2 Mart 2014

Evin Hanımı


Ansızın gerçekleşen bir kaza ve ölen bir baba… Koca çiftlikle nasıl baş edeceklerini bilemeyen çocuklar… Satılık bir çiftlik… Küçük bir kasabada birbirine düşman iki ailenin nesiller süren mücadelesi… Kilise pederine rağmen yapılabilen bir okul… Evin Hanımı, Alice Taylorın sizi çepeçevre saracak, elinizden düşüremeyeceğiniz ilk romanı.


"O lanet olası yataktan çıkmak zorunda. Nora her sabah okula yorgun bir şekilde gidiyor; bugün uyuyakaldı ve o adi Bayan Buckley onu müdürün odasına gönderdi. Sen de bütün işlere tek başına yetişmeye çalışmaktan bitap düştün. Ben bu lanet olası yastan bıktım artık."
-Evin Hanımı-



-Evin Hanımı, haftalarca İrlandanın en çok satanlar listesinde en başta kaldı.
-The OBrien Pres-


-Güzel bir hafta sonu geçirmek için mükemmel bir kitap.
-The OBrien Press-


-Alice Taylor, son romanıyla yine kendini aşmış. Evin Hanımı merakınızı her zaman üst düzeyde tutacak ve bu merakı dizginlemekte zorlanacaksınız. Başladığınızda kendinizi okumaktan alamayacaksınız.
-Monica K. Van Ness-


-Her yaşa uygun gerçekten güzel bir kitap. Yazarın bütün kitaplarını okudum, hepsi de derinden etkiliyor okuyucuyu. Yazarın tüm anlatımları İrlandanın günlük köy yaşantısının derin izlerini taşıyor.


-Harika bir hikâye ve yazar. Kitabı okurken çok keyif aldım. Yazarın tasvir kabiliyeti her şeyi gözünüzün önünde canlandırıyor.
Sue Clancy


-Alice Taylorun anlatımı yaşadığı kasabayı evrenselleştiriyor ve onu İrlandanın son derece güçlü olan hikâyecilik geleneğinde önemli bir yere oturtuyor."
-Los Angeles Times-


-Alice Taylorın 20. yüzyılın ortalarındaki İrlandaya ait anıları onu ülkesinin en çok satan ve en sevilen yazarlarından biri haline getirdi. Son derece yetenekli bir yazar olan Alice Taylor ilk romanıyla gelenekleri ile güncel değerler arasında kalan İrlandalı bir ailenin hikâyesini anlatıyor okuyucularına. Kuşaklar boyunca İrlandanın küçük bir kasabasında aynı çiftlik evinde yaşayan Phelan ailesi, maddi sıkıntılar nedeniyle daha önce de topraklarını ve evlerini kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kalmıştır. 1950li yıllara gelindiğinde aile bir kez daha aynı sorunla yüzleşir ama bu kez tehdit ailenin içinden, Ned Phelanın eşi, ailenin gelini Marthadan gelmektedir. Nedin kardeşi Kate için bu sorun başa çıkabileceğinden çok daha büyük olabilir.
Samimi ve mizahi üslubuyla Evin Hanımı, dünyanın her yerindeki insanların aslında benzer hikâyeler yaşadıklarını hatırlatıyor okuyucularına.
(Tanıtım Bülteninden)

Perşembe günü okul çıkışı İstanbul'a gittim. Cuma günü öğleden sonra Bahçelievler'e doktor kontrolüne gittim, çıkınca Metroport Alışveriş Merkezi'ndeki İnkılap Kitabevi'ne girdim. Kendimi şımarttım, 3 tane kitap aldım.
Aldığım kitaplar mı, daha önce burada sizlerle paylaşmış olduğum Geceye Fısıldanan Dilekler, Mucizeler Atölyesi ve Mutluluk Böyle Bir Şey. Büyük bir zevkle okuyacağım. Şu anda Aytül ablamdan almış olduğum Kır Çiçeği Tepesi'ni okuyorum, hüzünlü ve keyifli. Daha sonra yine bana önermiş olduğu Boş Yere Süslenme adlı kitabı okuyacağım.
Sonra mı neler yaptım? Ablamlar bizdeydi, doktor dönüşü akşam yemeği yedik, keyif yaptık. Sonra dün ablamla Birgül abla kahveye geldiler, sohbet ettik. Sonra birlikte çay içtik. Ve daha sonra annemle yola çıkıp Uzunköprü'ye döndük.
Bugün de dinlendik. Birazdan okul için plan hazırlayacağım. Ama önce siz dostlarımla buluşmak istedim.

















Yeniden görüşmek üzere dostça kalın.

Mutluluk Böyle Bir Şey





















Var olduğuna inanırsan, aradığın şeyi bulabilirsin.

G: Mutluluk nasıl bir şey?

E: Limanın üzerinden doğan güneş gibi. Sıcak bir günde yenen bir dondurma, sokağın aşağısından gelen dalga sesleri, köpeğimin kanepede yanıma kıvrılıvermesi gibi. Ya da akşam yürüyüşleri, muhteşem filmler, gök gürültülü fırtınalar, güzel bir peynirli hamburger gibi. Cuma günleri, cumartesi günleri, hatta çarşambalar gibi. Parmaklarını suya değdirmek, pijama altları, parmak arası terlikler, yüzmek, bir şiir ya da e-postalarda gülen suratlar olmaması gibi... Peki ya senin için mutluluk nasıl bir şey?

Bambaşka dünyalara ait, isimlerini dahi bilmeyen iki insan birbirlerine mutluluğun ne anlama geldiğini öğretebilir mi? Onların hikâyesini okurken, yaşadığımız her şeyin bir sebebi olduğunu ve bu sebeplerin ortaya çıkışında yalnızca kaderin değil bizim de payımız olduğunu göreceksiniz.


"İlk sayfasından itibaren sizi içine çeken, keyifle okuyacağınız bir roman."
Publishers Weekly-

"Eğlenceli bir dille kaleme alınmış, hayat dolu bu romanı okurken harika vakit geçireceksiniz."
-The New York Times-

"Aşkın ve kaderin karşı konulmaz gücünü hatırlatan muhteşem bir kitap."
-Booklist-

"Ellie ve Grahamın kalpleri ısıtan hikâyesini okuduktan sonra, mutlu tesadüflerin var olduğuna inanmaya başlayacaksınız."
-Romantic Times-

"Samimi ve sıcacık bir aşkın hikâyesi."
-Washington Post-
(Tanıtım Bülteninden)

Boş Yere Süslenme


Aşk politika gibidir...
Nerede, nasıl davranman gerektiğini bilmelisin...

Hollywoodun en ünlü aktörlerinden birinin asistanı olan Charlie aşkla ilgili tüm soruları çözdüğüne inanmakta ve doğacak akrabalarını uyaracak bir aşk günlüğü hazırlamaktadır!

Oysa aşk, politikaysa her an bir devrim de olabilirdi! Hatta bu devrimin adı bile olabilirdi: Jordan gibi...

"Aşk dolu, komik ve... tek kelimeyle enfes..."
-Kirkus Reviews-
(Tanıtım Bülteninden)

25 Şubat 2014

Yamalı Hayaller Sahnesi



Bazı hayallerin rengi pembedir, bazılarının ise puslu bir gri...

Annesi tarafından küçük yaşta terk edilen Trixie, kaderini baştan yazma hayaliyle yaşadığı yeri, ilk aşkını, hatta ismini bile geride bırakarak yeni bir hayata adım atar. Ünlü bir oyuncu olmak uğruna pek çok şeyden vazgeçen Trixienin yıllar sonra yolu tekrar doğduğu yere düştüğünde ise, o artık bambaşka biridir. Ancak geçen zamana rağmen ilk aşkın tadı hep canlı, hep akılda kalandır.

Genç kadın, çok istediği fakat birini seçmek zorunda olduğu iki tercih arasında sıkışıp kalır: Bir yanda şöhret olma hayalini gerçekleştirebileceği, göz kamaştıran, lüks bir hayat; diğer yanda yorgun kalbine iyi gelecek, huzur dolu gerçek bir aşk vardır. Şimdi bu zor kararı verme vaktidir.


