21 Ekim 2011

Erikli Kek



Merhabalar sevgili dostlarım! Bugün değişik ve lezzetli bir tarif yayımlamak istedim!
Okul tüm yoğunluğuyla devam ediyor!

1 su bard. şeker
3 yumurta
1 paket kabartma tozu
3/4 su bardagi sour cream ( yogurt kullanabilirsiniz)
1/2 su bardagi cicek yagi
3 su bardak un
yarim cay kasik tuz
15 tane müdrüm eriği

Yapılışı:

Once sekerle yumurtalar çırpılır, sonra icine yogurt ilave edip
yine çırpılır, cicek yagini da ekledikten sonra kabartma tozunu ve
unu ilave edilir, tum karisim kek kivamina gelene kadar çırpma isine devam edilir.
Sonra kucuk dogranan 3-4 tane murdum eriginide karıştırılır hamura, sonra
kalıp yağlanır. Kalıbın altına dilimlenen mürdum erikleri siralanır, sırt sırta
verdi hepsi, uzerine hazirlanan kek hamurunu dokup 375 F de yaklasik 40 dk pişiriyoruz.

Fırından çıkınca ılımasını bekliyoruz sonra kalıbı ters çeviriyoruz, dilimliyoruz.

Afiyet Olsun.

Yeniden görüşmek üzere dostça kalın!

"Git" Deme Sakın


"Git" deme sakın...Kalırım...
İsminin baş harfi gibi künyene kazınırım
Yaşamak dediğin nedir ki gülüm
Haydi bak...
Kanatılmış gözlerime bak anlayacaksın
"alıntı" hayattan hatıradır
O eski bakışlarım...

Sakın korkma,
Gitmem senden...Acıtmam canını
Sürgün yanıklarının acısını bilirim
Feri yitirilmiş gözlerimde arama
Avuçlarımdadır sıcağım
Üşümüşlüğüm ürkütmesin seni gülüm
Mahşer yağmurların yanığını da bilirim
Küllerim şaşırtmasın
Sımsıkı tutarsan ellerimi
Yeniden alazlanırım...

Uzletime bakma gülüm, vuslatı da bilirim
Unutmuşluğum aldatmasın seni
Evvelinden ahirine bilirim sevmesini
Bakma solmuş baharlarıma
Kasımpatı gibidir sonbaharda açar çiçeklerim
Verme aydınlığını geceye
Işığında dönerim...

İrfan ÖZCAN

14 Ekim 2011

Zeytinyağlı Bamya



Merhaba dostlarım,okullar açıldı, yoğunluk başladı. Ben, fırsat buldukça buradayım!
Bugün, zeytinyağlı bamya tarifine sıra geldi.

Malzemeler:

1/2 kg bamya

4-5 tane domates

3 orta boy soğan

5-6 diş sarımsak

Karabiber

Tuz

1 limon

Yapılışı:

Bamyalar ayıklanır, süzgeçte bolca yıkanır, bir tencerede yeterince sıvıyağda soğanlar iyice öldürülür.
Küp doğranmış domatesler ve minik minik doğranmış sarımsaklar ilave edilir.
Domateslerin iyice pişmesi beklenir. Sonra 1,5 su bardağı,t uz ve karabiber eklenir.
Suyun kaynaması beklenir. Kaynamaya başlayınca bir limonun suyu eklenir. Ve bamyalar eklenir. Yaklaşık 45-50 dk. kısık ateşte pişirilir.
Afiyetle yenir!

İlk fırsatta yeniden görüşmek dileğiyle!

10 Ekim 2011

Domates Soslu Ali Nazik



1 kg patlıcan közlenir. Soyulduktan sonra ince ince doğranır. 200 gr sarımsaklı yoğurt ve tuz ilvesiyle iyice karıştırılır.
Bir servis tabağına alınır.
Küp küp doğranmış 4-5 adet domates bir miktar sıvıyağ ile yumuşayana dek kavrulur.
Ve üzerine dökülür.
Afiyetle yenir!

24 Eylül 2011

AH/SEN


Her geliş gitmek içindi aslında
Her gidiş bir daha ve bir daha gelmek içindi
Gelmek sendi
Gelmek ah sendi...
Deniz çağırırdı, toprak çağırırdı, ben çağırırdım,
Gelirdin...Dünlerden yarınlara -uçar-gelirdin
Sen;
Yıldırım alevinde serçe titremesi
Ve yağmur kadar bereketli
Manastırda mum gibi boynu bükük
Ezan kadar Allah'a yakın
Güvercinlere atılan buğday kadar
Mukaddes olurdun
Sımsıcak çay buğusu olurdun
Asırlık bir çınarın altında
Gözlerini içerdim
Kalışına içerdim, gidişine içerdim
Bir daha gelecek olmanın şerefine içerdim
Çünkü ben seni en içimle severdim
Bilirdin...

