17 Temmuz 2014
Bir Şans Daha
Hayatta her zaman herkesin ikinci bir şansı olmalı derler! Ya hatayı yapanı affetmek istemezsen! Onun hatası senin sonunun başlangıcı olursa, dönüşü olmayan yollara, çıkışı olmayan sokaklara dönerse?..
Çok sevsen ve aldatılsan, sevmekten vazgeçer misin? Ya da, her şeyi bırakıp onu affeder misin? Peki, ya kader?..
Sen istemesen de, onu tekrar hayatına soksa ve seni imkânsız sınavlarla sınasa!.. Sen ne yaparsın? İkinci bir şans verir misin? Yoksa yok sayar, geçer misin? O, hayatının kararını vermek zorunda. Kendisi için değil, kendinden olan için. Peki, ya kalbi? Kalbi bunu affedebilir mi? Sevgi her şeye yeter mi? Çok sevdi ve aldatıldı. Hem de en mutlu olduğu anda…
Sizce İkinci Bir Şansı, herkes hak eder mi?
(Tanıtım Bülteninden)
İyi Dilekler Yolu
Hayat tesadüflerle doludur. Üstelik birçoğu, haberimiz bile olmadan, bizim için yaşanır.
Lucky ve Tessayı birbirine bağlayan tesadüfler saymakla bitmez. Aynı kasabada doğup büyürler, aynı okula giderler, aynı kasabayı aynı zamanlarda terk edip yine aynı zamanlarda hayatın bozgununa uğrayarak geri dönerler. Bütün bunları yaşarken birbirlerinden haberdar bile değildirler. Yıllar sonra geri döndükleri Destinyde, yine bir tesadüf sonucu karşılaşır ve tanışırlar.
Karanlık geçmişinden kurtulmaya çalışan Lucky ile kronik hastalığı yüzünden zor bir hayat yaşayan Tessanın hikâyesi , hem eğlenceli hem de duygu dolu. Bir yandan çılgın, bir yandan da ayakları yere çok sağlam basan bir öykü. Okurken birçok duyguyu aynı anda hissedeceksiniz.
(Tanıtım Bülteninden)
Mutluluğun Renkleri
Büyük bir yıkım gelip de her şeyi alt üst edene dek mutlu bir hayat yaşamış olan Sage Anderson için, artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır. Hayat kurtarmak için çıktığı yolda kendi hayatını bitiren bir kadın olarak her şeyi bırakır ve uzaklara, Angels Reste yerleşerek resim yapmaya başlar. Geçmişini de herkesten gizlemektedir.
Ancak hayat, sırları sevmez. Bir gün mutlaka açığa çıkarır; hem de en olmadık zamanlarda… Ortaya dökülen bu sırlar bazen bir mucizeyi gerçekleştirir yine de. Mutluluğa giden yolun taşları olurlar. Kimi siyah, kimi beyaz, kimi mavi… Her biri ayrı bir renk, geçmişiyle barışabilen insanları yeniden mutluluğa taşırlar.Sage Andersonın da gelecek güzel günlere doğru hareket etme vakti gelmiştir.
(Tanıtım Bülteninden)
Umut Mevsimi
büyük acılar bile umudun gölgesinde erimeye mahkûmdur. Yepyeni başlangıçları ya da güzel bir gülümsemeyi bir ömür saklayabilir minicik bir fotoğraf karesi. Bir kutu dolusu anı, bir anda dağıtabilir tüm hüzün bulutlarını. Avalon kadınları için bir koleksiyon defteri hazırlama derneği kuran BettieSheltonın, hayattan aldığı belki de en önemli derstir bu…
IsabelKidd bir evlat sahibi olamamak dışında, evliliğinde hiçbir sorunları olmadığına inandırmıştır kendini yıllarca. Ancak eşinin onu başka bir kadınla aldattığını öğrendiğinde adeta yıkılır. Üstelik birlikte olduğu kadından bir de çocuğu vardır. Önce işini, ardından da sevdiği adamı kaybeden Ava ise küçük oğluyla yaşam mücadelesi vermektedir. Geçmişinin gölgesinden kaçmaya çalışan genç, güzel Yvonne ve hasta, küçük bir kızı evlat edinmek üzere olan Frances ile tanışınca hayat hiç beklemediği bir yönde akmaya başlar.
Hepsinin yolu, BettieSheltonın koleksiyon defteri derneğinde kesiştiğinde ise minicik kâğıt parçalarının ve dostluğun, onları geçmişin acılı girdabından çekip çıkarmasına izin vereceklerdir.
Avalon kasabası kadınları bu kez kalp kırıklıklarını biraz tutkal ve bolca umutla sarmayı öğreniyor… DarienGeenin Dostluk Ekmeğinden sonraki ikinci kitabı Umut Mevsimiile sevginin o sihirli, iyileştirici gücüne bir kez daha şahit olacaksınız.
