13 Haziran 2013

Mezuniyet Töreni

Bugün çocuklarımın mezuniyet törenleri vardı, konfeti eşliğinde keplerini havaya attılar, çok çok duygulandım! Mezun oldular, katılım belgelerini aldılar, süslü püslü karneler yarın verilecek ama ben sabırsızlık ettim! Bunca yıldır öğretmenlik yapıyorum, üç yıldır küçük yaş grubuyla ilgileniyordum, daha öncesinde de kep töreni yapmıyorduk doğrusu! Bu yüzden sanırım çok etkilendim, heyecanlandım!Sonra da arkadaşla, Kız Meslek Lisesi'ne gittik, stajyerlerimizin mezuniyet törenine katıldık!Şimdilik benden bu kadar, yeniden görüşmek üzere!




 


12 Haziran 2013

İyi ki Geldin


Libby Morganın yıllardır tek bir hayali vardır: Büyük iş yükü altında çalıştığı hukuk firmasına ortak olmak. Kariyeri için arkadaşları, evliliği ve aile kurma şansı da dahil olmak üzere her şeyden feragat etmiştir. Patronu onu ofisine çağırdığında, Libby en sonunda güzel haberi alacağını zanneder, fakat sarsıcı gerçek onu beklemektedir: İşten çıkarılmıştır ve tüm hayatını yeni baştan kurmak zorundadır… hem de hiç vakit kaybetmeden.

Bütün uğraşlarına rağmen iş bulamayınca Libby eski arkadaşlarıyla tekrar bağlantı kurar ve öğleden sonralarını da sıcacık bir yüncü dükkânı olan Bir Yumak Mutlulukta geçirmeye başlar. Burada dükkânın iyi huylu sahibi Lydia, Lydianın çocukluktan yeni çıkmış olan enerjik kızı Casey ve Caseyin en iyi arkadaşı olan Avayla yakın bir ilişki kurar. Utangaç ama sıkıntılı bir kız olan Ava, Libbynin geleceğini şaşırtıcı ve köklü bir şekilde yeniden biçimlendirecektir.


Bir Yumak Mutlulukun ikinci yuvası -buradaki kadınların da ikinci ailesi- olmasıyla birlikte, Libby sahip olduğu bu yeni hayattan büyük bir zevk almaya başlar. Hatta, onun için mükemmel bir seçenek olarak görünen etkileyici ve yakışıklı bir doktorla romantizm yaşamak için gereken zamanı bile bulur. Ama olaylar gelişirken, Libby çok sevdiği yeni yaşamını sonsuza kadar değiştirebilecek bir tercih yapmak zorunda kalır.


Sımsıcak bir anlatımı ve zengin dokunmuş bir kumaşı olan İyi ki Geldin, yeni başlangıçların vaadi ve dostluğun ve aşkın sonsuz keyifleriyle dolu bir roman.

10 Haziran 2013

Blogum 7 Yaşında


Sevgili dostlarım merhaba! Evettt, bugün blogum dolu dolu 7 yaşında ve ben büyük bir heyecan içerisindeyim! Siz dostlarımla nice yıllara, nice paylaşımlara!

4 Haziran 2013

Krem Karamel


Sevgili dostlarım, yeniden merhaba! Hafta sonu gelişim raporlarını e-okul'a girme işini yetiştirmeye çalıştım. Yetiştirmeyi başardım da ama strese girdim doğrusu!
Anniş, krem karameli geçen hafta Salı günü yaptı, tarifi ben ancak bugün verebiliyorum!

Malzemeler:
Krem için:
  • 6 adet yumurta
  • 1 su bardağı toz şeker
  • 1 paket vanilya
  • 1 litre süt
Karamel için:
  • 1 su bardağı şeker
  • 6-7 yemek kaşığı su
Yapılışı:
  1. Öncelikle küçük bir teflon tavaya karamel için şeker ve su konur.
  2. Tava ocağın büyük gözüne yerleştirilir ve yüksek ateşte şeker suyunu çekip rengi koyulaşana kadar pişirilir.
  3. Dikkat edilmesi gereken karamelin rengi çok koyulaşmadan ocaktan almaktır, çünkü siz farketmeden karamel yanabilir.
  4. Ocaktan alınan akışkan karamel hiç vakit kaybetmeden kaplara eşit olarak dağıtılır. (Soğurutsanız karamel kristalleşir ve akmaz)
  5. Derin ve geniş bir kapta oda sıcaklığında yumurtalar ve şeker yoğunlaşana ve köpürene kadar çırpılır.
  6. İçine 1 paket vanilya ilave edilir ve 2 dk. daha çırpmaya devam edilir.
  7. Yumurtalı karışıma süt eklenerek ve yüksek devirde çırpma işlemine 3-4 dk. devam edilir.
  8. Mikser kullandığınız için yumurtalar aşırı şekilde kabaracak (Aman bu ne biçim tarif 50 kişilik krem karamel çıkar bundan demeyin :) ) Üzerinde biriken köpükleri sıvı karışım görünene ve köpük tamamen temizlenene kadar kepçe ile alın.
  9. Karamel koyduğunuz kaplara bölüştürün.
  10. Fırını 175 dereceye ayarlayın ve ısıtın, ocakta su kaynatın.
  11. Borcam yada başka bir fırın kabına karamel kaplarını yerleştirin.
  12. Sıcak suyu borcama kapların yarısına gelecek şekilde dökün ve fırına verin.
  13. Üzerileri kızarana kadar pişirin.
  14. Kaplarından çıkartarak ılınmasını bekleyin ve buzdolabına alın.
  15. Yaklaşık 12 saat dinlendirdikten sonra servis yapın.

Yeniden buluşuncaya dek dostça kalın!

28 Mayıs 2013

İnci ve İstiridye


"Gece yatarken rüya kapını açık bırak, geleceğim" derdi. Ben de öyle yapıyordum ama ne yazık ki bilinçaltım rüyada bile buluşmamıza izin vermiyordu. Tam buluşacakken o fırtına sesi kulaklarımı çınlatıyor ve onu kollarımdan çekip alıyordu. Zaman her şeyin ilacıdır derler ya, aslında yok öyle bir şey. Sevdiği birini kaybettiğinde insanın gönlünde kırk mum yanarmış, sonra her gün bir mum sönermiş.