"Sevimli karakterleri, iç açıcı hikâyesi ve büyüleyici romantizmiyle Yamalı Hayaller Sahnesi, keyif dolu bir okuma sunuyor."
-Las Vegas Journal-

"İkinci şanslar, yenilenmiş bir aşk ve hassas diyaloglarla bezenmiş duygusal sahneler kalbinize dokunacak. Yazarın içten hissedilen romans yaratma yeteneğine hayran kalacaksınız."
-My Overstuffed Bookshelf-

" Lori Wildeın duygusal hikâyesi, yıllar sonra yeniden bir araya gelen âşıklara ışık tutuyor. Tatmin edici şekilde ana karakterlere odaklanılmış olsa da, diğer karakterler de rollerini layıkıyla yerine getiriyor."
-Romantic Times-

"Zengin mizah gücü ile tatmin eden diyalogların dengeli birleşimi, kitaba diğer romanslarda bulamadığımız bir derinlik katıyor. Kesinlikle okunmalı."
-Romance Novel News-
(Tanıtım Bülteninden)

Hatırla Beni


Başka birinin hayatını yaşar gibi geçirdi ömrünü. Önce Patsy,
sonra Lillian veya prenses, güzellik, kızılcık ve en son da Winnie... İsim değiştirir gibi
mekan değiştirmesi de onun kaderiydi. Her yerde farklı bir isimde ve farklı bir kişilikte yaşaması ondan beklenmişti.
Sahi kimdi o? Bir hayalet miydi, yoksa hayata bir yerinden tutunmaya
çalışan sahipsiz miydi? Evet öyle demişti marketteki bir kadın ona: "Sahipsiz...

İlk Son Öpücük




Avuçlarınızdan kayıp giden bir aşka nasıl tutunabilirsiniz?

Bana bir iyilik yapın ve bugün bir kuralı yıkın.

Kendinizden geçin ve anı yaşayın!

Yüreğinizi açın. Şimdi lütfen biraz daha açın. Çok sevin, hiç sevmediğiniz kadar çok hem de. Dimdik ayakta durup aşkınızı haykırmaktan ve sesinizin duyulmasından korkmayın. SENİ SEVİYORUM diye bağırın.

Aşkın hakkını verin. Ve sokakta, herkesin önünde nefesiniz tükenene kadar sevdiğinizle öpüşün, sanki her biri son defaymış gibi...

Molly ile Ryan ilk öpüştüklerinde sonsuza kadar birlikte olacaklarını biliyorlardı, ta ki gelecek onlara hiç ummadıkları bir sürpriz hazırlayana kadar...

"İlk Son Öpücükü okuduktan sonra ne geçmişin ne de geleceğin, sadece şimdinin önemli olduğunu hatırlayacaksınız. Kahvenizi hazırlayın ve kendinizi aşkın, mutluluğun, hüznün ve şu anın kollarına bırakın."
-Independent-

"Elinizde, aşksız bir hayatın ölümden farksız olduğunu sıcacık bir anlatımla sunan, yüreğinize dokunacak bir roman tutuyorsunuz. Modern çağın aşksızlığında yaşarken nefes almanızı sağlayacak bir kitap okumak hakkınız."
-Marie Claire-

"Sevdiğinizle yapmak isteyip de ertelediğiniz planlarınız var mı? O zaman bu kitabı mutlaka okuyun."
-Daily Mirror-

"Hayat dolu, sıcacık, ilham veren bir roman."
-Cosmopolitan-

Kayan bir yıldız yerine, bir öpücükle dilek tuttunuz mu hiç...?
(Tanıtım Bülteninden)

24 Şubat 2014

Yeniden Yağmur Sonrası



II. Dünya Savaşının tam ortasında yaşanan yasak aşk ve işlenen korkunç bir cinayet...

Umut tükenmiş gibi görünse de ikinci şans her zaman vardır... Ya yoksa?

Anne Calloway ne kadar çabalasa da yetmiş yıldır peşinden gelen anıları bir türlü aklından silemiyordur. Bora Bora Adasından adına gelen gizemli bir mektup ise adeta kapanan yarasını yeniden açar.

1942 yazında, II. Dünya Savaşının en hararetli zamanında Bora Bora Adasında görev almak için orduya hemşire olarak katılan Anne, genç, güzel ve nişanlı bir kadındır. Ancak orada hiç hesap etmediği bir durumla karşılaşır. Aşk… Kalbini tutkuyla dolduran, yakışıklı asker Westry Greene karşı koyamaz. Kısa sürede aşkları, adadaki amber çiçekleri gibi filizlenirken, sazdan çatısı olan bir bungalovun altında gizli bir dünyayı paylaşırlar. Ta ki bir gece tüyler ürperten bir cinayete şahit olana kadar... Savaş rüzgârıyla ayrı yerlere savrulan çift, bir daha asla bir araya gelemez. Peki Anne, onca sene sonra çıkagelen bu mektubun izinden gidip taşıdığı vicdan azabını sonlandırabilecek midir?

Ya siz, araya zaman, mekân, kişiler girse de gerçek aşkın peşinden gitmeye cesaret edebilir misiniz?
Mart Menekşeleri ile gönüllere taht kuran Sarah Jiodan muhteşem bir başyapıt... Yağmur Sonrası ile tutkunun zaman tanımayan öyküsünü okurken, gözyaşlarınıza hâkim olamayacaksınız.

"II. Dünya Savaşında Pasifikin tam ortasında kalan, yürek burkan muhteşem bir aşk hikâyesi."
Kristin Hannah

Sevgili dostlarım, ben blogumda sıklıkla kitap tanıtımları yapıyorum. Bu kitabı şimdiye dek okumadıysanız mutlaka alıp okuyun, pişman olmayacaksınız, uzunca bir süredir insanı böylesine sürükleyen bir kitap okumadım. Çok etkileyici bir kitap, hayatın içinden. İkinci dünya savaşı, yaşanan zorluklar ve harika bir aşk öyküsü. Beni çok sardı, derinden etkiledi. Ayşe Kulin'in "Adı Aylin" kitabından beri böyle bir kitap okumadım.
Sevgiyle kalın!








Düğüne Beş Kala


Hangisi daha değerlidir? İlk aşkın tutku ve eğlence dolu günleri mi yoksa uzun ve istikrarlı bir ilişkinin sunduğu güvenli gelecek mi? Eğlencenin doruklarda olduğu bu serüveni okurken, seçim yapmakta siz bile zorlanacaksınız!

Emily McKellipsin, sevgilisi Doktor Grant ile evlenmesine bir hafta kala başına geleceklerden henüz haberi yoktur. Grantın ailesi geleneklere uygun bir düğün yapmakta ısrarcıdır. Emily sadece bir an için, hazırlıkların telaşlı ve yoğun dünyasından dışarı adım atar ve işte o an, her şeyin değişeceği andır. Şimdilerde Hollywoodun aranılan isimlerinden biri haline gelmiş olan ilk aşkı Ryan, tam da karşısında durmaktadır.
(Tanıtım Bülteninden)

22 Şubat 2014

Yabancı Evin Tanıdık Odaları


İnsan ister. Tanımak, güvenmek, sevmek ister. Büyümek, yaşamak, güçlenmek ister. Bazen sadece ısınmak ister. Bir evin bir odasında, özgür olmak ister. Kapının dışında başka nefesler de olsun ister. Gerçekler arzularıyla örtüşmediğinde gözlerini kapatır belki. Kulaklarına büyük gelen fısıltıları duymamak için başka sesler hayal eder. Omuzlarına ağır gelen yükün altından kurtulmak için başka diyarlar düşler. Belki bir an yorulur ve yapmak için güç bulabileceği tek şey gitmek olur. Gitmek, sonsuzluğa… İnsan, var oluşuna son vermeyi tercih edebilir. Bunu anlaşılması en güç kılan şeyse, bir çocuk tarafından tercih edilmesidir.

Mutlaka okunmalı. Chicago Tribune Bir insanı iyileştirmenin nasıl da mümkün olduğunu anlamanızı sağlayacak müthiş bir hikâye. People Magazine Roman içindeki kahramanların kendilerine özgü hikâyeleri ve zengin kurgusuyla, elinizden bırakamayacağınız bir kitap.
- Publishers Weekly-

Sıradan insanların karşılaşmayı hiç ummadıkları derecede hüzünlü bir hikâyeyle, affetmenin ve yola devam etmenin iyileştirici gücünü görmemizi sağlayacak inanılmaz bir roman Booklist
(Tanıtım Bülteninden)

21 Şubat 2014

Hayal


Ayşe Kulin, Dönüşün ardından yeni kitabı Hayalde 1983ten bu yana yaşamında yer alan renkli olaylara ve ilginç anekdotlara yer veriyor. Bu kitapta yazarlık hayaliyle başlayan bir yaşamın günümüze uzanan renkli görüntüleri yer alıyor. Özgün çizimlerle desteklenmiş olan Hayal aynı zamanda Kulinin günümüze uzanan yazarlık serüveninin de bir öyküsü…

Ünlü işadamı Asil Nadirden reklamcı Tunca Yöndere; halkla ilişkiler alanının duayeni Betûl Mardinden Rahmi Koça kadar iş, yayın, siyaset dünyasından pek çok tanınmış ismin yer aldığı kitap Yahya Kemal Beyatlının "İnsan âlemde hayal ettiği müddetçe yaşar" sözleriyle başlıyor.

