20 Temmuz 2020

Yetişin Çocuklar


Çocuklarımız için her şeyi “doğru” yapmanın reçetesini ararken çoğunlukla kendimizi strese boğuyoruz. Bu gerçeklikten yola çıkan Prof. Dr. Selçuk Şirin, 20 yıl süren akademik çalışmaların bir ürünü olan Yetişin Çocuklar’da ebeveyn ve eğitimcilere sesleniyor. Şirin, bu kitapla özellikle “mükemmel ebeveynlik” baskısını hissedenlere bilimsel ve yalın bir yaklaşımla iç ferahlatıcı bir başucu kitabı sunuyor. Bu kitap çocuk yetiştirirken somut, uygulanabilir çözümler arayan herkese çok iyi gelecek! 
Bebeklerle ilk diyaloğu nasıl kurmalıyız?
Erken yaşta zihinsel gelişimi desteklemek için ne yapmalıyız?
Disiplin ama nereye kadar?
Çocuklara ikinci dil öğretmenin ideal yaşı nedir?
Tatilde öğrenme kaybı nasıl önlenir?
Çocukları ekran bağımlılığından nasıl koruyabiliriz?
Ergenlerle sağlıklı diyaloğun formülü nedir?
Okul tercihinde nelere dikkat etmeli?
Gençleri hangi adımlar zirveye taşır?
Okulöncesinden ergenliğe, Türkiye ve dünyada pek çok bilimsel çalışmaya imza atan, ABD Bilimler Akademisi’nin çocuk yetiştirme komisyonunda görev alan Selçuk Şirin, bu kitabın hikâyesini şöyle anlatıyor: “20 yıl önce yazmayı tasarladığım bu kitabı ve notlarımı kendi çocuklarımı yetiştirmeye başlayınca rafa kaldırdım. Çünkü ebeveyn olmak, çocuk gelişimi üzerine bildiğim her şeyi temize çekmemi sağladı. Şimdi pratikle terbiye edilmiş kuramsal bilgileri paylaşma zamanı. Bu kitapta, içime sinmeyen hiçbir şeyi okura önermiyorum.“
Umut, çocukların kuracağı dünyada! Yetişin çocuklar…

(Tanıtım Bülteninden)
Evet, ısmarladığım üçüncü kitap ta bu. İlgiyle okuyacağıma inanıyorum. 

Unutkan Aşk


“Lütfen bana kendini unutturma!”
Zeki, hayatı bütün renkleriyle, en derin duygularıyla yaşayan, yaratıcı, sevgi dolu, âşık bir kadın, başarılı bir yazar: Maya; yirmi senedir ikinci baharını paylaştığı, ona hayran, âşık, duygusal, notalarla, repliklerle haşır neşir bir erkek, gözde bir sanatçı: Atlas; çocuklarıyla  beraber sevginin pekiştirildiği mutlu  bir aile ve aniden hayatlarına inen, dünyalarını çökerten bir illet… hastayı ölmeden defalarca öldüren, kimliğini yok eden, eşi yaşıyorken dul bırakan, tedavisiz, umutsuz hastalık: Alzheimer.
Maya kocasının yanağını okşadı,
“Lütfen bu dediklerimi unutma. Benden, benimle olan kendinden kaçmak isteyeceğin günler olursa, tereddüt etmeden uzaklaş... Ama çok uzun değil. Geri dön tekrar. Ben hatırlamasam bile dön.”
“Aşkım, sen her şeyimsin benim. Kalacağım, gideceğim, döneceğim… her yer senin olduğun yer. Sen, yuvamsın benim.”
Sevdiği kadının kendisini bir gün hiç hatırlamayacağını, bütün bu sevişmeleri, öpüşmeleri, kucaklaşmaları unutacağını düşünmek Atlas’ın içini acıtıyordu... Ona hasret kalacağı günlerin acısını çıkarmak ister gibi sarıldı karısının bedenine. İkisi de ne zaman gerçekleşeceğini bilemedikleri o meşum gelecekle ilgili   birbirlerine şimdiden duydukları  hasretle, inişli çıkışlı bir ruh haline girmişti. Bedenleri sevgiyle, ihtirasla, tutku ve şefkatle, mutluluk ve hüzünle sevişiyordu.

(Tanıtım Bülteninden)
Nermin Bezmen kitap yazar da ben ısmarlamaz mıyım? Ismarladığım 3 kitaptan biri de bu. 

Her Şeye Canını Sıkma Ey Gönül


“kalbi vesveselerden arındırma ve zihni susturma sanatı” 
İnsan her ne kadar bedeniyle sınırlı bir varlık gibi görünse de, dipsiz bir kuyu, hatta akıl almaz bir uçurumdur içi... Sınırlı bedeninde, sınırsız bir âlem yaşar ki, bu âlemi yaşanmaz hale getiren bir dolu vesveseyle boğuşur durur hayatı boyunca.
Gönül terbiyesinden geçmemiş olanlar için, vesvesenin neden olduğu cehennem, hem birtakım fiziksel ve ruhsal sıkıntılara yol açar, hem sınav yolundaki kıymetli deneyimleri anlamsız talihsizliklere dönüştürür.
Oysa vesvesenin doktoru olmak, insana şifa ve hidayet de versin diye indirilmiş olan Kuran’ın rehberliğiyle mümkündür.
“Zihnim hiç susmuyor.”
“Ne yaparsam yapayım hep içim daralıyor.”
“Sevdiklerimi kaybetme korkusu yaşıyorum.”
“Geleceğimden çok korkuyorum.”
“Küçücük şeyler bile aklıma takılıyor, içimi yiyor.”
“Nereye gidersem gideyim içimde hep bir huzursuzluk var.”
“En mutlu anımda bile kötü bir şey olacak endişesine kapılıyorum.”
İşte bütün bu vesveseler, hakkından gelinmediğinde insan hayatını cehenneme dönüştürebilecek kadar güçlü düşmanlar.
Milyonlarca okurun içsel yolculuğuna uzun yıllardır rehberlik etmeye devam eden yazar Uğur Koşar’ın HER ŞEYE CANINI SIKMA EY GÖNÜL adlı bu kitabı, sınav yolunu cennete çevirmek niyetiyle kaleme alınmış, ilim, ilham ve bilgi dolu bir şifa kaynağı.