İrfan ÖZCAN

18 Eylül 2011

Çerkez Tavuğu


Merhabalar, annemin Ayvalık'ta yaptığı tariflerden birini daha yayımlıyorum! Ayvalık'a özgü değil ama orada yapıldığı için bence önemi var!Anısı da var! ;))

Malzemeler:

350 gr haşlanmış tavuk eti (göğüs eti tercih edilir)

1 su bard tavuk suyu

5-6 dilim ekmek içi

1 su bard ceviz içi

3 çorba kaşığı sızma yağ

1 tatlı kaşığı pulbiber

bir çimdik tuz

1 çay kaşığı kadar karabiber

Yapılışı:

Robottan geçirilmiş ekmek içleri derin bir kaba alınır. Üstüne tavuk suyu eklenir. Tavuk etleri ufak ufak didiklenir. İri dövülmüş ceviz eklenir. 1 tutam tuz, karabiber eklenir. İyice karıştırılır. Ve sızma yağ ile pulbiber ocakta kızdırılır. Karıştırılan malzeme servis tabağına alınır. Kızdırılan yağ ve pulbiber üzerine dökülür. Afiyetle yenir!

Yeniden görüşünceye dek dostça kalın!

17 Eylül 2011

Şeytanın İflası


Nermin Bezmen'in "Sırça Tuzak" kitabını çok severek okumuştum. Sonunda çok üzülmüş ve şeytanın cezasını bulmasını dilemiştim. Eden bulur! Evet, Sırça Tuzak 2 Şeytanın İflası çıktı. Ben de hemen aldım! Okumanızı şiddetle öneririm!
Sevgiyle kalın!

16 Eylül 2011

Denizin Mavisinde...


Denizin mavisinde
Görmek istiyorum
Uçuşan yıldızları
Kaybolan aşkları
Bakıyorum
Denizin beyazında
Çıkıp geliyor karşıma
Çiziyorum mavi gözlerini
Siyah bulutların üstüne
İzi kalıyor yüreğimde
Yutkunuyorum
Ama konuşamıyorum...

Metin Benek

14 Eylül 2011

Ateşböceklerinin Mevsimi


Maeve Binchy ile birlikte bu kez 1962 yazına dönüyoruz. Küçük bir İrlanda köyüne. Amerikalı bir milyonerin gelişiyle birlikte hayatı değişiyor bu köyde yaşayanların. Köy yaşamının sükûnetine çalkantılar katıyor yazarımız. Dantel perdelerin gerisinde kalan sırları kurcalıyor, bizi bir genç kızın dudağına kondurulan ilk öpücüğe, çocukların yaz oyunlarına, beklenmedik hamileliklere, ani ölümlere tanık ediyor. 'Ateşböceklerinin Mevsimi' bir yerlere, birilerine ait olma isteğiyle yanıp tutuşan, bunun eksikliğini çeken kahramanların romanı.


Çok çok güzel bir kitap, alıp okumanızı öneririm kahve eşliğinde tabii! Sevgiyle kalın!

11 Eylül 2011

Kabak Çiçeği Dolması


Kabak çiçeği dolmasını dört yıl önce Ayvalık'a gittiğimizde çok severek yemiştik. Resmini çekmiştim. Bu yıl da gittiğimizde annişim yaptı. Afiyetle yedik.Resmini çektim ama kayboldu. Emeğe üzüldüğüm için tarifini yayımlama kararı aldım.Çünkü biraz zahmetli bir yemek! Resim ise dört yıl öncenin!
Tarifine gelince: Zeytinyağlı dolma harcını hazırlıyoruz. Kabak çiçeklerinin ortasındaki uzantıyı temizliyoruz. Kabak çiçeklerini soğuk suya sokuyoruz. Sonra harcı doldurup pişiriyoruz. Afiyetle yiyoruz!
Yeniden görüşmek üzere dostça kalın!

10 Eylül 2011

Değişik Bir Patlıcan Yemeği


Merhaba sevgili dostlarım. Tatil bitti, görev başladı, Pazartesi günü okula uyum sürecine giriyoruz.
Ben bugün, fırın poşetine konularak fırında pişirilen enfes ve çok pratik bir patlıcan yemeğinin tarifin vermek istiyorum.

Malzeme:


4-5 patlıcan

4-5 tane orta boy domates

6-7 tane sivribiber

6-7 diş sarımsak

Yeteri kadar tuz

1/2 çay bardağı sızma yağ

Yapılışı:

Patlıcanlar alacalı doğranır, tuzlu suya konur. Bir saat bekletildikten sonra sıkılarak derin bir kaba konur. Doğranan diğer malzemelerle birlikte tuz ve yağ ilave edilerek güzelce harmanlanır. Fırın poşetine doldurulur. Üstü bir bıçakla delinir ve fırına atılır. 200 C'de yarım saat pişirilir.
Afiyetle yenir!
Yeni paylaşımlarda bulunmak üzere dostça kalın!

1 Eylül 2011

Ne Kedisiz Ne Kitapsız


Kedişimin bu pozuna bayılıyorum!



Şimdi ben bu kitabı okuyorum! Konusu mu ne?
Dünyaca ünlü bir süper model, başarılı bir TV yönetmeni, hırslı bir avukat, sanata aşık bir ressam Bu dört kız kardeş, 4 Temmuz Bayramı için her yıl olduğu gibi Connecticut'taki baba evinde toplanırlar. Tatilin başında aile korkunç bir felaketle sarsılır ve dünyaları altüst olur.

Umutların tükendiği anda kenetlenen aile, sürprizlerle dolu yeni ufuklara hep birlikte yelken açabilecek mi?

Yeni paylaşımlarda bulunmak üzere dostça kalın!