Hayal, Kulinin bir umuduyla son buluyor: "Bu dünyada var olduğum sürece hayal kurmaktan vazgeçmeyeceğim. Okurlarımla daha nice hayalde buluşmak üzere!"
(Tanıtım Bülteninden)

Arşivden Muzlu-Cevizli Kek



Merhaba sevgili dostlarım, işte yeniden buradayım. Nasılsınız, dilerim iyisinizdir. Ben iyiyim. Detoks devam ettiği için arşivden muzlu-cevizli kek tarifini yeniden paylaşmaya karar verdim. Bu arada Pazar akşamı detoks eriyor. Verdiğim kiloları yeniden almamak için dikkatli olmalıyım. Tarife geçelim mi?

Malzemeler:
3 yumurta
1 su bardağına yakın toz şeker
vanilya
kabartma tozu
1 su bardağı süt
1/2 su bardağı sıvıyağ
2,1/2 su bardağı un
25 gr kakao
100 gr ceviz
3 tane muz

Yapılışı:
Yumurta çırpılır, vanilya ve toz şeker eklenir. Çırpılmaya devam edilir. Süt, sıvıyağ konur, karıştırılır, sırayla diğer malzemeler eklenir. Karıştırılır. Karışım, yağlanmış kalıba dökülür, orta dereceli ısıdaki fırında 40,45 dk. kadar pişirilir.
Afiyetle yenir! Yeniden görüşünceye dek dostça sevgiler!

17 Şubat 2014

Geceye Fısıldanan Dilekler



Dilekler, gökyüzünü aydınlatan yıldızlar gibidir...
Doğum günleri, umutla sarıldığımız dileklerin gerçekleşmesini umduğumuz özel günlerdir… Aynı gün doğup birbirlerinden habersiz olan Liz, Angela ve Carole tam da bu duygularla mumlarını üflerler. Bir dilekle her şeyin değişebileceğine inanmaktan yıllar önce vazgeçen bu üç kadın, son bir umutla dileklerine sımsıkı sarılırlar. Ve kader, hayatı, aşkı ve mutluluğu yeniden yaşamak isteyen bu üç kadının seslenişine duyarsız kalmaz...

"Güzel yazılmış modern bir aşk romanı olan Geceye Fısıldanan Dilekler, okuyanların kalbini ısıtacak birbirinden farklı üç hayatı tek kitapta birleştirmiş. Barbara Freetynin keyifli anlatımıyla sizi saracak bu kitap kendinize vereceğiniz güzel bir hediye."
-Romance Junkies-

"Barbara Freety Geceye Fısıldanan Dileklerle kahve tadında bir okuma sunuyor. Birbirinden habersiz üç kadının dileklere tutunan yaşamlarını okumak, özellikle kadınlar için muazzam bir deneyim olacak."
-Cupcake On Books-

"Bu kitabı okurken kendinizden ve tanıdıklarınızdan bir şeyler bulacağınız muhakkak. Geceye Fısıldanan Dilekler, âşık olmak, aile kurmak ve mutlu hatıralar yaratan anlar yaşamak üzerine yazılmış ilham veren bir roman."
-Romantic Times


(Tanıtım Bülteninden)

15 Şubat 2014

Detoks Devam Ediyor



 Sevgili dostlarım merhaba! Umarım keyfiniz yerindedir. Ben çok iyiyim, keyfim yerinde. Dün sabah aç kanına  tartıldım, bir de baktım ki  5 günde 3 kilo 300 gr vermişim. Çabalarıma değdi. Ama bugün öğleden sonra aç aç dolaştım. Pazartesi sabahı da tartıya çıkacağım, bakalım sonuç ne olacak? İkinci hafta sabah Nesfit karışık meyveli, öğleyin yoğurt, akşama da çorba içeceğim, sonucu şimdiden merak ediyorum. Bakalım yine kilo verebilecek miyim? Ama bu arada sevdiğim, özlediğim tüm yemekler ve tatlılar hayal dünyamda adeta havada uçuşuyorlar.
Bir de yazın detoks yapmayı düşünüyorum bu kez 1 hafta yapacağım. Yine meyve suyu, domates suyu içeceğim. Benden haberler şimdilik bu kadar, yeniden görüşünceye dek keyifle kalın!

14 Şubat 2014

Küçük Bir Kış Masalı


Stoneybridge, herkesin birbirini tanıdığı İrlanda'nın batı kıyısında küçük bir kasaba. Chicky Starr, rüzgârlı Atlantik Okyanusu'na bakan kayalıklar üzerinde eski bir malikâneyi alıp orayı otel yapmaya karar verdiğinde, herkes onun deli olduğunu düşünür. Ama Chicky kararlıdır ve yeğeni Orla ile arkadaşının oğlu Rigger'ın yardımıyla, "Küçük Bir Kış Masalı" adını verdiği; sıcak, konuksever bir ev ile kilometrelerce uzanan bir kumsal, kayalıklar ve yabanıl kuşlar, uzun yürüyüşler, doğayla baş başa, huzurlu bir tatil vaat eden otelini açar.Sonrası artık umut etme ve hayata tutunma öyküsüdür; hem Chicky, hem de konukları için… Maeve Binchy, Amerika'da star hayatından sıkılan ünlü bir oyuncuyu, hayallerinin peşinden gitmek yerine aile şirketinin başına geçen bir İsveçliyi, müstakbel kayınvalidesiyle tatil yapmak zorunda kalan bir hemşireyi, tanık oldukları ölümlerin etkisinden kurtulamayan bir doktor çifti, yeni emekli olmuş huysuz bir öğretmeni, altıncı hissiyle geleceği gören bir kütüphaneciyi kışın bir haftalık tatilde bir araya getiriyor ve bize "Her hayat bir roman" dedirten muhteşem bir öykü sunuyor.
(Tanıtım Bülteninden)

10 Şubat 2014

Detoks Günleri


Sevgili dostlarım  merhaba! Benim için detoks günleri başladı, hem toksinlerden arınmak hem de mideyi küçültmek için. Bu hafta yalnızca meyve suyu ve domates suyu içiyorum. Hiç bir şey yemiyorum. Önümüzdeki hafta da yalnızca meyve ve yoğurt yiyerek detoksu tamamlayacağım. Sevdiğim sevmediğim ne görsem canım çekiyor. Bugün ilk gündü, ne baş ağrısı oldu ne de baş dönmesi, halsizlik. Bu günü çok sağlıklı atlattım ya gerisi çocuk oyuncağı. Ama öncelikli amaç mide küçültmek olduğu için bu kez kahveyi ve çayı kesmedim. Onları da kesseydim baş ağrısı dayanılmaz olurdu tıpkı 2006'da yaptığım gibi. Blogumu oluşturmadan önce yapmıştım detoksu. İnanılmaz zor geçmişti, sonra alışmıştım ama. Şimdiki yarı detoks olsa da yemek konusunda çok katıyım. Ne yapalım, geçici bir süre,  15 gün sonra bitecek.
Yeniden görüşünceye dek sağlıkla, dostça kalın!

İstanbul Kırmızısı


Ferzan Özpetek, doğup büyüdüğü şehir olan İstanbul'u yıllardır uzaktan gözlemliyor. Bu sevginin ve hüznün romanı olan İstanbul Kırmızısı, sanatçının sinema eğitimi için İtalya'ya gidişine kadarki İstanbul yaşantısından izler taşıyor. Mesafelerle ölçülebilen uzaklığın kişiyi bir şehre ait olmaktan alıkoyamayacağını, önemli olanın şehirde yaşamak değil, şehri yaşatmak olduğunu gösteriyor.