(Tanıtım Bülteninden)
Kitabı dün Migros'ta gördüm, almadığıma pişman oldum. Kitap365'ten ısmarladım. Severek okumayı umuyorum. 

Frambuazlı Pasta


Merhaba sevgili dostlarım nasılsınız? Dilerim çok iyisinizdir. Biz de çok iyiyiz. Annemle ben pandemi sürecinde birkaç diziyi internetten seyrederek tamamladık. Bunlar Hakan Muhafız 3. sezon, No.309, Çilek Kokusu, Sana Bir Sır Vereceğim idi. Ben de şimdi Erkenci Kuş'u izliyorum.Çok eğlenceli.Hakan Muhafız dışında diğer dizilerde Demet Özdemir oynuyor, kendisini çok severek izliyoruz.  Eğer erkenci kuşu bitirebilirsem sonra da Dolunay'ı seyretmek istiyorum.
Tv'de yaz ekranında da Sen Çal Kapımı, Çatı Katı Aşk ve Bay Yanlış'ı severek izliyoruz. Üçünü de severek izliyorum ama en çok Bay Yanlış'ta eğleniyorum. Can Yaman'ı seviyorum da erkenci kuşta da benzer rolde. Ben özellikle Özge Gürel'i severek izliyorum.  Biz de durumlar böyle. Sizler neler yapıyorsunuz, neler izliyorsunuz?


Evet, canım pasta istemişti, Güldal ablam beni kırmadı ve pasta yaptı. Tadı çok enfesti. Yine beni kırmadı ve tarifini verdi. Şimdi tarife geçiyorum.

Tart hamuru için
3 adet yumurta
1 su bard. toz şeker
1 yemek  kaşığı yoğurt
1/2 su bard. sıvıyağ
1/2 su bard. süt
1 paket kab. tozu
1 paket vanilya
2 su bard. un

Kreması için
3 su bard. süt
2 yemek kaşığı un
1 yemek kaşığı tepeleme nişasta
1 adet yumurta

Sosu için
350 gr  frambuaz
1 su bard. toz şeker
1/2 çay bard. su
2 tatlı kaşığı nişasta (tepeleme) 

Ever dostlarım tarifi verdim, kreması piştiği için çok güzel ve hafif oluyor. Sos ta pişiyor. Deneyin tadına bayılacaksınız. Yapıp yiyince mutlaka bana yorum yazın. Yeniden görüşünceye dek sevgiyle kalın. 





10 Haziran 2020

Blogum 14 Yaşında


Sevgili dostlarım merhaba, nasılsınız? Dilerim çok iyisinizdir. Biz de iyiyiz. İki aydan daha uzun zamandır yine görüşemedik. Ama en kısa zamanda yeniden buluşacağız, söz veriyorum.
Blogum bugün 14 yaşına girdi. 10  Haziran 2006 yılında blogumu oluşturmuştum. İlk zamanlar fotoğraf yayımlayamıyordum sonra fotoğraf makinem bulanık çekiyordu. Arkadaşlar ya da ablam fotoğraf çekip bana yolluyorlardı, o şekilde blogumda paylaşabiliyordum. Sonra iyi fotoğraf makineleri (3 yıl arayla) alıp kullandım. Üç-dört yıldır telefonumdan çekip yayımlıyorum.
İlk zamanlar çok tarif paylaşıyordum, bu blogu oluşturmamda emeği geçen arkadaşım Sibel ve Sevda birer tarif yayımlamamın yeterli olacağını söylediler. Ben de aynen öyle yaptım. Benden şimdilik bu kadar. Yeniden buluşuncaya dek sevgiyle kalın.







24 Mart 2020

Evde Ekmek Yapımı


Merhaba sevgili dostlarım, nasılsınız? İki aydır görüşemiyoruz. Benim için çok  uzun bir zaman. Evde hayat var. Dilediğin gibi çıkıp toplu taşımaya binmek, markete gitmek yasak. Can sıkıcı açıkçası. Ama yapacak bir şey yok. Ben de oturdum, ekmek yaptım. Tarife geçiyorum.

Malzemeler
600 ml ılık su
1 kg un
1 yemek kaşığı tuz
1 paket yaş maya

Yapılışı: Ilık su ile maya karıştırılır. Un ve tuz eklenir. Hamur yoğrulmaya başlanır. 1 bardak ılık su daha eklenir, yoğurmaya devam edilir. Hamurun üzeri örtülür, 1 saat dinlendirilir. Sonra biraz yoğrulup gazı alınır. Şekillendirilir. 15-20 dk. bekletilir. Önceden ısıtılmış fansız fırında 240 C ısıda 25 dk. kadar  pişirilir. Üzerleri kızarınca fırından çıkarılır (Ekmekler fırının alt kısmında pişirilir).

