28 Mayıs 2018

Bin Ömrüm Olsa


Tess Gregory başarılı bir bilim insanı olsa da kalbinin bir köşesinde hep aile kurmak ve çocuk sahibi olmak vardır. Ne yazık ki bu hayalini bir türlü gerçekleştirememiştir. Küçük yaşta geçirdiği hastalık yüzünden kulakları duymayan Tess özgür ruhlu, hayat dolu bir kadındır ama ölüm onun için beklenenden çok daha erken kapıyı çalar… Fakat bu güçlü kadın gözlerini hayata kapattığında ölümün bir son değil, yeni bir yaşamın başlangıcı olduğu ortaya çıkar; en azından Tess için böyle olur. 
On dokuzuncu yüzyılda yeniden hayata dönen Tess kendini yepyeni bir bedende, üç çocuk sahibi Amarylis Rafferty olarak bulur. Ve en önemlisi, artık duyabiliyordur. Yeni görünümü ve dünyası karşısında büyük bir sarsıntı geçiren Tess kısa bir süre sonra yürek burkacak kadar talihsiz bir olayın yeni ailesini ve özellikle de kocası Jack’i acı dolu bir hayata mahkûm ettiğini fark eder. Yine de Tess, ona verilen bu yepyeni yaşam şansını cennete dönüştürmenin bir yolunu bulmaya kararlıdır… 

 “Hannah bu hikâyeyi samimiyetle, şefkatle ve canlı detaylarla yaratmış. Karakterlerini, özellikle de karanlık geçmişine rağmen dimdik ayakta duran, inançlarına tutunan Tess karakterini sevmemek imkânsız.” 
-Publishers Weekly -

“Kristin Hannah’nın aşk romanları değerli mücevherlerden farksız.” 
-Romantic Times -

“Karakterlerinin ruh hallerini ve duyguları resmetmekte Hannah’nın üstüne yok.” 
-The Washington Post Book World -

(Tanıtım Bülteninden)

* Kristin Hannah'ın yeni kitabını iple çekiyordum, sipariş verdim, anneme gelecek. Annem okuyacak sonra da ben. 

21 Mayıs 2018

Güzel Bir Hafta Sonu


Merhaba dostlarım, nasılsınız? Dilerim çok iyisinizdir. Biz çok iyiyiz. Geçtiğimiz Cuma Aytül ablam, eniştem, Güldal ablam ve ben annemde buluştuk. Cumartesi günü Ayvalık'a, Cunda'ya gittik. Evlere baktık, keyif yaptık. Çok çok güzel bir hafta sonu geçirdik. Sonra dün öğleyin ablamlarla vedalaştık. Öğleden sonra da annemle vedalaştık, evime döndüm.
Annem evini satıp Ayvalık'tan ev almak istiyor. Ben de hayırlısıyla yarın il içi atamaya başvurup Ayvalık'a gitmek istiyorum. Annemle çok yakın, altlı üstlü oturmak istiyoruz. Annem Misi'yi çok seviyor ama kediyle aynı evde oturmak istemiyor.  Yarını iple çekiyorum. Benden şimdilik bu kadar. Yeniden görüşünceye dek sevgiyle kalın!

19 Nisan 2018

23 Nisan Hazırlıkları


Merhaba sevgili dostlarım, nasılsınız? Ben iyiyim. Mart ayının başından beri çocukları 23 Nisan için çalıştırıyorum. Her gün defalarca prova. Çocuklar yoruluyor. Ben mükemmeliyetçi bir öğretmenim.
İlk oynayacakları oyun "dik dur kardeşim". Şarkının sözleri zaten ne yapmaları gerektiğini söylüyor.
İkinci oyun da "küçük kız" rondu. Kızlar onu henüz yapmayı başaramıyorlar. Bugüne dek törenlerde çocuklar ufak hatırlatmalarla kendileri oynarlardı. Ama bu kez prova yaptırır gibi olacak. Son beş yılda üçüncü kez bu oyunu oynatıyorum. Bu yılki kızlar niye bu oyunu beceremiyorlar anlamıyorum. Hepsi de zeki üstelik. Provalarda sinirleniyorum. Yarın son prova. Pazartesi günü 23 Nisan. İnşallah üstesinden geliriz. Yarın öğleden sonra anneme gidiyorum. Moral depolayıp dönerim. Neredeyse bir aydır blogdan kopmuşum, sizleri özledim. Yeniden görüşünceye dek sevgiyle kalın!

Sanma ki Yalnızsın


Sana kelimelerden kaleler yaptım. Hendekli, balkonlu, eflatun bayraklı, girişi saklı kocaman kaleler. Bir odasında bıraktım yüreğimi. Merasimsiz, habersiz, tantanasız ve beklentisiz usulca düşürüverdim elimden, olur da bulursan belki sevinirsin diye, öylesine.
Sana harflerden sarmaşıklar ördüm; geceleri gözlerini kapadığında, uyku ile uyanıklık arası o tekinsiz aralıkta durduğunda, cinlerin meşveret alanında yapayalnız kaldığında koklarsın belki, hatırlarsın diye.
Sana alfabeden kaftan diktim; azametle giyesin ve hiç üşümeyesin diye, kalın kadifeden, sırma ipliklerle. İşledim üzerine isminin baş harflerini, sessiz ve derinden, kimse bilmeden, sadece Yaradan’ın duyduğu bir yemin gibi.
Sana noktalardan güller, virgüllerden bülbüller, ünlemlerden yaylalar, noktalı virgüllerden dağlar ve ovalar yaptım. Her bir imla işaretini özenle ekledim isminin büyüsüne. Çünkü sevmek, yeni bir dil inşa etmek demek. İki kişilik bir dil. Çünkü aşkın olduğu yerde muhakkak kelam vardır, sessizlik değil. 