Otuz dokuz tanesi sönünce, kırkıncının da sönmesini beklermiş insan ama o kırkıncı mum bir ömür yanarmış. Zaman geçtikçe acının gerçekliğini fark ettim. İnsanlar, "Artık toparlanmalısın, hayata kaldığın yerden devam etmelisin" diyorlardı ama kaldığım yer onun kollarıydı. Benim için devamı yoktu. Yine ara sıra onu rüyamda görüyorum ama artık yüzünü seçemiyorum. Gittikçe bulanıklaşıyor. Sanırım bu bir işaret. Önemli olan işareti nasıl yorumlayacağım. Bu, "Unut ve yoluna devam et" mi demek yoksa "Artık yanıma gel aşkım" mı demek?

26 Mayıs 2013

Kırk 7


40lı yaşlardaki kadınlar... Baş döndürücü, baştan çıkarıcı, baştan çıkarılıcı... Ama vaatkâr, davetkâr!

"Ve Allah kadını yarattı." 1960lı yıllardı. Allah kadını, BrigitteBardotun bedeninde yaratmıştı. Yaratılan kadın 20li yaşlarındaydı. Aradan 50 yıl geçti. Ve kadın yeniden yaratıldı. Bu defa 40lı yaşlarındaydı. Yirmi birinci yüzyılın ilk büyük keşfi 40 yaş kadını oldu. Ama keşfedilen şey, bir kadının hayatındaki en önemli 10 yıl değildi. Otuzlu yıllarla başlayıp, 50li yılların sonuna kadar devam eden 30 yıllık bir süreydi keşfedilen. Ve bu kadını, kadın yarattı. Birincisi naifti. Farkında değildi. Erkeğe amadeydi. İkincisi bilinçli. Farkında ve erkek ona amade. Juliette Binoche 40lı yaşlarında yaşadığı hayatı anlatırken şunu söylüyor: "Bu bir çölü baştan sona geçmek gibi bir şey. Önemli olan, kendi kendini yargılamamak ve suçluluk duygusundan arınmaktır." Ve devam ediyor: "En uçtakini yaşamaya hazır değilsen, insani bir şeyle irtibat kurmaya hazır değilsin demektir." Bu yüzyıl bir baştan çıkarma ve çıkarılma yüzyılı. Şımartma ve şımartılma yüzyılı. Baştan çıkarmaya ve çıkarılmaya ihtiyacımız var. Kendimizi keşfetmek, sınırlarımızın farkına varmak... Ve yaşamak. Üzerine gitmekten sakınmayan, adını koymaktan korkmayan, günah işlemekten çekinmeyen kışkırtıcı bir kitap... Yargılama ve suçluluk duygusuna savaş açmış bir kitap!

25 Mayıs 2013

Sıkıldım...


Offf, çok sıkıldım! Annem, geçen hafta Perşembe günü İstanbul'a döndü! Ardından üç günlük tatili fırsat bilip ben de İstanbul'a gittim, Pazartesi akşamı Uzunköprü'ye döndüm. Okul varken insan bir şekilde  idare ediyor da hafta sonu yalnızlık hiç çekilmiyor! Neyse ki tek tesellim Pazartesi günü annemin gelecek olması! Ve yine neyse ki önümüzdeki hafta sonu yalnız kalmayacak oluşum!



24 Mayıs 2013

Semizotlu Yeşil Mercimek Salatası


Sevgili dostlarım, nihayet yeniden yeni bir tarifle biraradayız! Yeni bir tarif diye belirtiyorum çünkü Mayıs ayı Lezzet dergisinde gördük, annem uyguladı! Arkadaşlarım gelecek diye yaptık, tadını hepimiz çok beğendik!
Tarife geçelim mi?

Malzemeler (6 kişilik)
1 demet semizotu
1 su bardağı yeşil mercimek
200 gr keçi peyniri
2 havuç
1 kuru soğan (kırmızı da olabilir)
1 yemek kaşığı zeytinyağı

Sosu İçin
1 yemek kaşığı balzamik sirke (nar ekşisi de kullanılabilir)
1 yemek kaşığı limon suyu
1/2 çay bardağı zeytinyağı
Tuz, karabiber

Yapılışı:
 Yeşil mercimekleri dişe gelecek kıvamda haşlayın ve suyunu süzün. Salata kasesine iri doğradığınız semizotunu, yeşil mercimeği, halka şeklinde doğradığınız soğanı ekleyip harmanlayın. Tavaya 1 yemek kaşığı zeytinyağını döküp ısıtın. Üzerine kibrit çöpü biçiminde doğradığınız havucu ekleyip az yumuşayıncaya kadar soteleyin. Ufaladığınız peyniri ve havucu salatanın üzerine serpin. Sos için gerekli olan malzemeleri derin bir kaseye alıp çatal ile çırpın. Salatanın üzerine gezdirip servis yapın.

















Her Güne Bir Yemek


Her Güne Bir Masal, Her Güne Bir Oyun ve Her Güne Bir Ninniden sonra şimdi de Her Güne Bir Yemek kitabı geliyor. Tijen İnaltongun hazırladığı bu kitap, 29 Şubat da unutulmamak şartıyla her gün için bir yemekle çıkıyor karşımıza. Bizi yemeklerin büyülü dünyasında gezdirirken ülkelerle, geleneklerle, inançlarla ilgili bilgiler de veriyor, öyküler de anlatıyor dört bir yandan.


Lezzete Merhaba


Filiz Akından lezzet paylaşınca güzel diyenlere sihirli tarifler...

