30 Nisan 2014

Yedi Gece



Yedi gün, yedi gece.

Tutku uğruna nelerden vazgeçebilirsiniz?

Sidonie Forsyhte'ın, kumarbaz kız kardeşinin hayatını kurtarabilmesi için yapabileceği tek bir şey vardı: Craven Kalesi'nin duvarlarının arkasında yaşayan, acımasızlığıyla nam salmış, yüzü yaralı o adamla, günah dolu yedi gece geçirmeliydi.

Ancak Sidonie kaleye vardığında, bir canavar yerine, daha önce tanıdığı hiç kimseye benzemeyen biriyle karşılaşacaktı. Bu hafta içinde, Sidonie, ikisinin de hayatını değiştirebilecek karanlık sırrı saklarken, bir yandan Jonas Merrick'e karşı hisler beslemeye başlayacaktı.

Acımasız ve yalnız bir hayat yaşayan Jonas ise geçmişini asla unutmayan bir adamdı. Unutacak olsa bile, aynaya baktığında gördüğü yüz, ona taşıdığı laneti bir kere daha hatırlatıyordu.

Bu masum kızın keskin zekâsı ve güzelliğiyle etkilenen Jonas ile ona gittikçe kendini kaptıran Sidonie'nin aşkı, yaşadıkları tutkulu haftayı aşabilecek mi, yoksa çevrelerini saran tehlikeli düşmanlara karşı yenilecek miydi?
(Tanıtım Bülteninden)


Gül Ağacı Sokağı



Her şeye rağmen hayatımızı anlamlı kılan insanlar varsa yaşamak için hâlâ bir sebebimiz var demektir...
Sevgili Dostlarım,

Cedar Cove'a hoş geldiniz! Olivia, Grace, Charlotte, Jack, Justine ve Seth öykülerine devam etmek -ve sizi yeni insanlarla tanıştırmak- için can atıyor. Bütün küçük yerleşim yerlerinde olduğu gibi, Cedar Cove da iyinin, kötünün ve beklenmeyenin bir karışımı. Bu vesileyle, romanda sizi birkaç sürprizin beklediğini de söyleyebilirim. Şimdi oturup arkanıza yaslanın. Arkadaşlarım, Cedar Cove'da olup bitenleri size anlatmak için  sabırsızlanıyor.Debbie Macomber


Gül Ağacı Sokağı aşk, evlilik, ayrılık gibi insan ilişkilerine dair her alanda usta bir yazarın kaleminde hayat bulan sıcacık ve samimi bir roman. Macomber günlük yaşamdan seçtiği, kendinizden de bir şeyler bulabileceğiniz karakterlere yenilerini ekleyerek hikâyesini kaldığı yerden anlatmaya devam ediyor.


"Cedar Cove serisinin ikinci kitabı Gül Ağacı Sokağı'nda, Macomber gizemin ve okuru bekleyen sürprizlerin dozunu daha da artırmış gibi görünüyor."
-Booklist

"Cedar Cove'da olup bitenlerin hızına yetişemeyeceksiniz!"
-The New York Times-

"Macomber, insan ilişkilerini kelimelere dökmekte uzman ve rakipsiz bir yazar olduğunu bir kez daha kanıtlıyor."
-Publishers Weekly-
(Tanıtım Bülteninden)

*Sevgili dostlarım, Debbie Macomber'e, Gül Limanı Oteli serisine bayılıyorum. Bu kitabı da büyük bir keyifle okuyacağımıza eminim! Yeniden buluşuncaya dek sevgiyle kalın!




27 Nisan 2014

Zaman Uçup Giderken

Sevgili dostlarım merhaba! Nasılsınız? Ben iyiyim. Geçen hafta Cumartesi günü ablamla İloşum geldiler, bol bol sohbet ettik, güzel günler geçirdik. Çarşamba günü annemle birlikte gösteriyi izlemeye geldiler. 23 Nisan Töreni sona erince eve döndüm. Çayımızı içtik, yola çıktık. Önce Saray üzerinden Kıyıköy'e gittik, orada bir saat zaman geçirdikten sonra İstanbul'a yuvamıza geldik.
Ertesi günü hep birlikte Aytülcüm'e gittik. Bol bol sohbet ettik. Sonraki gün doktor kontrolüm vardı. Dün ablamı ve Birgül ablayı ve üst kat komşumuz, arkadaşım Dileği gördük. Bugün de öğleden sonra İpsala'dan arkadaşım Dilekle görüştük, keyifli zaman geçirdik.
Yarın tahlil sonuçlarım çıkacak, doktorum durumumu değerlendirecek. Öğleden sonra da Uzunköprü'ye döneceğiz. Salı günü de sınav gözetmenliği yapacağım. Çarşamba günü okul var, Perşembe günü 1 Mayıs, okul tatil.  Ben şuna şaşırıyorum, tatili iple çekiyorsun, tatil oluyor ve bir de bakmışsın zaman uçup gitmiş. Tatil bitivermiş. Bende şimdilik durum bu. Yeniden görüşünceye dek dostça kalın! Yeniden görüşünceye dek dostça kalın!















İlkbahar Rüyası



Hataların daima bir bedeli olur. Ancak gerçek sevgi geçmişi telafi edecek sonsuz olasılıklara sahiptir...

Madelaine on altı yaşındaki kızı Lina'yı tek başına büyüten bekâr bir annedir. Dünyaca ünlü bir cerrah olarak başarılı bir kariyere sahip olsa da ergenlik çağındaki kızının sorunlarıyla başa çıkamaz. Annesiyle neredeyse iki yabancı haline gelen Lina ise kim olduğunu bir türlü öğrenemediği babasının izini bulmak için her şeyi göze almıştır.

Holywood'daki ışıltılı hayata kendini kaptıran, tüm kadınların hayran olduğu yakışıklı aktör Angel DeMarco alkol ve uyuşturucu bağımlılığının sınırına dayanan, vurdumduymaz bir hayat yaşamaktadır. Ancak zayıf kalbi onu bir gün yarı yolda bıraktığında Angel hayatını tamamen değiştirmesi gereken bir yol ayrımına gelir. Bu noktada unutmak istediği her şeyle yüzleşmek durumunda kalacaktır.Zorlukların ve sıkıntıların hiç tahmin edilmeyen güzelliklere kapı açabileceğini gösteren İlkbahar Rüyası kalbinize hiç solmayan çiçekler ekecek…

"Duyguların önemini, bağışlamayı ve mucizelerin her an gerçekleşebileceğini anlatan şefkat dolu bir roman."
-Publishers Weekly-"İlkbahar Rüyası aşkın ve hataları telafi etmenin hikâyesini anlatıyor."
-Library Journal-

"Sarsıcı, düşündüren ve duyguları harekete geçiren bir kitap…"
-RT Book Reviews-

"Kristin Hannah'yı tüm dünya seviyor…"
-Newsday-
(Tanıtım Bülteninden)








Egoist Beyin ve Kilo


Ne yaparsan yap olmuyor, bir türlü kilo veremiyorsun. Sence neden?

