14 Mart 2014

Sensiz Ölümdür Aşk



İki insan, iki ülke, kesişen iki hayat ve bir müthiş aşk...

Kime sorsak aşkı farklı anlatmaz mı?

50 insan, Stefano ve İzmirin hikayelerini anlatmak için birleşti. Onların aşkı mesafeleri aştı, 50 yazar onların hikayesini yazdı.

50 yazar:
Alper Akdeniz, Alper Baran Esin, Altuğ Selçuk, Aylin Onart, Aynur Kuran, Babacan Pesenkurdu, Bahadır Yüksekşan, Banu Şen, Berna Ergin, Birgen Engin, Burcu Tuna, Didem Baydar, Dilara Çağlayan, Duygu Erşen, Ece Tüzün, Ece Türkmut, Eda Lortlar, Eda Ongün Balık, Elvan Karanfil, Emre Akdemir, Engin İnce, Erdem Erdoğan, Erhan Gölbey, Esin Sayın, Filiz Kahraman, Fulya Demirören, Gökhan Kökuşoğlu, Gökmen Küçüktaşdemir, Güneş Saraçoğlu, Hakan Asılkefeli, Hakan Urgancı, Halil Fincan, Hatice Çelenk, Jülal Malhatun Zalma, Kezban Şahin Taysun, Leyla Bal, Manolya Özek, Mehmet Erduğan, Melike Çerçioğlu, Namık Kuyumcu, Necmettin Tetik, Olcay Meşe, Oya Pardak, Öznur Usanmaz, Selin Tabak, Senem Yazıcı, Şeyda Şentürk, Yeliz Pesenkurdu, Yeşim Kırlı, Zeki Hozer, Sinem Keskin.
Elinizde tuttuğunuz bu kitabın satışından elde edilen tüm gelir Ulusal Down Sendromu Derneğine bağışlanmaktadır.
(Tanıtım Bülteninden)

12 Mart 2014

Ayrılık



New Yorkta bir Broadway müzikalinin yeniden çevrimi için seçmelere katılma hakkı kazanan Bailey eline bir kez geçecek bu fırsatı değerlendirmeye kararlıdır. Fakat gerçekten de ailesini ve arkadaşlarını bırakarak şehirde tek başına yaşayabilecek mi? Peki ya Cody ne olacak? Ortadan kayboluşu Baileyyi gelecekleri için kaygılandırıyordu, aralarındaki aşk devam edebilecek miydi? Cody ise Cezaevindeki annesine daha yakın olabilmek için Indianapolisin dışında küçük bir yerde antrenörlüğe başlamıştır. Yeni arkadaşlar, aralarına giren mesafe ve ortaya çıkan durumlar Bailey Flanigan ile olan ilişkisinde çatlaklara neden olmuştur.
Sevgi, yalnızlık, büyük fırsatlar ve hatta daha büyük kararlar bu hikâyenin önemli noktalarını oluşturuyor.
(Tanıtım Bülteninden)




Evine Hoşgeldin



Sahip olduğu her şeyi talihsiz bir kaza sonucu kaybeden Gabe Callahan, sakin dağ kasabası Angels Restin ıssız bir dağ evinde tek başına yaşamaya başlar. Kendini yaşamdan soyutlamıştır. Yalnız ve beklentisiz sürdürdüğü yaşamı, kasabada yaşayan Nicole Sullivan ile karşılaşması sonrasında karışır. Gabein yorgun ve umutsuz hali Nicolee tanıdık gelir. Çünkü kendisi de yıllar önce yaşadığı büyük bir yıkımın ardından aynı şeyleri hissetmiş ve her şeyden uzaklaşmak için Angels Reste yerleşmiştir.
Tanışmalarının ardından yaşadıkları tesadüfler sonucu birlikte geçirdikleri bir gece, onlara hayatlarının belki de en büyük sürprizini hazırlamıştır. Ya aynı yerden ikinci kez kırılacak ya da ayağa kalkacaklardır.

"İkinci bir şansın ve sevginin nasıl da önemli olduğunu derinden hissetmenizi sağlayacak müthiş bir hikâye. Sakın kaçırmayın!"
Susan Wiggs

"Emily Marchın romanları, kalbinize de ruhunuza da iyi gelir."
Lisa Kleypas

(Tanıtım Bülteninden)

10 Mart 2014

Bir Aşk Çarpıntısı




Hayata yön veren büyülü anlar vardır…
Gansett Adasında tek çocuğuyla yaşayan ve çevresi tarafından çirkin iftiralara maruz kalan dul bir kadının hayatı, bir trafik kazasıyla tamamen değişir. Bisikletiyle işine gitmek üzereyken bir arabanın kendisine çarpmasıyla çalışamayacak hale gelen Maddie, tahmin bile edemeyeceği gelişmelerle karşılaşır. Varlıklı ve tanınmış bir ailenin en büyük oğlu Mac, bir hapishane olarak gördüğü ve üniversite bahanesiyle ayrıldığı adaya ailevi bir meseleden dolayı geçici süreliğine dönüş yapar. Doğup büyüdüğü yere adımını attıktan dakikalar sonra yaşadığı bir olay, genç adamın adaya dair düşüncelerini tamamen değiştirir. Gansett Adası, farklı hayatlara sahip iki insana kimi zaman yürekleri burkan kimi zaman yüzleri gülümseten bir oyun hazırlığındadır…
"İnsana iyi gelen hikâyesi, merak uyandıran karakterleri ve duygusal dokunuşlarıyla doyumsuz bir okuma sunan Bir Aşk Çarpıntısı, okuru yazarın sonraki kitapları için heyecanlandırıyor."
Joyfully Reviewed
"Bir Aşk Çarpıntısı, insana ilham veren büyüleyici bir roman. Marie Force, yarattığı karakterleri ve hayranlık uyandıran kurgusuyla okurla arasında güçlü bir bağ kurmayı başarıyor."
Booklist Online
"Marie Force, Bir Aşk Çarpıntısı ile sizleri aşkın karşı konulmaz gücüne bir kez daha inandırıyor."
Carly Phillips
(Tanıtım Bülteninden)

Meleklerim ve Dileklerim


Merhaba sevgili dostlarım nasılsınız? Dilerim iyisinizdir, keyfiniz, sağlığınız yerindedir. Ben de iyiyim, annem yanımda, Misi'm yanımda! Ben neler mi yapıyorum? Cumartesi günü ablam bana meleklerini gönderdi. Ben, meleklerimi aldım. Yanıma bir melek resmi aldım, bir kağıda dileklerimi yazdım. Yeşil elmayı yanlarına iliştirdim. Her akşam onları beyaz masa örtüsü olan masama koyuyorum. Ve yine masaya koyduğum  iki mumu iki saat süreyle yakıyorum. Sonra ne mi olacak? Perşembe sabahı elmamı yiyeceğim, dileklerimin yazılı olduğu kağıdı lavaboda yakacağım. Sonra da meleklerimi isteyen dostlarıma telefonla arayarak  göndereceğim! Dileklerimizin gerçekleşmesi dileğiyle!
 Hafta sonu okul için planlarımı hazırlıyorum, hafta içi sabahtan öğleye dek okuldayım, çocuklarla uğraşıyorum.
 Önümüzdeki hafta annemle İstanbul'a gideceğiz. Benim doktor kontrolüm var, annem 10 gün kadar İstanbul'da kalacak, seçimden sonraki gün Uzunköprü'ye gelecek.
Benden şimdilik bu kadar, yeniden görüşünceye dek sevgiyle kalın! 