Filmleriyle tüm dünyada adından söz ettiren Ferzan Özpetek, romancılıkta da bir o kadar iddialı.
(Tanıtım Bülteninden)

9 Şubat 2014

Umuda Uyandığım Gün



Ömrünün büyük kısmını ailesi yerine işine adamış bir adamın içine düştüğü derin pişmanlığa… Yaşamına kaldığı yerden devam etmek isterken sayılı günleri kaldığını öğrenen, tam da bu dönemde hayat arkadaşına veda etmek zorunda kalmış yalnız bir adamın dünyasına… Tam da her şey bitti derken, ailesini geri kazanmak için gerekli olan tek şeyin sevgi olduğunu keşfedişine değinen bir kitap.
(Tanıtım Bülteninden)


Bir Tutam Gündüz Bir Tutam Gece

Büyülü bir ormanın sonsuz karanlığında saklanan mucizevi bir inci...

Yağmurlu bir günde, dehşet içindeki bir kız çocuğu kasabadaki bir ağacın dallarına sığınmış halde bulunur. Kimsesi olmayan bu küçük orman kızının karanlık geçmişi, parçalanmış bir ailenin kaderini değiştirecektir.

Kariyerinde yaşadığı büyük skandalın ardından şehirden uzaklaşıp kasabasına geri dönen psikiyatr Julia ve yaşadığı küçük çevrede gerçek aşkı hiç tatmamış ablası Ellie, ailesi bulunana kadar Alice adını verdikleri küçük kızın bakımını ve tedavisini üstlenirler. Alice için gösterdikleri fedakârlık ve çaba, iki kız kardeşi yakınlaştırıp geçmişte kendilerine bile itiraf edemedikleri sırların gün yüzüne çıkmasına yol açar. Julia ve Ellie hayatlarında eksikliğini hissettikleri her şeyin aslında çok yakında olduğunu keşfederken sevginin, umudun ve bir aile olabilmenin anlamını yeniden öğrenirler.

"Göz alıcı, vahşi ve capcanlı bir roman.
Kristin Hannah her cümleyi sevgiyle kuruyor."
-Luanne Rice -

"Hannah insan ruhunun derinliklerine dokunuyor. Ümit ve neşe dolu."
-Romantic Times-

"Daha en baştan zihninizi kuşatıp sevgi, aşk ve şefkat hisleriyle içinizi ısıtacak bir hikâye."
-Southern Pines Pilot-
(Tanıtım Bülteninden)

8 Şubat 2014

Gül Limanı Oteli Çiçekler İçinde

Burası Gül Limanı Oteli…

Gelen her konuk, burada hayatına dair ikinci bir şans yakalıyor. Geçmişiyle barışıyor, geleceğine umutla bakıyor. Kırılan kalpler Gül Limanı Otelinde onarılıyor, hastalıklar burada iyileşiyor, dostluklar pekişiyor, aşk acıları unutuluyor.

Bir yandan bozulan nişanının üzüntüsünden kurtulmaya, bir yandan da büyükanne ve büyükbabasının ellinci evlilik yıldönümünü organize etmeye çalışan Annie ile kanserle mücadele ederken yıllar öncesinde kalmış aşkına yeniden kavuşan Mary otelin şimdiki konukları.

Otel sahibi Jo Marie ise bir yandan Sedir Koyuna alışırken, öte yandan öldüğü düşünülen kocasının geri döneceğine dair inancından hiç vazgeçmiyor.
(Tanıtım Bülteninden)


Not: Bu kitap Gül Limanı Oteli'nin devamıdır.

6 Şubat 2014

Elmalı Kurabiye


Merhaba dostlarım, bugün yeni bir tarifle karşınızdayım. Tarif, ablam gibi gördüğüm, sevdiğim Birgül abladan. Tarife geçiyorum.                                                                                                                                       
Malzemeler(Hamur için)  
1 paket yumuşak margarin
1 su bardağına yakın yoğurt
1/2 su bard. sıvıyağ
Kabartma tozu, vanilya
aldığı kadar un (kulak memesi yumuşaklığında olacak)
İçi için
rendelenmiş 4 adet elma
2 su bard. toz şeker
tarçın ve ceviz
Yapılışı: Hamur için gereken malzemeler karıştırılır, hamur yoğrulur.
2 su bard. şeker ile elmalar pişirilir, tarçın ve ceviz eklenir.
Hamurdan ceviz büyüklüğünde  parçalar kopartılır, açılır, içine harç konur. Hamura şekil verilir. 160 C fırında üzeri pembeleşene kadar pişirilir. Soğuyunca üzerine pudra şekeri serpilir.
Afiyetle yenir, yeniden görüşünceye dek dostça kalınır.

5 Şubat 2014

Arşivden Patates Püresi ve Tavuk



Sevgili dostlarım merhaba, tatil bitti bitiyor. Bol bol dinlendim, doktor kontrollerim vardı, gittim. Cuma günü Uzunköprü'ye dönüyoruz. Sizler nasılsınız, dilerim iyisinizdir.
Değişik olmayan bir tarif uygulamadık. Bu nedenle sizlerle Güldal ablamın daha  önceden  yaptığı patates püresi ve tavuğu paylaşacağım. Tarife geçiyorum.


Patates Püresi

Malzemeler:
4-5 patates
1 su bard. süt (patatesin cinsine göre süt ölçüsü değişebilir)
 2-3 çorba kaşığı krema (arzuya göre)
1/2 çay kaşığı tarçın
1/2 çay kaşığı karabiber
1 tatlı kaşığı tuz
2 çorba kaşığı margarin
2 kibrit kutusu kaşar peyniri

Yapılışı:
Patatesler haşlanır. Püre haline getirilirken süt ve margarin eklenir. Ardından diğer malzemeler eklenir. Kaşar peyniri eridikten sonra altı kapatılır. Servise hazır hale gelir.

Soslu Tavuk (4 kişilik)

Malzemeler:
4 tane tavuk buttu
2 çorba kaşığı domates salçası
2 irice diş sarımsak
1/2 çorba kaşığı kekik
Biraz pul biber
1 çay kaşığı karabiber
1 tatlı kaşığı tuz
2 çorba kaşığı krema

Yapılışı:
Sos önceden hazırlanır, tavuk eklenir. Bir kaç saat soslu tavuk bekletilir. Fırın poşetine konup yaklaşık bir saat pişirilir (180 C).
Afiyetle yenir!

Yeniden görüşünceye dek hoşçakalın!







4 Şubat 2014

Son Şansa Hoşgeldiniz


Sevgili okuyucu,
Evet, biliyorum, belki de kasabamız alışılagelmişin çok dışında bir yer ama burada sürekli garip ve mükemmel mucizeler gerçekleşiyor. Yıllardır Kes Kıvır adında bir güzellik salonu işletiyorum ve buraya bir ziyaret için gelip bir ömür boyu kalan çok sayıda insan gördüm. Mesela kasabaya yeni gelen Janee bakın. Bir şeylerden kaçtığına yemin edebilirim. Cebinde sadece 5 dolarla kasabaya geldi ama hayata yeni bir başlangıç yapmak için ne kadar hevesli olduğunu görebiliyorum. Tabii oğlum Clayin hayatını, farkına bile varmadan, altüst etmiş olması da başka bir mesele... Aslında buna şükretmek lazım çünkü Clayin o müzik grubundan ayrıldığından beri yaptığı tek şey inzivaya çekilmekti. Jane ile şansını denemeli. Zaten ne kadar ondan kaçmaya çalışırsa çalışsın, sonunda ikisinin de aynı yolun yolcusu olduğunu öğrenecek. Peki, dedikoduyu bırakıp Millienin permasını kontrol etmem gerek. Son Şansa uğradığınızda bizi de ziyaret etmeyi unutmayın. Kasabanın en son dedikoduları burada ve kahve ikram etmekten de mutluluk duyarız. Çok yakında görüşmek dileğiyle,
-Ruby Rhodes-


31 Ocak 2014

Beşamel Soslu Ispanak




Merhaba sevgili dostlarım, sömestr tatilinin ilk haftası bitiyor bile, boşuna dememişler sayılı günler çabuk geçer diye. Şimdiden yaz tatilini iple çektiğimi söylemeliyim. Keyfinizin yerinde olduğunu ümit ediyor ve tarife geçiyorum. Tarif Turkcell hanımlar klübünden.
1 kg. ıspanak, 1 soğan, tuz ve karabiberi 1 yemek kaşığı yağda kavurun. Ayrı bir kapta 2 yemek kaşığı un, 3
yemek kaşığı tereyağını kavurup üzerine 2 su bardağı süt ekleyin ve koyulaşana dek pişirin. Fırın tepsisine önce ıspanakları sonra beşamel sosu döküp 170 C fırında pişirin.
Annemin ekledikleri: ıspanağa iki üç diş sarımsak, beşamel sosun üzerine de rendelenmiş kaşar peyniri ekledi.
Bir de bir daha ki sefere ıspanaklarla beşamel sosu karıştırıp fırına öyle koyacak.
Yeniden görüşünceye dek sevgiyle kalın! 