* Önemli Not: 1/2 su bard. su küçük boy güveç kabı ya da ısıya dayanıklı bir başka kapla fırının içine konur. Böylece ekmeklerin kuruması engellenir.
Afiyetle yenir.

Sevgili dostlarım yeni tariflerle yeniden buluşacağız. Sevgiyle kalın!







25 Ocak 2020

Yaşam Boyu Mutluluk


“Zaman insanlık için uyanış, yaşam boyu mutlu olmak içinse tek kıymetli güçtür.”
Günlük hayatın zorluklarını en aza indirmek, eski ve vazgeçemediğimiz alışkanlıklardan kurtulmak, geçersiz inançların bizi yönlendirmesine engel olmanın önemine değinen Louise L. Hay, sürekli bir değişim için eskiye dair birçok şeyi rafa kaldırmakla işe başlamanın önemine dikkat çekiyor.
Çokluktan arınmış, “yeteri kadarına” sahip bir yaşamda, çevresine duyarlılığını kaybetmemiş, kendine güven duyan ve değişime kapılarını sonuna kadar açanların yaşam boyu mutlu olması tesadüf değildir.
Louise L. Hay’in Pozitif Düşünce Gücüyle Yaşam Boyu Mutluluk eseri öğretilerinde kullandığı meditasyonlar, ruhsal iyileştirmeler ve benzeri eğitimlerin bir karmasından oluşmaktadır. Keyifle okurken her sayfada pratiğe dökeceğiniz alıştırmalar sizlere daha önce karşılaşmadığınız tecrübeleri yaşama fırsatı sunacak.

(Tanıtım Bülteninden)

Sömestr Tatili


Merhaba sevgili dostlarım nasılsınız? Dilerim çok iyisinizdir. Biz de çok iyiyiz. Bildiğiniz gibi sömestr tatilindeyim. Tadını çıkartıyorum. Doktor kontrollerim var. Öyle zaman geçiriyorum.
Tatilin ilk bir haftası bitiyor bile. Keşke bu tatiller daha uzun süreli olsa. Geçtiğimiz Çarşamba günü Bornova İkea'ya gittik. Ablamın gereksinim duyduğu öte beri vardı. Biz de birkaç parça bir şey aldık.
Ablamın çok beğendiği, inatla, sabırla beklediği evin sahipleri İzmir'deki evlerini yaptırıyorlar, az kaldı. İnşallah ablam önümüzdeki hafta taşınıyor. Çok şirin, iki katlı bir Rum evi. Annemin yıllardır Rum evi alıp yerleşme hayali vardı, olmadı. Ama bizim evimiz de çok güzel. Her neyse ablamın kısmetiymiş Rum evi. İşte öyle. Sevgili dostlarım benden  şimdilik bu kadar. Yeniden görüşünceye dek dostça kalın. Umarım tatil bitmeden yeniden görüşebiliriz.

3 Ocak 2020

İşler Güçler


Sevgili dostlarım merhaba, nasılsınız? Biz iyiyiz. Bugün okulla ilgili işlerim vardı. Rapor aldım. Gelişim raporunu düzenleyip e-okula girdim. Binbir türlü aksiliği yaşayacağımı düşünmüştüm. İşlerim tereyağından kıl çeker gibi halloldu. En ufak bir pürüz çıkmadı, inanamadım. Dostlarım Pazar günü İstanbul, Ankara ve Balıkesir'de kar bekleniyor. Ayvalık yağmurlu olacak. Evvelki yıl
Bigadiç'te kar yağmaması için çok dua etmiştim. Köyde görev yapan tek öğretmen bendim, yalnızdım, korkmuştum, dualarım gerçek olmuştu ve kar yağmamıştı. Ayvalık'ta bu kış lapa lapa kar yağsa ama tutmasa, buz olmasa ne güzel olur. Kar yağacak bölgelerde yaşayan dostlarım tadını çıkartın doya doya. Benden şimdilik bu kadar. Yeniden görüşünceye dek sevgiyle kalın.

Elveda Geçmiş


Hayatınız paramparça olduktan sonra yaşamaya nasıl devam edersiniz?
Nichole, kocası Jake’in onu aldattığını öğrendiğinde kusursuz hayatı geri dönüşü olmayan bir şekilde mahvolur. Oğlu, yeni işi ve yeni hayatı arasında dengeyi kurmaya çalışırken Nichole, Jake’in neredeyse her açıdan zıddı olan Rocco’yla tanışır. Kaba ve aksi tavırlarına rağmen Rocco iyi bir baba ve düşünceli bir arkadaş olduğunu kanıtlar. Ancak aralarında bir ilişki başladığında Jack aralarına girmek ve Nichole’u geri kazanmak için elinden geleni yapacaktır.
Leanne kocasının sadakatsizliklerini yıllarca görmezden gelir ama Nichole sayesinde o da hayatını değiştirecek adımı atar. Artık özgür bir kadın olarak bir sosyal merkezde göçmenlere İngilizce öğretirken, Ukraynalı çekici bir erkekle tanışır: Nikolai. Romantik ilişkilerin karmaşıklığından ve kalbinin kırılma ihtimali yüzünden ondan uzak durmaya çalışsa da kendini Nikolai’a kaptırmaya başlar. Ne var ki beklenmedik bir trajedi her şeyi altüst edecektir. 
Sorunlu evliliklerini cesurca arkada bırakıp hayata yeniden başlayan bu iki kadının güçlü ve umut veren hikayesi, size her kadının kendine yeni bir yol çizebileceğini ve aşkı bulabileceğini hatırlatacak.

