10 Ağustos 2013

Erikli Bomba

 Sevgili dostlarım merhaba,bayramınız kutlu olsun! Umarım bayramınız keyifli geçiyordur. Biz hem dinleniyoruz hem de sevdiklerimizle birlikte oluyoruz! Bayramın birinci günü ablamlar bizdeydi, bugün de arkadaşlarla görüşeceğiz! Ben, bayram için erikli bomba yaptım. Anjelik erik kullandım, siz siz olun mürdüm eriğinden vazgeçmeyin. Benim yaptıklarım kocaman oldu, tam bir porsiyonluk.

Tarife geçelim mi?


Malzemeler
Hamuru için
250 gram margarin
1 çorba kaşıgı yogurt
1 paket kabartma tozu
1 kahve fincanı şeker
3 su bardagı un
1 çay kaşıgı vanilya
1 adet limon rendesi
İçi için
15 adet kırmızı ve olgun erik
200 gr ceviz
üzerine
pudra şekeri
Yapılışı
1- 3 su bardagı un ve 1 paket kabartma tozu düz bir zemine elenerek alınır ve ortası hamur şeklinde açılır.
2- İçine 250 gram oda sıcaklıgında bırakılmış ve küp küp kesilmiş margarin,1 çorba kaşıgı yogurt,1 adet limon rendesi,1 kahve fincanı şeker ve 1 çay kaşıgı vanilya konulur.
3-Malzemeler iyice karıştırılır.Kulak memesi yumuşaklıgında bir hamur elde edilir
. 4-Hamurdan erik büyüklügünde parçalar koparılır, çekiştirilerek açılır.
15 adet erigin çekirdeklerini çıkarılır. Eriklerin içine ceviz içi doldurulur. Elde şekillendirilen hamurla eriklerin üzerini iyice kaplanır.Tüm kurabiyeler bir tepsiye yerleştirilerek 150 derecelik fırında 25 dakika pişirilir.Fırından çıkardıktan sonra üzeri pudra şekeri ile süslenerek servis yapılır.
Afiyet olsun!


*Ben, anjelik erik kullandığım için malzemeyi iki katına çıkarmak zorunda kaldım!

Yeniden görüşünceye dek dostça kalın!







8 Ağustos 2013

Şeker Bayramınız Kutlu Olsun!

Şeker kız Candy ile şeker tadında bir bayram geçirmeniz dileğiyle!

5 Ağustos 2013

Etli Biber Dolması



Sevgili dostlarım merhaba! Ben halen tatil rehaveti sürdürüyorum! Gitmeme günler kaldı,buna rağmen keyfim yerinde, umarım sizin de öyledir!
Dün mutfağa girip etli biber dolması yaptım, tarifini vereceğim, neden mi çünkü aramızda öğrenci arkadaşlarımız olabilir! Tarife geçiyorum.

Malzemeler:
400 gr kıyma
1 çay bardağı pirinç
2 çay bardağı bulgur (pilavlık bulgur)
2 orta boy soğan
1/2 su bardağı sıvıyağ
2 yemek kaşığı salça
1 büyük domates
2 tatlı kaşığı tuz
1 çay kaşığı karabiber
Arzuya göre 1 tatlı kaşığı pul biber
16-18 adet dolmalık biber
 Yapılışı:
Dolmalık biberler temizlenir, yıkanır, kurumaya bırakılır. Soğan ve domates doğrandıktan sonra tüm malzemeler karıştırılarak bir harç oluşturulur. Oluşturulan harç dolmalık biberlerin içine doldurulur.
Biberler tencereye yerleştirilir. 1,5 su bardağı su konularak açık ateşte kaynayana dek pişirilir.
Kaynadıktan sonra altı kısılarak 20-25 dk. pişirilir. Yanına da cacık ne iyi gider!;)))
Afiyetle yenir! Dostça kalın!



Arşivden Deniz Fasulyesi





 Deniz börülcesini bilirdik,Ayvalık'ta deniz fasulyesi ile de tanıştık. Tadı çok çok hafif ve lezzetli!
 

Yapımına gelince,saplarından ayrılır, kaynayan suda 5-6 dk. haşlanır. 1,2 diş sarımsak,tuz,sızma zeytinyağ ve bol limon eklenir. Karıştırılır. Arzu edilirse domates te eklenebilir. Biz ikinci kez yaptığımızda domates koymadık.
Afiyetle yenir! Sevgiyle kalın dostlarım!


2 Ağustos 2013

Arşivden Patlıcan Paçası











Yapılışı:
1- 1,5 kg küçük patlıcan sapı kalmak koşuluyla tamamen soyulur. Ortasından dörde bölünüp limonlu ve unlu suya atılarak bir müddet bekletilir. Daha sonra sıkılır ve tepsiye dizilir.

2- Yarım limon tuza batırılarak tepside dizili bulunan patlıcanlara masaj yapılır. Böylece patlıcanların kararması önlenir.

3- Zeytinyağı, domates, suyu, tuz, toz şeker ve su ilave edilerek tepsinin üzeri ışık almayacak şekilde yağlı kağıt ile kapatılır. Su ilave dilerek 50 dk. kadar pişirilir. Diğer tarafta 2 baş sarımsak havanda dövülür, 2 fincan sirke ile karıştırıldıktan sonra patlıcanlar üzerinde gezdirilerek dökülür.

Tepside bulunan patlıcanların her biri için iki adet kesme şeker atılarak yağlı kağıt tekrar kapatılır ve 15 dk. kadar pişirilmeye devam edilir.

Soğuduktan sonra servis tabağına konularak buzdolabına yerleştirilir.

Afiyetle Yenir!

Yeniden buluşuncaya dek sevgiyle kalın!