6 Mart 2014

Müsait Olunca Beni Sever misin Anne?




İçeri  girer girmez neşeyle bağırdı: "-Anne, biliyor musun bugün okulda ne oldu?"
"-Görmüyor musun? Telefonda konuşuyorum."
Herkesin sevdiği şey birbirine benzemiyordu. Annesi telefonu, babası arabayı seviyordu. Her şey erteleniyordu, telefon ve araba söz konusu olduğunda...
Bir de eve misafir gelecek oldu mu kendisine hiç yer kalmıyordu. Nerelere gitseydi? Annesi kapattı telefonu.
Mutfaktan tencere sesleri geliyordu, koşarak yanına gitti: "-sana yardım edeyim mi dedi en sevimli halini
takınarak. Annesi manalı manalı baktı: "- Hayırdır, bir yaramazlık mı var? Bak bir de seninle uğraşmayayım. Çok yorgunum zaten." Yorgunluk nasıl bir şeydi? Bazen elinde oyuncağıyla uykuya daldığında anneannesi oyuncağı yavaşça elinden alır: "-nasıl yorulmuş yavrucak, uykunun gül kokulu kolları sarsın seni" diyerek alnına bir öpücük konduruverirdi.
Yorgunluk gül kokulu bir uykuya dalmaksa eğer neden annesi kendisiyle böyle kızgın kızgın konuşuyordu?
"-Anneciğim, yorulduğun zaman gül kokulu uykulara dalarsın, anneannem öyle söylüyor."
"-Uykuya dalayım da gül kokuları eksik kalsın, yorgunluktan ölüyorum."
Bu sözcükten nefret ediyordu "yorgunum, yorgun olduğumdan, böyle yorgunken..."
"-Anneciğim sen yorulma diye..."
"-Yemekte konuşuruz çocuğum, bankada işler yetişmedi. Baban gelene kadar bunları bitirmem lazım. Haydi sen oyna biraz."
Hani siz yoruluyorsunuz ya...Eee... Ben de oynamaktan yoruluyorum. Ne yapayım bilmem.
Yapılmaması gerekenleri biliyordu da büyükler, yapılması gerekenleri hiç  bilmiyorlardı. Işıklar söndü birden.
Annesi öfkeyle söylenmeye başladı. "-Mum da yok" diye diye karıştırdı dolapları el yordamıyla.
Çocuk sırt üstü yatıp anneannesinin köyünü düşündü. Gaz lambasının ışığında deli tavşan masalını anlatışını.
Deli tavşanın duvardaki aksini getirdi gözlerinin önüne. Anneannesi gibi iki elini birleştirip işaret parmaklarını yukarı kaldırarak tavşan kafası yaptı. "- Bak deli tavşan" diyerek parmaklarını oynattı. Yoldan geçen arabaların farları duvardaki tavşana yol açtı. Tavşan alabildiğine hür dolaştı sağda solda. Otlarla, kuşlarla konuştu. Sonra yorgun düştü. Duvardaki görüntü minik avuçların açılmasıyla kayboldu. Kolu yavaşça kanepeden aşağı sarktı. Sonra ışıklar geldi. Kadın, çocuğun hiç konuşmadığını fark etti. Birden kanepeye koştu. Küçücük dizlerini karnına doğru çekerek uykuya dalmıştı. Masanın üstündeki dosyalara baktı iğrenerek. Dindirilmez bir pişmanlık doldurdu içini. Uyandırmaktan korka korka küçük alnına bir öpücük kondurdu. Çocuk sanki bir ipucu bekliyormuşçasına aralanan gözleriyle mırıldandı: "-İşin bitince beni sever misin anne" dedi.
Kadın, sevilmek için randevu alan çocuğuna bakarak sabaha kadar ağladı.

*Lütfen sevgimizi yarınlara ertelemeyelim.
*Kendimizi hayat  telaşına kaptırıp sevdiklerimizi ihmal etmeyelim.
*Unutmayalım ki yaşamın en güzel yanı sevgidir.
*Unutmayalım ki yarın kimseye vaat edilmemiştir.














5 Mart 2014

Kurt Seyit ve Şura


Sevgili dostlarım merhaba! Dün "Kurt Seyit ve Şura" dizisi dün akşam Star Tv'de başladı. Sonuna dek seyretmedim ama bundan sonraki bölümleri kesinlikle izleyeceğim. 2011 yazında" Kurt Seyit ve Şura" kitabını Ayvalık'ta Hande abladan alıp okumuştum, çok beğenmiştim, çok sürükleyici ve etkileyiciydi. Şimdi de "Dedem Kurt Seyit ve Ben" çıkmış, sabah iletilerime göz attığımda D&R'ın mesajında gördüm. Nermin Bezmen yine döktürmüş, özetine baktım oradan anladım. Geçen hafta Cuma günü İnkılap Kitabevi'nde dikkatimi çekseydi alırdım. Neyse en kısa zamanda alırım ve okurum. Ama siz dostlarıma  şimdiden alıp okumanızı öneririm.
Yeniden görüşünceye dek sevgiyle kalın!

Dedem Kurt Seyit ve Ben



Canım dedem Kurt Seyit,

Seninle hiç rastlaşmadık!

Ben doğmadan çok önce, sen buralardan göçüp gitmiştin, hayatımın kahramanı olacağını bilmeden, kendi ölümünü kendin seçip isteyerek, geride derin yaralar açıp terk etmiştin her şeyi ve herkesi... Çocukluğumdan beri annemden ve anneannemden dinlediğim bütün masalların kahramanları arasında benim en hayran olduğum sadece sendin. Senin harika bir öykü kahramanı olacağını düşünürdüm, hakkında anlatılan onca şeyi dinlerken... Küçük, camekânlı büfenin üzerinde, çerçeve içinde duran sepya fotoğrafın, başkalarından dinlediklerimin çok ötesinde uzun öyküler anlatırdı bana sessizce.