(Tanıtım Bülteninden)

*Debbie Macomber kitap çıkartacak ben de almayacağım. En kısa zamanda sipariş edilip okunacak. Sevgili dostlarım ilk fırsatta buluşmak dileğiyle. Dostça kalın. 

30 Aralık 2019

Mutlu Yıllar


Sevgili dostlarım  tüm sevdiklerinizle birlikte nice sağlıklı, mutlu, neşeli yıllar geçirmeniz dileğiyle. Mutlu yıllar!
Yeni yılda burada daha çok buluşabilmek dileğiyle, sevgiyle kalın!


31 Ekim 2019

Hafıza


İnsan Unutur Tarih Hatırlatır
Bugün bize Atatürk’ü ve ‘’yakın tarihi’’ 
unutturmak isteyenler, ‘’ulus bilincimizi’’ oluşturan 
‘’milli hafızamızı’’ silmek istiyorlar.
‘’Siyasal hafızamızı’’ kurgusal bir tarihle 
yeniden biçimlendirmeye çalışıyorlar.

 İşte bu kitabı, unutturulmak istenen 
‘’yakın tarihimizi’’ hatırlatarak ‘’milli hafızamızı’’
 tazelemek için yazdım.

Hafızanı silip yeniden 
biçimlendirmelerine izin verme!
Unutma, hatırla!

(Tanıtım Bülteninden)

* Pazar günü Sözcü gazetesini okurken gördüm, kampanya vardı,  Sinan Meydan kitapları indirimliydi.  Okumak istediğim kitaplardı, yeni çıkan kitabı da edinmek istiyordum. Cumartesi günü İclal Aydın imza günü için Edremit Novada'daki D&R'a gittiğimizde sordum, Hafıza kitabı henüz gelmemişti. İşte Pazar günü kampanyayı görünce hemen Sözcü Kitabevi'ni aradım. Kitapları ısmarladım! Dün kitaplarım elime ulaştı. İkinci kitap  ta yine okumak istediğim Atatürk Etkisi'ydi. Elimdeki kitabı (Aşkımız Eski Bir Roman) ve annemin şu an'da okumakta olduğu İclal Aydın'ın kitabını okuyunca Hafıza'ya başlamak istiyorum. Sevgili dostlarım yeniden görüşünceye dek dostça kalın!

22 Ekim 2019

'Piedra Irmağının Kıyısında Oturdum, Ağladım


... 'Piedra Irmağının Kıyısında Oturdum, Ağladım', yazarın Türkçe'deki ikinci kitabı. Bu kitap, bir tutkunun, bir aşkın öyküsü. Öyle bir aşk ki, bir kadınla bir erkek arasındaki tutkunun, giderek bir sonsuzluk tutkusuna dönüştüğünü görüyoruz. 'Paulo Coelho', gerçekle gerçeküstünü, ülkesinin mitolojisinden yararlanarak bütünleştirebilen ilginç bir yazar; bu romanında, dünyanın gizlerini içinde taşıyan bir aşkın öyküsünü dile getiriyor. Yirmi üç dile çevrilen ve dünyada 2,5 milyon okurla buluşan bu romanın da 'Simyacı' gibi sevilerek okunacağını umuyoruz.
*Ben bu kitabı ilk  olarak 1997 yazında okumuştum, çok beğenmiştim. İlk kitabı Simyacı'yı Bodrum'a giderken yolda bitirmiştim. O haftaki Aktüel (ne güzel bir dergiydi) dergisinde Paulo Coelho ile röportaj vardı. Bu rastlantı çok hoşuma gitmişti. İki kitap arası tatmin edici röportajı okumuştum. Sonra da Piedra Irmağı'nın Kıyısında Oturdum, Ağladım kitabını okumuştum. 
22 yıl sonra yeniden severek okuyorum. Masal tadında, okumanızı öneririm

17 Eylül 2019

Domatesli-Biberli Poğaça



Merhaba sevgili dostlarım nasılsınız? Dilerim çok iyisinizdir. Biz de iyiyiz. Güldal ablam bize geldi, radikal bir karar aldı, Ayvalık'a yerleşecek. Annemle birlikte ev arıyorlar. İnşallah gönlümüze göre bir ev bulabiliriz. Ben okula gidip geliyorum. Tarife geçiyorum dostlarım.

Malzemeler
1 su bardağı ılık süt
Yarım su bardağı ılık su
1 yemek kaşığı şeker
1 tatlı kaşığı tuz
1 paket kuru maya
Yarım su bardağı sıvı yağ
Alabildiği kadar un (ben hemen hemen 2, 5 su bardağı ekledim hamur yumuşak ele yapışmamalı)
Üstü İçin ;
2 adet orta boy domates
1 adet yeşil biber
1 tutam maydanoz
1 avuç dolusu kadar kaşar peyniri
Ve 1 su bardağı kadar beyaz peynir
3 yemek kaşığı sıvı yağ
Pul biber, kekik
Hazırlanışı
Öncelikle maya, şeker, süt ve suyu uygun bir kapa alıp iyice karıştırıyoruz ardından tuz, sıvı yağı ilave ediyoruz.
En son azar azar unu ilave edip ele yapışmayan ama oldukça yumuşak bir hamur elde ediyoruz. 1 saat mayalandırıyoruz.
Hamur mayalanırken uygun bir kaseye domates ve biberi küp küp doğruyoruz.
Maydanozu ince kıyıyoruz. İçine kaşar peyniri ve beyaz peyniri ekliyoruz.
En son sıvı yağ ve baharatlı ekleyip kenara alıyoruz.
İki katına çıkan hamuru tekrar biraz yoğurup fazla havasını alıyoruz.
Ve önceden yağlı kağıt serdiğimiz tepsiye mandalina büyüklüğünde bezeler alıp aralıklı koyuyoruz.
Elimizle hafif üzerine bastırıp domatesli iç harçtan bir yemek kaşığı kadar üzerine koyalım.
Önceden ısınmış 180 derce fırında altı üstü kızarana kadar pişirelim. Deneyecek olanlara afiyet olsun.