* Elif Şafak'ın kitabı çıkmışsa ilk fırsatta alınıp okunur. 

24 Mart 2018

Yoğun Çikolatalı Kek



Merhaba Sevgili dostlarım nasılsınız? Dilerim çok iyisinizdir. Misi ile ben de çok iyiyiz. Bugün mutfağa girdim, haşlama ve yoğun çikolatalı kek yaptım. Sizlerle paylaşmak istedim. Tarifi veriyorum. 

Malzeme
• 4yumurta (oda sıcaklığında)
• 2çay bardağı tozşeker
• 2çay bardağı süt
• 2çay bardağı sıvıyağ
• 2 paket kabartma tozu
• 1vanilya
• 1paket bitter çikolatalı çikolata sosu (toz olarak ilave ediyoruz)
• 2yemek kaşığı kakao
• 3 su bardağı un

• Yumurta ve şeker iyice kabarana kadar çırpılır. (Iki misli bir kabarma olacak şekilde )
• Süt ve sıvıyağ ilave olur bir iki dak daha çırpılır.
• Çikolata sosu toz olarak aktarılır.
• Başka bir kapta elediğimiz un, kabartma tozu, vanilya ve kakao karışımı ilave olur tekrar az bir çırpma işlemi yapılır.
• Malzemenin karışması yeterlidir çok fazla karıştırma işlemine tabi tutmuyoruz.
• Büyük dikdörtgen borcamımızın sadece taban kısmını yağlıyoruz.
• Kek harcımızı boşaltıp her tarafına eşit yayıyoruz ve önceden ısıtılmış 180 derece ayarlı fırında pişiriyoruz.

Üst ıslatma sosu:
• 2su bardağı süt
• 1çay bardağı tozşeker
• 2kaşık nutella veya benzeri (torku,Ülker )
• 1kaşık kakao

Tüm malzemeyi iyice karıştırıp ocağa alıyoruz karıştıra karıştıra kaynama noktasına kadar pişirilir( kaynatılmaz) Karıştıra karıştıra soğutuyoruz.
Kekimiz fırından çıkınca 3-4 dak ilk sıcaklığının gitmesi beklenir. Süre sonunda eşit dilimlere kesilir ve hazırladığımız sosu üzerine yavaş yavaş her tarafına gelecek şekilde yayıyoruz ve sıcak fırında biraz bekletiyoruz.(bu şekilde sosu her tarafına çeksin)

Iyice soğuyan ıslak ıslak kekimizi servis yapabiliriz.
Arzu ederseniz elinizin altında çikolata sos varsa üzerine gezdirebilirsiniz yada bol hindistancevizi serpebilirsiniz.

Yeniden görüşünceye dek sevgiyle kalın dostlarım!

10 Mart 2018

Demian


On yaşındaki Latince öğrencisi Emil Sinclair, güvenceli aile ortamının dışında sert ve acımasız bir dünya olduğunu erken fark eder. Kendini bulma yolundaki delikanlı, din ve ahlak gibi artık inanamadığı kalıparla birlikte baba evinden de kopar. Küçük yalanlar ve hırsızlıklarla beslenen yaşamında, sağlam çocuk dünyasının çöktüğünü görür. Onu bu acılardan kurtaracak olan kişi, okula yeni gelen bir başka öğrenci: Max Demian'dır. Demian, Sinclair'in yaşamını yönlendiren, etkileyen başkisi olur. Tanıştığı ve tanıdığı insanlar, Sinclair'in kendini ve benliğini bulma yolunda birer kilometre taşıdır. Hermann Hesse'nin öteki romanlarından ayrılan bir yanı var Demian'ın: Bir gençlik ve öğrencilik romanı olan Demian, yazarın o dönemdeki korkularını ve sorunlarını tümüyle yansıtıyor. Hesse'nin meslek sorunlarının yanına kişisel sorunları da katılıyor: Babasının ölümü, en küçük oğlu Martin'in tehlikeli bir hastalığa yakalanması ve karısının, onu hastanelerde tedavi görmeye zorlayan ve gitgide ciddileşen ruhsal bozukluğu. Hesse'nin acılarla yoğrulan bu dönemi hayatında büyük değişimlere yol açtı. Ruhsal çöküntüsüyle, ancak doktor yardımıyla baş edebildi. Bu sorunlu dönemin meyvesi ise Demian oldu. Birkaç ay içinde bitirdiği romanını Emil Sinclair adı altında yayınevine yolladı, ancak İsviçreli bu genç, ama hasta yazarı desteklediğini söyledi. Gerçek kimliğini kitabın daha sonraki baskılarında açıkladı.

* Demian'ı ben 25 yıl önce okumuştum, çok etkilenmiştim. Ne zamandır edinmeyi düşünüyordum. Bugün bu kitabı kırtasiyeden aldım. Bulunca çok mutlu oldum.