(Tanıtım Bülteninden)
* Ön Sipariş Tarihi: 18 Temmuz 2014
16 Temmuz 2014
Kış Bahçesi
Çok satan Ateşböceği Yolu kitabının yazarından, bir anne ile kızları arasındaki karmaşık bağlara ve geçmiş ile gelecek arasındaki yıkılmaz bağa dair sürükleyici, yürek sızlatacak kadar etkileyici ve güzel bir roman. Bazen annenin geçmişine bir kapı araladığında, kendi geleceğini bulursun! Meredith ve Nina Whitson birbirine taban tabana zıt karakterlerdeki kız kardeşlerdir. Biri evde kalıp çocuklarına bakmış ve aile işinin başına geçmiş, diğeriyse hayallerinin peşinden gidip dünyayı gezmiş ve ünlü bir foto muhabir olmuştur. Ancak sevgili babaları hastalandığında bu birbirine yabancı iki kadın, kendilerini yine bir arada, şimdi bile kızlarına herhangi bir avuntu vermeyen, aşırı mesafeli anneleri Anya’nın yanında bulacaktır. Anneleriyle aralarındaki tek bağ, onun, çocukluklarında bazı geceler kızlara anlattığı bir Rus masalıdır. Ölüm döşeğindeki babalarınınsa, hayatındaki kadınlardan son bir arzusu vardır. Anya kızlarına bir masal anlatacaktır; yıllar önce başladığı ama hiç bitirmediği o masalı. Hem de bu kez sonuna kadar. Bu masal daha önce duydukları hiçbir şeye benzememektedir; altmış yıldan uzun bir zamanı kapsayan, savaş mağduru Leningrad’da başlayıp günümüz Alaska’sına kadar uzanan, sürükleyici, gizemli bir aşk hikâyesi. Nina’nın gerçeği açığa çıkarma konusundaki saplantısı, onları annelerinin geçmişlerinde, ailelerini tümüyle sarsacak ve tamamen değiştirecek bir sır öğrenecekleri, beklenmedik bir yolculuğa sürükler. İlk sayfasından son sayfasına kadar büyüleyen Kış Bahçesi, hem epik bir aşk hikâyesi hem de yaşamları kesişen kadınların detaylı bir portresi olması bakımından nadir bulunur bir eser. İlham verici şiirsel yazımıyla, son sayfa okunduktan uzun süre sonra bile okuyucunun aklından çıkmayacak. “Okuyucular, anne ve kızlar yakınlaştıkça hem gülmekten hem de ağlamaktan kendilerini alamayacaklar.” -Publishers Weekl
15 Temmuz 2014
Yepyeni Kitaplarım
Bütün evliliklerde bir kırılma noktası vardır.
Bütün aileler yara alır.Bütün savaşların bir bedeli olur...
Yirmi yıllık evlilikleri bitme noktasına sürüklenirken birçok çift gibi Michael ve Jolene de çocuklar, kariyer, fatura, ev işleri gibi günlük yaşamın sıkıntılarıyla uğraşmak zorundadırlar. Ancak hayatları beklenmedik bir biçimde değişir, ailenin direği olan Jolene tehlikeli bir savaşa doğru ilerlerken, kızlarına tek başına nasıl ebeveynlik yapacağına dair en ufak bir fikri olmayan Michael evde kalır. Bir anne olarak ailesinden uzak kalmak Jolene için çok ıstırap vericidir ancak bir asker olarak da sorumlulukları vardır. Savaş Jolene'i hiç kimsenin öngöremediği biçimde değiştirecek, Michael ve Jolene'in en büyük korkularıyla yüzleşmelerini sağlayacaktır.
Kristin Hannah bu duygusal kitabında, âşık ve birbiriyle savaş halinde bir karı kocanın ilişkisine yoğunlaşarak sıkıntılı bir evliliğin mahrem topraklarında geziniyor...
Seni artık sevmiyorum. Dev bir dalga gibiydi o cümle, hiç umulmadık bir anda gelen, binaları temelinden yıkıp evleri un ufak eden bir dalga gibi...
"Cesur, gerçekçi ve düşündürücü bir roman.
Kristin Hannah tüm kalbiyle yazan şefkatli ve inandırıcı bir yazar."
Luanne Rice
"Evden Çok Uzakta önce kalbinizi kıracak, sonra da sizi iyileştirecek."
Janis Owens
"Bu kitap beni çok derinden etkiledi, herkese şiddetle tavsiye ediyorum."
Francine Mara
Ailevi problemlerinden kaçmak için hayal gücüne ve yaratıcılığına sığınan Alexa, tatil için her yaz halasının yaşadığı Sand Harbor kasabasına gider. Kasabada yaşayan ve en yakın arkadaşı olan Braden'la yaz tatilinde bütün zamanlarını birlikte geçirir, hatta ilk aşkı birbirlerinde tadarlar.
Ancak hayat onlar için pek de tozpembe gitmez; bu iki âşığın arasına zaman ve uzun yollar girer. Alexa, on beş yıl sonra halasının sert bir saldırıya uğraması sonucu kasabaya döndüğünde artık bambaşka bir kadındır. Braden'ı da içine kapanık, mutsuzbir adam olarak bulur. İki eski dost ve âşığın hayata yeniden tutunmaları için, küçükken sahilde buldukları cam şişeye fısıldadıkları dileklerin yardımına ihtiyaçları var gibidir.
"Barbara Freethy'yi diğer yazarlardan ayıran büyüleyici üslubu, her sayfanın ardından daha fazlasını okuma isteği uyandırıyor."
-Barnes&Noble-
"İlk aşkın unutulmaz büyüleyiciliğine dokunan bu kitap, okurun keşkelerine ayna tutuyor."
-Book&Kisses-
"Bir Dilek Kadar Yakın, elinizden bırakmadan okuyacağınız şahane bir tatil kitabı."