Yemek yapmanın yaratıcılık ve zevk sahibi olmayı gerektiren bir alan olduğunu kırk yaşında anladım ve bu bende sanatın başka bir koluyla ilgileniyormuşum gibi bir his uyandırdı. Ayrıca hepimiz misafirlerimize en lezzetlisini sunmak, en lezzetlisini beğendirmek, sonuç olumlu olursa bundan bir sanatçı gibi keyif almak peşinde değil miyiz? Yemek kitabı alırken de yemeklerin görünümüne ve yapılışına bakıp en baştan çıkarıcı olanda karar kılmıyor muyuz? Dilerim hayal kurmanıza sebep olacak kadar şaşırtıcı tarifler yazmışımdır. Destekleyen, ilham veren herkese teşekkürler...







Dönüş


Gerçekler acıdır; acıtır, incitir...

Tam da hayatının yoluna girdiğini sandığı günlerde, önce annesinden gelen bir haber, ardından eski bir şapka kutusunda bulduğu mektuplar...

Deryanın, iki yıldır sümenaltı edilen gerçekleri bir tokat gibi öğrenmesi, onu dünyanın bir megakentinden ötekine savuracak, kaderi onu sarı bir sonbahar günü, açılıp açılmayacağını bile bilemediği bir demir kapının önüne kadar taşıyacaktır.

Genç kız, acaba gizem dolu bu perdenin ardına geçebilecek midir?

Öğreneceklerini kabul edebilecek, kabul etse bile sindirebilecek midir?

O kapı açılırsa elbette...

Dönüş, aldatmanın, aldatılmanın, affetmenin, acıtan gerçeklerin romanı.

16 Mayıs 2013

Kardeşimin Hikayesi

 Serenad fırtınasından sonra Livaneliden nefes kesen bir roman

Sakin bir balıkçı köyünde genç bir kadının cinayete kurban gitmesiyle başlar her şey. Dünyadan elini eteğini çekmiş emekli inşaat mühendisiyle genç, güzel ve meraklı gazeteci kızın tanışmasına da bu cinayet vesile olur. Kurguyla gerçeğin karıştığı, duyguların en karanlık, en kuytu bölgelerine girildiği hikâye, daha doğrusu hikâye içinde hikâye de böylece başlar. Modern bir Binbir Gece Masalının kapıları aralanır. Ancak bu kez Şehrazad erkektir.
 Kardeşimin Hikâyesi aşkın mutlulukta ulaşılacak son nokta olduğuna inananları bir kez daha düşünmeye davet eden, aşka, aşkın karmaşıklığına ve tehlikelerine dair nefes kesen bir roman. Her sayfada yeni bir gerçekliği keşfedecek, kuşku ile kesinliğin sınırlarında dolaşacaksınız.

Mantıksız gibi geliyor ama o sabah uyandığımda tuhaf bir haber alacağımı biliyordum. Karadenizin lacivert dalgalarıyla baş başa kalmış olan bu ıssız köyde geçen her gün birbirinin aynısı olduğu için burada insanların heyecanla konuşacağı olaylara pek sık rastlanmazdı. O günün de ötekiler gibi sessizce akıp gitmesi gerekirdi ama galiba başka şeyler olacaktı. O mahmur sabah saatlerinde bir cinayet haberi alacağımı bilmiyordum elbette ama bir haber gelecekti. Daha yataktan çıkmamıştım, gözlerim kapalıydı, arkalarında fosforlu çizgiler bırakarak yıldırım hızıyla hareket eden mor tavşanları izliyordum.




12 Mayıs 2013

Güzel Harabeler


SENE 1962. Güneşin kavurduğu İtalya sahilinin kayalık sırtlarında, göğsüne dek hayallere dalmış bir otel sahibi Ligurya Denizinin göz kamaştıran sularına bakarken bir serap görüyor: Uzun boylu, incecik bir kadın, beyazlar içinde bir hayal, tekneyle ona yaklaşıyor. Çok geçmeden kadının çiçeği burnunda Amerikalı bir aktris olduğunu öğreniyor. Ve bir de yakında öleceğini...

Sonra hikâye dünyanın diğer ucunda ve günümüzde yeniden başlıyor. Yaşlı İtalyan bir adam Amerikada bir film stüdyosunun kapısında dikilmiş, en son yıllar önce otelinde gördüğü gizemli kadını arıyor.

Güzel Harabeler, 2. Dünya Savaşından Richard Burtonla Elizabeth Taylorın aşkına kadar, sayısız anı sayısız insanla buluşturan çok özel bir roman. Hiçbir şeyin umduğunuz kadar basit olmadığı aşkları, kiminin karşı durduğu, kiminin boyun eğdiği arzuları, seçilen yolları ve vazgeçilen hayatları anlatıyor.

Muhteşem yaratıcılığı ve kesintisiz şaşırtıcılığıyla Güzel Harabeler bir yandan olmadık hayallere tutunurken, bir yandan da yaşamları kayalık kıyılarında gezinen kusurlu ama büyüleyici insanların öyküsü...

"Pasquale Tursi o an bölük pörçük hissetti kendini. Hayatı artık iki hayattı: Yaşayacağı hayat ve sonsuza dek merak edeceği hayat."
New York Times, Washington Post, NPR, Esquire, Publisher Weekly, Kirkus "2012 YILININ EN İYİ KİTABI" seçkilerinde.

"Edebi sihir."
NPR

"Bu kitap bundan sonra her daim var olacak."
Boston Globe

"Delice sevmek üstüne bir abide."
New York Times

"Sözü dolandırmak niye? Bu bir başyapıt."
Richard Russo

Anneler Günü

Sevgili dostlarım, anneler gününüz kutlu olsun! Nice nice sağlıklı, mutlu, umut dolu yıllara!

8 Mayıs 2013

Lezzet...


Bu ay ki Lezzet dergisi çok özel bir sayı! Malum hem "Anneler Günü" kutlaması var hem de çilek mevsimi!
Derginin  güzel iki de kitapçığı var!


Lavaş Pizza















Sevgili dostlarım, merhaba, bu kez lavaş pizzayı denedik ve çok beğendik! Refika'nın programı "Mucize Lezzetler'den esinlendik! Denemenizi şiddetle öneririz!