Aldığın kiloların nedeni yediklerin değil; stres çünkü. Ruh sağlığı olmadan bedensel sağlığın olmayacağı ilkesinibenimseyen Vata Stres Yönetimiyle hem kilolardanhem de hastalıklardan kurtul!

"Bu kitabın sadece obezite hastalarına değil, aynı zamanda konunun uzmanlarına da önerilebilecek bir kaynak olacağını düşünüyorum."
-Doç. Dr. Yunus Yavuz / Obezite ve Metabolik Cerrahi Uzmanı
(Tanıtım Bülteninden)

Hayatımın Aşkı


Onu her nefesimde, her kalp atışımda özlüyorum.
Luca…
Hayatımın aşkı.

Çocukluklarından beri yan yanalardı.
Ailelerini ve çevrelerindeki herkesi karşılarına aldılar.
Ve evlenip hayallerindeki hayata adım attılar.
Ancak gerçek hikâyeleri mutlu sonun ardından başladı…

"Hüzünlü ve sevgi dolu. Böyle etkileyici kitaplar nadiren bulunuyor…"
-The Yorkshire Pudding Club-

"İnsanın kalbini kolayca fetheden tutkulu bir aşk hikâyesi… Okuyan herkesin tadı damağında kalacak."
-Kate Bradley-

"Bu trajik hikâye okuyucuyu en zayıf yerinden yakalayıp unutulmaz bir deneyim yaşatıyor."
-Western Daily Press-
(Tanıtım Bülteninden)









14 Nisan 2014

Düşlerin Ötesinde



Geçmişin acıları, aslında düşlerinizin ötesine açılan bir kapı olabilir mi?

Bazen eski bir bavula sığar bütün kalp kırıklıklarımız. Sararmış bir gelinlik anlatır yarım kalan hayallerimizi. Minicik bir kolye ucu sarıp sarmalar geçmişten kalan gözyaşlarımızı. Violet Turnerın İkinci Şans adlı butiğinde sattığı her eski eşyanın da işte böyle bir hikâyesi var. Kocasından yeni boşanmış olan Violet, kalbindeki boşluğu yıllardır hayalini kurduğu butiği işleterek doldurmaya çalışmaktadır. Ancak tam da kaderin ona gülmeye başladığını düşündüğü günlerde butiğini de kaybetme tehlikesiyle yüz yüze gelir.

Violetin yolu nişanlısı tarafından terk edilen, üstelik beş aylık da hamile olan genç April ve geçmişinin acılarıyla baş etmekte zorlanan Amithi ile kesiştiğinde üçü de hayatın onlara yepyeni sürprizler hazırladığından habersizdir. Bu üç kadın fedakârlığın, affetmenin ve aşkın büyüsüyle düşlerinin ötesine açılan kapıyı aralayacaktır.

Düşlerin Ötesinde, en büyük fırtınaların sonunda doğan güneşe inananların hikâyesi. Kalplerdeki her yaranın bir merhemi olduğunu size bir kez daha hatırlatacak olan bu sıcacık öykü adeta içinize işleyecek.
(Tanıtım Bülteninden)


13 Nisan 2014

Kereviz Salatası



Yeniden merhaba dostlarım. Bugün yine arşivden bir tarifim var. Çok lezzetli, biz bu salatayı çok severek yeriz. Sizlerle yeniden paylaşmak istedim.

Malzemeler:
1 kg kereviz
1 su bard. iri dövülmüş ceviz
1 ekşi elma
150 gr süzme yoğurt
1 kahve fincanı mayonez
1 kahve fincanı sızma yağ
1 kahve fincanı sıvıyağ
2 tatlı kaşığı pulbiber
yeterince tuz

Yapılışı: Kerevizler soyulur, rendelenir, yarım limon ile  kaynar suyun içine atılır. 2-3 dk. haşlanıp delikli kepçe ile çıkarılır, hafif soğuması beklenir. El ile iyice sıkılarak çukur kaba alınır. Üstüne kabukları soyulmuş ekşi elma rendelenir. Yoğurt, mayonez, tuz ve sızma yağ eklenir. İyice karıştırılıp bir servis tabağına alınır. Küçük bir kaba sıvı yağ konur, pul biber eklenir. Ocakta bir iki döndürülür. Sonra kerevizin üstüne dökülür.
Afiyetle yenir!
Yeniden görüşünceye dek dostça kalın!

Plan Program Derken



Sevgili dostlarım merhaba, dilerim iyisinizdir. Ben mi, bugün çok öfkelendim. Perşembe ve Cuma gününün etkinlik planlarını hazırlarken defalarca sayfada kayma oldu. Artık bu kadar aksiliğe can dayanmaz dedim. Neyse ki bitti, ben de rahat bir soluk aldım. Dün üç günlük planı hazırlamıştım, acelesi yoktu. Hatta bugün bilgisayarın başına isteksiz oturdum, işim bir an önce bitsin  dedim. Ama nerdeee? Şimdi mi gevşemeye başladım. Defalarca annemi aradım konuştuk. Salı günü anneme kavuşuyorum. Cumartesi günü de eğer bir aksilik olmazsa ablamlar gelecekler, 23 Nisan'da, gösteri sona erince İstanbul'a birlikte döneceğiz.
Bende şimdilik durum bu dostlarım! Yeniden görüşünceye dek sevgiyle kalın!

*Resim pinterestten, keşke burada da deniz olsaydı o zaman buraya delice sevdalı olurdum!

9 Nisan 2014

Aşkın Gölgesi



Geçmişin peşini bırakmadığı bir kadın ve zamana direnen bir aşk…

Edebiyat profesörü ve yazar olan Esma, kocası öldükten sonra kızı Ece ile birlikte Berlinde yaşamaya başlar. Sürekli annesiyle sorunlar yaşayan on yedi yaşındaki kızı Ece, bir gün bodrumda bir kitap bulur ve o kitapla birlikte annesini hiç tanımadığını fark eder. Bu kitabı bulmasının ardından Ece ve annesi Esmanın hayatı hiç beklemedikleri şekilde değişecektir.