-Booktrib-
"Ana karakterlerin hikâyesi oldukça dokunaklı, içinde barındırdığı gizem ise okurun dikkatini baştan sona canlı tutuyor."
-Amazon-
(Tanıtım Bülteninden)
İlgi eksikliğinden kendini yaramazlığıa vuran bir çocuk ve en az onun kadar yaramaz olan köpeğinin başlarına gelenlerle uslu olmayı öğrenmeleri; annesini kaybetmiş bir çocuğun özlemi; en iyi dostu için sevdiği şeylerden vazgeçmeyi öğrenen bir kızın öyküsü; cinler, periler, kedicikler, çocuksu şımarıklıklar, küçük hırsızlıklar, ilk aşklar, ilk kaybedişler, ilk cep harçlıkları, horoz şekerleri, prensler, prensesler..
Otuz ayrı kalemden değişik zaman ve mekanlarda oluşturulan bu öykü dünyasının içindeki renk adacıkları arasında yapacağınız bu keyifli yolculuğun her noktasında bir başka çocuğun macerasına ortak olacaksınız; "büyük çocuk"lardansanız çocukların dünyasının her zaman herkese açık olan kapısından içeri girip misafir olacaksınız..." çocuksu gerçekliklere" dokunacak ve çocukların gözünden onların dünyasını keşfedeceksiniz.
"Bize, aşık olmanın ne kadar müthiş, büyüleyici bir şey olduğunu hatırlatan bir hikâye… Karakterler öylesine canlı; yaşadıkları sıkıntılar öylesine sahici ki, kitabın sonunda onlardan ayrılmak çok zor geliyor." The Oakland Press
Zengin, tehlikeli, yakışıklı, geçmişi sırlar ve çalkantılarla dolu bir adam…
Yaşadığı bütün felaketlere rağmen dimdik ayakta kalmaya kararlı, genç, güzel bir kadın…
Düşmanca başlayıp karşı konulmaz tutkulara dönüşen bir aşk hikâyesi…
Bir düelloda kaybettiği dostunun şerefini temizlemek ve ona olan vefa borcunu ödemek için hem evinden hem de kalbini paramparça eden kadından uzaklara gitmeye karar veren Sutherland Dükü'nün oğlu Arthur Christian, kendini bekleyen sürprizlerden habersiz, İskoçya'ya doğru yola çıkar.
Ölen kocasından zorluklarla dolu bir hayat miras kalan genç ve güzel Kerry McKinnon, borçlarını ödemek ve ayakta kalabilmek için mücadele verirken, evine el koymak için kapısına dayanan yakışıklı yabancıyla aralarında hemen o anda güçlü bir kıvılcım doğar. Ama onlarınki imkânsız bir aşktır ve çok geçmeden bunun için bütün dünyayı karşılarına almak zorunda kalacaklardır.
14 Temmuz 2014
Siyah Elbisenin İtirafları

Thalia Langley onu ilk kez gölgelerin arasında görmüştü…
Görür görmez de bir aziz olmadığını anlamıştı. Adam, Hollindrake Dükü'nün taşralı kuzeni olduğunu iddia ediyor olabilirdi, ama o kadar çekici bir adamın saf bir taşralı olamayacağı açıktı; olsa olsa acımasız bir hovarda olabilirdi. Zarif yürüyüşü ve güçlü vücudu, Tally'nin aklını yasak düşüncelerle dolduruyordu. Bu adam ona kim bilir ne "fenalıklar" yapardı…
Gerçekten de Lord Larken sakar bir taşra rahibi falan değil, Majesteleri'nin hizmetinde çalışan usta bir casustu. Ve oraya cüretkâr bir planla hapishaneden kaçırılan tehlikeli bir korsanı öldürmek için gelmişti. Vatanına sıkı sıkıya bağlı olan Larken, işine çomak sokan bir Mayfair kızının, kendi acımasız planlarına engel olmasına izin verecek değildi. Ama o küçücük elbisesiyle kendisini bile baştan çıkarmayı başaran bu kıza nasıl direnecekti ki?
"Nükteli bir anlatım tarzı, sevimli orijinal karakterler ve son derece yaratıcı bir olay örgüsü." Booklist
(Tanıtım Bülteninden)
Bir Yosunun Parmak İzleri
Mükemmel her zaman güzel demek değildir. Bazen ufak ihmaller en hayret uyandırıcı güzelliklerin su yüzüne çıkmasını sağlar. Tıpkı en harika leylakların, yıkık dökük ambarların ve boş barakaların yanında yetişmesi gibi…
Fakir bir İngiliz olan Henry Whittaker ticari zekâsını kullanarak Amerika'nın en zengin adamlarından biri haline gelir. Kızı Alma 1800'lerde büyük bir lüksün içine doğar. Zeki ve öğrenme açlığıyla dolu olan Alma, önemli bir botanikçi olur. Yaşamın ardında saklı mekanizmayı anlamaya çalışırken merakı ve araştırmaları onu evrimin gizemlerinin içine çeker.
Günün birinde onu bilimin tam zıttı ruhani, ilahî ve büyü dolu bir dünyaya çeken bir adama âşık olur. Fakat o zamana kadar her istediğini elde etmiş olan Alma için işler yolunda gitmez ve bu, Tahiti'den başlayacak bir yolculuğun ilk adımı olur. Hayatın izlerini takip ettiği bu yolculukta Alma'nın karşısına çıkanlar bambaşka bir dünyanın da var olabileceğini gösterir.Elizabeth Gilbert bu kitabıyla okurun zihnini ve yüreğini esir alacak.