Malzemeler:

Lavaş ekmeği

Ketçap

1 tane domates

3-4  tane sivri biber

1 paket aç bitir salam (Pınar)

200 gr rendelenmiş taze kaşar ya da dil peyniri  ( biz Altınkılıç kaşar peyniri kullandık)

10 tane ayıklanmış zeytin

Yapılışı:
Lavaş ekmeğin üzerine ketçap sürülür. Üzerine domates, salam, sivri biber ve zeytin konur. En üste
 rendelenmiş kaşar döşenir. Kaşar peynir eriyince fırından çıkarılır. Ve afiyetle yenir.
Yeniden buluşmak dileğiyle!

 Not: Biz, 2 lavaş ekmeğine göre yaptık!






3 Mayıs 2013

İlk Kez...


Neredeyse dört yıldır yuvadan kopmuş durumdayım, bu süre içersinde ilk kez "aman sene sonu gelsin de, İstanbul'a gideyim demiyorum! Bu da beni mutlu ediyor! Nasıl olsa günler geçecek, okullar kapanacak, seminer  zamanı sona erecek ve yuvaya dönüş zamanı gelecek! Sabırsızlık yaşamıyorum kısacası!

30 Nisan 2013

Sevginin Son Dileği

 Sevgili dostlarım, merhaba! Çok sevdiğim yazar olan Debbie Macomber'in yeni bir kitabı çıkıyor, ön sipariş tarihi 06.05.2013, dilerseniz d&r'dan temin edebilirsiniz! Henüz elime geçmedi ama okuduğum diğer kitaplarına bakarak almanızı öneririm!

Sevgilim,
Bu mektubun seni çok şaşırtacağını biliyorum...

Michael, genç yaşta kanserden kaybettiği eşinin bıraktığı ve ölümünden bir yıl sonra okumasını istediği mektupla neye uğradığını şaşırır. Hayatını yalnızca sevdiği kadına adayan Michael, eşinin şok etkisi yaratan istekleri karşısında yaşamına nasıl devam edeceğini bilemez. Onun sağduyusundan bir an olsun şüphe duymayan Michael, kendisine yeni bir hayatın kapılarını açacak maceraya ister istemez dahil olur.

Okurlarını her zaman aşka, umuda ve yeni başlangıçlara sürükleyen Debbie Macomber, Sevginin Son Dileğinde kaybedilenlerin ardından hayata tutunmaya çalışan insanlara mutluluğun işaretini sunuyor.

"Sevginin Son Dileğindeki bütün karakterlere alkış tutacaksınız; bu kitap tam bir Debbie Macomber klasiği."
Womans Day

"İlişkilerinde doğru yolu bulmaya çalışan üç kadın ile eşini kaybettikten sonra hayatını sürdürmek ve mutluluğu yeniden yakalamak için çabalayan bir erkeğin dokunaklı hikâyesi."
The Best Reviews

"Sevginin Son Dileğindeki bütün karakterlere alkış tutacaksınız; bu kitap tam bir Debbie Macomber klasiği."
Womans Day

"Bu kitap bir ilişkide karşılaşılabilecek pek çok olasılıkla dolu. Macomber karakterlerini bir yandan zorluklarla yüzleştirirken, diğer yandan bunların üstesinden gelmelerini sağlayarak okuru sonsuz bir doyuma ulaştırıyor."
Chicago Tribune

"Aşkı, kaybedişi ve dostluğu anlatan büyüleyici bir roman..."
RT Book Reviews

29 Nisan 2013

Dostluk Ekmeği

 
Hafta sonu İstanbul'daydım ve çok güzel zaman geçirdim, ailemle ve arkadaşlarımla görüştüm! Hep birlikte annemin doğum gününü kutladık!
Aytülcüm (bir büyüğüm) ile konuştuk, çeşitli konularda önerilerde bulundu! Okumam için bir de çok keyifli bulduğunu söylediği bir kitap verdi. Kitabın adı bile sıcacık, henüz elime almadım bu yüzden özetine yer vereyim, olur mu?
Bir damla gözyaşı ve umutla yoğrulmuş küçük bir hediye, kırılan kalbinizi iyileştirip tüm hayatınızı değiştirmeye yeter mi?

Kaderin ona oynadığı acımasız oyun karşısında Julia Evarts, yaşama sevincini kaybetmiştir. Çektiği tüm acıların ise tek bir sorumlusu vardır. Bir zamanlar en yakın arkadaşı olup da artık yüzünü bile görmek istemediği kız kardeşi...

Bir gün küçük kızı Gracie ile birlikte eve geldiklerinde, kapının önünde çiçek desenleriyle bezenmiş bir tabak ve yanında bir tarif bulurlar. Üzerine ise bir not iliştirilmiştir: "Umarım beğenirsiniz." Julia, bu beklenmedik hediyeden kurtulmak istese de kızını mutlu etmek adına tarifi denemeye karar verir.

Çok geçmeden kasabalarına yeni taşınmış olan iki kadınla tanışır. Eşini kaybetmiş olan Madeline Davis, hayata tek başına devam etmenin bir yolunu ararken, ünlü çellist Hannah Wang de Brisay ise kocasıyla boşanmak üzeredir. Teselliyi, adeta bir sığınak olarak gördükleri dostluklarında bulacak olan bu üç kadın, gün gelip de şu cümleyi söyleyebilecek midir? Her şeye rağmen hayat güzeldir.

Bizi bize anlatan sıcacık, lezzetli bir hikâye... Kâh ağlatan kâh sinirlendiren kâh güldüren Dostluk Ekmeği, imkânsız gibi görünenleri gerçekleştirmenin, aslında bizim elimizde olduğunu muhteşem bir dille anlatıyor.

"Okuyucuların bu iç ısıtan hikâye karşısında duygularına hâkim olabilmeleri imkânsız.
Tabii, o muhteşem tarifi de unutmamak gerek..."
Publishers Weekly
Bu arada anneme ısmarladığım  kitap elime geçti, "Ruhunu Dinle Bedenini Doyur", dilerim işe yarar!
İlk fırsatta görüşmek dileğiyle dostça kalın!