Gülşah Elikbankın kaleme aldığı ve dokuz ülkede yayımlanan romanı Aşkın Gölgesi, aile, arkadaşlık ve aşk üzerine yazılmış, insanın içini ısıtan sıcacık ve etkileyici bir roman.
(Tanıtım Bülteninden)

Sevgili dostlarım, kitabın ön sipariş tarihi 18 Nisan 2014. 


7 Nisan 2014

Bu Cephede Neler Oluyor?



Merhaba dostlarım, nasılsınız? Umarım iyisinizdir, keyfiniz yerindedir. Ben iyiyim. Annem yarın yolcu, İstanbul'a gidiyor, bir hafta kalıp dönecek. Yine de biraz buruğum.
Dört  gündür ipad'im elimde dolaşıyorum, ne mi yapıyorum? Pic collage diye bir program var. Önce pinterest'e giriyorum, istediğim gibi fotoğraflar buluyorum. Sonra da pic collage'de blogum için tasarımlar yapıyorum. Müthiş keyifli bir iş. Pic collage programına sahip olanlar için şiddetle öneririm. Bir de iphone'si olanlarda pic collage programı varmış. Cumartesi, Pazar iki gündür plan hazırlıyorum. Beş günlük planım hazır. Neyse bugüne gelelim. Bugün prova yaparken hiç sinirlenmedim, doğal tepkiler verdim. Ve çocuklarım "Küçük Kız'ı  mendil eşliğinde çok güzel oynadılar. Onlara çok güzel oynadıklarını söyleyince çok mutlu oldular, havalara uçtular, biraz şımarmalarına göz yumdum. Merve ablaları (stajyerim) onlara yıldızlı aferin hazırladı, yakalarına taktı. Yine sevindiler, bugün yavrularım okuldan mutlu ayrıldılar. Veliler de sevindiler.
Eve döndüm, annemle çayımızı içtik, dışarı çıktık, ödemelerimi yaptım, alışveriş ettik, döndük. Yemeğimizi yedik, kahvemizi içtik. Ve ben yine ipad'imi elime aldım, Viber'den İloş ile (yeğenim) konuştum. Sonra da bilgisayarımı açtım ve işte karşınızdayım. Bende durum bu. Karar verdim, çocuklarım her güzel oynayışlarında yıldızlı aferin alacaklar.
Dostlarım benden bugünlük bu kadar, yeniden görüşünceye dek sevgiyle kalın!










4 Nisan 2014

On Şey İçin Zaman Ayır


1- Çalışmak için zaman ayır. Bu başarının bedelidir.
2- Düşünmek için zaman ayır. Bu zihnin kudret ve kuvvet kaynağıdır.
3- Eğlenmek için zaman ayır. Bu dinlenmenin ve genç kalmanın sırrıdır.
4- Okumak için zaman ayır. Bu bilginin temelidir.
5- İbadet için zaman ayır. Bu yücelmenin yolu ve ruhun yıkanmasıdır.
6- Başkalarına yardım ve arkadaşlarınla sohbet için zaman ayır.Bu saadetin kaynağıdır.
7- Sevmek için zaman ayır. Bu hayatın neşesidir.
8- Hayal kurmak için zaman ayır.Bu ruhu yıldızlara eriştirir.
9- Gülmek için zaman ayır. Bu hayatın yükünü hafifletir.
10- Plan yapmak için zaman ayır. Bu, ilk dokuz şeyi yapabilmek için zamana sahip olmanın sırrıdır.


* Bu yazıyı facebook'ta gördüm, ilgimi çekti ve okudum. Okumamış olabilirsiniz diye siz dostlarımla paylaşmak istedim. Yeniden görüşünceye dek dostça kalın!

3 Nisan 2014

Arşivden Zeytinyağlı Biber Dolması



Yeniden merhaba sevgili dostlarım. Blogumda sizlerle paylaşıp paylaşmadığımı anmsamayamadığım yazıyı ararken dolma tarifini buldum ve sizlerle yeniden paylaşmak istedim.
Tarife geçelim mi?

Zeytinyağlı Biber Dolması (10 kişilik) 

Malzemeler:
7 adet orta boy kuru soğan
2.5 çay bard. sıvı yağ
1/2 çay bard.  sızma yağ
2 kupa pirinç
1.5 kupa su
3 tatlı kaşığı tuz
2 adet kesme şeker
2 tepeleme tatlı kaşığı yeni bahar
 1.5 tatlı kaşığı kara biber
3 çorba kaşığı yıkanıp süzülmüş kuş üzümü
22 adet orta boy dolmalık biber
3 orta boy domates (kapak olarak kullanmak üzere)

Yapılışı:
Kuru soğanlar yağda kavrulur. Pirinç, tuz, yenibahar, karabiber, kuş üzümü eklenir. Daha sonra 1.5 kupa su  konur, kısık ateşte pişirilir. Dinlenmeye bırakılır. Biberlerin içi doldurulur, domates dilimiyle kapatılır. Kaynayana dek yüksek ateşte daha sonra kısık ateşte  dk. pişirilir.
Afiyetle yenir!

Yeniden görüşünceye dek dostça, sevgiyle kalın!

Arşivden Tiramisu



Sevgili dostlarım yeniden merhaba! Güldal ablamın yaptığı tiramisunun tarifini yeniden veriyorum. Çünkü artık 
sıklıkla kitap tanıtımına yer veriyorum. Mutfağı boşladım. Bu nedenle arşivden tarife yer veriyorum!

Malzemeler:
1 adet kakaolu  kek tabanı
1 paket labne peyniri
½ kg süt
1 yumurta sarısı
1 çay bardağı toz şeker
1 kupa nescafe (keki  ıslatmak için,  4 kesme şeker ile tatlandırılmış)
3 çorba kaşığı un
Üzeri için kakao
Yapılışı:
Kekin iki ayrı parçası bir kupa nescafe ile eşit miktarda ıslatılır, bir kenarda bekletilir. Ayrı bir kapta yumurta sarısı ile süt çırpılır, tencereye un ve toz şekeri koyup karıştırılır, üzerine yumurta karışımlı süt ilave edilir, ağır ateşte krema pişirilir, inmesine yakın labne ilave edilir, piştikten sonra kremanın bir miktarı kekin arasına geri kalanı kekin üzerine yayılır. Biraz soğuduktan sonra kakao serpilir.
Not: 1-Servise sunmadan bir gün öncesinde yayılması tavsiye edilir ( tiramisunun lezzetinin tam olarak oturması için)
2- Damak tadınıza göre  nescafe karışımının içerisine 2 çorba kaşığı baileys  ya da 1 çorba kaşığı konyak konulabilir.
Afiyetle yenir!
Yeniden buluşuncaya dek sevgiyle kalın!