Dostlarım, ben sivri biberin acı olabileceğini  unuttum, pul biber de koydum, sonuç olarak komşumuzun kızı bir yudum yiyip ağlamış çünkü çok acı olmuş.  Sivri biberiniz acıysa pul biber koymayın. Annemle ben afiyetle yedik çünkü acıyı çok seviyoruz. Benden şimdilik bu kadar, yeniden görüşünceye dek dostça kalın! 





















28 Ağustos 2019

Bırak Ve Rahatla


Bırak ve Rahatla Bazen öyle anlar olur ki duygularımızı yönetemeyiz...
Duygularımız bizi yönetir…
Öfkemizle baş etmekte zorluk çeker; sevdiklerimizi kırar, incitir, sonra pişman oluruz…
Kaygılarımız yaşamımızı esir alır; adım atmakta zorluk çeker, kararsızlıklar yaşarız…
Sabah uyandığımızda ‘iyi bir gün geçirmeye’ niyet eder; günü iç daralmaları ile kapatırız…
İyi düşünmek yetmez; iyi hissetmekte zorluk çekeriz...
İç seslerimiz bir türlü susmaz; hayata tebessüm edemeyiz…
Bir telaş, bir acelecilik içinde yaşar; yeryüzünü kendi gözlerimizle seyredemeyiz…
Ve tüm bunların değişmeyeceğine inanır, kalitesiz bir yaşama kendimizi mahkûm ederiz...
Halbuki, duyguların zarara uğramış yanlarını onarmak, onarılmış duygularla bir iç genişliği içinde yaşamak mümkündür…
Değersizlik hislerimizden, yetersizliklerimizden, güvensizliklerimizden ve içimizde yıllar boyunca birikmiş tüm hoşnutsuzluk duygularından arınabilir, ruhsal özgürlüğümüze yeniden kavuşabiliriz…
Adem Güneş, Bırak ve Rahatla’da kendimizi nasıl onarabileceğimizi anlatıyor… Altı haftalık bir program içerisinde ‘Duygusal Farkındalık Eğitimi’ sunuyor…
Peki ama nasıl?
Telaşlı yaşamı bırakıp biyolojik ritmi düzenleyerek ‘sakinliğe’ erişmek… 
Bastırılmış duyguları bırakıp ‘ruhsal özgürlüğü’ hissetmek…
Kaygılı bedeni bırakıp ‘iç genişliği’ elde etmek…
Bırak ve Rahatla, geçmişini onarmak ve gerçek kendiliğini bulmak isteyen herkes için...

(Tanıtım Bülteninden)

Bademli Kek



Merhaba sevgili dostlarım, nasılsınız, dilerim çok iyisinizdir. Biz iyiyiz. Ben sık sık denize giriyorum malum Pazartesi günü göreve başlıyorum. Elimden gelse günlerin akıp gitmesini durduracağım ama henüz öyle bir becerim yok. Bugün  sizlerle  Kurban Bayramı için yaptığım bademli kekin tarifini 
paylaşıyorum. 

Yeniden görüşünceye dek sevgiyle kalın dostlarım!

14 Ağustos 2019

Kalbimin...


Hilal Özcan bugüne dek biriktirdiklerini aktarmak için bir kitap yazmakla onu tanımayan pek çok insana faydası olacak adımlar attı. Bu birikimin doğal bir sonucu olan bu kitabı okurken hem bir aşk hikâyesinde hem de bir düşünceler denizinde yol alacaksınız. Elinizde mutlaka bir kurşun kalem olsun. Zira altını çizeceğiniz çok satır olacak... Sonra, ikinci okuyuşunuzda renkli bir kalem kullanın. Kitaba dönüp baktığınız farklı zaman dilimlerinde hangi farklı satırların sizi etkilediğini hayretle göreceksiniz.
- İclal Aydın -
“Ona göre aşk bu dünyaya ait değil. Sanki başka bir gezegende yaşıyor ve doğası ölümsüz. Bize yüzünü gösterdiği, içimize düştüğü anda, aslında bizi de o ölümsüzlüğe çağırıyor. Ama biz bunu anlamıyoruz. Başka bir evrenin varlığı olan aşkı bu dünyada yaşatmaya çalışıyoruz. Bu da suyun olmadığı bir gezegende çiçek ekmeye benziyor. Biz aşkın öldüğünü zannediyoruz ama aslında aşk sadece bu dünyada ölüyor. Ve eğer onu yaşatmak istiyorsak, onu bu dünyada tutmakta diretmek yerine, aşkın kendi âlemine geçmemiz gerekiyor.”
(Tanıtım Bülteninden)

Hilal Özcan,  İclal Aydın'ın kız kardeşi. Ve İclal Aydın  kardeşini ve "kalbimin kendine göre nedenleri vardı" kitabını kardeşinin yazdığını instagramda paylaştı. 