31 Temmuz 2013

Kabak Çiçeği Kızartması





Sevgili dostlarım merhaba, 10 günlük bir Akçay kaçamağının ardından yeniden buradayım! Nasılsınız, umarım çok iyisinizdir! Benim için çok keyifli bir tatil oldu!
Kabak çiçeği kızartmasını ilk kez yaptık, tadı da güzel oldu, yapmanızı öneririm, değişik bir lezzet!
Yapılışına geçiyorum!

Malzemeler:
25-30 tane kabak çiçeği
2 kahve fincanı un
2 yumurta
2 çorba kaşığı su
1 tatlı kaşığı tuz
Yapılışı:
Kabak çiçeği dışındaki malzemeler karıştırılır, bulamaç haline getirilir. Kabak çiçekleri, bulamaca batırılır, kızgın yağda arkalı önlü pişirilir.
Daha sonra sarımsaklı yoğurtla servis yapılır.
Afiyet olsun!

Yeniden görüşünceye dek sevgiyle, dostça kalın!



 






22 Temmuz 2013

Son Oyun


Daha orada, o anda onun en tehlikeli yanının, istediği anda şefkat uyandırabilmesi olduğunu anlamıştım. Tanrı, hep aynı emri verdi, "Şehvetten sakının," bu emre uyamadık, çelişkilerden hoşlanan Tanrı kendi emriyle bile çatışacak kadar güçlü bir şehvet duygusu vermişti hepimize, bu zavallı kullarından o görkemli yaratıcılığının ürünü olan şehvetle dövüşmesini istemişti, kim Tanrı'nın yarattıklarıyla baş edebilir ki, hiçbirimiz edemedik, en masumlarımız bile rüyalarında günaha bulaştı, emre uyamadık ama şehvete karşı dikkatli olmayı, şehvetle boğuşmayı, onu bastırmak için uğraşmayı, ondan kaçmaya çalışmayı öğrendik, yenilsek de zayıf bir kalkanımız, ince bir zırhımız oldu. Şefkat öyle değildi. Tanrı şehvetin yolunu kapatırken şefkatin yolunu sonuna kadar açmıştı, kimse şefkatin yolunda yürürken tedirgin olmaz, kuşku duymaz, kaçması gerektiğini düşünmezdi. Yüzündeki gizli gülümsemesinden anlaşıldığı gibi o bunu içgüdüleriyle sezmiş, Tanrı'nın yasakladığı topraklara girmek için tanrı'nın şefkatini bir "Truva atı" gibi kullanmayı öğrenmişti, her erkek kapılarını açıp o atı gönül rahatlığıyla içeri alıyordu. Tanrı'nın söylemeye vakit bulamadığını söylemek bana düşecekti, "Güzel kadınların uyandırdığı şefkatten korkun."

* İki melek kitabı arası  (Meleklerle Yaşamak, Meleklerin Gücü)"Son Oyun'u okumaya karar verdim dostlarım, güzel ve akıcı bir kitapmış, arkadaşıma sordum, o da önerdi! Yeniden görüşünceye dek dostça kalın!


20 Temmuz 2013

Meleklerimiz


Meleklerle Yaşamak

Kalbinizi meleklerin mucizelerine açın!

  • Meleklerinizi duymak…
  • Meleklerinizden yardım istemek…
  • Meleklerinizin irili ufaklı mucizelerini hayatınıza çekmek…

    İşte bu kitap size bunların anahtarını sunuyor!
  •  
  • Meleklerin Gücü

    Işığın,
    Sevginin gücüyle
    Hayatınızı değiştirin!


    Meleklerle Geçmişinizi Şifalandırın...

    "Neden bunları tekrar tekrar yaşıyorum?" diyorsanız cevabı geçmişte. Meleklerin gücüyle artık hiçbir şey, kaderiniz değil!

    "Eskiden bir tane bile iş bulamazken, şimdi yayından yayına koşuyorum. Yayın hayatına bomba gibi girdim."

    "Neden hep, beni çekemeyen insanlar etrafımda? Yüzler değişiyor, ama bana verdikleri his aynı. derdim. Artık o insanlar yaşamımda yoklar."

    "Boşanıyorduk neredeyse! İlişkimize meleklerin şifası değdi, şimdi ikinci baharımızdayız!"
    "Panik atak yüzünden evden çıkamayan ben, ilk CDmi çıkardım! Artık şarkılarım radyolarda, televizyonlarda, her yerde! Sayenizde meleklerim."

    Meleklerle Işığa Ulaşmak

    Bazen hislerimiz bize ait değil. Artık bu enerjinin, ışığa gitmesi gerek... Ölüm yoktur... Sadece ışık vardır!

    "Eskiden sanki içimde iki kişi vardı. En mutlu anımda bile beni aşağıya çeken biri gibi... Artık o ışıkta, ben de özgür ve dengeliyim."

    "Ben sanki iki kişi için yiyordum... Şimdiyse dokuz yıldır giyemediğim kotumu giyebiliyorum."

    Robert Kolej ve Boğaziçi Üniversitesinden Procter&Gamble Avrupa üst düzey yöneticiliğine uzanan yolda Beki İkala Erikli ışığı, sevgiyi, kendini MELEKLERİN KANATLARINDA buldu.

    *Ben,  şimdi "Meleklerle Yaşamak" kitabını bitiriyorum, sıra "Meleklerin Gücü'ne geldi. Her iki kitabı da okumanızı şiddetle öneririm! Yeniden görüşmek üzere dostça kalın!