28 Ağustos 2011

Bayramınız Kutlu Olsun


Tüm sevdiklerinizle şeker tadında bir bayram geçirmeniz dileğiyle!

25 Ağustos 2011

Deniz Fasulyesi


Deniz börülcesini bilirdik,Ayvalık'ta deniz fasulyesi ile de tanıştık. Tadı çok çok hafif ve lezzetli!

Yapımına gelince,saplarından ayrılır, kaynayan suda 5-6 dk. haşlanır. 1,2 diş sarımsak,tuz,sızma zeytinyağ ve bol limon eklenir. Karıştırılır. Arzu edilirse domates te eklenebilir. Biz ikinci kez yaptığımızda domates koymadık.
Afiyetle yenir!


24 Ağustos 2011

SEVGİNİN GÜCÜ


İkinci bebeği olacağını öğrenince çok sevindi. 3 yaşındaki oğlunu doğacak kardeşi için hazırlamaya başladı…

Bebeğin kız olacağı anlaşıldı. Oğlu annesinin karnındaki kardeşine her gün şarkı söyledi. Kardeşini daha görmeden bir sevgi bağı oluştu.

Zamanı geldi, doğum sancıları başladı. Fakat bir sorun vardı. Doktorlar çaresizdi. Bir sezaryen ameliyatı gerekiyordu.

Ameliyat çok zor geçti. Sonunda bebek doğdu. Bebeğin durumu ciddiydi.

Bebek, yoğun bakım ünitesine kaldırıldı. Günler geçtikçe küçük kızın durumu kötüye gidiyordu. Doktorlar üzgündü, çocuğun kurtulma ümidi yoktu. Bebekleri için evlerinde bir oda düzenlemişlerdi. Şimdi, cenaze için hazırlanıyorlardı.

Oğulları, kız kardeşini görebilmek için yalvarıyordu.

-Kardeşime şarkı söylemek istiyorum- diyordu.

Ama yoğun bakım ünitesine çocukların girmesi yasaktı.

Sonunda kadın kararını verdi. Bebeği nasıl olsa ölecekti. Çocuğunun kardeşini görmesini engellemeyecekti. Ne yapıp edip çocuğu içeri sokacaktı.

Oğluna, oldukça büyük gelen bir ziyaretçi giysisi giydirdi ve yoğun bakım ünitesine soktu. Çocuk yürüyen bir çamaşır torbası gibiydi. Başhemşire onun bir çocuk olduğunu fark etti.

-O çocuğu içeri sokamazsınız- diye uyardı.

Kadın başhemşireye dönerek bağırdı:

-Oğlum kız kardeşine şarkı söylemeden buradan çıkmayacak.

Oğlunu kız kardeşinin yatağına götürdü.

Küçük kız yaşam savaşını yitirmek üzereydi. Çocuk, bir süre kardeşinin yüzüne baktı. 3 yaşındaki bir çocuğun saf, temiz, pırıl pırıl sesiyle şu şarkıyı mırıldandı:

-Sen benim gün ışığımsın, tek gün ışığım, gökyüzü griyken beni mutlu edersin.

Küçük kız bu sesi tanıdı, aniden tepki verdi. Kalp atışları düzelmeye başladı. Annesi:

-Şarkıyı sürdür- dedi oğluna. Küçük çocuk devam etti:

-Seni ne çok sevdiğimi asla bilmeyeceksin, lütfen gün ışığını benden alma bebeğim.

Çocuk şarkıyı sürdürdükçe, bebek, kesik kesik nefes almasını hızlandırdı. Annesi, göz yaşları içinde:

-Devam et oğlum- dedi.

-Geçen gece uyurken rüyamda seni kollarıma aldığımı gördüm bebeğim.

Şimdi, onu içeri almak istemeyen hemşirenin yüzü de gözyaşları içindeydi.

Bütün hastane personeli, doktorlar başlarına toplanmıştı. Annesi de coşkuyla şarkıya katıldı.

-Seni ne çok sevdiğimi asla bilmeyeceksin bebeğim. Lütfen gün ışığını benden alma.

Anne, oğul şarkılarını sürdürdü. Ve küçük kız birkaç gün sonra iyileşti. Abisine, annesine, odasına kavuştu.


Sevdiğiniz insanlar için ümidinizi kesmeyin.

Sevgisiz, ümitsiz kalmayın.

Söz yürekten çıkarsa yüreğe gider. Dilden çıkarsa kulağı aşamaz.



18 Ağustos 2011

BİZE VERMEKTEN BAHSET



"sahip olduklarınızdan verdiğinizde,
çok az şey vermiş olursunuz;

gerçek veriş, kendinizden vermektir.

çünkü sahip olduklarınız, yarın ihtiyacınız olabilir
diye saklayıp koruduğunuz şeylerden ibaret değil mi?

ve yarın, kutsal şehre giden hacılari takip ederken, kemiklerini,
iz bırakmayan kumlara gömen fazla uyanık bir köpeğe ne getirebilir?

ve ihtiyaç korkusu da, ihtiyaçtan başka birşey değil midir?

kuyunuz tamamen doluyken susuzluktan korkmak,
tatmin olamayan bir susuzluk göstermez mi?