24 Nisan 2013

İthaka



İthaka'ya doğru yola çıktığın zaman,
dile ki uzun sürsün yolculuğun,
serüven dolu, bilgi dolu olsun.
Ne lestrigonlardan kork,
ne kikloplardan, ne de öfkeli Poseidon'dan.
Bunların hiçbiri çıkmaz karşına,
düşlerin yüceyse, gövdeni ve ruhunu
ince bir heyecan sarmışsa eğer.
Ne Lestrigonlara rastlarsın,
ne Kikloplara, ne azgın Poseidon'a,
onları sen kendi ruhunda taşımadıkça,
kendi ruhun onları dikmedikçe karşına.

Dile ki uzun sürsün yolun.
Nice yaz sabahları olsun,
eşsiz bir sevinç ve mutluluk içinde
önceden hiç görmediğin limanlara girdiğin!
Durup Fenike'nin çarşılarında
eşi benzeri olmayan mallar al,
sedefle mercan, abanozla kehribar,
ve her türlü başdöndürücü kokular;
bu başdöndürücü kokulardan al alabildiğin kadar;
nice Mısır şehirlerine uğra,
ne öğrenebilirsen öğrenmeye bak bilgelerinden.

Hiç aklından çıkarma İthaka'yı.
Oraya varmak senin başlıca yazgın.
Ama yolculuğu tez bitirmeye kalkma sakın.
Varsın yıllarca sürsün, daha iyi;
sonundakocamış biri olarak demir at adana,
yol boyunca kazandığın bunca şeylerle zengin,
İthaka'nın sana zenginlik vermesini ummadan.
Sana bu güzel yolculuğu verdi İthaka.
O olmasa, yola hiç çıkmayacaktın.
Ama sana verecek bir şeyi yok bundan başka.

Onu yoksul buluyorsan, aldanmış sanma kendini.
Geçtiğin bunca deneyden sonra öyle bilgeleştin ki,
Artık elbet biliyorsundur ne anlama geldiğini
İthakaların.

(Çeviren: Cevat Çapan)
Konstantin Kavafis

Sevgili dostlarım, Kavafis'in İthaka şiirini çok beğendim, sizlerle paylaşmak istedim!  Sevgiyle kalın!

21 Nisan 2013

Annişimin Doğum Günü

Bugün annişimin doğum günü, bu önemli günde ilk kez ayrı kaldık! Anneciğim, doğum günün kutlu olsun!

Son Ada

Annemin önerisiyle kütüphaneden aldığı  kitabı elime aldım, bir solukta bitirdim! Kişisel hırsların doğanın dengesini nasıl bozduğuna, ilişkilerin nasıl bozulduğuna ilişkin çok çok güzel bir kitap.Zülfü Livaneli'nin eline, emeğine sağlık!
Yeniden görüşünceye dek dostça kalın!

18 Nisan 2013

Pratik Meyveli Pasta

 Merhaba sevgili dostlarım, uzunca sayılabilecek bir süre yine tarif yayımlamadım, değil mi? Bugün, çok basit, çok ta pratik bir pasta tarifi vereceğim sizlere!

 
 Tarife geçelim mi?

Malzemeler: 
1 kutu krem şanti
2 su bardağı süt
1 hazır pasta tabanı
mevsim meyveleri
1 çorba kaşığı nescafe
1/2 bardak su
1/2 bardak süt

Yapılışı:
Pasta keki, 1 çorba kaşığı nescafe, yarım ölçü su, yarım ölçü süt karışımıyla (yaklaşık yarım su bardağı) ıslatılır. Bir kutu (iki poşet) krem şanti  iki bardak süt ile çırpılarak hazırlanır. Krem şanti, pasta kekinin arasına sürülür. Araya dilediğiniz meyvelerden koyabilirsiniz. İkinci pasta keki üste konur, krem şanti sürülür, dilediğiniz meyvelerle süsleme yapılır. Veee buzdolabında dinlendirilerek dilerseniz çayın dilerseniz kahvenin yanında afiyetle yeniiir! :)))
İlk fırsatta görüşmek dileğiyle sevgiyle kalın!






15 Nisan 2013

Ruhunu Dinle...

  
 "Tek Şişman Beyniniz" kitabının yazarından

Diyeti bırak, ruhunu hafiflet!

Yasemin Soysal Ruhunu Dinle, Bedenini Doyur kitabıyla diyet ve kilo meselesine yepyeni, ezber bozan bir yaklaşım getiriyor.
Bu kitabı okurken "farkındalıkla yeme sanatı"nı öğrenecek, bu arada kilolarınızın uçup gittiğinin farkına varamayacaksınız.
Şaşırmaya hazır olun!

Demek zayıflamak istiyorsun?

Denemediğin diyet reçetesi kalmadı belki de… Mucize formüllerin hepsini ezberledin. Peki, neden işe yaramadı dersin?
Diyetisyenlerden önce bedenine, ruhunun isteklerine kulak vermen gerektiğini
unuttuğun için olmasın sakın!Beden-kitle indeksini hesaplamadan önce karnındaki gurultuyu doğru okuyamadığın için olmasın!

Hadi bir yolculuğa çıkalım birlikte...
Her şeye en başından başlayalım...
Sanki kendinden öç alır gibi yemek yiyor, spor salonundan inadına kaçıyor, motive olmak yerine kendine sürekli acıyorsan, işte bu kitap tam sana göre!
Bu kitabı okurken ruhsallığın zayıflama süreciyle ne kadar alakalı olduğunu fark edeceksin. Sana ceza gibi görünen kiloların aslında bir ÖDÜL -evet, evet şaka değil, bir ödül- olduğunu göreceksin...

Yöntemler ne olursa olsun sorunu çözecek olan sadece sensin! Çünkü ruhunu dinlemezsen bedenini doyuramazsın!


14 Nisan 2013

Annelik...


Baktığın kadını ANNE diyerek geçme, tanı!

Nasıl her yiğidin bir yoğurt yiyişi varsa, her annenin de bir çocuk yetiştirme tarzı var. Parmak izi nasıl insandan insana farklılık gösteriyorsa, çocuk büyütmek de anneden anneye farklılık gösteriyor.