Menekşe Kokulu Hikayeler


Hayata Bir Bardak Çay Molası

Sevinçlerini Sakın Erteleme
Her Yemekten Sonra Şükret
Biri Seni Kucakladığında
İlk Bırakan Sen Olma...

Okurken içinizi huzurla dolduracak, yüreğinizi ısıtacak, iyilik, sevgi, dostluk ve mutluluğu dile getiren birbirinden güzel 69 adet hikâyeden derlenen bu kitapla hayata keyifli bir mola verip kargaşadan sıkıntılardan uzaklaşacaksınız.

Sevgiyi, dünyadaki tüm kötülüklere karşı bir zırh gibi giy. Bu zırh, hiçbir silahın delemeyeceği tek kalkandır.
(Tanıtım Bülteninden)

1 Nisan 2014

İstanbul Yolları



Merhaba dostlarım, nasılsınız, dilerim çok iyisinizdir. Pazar günü oyumu kullandım ve İstanbul'a gitmek üzere yola çıktım. Yuvaya geldim, annem ve Birgül ablam ile sohbet ederek çayımı içtim. Yorgunluğumu biraz olsun giderince Güldal kuzum geldi, bizi aldı, evlerine götürdü. Akşam onlardaydık. Ablam ve İloşumla bol bol sohbet ettik, seçim sonuçlarını değerlendirdik. Sonra annemle eve döndük, ben hemen yattım. Dün sabah erkenden çıkıp Bahçelievler'e doktora gittim. Hastaneye erken vardığım için sıram öne alındı. Çok mutlu oldum. Doktorum beni kontrol etti,  yine çağırdı. 23 Nisan'da törenden sonra İstanbul'a geleceğim. Ertesi günü yine doktora gideceğim, bu kez tahlil yapılmasını isteyecek sonra da sonuçları değerlendirecek. Doktorumdan çok memnunum, Birgül ablam önerdi. Çok dürüst, yardımsever, anlayışlı, açıklayıcı bir doktor. Mayıs sonunda da ilaçlar düzenlenecek. İşte durum bu! Yani bana yine yollar görünüyor!
Doktordan çıkınca hiç beklemeden otobüse bindim, eve geldim, Dilek'e kahve içmeye çıktık, sohbet ettik.
Annemle eve döndük, bir şeyler atıştırdık, çayımızı içtik ve Uzunköprü'ye gelmek üzere yola çıktık.
İlk olarak Pazar günü İstanbul'a gelirken Metro'nun yaptığı bir değişiklikle karşılaştım. Önceden otobüs Bahçeşehir'den geçiyordu, bizi bırakmadan Otogar'a gidiyordu. Şimdi Selimpaşa'da bırakıyor, servisler gideceğin yere bırakıyorlar. Servisler her saat başı hareket ediyorlar. Sonra dönüşte servis yine Selimpaşa'ya bırakıyor, oradan seni otobüsün alıyor. Pazar günü trafiğe takılmadık, boşuna gerisin geri dönmedik, bir buçuk saat kazandım. Zamandan ve yoldan tasarruf! Otogar'a  gitmedik.  Metro, tüm Trakya'ya bu hizmeti veriyor! Ama dün servis bizi Selimpaşa'ya bırakınca otobüsümüzün gelmesini bir buçuk saat boyunca bekledik. Biz de annişle zorunlu keyif yaptık, o çay içti  ben de kahve. Sonra da oradaki mağazaları gezdik. Orada restoranlar da var, anneme bir gün ablamlarla buraya gelelim dedim. Sonra da otobüsümüz geldi, bizi aldı, Uzunköprü'ye geldik, evimizin önünde indik. 
Eveet annem benimle, onu çok özledim. Misi'yi İstanbul'a gittiğim gün özlemeye başladım, varlığına o kadar alıştım ki anlatamam! Misi de bizi özlemiş. Bende haberler şimdilik bu kadar, yeniden  görüşünceye dek sevgiyle kalın dostlarım!




29 Mart 2014

Aşkın Celladı



Elinizdeki bu kitapta, psikoterapist Irvin D. Yalomun yalnızlık, ölüm korkusu, yaşama amacını yitirme gibi, aslında hiçbirimizin tamamen kaçamayacağı temel insanlık kaygılarından rahatsız olan hastalarıyla yaptığı çalışmalardan seçtiği, on ilginç öykü bulacaksınız.

* Bu kitap başucumda duruyor, dilediğim zaman okuyorum. Çok güzel bir kitap, ilgilenenlere duyurulur.


Büyük Güne Hazırlanırken


Sevgili dostlarım merhaba, dilerim keyfiniz yerindedir. Benim de keyfim  yerinde.
Evvelki gün iş arkadaşım Fatmanur ile birlikte Kadir Bebe'ye gidip 23 Nisan için gösteri kıyafetleri baktık. Kızlar için çok güzel, krem rengi ve uzun elbise beğendik. Ben onu görür görmez çarpıldım doğrusu. İki takım gömlek ve etek baktık. Etek sayısı üçe çıktı. Erkeklere de kızların giysilerine göre keten pantolon, gömlek ve papyon seçtik.  İpad'imden ablama seçtiğimiz tüm giysileri viber programı ile gönderdim. Hepsini çok beğendiler. Ama İloş ve ablam elbiseye bayıldılar. Dün 23 Nisan ile ilgili olarak veli toplantısı yaptım.
Elbise oy çokluğuyla seçildi buna göre erkekler siyah pantolon, krem gömlek giyecekler ve siyah papyon takacaklar.
Sonra birkaç velim ve öğrencimle birlikte Kadir Bebe'ye ölçü almaya gidildi. Seçim hemen herkesin hoşuna gitti. Bilenler bilir Trakya'nın düğünü bol olur. Düğünlerde giyilebilecek bir elbise seçtik.
Bugün Aytülcüm, anneme gitti, Güldal kuzular da gittiler tabii. Ben ipad'imden Aytülcüm'e elbiseyi ileti olarak gönderdim. Annem de Aytülcüm de çok beğendiler. Elbise abiye ama sade abiye, üst kısmında pırıltılar var. 23 Nisan'a hazırlanıyoruz, telaşımız büyük. Benim çocuklar Rober Hatemo'nun "Senden Çok Var" şarkısında
ve Ayça'nın "Küçük Kız" şarkısında oynayacaklar. "Küçük Kız" çocukluğumuzun şarkısıydı.  Bana küçükken deselerdi ki "büyüyünce anaokulu öğretmeni olacaksın, öğrencilerini bu şarkıyla dansa hazırlayacaksın". İnanmazdım. Ben küçükken baş hemşire olmaya takmıştım. Ama 12 yaşımdan beri öğretmen  olmak istiyordum. Evet yarın büyük gün, seçim var, bakalım sonuç ne olacak? Yarın oy verir vermez İstanbul'a gideceğim. Malum ertesi günü doktor kontrolü var. Neyse ki Pazartesi günü okullar tatil.
İşte böyle. Benden şimdilik bu kadar! Yeniden görüşünceye dek dostça, sevgiyle kalın.