İçli Köfte


Merhaba sevgili dostlarım nasılsınız? Dilerim iyisinizdir. Biz de iyiyiz. Tatilin bitmesine çok az kaldığı için üzgünüm. 10 aylık bir sezona giriş yapıyoruz. Bunun dışında iyiyim. Kitap okuyorum bol bol. Annem, bileği zorlanmaya gelmediği için içli köfteyi yuvarlak yapmayı tercih etti. Tarife geçiyorum.
Dışı için 

  • 1.5 su bardağı ince köftelik bulgur
  • 1 çay bardağı irmik
  • 1 tatlı kaşığı toz kırmızı biber
  • 1 tatlı kaşığı biber salçası
  • 1 su bardağından biraz az un
  • 1 çay kaşığı tuz
  • 1 su bardağı soğuk su

İçi için;

  • 2 yemek kaşığı sıvı yağ
  • 300 gr kıyma
  • 3 orta boy soğan
  • Yarım tatlı kaşığı salça
  • Yarım demek maydanoz
  • 1 küçük çay bardağı küçük parçalı ceviz (isteğe bağlı)
  • Tuz
  • Pul biber
  • Karabiber (baharatlar ve tuz isteğe göre ayarlanabilir.)


  1. Soğanlar ince ince doğranır. Tavaya sıvı yağ alınıp soğanlar eklenir ve pembeleşinceye kadar kavrulur.
  1. Kavrulan soğanlara Kıyma eklenir suyunu çekinceye kadar kısık ateşte kavrulur.
  1. Daha sonra salça eklenir 3 dk daha kavrulur. Biraz su eklenir tekrar (yumuşak kalması gerekiyor kuru olmamalı).
  1. Baharatlar, tuz, ceviz ve ince kıyılmış maydanoz eklenip ocağın altı kapatılır. Soğumaya bırakılır.
  1. İnce bulgur 1 bardak soğuk su ile kısır yapar gibi ıslatılır.
  1. Suyu çekilince irmik salça baharatlar tuz eklenip 15 dk boyunca azar azar suyu eklenip iyice yoğurulur.
  1. Daha sonra un eklenir 5 dk daha yoğurulur. Ele alınıp yuvarlandığında dağılmıyorsa tamamdır. Ele yapışabilir. Eller iyice yıkanır tekrar hamur ele alındığında yapışmaz.
  1. Cevizden biraz daha büyük parçalar alınıp baş parmak ile ara ara su alınarak içi ince bir şekilde açılır. İç koyulur ve yukarı doğru limon şeklinde uzatılır. Hepsine aynı işlem uygulanır.

  1. Biten içli köfteler kızgın 1 bardak sıvı yağda kızartılır.


Haşlamak istiyorsanız bir tencerede kaynayan sıcak suya 2-3 parça küçük limon tuzu ve 1 tatlı kaşığı tuz ekleyin. İçli köfteleri içine bırakın. Haşlanan içli köfte üste çıkacaktır.
Sevgili dostlarım tatil başladığından beri ilk tarif paylaşımım oldu farkındayım ama kısa zaman içerisinde paylaşacağım  iki tarif daha var. Yeni paylaşımlarda buluşmak üzere şimdilik sevgiyle kalın!















10 Temmuz 2019

Tatil Başladı


Merhaba dostlarım, nasılsınız? Dilerim çok iyisinizdir. Biz de iyiyiz. Tatil başlayalı neredeyse 15 gün oldu. Sık sık denize giriyoruz. Dünden beri evimizin dış cephesi yapılıyor, boyanıyor. Yarın da kazan dairesinin bacası yapılacak. Önümüzdeki hafta büyük ihtimalle İstanbul'a gideceğim. Tabii yarın öbür gün önümüzdeki hafta ile ilgili olarak kurs bilgisi gelmezse. Bizde durumlar şimdilik böyle. Yeniden görüşünceye dek sevgiyle kalın dostlarım. 

19 Haziran 2019

Deve Kuşu Yumurtası


Merhaba sevgili dostlarım nasılsınız? Dilerim iyisinizdir. Biz de iyiyiz. Seminerin ilk haftasını yarıladık.
Önümüzdeki hafta Cuma günü sona erecek. Sonra da inşallah tatilimiz başlayacak.
Bu deve kuşu yumurtasını annemin benim de çok sevdiğim arkadaşı Silvia yapmış. Çok ta güzel olmuş.
İçi de çok güzel görünüyor. Malzemeleri yazdım. Nasıl yapacağınızı siz sevgili dostlarım bilirsiniz.

Malzemeler Beyaz Muhallebi İçin: 1 çay bardağı toz şeker 1 çay bardağı nişasta 6 çay bardağı tam yağlı süt 1 paket vanilin İç Kısmı İçin: 1 çay bardağı toz şeker 1 çay bardağı nişasta 1 su bardağı kayısı ya da portakal suyu Üzeri İçin: 1 su bardağı hindistan cevizi ya da antep fıstığı

Yapılışı: Beyaz muhallebi ve sarı muhallebi ayrı ayrı pişirilir. İçinin sarısı için hazır meyve suyu kullanırsanız şeker eklemek gerekmez.
Beyaz muhallebi ıslak kaselere dökülür. Soğumadan sarı muhallebi üzerine dökülür. Sıcak olduğu için
beyaz muhallebinin içine girer. Soğuyunca kase ters çevrilir, hindistan cevizi ya da antep fıstığı serpilerek servis yapılır. Muhallebi kesildiği zaman sarı ortaya çıkar ve çok güzel bir görünüm olur. Sevgili dostlarım bugünlük benden bu kadar, yeniden görüşünceye dek sevgiyle kalın!