    12 Temmuz 2013

    Pamuk Poğaça


     Sevgili dostlarım yeniden merhaba! Bugün, bir süredir yapmaya niyetli olduğum pamuk poğaçadan söz edeceğim! Geçen gün, burnuma enfesss poğaça kokusu gelince dayanamadım. Malzemeleri tamamladım.  Mutfağa girdim ve poğaçamı yaptım! Ben, bu tarifi daha önce "Tarçın'ın Mutfağı'ndan" almıştım, birkaç kez yapmıştım, severek yemiştik. Sonra tarif kayboldu, internette ararken de "http://www.pelinchef.com /2009/05/pamuk-pogaca.html" da buldum, uyguladım, evet, kaybettiğim tarif buydu. Çok mutlu oldum!
    Yalnız ben, tarifte yazdığı gibi 1 bardak su, 1 bardak süt olarak değil de 2 bardak süt olarak tarifi uyguladım, puf puf oldu! Denemenizi öneririm!
    Yeniden görüşünceye dek dostça kalın!


    11 Temmuz 2013

    Zeytinyağlı Biber Dolması


    Merhaba sevgili dostlarım! Tatilin tadını çıkarıyorum, sizin de keyfinizin yerinde olduğunu umut ediyorum! Bu kez annişle mutfağa girdim ve onun rehberliğinde zeytinyağlı biber dolması yaptım! Tadı mı nasıl oldu, annem tarif etmişken kötü olması mümkün mü hiç? Çok ta mütevaziyimdir! ;)))
    Tarife geçelim mi?

    Zeytinyağlı Biber Dolması (10 kişilik) 

    Malzemeler:
    7 adet orta boy kuru soğan
    2.5 çay bard. sıvı yağ
    1/2 çay bard.  sızma yağ
    2 kupa pirinç
    1.5 kupa su
    3 tatlı kaşığı tuz
    2 adet kesme şeker
    2 tepeleme tatlı kaşığı yeni bahar
     1.5 tatlı kaşığı kara biber
    3 çorba kaşığı yıkanıp süzülmüş kuş üzümü
    22 adet orta boy dolmalık biber
    3 orta boy domates (kapak olarak kullanmak üzere)

    Yapılışı:
    Kuru soğanlar yağda kavrulur. Pirinç, tuz, yenibahar, karabiber, kuş üzümü eklenir. Daha sonra 1.5 kupa su  konur, kısık ateşte pişirilir. Dinlenmeye bırakılır. Biberlerin içi doldurulur, domates dilimiyle kapatılır. Kaynayana dek yüksek ateşte daha sonra kısık ateşte  dk. pişirilir.
    Afiyetle yenir!

    Yeniden görüşünceye dek sevgiyle kalın!





     











    4 Temmuz 2013

    Arşivden İstifno Salatası

    Merhaba sevgili dostlarım, geçtiğimiz Cuma tatile girer girmez annişle İstanbul'a döndük! Tabii ki yemek yapıp yiyoruz ;))) Ama ben istedim ki canım Ege'ye gitmeden önce şanına yakışır bir tarifle karşınıza geçeyim!
    Tarif arşivden!

    İstifno Otu Salatası                                                                                                                               İstifno otlarının sadece yaprakları kullanılır. Yapraklar saplardan ayrılır, yıkanır, biraz tuz ilavesiyle yaklaşık 20 dk kadar haşlanır. Süzgece alınır.Süzüldükten sonra bir kaba alınarak bol limon, tuz, sızma yağ ile karıştırılarak servis yapılır. Arzu edilirse sarımsaklı yoğurt ile de servis yapılabilir.
    Tadı mı muhteşem! Mutlaka denemenizi öneririm!
    Yeniden görüşünceye dek dostça kalın!






    26 Haziran 2013

    Gelibolu Gezisi


    Merhaba dostlarım, müdürümüz ve öğretmen arkadaşlarımız bir karar aldılar, Gelibolu Öğretmenevi'ne gidilecek, balık yenilecek! Bize de bu karara uymak düştü ve gündüz dolayısıyla yola koyulduk! Gelibolu'ya vardık, şirinliğine, güzelliğine hayran kaldım, kesinlikle orada görev yapmak isterim! 
    Öğretmenevi de çok güzeldi, denize nazırdı, sohbet muhabbet balıklar yendi! Yola çıkıldı, evlere varıldı ve şimdi ben bu geziyi siz dostlarımla paylaşıyorum!
    Yeiden görüşünceye dek sevgiyle kalın!

    Not: Bu arada İstanbul'a gitmeye de hiçbir şey kalmadı, hayırlısıyla  Cuma günü yolcuyuz!


    21 Haziran 2013

    Bir İlkbahar Macerası


    Enerjik ve eğlence düşkünü Lou Casserly nasıl dünyanın en itaatkâr eşine dönüştü?
    En yakın arkadaşı Deble bir zamanlar çılgınca planlar yapan o cesur kızdan eser kalmamıştı. Lou artık, gerek hiçbir şeyden tatmin olmayan annesi gerekse onu aldatan kocası Phil tarafından kullanıldığının farkında olmayan, yalnız ve sürekli olarak eleştirilen bir kadındı.
    Sonra bir gün, eline bir sayfası kıvrılmış bir dergi geçti ve hayatını ne ölçüde değiştireceğinden habersiz, evdeki fazlalıklardan kurtulmakla ilgili bir makale okudu. Basit bir ilkbahar temizliği olarak başlayan iş, çok geçmen kontrolden çıktı. Evden attığı her fazlalıkla birlikte, Lounun yüreğinin ta merkezindeki o kapalı ve acı dolu yerlere biraz daha fazla ışık ve hava doldu.

    O civarda yaşayan Tom Broom adındaki yakışıklı bir adamla tanışınca da onu aldatan kocası Phili çok farklı bir gözle görmeye başladı. Ancak, Tomun yardımıyla bile, acaba enerjik, mutlu ve kendinden emin Lou Winter haline geri dönebilecek miydi? Fazlalıklardan arınmış hayatına karşı duyduğu heyecan, bakalım onu nereye götürecekti?