çok fazla şeye sahip olup, çok az verenler, bunu
gösteriş isteyen gizli arzuları için yaparlar,
ki bu da armağanlarını yararsız kılar.

ve bazıları vardır ki, çok az şeye sahiptirler ve hepsini verirler.
bunlar hayata ve hayatın definesine inananlardır,
ve kasaları hiç boş kalmaz.

bazıları sevinçle verirler, bu sevinç onların ödülüdür.

bazıları ise ıstırap içinde verirler ve bu acı onların vaftizidir.

ve bazıları vardır ki, ne vermenin acısını hissederler,
ne sevinç ararlar, ne de bir erdemlilik düşüncesi taşırlar;

onlar, şu vadideki mersin ağacının kokusunu salısı gibi verirler.

böyle kişilerin ellerinde tanrı dile gelir ve onlarin gözlerinden tanrı, dünyaya gülümser.

istendigi zaman vermek güzel bir davranış olabilir; fakat
istenmeden, ihtiyacı hissederek vermek çok daha anlamlıdır.

ve cömert olan için, verecek kimseyi aramak, veriş olayından daha fazla sevinç getirir.

vermekten alıkoyacağınız herhangi bir şey olabilir mi?

sahip olduğunuz her şey bir gün verilecektir.

öyleyse şimdi verin ve vermenin hazzını mirasçılarınız değil siz yaşayın..

çoğunlukla şöyle dersiniz:
'vereceğim, ama hak edeni bulabilirsem.'

ne koruluktaki meyve ağaçları böyle düşünür, ne de çayırdaki sürüler.

onlar, saklandığında çürüyecek olanı, yaşayabilsin diye verirler.

herhalde kendisine günler ve geceler verilmesini hak eden
bir kişi, sizden gelebilecek şeyleri de hak eder.

ve hayat okyanusundan içmeye hak kazanmış bir insan,
sizin küçük ırmağınızdan da bir bardak su alabilir.

faydasından öte, kabul etmenin gerektirdiği cesaretten ve
güvenden daha büyük bir değer var mıdır?

ve siz kim oluyorsunuz da, onların göğüslerini yırtarak
gururlarını korunmasızca ortaya seriyor, sonra da onlarıin değerlerini örtüsüz ve gururlarını
utanmasız olarak değerlendiriyorsunuz?

önce kendinizi vermeye hak kazanmış ve verme olayında bir aracı olarak görün.

çünkü gerçekte herşeyi veren hayattır ve siz kendinizi bir verici olarak belirlediğinizde,
sadece bir tanık olduğunuzu unutuyorsunuz.

ve siz alıcılarr, ki hepiniz bu gruba dahilsiniz,ne kendinize
ne de size verene bir boyunduruk yüklememek için,
hiç bir minnet hissi taşımayın.

bunun yerine, armağanları kanat yaparak, verenle beraber yükselin;

çünkü borcunuzu gereğinden fazla abartmak, annesi özgür yürekli dünya, babası evren olan cömertlik olgusundan şüphe etmek demektir..."

Khalil Gibran

11 Ağustos 2011

Simit-Çay


Bu dünyanın en güzel şeyi simit ve çay! Başka söze gerek var mı?

10 Ağustos 2011

Kurt Seyt ve Shura


Son günlerde Hande ablanın verdiği Kurt Seyt ve Shura'yı okudum. Okumak istediğim bir kitaptı, bulunca kaçırmadım. Ve bugün bitirdim.
Nermin Bezmen'in emeğine sağlık! Önceleri biraz durağan geldi, sıkıldım, sonra hareketlendi. Böylesine büyük ve güzel bir aşk olamaz! Çok etkileyici! Mutlaka edinip okumanızı öneririm!
Sonra ne mi yaptım, hemen Nermin Bezmen'in "Gönderilmeyen Aşk" isimli kitabına geçtim.


Kitapta şu sorulara yanıt aranıyor, bir kadın ne zaman sevgilinin ardından tuttuğu yasın bittiğine karar verir? Ne zaman kendini aşkın kollarına bir kez daha teslim eder? Yeniden tutkunun kanatlarıyla uçmak, vâr olmak için… Nermin Bezmen'in yalın, etkileyici dille yazdığı romanlarını okumanızı öneririm!
Yeniden buluşuncaya dek sevgiyle kalın!

Dereotlu Poğaça



Merhaba sevgili dostlarım! Sevgili arkadaşım Dilek, beni kırmadı ve tarifi yazıp gönderdi. Ben de aynen yayımlıyorum! Tadının da hele bir de ılıkken nefisss olduğunu belirtmek istiyorum!Tarife geçiyorum.