29 Ocak 2014

Aşk Terapi

Aşk nedir?

Tanımını yapmak çok zor. Çünkü o sevene göre, sevilene göre, zamana, koşullara göre değişiyor. Ama değişmeyen bir şey var. Aşk müthiş bir bağlanma enerjisidir. İçinde uçarcasına mutluluğu, hüznü, kaybetme korkusunu, melankoliyi, tutkuyu, öfkeyi, kendinden vazgeçme halini barındıran bir duygular çeşnisidir. Âşıklık hali kolay mıdır? Büyük ihtimalle hiçbirimiz buna "kolaydır" diyemeyiz. Ama hiçbirimiz de ondan kaçamayız. Çünkü onsuz olamayız. Üstelik aşk tüm zorluğuna rağmen insanı çoğaltan, olgunlaştıran, incelten, sadece sevdiğiyle değil, kâinatla bütünleştiren bir tecrübe değil midir?

Hz. Mevlana diyor ya: As?ksız olma ki o?lu? olmayasın, As?kla o?l ki diri olasın. Prof. Dr. Nevzat Tarhan, bu kez bizleri aşk üzerine düşünmeye, aşkın gerçekte ne olduğunu anlamaya, zorluklarıyla birlikte oldurucu, olgunlaştırıcı yönlerini keşfetmeye davet ediyor. Başta Hz. Mevlananın Mesnevisi olmak üzere Doğunun bilgeliğini taşıyan eserlerden, isimlerden aktardığı hikâyelerle, hikmetlerle başa geldiyse büyük bir lütuf olan aşkı sağlam bir ilişkiye dönüştürmeye yönelik tavsiyelerde bulunuyor.
(Tanıtım Bülteninden)

D&R'da ön sipariş tarihi 1 Şubat 2014, tedarikçi firmaya göre tarihi değişebilirmiş.



26 Ocak 2014

Mucizeler Atölyesi


"Hiçbir yaranın kabuğu diğerine benzemez."

Millienin hayatı bir gece alt katta çıkan yangınla altüst olur. Kendisini dışarı atmadan önce yangından hangi eşyalarını kurtarması gerektiğini düşünür. İşte o sırada, manevi değeri olan hiçbir eşyasının olmadığını, ne bir anısının, ne de haber verecek kimsesinin olduğunu anlar.
Bir lisede öğretmenlik yapan Mariette, kendisini sürekli suçlayıp aşağılayan kocası ve sorunlu öğrencileri arasında sıkışıp kalmış bir kadındır. Haftada iki kez gittiği psikiyatrist de sorunlarına çözüm bulamaz. Sabrının taştığı bir gün öğrencisine sert bir tokat atıp merdivenlerden tehlikeli bir şekilde düşmesine neden olur.

Mike karısından ayrılıp artık sokaklarda yaşamaya başlamıştır. Bu duruma gelmesinin sebebi olan eski karısını ne kadar çok düşünürse o kadar çok acı çekeceğinin farkındadır. Tek korkusu sundurmasına sığındığı apartman sakinlerinin onu kovma ihtimalidir.
Kendilerini aşılamaz bir duvarın dibinde gören, zorlukların girdabında çaresizce dönüp dolaşan Mariette, Millie ve Mikeın hayatı, günün birinde, Jean adında esrarengiz bir adamın açtığı Mucizeler Atölyesinde kesişir. Parçalanmış ruhları atölyesinde tamir ederek eski mutlu günlerine dönmelerini sağlayan Jeanın sırrı neydi?
(Tanıtım Bülteninden)







20 Ocak 2014

Pamuk İpliğinden Hayaller


En fazla hasar görmüş, parçalanmış bir kalpte bile yeşermeyi bekleyen bir umut vardır daima... Hayat dediğimiz bu inişli çıkışlı yolculukta, düştüğümüzde bizi elimizden tutacak melekler bulunur. Bu melekler, kâh birlikte güldüğümüz kâh birlikte ağladığımız dostlarımızdır. Umut kapısını birlikte aralayan dört kadın...

Evelyn Dixonın tek hayali, yaşamın sahteliğinden sıyrıldığı bir yerde kendine yeni bir yol çizmek ve yapmayı çok sevdiği kırkyama işi üzerine bir dükkân açmaktır. Başlangıçlar her zaman zordur ama bu başlangıçlar yeni dostluklarla anlam kazanır. İşte tam bu noktada Evelynin karşısına, taşındığı kasabanın ileri gelenlerinden Abigail Burgess, annesinin ölümünden dolayı teyzesi Abigailı suçlayan Liza ve kendini kariyer yapmaya odaklayan Margot çıkar.

Adeta bir kırkyama gibi eğri büğrü hayat kumaşını birleştirecek olan bu dört kadın, kendini keşfetmekle kalmayıp Pamuk İpliğinden Hayaller işleyecektir.

"Oldukça yetenekli bir yazar... Yükselişini izlemeye hazır olun!"
-Debbie Macomber-
(Tanıtım Bülteninden)

15 Ocak 2014

Arşivden Waffle

 

Merhaba dostlarım, nasılsınız? Annem yanıma geldi, keyfim pek bi yerinde! Sizlerin de keyfi yerindedir umarım! Güldal kuzumun yaptığı waafle tarifi arşivden, hatırlayalım istedim. Tariflere de uzun bir süre ara vermek istemedim doğrusu!
Tarife geçiyorum.

Malzemeler (4 kişilik) :
1/2 kg süt
1 yumurta
50 gr tereyağ
125 gr pudra şekeri
300 gr un
1 paket vanilya
1 paket kabartma tozu

Yapılışı:
Önce yumurta ile pudra şekeri çırpılır. Azar azar süt eklenir. Tereyağı eritilir. Un, kabartma tozu, vanilya eklenir. Çırpılmaya devam edilir. Waffle makinesi varsa birer kepçe dökülerek pişirilir.
Afiyetle yenir!

Dostlarım en kısa zamanda yeniden görüşmek üzere, dostça kalın!














































Mutluluğun Öteki Yüzü



Gerçek mutluluk nedir, nerededir? Peki, onu bulmak için ne kadar ileri gidebilirsiniz?

Ella Beene için mutluluk eşi Joe ve Joenun önceki evliliğinden olan iki küçük çocuğuyla kurduğu mutlu yuva demektir. Ancak bir yaz sabahı Joeyu onlardan sonsuza dek koparan acımasız dalga, sadece onu değil sırlarını da beraberinde götürür. Üç yıl boyunca çocuklara kendi öz evlatlarıymışçasına bağlanan Ellanın hayatı, cenaze töreninde çocukların biyolojik anneleri Paigein ortaya çıkmasıyla da tamamen altüst olur.
Joeyla evlilikleri boyunca Paigein Joeyu ve çocukları terk edip gittiğini ve ortadan kaybolduğunu sanan Ellanın kalbinde tarifsiz bir acı, elindeyse çözülmesi gereken yepyeni bir bulmaca vardır artık. Bir yandan canından çok sevdiği çocukları için Paige ile velayet savaşı verirken, diğer yandan Joenun ona miras bıraktığı diğer şeyin, yani hiç açılmamış mektupların içinde pusuda bekleyen sırların ardındaki gerçeği öğrenmek zorundadır. Ella, kalp ağrıları ve gözyaşlarıyla dolu bu yolculukta her şeye rağmen umut etmeyi bir kez daha hatırlayacaktır.
Seré Prince Halversonın duygu yüklü kaleminden dökülen Mutluluğun Öteki Yüzü, herkesi derinden etkileyecek, yüreklerinize kazınacak türden bir roman.

Yağmur Sonrası


II. Dünya Savaşının tam ortasında yaşanan yasak aşk ve işlenen korkunç bir cinayet...

Umut tükenmiş gibi görünse de ikinci şans her zaman vardır... Ya yoksa?