    "İnsanı kaçınılmaz derecede iyi hissettiren bir roman."
    Jane Costello

    "Bu kitaba bir sağlık uyarısı koyulmalı: Ancak bir gününüzü feda edebilecekseniz okuyun. Başımı kitaptan müthiş bir tatmin hissiyle kaldırdım."
    Debby Holt

    18 Haziran 2013

    Atatürk'ü Anlamak


    Bir gün Atatürk yine tarihle ilgili kalın bir kitap okuyordu.
    Öylesine dalmıştı ki, çevresindekileri fark etmemişti.
    Yurtla ilgili bir sürü sorun varken Devlet Başkanı'nın kendini tarihe vermesi Vasıf Çınar'ın biraz canını sıkmış olacak ki, Atatürk'e şöyle dediğini duydum: Paşam! Tarihle uğraşıp kafanı yorma. 19 Mayıs'ta kitap okuyarak mı Samsun'a çıktın? Atatürk Vasıf Çınar'ın bu çok samimi yakınmasına gülümseyerek şöyle bir karşılık verdi: Ben çocukken fakirdim. Eğer çocukluğumda elime geçen iki kuruştan birini kitaplara vermeseydim; bugün yaptıklarımın hiçbirini yapamazdım.

    Atatürk'ün Uşağıydım
    Cemal Granda

    15 Haziran 2013

    Farkında mısınız

















    Mallarımız arttı, keyfimiz azaldı.
    Daha büyük evlerde, ama daha küçük ailelerle
    yaşıyoruz.
    Konforumuz arttı, ama zamanımız daraldı.
    Diplomamız bol, ama sağduyumuz az.
    Uzmanlar arttı, ama sorunlar çoğaldı. İlaçlar çoğaldı, hastalıklar arttı.
    Çok para harcıyoruz, ama az gülüyoruz.
    Para kazanmayı öğrendik, ama yuva kurmayı
    beceremedik.
    Acele etmeyi öğrendik, ama sabırlı olmayı asla.
    Gelirimiz arttı, karakterimiz zayıfladı. Tanıdıklar çoğaldı, ama dostlar eksildi.
    Çabalar arttı, ama mutluluklar azaldı.
    Varlığımızı arttırdık, ama değerlerimizi yitirdik. Ve nihayet hayata yıllar ekledik, ama yıllara hayat
    katamadık!

    George Carlin


    * Bu yazıyı ve resmi  facebook'ta gördüm, sizlerle paylaşmadan edemedim! Dostça kalın!

    13 Haziran 2013

    Mezuniyet Töreni

    Bugün çocuklarımın mezuniyet törenleri vardı, konfeti eşliğinde keplerini havaya attılar, çok çok duygulandım! Mezun oldular, katılım belgelerini aldılar, süslü püslü karneler yarın verilecek ama ben sabırsızlık ettim! Bunca yıldır öğretmenlik yapıyorum, üç yıldır küçük yaş grubuyla ilgileniyordum, daha öncesinde de kep töreni yapmıyorduk doğrusu! Bu yüzden sanırım çok etkilendim, heyecanlandım!Sonra da arkadaşla, Kız Meslek Lisesi'ne gittik, stajyerlerimizin mezuniyet törenine katıldık!Şimdilik benden bu kadar, yeniden görüşmek üzere!




     


    12 Haziran 2013

    İyi ki Geldin


    Libby Morganın yıllardır tek bir hayali vardır: Büyük iş yükü altında çalıştığı hukuk firmasına ortak olmak. Kariyeri için arkadaşları, evliliği ve aile kurma şansı da dahil olmak üzere her şeyden feragat etmiştir. Patronu onu ofisine çağırdığında, Libby en sonunda güzel haberi alacağını zanneder, fakat sarsıcı gerçek onu beklemektedir: İşten çıkarılmıştır ve tüm hayatını yeni baştan kurmak zorundadır… hem de hiç vakit kaybetmeden.

    Bütün uğraşlarına rağmen iş bulamayınca Libby eski arkadaşlarıyla tekrar bağlantı kurar ve öğleden sonralarını da sıcacık bir yüncü dükkânı olan Bir Yumak Mutlulukta geçirmeye başlar. Burada dükkânın iyi huylu sahibi Lydia, Lydianın çocukluktan yeni çıkmış olan enerjik kızı Casey ve Caseyin en iyi arkadaşı olan Avayla yakın bir ilişki kurar. Utangaç ama sıkıntılı bir kız olan Ava, Libbynin geleceğini şaşırtıcı ve köklü bir şekilde yeniden biçimlendirecektir.


    Bir Yumak Mutlulukun ikinci yuvası -buradaki kadınların da ikinci ailesi- olmasıyla birlikte, Libby sahip olduğu bu yeni hayattan büyük bir zevk almaya başlar. Hatta, onun için mükemmel bir seçenek olarak görünen etkileyici ve yakışıklı bir doktorla romantizm yaşamak için gereken zamanı bile bulur. Ama olaylar gelişirken, Libby çok sevdiği yeni yaşamını sonsuza kadar değiştirebilecek bir tercih yapmak zorunda kalır.


    Sımsıcak bir anlatımı ve zengin dokunmuş bir kumaşı olan İyi ki Geldin, yeni başlangıçların vaadi ve dostluğun ve aşkın sonsuz keyifleriyle dolu bir roman.

    10 Haziran 2013

    Blogum 7 Yaşında


    Sevgili dostlarım merhaba! Evettt, bugün blogum dolu dolu 7 yaşında ve ben büyük bir heyecan içerisindeyim! Siz dostlarımla nice yıllara, nice paylaşımlara!

    4 Haziran 2013

    Krem Karamel


    Sevgili dostlarım, yeniden merhaba! Hafta sonu gelişim raporlarını e-okul'a girme işini yetiştirmeye çalıştım. Yetiştirmeyi başardım da ama strese girdim doğrusu!
    Anniş, krem karameli geçen hafta Salı günü yaptı, tarifi ben ancak bugün verebiliyorum!