"Bir ömürlük roman…"
- O Magazine-
"Işık saçan bir kitap. Hayat ve aşk hakkında büyük bir edebi başarı. Victor Hugo ve Emile Zola gibi Elizabeth Gilbert da daha geniş bir dünyadaki önemli şeyleri yakalıyor."
-The Washington Post-
"Gilbert'ın üçüncü romanı görkemli, acımasız, eğlenceli ve göz kamaştırıcı."
-The New Yorker-
"Büyüleyici ve sıradışı… Her anlamda çok etkileyici bir kitap. Derin araştırmalar sonucu ortaya çıkmış ve son derece sürükleyici, listelerin en başına kadar çıkacağına eminim."
- Daily Telegraph-
"Gilbert yine yeteneğini konuşturmuş."
-Financial Times -
"Hem acıklı hem eğlenceli… İyimserlik ve romantizm olmadan da olmazdı."
-Irish Sunday Mirror-
"Harika… Daha kitabın ilk sayfalarında kendimi müthiş bir yazarın ellerine bıraktığımı anladım."
-The Irish Times-
"Kesinlikle okumalısınız. Gerçekten keyifli."
- Viv Groskop, Observer Books of the Year-
(Tanıtım Bülteninden)
13 Temmuz 2014
Kalp Sızısı
Jane Champion, zengin ve bağımsız bir İngiliz asilzadesi olmakla birlikte bir o kadar çirkin ve gösterişsiz bir kadındır.
Garth ise genç, yakışıklı ve güzel olan her şeye aşık bir ressamdır. Zaman zaman Meldrum Düşesi olan teyzesinin malikanesinde kalan Jane, ortak dostlar vasıtasıyla katıldığı bir partide Garth ile karşılaşır.
Sakin bir şekilde devam eden partide Jane'in vermiş olduğu kısa süreli konser Garth'ın, Jane'in içinde barındırdığı güzelliği görmesine ve ona deliler gibi aşık olmasına neden olur.
Bir süre sonra Garth artık dayanamaz, Jane'e olan duygularını açılar ve ona evlenme teklif eder.
Fakat Garth'ın kuralları hiçe sayan yaşam tarzı ve yakışıklılığı karşısında Jane'in gösterişsiz ve çirkin biri olmasından dolayı kendine olan güvensizliği bu teklifi reddetmesine neden olur. Korkaklığın ve kendine olan güvensizliğin ağır yükü altında ezilen Jane'in psikolojisi alt üst olur ve yaşadığı travmadan kurtulmak umuduyla dünya turuna çıkmaya karar verir. Yıllar sonra verdiği karardan pişman olan Jane, Garth'ı bulup ondan af dilemek ister ama Garth, geçirdiği kaza sonucu gözlerinin kaybetmiştir ve artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır.
(Tanıtım Bülteninden)
Zaman Uçup Giderken

Merhaba dostlarım, nasılsınız? Ben mi, mutluyum ama biraz da karamsarım. Tatilimiz güzel geçiyor, dolu dolu yaşıyoruz. Ama zaman uçup gidiyor. Bir ay öncesinden beri tatili iple çekiyordum. Ama şimdi ne oluyor?
Ne olduğunu anlamadan bir de bakacağız ki tatil bitivermiş. Sayılı günler çabuk geçermiş. Ama bu söz bekleme, iple çekme evresi için geçerli olsa ne olur sanki? Bu arada hemen önümüzde olduğu için denize birkaç basamakla ulaşıveriyoruz. Sabah denize girmek zevkli olmasına zevkli. Ama ben en çok gün batımında, yemekten, kahve keyfinden sonra denize girmeyi seviyorum. Sabah ta akşam da bol bol denize giriyorum. Sık sık merkeze iniyoruz, geziyoruz. Alışveriş ediyoruz, kitaplar alıyorum, sevdiklerime hediyeler alıyorum. Arada dışarda yemek yiyoruz, hoş bir değişiklik oluyor. Bizde durum bu. Yeniden görüşünceye dek dostça, sevgiyle kalın!
12 Temmuz 2014
Her Şey Bitti Derken
Bazen kurtuluş için aşkı seçmek gerekir...
Nastya tam 450 gündür konuşmuyorsa, gülmüyor ve ağlamıyorsa, bir bildiği olmalı;bazı günler sadece öfkesiyle ayakta durabiliyorsa, bir umudu olmalı; ayakları onu dönüp dolaşıp Josha götürüyorsa, bir nedeni olmalı;ve tam 450 gün sonra yeniden konuşmaya karar veriyorsa, söyleyecekleri olmalı.
Josh hayatındaki herkesi teker teker kaybediyorsa, bunun bir açıklaması olmalı;etrafında görünmez bir güç kalkanıyla dolaşıyor, herkesten kaçıyorsa, bir derdi olmalı;ve kasabaya yeni gelen kıza Günışığım diyorsa, bir sırrı olmalı.
Her Şey Bitti Derken, hayat denen yapbozun parçalarını bir arada tutan şeyin sevmek olduğunu bilenlerin, bir de günün en karanlık saatinde çıkagelip, "Her şey bitti demek için çok erken" diyecek bir günışığını bekleyenlerin hikâyesi.
"Baştan sona heyecan dolu, duygusal bir yolculuk. Benim için tartışmasız yılın en iyi kitabı."