İskemleyi büfenin önüne çeker, dirseklerimi dayayıp uzun uzun seyrederdim; çarlık üniforman, çizmelerin, kılıcınla çektirdiğin o fotoğrafı. Seni, daha üç yaşındayken ve inan bana o yaşında hiçbir çocuğun dedesini sevemeyeceği kadar çok seviyordum, sadece bana fısıldadıklarından dolayı. Sen benim için, artık ulaşamayacağım, kaybolmuş bir zamanın, sınırları değişmiş, o gün için hiç gidemeyeceğim bir ülkenin, kitabı hiçbir zaman yazılmamış isimsiz bir kahramanıydın. Hem uzak bir masal zamanda kalmış, hem de kendime çok yakın hissettiğim, hüzün veren bir kayıptın...

Erkeklerin kadınlarını baş tâcı ettikleri, kadınların erkeklerinin sevgi dolu yoldaşları oldukları bir aile geçmişimin masalsı kahramanı dedem Kurt Seyitle beraber yaşadığım ruhsal yolculuğun hikâyesi… Benim Matruşka zamanlarım…
(Tanıtım Bülteninden)

2 Mart 2014

Evin Hanımı


Ansızın gerçekleşen bir kaza ve ölen bir baba… Koca çiftlikle nasıl baş edeceklerini bilemeyen çocuklar… Satılık bir çiftlik… Küçük bir kasabada birbirine düşman iki ailenin nesiller süren mücadelesi… Kilise pederine rağmen yapılabilen bir okul… Evin Hanımı, Alice Taylorın sizi çepeçevre saracak, elinizden düşüremeyeceğiniz ilk romanı.


"O lanet olası yataktan çıkmak zorunda. Nora her sabah okula yorgun bir şekilde gidiyor; bugün uyuyakaldı ve o adi Bayan Buckley onu müdürün odasına gönderdi. Sen de bütün işlere tek başına yetişmeye çalışmaktan bitap düştün. Ben bu lanet olası yastan bıktım artık."
-Evin Hanımı-



-Evin Hanımı, haftalarca İrlandanın en çok satanlar listesinde en başta kaldı.
-The OBrien Pres-


-Güzel bir hafta sonu geçirmek için mükemmel bir kitap.
-The OBrien Press-


-Alice Taylor, son romanıyla yine kendini aşmış. Evin Hanımı merakınızı her zaman üst düzeyde tutacak ve bu merakı dizginlemekte zorlanacaksınız. Başladığınızda kendinizi okumaktan alamayacaksınız.
-Monica K. Van Ness-


-Her yaşa uygun gerçekten güzel bir kitap. Yazarın bütün kitaplarını okudum, hepsi de derinden etkiliyor okuyucuyu. Yazarın tüm anlatımları İrlandanın günlük köy yaşantısının derin izlerini taşıyor.


-Harika bir hikâye ve yazar. Kitabı okurken çok keyif aldım. Yazarın tasvir kabiliyeti her şeyi gözünüzün önünde canlandırıyor.
Sue Clancy


-Alice Taylorun anlatımı yaşadığı kasabayı evrenselleştiriyor ve onu İrlandanın son derece güçlü olan hikâyecilik geleneğinde önemli bir yere oturtuyor."
-Los Angeles Times-


-Alice Taylorın 20. yüzyılın ortalarındaki İrlandaya ait anıları onu ülkesinin en çok satan ve en sevilen yazarlarından biri haline getirdi. Son derece yetenekli bir yazar olan Alice Taylor ilk romanıyla gelenekleri ile güncel değerler arasında kalan İrlandalı bir ailenin hikâyesini anlatıyor okuyucularına. Kuşaklar boyunca İrlandanın küçük bir kasabasında aynı çiftlik evinde yaşayan Phelan ailesi, maddi sıkıntılar nedeniyle daha önce de topraklarını ve evlerini kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kalmıştır. 1950li yıllara gelindiğinde aile bir kez daha aynı sorunla yüzleşir ama bu kez tehdit ailenin içinden, Ned Phelanın eşi, ailenin gelini Marthadan gelmektedir. Nedin kardeşi Kate için bu sorun başa çıkabileceğinden çok daha büyük olabilir.
Samimi ve mizahi üslubuyla Evin Hanımı, dünyanın her yerindeki insanların aslında benzer hikâyeler yaşadıklarını hatırlatıyor okuyucularına.
(Tanıtım Bülteninden)

Perşembe günü okul çıkışı İstanbul'a gittim. Cuma günü öğleden sonra Bahçelievler'e doktor kontrolüne gittim, çıkınca Metroport Alışveriş Merkezi'ndeki İnkılap Kitabevi'ne girdim. Kendimi şımarttım, 3 tane kitap aldım.
Aldığım kitaplar mı, daha önce burada sizlerle paylaşmış olduğum Geceye Fısıldanan Dilekler, Mucizeler Atölyesi ve Mutluluk Böyle Bir Şey. Büyük bir zevkle okuyacağım. Şu anda Aytül ablamdan almış olduğum Kır Çiçeği Tepesi'ni okuyorum, hüzünlü ve keyifli. Daha sonra yine bana önermiş olduğu Boş Yere Süslenme adlı kitabı okuyacağım.
Sonra mı neler yaptım? Ablamlar bizdeydi, doktor dönüşü akşam yemeği yedik, keyif yaptık. Sonra dün ablamla Birgül abla kahveye geldiler, sohbet ettik. Sonra birlikte çay içtik. Ve daha sonra annemle yola çıkıp Uzunköprü'ye döndük.
Bugün de dinlendik. Birazdan okul için plan hazırlayacağım. Ama önce siz dostlarımla buluşmak istedim.

















Yeniden görüşmek üzere dostça kalın.

Mutluluk Böyle Bir Şey





















Var olduğuna inanırsan, aradığın şeyi bulabilirsin.

G: Mutluluk nasıl bir şey?

E: Limanın üzerinden doğan güneş gibi. Sıcak bir günde yenen bir dondurma, sokağın aşağısından gelen dalga sesleri, köpeğimin kanepede yanıma kıvrılıvermesi gibi. Ya da akşam yürüyüşleri, muhteşem filmler, gök gürültülü fırtınalar, güzel bir peynirli hamburger gibi. Cuma günleri, cumartesi günleri, hatta çarşambalar gibi. Parmaklarını suya değdirmek, pijama altları, parmak arası terlikler, yüzmek, bir şiir ya da e-postalarda gülen suratlar olmaması gibi... Peki ya senin için mutluluk nasıl bir şey?

Bambaşka dünyalara ait, isimlerini dahi bilmeyen iki insan birbirlerine mutluluğun ne anlama geldiğini öğretebilir mi? Onların hikâyesini okurken, yaşadığımız her şeyin bir sebebi olduğunu ve bu sebeplerin ortaya çıkışında yalnızca kaderin değil bizim de payımız olduğunu göreceksiniz.