    Malzemeler:
    Krem için:
    • 6 adet yumurta
    • 1 su bardağı toz şeker
    • 1 paket vanilya
    • 1 litre süt
    Karamel için:
    • 1 su bardağı şeker
    • 6-7 yemek kaşığı su
    Yapılışı:
    1. Öncelikle küçük bir teflon tavaya karamel için şeker ve su konur.
    2. Tava ocağın büyük gözüne yerleştirilir ve yüksek ateşte şeker suyunu çekip rengi koyulaşana kadar pişirilir.
    3. Dikkat edilmesi gereken karamelin rengi çok koyulaşmadan ocaktan almaktır, çünkü siz farketmeden karamel yanabilir.
    4. Ocaktan alınan akışkan karamel hiç vakit kaybetmeden kaplara eşit olarak dağıtılır. (Soğurutsanız karamel kristalleşir ve akmaz)
    5. Derin ve geniş bir kapta oda sıcaklığında yumurtalar ve şeker yoğunlaşana ve köpürene kadar çırpılır.
    6. İçine 1 paket vanilya ilave edilir ve 2 dk. daha çırpmaya devam edilir.
    7. Yumurtalı karışıma süt eklenerek ve yüksek devirde çırpma işlemine 3-4 dk. devam edilir.
    8. Mikser kullandığınız için yumurtalar aşırı şekilde kabaracak (Aman bu ne biçim tarif 50 kişilik krem karamel çıkar bundan demeyin :) ) Üzerinde biriken köpükleri sıvı karışım görünene ve köpük tamamen temizlenene kadar kepçe ile alın.
    9. Karamel koyduğunuz kaplara bölüştürün.
    10. Fırını 175 dereceye ayarlayın ve ısıtın, ocakta su kaynatın.
    11. Borcam yada başka bir fırın kabına karamel kaplarını yerleştirin.
    12. Sıcak suyu borcama kapların yarısına gelecek şekilde dökün ve fırına verin.
    13. Üzerileri kızarana kadar pişirin.
    14. Kaplarından çıkartarak ılınmasını bekleyin ve buzdolabına alın.
    15. Yaklaşık 12 saat dinlendirdikten sonra servis yapın.

    Yeniden buluşuncaya dek dostça kalın!

    28 Mayıs 2013

    İnci ve İstiridye


    "Gece yatarken rüya kapını açık bırak, geleceğim" derdi. Ben de öyle yapıyordum ama ne yazık ki bilinçaltım rüyada bile buluşmamıza izin vermiyordu. Tam buluşacakken o fırtına sesi kulaklarımı çınlatıyor ve onu kollarımdan çekip alıyordu. Zaman her şeyin ilacıdır derler ya, aslında yok öyle bir şey. Sevdiği birini kaybettiğinde insanın gönlünde kırk mum yanarmış, sonra her gün bir mum sönermiş.

    Otuz dokuz tanesi sönünce, kırkıncının da sönmesini beklermiş insan ama o kırkıncı mum bir ömür yanarmış. Zaman geçtikçe acının gerçekliğini fark ettim. İnsanlar, "Artık toparlanmalısın, hayata kaldığın yerden devam etmelisin" diyorlardı ama kaldığım yer onun kollarıydı. Benim için devamı yoktu. Yine ara sıra onu rüyamda görüyorum ama artık yüzünü seçemiyorum. Gittikçe bulanıklaşıyor. Sanırım bu bir işaret. Önemli olan işareti nasıl yorumlayacağım. Bu, "Unut ve yoluna devam et" mi demek yoksa "Artık yanıma gel aşkım" mı demek?

    26 Mayıs 2013

    Kırk 7


    40lı yaşlardaki kadınlar... Baş döndürücü, baştan çıkarıcı, baştan çıkarılıcı... Ama vaatkâr, davetkâr!

    "Ve Allah kadını yarattı." 1960lı yıllardı. Allah kadını, BrigitteBardotun bedeninde yaratmıştı. Yaratılan kadın 20li yaşlarındaydı. Aradan 50 yıl geçti. Ve kadın yeniden yaratıldı. Bu defa 40lı yaşlarındaydı. Yirmi birinci yüzyılın ilk büyük keşfi 40 yaş kadını oldu. Ama keşfedilen şey, bir kadının hayatındaki en önemli 10 yıl değildi. Otuzlu yıllarla başlayıp, 50li yılların sonuna kadar devam eden 30 yıllık bir süreydi keşfedilen. Ve bu kadını, kadın yarattı. Birincisi naifti. Farkında değildi. Erkeğe amadeydi. İkincisi bilinçli. Farkında ve erkek ona amade. Juliette Binoche 40lı yaşlarında yaşadığı hayatı anlatırken şunu söylüyor: "Bu bir çölü baştan sona geçmek gibi bir şey. Önemli olan, kendi kendini yargılamamak ve suçluluk duygusundan arınmaktır." Ve devam ediyor: "En uçtakini yaşamaya hazır değilsen, insani bir şeyle irtibat kurmaya hazır değilsin demektir." Bu yüzyıl bir baştan çıkarma ve çıkarılma yüzyılı. Şımartma ve şımartılma yüzyılı. Baştan çıkarmaya ve çıkarılmaya ihtiyacımız var. Kendimizi keşfetmek, sınırlarımızın farkına varmak... Ve yaşamak. Üzerine gitmekten sakınmayan, adını koymaktan korkmayan, günah işlemekten çekinmeyen kışkırtıcı bir kitap... Yargılama ve suçluluk duygusuna savaş açmış bir kitap!

    25 Mayıs 2013

    Sıkıldım...