-Colleen Hoover-
"Çarpıcı bir ilk roman. Her Şey Bitti Derken yüreğimi çaldı, nefesimi kesti, canımı yaktı. Katja Millayin lirik anlatımına kapılmamak imkânsız."
-Ann Aguirre-
"Her Şey Bitti Derken, kitapların eğlendirmekten çok daha fazlasını yapabildiğini hatırlatan bir roman. Katja Millayin sözcükleri duygularınızı saklandıkları yerden çıkaracak, zihninizi ele geçirecek ve sonunda ayrılmaz bir parçanız olup çıkacak."
- Tough Critic Book Reviews -
(Tanıtım Bülteninden)
Paris'te Balayı
Jojo Moyesin merakla beklenen kitabı Ardında Bıraktığın Kadınla tanışmak için küçük bir başlangıç.
Âşıklar şehri Pariste yeni evli iki çift…
Genç ve güzel Liv, 2002 yılında zengin ve çekici bir mimar olan Davidle evlenir. Rüya gibi bir balayı geçirme hayaliyle Parise gelseler de beklenmedik bir sorun evliliklerini daha ilk günden sorgulamalarına yol açar. Acaba aralarındaki büyük aşk onları bir arada tutmaya yetecek midir?
1900lerin başında ünlenen ressam Édouard Lefèvre, tabloları için kendisine modellik yapan Sophieye âşık olur. Bir kadına bağlanmayı daha önce asla aklından geçirmemiş olsa da Sophienin, hayatının kadını olduğuna inanıp ona evlenme teklif eder. Ancak genç Sophie kısa bir süre sonra evlilik hayatının beklediğinden çok daha farklı olduğunu, aşkı için büyük fedakârlıklarda bulunması gerektiğini anlar…
Farklı yüzyıllarda yaşanan kadın erkek ilişkilerini, sevgiyi ve evliliği anlatan Pariste Balayı, büyük aşkların ölümsüz olduğunu kanıtlıyor.
"Mutlaka etrafınızdaki insanlara da okutmak isteyeceğiniz sımsıcak bir kısa roman. Moyes karizmatik, inatçı ve hayattan ne beklediğini bilen karakterler yaratıyor."
-Independent on Sunday-
"Pariste Balayı kahkahalar attırıyor, yoğun hislerle gülümsetiyor ve bir bebek gibi ağlatıyor."
- Closer-
(Tanıtım Bülteninden)
Ön Sipariş Tarihi: 15 Temmuz 2014
11 Temmuz 2014
Gerçek Aşk Hikayesi

Sparrow Fisher dönüşüm geçiriyordu. Artık demode kıyafetlerini ve ideallerini bırakıp nihayet özgürlüğünü kuşanmaya başlamıştı.
New Yorka taşınmasından hemen önce Sparrow, sahnede ilk gördüğü günden beri rüyalarına giren müzisyen Ian Sterling ile tanışır. Aralarındaki çekim daha ilk dakikada kendini gösterir ama ilişkileri o kadar da basit değildir.
Beş yıllık bir zaman diliminde Sparrow ve Ian birbirlerine olur olmadık yerlerde rastlarlar. Sparrowun her defasında ona gerçekten güvenip güvenemeyeceğine, Ianın da ona karşı aynı hisleri besleyip beslemediğine ve en önemlisi aşkın her şeye yetip yetmeyeceğine karar vermesi gerekir.
Gerçek Aşk Hikâyesi, bir ilişkideki inişleri ve çıkışları - mutluluk, acı, endişe ve aşkın her şeyin üstesinden gelip gelemeyeceğini anlatan elinizden bırakamayacağınız sürükleyici bir hikâye.
(Tanıtım Bülteninden)
Yalnızlar Adası
"Umutlar, deneyimler karşısında galip gelsin..."
Altı yaşındaki Holly yağmurlu bir akşam, aile olarak bildiği tek kişi olan annesi Victoria'yı kaybettikten sonra konuşmaz olmuştu.
Mark Nolan'ın hayatında ihtiyaç duyduğu son şey ise altı yaşındaki bir kız çocuğuydu. Ancak o da kaybettiği kardeşinin bu sessiz çocuğunun hayatını güzelleştirmek için her şeyi yapabileceğini fark edecekti.
Kız kardeşinin ona son tavsiyeleri açıktı. "Her şeye onu sevmekle başla. Gerisinin geleceğinden eminim."
Maggie Conroy ise bir senelik eşini kaybettikten sonra, tekrar âşık olmaktan korkuyordu. Yine de hayal gücünün sihrine inanıyordu. İşlettiği oyuncakçı dükkânında Holly Nolan'la tanıştığında, bu küçük kızın sihre ihtiyacı olduğunu o da anlayacaktı.
"Tatlı, romantik ve eşsiz… Tatil için ideal."
-Publishers Weekly
"Baştan sona büyüleyici."
- Library Journal
(Tanıtım Bülteninden)
Ön Sipariş Tarihi: 15 Temmuz 2014
Lavanta Kokulu Sevgim

O hayatının askıydı... Seneler geçse de, şehirler değişse de, hatıralar unutulmaya yüz tutsa da o hayatının aşkıydı... Çocukluğunu gençliğini geçirdiği kadın sekiz yıl sonra karşısına çıktığında tekrar çocuk olmuş, kalbi kanatlanıp gökyüzüne yükselmişti sanki... O gerçekti... Rüyalarında defalarca gördüğü,umutsuzca peşinden koştuğu adam sen/er sonra karşısındaydı. Hayali gerçek yapmak için elindeki son fırsatı iyi değerlendirmeli, boynu bükük aşkın küllerinden alev yaratmalıydı…
(Tanıtım Bülteninden)
10 Temmuz 2014
Tatili İple Çekerken...
