, iletişim kurmayı unutmaya başlamaktadır. Günümüz çocuğu, artık oyuncaklarla oynamak yerine, ipad ile oynamakta, yapboz alıp, odasında oynamaktansa, bilgisayardan internete girerek, internette yapboz oyunları çözmektedir. Bu durum, çocuğun sosyal yaşantısını da etkilemekte, anneler büyük bir kaygıyla, “Çocuğumu bilgisayar, televizyon karşısından alamıyorum, O, daha çok küçük” diye yakınmaktadır.  Eskiden sokaklarda saklambaç, dokuz taş, misket oynayarak, sosyalleşen çocuklar, oyun parklarının azalması, her ebeveynin çalışmak durumunda olması nedeniyle, artık bakıcılar eşliğinde yalnız bir birey olarak büyümektedirler. Anaokulları, bu noktada, çocuğun “çocuk” olarak var olmasını sağlamaya yardımcı olmaktadır. Çocuklar, ipad’den, televizyondan, bilgisayardan uzak kalarak, yine legolarla, yapbozlarla oynayabilmekte, kendi akranlarıyla iletişime geçip, beraber oyun kurabilmeyi, beklemeyi, dinlemeyi, paylaşmayı öğrenebilmektedir. Her çocuğun sosyal ortama, arkadaş edinmeye ihtiyacı vardır.

Alıntı

15 Aralık 2012

Muzlu-Cevizli Kek

Merhaba dostlarım, dün, annem geldi, Misi ile ben sevinçten havalara uçtuk! Bu arada ben, muzlu kek yapmayı kafama koydum. Ve yaptım! Tadı da çok güzel oldu, fazla şekerli olmadı.
Hemen tarife geçiyorum.

Malzemeler:
2 yumurta
vanilya
kabartma tozu

1/2 nescafe fincanı toz şeker (ben, üç çorba kaşığı toz splenda kullandım)
1 kahve fincanı süt
2 kahve fincanı sıvıyağ
5 çorba kaşığı tepeleme ceviz (isteğe göre miktarı değişebilir)
2 muz
2 su bardağı un
25 gr kakao

Yapılışı:
Yumurta, vanilya ve toz şeker çırpılır, süt ve sıvıyağ eklenir. Ardından kakao, ezilip püre haline getirilmiş muz eklenir. Un ve kabartma tozu konur, karıştırılır, ceviz eklenir. Karıştırılır. Arzu edilen yağlanmış kalıba dökülür,
 180 C ısıda 40-45 dk. pişirilir.
Afiyetle yenir!