Malzemeler:

1paket margarin

2 yumurta

1 su bardağı yoğurt

1 yemek kaşığı sirke

1 kabartma tozu

isteğe göre biraz tuz

1/2 demet dereotu

alabildiği kadar un

Yapılışı:

önce iki bardak una yumurtanın 1tanesini tam 1 tanesinin beyazı katılır(sarısı üzerlarine sürmek için ayrılır)
erimiş margarin eklenir diğer malzemeleri koyulup yoğurulur.unu kendi kararınıza göre
ekleyin.Hamuru yarım saat dinlendirin.içine istediğiniz malzemeyi koyun. Fırın önceden ısıtılır. 180 derecede pişirin. Sonrası afiyet olsun:))

8 Ağustos 2011

Güzel Bir Öğleden Sonrası


Dün, denizdeydik. Derken burada tanıştığım ve çok sevdiğim annemin arkadaşı Hande abla bizi aradı. Kek yapmış, çaya çağırdı. Hazırlandık, gittik. Hande abla, yaşadığı zorluklara rağmen (anneciği hasta) iyimser ve olumlu bir insan! Ondan olumlu enerji yüklendim bol bol ve yaşama sevincim arttı.
Gittiğimiz zaman yine burada tanıştığım, olumlu, mücadeleci arkadaşım Dilek'i çağırdım, O da çaya geldi. Ve biz, çay bahane sohbet şahane çok güzel saatler geçirdik.
Dilek, elinde poğaça ile geldi. Poğaça da, Hande ablanın yaptığı kek te şahaneydi.
Ben, öncelikle Hande ablanın daha önce de yaptığı ama bu kez ilaveler yaptığı kekinin tarifini aldım. Onu siz dostlarımla paylaşacağım!Dilek'in poğaçasının tarifini daha sonra alacağım ve de paylaşacağım.


Kahveli Kek

Malzemeler:

3 yumurta

1 dolu dolu çorba kaşığı yoğurt

1/2 çay bardağı süt

1 su bardağı toz şeker

kabartma tozu

vanilya

1 kahve fincanı sıvı yağ

aldığı kadar un

1 çorba kaşığı filtre kahve

isteğe bağlı olarak 50 gr ceviz

2,3 çorba kaşığı yaban mersini


Yapılışı:


Yumurta, vanilya çırpılır, şeker eklenir. Yoğurt konulur, çırpılmaya devam edilir.
Süt eklenir. Un, kabartma tozu eklenir. Karıştırılır. Daha sonra filtre kahve eklenir, karıştırılır. Arzu edilirse yaban mersini ve ceviz eklenip karıştırılır.
Vee kek kalıbına bir kahve fincanı yağ dökülür, şöyle bir döndürülür ardından kek harcının içine kalan yağ dökülür, karıştırılır.
Orta dereceli fırında 45 dk pişirilir. Afiyetle yenir!

Yeniden buluşuncaya dek dostça kalın!



3 Ağustos 2011

Enginarlı Bulgur Pilavı


Merhaba dostlarım, tatil devam ediyor. Ama bitmesine az kaldı. Bu arada ben, Ayvalık'a bir kez daha aşık oldum. Öylesine çok istiyorum ki burada görev yapmayı. Umarım dileklerim gerçekleşir.
Şimdi gelelim mi enginarlı bulgur pilavının tarifine? Biz, pirinçle yapılanı okumuştuk, bulgura uyarladık. Hiç pişman olmadık, çok ta nefis bir bir pilav yemiş olduk.Mutlaka deneyin derim.

Malzemeler:

5 tane ayıklanmış enginar

1 su bardağı bulgur

1,5 su bardağı su

2 büyük baş kuru soğan

1 çay bardağı sıvıyağ

1 demet dereotu

1 yemek kaşığı salça

Yapılışı:

Enginarlar haşlanır. Üçgen olarak kesilir. Kuru soğan yağ ile kavurulur. Bulgur eklenir, o da kavrulur.
Salça eklenir. Su konur. Tuz,karabiber eklenir. Daha sonra enginarlar konur. Kısık ateşte pişirilir. Pilavın altı kapatılınca bir demet ince kıyılmış dereotu konur.
Afiyetle yenir!

Yeniden görüşünceye dek dostça, sevgiyle kalın!

28 Temmuz 2011

Yeniden Ayvalık Günleri

Ayvalık'ın en güzel tatlılarının yapıldığı adres burası!

En güzel kurabiyeler burada! Lorlu, damla sakızlı kurabiye güzeldi. Biz en çok Kavala kurabiyesini sevdik. Ağızda dağılıyor!

Yeniden görüşünceye dek dostça kalın!






23 Temmuz 2011

Ressamın Şiiri


Kalbini
Açarsan eğer
Kelebeği görürsün!
Alır götürür seni
Özgürlüklere
Orada
Mutluluğu resmeden
İnsanları bulursun!
İçlerindeki mavi benim
Tanımadıysan eğer
Aynada
Mavi gözlerine bak
Seni seven
Tüm resimler benim
Onları ben yaptım.
Neden diye sorma!
Ben de bilmiyorum
Kelebeğe sordum
O da uçtu gitti.
Geriye kalan
Hayalimdeki resmin
Ve sonsuza ulaşan sevgim

Metin Benek

* Çok yetenekli bir ressam olan evsahibimizin şiirlerinden bir alıntıdır.

20 Temmuz 2011

Annemin Çilek Reçeli

Merhaba arkadaşlar, tatil devam ediyor! Bu arada ben de siz dostlarımdan uzun süre ayrı kalmak istemiyorum! Vee annemin enfes çilek reçelinin tarifini sizlerle paylaşmak istiyorum.

Malzemeler:

750 gr çilek

500 gr toz şeker

bir kaç damla limon suyu

Yapılışı:

Çilek ile şeker kaynatılır. Ocak kapatılmadan önce birkaç damla limon suyu sıkılır. Reçelin altı kapatılır. Reçelin soğuması beklenir.
Daha sonra da afiyetle yenir.