Merhaba dostlarım, nasılsınız? Dilerim çok iyisinizdir. Ben mi? Çok iyiyim. Annişim, kedişim ve ben bugün Avşa adasına geldik. Hem de Misi için üzülmeden. Çünkü deniz otobüsünde kedi ve köpekleri kutularıyla dışarıda tutmak şartıyla kabul ediyorlar. İple çeke çeke nihayet tatilimiz bugün başladı. Biz öğretmenlerin tatilli bu yıl Ramazan nedeniyle 27 Haziran'da başladı. Ama ben bu tatilden bahsetmiyorum. Anlatmak istediğim deniz ve kumdan ibaret. Güneş diyemiyorum çünkü dayanamıyorum. Ayrıca doktorum güneşe çıkmamamı söyledi. Durum bundan ibaret. Annişle ben bugün iki kez merkeze gidip alışveriş ettik, bir şeyler yedik, içtik ve eve döndük. Aslında ben deniz otobüsünde yazımı yayımlayıp siz dostlarımla daha önceden paylaşacaktım. Ama mobil internetin çekimi denizde güçlü değildi. Bu yüzden paylaşım gecikti. Avşa'yı sevdim, evimizin hemen karşısında deniz var. Buradan denize girilebiliyor. Biz Mavikoy'dayız. Kalabalık değil. Merkez de güzel, cıvıl cıvıl. Sevgili dostlarım bugünlük benden bu kadar, yeniden görüşünceye dek dostça kalın!
5 Temmuz 2014
Yalnız Kadınlar Yazı

New York'ta yaşayan Lily Dane, küçüklüğünden beri her yazı ailesinin Rhode Island, Seaview'daki evinde geçirmiştir. 1938 yılında da kendisini öncekiler gibi sakin, hatta sıkıcı bir yazın beklediğini sanır, ancak o yaz yaşanacaklar, sıkıcılıktan çok uzak olacaktır. Her şey Budgie ve Nick'in kasabaya geleceklerini öğrenmesiyle başlar. Budgie eskiden Lily'nin en yakın arkadaşı, Nick ise eski nişanlısıdır. Yeni evli çiftin bütün yaz orada kalacaklarını öğrenen Lily, bunun bir karabasana dönüşeceğini tahmin eder. Lily bir yandan bu genç çifti pek hoş karşılamayan ve hemen dedikodulara başlayan kasaba halkıyla uğraşır, bir yandan da nedense Lily'nin dostluğunu geri kazanmak için tüm sınırları zorlayan Budgie'yle başa çıkmaya çalışır. Sürekli Nick'i görmesi de işleri iyice karıştırır. Nick ile Lily'yi birbirine bağlayan bağların göz ardı edilemeyecek kadar güçlü ve karmaşık olması iki genci uzun zamandır unuttuklarını sandıkları bir dünyaya sürükler. Oysa onları bağlayan sadece hayaller değil, müthiş bir sır ve onun getirdiği sorumluluktur da.
Yalnız Kadınlar Yazı, People Magazine, Vanity Fair, O: The Oprah Magazine ve Good Housekeeping dergileri tarafından yazın okunacak en iyi kitaplardan biri seçildi.
(Tanıtım Bülteninden)
Uğur Koşar Kitapları
Allah her şeyden haberdardır, sanmayın ki size yapılan haksızlığa kayıtsız kalıyor. O, size bir annenin evladına yaklaştığı merhametten daha fazla merhamet duyandır. Duanın karşılığını takip etmeden "Allah de ötesini bırak". Kul Rabb'ini imtihan etmez. O'na tevekkülle yaklaştığında rahmetini tüm hücrelerinde hissedeceksin.
Karşında o kadar çok maskeli insan var ki onları tanımak için yoruluyorsun. Şayet dikkat edersen güzel olan bir şey var; o senin hakkını aldıkça, sen onun sevaplarından kazanıyorsun. O halde kaybettim diye üzülme, biraz daha derin bakarsan, aslında kazandığını fark edeceksin!..
Aşık olcaksın evet ama kalbini Allah aşkıyla yakacaksın...
Dünyanın geçici olduğunu, biteceğini İDRAK edeceksin; sadece sonsuz kudrete bağlanacaksın.
Allah'a bağlı yaşayacaksın. İşte Uğur Koşar bu kitap da sana herkes gibi Allah'ı anlatmıyor O'nu adeta hissettirip yaşatıyor!..
Psikolog Cavidan Ebru Kızıl
Yirmi yıldır terapi deneyimlerimde elde ettiğim sonuçlardan biri şudur ki; eksik olan parçaları yitirdiğini düşünen ve bunları arayarak çıkmazlara giren ve bunun da dışarıda olduğunu sanan çok büyük bir çoğunluk çeşitli psikolojik sorunlarla ruh sağlıklarını bozmuştur. Bu büyük çoğunluğa eserlerinde ve görüşlerinde öze dönüş yolunda katkı sağlayan, aradıklarını bulabilme cesareti ve ışığı olan Uğur Koşar Dostuma "Allah De Ötesini Bırak" ile özlerine dönebilmesi adına ışık olan eserinden dolayı en içten teşekkürlerimi sunuyorum...