Bununla birlikte annelikle ilgili bazı temel gerçekler var ki, dünyanın neresine giderseniz gidin değişmiyor.
Anne olan bir kadının hayatı ikiye ayrılıyor: Çocuktan Önce ve Çocuktan Sonra.

Elif Doğan, çocuğunun doğumuyla birlikte çalışma hayatına ara veren ve kendini anneliğe adayan kadınlardan. Ama bu ara ona başka bir iş olarak dönüyor. Annelik deneyimlerini, keyfini, sıkıntılarını başka annelerle paylaşabileceği bir blog yazmaya başlıyor. Artık onu herkes Blogcu Anne olarak tanıyor. Çocuktan Önceki hayatında varlığının farkında bile olmadığı kavramlar, Çocuktan Sonraki hayatında başköşeye oturmuş her kadın gibi yeni hayatında acı tatlı birçok anı biriktiriyor ve onları diğer annelerle paylaşıyor blogunda. Bu kitap da o blogdaki yazılardan ve bir nevi “Blogcu Anne Özlü Sözleri” tadında paylaşımlardan oluşuyor işte. Sonuçta her şeyin başlangıcı annelik.
Annelik Her Zaman Tozpembe Değil, bebeğinizin uyku sorunlarına çözüm önermiyor. Yemek yeme problemi olan çocukları iştahlı yumurcaklara çevirmiyor. Disiplin konusundaki sorularınıza yanıt olmuyor.
Ama “yalnız değilim” dedirtiyor. “Benimle aynı kaderi paylaşanlar var.”

10 Nisan 2013

Aşk Kokan Çiçekler


Son iki oyunu üzücü bir şekilde başarısızlığa uğrayan yazar Bree OBrien, Chicagoyu terk edip büyüdüğü yer olan Chesapeake Kıyılarına geri döner. Aniden karşısına çıkan bir fırsatı değerlendirerek, keyif aldığı çiçeklerle uğraşabilmek için yepyeni bir heyecanla Çiçekçi Dükkânını açar. Ne var ki, boşanmış annesi ve burnundan soluyan eski aşkı etrafındayken Chesapeake Kıyıları düşündüğü kadar sakin ve huzurlu değildir

Jake Collinsin, Breeyi hayatından uzaklaştırmak için birçok nedeni vardır. Ancak bu yine de ondan uzak durması için yeterli değildir; çünkü hâlâ ona sırılsıklam âşıktır. Sevdiği kadının sonsuza dek yanında olacağını bilse, geçmişteki tüm kırgınlıkları unutmaya hazırdır.

Peki, Bree sonsuza dek onunla kalacak mı?

Bunu öğrenmenin tek bir yolu vardır; inadından vazgeçip, geleceğe doğru riskli bir adım atmak
Woodsdan yine, güneyin tadını ve kokusunu alabileceğiniz, ilgi çekici hikâyesi ve büyüleyici karakterleri ile ön plana çıkan bir roman. - Library Journal

"Sherryl Woods, okurlarını her zaman mutlu etmeyi başarıyor! Ben de onlardan biriyim."
-Debbie Macomber

Woodsdan yine, güneyin tadını ve kokusunu alabileceğiniz, ilgi çekici hikâyesi ve büyüleyici karakterleri ile ön plana çıkan bir roman. - Library Journal

Sherryl Woods, Chesapeake Kıyıları serisi ile son derece sürükleyici bir aile öyküsü yaratıyor.
- Publishers Weekly

Zekice, büyüleyici ve sıcacık.
- New York Times En Çok Satan Yazarı Heather Graham

Akıllı karakterler, gerçekçi diyaloglar Enfes bir hikaye

9 Nisan 2013

Senden Önce Ben

 
Birbirlerine aşktan başka verecek hiçbir şeyleri yoktu

Yaşamın ince detayları Loudan sorulur. Otobüs durağıyla ev arasında kaç adım var Çalıştığı kafeye gelip gidenler nasıl bir hayat yaşıyor Parlak yeşil elbisenin altına ne renk külotlu çorap giyilir Onda bu soruların hepsinin cevabı var. Kolayca mutlu olabildiği küçücük dünyasında bilmediği tek şey hayatın çok daha karmaşık soru ve cevaplarla dolu olduğu

Geçirdiği motosiklet kazasıyla hayatı altüst olan Will uzun süredir karmaşık sorularla meşgul. Bu hayatta diğer insanları mutlu eden küçük şeyler ona biraz olsun keyif vermiyor. Çevresindeki tüm renkler birden griye dönmüş ve böyle bir umutsuzluk içindeyken yapabileceği tek şeyin hayatını sonlandırmak olduğunu düşünüyor.

Peki, asık suratlı, aksi ve geçimsiz Will, Lounun rengârenk yaşamıyla karşılaşırsa neler olur

Mucizelere inanmıyorsanız durup bir kez daha düşünün

Limon Yapraklarının Kokusu


Otuz yaşındaki Sandra, erkek arkadaşından ve işinden ayrıldıktan sonra Costa Blancadaki bir köye sığınır. Hayatına yeni bir yön vermek ister ve bunu nasıl yapacağına karar vermelidir. Norveçli yaşlı bir çift olan Karin ve Fredrikle arkadaş olur; bu sevimli ikili Sandra için hiç sahip olmadığı büyükanne ve büyükbabası haline gelir. Ancak Nazi toplama kamplarından sağ kurtulmuş az sayıda kişiden biri olan Juliánla tanıştığında her şeyin göründüğü gibi olmadığını anlar ve gerçeği bulmak için tehlikeli bir maceraya atılır.

İspanyanın en başarılı yazarlarından birinin yazdığı, zekice örülmüş kurgusu ve tırnak yediren temposuyla Limon Yapraklarının Kokusu hem bir kadının kendini bulması hem de gizli kalmış tarihsel gerçeklerin gün ışığına çıkarılması öyküsü.