Yeniden buluşuncaya dek dostça kalın! Şimdiden mutlu bir haftasonu tatili dileğiyle!

7 Temmuz 2011

Üzümlü Chaeseecake


Selam dostlarım, bugün depodan çok sevdiğim bir tarife yer vermek istedim! Tatil mi, devam ediyor!

Üzümlü Chaseecake

Gerekli Malzeme

1,5 paket yulaflı bisküvi

100 gr eritilmiş tereyağ

150 gr labne peyniri

300 gr çırpılmış krem şanti

2 yumurta sarısı

2 paket tart jölesi

80 gr toz şeker

200 gr beyaz üzüm (çilek, kivi, vb,...)

Yapılışı:

1- Bisküviler, rondoya konur, toz haline getirilir.

2- Margarin eritilir, toz haline getirilmiş bisküvilere yedirilir. Bisküviler, 18-20 cm çapında bir kelepçeli kalıbın tabanına sıkıca yayılır. 30 dk. boyunca buzdolabında tutulur.

3- Labne peyniri bir kaba alınır, mikser ile çırpılır. Çırpılmış krem şanti eklenip çırpılarak peynire yedirilir.

4- Yumurta sarıları ayrı bir kapta toz şekerle çırpılarak kabartılır. Diğer karışım eklenip yedirilir. Tart jölesi, iki çay bardağı su konularak kaynatılır. Ilınınca karışıma eklenip hızlıca karıştırılır. Bisküvinin üzerine yayılır. Derin dondurucuda 2 saat bekletilir.

4- Servisten yarım saat kadar önce buzluktan çıkarılır. Kek, çember kalıptan çıkarılacak kadar çözüldükten sonra kalıptan dikkatlice çıkarılır, servis tabağına alınır, üzeri dilediğiniz şekilde çikolata sos ya da meyvelerle süslenir. Üçgen dilimler halinde kesilip soğuk olarak servis edilir.

Afiyetle Yenir!

Yeniden buluşana dek sevgiyle kalın!

5 Temmuz 2011

Ayvalık Günleri


Merhaba dostlarım! Nihayet okullar bitti, annemle ben de soluğu Ayvalık'ta aldık. Bir süre buradayız! Ben, zaman zaman sizlerle buraya ait paylaşımlarda bulunacağım!
Ayvalık'ımın otları, kökleri buna dahil! İlk paylaşımımız İstifno otu ile yapılan salata. Tarifine gelelim.

İstifno Otu Salatası

İstifno otlarının sadece yaprakları kullanılır. Yapraklar saplardan ayrılır, yıkanır, biraz tuz ilavesiyle yaklaşık 20 dk kadar haşlanır. Süzgece alınır.Süzüldükten sonra bir kaba alınarak bol limon, tuz, sızma yağ ile karıştırılarak servis yapılır. Arzu edilirse sarımsaklı yoğurt ile de servis yapılabilir.
Tadı mı muhteşem! Mutlaka denemenizi öneririm!
Günlerimizi deniz keyfi yaparak geçiriyoruz! En son dört yıl önce buraya geldik. Nice zamandır buraya gelme hayaliyle yanıp tutuşuyordum. İnşallah bir gün burada görev yapabilirim! Burada deniz, huzur, mutluluk var!Yeni paylaşımlarda bulunmak üzere şimdilik dostça kalın!

26 Haziran 2011

Ne Kedisiz Ne Kitapsız


İstanbul'a annemle döndüğümüzden beri son üç gündür çok yoğunduk. Nihayet bugün dinlenebiliyoruz!
Evet, Misi hanım, yastık devirip üzerine yaslanmayı,yatmayı çok seviyor!


İpsala'dan dönmeden önce tatilde okumak üzere kütüphaneden birbirinden güzel dört tane kitap seçip aldım! (Nermin Bezmen'in "Kurt Seyt ve Shura" kitabını da ilk fırsatta edinmek istiyorum! Filmi de hazırlanma aşamasındaymış)Aldığım kitapları sizlerle paylaşmak istedim!Sizler de kitap önerilerinizi benimle paylaşırsanız çok mutlu olurum!


Yeniden görüşmek üzere sevgiyle kalın!

19 Haziran 2011

Meyveli Yaz Pastası


Merhaba, bir süredir yeni tarif yayımlamadığım için depoya daldım, pastayı da oradan bulup aldım!


Tarife geçelim mi?

Meyveli Yaz Pastası

Malzemeler:

1 hazır kek tabanı (tercihinize göre sade ya da kakaolu, ben sade olanını aldım)

2 paket krem şanti (Dr. Oetker, çok hafif ve lezzetli)

1 su bard. süt (krem şanti için)

1 nescafe fincanı süt (Keki ıslatmak için)

Süslemek için dilediğinizi mevsim meyveleri

Yapılışı:

1- Kekin iki parçası da sütle ıslatılır.

2- 2 paket krem şanti 1 bard. süt ile çırpılarak hazırlanır.

3- Pastanın arasına krem şanti sürülür, yayılır, üzerine dilimlenmiş mevsim meyveleri konur. İkinci kat kekin alta gelen kısmı ıslatılmış olarak kremanın üzerine konur. Yeniden krem şanti sürülür, yayılır! Pastanın her tarafı krema ile kaplanır.