Anne Calloway ne kadar çabalasa da yetmiş yıldır peşinden gelen anıları bir türlü aklından silemiyordur. Bora Bora Adasından adına gelen gizemli bir mektup ise adeta kapanan yarasını yeniden açar.

1942 yazında, II. Dünya Savaşının en hararetli zamanında Bora Bora Adasında görev almak için orduya hemşire olarak katılan Anne, genç, güzel ve nişanlı bir kadındır. Ancak orada hiç hesap etmediği bir durumla karşılaşır. Aşk… Kalbini tutkuyla dolduran, yakışıklı asker Westry Greene karşı koyamaz. Kısa sürede aşkları, adadaki amber çiçekleri gibi filizlenirken, sazdan çatısı olan bir bungalovun altında gizli bir dünyayı paylaşırlar. Ta ki bir gece tüyler ürperten bir cinayete şahit olana kadar... Savaş rüzgârıyla ayrı yerlere savrulan çift, bir daha asla bir araya gelemez. Peki Anne, onca sene sonra çıkagelen bu mektubun izinden gidip taşıdığı vicdan azabını sonlandırabilecek midir?

Ya siz, araya zaman, mekân, kişiler girse de gerçek aşkın peşinden gitmeye cesaret edebilir misiniz?
Mart Menekşeleri ile gönüllere taht kuran Sarah Jiodan muhteşem bir başyapıt... Yağmur Sonrası ile tutkunun zaman tanımayan öyküsünü okurken, gözyaşlarınıza hâkim olamayacaksınız.

"II. Dünya Savaşında Pasifikin tam ortasında kalan, yürek burkan muhteşem bir aşk hikâyesi."
Kristin Hannah

12 Ocak 2014

Ne Yaptım Ben Sana?


"Deli misin Mark? Bu yüzden mi böylesin? Deli misin sen? Deli olduğunu biliyor musun, yoksa olmadığını mı düşünüyorsun? Seni yöneten delilik olmalı. Bana o ağza alınamayacak şeyleri hastalıklı ve zalim ruhun yüzünden yapıyor olmalısın. Peki bunun sebebi ne Mark? Sana da başka biri mi kötü şeyler yaptı? Bu fikirlerin kaynağı ne? Davranışların sana neşe mi veriyor üzüntü mü? Bana üzüntü veriyor Mark, bana üzüntü veriyor.

Beni aldın ve geriye eskiden içinde bir insanı barındıran bu kabuk kalana kadar, yıllar boyunca yavaş yavaş parçalara böldün. O kabuğun içinde ben vardım ama ben gittim, geriye yalnızca kılıf kaldı. Ben gittim ve bunu bana sen yaptın. Neden ben Mark? Neden beni seçtin? Benim yapacağım çok şey vardı, verecek çok şeyim vardı. Benim bir hayatım vardı…"

"Paramparça olmuş hayatını yeniden kurmaya çalışan bir kadının verdiği mücadele… hem çok sürükleyici hem de yürek sızlatıyor… harika yazılmış." Closer
(Tanıtım Bülteninden)

7 Ocak 2014

Patatesli-Peynirli Börek



Sevgili dostlarım merhaba, nasılsınız? Ben iyiyim, dün annem İstanbul'a döndü. Haftaya Salı günü yanıma gelecek o zaman daha iyi olacağım! Blogta yine üst üste kitap tanıtımı yaptığımı fark ettim. Bu yüzden Güldal ablamın yaptığı böreği hatırlatmak amaçlı yeniden yayımlıyorum. Yani şu anda bende yeni bir tarif yok. Yeni bir tarif uygular ugulamaz blogta siz dostlarımla paylaşacağım.

Malzemeler:
4 haşlanmış patates
½ su bardağı beyaz peynir rendelenmiş
½ su bardağı kaşar peyniri
Arzuya göre pul biber ve karabiber
3 tane yufka
1 su bard. süt
1 yumurta
½ çay bardağı ay çiçek yağı
1 ya da 2 çorba kaşığı ay çiçeği yağı
1 çay bardağı su
Çöre otu
 Yapılışı:
1- Patatesler ezilir, kaşar ve beyaz peynir karabiber, pul biber karıştırılır, iç hazır hale getirilir.
2- Ayrı bir kasede suyla ay çiçek yağı çırpılır. Yufkanın bir tanesi yayılır, yağlı ve sulu (1 ya da 2 çorba kaşığı ay çiçeği yağı, 1 çay bardağı su) karışım sürülür, üzerine ikinci  yufka konur, yine ıslatılır, üçüncü yufka konur, ıslatılır.
3- En sonunda  yufkalar 16 eşit parçaya bölünür. Patatesli karışım geniş kısımlara yayılır, sigara böreği gibi sarılır. 
4-Sonra  börekler yumurtalı, sütlü, ay çiçek yağına batırılıp çıkarılır.   
5- Yağlı kağıt konulmuş  fırın tepsisine dizilir. Üstüne çöre otu serpilir. 180 C de üstleri kızarana dek pişirilir.

Yeniden görüşünceye dek dostça kalın!





































Cennetin Rengi


Sophie Duncan herkesin hayalini kurduğu bir hayatı yaşıyordur. Başarılı olduğu bir işi, mutlu bir yuvası ve bu yuvayı neşesiyle taçlandıran bir de iki yaşında kızı vardır. Ancak bir gün aldığı bir haberle tüm dünyası altüst olur. O zamana kadar yaşadığı hayatın bir yalandan ibaret olduğunu anlayan Sophie, artık kaderini karşılama vaktinin geldiğinin farkındadır. Yok saydığı annesiyle yüzleşerek geçmişindeki sırların kilidini açacaktır. Ve öyle bir an gelecektir ki gerçekten yaşamakla sevmenin ne demek olduğunu doğaüstü bir olayla keşfedecektir.

Cennetin Rengi her zaman umut vardır dedirten muhteşem bir hikâye. Aşkın gücünü, kendini yeniden keşfetmeyi, kalp kırıklığını ve iyileşmeyi anlatan bu romanı okurken, sayfaların akıp gittiğini anlayamayacaksınız. "Bu kitap tam anlamıyla yürek burkuyor." Romantic Times
(Tanıtım Bülteninden)

3 Ocak 2014

Beyoğlu'nun En Güzel Abisi


Yılbaşı gecesi işlenen bir cinayet... Tarlabaşının arka sokaklarında bulunan bir erkek cesedi. Öldürülmüş erkeklerin en yakışıklısı, belki de en kötüsü. Karanlık sırların ortaya çıkardığı utanç verici bir gerçek. Gururlarının kurbanı olmuş erkekler, onların hayatlarını yaşamak zorunda olan kadınlar. Bu cinayetler yatağında, bu kötülükler bahçesinde, bu insan eti satılan can pazarında masumiyetini korumaya çalışan bir adam. Bir zamanlar İstanbulun en gözde yeri olan Beyoğlunun hazin hikâyesi.

Karanlık... Soğuk havayla iyice ağırlaşan bir karanlık. Uzaklardan şarkılar geliyor kulağına, neşeli kadın çığlıkları, ayarını yitirmiş sarhoş naraları, biri küfrediyor belki ana avrat, belki ağlıyor biri hıçkıra hıçkıra, belki biri sessizce ölüyor bu gürültünün, bu hengâmenin ortasında. Umurunda değil. Hepsinden sıyrılmış, sadece öfke...

Nereye gittiğini bilmeden yürüyor, nefret tarafından kuşatılmış olarak. Kıskançlık denen o canavar, çelikten pençesine almış yüreğini, habire sıkıyor. "Kadınlar," diyor bir ses zihninin derinliklerinden... "Kadınlar, onlarla oynayamazsın... Oynadığını zannedersin ama bir de bakmışsın, asıl oyuncak sen olmuşsun." Hayatına giren kadınların yüzleri beliriyor sokağın zemininde. Birer birer düşüyor görüntüleri ayaklarının dibine. Hepsinin boynu bükük, hepsinin gözlerinde keder. Hepsi üzgün... Aldırmıyor, bir su birikintisiymiş gibi basıp geçiyor üzerlerinden ama yeniden düşüyor görüntüler zemine. "Kadınlar," diyor o ses yine, "Kadınlardan asla kurtulamazsın, hayaletleri hayatın boyunca seni takip eder."
(Tanıtım Bülteninden)

Sabah Uykum


Belki bir kitabın aynı sayfasında ağlamışızdır. İşte bu haberimiz olmadığı halde dünyanın en güzel karşılaşması olabilir.