10 Haziran 2019

Blogum 13 Yaşında


Merhaba sevgili dostlarım bugün blogum 13 yaşına girdi. Çok mutluyum. Geçen sene Pazar günü de seminer vardı. Döndüğümde bilgisayarımı açmıştım. Ama blogumun 12. yılı aklımdan çıkmıştı. Sonradan anımsayınca çok çok üzülmüştüm. Ama olan olmuştu. Neyse ki bu kez Cumartesi'den  beri aklımdaydı. Kendime sık sık hatırlattım veee bu yıl blogumun doğum gününü unutmadım. Siz dostlarımla birlikte nice yıllar geçirmek dileğiyle. Yeniden görüşmek dileğiyle dostça kalın!

29 Mayıs 2019

Enfess Güllaç


Merhaba sevgili dostlarım, nasılsınız? Dilerim çok iyisinizdir. Biz de çok iyiyiz. Ben 9 günlük bayram tatilini sonra da yaz tatilini iple çekiyorum. İnşallah yaz tatili yapabilirim. Çünkü daha önce hiç okula gitmeyen çocuklara yaz tatilinde eğitim verilecekmiş. MEB'in sayfasında okumuştum. Diğer öğretmen arkadaşlar tatil yaparken biz çalışmayız umarım. Yoksa bize çok büyük haksızlık olur. Biz ne ara dinleneceğiz? Bir ay tatil de bana yetmez. Bakalım ne olacak? Buna takmış durumdayım, daralıyorum.
Annem, ben çok özleyince hatırımı kırmadı ve güllaç yaptı. Servis yaparken çilekle süsledi. Enfess görünüyor.
Tarife geçiyorum
300 gr güllaç
4 su bard. toz şeker
2 litre süt
1 çorba kaşığı gül suyu
200 gr ceviz
Çilek

Yapılışı: Süt kaynatıılır, ılıtılır. Güllacın her katına süt dökülür. Ortasına ceviz konur. Sonra yine her kata süt dökülür. Soğumaya bırakılır. Buzdolabına konur. Servisten önce çilekle süslenir. Afiyet olsun.





25 Mayıs 2019

Aşkın Kırk Kuralı


Elif Şafak’ın yayıncılığımızda bir fenomen olan, 1 milyona yakın satan romanı Aşk’ın en çok sevilen, en çok paylaşılan bölümü AŞKIN KIRK KURALI kitap oldu...
Ella ve Aziz’in aşkını, Mevlânâ ve Şems’in yoldaşlığını güzel ve büyülü bir çerçeve gibi saran AŞKIN KIRK KURALI, Şafak’ın aşk, tasavvuf ve anlam arayışı üzerine kaleme aldığı bir metin. Kitapta bu kırk kurala Aşk kitabında yer alan, aşka dair en güzel cümleler de eşlik ediyor. 
Bu kitap için özel olarak yazdığı Sunuş yazısında Elif Şafak “Uçsuz bucaksız bir deryadır tasavvuf” diyor… “kiminin elinde bir kepçe, kiminin elinde bir çay kaşığı… herkes kendi yüreğinin kabı kadar çeker o denizden… hoşça bakın zatınıza…”
(Tanıtım Bülteninden)

On Dakika Otuz Sekiz Saniye


Adı Leyla’ydı. İstanbul’un en eski genelevlerini barındıran o meşum sokakta yer alan gülkurusu renkli evde bilinen adıyla Tekila Leyla. Öyle derdi ona arkadaşları, ahbapları ve müşterileri. Öyle derdi ona beş kadim dostu. Hiç istemezdi Leyla kendisinden geçmiş zaman diliminde söz edilmesini. Ama işte kalbi daha az evvel susmuş, soluk alış verişi ise hepten kesilmişti. Şehrin kenarlarında bir çöp kutusuna bırakılmıştı cansız bedeni. Gene de henüz durmamıştı beyni. Çalışıyordu hâlâ. Tastamam on dakika otuz sekiz saniye boyunca…
(Tanıtım Bülteninden)

22 Mayıs 2019

Her Şey Zihinde Başlar



%100 Düşünce Gücü” Kitabının Yazarı
Bütün değişimlerin temeli, içinizden 
gelen yeni seçimlerle atılır. Her şeyin başladığı yer zihninizdir: düşüncelerinizin, hayallerinizin, başarabileceklerinizin…
Zihniniz, hayatınızın merkezidir, bu yüzden zihninizi kontrol etmeyi başardığınızda hayatınızı kontrol etmeyi de başarırsınız.
Bu kitap size, inancın gücüyle zihninizi olumsuz ve yıkıcı düşüncelerden arındırıp, olumlu ve yapıcı düşüncelerle doldurarak zihinsel ve bedensel olarak yeni bir insan olmanın mümkün olduğunu gösterecek.
Sizi kısıtlayan ve zihninize zincir vuran düşünceleri nasıl yok edeceğinizi öğrendiğinizde önünüzde yepyeni bir hayatın kapıları açılacak.
Unutmayın ki bilincinizi değiştirirseniz dünyanızı değiştirirsiniz.
Her şey mümkün, yeter ki inanın.