Cennet Gibi



Bazen yalnızca arkadaş olmak yetmez, âşık da olursun.

Honoria Smythe-Smith:

A) Berbat keman çalıyor
B) Çocukken ona takılan Böcek isminden dolayı hâlâ kırgın
C) Ağabeyinin en iyi arkadaşına KESİNLİKLE âşık değil
D) Hepsi

Marcus Holroyd:

A) Chatteris Kontu
B) Üzücü şekilde ayağını burkmaya eğilimli
C) En iyi arkadaşının kız kardeşine KESİNLİKLE âşık değil
D) Hepsi

İkisi beraber:
A) Bolca çikolatalı pasta yiyorlar
B) Korkunç bir hastalığı ve dünyanın en kötü müzik gösterisini atlatıyorlar
C) Çaresizce birbirlerine âşık oluyorlar
D) Hepsi

Bu bir JULIA QUINN kitabı, bu yüzden cevapları biliyorsunuz değil mi?
(Tanıtım Bülteninden)

27 Mart 2014

Kadere İnanır mısın?



New York Times çok satanlar yazarı Julie Garwood okurlarını bir kez daha nefes kesen sürükleyici bir aşk hikâyesinin derinlerine çekiyor...

Christina Bennett Londra sosyetesini kasıp kavurmaktaydı. Göz alıcı güzel, Lyonwood Markisi Lyon bir gece ona etkileyici ve duygusal bir öpücük verene kadar gizemli geçmişinin sırlarını herkesten saklayabilmişti.

Bir korsanın tutkusuna sahip kibirli bir soylu olan Lyon, sakin duruşunun altında için için yanan vahşi ateşin tadına baktığı an Christinaya sahip olacağına dair ant içti...

Fakat cesur ve cüretkâr Christina o kadar kolay fethedilmeyecekti. Kalbinin ve kaderinin efendisi olan Christina markinin baştan çıkarıcı okşamalarına karşı koymalı mıydı?

Aşkına teslim olmaya cesaret edemiyordu. Çünkü o zaman değerli sırrından ve çizilen kaderinden vazgeçmek zorunda kalacaktı...

"Olağanüstü... Konusu ve karakterleriyle eşsiz bir şekilde
kaleme alınmış bir hikâye."

-Johanna Lindsey-

"Büyüleyici bir aşk hikâyesi. Uzun zamandır
okuduğum en iyi kitaplardan biri."

-Judith McNaught-
(Tanıtım Bülteninden)





Hiç Ayrılmayalım



Christine Leenin o korkunç araba kazasında annesini kaybetmesinin üzerinden iki yıl geçti. Babası şimdi eski bir güzellik kraliçesi olan Candace ile nişanlı ve Christine bundan hiç de hoşnut değil. Üstelik davranışları okul hayatını da etkilemeye başladığı için rehberlik seanslarına katılmak zorunda.

Mucize Kızlar ise aralarındaki sorunlar yüzünden dağılmanın eşiğine gelmiş durumdalar. O güzel yaz günleri geride kaldı artık. Peki şimdi ne olacak?

Christinein öfkesi ve lisenin stresi Mucize Kızların birbirlerine en çok ihtiyaç duydukları zamanda dağılmalarına mı neden olacak? Yoksa hepsi elele verip Christinee annesinin ölüm acısını atlatması ve babasının yeni evliliğini kabullenmesi için yardım mı edecekler?

Zor bir yıl bekliyor Mucize Kızları.

Zor ve uzun bir yıl.

"Arkadaşlık ve inanç gibi önemli temaları olan güçlü hayat dersleri anlatılmış."
-Romantic Times-
(Tanıtım Bülteninden)



Gökyüzünün Uzak Ucu



Callie küçük bir kızken doğum gününde aldığı ve "sonsuza dek mutlu yaşadılar" adını verdiği sandalyesini gelecekte hep evinin bir köşesine koyma hayali kuruyordu. Ancak otuzuncu yaş gününü hâlâ birlikte yaşadığı huysuz büyükbabası ve tuhaf ailesiyle hiç hesapta olmayan bir şekilde kutlayan Callieye hayatının en kötü sürprizini çocukluk aşkı Mark yapmıştı. Kaybedilmiş bir aşk, vazgeçilmiş bir kariyer ve boşluk… Ta ki başını kaldırıp gökyüzüne bakıncaya dek. Gökyüzünü, kasabaya yeni taşınan Ianın gözlerinde görünceye dek. Bu gizemli adam Callienin yaralarını sarabilecek mi…

"Kristan Higgins öyle parlak bir yeteneğe sahip ki yürek burkan hikayelerde bile okuyucuları gülümsetmeyi başarıyor."
-Kirkus-

"Kristan Higgins sizi hayal kırıklığına uğratmayacak bir yazar."
-Romantic Times-
(Tanıtım Bülteninden)


24 Mart 2014

Kırık Kalpler Kürü




















Yanmış bir kutu yemek tarifi, sıkıntılı bir çocuğun bilgeliği, usta ellere muhtaç bir ev, sessiz dağı dinleyen bir anne ve sonsuzluk bilmecesini çözecek bir öpücük… Yeni bir umut arıyorsanız daha önce hiç bakmadığınız yerlere bakmalısınız.

"Yağmurlu bir günde koltuğa kıvrılıp okuyacağınız, bir fincan çayla size eşlik edecek harikulade bir kitap."

-Northside (Avustralya)-

İki yıl önce kaybettiği eşinin bıraktığı boşluğu hiçbir şeyle dolduramayan Heidi, yedi yaşındaki obsesif-kompulsif oğlu Abbot ve on yedi yaşında hayattan bıkmış yeğeni Charlotte ile Fransanın güneyinde bulunan küçük bir kasabaya, İkinci Dünya Savaşından bu yana kırık kalpleri onardığı bilinen aile yadigarı eve taşınır.