"İlk sayfasından itibaren sizi içine çeken, keyifle okuyacağınız bir roman."
Publishers Weekly-

"Eğlenceli bir dille kaleme alınmış, hayat dolu bu romanı okurken harika vakit geçireceksiniz."
-The New York Times-

"Aşkın ve kaderin karşı konulmaz gücünü hatırlatan muhteşem bir kitap."
-Booklist-

"Ellie ve Grahamın kalpleri ısıtan hikâyesini okuduktan sonra, mutlu tesadüflerin var olduğuna inanmaya başlayacaksınız."
-Romantic Times-

"Samimi ve sıcacık bir aşkın hikâyesi."
-Washington Post-
(Tanıtım Bülteninden)

Boş Yere Süslenme


Aşk politika gibidir...
Nerede, nasıl davranman gerektiğini bilmelisin...

Hollywoodun en ünlü aktörlerinden birinin asistanı olan Charlie aşkla ilgili tüm soruları çözdüğüne inanmakta ve doğacak akrabalarını uyaracak bir aşk günlüğü hazırlamaktadır!

Oysa aşk, politikaysa her an bir devrim de olabilirdi! Hatta bu devrimin adı bile olabilirdi: Jordan gibi...

"Aşk dolu, komik ve... tek kelimeyle enfes..."
-Kirkus Reviews-
(Tanıtım Bülteninden)

25 Şubat 2014

Yamalı Hayaller Sahnesi



Bazı hayallerin rengi pembedir, bazılarının ise puslu bir gri...

Annesi tarafından küçük yaşta terk edilen Trixie, kaderini baştan yazma hayaliyle yaşadığı yeri, ilk aşkını, hatta ismini bile geride bırakarak yeni bir hayata adım atar. Ünlü bir oyuncu olmak uğruna pek çok şeyden vazgeçen Trixienin yıllar sonra yolu tekrar doğduğu yere düştüğünde ise, o artık bambaşka biridir. Ancak geçen zamana rağmen ilk aşkın tadı hep canlı, hep akılda kalandır.

Genç kadın, çok istediği fakat birini seçmek zorunda olduğu iki tercih arasında sıkışıp kalır: Bir yanda şöhret olma hayalini gerçekleştirebileceği, göz kamaştıran, lüks bir hayat; diğer yanda yorgun kalbine iyi gelecek, huzur dolu gerçek bir aşk vardır. Şimdi bu zor kararı verme vaktidir.


"Sevimli karakterleri, iç açıcı hikâyesi ve büyüleyici romantizmiyle Yamalı Hayaller Sahnesi, keyif dolu bir okuma sunuyor."
-Las Vegas Journal-

"İkinci şanslar, yenilenmiş bir aşk ve hassas diyaloglarla bezenmiş duygusal sahneler kalbinize dokunacak. Yazarın içten hissedilen romans yaratma yeteneğine hayran kalacaksınız."
-My Overstuffed Bookshelf-

" Lori Wildeın duygusal hikâyesi, yıllar sonra yeniden bir araya gelen âşıklara ışık tutuyor. Tatmin edici şekilde ana karakterlere odaklanılmış olsa da, diğer karakterler de rollerini layıkıyla yerine getiriyor."
-Romantic Times-

"Zengin mizah gücü ile tatmin eden diyalogların dengeli birleşimi, kitaba diğer romanslarda bulamadığımız bir derinlik katıyor. Kesinlikle okunmalı."
-Romance Novel News-
(Tanıtım Bülteninden)

Hatırla Beni


Başka birinin hayatını yaşar gibi geçirdi ömrünü. Önce Patsy,
sonra Lillian veya prenses, güzellik, kızılcık ve en son da Winnie... İsim değiştirir gibi
mekan değiştirmesi de onun kaderiydi. Her yerde farklı bir isimde ve farklı bir kişilikte yaşaması ondan beklenmişti.
Sahi kimdi o? Bir hayalet miydi, yoksa hayata bir yerinden tutunmaya
çalışan sahipsiz miydi? Evet öyle demişti marketteki bir kadın ona: "Sahipsiz...

İlk Son Öpücük




Avuçlarınızdan kayıp giden bir aşka nasıl tutunabilirsiniz?

Bana bir iyilik yapın ve bugün bir kuralı yıkın.

Kendinizden geçin ve anı yaşayın!

Yüreğinizi açın. Şimdi lütfen biraz daha açın. Çok sevin, hiç sevmediğiniz kadar çok hem de. Dimdik ayakta durup aşkınızı haykırmaktan ve sesinizin duyulmasından korkmayın. SENİ SEVİYORUM diye bağırın.

Aşkın hakkını verin. Ve sokakta, herkesin önünde nefesiniz tükenene kadar sevdiğinizle öpüşün, sanki her biri son defaymış gibi...

Molly ile Ryan ilk öpüştüklerinde sonsuza kadar birlikte olacaklarını biliyorlardı, ta ki gelecek onlara hiç ummadıkları bir sürpriz hazırlayana kadar...

"İlk Son Öpücükü okuduktan sonra ne geçmişin ne de geleceğin, sadece şimdinin önemli olduğunu hatırlayacaksınız. Kahvenizi hazırlayın ve kendinizi aşkın, mutluluğun, hüznün ve şu anın kollarına bırakın."
-Independent-

"Elinizde, aşksız bir hayatın ölümden farksız olduğunu sıcacık bir anlatımla sunan, yüreğinize dokunacak bir roman tutuyorsunuz. Modern çağın aşksızlığında yaşarken nefes almanızı sağlayacak bir kitap okumak hakkınız."
-Marie Claire-

"Sevdiğinizle yapmak isteyip de ertelediğiniz planlarınız var mı? O zaman bu kitabı mutlaka okuyun."
-Daily Mirror-

"Hayat dolu, sıcacık, ilham veren bir roman."
-Cosmopolitan-

Kayan bir yıldız yerine, bir öpücükle dilek tuttunuz mu hiç...?
(Tanıtım Bülteninden)

24 Şubat 2014

Yeniden Yağmur Sonrası



II. Dünya Savaşının tam ortasında yaşanan yasak aşk ve işlenen korkunç bir cinayet...

Umut tükenmiş gibi görünse de ikinci şans her zaman vardır... Ya yoksa?

Anne Calloway ne kadar çabalasa da yetmiş yıldır peşinden gelen anıları bir türlü aklından silemiyordur. Bora Bora Adasından adına gelen gizemli bir mektup ise adeta kapanan yarasını yeniden açar.

1942 yazında, II. Dünya Savaşının en hararetli zamanında Bora Bora Adasında görev almak için orduya hemşire olarak katılan Anne, genç, güzel ve nişanlı bir kadındır. Ancak orada hiç hesap etmediği bir durumla karşılaşır. Aşk… Kalbini tutkuyla dolduran, yakışıklı asker Westry Greene karşı koyamaz. Kısa sürede aşkları, adadaki amber çiçekleri gibi filizlenirken, sazdan çatısı olan bir bungalovun altında gizli bir dünyayı paylaşırlar. Ta ki bir gece tüyler ürperten bir cinayete şahit olana kadar... Savaş rüzgârıyla ayrı yerlere savrulan çift, bir daha asla bir araya gelemez. Peki Anne, onca sene sonra çıkagelen bu mektubun izinden gidip taşıdığı vicdan azabını sonlandırabilecek midir?