(Tanıtım Bülteninden)

Büyük Yalnızlık


ALASKA, 1974. 
DEĞİŞKEN. ACIMASIZ. VAHŞİ.
VE BU SOĞUK, ISSIZ TOPRAKLARDA 
HAYATTA KALMA MÜCADELESİ VEREN BİR AİLE…

Vietnam Savaşı’nda esir düşen Ernt Allbright eve bambaşka bir adam olarak, tutarsız bir karakterle geri dönmüştür. Girdiği hiçbir işte dikiş tutturamayınca ani bir karar alır: Ailesiyle birlikte kuzeye, Alaska’ya taşınacak, medeniyetten uzak yaşayacaktır.
On üç yaşındaki Leni, anne ve babasının tutku dolu, fırtınalı ilişkisinin gelgitleriyle hırpalansa da yeni bir hayat kuracakları o uzak toprakların onlara iyi geleceğine inanır. Tek hayali, ait olduğunu hissedebileceği bir yuvadır. Annesi Cora ise sevdiği adam için her şeyi yapmaya, onun peşinden bilinmezliğe bile gitmeye hazırdır.
Başlarda Alaska, dualarının gerçek olması gibidir. Ancak kış yüzünü göstermeye başlarken her yer karanlığa gömülür ve Ernt’ün daha da bozulan psikolojisiyle birlikte Allbright ailesi sarsılmaya başlar. Artık kulübelerinin dışındaki tehlikeler, içerideki tehlikenin yanında sönük kalmaktadır. Gecelerin on sekiz saat sürdüğü karlar altındaki bu ıssız dünyada Leni ve annesi gerçeğin farkına varır: Yalnızdırlar ve onları kurtaracak kimse yoktur, kendilerinden başka…

Büyük Yalnızlık, aşkın saflığına olduğu kadar karanlık yüzüne de dikkat çekiyor ve bizi bir anne ile evladı arasındaki bağı hiçbir gücün koparamayacağına ikna ediyor. 

Kristin Hannah'ın kitabı çıkar da alınmaz mı? Daha geçen gün beş tane kitap ısmarladım. Bir daha ki aya alırım artık. Kristin Hannah kitaplarına da bakmıştım ama gözümden kaçmış herhalde. Görsem alırdım, üzüldüm doğrusu. Belirttiğim  gibi bir daha ki aya alırım artık. 

20 Mayıs 2019

Depresyonu Yenebilirsiniz


                                                            Bazen, hayat daha zordur.
Yakanıza yapışan bir el, sizi durmadan sarsarak ne kadar çaresiz, umutsuz, tükenmiş ve yorgun olduğunuzu hatırlatır durur. Bazen, zihninizi dolduran soruların cevapları sizde yoktur. “Neden? Acaba? Keşke…” ile başlayan cümleleriniz çoktur; oysa hepsi gerçekleri örten birer buluttur.

Bazen ihtiyaç duyduğunuz yardım, düşündüğünüz kadar uzakta değil, göremediğiniz ama aslında size en yakın yoldur.

İçinde, son elli yıldır bilim adamlarının deneysel olarak kanıtladığı yöntemlerin ve uygulamalarının yer aldığı bu kitap, size o yolu sunuyor.

Çünkü çaresizliğinizin ve yapamadıklarınızın en büyük sebebi, aslında bilmedikleriniz.

Bu kitaptaki yöntemleri, sadece bir ay, ciddiyetle uygulamaya hazırsanız, alacağınız sonuçların hayatınıza getireceği güzelliklere ve iyiliğe de hazır olun!

Kendinize bir şans verin! İnanın! Depresyonu yenebilirsiniz!

Yuvana Hoşgeldin


Kitapları bütün dünyada onlarca dile çevrilen ve satış rekorları kıran New York Times çok satan yazarı Debbie Macomber, yürekleri ısıtacak yepyeni bir seriyle karşınızda!
Üç kız kardeş Cassie, Karen ve Nichole çocukken birbirlerine çok yakındır… ta ki vahim bir olay onları ayırana kadar. Liseden sonra Cassie, evlenmek için üniversite bursunu elinin tersiyle itip evden kaçarak anne babasının kalbini kırar. Cassie’nin babasının gözdesi olması, her şeyi daha da kötü hale getirir.
Cassie şimdi otuz bir yaşındadır ve kızıyla Seattle’da yaşamaktadır. Tek isteği, geçmişi geride bırakmaktır. Kâbus gibi bir evlilikten sonra kendi ayaklarının üstünde durmayı başarır ve zor da olsa hayatını düzene koyar. Ancak ne kadar çabalasa da kız kardeşleri onunla barışmak istemez.
Ne var ki Cassie bir gün Karen’dan bir mektup alır ve bunun aralarında yeniden bağ kurulması için bir şans olduğuna inanır. Zamanla affetmenin gücünün ve yeni başlangıçların pek çok ihtimali beraberinde getirdiğini fark edecektir.
"Cesur duruşuna rağmen, Cassie ailesi tarafından terk edilmesine incinmiş ve kızmıştı. Duke’le yaşadığı yıllarda, onu terk edecek cesareti bulduğu zaman ailesine güvenebileceği umuduna tutunmuştu. Bu hayali boşa çıkmıştı. Aptallık etmişti ve ailesinin gözünde yaptıkları affedilmezdi. Cassie iki yıldır Washington eyaletinde yaşıyordu ve iki kız kardeşinden biri ilk kez kendisiyle temas kuruyordu.
Mektup parmaklarını yakacak kadar sıcakmış gibi geliyordu. Cassie uzun zamandır bu ânı bekliyordu. Duke’le kaçtığında on sekiz yaşında ve hamileydi. Şimdi otuz bir yaşındaydı ve Cassie yaşının ötesinde olgunlaşmıştı."
(Tanıtım Bülteninden)
Debbie Macomber'in yeni çıkan kitabı olursa akan sular durur. Kitabı bugün D&R'dan ısmarladım. Elime geçmesini sabırsızlıkla bekliyorum.