Orada Charlotte herkesi şok edecek bir sırrını paylaşır, ve Heidi küçük bir çocukken annesinin "kayıp yaz" dediği o dönemde neler olduğuyla ilgili çok önemli bir gizemi keşfeder. Ailenin bütün sırlarını biliyormuş gibi görünen komşuları ve bilmece gibi bir adam; elli yıl önce bırakılmış ve hiç açılmamış bir paketin ortaya çıkmasıyla, üç jenerasyonu karşı karşıya getirecektir. Heidi, Charlotte ve Abbot aşkın, yasın ve iyileşmenin denklemini çözmeye çalışırlar.

Bir kar küresi hayal et. İçinde de karlar altında kalmış bir ev. O evin içinde, yatağının kenarına oturmuş ve elinde bir kar küresi sallamakta olan bir kadın. Ve o kar küresinin içinde de karlar altında kalmış bir ev ve o evin içinde de bir kadın. Bu seferki de mutfakta durmuş, bir kar küresi sallıyor ve o kürenin içinde de...

"Her güzel aşk hikayesinin içine gizlenmiş başka bir aşk hikayesi daha vardır."
(Tanıtım Bülteninden)

23 Mart 2014

Hafta Sonu Keyfi



Sevgili dostlarım merhaba! Bu hafta sonum annemsiz geçti. Geçen gece geç yattım, dün geç kalktım, tembellik ettim. Bugün YGS vardı, ben, evimin karşısında bulunan Endüstri Meslek Lisesi'nde gözetmenlik yaptım. Öğleyin sınav bitince gazete aldım, alışveriş ettim, eve döndüm, banyo yaptım (cici kız oldum), çayımı içtim. Bacaklarımı uzatıp gazete keyfi yaptım. "Kim Milyoner Olmak İster" yarışması oynadım. Kedişimle oyun oynadık.  Bir hafta sonu da böyle geçti işte. Önümüzdeki hafta seçimde oy kullanır kullanmaz İstanbul'a  gideceğim, ertesi gün tatil zaten, doktor kontrolüm var. Sonra da annemle buraya döneceğiz.
Yeniden görüşünceye dek sevgiyle, sağlıkla kalın, dostça kalın!



Yol



Lillian, ailesini Turovdaki katliamda kaybettikten sonra üstünde ölü bir kızın paltosu, elinde ölü bir adamın çantasıyla Amerikaya gelir. Yaşadığı trajediye rağmen hayatına yeni bir şekil vermek için çabalarken öldüğünü sandığı kızının hayatta olduğunu öğrenir ve onu bulmak için akıl almaz bir yolculuğa çıkar. Seattle, Alaska, Sibirya...

Acı bir masal tadındaki yolculuğunun her bir durağında yeni hayatlar karşılar onu. Lillian o hayatları da yaşar. Bir ömre kaç hayat sığarsa o kadarını yaşar işte... Ve bazı masallar sona ulaşmadan biter…

Amy Bloom, en güzel kitaplarından biri olan Yolda bir kez daha görüldüğü üzere fazlaca yüce gönüllü bir kalbe ve parlak bir hayal gücüne sahip
-Hartford Courant-

Eşsiz bir çalışma ve eşsiz çalışmalara nadiren rastlanıyor... Ustaca yazıya dökülmüş bir hikâye, canlı karakterler, hoş detaylar.
-Los Angeles Times Book World-

Bloom, çapraz yönlerden esen duygusal ve fiziksel rüzgârlara tutulmuş insanları sıradışı bir özenle yazıyor. Tatmin edemedikleri arzular, kurtulamadıkları hastalıklar ve bu dünyanın sınırlarını her zaman aşan bir aşk... Romanın bütünü alev alev yanan bir ateş gibi. Gözü kara ve sürükleyici, kesinlikle hipnotize olacaksınız.
-Washington Post Book World-
(Tanıtım Bülteninden)


20 Mart 2014

Taptaze Kitaplarım


Yeniden merhaba sevgili dostlarım. Farklı zaman dilimlerinde ama kısa bir sürede  bir sürü kitabım oldu. Bana sıraya koyup okumak düşüyor. Taptaze kitaplarımdan "Pamuk İpliğinden Hayaller" ile başladım okuma serüvenime. Araya Aytül ablamın aldığı kitaplar da giriyor zaman zaman. Ben blogta "Boş Yere Süslenme" kitabının tanıtımını yapmıştım, bir süre okudum. Ama ablamın dediği kadar eğlenceli değildi, laf olsun diye okuduğumu fark edince bıraktım. İnsana pek bir şey veren bir kitap değil. Yüzeysel.  Kısacası ben beğenmedim. Ama "Pamuk İpliğinden Hayaller" okumaya başlar başlamaz insanı kendine çekiyor.
Onu da evvelki gün Uzunköprü Onur Market'te görmüştüm. Ertesi günü çok sevdiğim iş arkadaşım  Fatmanur'dan almasını rica ettim. Beni kırmadı, aldı. Benim en sevdiğim şey kitap alır almaz iç sayfasına adımı ve tarihi not düşmek.
 Ben şu anda bu yazıyı sizlerle paylaşabilmek için bilgisayarla cebelleşiyorum. 
Önceleri ne güzel her işimi firefox'ta halledebiliyordum. Şimdi blogum açılır açılmaz hata veriyor, arama sayfası devreye giriyor. Son günlerde  yazıyı chrome'da yazıyorum, resimleri explorer'de yükleyebiliyorum. Parti parti iş hallediyorum anlayacağınız, sayfaların takıldığını da  düşünürsek Allah bana sabır ve kolaylık versin! Benden şimdilik bu kadar dostlarım, sevgiyle, sağlıkla hoşçakalın!





Aşkın Öteki Yüzü



XIX. yüzyılın sonu, New York...

Toplumsal sınıfları, ahlak anlayışı ve katı kurallarıyla oldukça muhafazakar bir kent.
Newland Archer, pek çok aristokrat gibi hukuk eğitimi almış, güzel sanatlara, felsefeye düşkün genç bir avukattır. Ailesi Archerin May Weiland ile evlenmesini uygun bulur.

Heyecanlı nişanlılık dönemi bir süre sonra yerini mutsuz bir evliliğe bırakır.