    Offf, çok sıkıldım! Annem, geçen hafta Perşembe günü İstanbul'a döndü! Ardından üç günlük tatili fırsat bilip ben de İstanbul'a gittim, Pazartesi akşamı Uzunköprü'ye döndüm. Okul varken insan bir şekilde  idare ediyor da hafta sonu yalnızlık hiç çekilmiyor! Neyse ki tek tesellim Pazartesi günü annemin gelecek olması! Ve yine neyse ki önümüzdeki hafta sonu yalnız kalmayacak oluşum!



    24 Mayıs 2013

    Semizotlu Yeşil Mercimek Salatası


    Sevgili dostlarım, nihayet yeniden yeni bir tarifle biraradayız! Yeni bir tarif diye belirtiyorum çünkü Mayıs ayı Lezzet dergisinde gördük, annem uyguladı! Arkadaşlarım gelecek diye yaptık, tadını hepimiz çok beğendik!
    Tarife geçelim mi?

    Malzemeler (6 kişilik)
    1 demet semizotu
    1 su bardağı yeşil mercimek
    200 gr keçi peyniri
    2 havuç
    1 kuru soğan (kırmızı da olabilir)
    1 yemek kaşığı zeytinyağı

    Sosu İçin
    1 yemek kaşığı balzamik sirke (nar ekşisi de kullanılabilir)
    1 yemek kaşığı limon suyu
    1/2 çay bardağı zeytinyağı
    Tuz, karabiber

    Yapılışı:
     Yeşil mercimekleri dişe gelecek kıvamda haşlayın ve suyunu süzün. Salata kasesine iri doğradığınız semizotunu, yeşil mercimeği, halka şeklinde doğradığınız soğanı ekleyip harmanlayın. Tavaya 1 yemek kaşığı zeytinyağını döküp ısıtın. Üzerine kibrit çöpü biçiminde doğradığınız havucu ekleyip az yumuşayıncaya kadar soteleyin. Ufaladığınız peyniri ve havucu salatanın üzerine serpin. Sos için gerekli olan malzemeleri derin bir kaseye alıp çatal ile çırpın. Salatanın üzerine gezdirip servis yapın.

















    Her Güne Bir Yemek


    Her Güne Bir Masal, Her Güne Bir Oyun ve Her Güne Bir Ninniden sonra şimdi de Her Güne Bir Yemek kitabı geliyor. Tijen İnaltongun hazırladığı bu kitap, 29 Şubat da unutulmamak şartıyla her gün için bir yemekle çıkıyor karşımıza. Bizi yemeklerin büyülü dünyasında gezdirirken ülkelerle, geleneklerle, inançlarla ilgili bilgiler de veriyor, öyküler de anlatıyor dört bir yandan.


    Lezzete Merhaba


    Filiz Akından lezzet paylaşınca güzel diyenlere sihirli tarifler...

    Yemek yapmanın yaratıcılık ve zevk sahibi olmayı gerektiren bir alan olduğunu kırk yaşında anladım ve bu bende sanatın başka bir koluyla ilgileniyormuşum gibi bir his uyandırdı. Ayrıca hepimiz misafirlerimize en lezzetlisini sunmak, en lezzetlisini beğendirmek, sonuç olumlu olursa bundan bir sanatçı gibi keyif almak peşinde değil miyiz? Yemek kitabı alırken de yemeklerin görünümüne ve yapılışına bakıp en baştan çıkarıcı olanda karar kılmıyor muyuz? Dilerim hayal kurmanıza sebep olacak kadar şaşırtıcı tarifler yazmışımdır. Destekleyen, ilham veren herkese teşekkürler...







    Dönüş


    Gerçekler acıdır; acıtır, incitir...

    Tam da hayatının yoluna girdiğini sandığı günlerde, önce annesinden gelen bir haber, ardından eski bir şapka kutusunda bulduğu mektuplar...

    Deryanın, iki yıldır sümenaltı edilen gerçekleri bir tokat gibi öğrenmesi, onu dünyanın bir megakentinden ötekine savuracak, kaderi onu sarı bir sonbahar günü, açılıp açılmayacağını bile bilemediği bir demir kapının önüne kadar taşıyacaktır.

    Genç kız, acaba gizem dolu bu perdenin ardına geçebilecek midir?

    Öğreneceklerini kabul edebilecek, kabul etse bile sindirebilecek midir?

    O kapı açılırsa elbette...

    Dönüş, aldatmanın, aldatılmanın, affetmenin, acıtan gerçeklerin romanı.

    16 Mayıs 2013

    Kardeşimin Hikayesi

     Serenad fırtınasından sonra Livaneliden nefes kesen bir roman

    Sakin bir balıkçı köyünde genç bir kadının cinayete kurban gitmesiyle başlar her şey. Dünyadan elini eteğini çekmiş emekli inşaat mühendisiyle genç, güzel ve meraklı gazeteci kızın tanışmasına da bu cinayet vesile olur. Kurguyla gerçeğin karıştığı, duyguların en karanlık, en kuytu bölgelerine girildiği hikâye, daha doğrusu hikâye içinde hikâye de böylece başlar. Modern bir Binbir Gece Masalının kapıları aralanır. Ancak bu kez Şehrazad erkektir.
     Kardeşimin Hikâyesi aşkın mutlulukta ulaşılacak son nokta olduğuna inananları bir kez daha düşünmeye davet eden, aşka, aşkın karmaşıklığına ve tehlikelerine dair nefes kesen bir roman. Her sayfada yeni bir gerçekliği keşfedecek, kuşku ile kesinliğin sınırlarında dolaşacaksınız.

    Mantıksız gibi geliyor ama o sabah uyandığımda tuhaf bir haber alacağımı biliyordum. Karadenizin lacivert dalgalarıyla baş başa kalmış olan bu ıssız köyde geçen her gün birbirinin aynısı olduğu için burada insanların heyecanla konuşacağı olaylara pek sık rastlanmazdı. O günün de ötekiler gibi sessizce akıp gitmesi gerekirdi ama galiba başka şeyler olacaktı. O mahmur sabah saatlerinde bir cinayet haberi alacağımı bilmiyordum elbette ama bir haber gelecekti. Daha yataktan çıkmamıştım, gözlerim kapalıydı, arkalarında fosforlu çizgiler bırakarak yıldırım hızıyla hareket eden mor tavşanları izliyordum.