Ya siz, araya zaman, mekân, kişiler girse de gerçek aşkın peşinden gitmeye cesaret edebilir misiniz?
Mart Menekşeleri ile gönüllere taht kuran Sarah Jiodan muhteşem bir başyapıt... Yağmur Sonrası ile tutkunun zaman tanımayan öyküsünü okurken, gözyaşlarınıza hâkim olamayacaksınız.

"II. Dünya Savaşında Pasifikin tam ortasında kalan, yürek burkan muhteşem bir aşk hikâyesi."
Kristin Hannah

Sevgili dostlarım, ben blogumda sıklıkla kitap tanıtımları yapıyorum. Bu kitabı şimdiye dek okumadıysanız mutlaka alıp okuyun, pişman olmayacaksınız, uzunca bir süredir insanı böylesine sürükleyen bir kitap okumadım. Çok etkileyici bir kitap, hayatın içinden. İkinci dünya savaşı, yaşanan zorluklar ve harika bir aşk öyküsü. Beni çok sardı, derinden etkiledi. Ayşe Kulin'in "Adı Aylin" kitabından beri böyle bir kitap okumadım.
Sevgiyle kalın!








Düğüne Beş Kala


Hangisi daha değerlidir? İlk aşkın tutku ve eğlence dolu günleri mi yoksa uzun ve istikrarlı bir ilişkinin sunduğu güvenli gelecek mi? Eğlencenin doruklarda olduğu bu serüveni okurken, seçim yapmakta siz bile zorlanacaksınız!

Emily McKellipsin, sevgilisi Doktor Grant ile evlenmesine bir hafta kala başına geleceklerden henüz haberi yoktur. Grantın ailesi geleneklere uygun bir düğün yapmakta ısrarcıdır. Emily sadece bir an için, hazırlıkların telaşlı ve yoğun dünyasından dışarı adım atar ve işte o an, her şeyin değişeceği andır. Şimdilerde Hollywoodun aranılan isimlerinden biri haline gelmiş olan ilk aşkı Ryan, tam da karşısında durmaktadır.
(Tanıtım Bülteninden)

22 Şubat 2014

Yabancı Evin Tanıdık Odaları


İnsan ister. Tanımak, güvenmek, sevmek ister. Büyümek, yaşamak, güçlenmek ister. Bazen sadece ısınmak ister. Bir evin bir odasında, özgür olmak ister. Kapının dışında başka nefesler de olsun ister. Gerçekler arzularıyla örtüşmediğinde gözlerini kapatır belki. Kulaklarına büyük gelen fısıltıları duymamak için başka sesler hayal eder. Omuzlarına ağır gelen yükün altından kurtulmak için başka diyarlar düşler. Belki bir an yorulur ve yapmak için güç bulabileceği tek şey gitmek olur. Gitmek, sonsuzluğa… İnsan, var oluşuna son vermeyi tercih edebilir. Bunu anlaşılması en güç kılan şeyse, bir çocuk tarafından tercih edilmesidir.

Mutlaka okunmalı. Chicago Tribune Bir insanı iyileştirmenin nasıl da mümkün olduğunu anlamanızı sağlayacak müthiş bir hikâye. People Magazine Roman içindeki kahramanların kendilerine özgü hikâyeleri ve zengin kurgusuyla, elinizden bırakamayacağınız bir kitap.
- Publishers Weekly-

Sıradan insanların karşılaşmayı hiç ummadıkları derecede hüzünlü bir hikâyeyle, affetmenin ve yola devam etmenin iyileştirici gücünü görmemizi sağlayacak inanılmaz bir roman Booklist
(Tanıtım Bülteninden)

21 Şubat 2014

Hayal


Ayşe Kulin, Dönüşün ardından yeni kitabı Hayalde 1983ten bu yana yaşamında yer alan renkli olaylara ve ilginç anekdotlara yer veriyor. Bu kitapta yazarlık hayaliyle başlayan bir yaşamın günümüze uzanan renkli görüntüleri yer alıyor. Özgün çizimlerle desteklenmiş olan Hayal aynı zamanda Kulinin günümüze uzanan yazarlık serüveninin de bir öyküsü…

Ünlü işadamı Asil Nadirden reklamcı Tunca Yöndere; halkla ilişkiler alanının duayeni Betûl Mardinden Rahmi Koça kadar iş, yayın, siyaset dünyasından pek çok tanınmış ismin yer aldığı kitap Yahya Kemal Beyatlının "İnsan âlemde hayal ettiği müddetçe yaşar" sözleriyle başlıyor.

Hayal, Kulinin bir umuduyla son buluyor: "Bu dünyada var olduğum sürece hayal kurmaktan vazgeçmeyeceğim. Okurlarımla daha nice hayalde buluşmak üzere!"
(Tanıtım Bülteninden)

Arşivden Muzlu-Cevizli Kek



Merhaba sevgili dostlarım, işte yeniden buradayım. Nasılsınız, dilerim iyisinizdir. Ben iyiyim. Detoks devam ettiği için arşivden muzlu-cevizli kek tarifini yeniden paylaşmaya karar verdim. Bu arada Pazar akşamı detoks eriyor. Verdiğim kiloları yeniden almamak için dikkatli olmalıyım. Tarife geçelim mi?

Malzemeler:
3 yumurta
1 su bardağına yakın toz şeker
vanilya
kabartma tozu
1 su bardağı süt
1/2 su bardağı sıvıyağ
2,1/2 su bardağı un
25 gr kakao
100 gr ceviz
3 tane muz

Yapılışı:
Yumurta çırpılır, vanilya ve toz şeker eklenir. Çırpılmaya devam edilir. Süt, sıvıyağ konur, karıştırılır, sırayla diğer malzemeler eklenir. Karıştırılır. Karışım, yağlanmış kalıba dökülür, orta dereceli ısıdaki fırında 40,45 dk. kadar pişirilir.
Afiyetle yenir! Yeniden görüşünceye dek dostça sevgiler!

17 Şubat 2014

Geceye Fısıldanan Dilekler



Dilekler, gökyüzünü aydınlatan yıldızlar gibidir...
Doğum günleri, umutla sarıldığımız dileklerin gerçekleşmesini umduğumuz özel günlerdir… Aynı gün doğup birbirlerinden habersiz olan Liz, Angela ve Carole tam da bu duygularla mumlarını üflerler. Bir dilekle her şeyin değişebileceğine inanmaktan yıllar önce vazgeçen bu üç kadın, son bir umutla dileklerine sımsıkı sarılırlar. Ve kader, hayatı, aşkı ve mutluluğu yeniden yaşamak isteyen bu üç kadının seslenişine duyarsız kalmaz...