Mayin Avrupada yaşayan kuzeni Madam Olenskanın zengin kocasını terk edip New Yorka gelmesiyle hayatlarında yeni bir dönem başlar. Madam Olenska, bu çevrenin alışkın olmadığı kadar özgür, cesur, hayal gücü zengin bir kadındır. Mayin muhafazakar, geleneklere bağlı ve sıkıcı haline karşın Madam Olenska sıradışı tavırlarıyla Archeri büyüler. Aşkının karşılıksız olmadığını anlayan Archer ilerleyen zamanlarda aşkla vicdanı, muhafazakarlıkla arzuyu, özgürlükle itaati ayırt edemeyecek kadar büyük bir girdabın içine girer.

XX. yüzyıla gelindiğinde ise ne New York eskisi gibidir, ne de insanları...

19 Mart 2014

Çok Hafif Bir Karnıyarık


Sevgili dostlarım merhaba! Yine uzunca bir süredir tarif yayımlamıyorum. Annem, geçen hafta Birgül abla gelecek diye karnıyarık hazırlamıştı. Ben de kendisini tarifi vermesi için yeni ikna edebildim.
Gecikmeden tarifi veriyorum.
Malzemeler:
1 kg orta boy patlıcan
1,2 kg kıyma
1 demet maydanoz
4-5 diş sarımsak
1/2 tatlı kaşığı tuz
1/2 tatlı kaşığı karabiber
3 orta boy soğan
1 çorba kaşığı salça
1 domates
patlıcanların sayısı kadar sivri biber

Yapılışı: Patlıcanlar alacalı soyulur, 1 saat kadar tuzlu suda bekletilir. Sudan çıkartılarak kağıt havluyla kurulanır.
1 kaseye 1/2 çay bardağı sıvı yağ konur. Yumurta fırçasıyla patlıcanların her yerine yağ sürülür. Yağlı kağıt konmuş fırın tepsisine patlıcanlar dizilir, orta ısılı fırında yaklaşık 45 dk. kızarması sağlanır.
Diğer yandan bir tencerede soğanlar kavrulur.  Sarımsak ve kıyma eklenir, kavrulur, baharat, tuz, salça eklenir. Altı kapatılınca ince kıyılmış maydanoz eklenir. Patlıcanların içi doldurulur, patlıcanlar borcama yerleştirilir. Patlıcanların üzerine birer biber, birer dilim domates konur. 1 su bard. su eklenir. Orta ısılı fırında 40-45 dk. pişirilir.
Yeniden görüşünceye dek dostça kalın!






17 Mart 2014

Hepimiz İyi Olalım


Merhaba sevgili dostlarım, nasılsınız, dilerim iyisinizdir. Ben de annemle, Misi'mle birlikte çok iyiyim.  Neler yapıyorum, güzel, dinlendirici bir hafta sonu geçirdim. Okula gittim. Yarından itibaren 23 Nisan gösterisi için çocukları hazırlamaya başlayacağım. Dilerim  gösterimiz çok beğenilir.
Ben, en kısa zamanda burada sevdiğimiz bir yemek tarifi vereceğim, hafif, lezzetli bir o kadar da pratik. Fotoğrafları hazır, annem vermeye gönüllü olduğu zaman da tarifi paylaşacağım.
Benden şimdilik bu kadar, sevgiyle, dostça, sağlıkla kalın!

15 Mart 2014

Her Şeyin Gizemi



Köklerini arayan bir kadının aşk, yemek ve duygu dolu hikâyesi…Yalnız ve özgür ruhlu biri misiniz? Kendinizi kaybolmuş mu hissediyorsunuz?Macerayı sevseniz de gerçekte bağlanmaya hazır mısınız?Ya aşk? Yoksa ondan uzun zaman önce vaz mı geçtiniz? Tıpkı Tessa gibi...Tessa 37 yaşında güzel ve maceracı bir tur rehberidir. Dünyayı dolaşmış olmasına rağmen kendi içine yaptığı yolculukta henüz bir yere varamamıştır.Ta ki bir gün hafızasının derinlerinden çıkagelen kötü bir çocukluk anısı onu New MexicoDağlarının eteğine sürükleyene dek… Yanık tenli insanlar ve başıboş köpeklerle dolu bu mistik kasabanın bir de dünyaca meşhur bir kafesi vardır: 100 Kahvaltı Kafe.

Kafede hayatı mücadeleyle geçmiş güçlü kadınlar birbirinden zengin kahvaltı çeşitleri hazırlamaktadırlar. Her sabah uğradığı bu ilham verici kafe, Tessanın geçmişindeki yaraları yeniden kanatsa da, sadece gerçek benliğiyle ilgili soruların değil, aynı zamanda özlemini çektiği bir aşkın da anahtarını sunar… Hayat bir hazinedir ve anahtarı bazen çok yakınımızdadır...


(Tanıtım Bülteninden)

Kocan Kadar Konuş



"Türkiyede kadınların DNAlarına kodlanmış olan evlenme saplantısı, ne yazık ki bizim ailede daha yoğun. Millete ailesinden genetik miras olarak mavi göz kalır, bize bu evlenme saplantısı kalmış. Sinek kadar eri olanın dağ kadar feri olurmuş atasözü, anneannem Peykerin lafıdır. Yani o sözü söyleyen ata, bizzat benim anneannem.

Sözün özü, kocan varsa varsın, yoksa da geçmiş olsun. Hele ki bir de 30una gelip de bekâr kaldıysan bu dünyada yatacak yerin yok!"

Evli misin?
Ya nişanlı?
Sevgilin var mı?
O da mı yok!
Yaş kaç?
Hmm. Anlaşıldı.

Sen en iyisi bu kitabı bir oku. Yalnız değilsin Türk kızı! Senden çok var -ay bunu da yanlış anlayıp trip atarsın sen şimdi. Yok, öyle demek istemedik. Ailen, çevren, eşin-dostun-arkadaşınkankan, hepsi evlilik lafı ediyor değil mi? Ama zor iş.

Koca bulmak ÇOK zor iş arkadaş…
(Tanıtım Bülteninden)

Mutlu Sonlar Bahçesi



Hiçbir kış sonsuza dek sürmez; hiçbir bahar sırasını savmaz… Dünyanın tüm renkleri solup kayboldu, gözlerin olmayınca. Kahkahanın eşlik etmediği bir müziğe katlanamıyorum. Kokunu taşımayan havayı zar zor soluyabiliyorum. Parlak gün ışığını yalanlayan sert rüzgârlar esiyor şimdi bahçemde… Neredesin? Yaşadığı trajedinin ardından Elsa Montgomery bir inanç krizine girer. Doğduğu kasabaya geri dönen Elsa, bir aşevinde gönüllü olarak çalışmaya başlar. Muhtaç insanlar için yemekler hazırlarken yüreği anlam arayışını sürdürür. Elsa'nın mütevazılığına tezat oluşturan kız kardeşi Tamsin ise kocası yüzünden sahip olduğu her şeyi kaybeder; umudu dışında… Hayata tutunmaya çalışan iki kız kardeşle birlikte, arkadaşlığın ve dayanışmanın kol gezdiği, umutların filizlendiği yemyeşil bir bahçede dolaşmaya; aşkı yeniden tatmaya; bereketli toprağın, gün ışığının yenileyici gücüyle tanışmaya hazır olun… Barbara O'Neil, en önemli malzemeleri umut, aşk ve inanç olan mutlu sonlar tarifiyle hem damağınıza hem de yüreğinize hitap edecek, içinizi ısıtacak.