4- Pastanın üzerine yine mevsim meyveleri konur, servis edilinceye dek buzdolabında bekletilir.



Yeniden buluşmak üzere dostça kalın!

13 Haziran 2011

Şimdi Sevişme Vakti


Çıplak heykeller yapmalıyım.
Çırılçıplak heykeller
Nefis rüyalarınız için
Ey önümden geçen ak sakallı kasketli,
Yırtık mintanından adaleleri gözüken
Dilenci
Sana önce
Şiirlerin tadını
Aşkların tadını
Kitaplardan tattırmalıyım
Resimlerden duyurmalıyım, resimlerden...

Şu oğlan çocuğuna bak
Fırça sallıyor
Kokmuş manifaturacının ayağına
Dörtyüzbin tekliğinden
On kuruş verecek.

Seni satmam çocuğum
Dörtyüzbin tekliğe,
Ne güzel kaşların var
Ne güzel bileklerin
Hele ne ellerin var, ne ellerin.

Söylemeliyim,
Yok
Yok... meydanlarda bağırmalıyım.
Bu küçük
Güllerin buram buram tüttüğü
Anadolu şehri kahvesinde
Kiraz mevsiminin
Sevişme vakti olduğunu.

Resimler seyrettirmeli, şiirler okutturmalıyım
Baygınlık getiren şiirler
Kiraz mevsimi, kiraz
Küfelerle dolu Pazar.
Zambaklar geçiriyor bir kadın.
Bir kadın bir bakraç yoğurt götürüyor
Sallıyor boyacı çocuğu fırçasını
Belediye kahvesinde hâlâ o eski, o yalancı
O biçimsiz bizans şarkısı.

Sana nasıl bulsam, nasıl bilsem,
Nasıl etsem nasıl yapsam da
Meydanlarda bağırsam
Sokakbaşlarında sazımı çalsam
Anlatsam şu kiraz mevsiminin
Para kazanmak mevsimi değil
Sevişme vakti olduğunu...

Bir kere duyursam hele güzelliğini, tadını,
Sonra oturup hüngür hüngür ağlasam
Boşa geçirdiğim, bağırmadığım sustuğum günlere
Mezarımda bu güzel, uzun kaşlı boyacı çocuğunun
Oğlu bir şiir okusa
Karacaoğlan'dan
Orhan Veli'den
Yunus'tan, Yunus'tan...



Şimdi bu şiir kitabını okuyorum!

11 Haziran 2011

Tüm Bir Yaşam


Melih Kibar - Tüm Bir Yaşam hacihan

Can Dündar'ın, " Yüzyılın Aşkları" kitabından çok etkilendim. Kitaptaki son aşk öyküsü beni derinden etkiledi. Çiğdem Talu-Melih Kibar öyküsü!
İki üstün yetenekli değerli insanın yüreklerinin buluşmasının öyküsü bu! Bir yıl süren aşkın ardından yaşam boyu süren dostluğun, başarının öyküsü!
Hemen Melih Kibar albümleri indirdim. "Yadigar" albümünü önceki yılllarda edinmiştim.
" Saat Sabahın Dokuzu" adlı albümde, " Tüm bir yaşam" parçası var. Bugün kaçını kez dinledim, bilemiyorum!
Aynı albümde "Sessiz Veda" parçası var! O da Melih Kibar'ın Çiğdem Talu'ya vedası!

10 Haziran 2011

Blogum dolu dolu 5 yaşında


Blogum, bugün dolayısıyla 5 yaşını bitirdi. Altı'dan gün alacağız! Siz dostlarımla nice yıllara, nice paylaşımlara!

9 Haziran 2011

Saatlerinizi "Yaşama" Kurmayı Unutmayın


Günlük koşuşturmalarımız içerisinde yaşamı ne denli bol keseden harcadığımızı hiç düşündünüz mü? Sürekli bir yerlere yetişme, bir şeyleri yetiştirme telaşı içindeyiz, hepimiz.

Saatlerimizi sabahın erken saatlerine kurarken aklımızda işe, okula, sınava, görüşmelere, otobüse, trene yetişmekten başka bir şey olmuyor. Çoğu kez 24 saatin yetmediğinden yakınıyoruz. Yapılacak onca iş, çözüm bulunacak onca sorun bizi bekliyor diye neredeyse uyku sırasında bile ertesi günün planlarını yapıyoruz. Her yeni güne bir önceki günden arta kalan işlerle başlıyoruz ve bu koşturmaca çoğu kez yaşantımız son buluncaya değin sürüyor.

Yaşamı dolu dolu yaşamak bu mu acaba?

Hiç düşündünüz mü, en son ne zaman çıplak ayakla kumların, çimenlerin üzerinde yürüdünüz? En son ne zaman uzanıp mavi göğün altına bulutların nasıl hareket ettiğine baktınız? Gece geç saatlerde evinize dönerken "Ne güzel, bu gece dolunay var mı?" dediniz, yoksa o gün yetiştiremediğiniz işlerinize ertesi gün nasıl başlayacağınızı, ödenecek borçlarınızı, çalışılacak derslerinizi mi düşündünüz? Yalnızca gün doğumunu izleyebilmek için saatinizi sabahın beşine kurdunuz mu hiç?