"Güzel yazılmış modern bir aşk romanı olan Geceye Fısıldanan Dilekler, okuyanların kalbini ısıtacak birbirinden farklı üç hayatı tek kitapta birleştirmiş. Barbara Freetynin keyifli anlatımıyla sizi saracak bu kitap kendinize vereceğiniz güzel bir hediye."
-Romance Junkies-

"Barbara Freety Geceye Fısıldanan Dileklerle kahve tadında bir okuma sunuyor. Birbirinden habersiz üç kadının dileklere tutunan yaşamlarını okumak, özellikle kadınlar için muazzam bir deneyim olacak."
-Cupcake On Books-

"Bu kitabı okurken kendinizden ve tanıdıklarınızdan bir şeyler bulacağınız muhakkak. Geceye Fısıldanan Dilekler, âşık olmak, aile kurmak ve mutlu hatıralar yaratan anlar yaşamak üzerine yazılmış ilham veren bir roman."
-Romantic Times


(Tanıtım Bülteninden)

15 Şubat 2014

Detoks Devam Ediyor



 Sevgili dostlarım merhaba! Umarım keyfiniz yerindedir. Ben çok iyiyim, keyfim yerinde. Dün sabah aç kanına  tartıldım, bir de baktım ki  5 günde 3 kilo 300 gr vermişim. Çabalarıma değdi. Ama bugün öğleden sonra aç aç dolaştım. Pazartesi sabahı da tartıya çıkacağım, bakalım sonuç ne olacak? İkinci hafta sabah Nesfit karışık meyveli, öğleyin yoğurt, akşama da çorba içeceğim, sonucu şimdiden merak ediyorum. Bakalım yine kilo verebilecek miyim? Ama bu arada sevdiğim, özlediğim tüm yemekler ve tatlılar hayal dünyamda adeta havada uçuşuyorlar.
Bir de yazın detoks yapmayı düşünüyorum bu kez 1 hafta yapacağım. Yine meyve suyu, domates suyu içeceğim. Benden haberler şimdilik bu kadar, yeniden görüşünceye dek keyifle kalın!

14 Şubat 2014

Küçük Bir Kış Masalı


Stoneybridge, herkesin birbirini tanıdığı İrlanda'nın batı kıyısında küçük bir kasaba. Chicky Starr, rüzgârlı Atlantik Okyanusu'na bakan kayalıklar üzerinde eski bir malikâneyi alıp orayı otel yapmaya karar verdiğinde, herkes onun deli olduğunu düşünür. Ama Chicky kararlıdır ve yeğeni Orla ile arkadaşının oğlu Rigger'ın yardımıyla, "Küçük Bir Kış Masalı" adını verdiği; sıcak, konuksever bir ev ile kilometrelerce uzanan bir kumsal, kayalıklar ve yabanıl kuşlar, uzun yürüyüşler, doğayla baş başa, huzurlu bir tatil vaat eden otelini açar.Sonrası artık umut etme ve hayata tutunma öyküsüdür; hem Chicky, hem de konukları için… Maeve Binchy, Amerika'da star hayatından sıkılan ünlü bir oyuncuyu, hayallerinin peşinden gitmek yerine aile şirketinin başına geçen bir İsveçliyi, müstakbel kayınvalidesiyle tatil yapmak zorunda kalan bir hemşireyi, tanık oldukları ölümlerin etkisinden kurtulamayan bir doktor çifti, yeni emekli olmuş huysuz bir öğretmeni, altıncı hissiyle geleceği gören bir kütüphaneciyi kışın bir haftalık tatilde bir araya getiriyor ve bize "Her hayat bir roman" dedirten muhteşem bir öykü sunuyor.
(Tanıtım Bülteninden)

10 Şubat 2014

Detoks Günleri


Sevgili dostlarım  merhaba! Benim için detoks günleri başladı, hem toksinlerden arınmak hem de mideyi küçültmek için. Bu hafta yalnızca meyve suyu ve domates suyu içiyorum. Hiç bir şey yemiyorum. Önümüzdeki hafta da yalnızca meyve ve yoğurt yiyerek detoksu tamamlayacağım. Sevdiğim sevmediğim ne görsem canım çekiyor. Bugün ilk gündü, ne baş ağrısı oldu ne de baş dönmesi, halsizlik. Bu günü çok sağlıklı atlattım ya gerisi çocuk oyuncağı. Ama öncelikli amaç mide küçültmek olduğu için bu kez kahveyi ve çayı kesmedim. Onları da kesseydim baş ağrısı dayanılmaz olurdu tıpkı 2006'da yaptığım gibi. Blogumu oluşturmadan önce yapmıştım detoksu. İnanılmaz zor geçmişti, sonra alışmıştım ama. Şimdiki yarı detoks olsa da yemek konusunda çok katıyım. Ne yapalım, geçici bir süre,  15 gün sonra bitecek.
Yeniden görüşünceye dek sağlıkla, dostça kalın!

İstanbul Kırmızısı


Ferzan Özpetek, doğup büyüdüğü şehir olan İstanbul'u yıllardır uzaktan gözlemliyor. Bu sevginin ve hüznün romanı olan İstanbul Kırmızısı, sanatçının sinema eğitimi için İtalya'ya gidişine kadarki İstanbul yaşantısından izler taşıyor. Mesafelerle ölçülebilen uzaklığın kişiyi bir şehre ait olmaktan alıkoyamayacağını, önemli olanın şehirde yaşamak değil, şehri yaşatmak olduğunu gösteriyor.

Filmleriyle tüm dünyada adından söz ettiren Ferzan Özpetek, romancılıkta da bir o kadar iddialı.
(Tanıtım Bülteninden)

9 Şubat 2014

Umuda Uyandığım Gün



Ömrünün büyük kısmını ailesi yerine işine adamış bir adamın içine düştüğü derin pişmanlığa… Yaşamına kaldığı yerden devam etmek isterken sayılı günleri kaldığını öğrenen, tam da bu dönemde hayat arkadaşına veda etmek zorunda kalmış yalnız bir adamın dünyasına… Tam da her şey bitti derken, ailesini geri kazanmak için gerekli olan tek şeyin sevgi olduğunu keşfedişine değinen bir kitap.
(Tanıtım Bülteninden)


Bir Tutam Gündüz Bir Tutam Gece

Büyülü bir ormanın sonsuz karanlığında saklanan mucizevi bir inci...

Yağmurlu bir günde, dehşet içindeki bir kız çocuğu kasabadaki bir ağacın dallarına sığınmış halde bulunur. Kimsesi olmayan bu küçük orman kızının karanlık geçmişi, parçalanmış bir ailenin kaderini değiştirecektir.