    12 Mayıs 2013

    Güzel Harabeler


    SENE 1962. Güneşin kavurduğu İtalya sahilinin kayalık sırtlarında, göğsüne dek hayallere dalmış bir otel sahibi Ligurya Denizinin göz kamaştıran sularına bakarken bir serap görüyor: Uzun boylu, incecik bir kadın, beyazlar içinde bir hayal, tekneyle ona yaklaşıyor. Çok geçmeden kadının çiçeği burnunda Amerikalı bir aktris olduğunu öğreniyor. Ve bir de yakında öleceğini...

    Sonra hikâye dünyanın diğer ucunda ve günümüzde yeniden başlıyor. Yaşlı İtalyan bir adam Amerikada bir film stüdyosunun kapısında dikilmiş, en son yıllar önce otelinde gördüğü gizemli kadını arıyor.

    Güzel Harabeler, 2. Dünya Savaşından Richard Burtonla Elizabeth Taylorın aşkına kadar, sayısız anı sayısız insanla buluşturan çok özel bir roman. Hiçbir şeyin umduğunuz kadar basit olmadığı aşkları, kiminin karşı durduğu, kiminin boyun eğdiği arzuları, seçilen yolları ve vazgeçilen hayatları anlatıyor.

    Muhteşem yaratıcılığı ve kesintisiz şaşırtıcılığıyla Güzel Harabeler bir yandan olmadık hayallere tutunurken, bir yandan da yaşamları kayalık kıyılarında gezinen kusurlu ama büyüleyici insanların öyküsü...

    "Pasquale Tursi o an bölük pörçük hissetti kendini. Hayatı artık iki hayattı: Yaşayacağı hayat ve sonsuza dek merak edeceği hayat."
    New York Times, Washington Post, NPR, Esquire, Publisher Weekly, Kirkus "2012 YILININ EN İYİ KİTABI" seçkilerinde.

    "Edebi sihir."
    NPR

    "Bu kitap bundan sonra her daim var olacak."
    Boston Globe

    "Delice sevmek üstüne bir abide."
    New York Times

    "Sözü dolandırmak niye? Bu bir başyapıt."
    Richard Russo

    Anneler Günü

    Sevgili dostlarım, anneler gününüz kutlu olsun! Nice nice sağlıklı, mutlu, umut dolu yıllara!

    8 Mayıs 2013

    Lezzet...


    Bu ay ki Lezzet dergisi çok özel bir sayı! Malum hem "Anneler Günü" kutlaması var hem de çilek mevsimi!
    Derginin  güzel iki de kitapçığı var!


    Lavaş Pizza















    Sevgili dostlarım, merhaba, bu kez lavaş pizzayı denedik ve çok beğendik! Refika'nın programı "Mucize Lezzetler'den esinlendik! Denemenizi şiddetle öneririz!



    Malzemeler:

    Lavaş ekmeği

    Ketçap

    1 tane domates

    3-4  tane sivri biber

    1 paket aç bitir salam (Pınar)

    200 gr rendelenmiş taze kaşar ya da dil peyniri  ( biz Altınkılıç kaşar peyniri kullandık)

    10 tane ayıklanmış zeytin

    Yapılışı:
    Lavaş ekmeğin üzerine ketçap sürülür. Üzerine domates, salam, sivri biber ve zeytin konur. En üste
     rendelenmiş kaşar döşenir. Kaşar peynir eriyince fırından çıkarılır. Ve afiyetle yenir.
    Yeniden buluşmak dileğiyle!

     Not: Biz, 2 lavaş ekmeğine göre yaptık!






    3 Mayıs 2013

    İlk Kez...


    Neredeyse dört yıldır yuvadan kopmuş durumdayım, bu süre içersinde ilk kez "aman sene sonu gelsin de, İstanbul'a gideyim demiyorum! Bu da beni mutlu ediyor! Nasıl olsa günler geçecek, okullar kapanacak, seminer  zamanı sona erecek ve yuvaya dönüş zamanı gelecek! Sabırsızlık yaşamıyorum kısacası!

    30 Nisan 2013

    Sevginin Son Dileği

     Sevgili dostlarım, merhaba! Çok sevdiğim yazar olan Debbie Macomber'in yeni bir kitabı çıkıyor, ön sipariş tarihi 06.05.2013, dilerseniz d&r'dan temin edebilirsiniz! Henüz elime geçmedi ama okuduğum diğer kitaplarına bakarak almanızı öneririm!

    Sevgilim,
    Bu mektubun seni çok şaşırtacağını biliyorum...

    Michael, genç yaşta kanserden kaybettiği eşinin bıraktığı ve ölümünden bir yıl sonra okumasını istediği mektupla neye uğradığını şaşırır. Hayatını yalnızca sevdiği kadına adayan Michael, eşinin şok etkisi yaratan istekleri karşısında yaşamına nasıl devam edeceğini bilemez. Onun sağduyusundan bir an olsun şüphe duymayan Michael, kendisine yeni bir hayatın kapılarını açacak maceraya ister istemez dahil olur.

    Okurlarını her zaman aşka, umuda ve yeni başlangıçlara sürükleyen Debbie Macomber, Sevginin Son Dileğinde kaybedilenlerin ardından hayata tutunmaya çalışan insanlara mutluluğun işaretini sunuyor.