Ben anlam veremiyorum yani neden bittiğine değil madem bitecekti neden bu kadar hevesli başladık? Ben ikimizdeki bu hevese anlam veremiyorum. Ne oldu bize bilmiyorum ama iyi şeyler olmadığını çok iyi biliyorum. Ya çok yanlış zamanda karşılaştık ya da hiç karşılaşmaması gereken iki insandık. Biz neydik bilmiyorum. Sevgili desem değil, aşık desem değil bildiğin rastlantıydık işte ondan öte gidemedik.
(Tanıtım Bülteninden)

Bukre


Güzellik, bakmayı bilen gözdedir sevgilim. Artık kendime layık olanı seçebiliyorum sayende. Bir insanın gözlerine bakıp, kalbini görebiliyorum her seferinde. Eskisi gibi değilim. Neden mi senden çok daha öndeyim? Herkesin dünyası kendi gördüğü kadardır sevgilim. Sen önüne bakarken, ben uzakları ezberledim. Sen olup bitenlerle ilgilenirken, ben olmayanın izindeydim.

Çivi çiviyi sökermiş, yalnızlığı kanatan hüzünlü şarkılar, yalnızlığa iyi gelirmiş. İşte ben bu şekilde hayata karşı direndim. Keşke bana akıl vereceğine, aklımı alacak kadar beni sevseydin. Ben, bir çocukluk edip büyüdüm işte! Sen büyümüşsün ama doğmamışsın bile. Ben, senin doğrundum sevgili. Ötekiler gelip geçerdi. Sen doğru olanı değil, geçerli olanı seçtin. Terk etmek kazanan olmaya yeter zannettin.

Bana, bir veba busesi bırakıp gittin; bak şimdi yerini başkaları aldı. Bu aşkın vebası sende, busesi bende kaldı. Seçtiğin yolda sana mutluluklar diliyorum. Unutmak alışmaktır. Unutursun demiyorum… Ama alışacaksın biliyorum.
(Tanıtım Bülteninden)

30 Aralık 2013

Mutlu Yıllar


Sevgili dostlarım tüm dostlarınızla mutlu, umut dolu, sağlıklı, keyifli, neşe dolu nice yıllar geçirmeniz dileğiyle!
Yeni yılınız kutlu olsun!

29 Aralık 2013

Yeni Yıl Bereketi

Sevgili dostlarım merhaba! Annem beni kırmadı, yeni yıl bereketli olsun diye aşure yaptı. Bana da bu güzel aşurenin resmini çekip tarifiyle birlikte bloga koymak düştü.Aslında tarifi daha önce de vermiştim. Ama arşivimi henüz istediğim gibi oluşturamadım. Bu nedenle tarifi bir kez daha vermek durumunda kaldım. Sömestr tatilinde blogumun üzerine düşmeyi düşünüyorum. Olmadı yazın bol bol zamanım olacak diye düşünüyorum. İşim çok (arşiv için) sabırlı olmam gerekiyor.  Her neyse tarife geçiyorum dostlarım!

Malzemeler:

2 su bardağı nohut,

2 su bardağı kuru fasulye,

3 su bardağı buğday,

1 su bardağı pirinç,

1 kg toz şeker,

3 çorba kaşığı gül suyu,

25 adet kuru kayısı,

10 adet kuru incir,

½ su bardağı kuru üzüm,

1 ayva,

1 portakalın kabuğu,

Üzerini Süslemek İçin:

2 nar,

1 su bardağı ceviz veya fındık,

1 su bardağı badem

1 çorba kaşığı bal (Annemle "Mucize Lezzetler" programında izledik, Refika, aşure yaparken bal kullandı. Bal, 41 çeşit eklemek anlamına gelirmiş. Arılar çiçekten çiçeğe konuyor malum)

Yapılışı:
1- Akşamleyin ayrı ayrı tencerelerde nohut, fasulye ve buğday ıslatılır.


2-Sabah, nohutun, fasulyenin ve buğdayın ıslatma suları dökülür, yeterince su konularak ayrı ayrı haşlanır.

3-Yaklaşık bir buçuk saat sonra nohut, fasulye ve buğday suları ile birlikte aşure tenceresine konur,
kaynamaya bırakılır. Üçü birden kaynamaya başlayınca suyuna bakılır, gerekirse bir bardak kadar sıcak su konulur. Pirinç ilave edilir.

4-Kuru üzüm konur. Sayılı olarak, kesmeden incir ve kayısı konur, arada sırada karıştırılır, kaynamaya bırakılır. Yaklaşık 20 dk. sonra tane ile konulan kayısı ve incirler delikli kepçe ile çıkartılır. Bir tabağa alınır.

5- Küçük küp biçiminde doğranmış portakal kabuğu ve kabuğu soyulmuş, küçük küp doğranmış ayva aşure tenceresine eklenir. 20-25 dk. daha kaynamaya bırakılır.
Dibinin tutmaması için arada karıştırma işlemini unutulmaması gerekir.

Not: Nohutlar iyice yumuşayınca aşurenin pişmiş olduğunu anlayabiliriz.

6- Suyu, gözle görülür biçimde helmelenmiş ise toz şeker ve gül suyu ilave edilir. İyice karıştırılır, 5 dk. sonra altı kapatılır ve aşure kaselere bölüştürülür.

7- Kaselere boşaltılan aşuremiz ılındıktan sonra üzeri ceviz ya da fındık,  badem, nar, ince ince kıydığımız incir ve kayısı ile süslenir.

Not: Bütün olarak aşurenin içine konulan, çıkarılan kayısı ve incirler aşurenin renginin kararmasını önler.

Afiyet Olsun!

Yeniden görüşünceye dek dostça kalın dostlarım!

25 Aralık 2013

Büyükannemin Sandığı


İki kız kardeş, yürek parçalayan sırlar ve daha fazla gizli kalamayacak bir geçmiş…

Böyle her mevsim güzel gelecek sana İster yazın yeryüzü yeşillere bürünsün; İster şakısın kızılgerdan karların arasında, Yosun tutmuş elmanın çıplak dalı üstünde, Damlarda eriyen sazlar tüterken Güneşe karşı; ya da saçaklardan dökülürken usulca, Yalnız deli rüzgârlarda ses veren damlalar, Yahut asarken ayaz gizli marifetiyle, Suskun sarkıtlara sarıp o damlaları, Şu mahzun Aya karşı, parıl parıl sessizce.
Samuel Taylor Coleridge, Gece Yarısı Ayaz Ve sessizce geçecek yılların içinden üç kuşak kadının samimi hikâyesi. Büyük umutlara gebe topraklardan, ruhsuz şehirlerin tanıdık yalnızlığına uzanacak bir ailenin tarihi. Geçmiş bugünün aynasına yansırken küçük kızlar büyüyecek, genç kadınlar ihanet edecek ve büyükanneler pişmanlıklarıyla yüzleşecek. Büyükannemin Sandığı son sayfayı çevirdikten sonra da uzun süre sizinle kalacak…

"Baş döndürücü ve aklınızdan çıkmayacak kadar çarpıcı… Webbin maharetli ve akıcı dili sayesinde elinizden düşüremeyecek ve kitap bittikten sonra hissettiğiniz duyguları asla unutamayacaksınız."
-Booklist-

"Akıcı ve akılcı bir kitap. Okumaya ara veremeyeceksiniz."
-Historical Novels Review-

"İhanetin akıldan çıkmayacak öyküsü."
-Woman and Home-

"Sürükleyici, nefis bir dram."
-Good Housekeeping-

"Webb üç kuşak kadının keder dolu hayat yolculuğunu kalp kırıklıkları, ustalıkla çizilmiş karakterler ve kolay kolay unutulamayacak bir öyküyle anlatıyor. Son derece dokunaklı ve ilgi çekici."
-M. L. Malcolm-
(Tanıtım Bülteninden)

24 Aralık 2013

Soğuk Kahve


Sıcacık bir kahveden yükselen güzel kokular eşliğinde keyifli bir okuma vaat ediyor Soğuk Kahve.