Kariyerinde yaşadığı büyük skandalın ardından şehirden uzaklaşıp kasabasına geri dönen psikiyatr Julia ve yaşadığı küçük çevrede gerçek aşkı hiç tatmamış ablası Ellie, ailesi bulunana kadar Alice adını verdikleri küçük kızın bakımını ve tedavisini üstlenirler. Alice için gösterdikleri fedakârlık ve çaba, iki kız kardeşi yakınlaştırıp geçmişte kendilerine bile itiraf edemedikleri sırların gün yüzüne çıkmasına yol açar. Julia ve Ellie hayatlarında eksikliğini hissettikleri her şeyin aslında çok yakında olduğunu keşfederken sevginin, umudun ve bir aile olabilmenin anlamını yeniden öğrenirler.

"Göz alıcı, vahşi ve capcanlı bir roman.
Kristin Hannah her cümleyi sevgiyle kuruyor."
-Luanne Rice -

"Hannah insan ruhunun derinliklerine dokunuyor. Ümit ve neşe dolu."
-Romantic Times-

"Daha en baştan zihninizi kuşatıp sevgi, aşk ve şefkat hisleriyle içinizi ısıtacak bir hikâye."
-Southern Pines Pilot-
(Tanıtım Bülteninden)

8 Şubat 2014

Gül Limanı Oteli Çiçekler İçinde

Burası Gül Limanı Oteli…

Gelen her konuk, burada hayatına dair ikinci bir şans yakalıyor. Geçmişiyle barışıyor, geleceğine umutla bakıyor. Kırılan kalpler Gül Limanı Otelinde onarılıyor, hastalıklar burada iyileşiyor, dostluklar pekişiyor, aşk acıları unutuluyor.

Bir yandan bozulan nişanının üzüntüsünden kurtulmaya, bir yandan da büyükanne ve büyükbabasının ellinci evlilik yıldönümünü organize etmeye çalışan Annie ile kanserle mücadele ederken yıllar öncesinde kalmış aşkına yeniden kavuşan Mary otelin şimdiki konukları.

Otel sahibi Jo Marie ise bir yandan Sedir Koyuna alışırken, öte yandan öldüğü düşünülen kocasının geri döneceğine dair inancından hiç vazgeçmiyor.
(Tanıtım Bülteninden)


Not: Bu kitap Gül Limanı Oteli'nin devamıdır.

6 Şubat 2014

Elmalı Kurabiye


Merhaba dostlarım, bugün yeni bir tarifle karşınızdayım. Tarif, ablam gibi gördüğüm, sevdiğim Birgül abladan. Tarife geçiyorum.                                                                                                                                       
Malzemeler(Hamur için)  
1 paket yumuşak margarin
1 su bardağına yakın yoğurt
1/2 su bard. sıvıyağ
Kabartma tozu, vanilya
aldığı kadar un (kulak memesi yumuşaklığında olacak)
İçi için
rendelenmiş 4 adet elma
2 su bard. toz şeker
tarçın ve ceviz
Yapılışı: Hamur için gereken malzemeler karıştırılır, hamur yoğrulur.
2 su bard. şeker ile elmalar pişirilir, tarçın ve ceviz eklenir.
Hamurdan ceviz büyüklüğünde  parçalar kopartılır, açılır, içine harç konur. Hamura şekil verilir. 160 C fırında üzeri pembeleşene kadar pişirilir. Soğuyunca üzerine pudra şekeri serpilir.
Afiyetle yenir, yeniden görüşünceye dek dostça kalınır.

5 Şubat 2014

Arşivden Patates Püresi ve Tavuk



Sevgili dostlarım merhaba, tatil bitti bitiyor. Bol bol dinlendim, doktor kontrollerim vardı, gittim. Cuma günü Uzunköprü'ye dönüyoruz. Sizler nasılsınız, dilerim iyisinizdir.
Değişik olmayan bir tarif uygulamadık. Bu nedenle sizlerle Güldal ablamın daha  önceden  yaptığı patates püresi ve tavuğu paylaşacağım. Tarife geçiyorum.


Patates Püresi

Malzemeler:
4-5 patates
1 su bard. süt (patatesin cinsine göre süt ölçüsü değişebilir)
 2-3 çorba kaşığı krema (arzuya göre)
1/2 çay kaşığı tarçın
1/2 çay kaşığı karabiber
1 tatlı kaşığı tuz
2 çorba kaşığı margarin
2 kibrit kutusu kaşar peyniri

Yapılışı:
Patatesler haşlanır. Püre haline getirilirken süt ve margarin eklenir. Ardından diğer malzemeler eklenir. Kaşar peyniri eridikten sonra altı kapatılır. Servise hazır hale gelir.

Soslu Tavuk (4 kişilik)

Malzemeler:
4 tane tavuk buttu
2 çorba kaşığı domates salçası
2 irice diş sarımsak
1/2 çorba kaşığı kekik
Biraz pul biber
1 çay kaşığı karabiber
1 tatlı kaşığı tuz
2 çorba kaşığı krema

Yapılışı:
Sos önceden hazırlanır, tavuk eklenir. Bir kaç saat soslu tavuk bekletilir. Fırın poşetine konup yaklaşık bir saat pişirilir (180 C).
Afiyetle yenir!

Yeniden görüşünceye dek hoşçakalın!







4 Şubat 2014

Son Şansa Hoşgeldiniz


Sevgili okuyucu,
Evet, biliyorum, belki de kasabamız alışılagelmişin çok dışında bir yer ama burada sürekli garip ve mükemmel mucizeler gerçekleşiyor. Yıllardır Kes Kıvır adında bir güzellik salonu işletiyorum ve buraya bir ziyaret için gelip bir ömür boyu kalan çok sayıda insan gördüm. Mesela kasabaya yeni gelen Janee bakın. Bir şeylerden kaçtığına yemin edebilirim. Cebinde sadece 5 dolarla kasabaya geldi ama hayata yeni bir başlangıç yapmak için ne kadar hevesli olduğunu görebiliyorum. Tabii oğlum Clayin hayatını, farkına bile varmadan, altüst etmiş olması da başka bir mesele... Aslında buna şükretmek lazım çünkü Clayin o müzik grubundan ayrıldığından beri yaptığı tek şey inzivaya çekilmekti. Jane ile şansını denemeli. Zaten ne kadar ondan kaçmaya çalışırsa çalışsın, sonunda ikisinin de aynı yolun yolcusu olduğunu öğrenecek. Peki, dedikoduyu bırakıp Millienin permasını kontrol etmem gerek. Son Şansa uğradığınızda bizi de ziyaret etmeyi unutmayın. Kasabanın en son dedikoduları burada ve kahve ikram etmekten de mutluluk duyarız. Çok yakında görüşmek dileğiyle,
-Ruby Rhodes-


31 Ocak 2014

Beşamel Soslu Ispanak




Merhaba sevgili dostlarım, sömestr tatilinin ilk haftası bitiyor bile, boşuna dememişler sayılı günler çabuk geçer diye. Şimdiden yaz tatilini iple çektiğimi söylemeliyim. Keyfinizin yerinde olduğunu ümit ediyor ve tarife geçiyorum. Tarif Turkcell hanımlar klübünden.
1 kg. ıspanak, 1 soğan, tuz ve karabiberi 1 yemek kaşığı yağda kavurun. Ayrı bir kapta 2 yemek kaşığı un, 3
yemek kaşığı tereyağını kavurup üzerine 2 su bardağı süt ekleyin ve koyulaşana dek pişirin. Fırın tepsisine önce ıspanakları sonra beşamel sosu döküp 170 C fırında pişirin.
Annemin ekledikleri: ıspanağa iki üç diş sarımsak, beşamel sosun üzerine de rendelenmiş kaşar peyniri ekledi.
Bir de bir daha ki sefere ıspanaklarla beşamel sosu karıştırıp fırına öyle koyacak.
Yeniden görüşünceye dek sevgiyle kalın! 