    "Sevginin Son Dileğindeki bütün karakterlere alkış tutacaksınız; bu kitap tam bir Debbie Macomber klasiği."
    Womans Day

    "İlişkilerinde doğru yolu bulmaya çalışan üç kadın ile eşini kaybettikten sonra hayatını sürdürmek ve mutluluğu yeniden yakalamak için çabalayan bir erkeğin dokunaklı hikâyesi."
    The Best Reviews

    "Sevginin Son Dileğindeki bütün karakterlere alkış tutacaksınız; bu kitap tam bir Debbie Macomber klasiği."
    Womans Day

    "Bu kitap bir ilişkide karşılaşılabilecek pek çok olasılıkla dolu. Macomber karakterlerini bir yandan zorluklarla yüzleştirirken, diğer yandan bunların üstesinden gelmelerini sağlayarak okuru sonsuz bir doyuma ulaştırıyor."
    Chicago Tribune

    "Aşkı, kaybedişi ve dostluğu anlatan büyüleyici bir roman..."
    RT Book Reviews

    29 Nisan 2013

    Dostluk Ekmeği

     
    Hafta sonu İstanbul'daydım ve çok güzel zaman geçirdim, ailemle ve arkadaşlarımla görüştüm! Hep birlikte annemin doğum gününü kutladık!
    Aytülcüm (bir büyüğüm) ile konuştuk, çeşitli konularda önerilerde bulundu! Okumam için bir de çok keyifli bulduğunu söylediği bir kitap verdi. Kitabın adı bile sıcacık, henüz elime almadım bu yüzden özetine yer vereyim, olur mu?
    Bir damla gözyaşı ve umutla yoğrulmuş küçük bir hediye, kırılan kalbinizi iyileştirip tüm hayatınızı değiştirmeye yeter mi?

    Kaderin ona oynadığı acımasız oyun karşısında Julia Evarts, yaşama sevincini kaybetmiştir. Çektiği tüm acıların ise tek bir sorumlusu vardır. Bir zamanlar en yakın arkadaşı olup da artık yüzünü bile görmek istemediği kız kardeşi...

    Bir gün küçük kızı Gracie ile birlikte eve geldiklerinde, kapının önünde çiçek desenleriyle bezenmiş bir tabak ve yanında bir tarif bulurlar. Üzerine ise bir not iliştirilmiştir: "Umarım beğenirsiniz." Julia, bu beklenmedik hediyeden kurtulmak istese de kızını mutlu etmek adına tarifi denemeye karar verir.

    Çok geçmeden kasabalarına yeni taşınmış olan iki kadınla tanışır. Eşini kaybetmiş olan Madeline Davis, hayata tek başına devam etmenin bir yolunu ararken, ünlü çellist Hannah Wang de Brisay ise kocasıyla boşanmak üzeredir. Teselliyi, adeta bir sığınak olarak gördükleri dostluklarında bulacak olan bu üç kadın, gün gelip de şu cümleyi söyleyebilecek midir? Her şeye rağmen hayat güzeldir.

    Bizi bize anlatan sıcacık, lezzetli bir hikâye... Kâh ağlatan kâh sinirlendiren kâh güldüren Dostluk Ekmeği, imkânsız gibi görünenleri gerçekleştirmenin, aslında bizim elimizde olduğunu muhteşem bir dille anlatıyor.

    "Okuyucuların bu iç ısıtan hikâye karşısında duygularına hâkim olabilmeleri imkânsız.
    Tabii, o muhteşem tarifi de unutmamak gerek..."
    Publishers Weekly
    Bu arada anneme ısmarladığım  kitap elime geçti, "Ruhunu Dinle Bedenini Doyur", dilerim işe yarar!
    İlk fırsatta görüşmek dileğiyle dostça kalın!










    24 Nisan 2013

    İthaka



    İthaka'ya doğru yola çıktığın zaman,
    dile ki uzun sürsün yolculuğun,
    serüven dolu, bilgi dolu olsun.
    Ne lestrigonlardan kork,
    ne kikloplardan, ne de öfkeli Poseidon'dan.
    Bunların hiçbiri çıkmaz karşına,
    düşlerin yüceyse, gövdeni ve ruhunu
    ince bir heyecan sarmışsa eğer.
    Ne Lestrigonlara rastlarsın,
    ne Kikloplara, ne azgın Poseidon'a,
    onları sen kendi ruhunda taşımadıkça,
    kendi ruhun onları dikmedikçe karşına.

    Dile ki uzun sürsün yolun.
    Nice yaz sabahları olsun,
    eşsiz bir sevinç ve mutluluk içinde
    önceden hiç görmediğin limanlara girdiğin!
    Durup Fenike'nin çarşılarında
    eşi benzeri olmayan mallar al,
    sedefle mercan, abanozla kehribar,
    ve her türlü başdöndürücü kokular;
    bu başdöndürücü kokulardan al alabildiğin kadar;
    nice Mısır şehirlerine uğra,
    ne öğrenebilirsen öğrenmeye bak bilgelerinden.

    Hiç aklından çıkarma İthaka'yı.
    Oraya varmak senin başlıca yazgın.
    Ama yolculuğu tez bitirmeye kalkma sakın.
    Varsın yıllarca sürsün, daha iyi;
    sonundakocamış biri olarak demir at adana,
    yol boyunca kazandığın bunca şeylerle zengin,
    İthaka'nın sana zenginlik vermesini ummadan.
    Sana bu güzel yolculuğu verdi İthaka.
    O olmasa, yola hiç çıkmayacaktın.
    Ama sana verecek bir şeyi yok bundan başka.

    Onu yoksul buluyorsan, aldanmış sanma kendini.
    Geçtiğin bunca deneyden sonra öyle bilgeleştin ki,
    Artık elbet biliyorsundur ne anlama geldiğini
    İthakaların.

    (Çeviren: Cevat Çapan)
    Konstantin Kavafis

    Sevgili dostlarım, Kavafis'in İthaka şiirini çok beğendim, sizlerle paylaşmak istedim!  Sevgiyle kalın!