En son ne zaman yeni doğmuş bir bebeğin süt kokan tenini kokladınız?
Bahçenize bir tohum atıp ne zaman yeşerecek diye heyecanla beklediniz mi?
En son ne zaman sevdiklerinizin gözlerinin içine bakarak, ellerini tutarak sevgi sözcükleri söylediniz? Yoksa sevgi sözcükleri de yapılması gereken işler, söylenmesi gereken "Günaydın" lar, "İyi akşamlar" gibi mi söylendi? Yalnızca güne hazırlanmak amacıyla bakımınızı yapmak için mi baktınız aynalara yoksa zaman zaman kendinizle gözlerinizin içine bakarak hesaplaşmak, kendinize sevgiyle bakmak için de kullandınız mı aynaları?

Saatlerinizi bol keseden harcarken "sevgiye ve yaşama" ne kadar zaman ayırdığınızı hiç düşündünüz mü?

Ben bu hafta sonu saatimi "yaşama" kurdum. Saatin zilini duyunca heyecanla fırladım yataktan. Saat sabahın beşi. Gecikmiş olma korkusuyla pencereye koştum. Gökyüzünde gecenin koyu karanlığı yok. Battaniyeme sıkıca sarılıp heyecanla karşıki dağlara bakmaya başladım. Lacivertten açık maviye dönüşmeye başladı gökyüzü. Sonra açık maviden göz alıcı beyaz bir ışığa. Dağın ardından alevler yükselmeye başladı birden. Sarıdan turuncuya, turuncudan kızıla, kızıldan göz kamaştırıcı bir ışığa dönüşerek "Merhaba" dedi güneş. "Merhaba yeni gün", "Merhaba yaşamak."

"Yaşamı dolu dolu yaşadım" diyebilmek için, arada bir saatlerimizi "yaşama" kurmaya ne dersiniz?

4 Haziran 2011

Annem Usülü Muammara


Merhaba! Annem, geldiğinde ondan muammara yapmasını rica ettim. Çok özlediğimi belirttim. Annem de beni kırmadı ve yaptı.
Tarifi burada:

Malzemeler: (4 Kişilik)


1 Su Bardağı Çekilmiş Ceviz İçi

2-3 Dilim Bayat Ekmek İçi

2 Diş Sarımsak

1 Kahve Fincanı Zeytinyağı

1 Limon suyu

Pul biber,Tuz

Yapılışı:


1-Sarımsak ezilir.

2-Ceviz içi,ıslatılmış bayat ekmek ve sarımsağı karıştırılır.

3- Zeytinyağı,limon suyu,tuz ve pul biber ilave edilir çatalla iyice ezilir.

4- Salata veya meze olarak servis yapılır.

Afiyet olsun!



Yeniden buluşuncaya dek sevgiyle kalın!

1 Haziran 2011

Bizim Gizli Bahçemizden


Can Dündar'ın, "Yüzyılın Aşkları" kitabını bitirdim. Ne güzel aşklar yaşanmış, ne güzel aşk mektupları yazılmış. Ne acılar yaşanmış! Çok etkileyici bir dille yazılmış.Can Dündar, farkını bir kez daha ortaya koymuş! Tadı damağımda kaldı.
Beni bütün aşk öyküleri çok etkiledi. Çiğdem Talu-Melih Kibar aşkı derinden etkiledi, ağlatacak kadar! Mutlaka alınıp okunmalı!
O gazla ben, annemin daha önce okuyup bana da önerdiği Nermin Bezmen'in "Bizim Gizli
Bahçemizden" adlı kitabına başlayacağım!
Kocası Pamir Bezmen ile aşk dolu geçen evlilik yaşantısını minnetle yazmış. Mutlaka okunmalı!
Sevgiyle kalın!

23 Mayıs 2011

Çocuklar


Çocuklarınız sizin çocuklarınız değil,
Onlar kendi yolunu izleyen Hayat'ın oğulları ve kızları.
Sizin aracılığınızla geldiler ama sizden gelmediler
Ve sizinle birlikte olsalar da sizin değiller.
Onlara sevginizi verebilirsiniz, düşüncelerinizi değil.
Çünkü onların da kendi düşünceleri vardır.
Bedenlerini tutabilirsiniz, ruhlarını değil.
Çünkü ruhlar yarındadır,
Siz ise yarını düşlerinizde bile göremezsiniz.
Siz onlar gibi olmaya çalışabilirsiniz ama sakın onları
Kendiniz gibi olmaya zorlamayın.
Çünkü hayat geriye dönmez, dünle de bir alışverişi yoktur.
Siz yaysınız, çocuklarınız ise sizden çok ilerilere atılmış oklar.
Okçu, sonsuzluk yolundaki hedefi görür
Ve o yüce gücü ile yayı eğerek okun uzaklara uçmasını sağlar.
Okçunun önünde kıvançla eğilin
Çünkü okçu, uzaklara giden oku sevdiği kadar
Başını dimdik tutarak kalan yayı da sever.

Halil Cibran



Bugün, abone olduğum "Popüler Psikiyatri" dergisinde bu şiiri okuyunca blogumda sizlerle paylaşmaya karar verdim!
Yeniden buluşuncaya dek sevgiyle kalın!