"Bu kitap sizi gülümsetecek, ağlatacak, eski bir aşkın ya da sadece fırından yeni çıkmış taptaze bir parça ekmeğin hasretini çektirecek. Lezzet dolu her bir lokmasını sevdim."
-Jennie Shortridge, When She Flew kitabının yazarı

"Sürükleyici… O'Neal'ın kararlı kadınlar, sevgiyle kurgulanmış karakterler ve gerçek duygularla yüklü romanı standart kadın romanlarından bir gömlek üstün!
-Publishers Weekly
(Tanıtım Bülteninden)

Geçmişten Gelen Mutluluk


















Sosyetenin yakın markajındaki Philippa için inanılması güç olan şeylerin başında aşk gelmektedir. Hayatını, yaşıtları gibi mutlu bir evlilik kurma yolunda harcamaya niyeti yoktur. Onun için en önemli şey bilimdir. Soğuk bir laboratuvarı, sıcak bir eve tercih eder. Öte yandan üzerindeki evlilik baskısından da kurtulmalıdır. Kendisi için uygun görülen eş adayıyla evlenecek ve üzerine düşen görevleri yerine getirdikten sonra, kalan vaktini, kendini bilimsel anlamda geliştirmeye adayacaktır. Yapması gereken tek şey, evlendiğinde yerine getirmek zorunda kalacağı görevleri ona anlatacak birini bulmaktır. Bunun için de, çalabileceği en yanlış kapıyı çalar ve Londranın önemli kumarhanelerinden birinin ortağı olan Crossdan yardım ister. Crossun ise Philippayla ilgili bambaşka planları vardır.

"Sarah MacLean, zekice kurgulanmış romanları ve orijinal karakterleriyle sizi heyecanlandıracak. İyi bir kitap okumayı hak ettiğinizi düşünüyorsanız, bu kitabı kaçırmayın."

-Linda Howard-
(Tanıtım Bülteninden)

14 Mart 2014

Beyaz Gardenya



"Anya, sen beyaz bir gardenyasın. Çok güzel ve saf..."
Büyüleyici bir öykü...

Rus devriminin ardından Beyaz Rus aileleri için bir sığınak yeri haline gelen Çinin Harbin Bölgesi...

Eşini kaybettikten sonra kızı ile birlikte kendi küçük dünyasını kuran Alina...

Ve annesinin vermek zorunda kaldığı bir karar sonucu hayatı tamamen değişecek olan Anya...

İkinci Dünya Savaşı sonlarında patlak veren Japonya-Çin Savaşının ortasında kalan anne-kız için artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır... Birçok karakterin eşliğinde, Şanghaydan Rusyaya, Pasifik Okyanusu ortasındaki ıssız bir adadan Avustralyaya uzanan, zengin olay ve tarih örgüsüyle ilgi uyandıran bu kitap; aşk, özlem ve bağışlamak üzerine kurulu bir masal gibi...

Beyaz Gardenya, yeni bir efsanenin doğuşunu müjdeliyor!

"Tek kelimeyle büyüleyici!"
-Daily Telegraph-

"Tutkulu ve çok etkileyici bir aile hikâyesi..."
-Australian Womens Weekly-

"Kesinlikle elinizden bırakamayacaksınız!"
-NW-

"Belinda Alexandra, anneler ve kızları arasında ömür boyu varlığını koruyan o bağı, öylesine güçlü anlatmış ki..."
-Paullina Simons-


Pasaklı Tanrıça




Tahmin edilemez, unutulmaz ve son derece sevimli bir roman kahramanı olarak Samantha Sweeting, Pasaklı Tanrıça kodlu ilk macerasında tüm romantizmi ve komedisiyle sizlerle buluşmaya hazır.

Samantha, Londrada çalışan bir üst düzey avukat. Günün her saati iş başında, ev hayatı yok, tek düşündüğü şirkete ortak olabilmek. Üzerindeki baskı ve adrenalin onu fena halde coşturuyor. Ta ki bir gün, ...bir hata yapana kadar. Öyle büyük bir hata ki bu, kariyeri mahvolabilir.

Tamamen aklını kaçırıp Londradaki ofisinden çıkıyor, bir trene binip hiç bilmediği bir yere gidiyor. Yol sormak için büyük, güzel bir evin kapısını çalınca iş görüşmesine geldiği zannediliyor ve o evde hizmetli olarak çalışması teklif ediliyor. Tabii ki bu evli çift ev işlerini halletmesi için bir avukatı işe aldığından habersiz. Fakat düşünün ki Samantha fırının nasıl çalıştırılacağını bile bilmiyor. Felaketler birbirini kovalıyor. Samantha çamaşır makinesiyle, ütü masasıyla , deterjanlarla müthiş bir savaş verirken; büyük şeflere özel yemekler pişirmeye kalkışırken tam bir kaos yaşanıyor.
İyi de acaba işverenleri evdeki hizmetlinin başarılı bir avukat olduğunu öğrenebilecek mi? Eski hayatı Samanthanın yakasını bırakacak mı? Bırakmasa bile, Samantha geri dönmek isteyecek mi?

Göreceğiz!

"Adım Samantha. Yirmi dokuz yaşındayım. Hayatımda hiç yemek pişirmedim. Yer silmedim. Toz almadım. Düğme falan da dikemem. Yapmayı bildiğim tek şey kontratları yeniden düzenlemek ve müvekkilimi milyonlarca pound kâr ettirmek."
PASAKLI TANRIÇA, hayatı biraz daha ağırdan alması gereken genç bir kızın hikâyesi. Ki bu kızın artık kendini bulması, en önemlisi aşkı bulması gerekiyor. Ve elbette ki sözü edilen bu kızın, bir kenarda öylece durmasına alışkın olduğu ütü masasının ne işe yaradığını da artık uygulamalı olarak öğrenmesi gerekiyor.
(Tanıtım Bülteninden)