Uzm. Psikolog Abdullah Topal
Seni terk eden insanlar olacaktır, bırak hepsi terk etsin,
insan dünyadan uzaklaştıkça Rabb'ine yakınlaşır.
O'nun dostluğu ile yeniden doğar...
Bir insan yüreğini üşütüyorsa üzülme,
Allah oraya rahmetini bırakır
sıcacık eder. Sen yeter ki
kapını açık tut!...
Sen gözyaşını bir elinle silerken
melekler sırtını sıvazlar ve der ki;
üzülme Hak teala senin hakkını ahretinde
kendi verecek...
O halde de ki; Bana Allah Yeter
(Tanıtım Bülteninden)
Sabır dostların makamıdır… Allah sıkıntı verdiyse mümine bilsin ki derecesi yükselsin diye Ve artık sadece Allah için sabretmek düşer geriye… Kalbini çevirdiğin zaman asırlar öncesine İçini sımsıkı saracak bir ayet düşecek gönlüne:
"Rabb'in için Sabret"…
(Tanıtım Bülteninden)
*Sevgili dostlarım, ben Uğur Koşar'ın kitaplarına önceleri yer vermeye çekindim ama dün ablam onun kitaplarını alıp arkadaşlarının önerdiğini söyleyince etkilendim doğrusu. Uğur Koşar aynı zamanda psikologmuş. Ben yalnızca üç kitabına yer verdim. Diğerlerini D&R gibi kitap marketlerde bulmak mümkün. Yeniden görüşünceye dek sevgiyle kalın!
Beni Senden Kurtar
Evlenmeyi reddettiği için ailesi tarafından kuleye hapsedilen Leydi Brenna, günlerini, kimseye gösteremeyeceği resimler yaparak geçirmektedir. Bu resimlerin ortaya çıkması durumunda idam edileceğini bilse de, gizli tutkusundan vazgeçemez. Ancak hayatı Kont Montgomerynin Brennanın kız kardeşiyle evlenmek için Windrose Kalesine gelmesiyle değişir.
Brenna kardeşinin böyle barbar bir adama denk olmadığını bilmektedir. Kardeşini korumak için, Brenna gelinliği kendisi giyer ve herkesin önünde tir tir titrediği Kralın infazcısı Montgomery Kontu, James Vaughn ile evlenir…
James gerçeği öğrendiğinde bu zoraki ilişkinin yarattığı tehlike de tutku da artacaktır.
Brenna sadece resimlerinden bildiği arzuyu onda bulacak, James ise unuttuğu aşkı yeniden keşfedecektir.
"Bu kitap iradelerin savaşı, sıcak aşk sahneleri ve tutkulu kadın karakteriyle Johanna Lindsey romanlarını hatırlatıyor. Eğer klasik bir hikâyeye getirilen yeni bir bakış açısı arıyorsanız, bu roman tam size göre."
-Kathe Robin, RT Book Reviews-
(Tanıtım Bülteninden)
Güzel Bir Gün
Vakti geldiğinde sana destek olmak ya da rehberlik etmek için burada olamayacağım, büyük olasılıkla evleneceğin adamla asla tanışamayacağım. Evlilik yeminini etmeden önce elini tutamayacağımı düşündükçe avuçlarım sızlıyor. Yokluğumda sana rehberlik edeceğine inandığım bu defter, ikimiz için de küçük bir teselli olsun…
Jenna düğününü, ölmeden önce kendisine gelecekteki nikâh törenine dair her detaya yer verdiği bir defter bırakan annesinin isteklerine göre yapmayı planlar. O gün geldiğinde Jenna ile müstakbel eşi Stuart her şeyin yolunda gideceğini düşünseler de, aileleri düğüne gelirken karmaşık hayatlarını da beraberinde getirirler. Hal böyle olunca, düğünün yapılacağı mükemmel hafta sonu kusursuz bir fırtınaya dönüşme tehlikesiyle karşı karşıya kalır. Annesinin Jenna'ya yazdığı yol gösterici nasihatler, aile üyelerinin ilişkilerine de ışık tutabilecek midir?
(Tanıtım Bülteninden)
Umut Sokağı'ndaki Ev
Bazı kadınlar özeldir…
Kitaplarını okuduğunuz, filmlerini seyrettiğiniz, oyunlardan tanıdığınız, tarihe geçmiş tüm o özel kadınlar size umut dolu bir yolda rehberlik etse? Alba, umutsuzluğun karanlık yollarına sapmışken onu adeta içine çağıran bir ev görür. Hem de tam Umut Sokağı'nın sonunda. Kadınlığın tüm öngörülerine sahip olan Alba, kendini ilk defa bu evde rahat ve huzurlu hisseder. Ancak ev ona önemli bir hazine daha sunar: Umut. Sylvia Plath'dan Virginia Woolf'a, Florence Nightingale'den Elizabet Taylor'a, Doris Lessing'ten Agatha Christie'ye kadar birçok isme de kapılarını açan bu sıra dışı ev, Alba'nın kalbini saran kara bulutları dağıtıp gökkuşağından bir patikada yürüyebilmesini sağlayacak mıdır?"O kadar keyifli ve kendine has bir tarzı var ki en sıkılmış okuyucuları bile şaşırtacak kadar taze ve harika, güneş ışığı gibi bir roman."