İronik ve mizahi olduğu kadar keskin bir dil. Belki de çoğumuzun gündelik hayatında olan konuları anlatırken sizi ters köşeden bir bakış açısına yatırıp golü ustalıkla atıyor. Hınzır bir zekânın ürünü olan cümleleri sizi gülerken duygulandıracak, çoğu zamansa hayretler içinde bırakacak.
Kahraman Tazeoğlu

Batman kendi deyimiyle numune bir adam. En azından yazdıkları öyle. Kolay kolay kimseden duyamayacağınız, cesaret isteyen şeyleri açıkyüreklilikle söylüyor okura. Özellikle kadın erkek ilişkilerinin üzerindeki pembe tozu üfleyip altında yatan siyahları ve beyazları soğukkanlılıkla gösteriyor. Ne her erkek bir Romeo, ne de her kadın bir Juliet.
Ertürk Akşun

Topuklu ayakkabı mı yoksa ben mi?

Bir kadını zorlayan bir soru olabilir.

Çikolata mı ben mi? sorusu kadar olmasa da zorlar.

Sizler topuklu ayakkabısı ayaklarını vuran kadınlarsınız.

Topuklarınızın altında kâğıt mendiller var.

Bazılarınızın gözyaşlarını silen mendiller işte, yabancı değiller.

O mendiller hep canınızın yandığı yerlerde...

Çok adisiniz pembe rujlar, çekici kılıyorsunuz dudakları.

18 Aralık 2013

Herkes Beğendi

 
Sevgili dostlarım merhaba! Bugünkü yemeğin bir öyküsü var. Aslında her yemeğin bir öyküsü var.
Uzun yıllar önce babam kalp krizi geçirmiş, evde dinleniyordu. Ben de evdeydim, sömestr tatiliydi sanıyorum.
Ünlü sanatçı Can Etili bir gündüz programına katılmış, bu yemeğin tarifini vermişti. Herkes bu yemeği beğendiği için yemeğin adı da herkes beğendi olmuş. Özetle tarif Can Etili'den. Ama adını biz mi koyduk yoksa adını mı koruduk o kadarından emin değilim. Çok pratik bir tarif. Babamla ben, annem eve gelince yemeği tarif ettik, annem de denedi.
Biz ailece bu yemeği çok sevdik.
2 kişi için yarım kilo ıspanak kullanılabilir. Ispanak soğanla kavruluyor, tuz arzu edilirse pul biber ekleniyor.
Daha sonra bildiğimiz klasik köfte yapılıyor, simit köfte (halka)  haline getirilip ıspanağın üzerine yerleştiriliyor. Kaç tane köfte varsa her birinin içine birer tane yumurta kırılıyor. Orta dereceli fırında 20-25 dk.  yani yumurtalar olana dek pişiriliyor. Zaten yumurtalar pişince köfteler de pişmiş oluyor.
Afiyetle yeniyor!
Yeniden görüşünceye dek sevgiyle kalın!





16 Aralık 2013

Ispanaklı Muffin


Sevgili dostlarım, merhaba! Keyfimin yerinde olduğunu belirtmek isterim. Siz nasılsınız?Sizin  keyfinizin de yerinde olduğunu umut ediyorum!
Veee çok pratik bir tarifi sizlerle paylaşmak istiyorum. Hem pratik hem leziz! Annem tadına baktı ve beğendi!
Annem beğendiyse emin olun sizler de beğenirsiniz! Bu tarif Turkcell hanımlar klübünden cep mesaj olarak geldi.
Tarife geçiyorum.
Malzemeler
2 yumurta
1 çay bardağı sıvı yağ
1 çay bardağı süt
4 çay bardağı un
Kabartma tozu
1 tatlı kaşığı tuz
200 gr doğranmış ıspanak
Yapılışı: 
2 yumurtayı mikserle beyazlaşıp köpürene kadar çırpın. İçine yağı, sütü, unu, kabartma tozunu, tuzu ekleyip biraz daha karıştırın. Ispanağı ekleyip hamuru muffin kalıpların yarısına gelecek kadar boşaltarak 180 C fırında pişirin. Sıcak olarak servis edebilirsiniz.
Afiyet olsun!
Yeniden görüşünceye sevgiyle, dostça kalın!




13 Aralık 2013

Aşk Adında Hayat


Gerçek aşkı bulmak mı, yoksa ondan kaçmak mı daha kolay?

Teeny Templeton, sonunda kaderin ona da güldüğünü düşünmektedir. Evlenecektir, kendi düğün pastasını kendisi yapacaktır ve o sıkıntılı geçmişini ardında bırakacaktır. Ta ki nişanlısını kendi evlerinin şeftali bahçesinde iki kadınla yakalayana kadar… Hem de çırılçıplak bir haldelerken...

Bu skandalın ardından düğünleri iptal olur. Ne var ki Teenynin başına gelenler bununla sınırlı kalmayacaktır. Nişanlısı bu olaydan birkaç gün sonra ölü bulunur ve herkes Teenynin suçlu olduğunu düşünür.

Tek umudu, artık başarılı bir avukat olan ilk aşkı Coop OMalleydir. Ancak onunla yüzleşmek demek, geçmişle de yüzleşmek anlamına gelmektedir. Peki, Teeny başına gelenlere rağmen kalbinin sesini dinleyip karşısındaki bu adama yeniden güvenebilecek midir?
Sıkıntıların bir şekilde güzelliklere yol verdiğini gösteren Aşk Adında Hayat, eğlenceli dili, müthiş kurgusuyla kalbinizi fethedecek.


Mart Menekşeleri


Bir kadının yüreği sırlarla dolu bir denizdir...

Gerçek aşkı yaşadığına inanan ünlü yazar Emily Wilson, kocasının başka bir kadını ona tercih ettiğini öğrenince, hayal kırıklığına uğrar. Tüm bu olanlara rağmen yine de tek bir damla gözyaşı dökmez.

Büyük yengesi Bee, Mart ayını Bainbridge Adasında geçirmesi için onu davet eder. Emily ruhunda açılan yaraların iyileşmesi umuduyla, bu teklifi kabul eder.

Adanın mistik havasıyla huzuru yakalamaya çalışan Emily, 1943 yılında yazılmış kırmızı kadife kaplı bir günlük bulur. Bu günlük onu geçmişin tozlu sayfalarına hapsolan gerçek bir aşk hikâyesine ve altmış yıllık bir aile sırrına götürecektir...

Umudun, hüznün ve pişmanlığın bir arada işlendiği büyüleyici bir roman… İlk kitabı Mart Menekşeleri ile Library Journal En İyi Kitap Ödülüne layık görülen Sarah Jio, insan kalbinin, ne kadar hatalı olursa olsun sevdiklerimizi her zaman affedeceğini eşsiz bir dille anlatıyor.

"Aşk, tarih ve gizem… Daha ne olsun? Mart Menekşeleri, geçmişimizin er ya da geç sürprizlerle karşımıza çıkacağını hatırlatan muhteşem bir roman."
Jodi Picoult

"Tarih, gizem ve aşkın mükemmel bir karışımı… Bu romanı elinizden düşüremeyeceksiniz."
Library Journal

6 Aralık 2013

Yeni Yıl Etkinliği


Merhaba sevgili dostlarım, nasılsınız? Dilerim iyisinizdir.  Ben de iyiyim, dün annem geldi, keyfim fazlasıyla yerinde!
Dostlarım, ben yeni yıl ile ilgili olarak bir etkinlik düzenlemek istedim. Nasıl mı? Bizlere yeni yılda gelen hediyeleri bloglarımızda paylaşalım diyorum. Yani çok özel olmayan, paylaşmayı uygun bulduğunuz hediyeleri paylaşalım! Dilerseniz etkinlik resmini kaydedin, blogunuzda paylaşın. Paylaşımlarınızı benimle de paylaşırsanız çok mutlu olurum!
Yeniden buluşuncaya dek sevgiyle kalın!

3 Aralık 2013

108


Sevgili dostlarım merhaba! Aslında 100. yazımla blog yaşamımda dalya demiş oldum ama 108. yazı benim için rekor oldu! Neden mi? 2008'de 92, 2009'da da 103 yazı yayımlamışım ama karamsarlıkla, mutsuzlukla, umutsuzlukla, diplerde dolaşarak yazmışım. Bu senenin ayrıcalığı nedir? Sorunsuz,dertsiz, umutlu, keyifli ruh hali ile yazdım yazılarımı. Bu nedenle çok mutluyum!
Siz dostlarımla birlikte nice keyif dolu, umutlu, keyifli paylaşımlara! Yeniden görüşünceye dek sevgiyle kalın!