8 Nisan 2013

Hasret


Gittin...
Bir yemin kaldı aramızda
Yarısı senin
Yarısı benim...

Hasret, izleri Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyet öncesi döneme uzanan, gerçek yaşamdan alınmış kırık bir aşkın ve ömür boyu süren hasretin öyküsü.

Müslüman bir bey oğluyla bir Rum kızının tüm engellere rağmen filizlenen sevdası, önüne çıkan ne varsa yakıp yıkacak güçte bir kora dönüşür. Ancak ayrılık kaçınılmazdır.

Lozan Antlaşmasının öncesinde imzalanan Mübadele Sözleşmesi, bir buçuk milyona yakın insanı yerlerinden yurtlarından ederken, geride parçalanmış hayatlar, boynu bükük aşklar ve nesiller boyu sürecek hasret hikâyeleri bırakacaktır.

Tıpkı Tacettinle Patricianın hikâyesi gibi...

1 Nisan 2013

Alman Pastası

 

Selam dostlarım, nicedir canım Alman pastası çekiyordu! Güldal kuzum da bana söz vermişti, bu gidişimde bana pastamı yaptı. Tarifini aldım, aşağıya yazdım!
Bu arada hafta sonum çok güzel geçti, biraz gezdik tozduk, Bauhaus'a gidip çiçeklere baktık, içimiz açıldı. Ardından Marmara Park'a gittik, alışveriş ettik, bir şeyler atıştırdık. Real'e gittik, gıda alışverişi yaptık, evimize döndük, yemeğimizi yedik, çayımızı içtik, büyük bir afiyetle pastamızı yedik! Arkadaşım Dilek çaya geldi, sohbet ettik. Dün de öğleden sonra otobüsümüze binip annişimle  Uzunköprü'ye döndük!




Alman pastasının tarifini almaya hazır mısınız?

Malzemeler:
Pandispanya İçin: 
2 yumurta (önceden ısıtılmış)
3/4 çay bard.erimiş margarin (standart bardak)
3 çay bard. un
1,5 çay bard. toz şeker
1/2 paket kabartma tozu
1 çay bard. yoğurt
1 çay kaşığı mahlep
Ve üzerine serpmek için pudra şekeri

Kreması: 
2 su bard. süt (standart bardak)
50 gr margarin
1 yumurta sarısı
3 çorba kaşığı tepeleme un
1/2 çay bard. şeker
1 paket vanilya

Pandispanyanın Yapılışı:
Yumurta ve toz şeker açık sarı renk olana dek iyice çırpılır. Margarin ve yoğurt eklenir, karıştırmaya devam edilir. Un ile kabartma tozu ve 1 çay kaşığı mahlep konur. 
170 C fırında 40 dk. pişirilir.

Kremanın Yapılışı:
Toz şeker ile un karıştırılır, üzerine yumurtayla çırpılmış süt eklenir, çırpılır. Margarin eklenir. İnmeye yakın vanilya eklenir.

Püf Noktası:
Önce pandispanya pişirilir, soğutulur. Sonra krema pişirilir. Pandispanya  soğuyunca  ortadan ayrılır. Krema konur. Pasta ılınınca da üzerine pudra şekeri serpilir.
İstenirse arasına muz ya da çilek konulabilir.
Yeniden görüşmek üzere dostça kalın!




























24 Mart 2013

GÜZEL KISIRIMIZ

Merhaba dostlarım, kısırımızı güzel olarak nitelendirdim! Bizim için öyle! İki gündür canım çekiyordu, malzemeleri aldım ve mutfağa girdim! Annem de bana yardım etti, işimiz hemencecik bitti! Eee ne de olsa anneler pratiktir değil mi? Hemen herkes kısırın tarifini biliyordur ama olsun ben yine de vereyim!


Malzemeler:
2 orta boy kuru soğan
3 domates (bana göre olmazsa olmaz)
1 çay bard. sıvıyağ
1 demet maydanoz
1 tatlı kaşığı sumak (biz, ekşili kısırı çok seviyoruz)
2 çorba kaşığı nar ekşisi
1 limon
1 kupa bulgur
5-6 tane sivri ya da çarliston biber
1 kurutulmuş kırmızı biber
1 diş sarımsak (istek üzerine)
2 çorba kaşığı salça
arzuya göre karabiber
1 tatlı kaşığı tuz

Yapılışı:
Kuru soğan doğranır, kavrulur. Bir yanda bulgur ıslatılır. Soğan kavrulunca sivri biber eklenir. Daha sonra domates eklenir. Domates te  pişince salça ve baharatlar eklenir. Ardından nar ekşisi ve limon eklenir.
Ve tencerenin altı kapatılır, ıslatılan bulgur ve maydanoz da eklendikten sonra kısırımız yemeye hazır hale gelir.
Ve  çay eşliğinde afiyetle yenir!Bir de yanında patatesli gözleme oldu mu değmeyin keyfime!

Eveee dostlarım, yeniden biraraya gelinceye dek sevgiyle kalın! İyi haftalar!  Ben, biletimi şimdiden aldım, hayırlısıyla Cuma günü akşamı İstanbul yolcusuyum!







20 Mart 2013

Sürpriz Salata


Merhaba dostlarım nasılsınız, umarım iyisinizdir! Nihayet değişik bir tarifle karşınızdayım! Bu tarifi önce kuzenim Burçin abla uygulamış. Sonra da annem yaptı, Fikriye ile ben, tadına bayıldık!
Hemencecik tarifine geçiyorum. Aslında Meksika fasulyesi ile yapılıyormuş ama barbunya ile de çok güzel oldu!
Malzemeler:
1/2 su bard. haşlanmış barbunya
1 orta boy nar
1 demet dereotu
1 çay bardağı mısır
5-6 adet kornişon turşu
5-6 adet taze soğan
tuz
nar ekşisi ve sızma yağ
Yapılışı:
Büyük bir kaseye haşlanmış barbunyalar konur, ayıklanan nar, mısır, ince doğranan soğan, dereotu ve diğer malzemeler konur. Tuz, sızma yağ ve nar ekşisi ilave edilir ve karıştırılır.
Afiyet olsun!