-Barbara O'Neal, Mutlu Sonlar Bahçesi'nin yazarı-
(Tanıtım Bülteninden)
Aşkım Sana Ait
Etrafındaki dostlarının çoğu evlilik hazırlıklarıyla meşgulken Amber, boşanma sonrası dönemi en az zararla atlatmaya çalışmaktadır. Hayatının kontrolünü elinden kaçırmış, yeni bir başlangıç yapmak için geç bile kalmıştır. Yeni bir işe başlayarak hayatında yepyeni bir sayfa açmak niyetindedir.Ünlü şef Oscar'ın mutfağında çalışmaya başlamak, atacağı ilk adım olacaktır ancak şefin, ağzı bozuk ve sinirli bir adam olduğunu öğrendiğinde iş işten geçmiştir.Bu mutfakta aşk, tutku ve çekişme bir arada…
(Tanıtım Bülteninden)
4 Temmuz 2014
Garson Ve Mutlu

"Ne işim var benim burada? Müşterisi olmam gereken yerde servis yapıyorum. Yaş otuz iki. Çok değil, daha dört ay önce takım elbiselerimin içinde kırıtıyordum şu caddede. Ama hadi evimize gidelim Fulsen. Burası bize uygun bir yer değil."
"Omlet alacağım bir tane. Bir de çay. Omleti yumurtasız yapalım lütfen."
"... bu arada salata rica ediyorum ben. Ama gereksiz yeşillik koymayın içine."
"Vejetaryen bir içeceğiniz var mı? Sıcak, soğuk farketmez."
Garsonluk yedi milletten insanla anlaşabilme yeteneği ve yüksek sabır gerektirir. İçinizden söyledikleriniz duyulmasın diye güçlü mimik kontrolü ve teatral yetenek ister...
Yalnızca statü ve etiketlerin yüksek sesle konuştuğu bir hapishanede yaşıyorsunuz. Ne kadar dayanabilirsiniz? Mutlaka sizi de "daha iyi yerlerde görmek" isteyenler vardır. Onlara bir fincan iyi kahve verin. Sakinleşeceklerdir. Bazı işler geçici olabilir, evet. Ama hayat kesin olarak geçici. Bunu bilirken nasıl durduğu yerde durabiliyor bunca insan?
Blogunda paylaştığı "32'me doğru, garson ve mutlu..." yazısıyla 300.000'den fazla okurun yoğun ilgisiyle karşılaşan Fulsen Türker, ilk romanında herkesin içten içe "ah keşke" dediği büyük dönüşümünü, beyaz yakalıktan garsonluğa uzanan yolu bütün ayrıntılarıyla anlatıyor.
Yalnızca bir meslek değiştirme serüveni değil, insanın kendisi ve geri kalan her şeyle yeni baştan ilişki kurma mücadelesi.
Ansızın tepetaklak olan hayatını kahve kokusuyla, soslarla, kokteyllerle, sandviçlerle ve envai çeşit müşteriyle dolu rengarenk bir alemde tedavi eden genç bir kadının öyküsü...
"Dede sana bir şey söylemem lazım."
"Söyle kızım."
"Ben mutluyum."
(Tanıtım Bülteninden)
Sevdiklerimizle Paylaşılan Keyifler
Sevgili dostlarım merhabalar, nasılsınız? Ben mi, çok iyiyim. Geçtiğimiz Pazartesi günü Aytülcüm'de idik.
Dün hem Ayşenur abla hem de Fikriye geldi. Çok keyifli saatler geçirdik. Bugün de temizliğimiz vardı, bitti. Önce Birgül ablaya gideceğiz, onlar yarın tatile çıkıyorlar, vedalaşacağız. Sonra da Güldal ablama gidip hep birlikte keyif yapacağız. Meslek yaşantımda genelde sabırlıyımdır ama bunun dışında pek te sabırlı olduğum söylenemez. Sabır söz konusu olduğu zaman "Allah sabır dağıtırken ben bir köşede uyuyormuşum" derim hep. Ama keyif dağıtılırken sıramı savmamışım belli ki. Keyif sevdiklerimizle birlikte yapılıyorsa o zaman daha mutlu olurum. Bende şimdilik durum bu, yeniden görüşünceye dek dostça, sevgiyle kalın!
1 Temmuz 2014
Kumsalda

Bazen hayat o güne kadar sunduklarını kumsala vuran dalgalar gibi elinizden alır. Lacey de tüm hayal kırıklıklarını geride bırakıp yeni bir hayatı kucakladığını sandığı sırada öncekilerden daha büyük bir dalganın etkisiyle her şeyini kaybeder. Artık elinde sadece umudu kalmıştır. Umutları hayale, hayalleri gerçeğe dönüşürken kumsala vuran dalgalar bu sefer ona yepyeni bir sürpriz taşır: Aşk.Güneşin ısıttığı sıcak kumların altın sarısına aşkın en tutkulu renkleri karışır. Ancak 14 yıl önce Lacey'yi çocuğuyla terk eden eski aşkı da kara bir gölge gibi ortaya çıkar. Mimoza kokulu meltemlerin estiği Yalınayak Kumsalı'nda Lacey aradığı mutluluğu, peşinden koştuğu hayalleri ve beklemediği bir anda karşısına çıkan aşkı kucaklayabilecek midir?
(Tanıtım Bülteninden)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






