29 Ocak 2014

Aşk Terapi

Aşk nedir?

Tanımını yapmak çok zor. Çünkü o sevene göre, sevilene göre, zamana, koşullara göre değişiyor. Ama değişmeyen bir şey var. Aşk müthiş bir bağlanma enerjisidir. İçinde uçarcasına mutluluğu, hüznü, kaybetme korkusunu, melankoliyi, tutkuyu, öfkeyi, kendinden vazgeçme halini barındıran bir duygular çeşnisidir. Âşıklık hali kolay mıdır? Büyük ihtimalle hiçbirimiz buna "kolaydır" diyemeyiz. Ama hiçbirimiz de ondan kaçamayız. Çünkü onsuz olamayız. Üstelik aşk tüm zorluğuna rağmen insanı çoğaltan, olgunlaştıran, incelten, sadece sevdiğiyle değil, kâinatla bütünleştiren bir tecrübe değil midir?

Hz. Mevlana diyor ya: As?ksız olma ki o?lu? olmayasın, As?kla o?l ki diri olasın. Prof. Dr. Nevzat Tarhan, bu kez bizleri aşk üzerine düşünmeye, aşkın gerçekte ne olduğunu anlamaya, zorluklarıyla birlikte oldurucu, olgunlaştırıcı yönlerini keşfetmeye davet ediyor. Başta Hz. Mevlananın Mesnevisi olmak üzere Doğunun bilgeliğini taşıyan eserlerden, isimlerden aktardığı hikâyelerle, hikmetlerle başa geldiyse büyük bir lütuf olan aşkı sağlam bir ilişkiye dönüştürmeye yönelik tavsiyelerde bulunuyor.
(Tanıtım Bülteninden)

D&R'da ön sipariş tarihi 1 Şubat 2014, tedarikçi firmaya göre tarihi değişebilirmiş.



26 Ocak 2014

Mucizeler Atölyesi


"Hiçbir yaranın kabuğu diğerine benzemez."

Millienin hayatı bir gece alt katta çıkan yangınla altüst olur. Kendisini dışarı atmadan önce yangından hangi eşyalarını kurtarması gerektiğini düşünür. İşte o sırada, manevi değeri olan hiçbir eşyasının olmadığını, ne bir anısının, ne de haber verecek kimsesinin olduğunu anlar.
Bir lisede öğretmenlik yapan Mariette, kendisini sürekli suçlayıp aşağılayan kocası ve sorunlu öğrencileri arasında sıkışıp kalmış bir kadındır. Haftada iki kez gittiği psikiyatrist de sorunlarına çözüm bulamaz. Sabrının taştığı bir gün öğrencisine sert bir tokat atıp merdivenlerden tehlikeli bir şekilde düşmesine neden olur.

Mike karısından ayrılıp artık sokaklarda yaşamaya başlamıştır. Bu duruma gelmesinin sebebi olan eski karısını ne kadar çok düşünürse o kadar çok acı çekeceğinin farkındadır. Tek korkusu sundurmasına sığındığı apartman sakinlerinin onu kovma ihtimalidir.
Kendilerini aşılamaz bir duvarın dibinde gören, zorlukların girdabında çaresizce dönüp dolaşan Mariette, Millie ve Mikeın hayatı, günün birinde, Jean adında esrarengiz bir adamın açtığı Mucizeler Atölyesinde kesişir. Parçalanmış ruhları atölyesinde tamir ederek eski mutlu günlerine dönmelerini sağlayan Jeanın sırrı neydi?
(Tanıtım Bülteninden)







20 Ocak 2014

Pamuk İpliğinden Hayaller


En fazla hasar görmüş, parçalanmış bir kalpte bile yeşermeyi bekleyen bir umut vardır daima... Hayat dediğimiz bu inişli çıkışlı yolculukta, düştüğümüzde bizi elimizden tutacak melekler bulunur. Bu melekler, kâh birlikte güldüğümüz kâh birlikte ağladığımız dostlarımızdır. Umut kapısını birlikte aralayan dört kadın...

Evelyn Dixonın tek hayali, yaşamın sahteliğinden sıyrıldığı bir yerde kendine yeni bir yol çizmek ve yapmayı çok sevdiği kırkyama işi üzerine bir dükkân açmaktır. Başlangıçlar her zaman zordur ama bu başlangıçlar yeni dostluklarla anlam kazanır. İşte tam bu noktada Evelynin karşısına, taşındığı kasabanın ileri gelenlerinden Abigail Burgess, annesinin ölümünden dolayı teyzesi Abigailı suçlayan Liza ve kendini kariyer yapmaya odaklayan Margot çıkar.

Adeta bir kırkyama gibi eğri büğrü hayat kumaşını birleştirecek olan bu dört kadın, kendini keşfetmekle kalmayıp Pamuk İpliğinden Hayaller işleyecektir.

"Oldukça yetenekli bir yazar... Yükselişini izlemeye hazır olun!"
-Debbie Macomber-
(Tanıtım Bülteninden)

15 Ocak 2014

Arşivden Waffle

 

Merhaba dostlarım, nasılsınız? Annem yanıma geldi, keyfim pek bi yerinde! Sizlerin de keyfi yerindedir umarım! Güldal kuzumun yaptığı waafle tarifi arşivden, hatırlayalım istedim. Tariflere de uzun bir süre ara vermek istemedim doğrusu!
Tarife geçiyorum.

Malzemeler (4 kişilik) :
1/2 kg süt
1 yumurta
50 gr tereyağ
125 gr pudra şekeri
300 gr un
1 paket vanilya
1 paket kabartma tozu

Yapılışı:
Önce yumurta ile pudra şekeri çırpılır. Azar azar süt eklenir. Tereyağı eritilir. Un, kabartma tozu, vanilya eklenir. Çırpılmaya devam edilir. Waffle makinesi varsa birer kepçe dökülerek pişirilir.
Afiyetle yenir!

Dostlarım en kısa zamanda yeniden görüşmek üzere, dostça kalın!