Yeniden görüşmek üzere sevgiyle kalın!



16 Mart 2013

Güzel Bir Hafta Sonu


Dün, annemle can dostum Fikriye geldiler, benden mutlusu yok!  Sohbet etmeye doyamıyoruz!
Kaç gündür hava sıcacıktı. Bugün çok soğudu, kar yağdı. Benim de ilk yardım kursum ile seminerim vardı. İlk yardım kursundan istemeye istemeye izin aldım seminer için. Öğleyin eve geldim, annemler de alışverişten döndüler, çay sofrası hazırladık! Sohbet eşliğinde çayımızı içtik!
Anlayacağınız keyfimiz yerinde, annemin yaptığı çok değişik bir salata var, onun tarifini en kısa zamanda sizlerle paylaşacağım! Şimdilik dostça kalın!

13 Mart 2013

Bahar Şiiri


Bu sabah mutluluğa aç pencereni
Bir güzel arın dünkü kederinden
Bahar geldi bahar geldi güneşin doğduğu yerden
Çocuğum uzat ellerini

Şu güzelim bulut gözlü buzağıyı
Duy böyle koşturan sevinci
Dinle nasıl telaş telaş çarpıyor
Toprak ananın kalbi

Şöyle yanıbaşıma çimenlere uzan
Kulak ver gümbürtüsüne dünyanın
Baharın gençliğin ve aşkın
Türküsünü söyliyelim bir ağızdan


Ataol BEHRAMOĞLU

10 Mart 2013

Arşivden Köstebek Pasta


















Merhaba dostlarım, yeni tariflerle karşınıza çıkacağım! Şimdilik  arşivden gidiyorum!


 İlk fırsatta görüşmek dileğiyle, dostça kalın!













































































































































































































































4 Mart 2013

Yeniden Sarımsaklı Köfte


Blogumu yeni oluşturduğum yıllarda arkadaşım için uyguladığımız bir tarifti. Ve resmini de arkadaşım çekmişti. Bu hafta sonu yenidden yaptık ama resmi istediğim gibi olmadı. Bu nedenle yıllar önce çekilen resmimizi kullanıyorum! Tarifini de yeniden veriyorum!

500 gr çiğ köftelik köy bulguru,

2 küçük çay bardağı irmik,








1 Mart 2013

Aç Kalbini



Cesaretin varsa aç kalbini!
Düzenli olarak kocasının mezarını ziyaret eden Desirée her seferinde yan mezarı ziyarete gelen, bazı parmakları eklem yerlerinden kesik ve mezarlığı çiçeklendirmekle uğraşan bir adama rastlar. Annesinin ölümünden beri aile çiftliğinde yirmi dört inekle birlikte tek başına yaşayan Benny ise her mezarlık ziyaretinde gördüğü, yan mezardaki şapka takan ve şiir kitabı okuyan kadının kim olduğunu merak etmektedir.
Bir gün, ikisinin de dudaklarında kendiliğinden, karşılıklı bir gülümseme belirir..
Otuzlarında ve uyumsuz iki insanın bir ilişki yürütmesi neden bu kadar imkânsız, sorusunun yanıtını arayan sürükleyici bir aşk hikâyesi. Cevap, genç yaşta dul kalmış, evindeki reçel kavanozlarını alfabetik sıraya sokan, entelektüel ve son derece titiz kütüphaneci Desirée ile nazik, çok fazla çalışan ve kasabanın "müzmin bekârı" olmaktan ölesiye korkan süt üreticisi Benny'nin, aslında göründüğü kadar imkânsız olmayan aşkında gizli

"Aç Kalbini alışılmadık, çekici, eğlenceli ve aynı zamanda son derece bağımlılık yapıcı. Katarina Mazetti aşk denen çılgınlığı kesinlikle çok iyi biliyor."
-Claire Cook-
"Karşınızda bu senenin en güzel, en eğlenceli, en dikkat çeken aşk romanı. Okuduğunuzda mutluluk peşinizi bırakmayacak." -Cosmopolitan-
"Büyülü ama gerçekçi ve eğlenceli bir aşk hikâyesi. Elinizden bırakamayacaksınız."
-The Times-
"Bu olağanüstü ama gerçekçi aşk hikâyesini okurken elinizden bırakmak istemeyeceksiniz ve sayfalar akıp gidecek."
-The Observer-
"O kadar gerçek ve yürek ısıtıcı."
-Daily Mail-
"Aşk üzerine son derece sevecen ve esprili bir roman. Çok başarılı."
-Prima-

Dostlarım, keyifli bir hafta sonu geçirmeniz dileğiyle!

24 Şubat 2013

Dönüş Yolculuğu


Maeve Binchy'den insanın kalbine işleyen öyküler...

Maeve Binchy, her zamanki gibi bazen dokunaklı, bazen ironik üslubuyla bizi hayatın unutulmaz anlarını keşfe çıkarıyor.

Dönüş Yolculuğunda kaçamaklar, gizli sevgililer, her şeyi altüst eden yabancılar, anneler ve kızları, çocuklar, aile bağları, yıkılan hayaller, yeni başlangıçlar var. Terk etmeler, bırakıp gidememeler, beklenenler, gelmeyenler, dönülemeyen yolculuklar ve her zamanki gibi insanı derinden sarsan öyküler...

"Maeve Binchy insanı ağlatıyor, güldürüyor ve içini sevgiyle dolduruyor. Karakterleri hayat dolu."
San Francisco Chronicle

"Maeve Binchy İrlandanın sağlam hikâye anlatma geleneğinin en büyük temsilcilerinden, kalbinin derinliklerinden yazıyor."
The Plain Dealer (Cleveland)

* Bu arada dostlarım, Maeve Binchy'yi geçtiğimiz Temmuz ayında kaybettiğimizi üzülerek öğrenmiş bulunmaktayım!  
Sevgiyle, sağlıkla kalın!

19 Şubat 2013

Arşivden Üzümlü Bademli Kek





Dostlarım, yeniden görüşünceye dek sevgiyle kalın!