1 Nisan 2014

İstanbul Yolları



Merhaba dostlarım, nasılsınız, dilerim çok iyisinizdir. Pazar günü oyumu kullandım ve İstanbul'a gitmek üzere yola çıktım. Yuvaya geldim, annem ve Birgül ablam ile sohbet ederek çayımı içtim. Yorgunluğumu biraz olsun giderince Güldal kuzum geldi, bizi aldı, evlerine götürdü. Akşam onlardaydık. Ablam ve İloşumla bol bol sohbet ettik, seçim sonuçlarını değerlendirdik. Sonra annemle eve döndük, ben hemen yattım. Dün sabah erkenden çıkıp Bahçelievler'e doktora gittim. Hastaneye erken vardığım için sıram öne alındı. Çok mutlu oldum. Doktorum beni kontrol etti,  yine çağırdı. 23 Nisan'da törenden sonra İstanbul'a geleceğim. Ertesi günü yine doktora gideceğim, bu kez tahlil yapılmasını isteyecek sonra da sonuçları değerlendirecek. Doktorumdan çok memnunum, Birgül ablam önerdi. Çok dürüst, yardımsever, anlayışlı, açıklayıcı bir doktor. Mayıs sonunda da ilaçlar düzenlenecek. İşte durum bu! Yani bana yine yollar görünüyor!
Doktordan çıkınca hiç beklemeden otobüse bindim, eve geldim, Dilek'e kahve içmeye çıktık, sohbet ettik.
Annemle eve döndük, bir şeyler atıştırdık, çayımızı içtik ve Uzunköprü'ye gelmek üzere yola çıktık.
İlk olarak Pazar günü İstanbul'a gelirken Metro'nun yaptığı bir değişiklikle karşılaştım. Önceden otobüs Bahçeşehir'den geçiyordu, bizi bırakmadan Otogar'a gidiyordu. Şimdi Selimpaşa'da bırakıyor, servisler gideceğin yere bırakıyorlar. Servisler her saat başı hareket ediyorlar. Sonra dönüşte servis yine Selimpaşa'ya bırakıyor, oradan seni otobüsün alıyor. Pazar günü trafiğe takılmadık, boşuna gerisin geri dönmedik, bir buçuk saat kazandım. Zamandan ve yoldan tasarruf! Otogar'a  gitmedik.  Metro, tüm Trakya'ya bu hizmeti veriyor! Ama dün servis bizi Selimpaşa'ya bırakınca otobüsümüzün gelmesini bir buçuk saat boyunca bekledik. Biz de annişle zorunlu keyif yaptık, o çay içti  ben de kahve. Sonra da oradaki mağazaları gezdik. Orada restoranlar da var, anneme bir gün ablamlarla buraya gelelim dedim. Sonra da otobüsümüz geldi, bizi aldı, Uzunköprü'ye geldik, evimizin önünde indik. 
Eveet annem benimle, onu çok özledim. Misi'yi İstanbul'a gittiğim gün özlemeye başladım, varlığına o kadar alıştım ki anlatamam! Misi de bizi özlemiş. Bende haberler şimdilik bu kadar, yeniden  görüşünceye dek sevgiyle kalın dostlarım!




29 Mart 2014

Aşkın Celladı



Elinizdeki bu kitapta, psikoterapist Irvin D. Yalomun yalnızlık, ölüm korkusu, yaşama amacını yitirme gibi, aslında hiçbirimizin tamamen kaçamayacağı temel insanlık kaygılarından rahatsız olan hastalarıyla yaptığı çalışmalardan seçtiği, on ilginç öykü bulacaksınız.

* Bu kitap başucumda duruyor, dilediğim zaman okuyorum. Çok güzel bir kitap, ilgilenenlere duyurulur.


Büyük Güne Hazırlanırken


Sevgili dostlarım merhaba, dilerim keyfiniz yerindedir. Benim de keyfim  yerinde.
Evvelki gün iş arkadaşım Fatmanur ile birlikte Kadir Bebe'ye gidip 23 Nisan için gösteri kıyafetleri baktık. Kızlar için çok güzel, krem rengi ve uzun elbise beğendik. Ben onu görür görmez çarpıldım doğrusu. İki takım gömlek ve etek baktık. Etek sayısı üçe çıktı. Erkeklere de kızların giysilerine göre keten pantolon, gömlek ve papyon seçtik.  İpad'imden ablama seçtiğimiz tüm giysileri viber programı ile gönderdim. Hepsini çok beğendiler. Ama İloş ve ablam elbiseye bayıldılar. Dün 23 Nisan ile ilgili olarak veli toplantısı yaptım.
Elbise oy çokluğuyla seçildi buna göre erkekler siyah pantolon, krem gömlek giyecekler ve siyah papyon takacaklar.
Sonra birkaç velim ve öğrencimle birlikte Kadir Bebe'ye ölçü almaya gidildi. Seçim hemen herkesin hoşuna gitti. Bilenler bilir Trakya'nın düğünü bol olur. Düğünlerde giyilebilecek bir elbise seçtik.
Bugün Aytülcüm, anneme gitti, Güldal kuzular da gittiler tabii. Ben ipad'imden Aytülcüm'e elbiseyi ileti olarak gönderdim. Annem de Aytülcüm de çok beğendiler. Elbise abiye ama sade abiye, üst kısmında pırıltılar var. 23 Nisan'a hazırlanıyoruz, telaşımız büyük. Benim çocuklar Rober Hatemo'nun "Senden Çok Var" şarkısında
ve Ayça'nın "Küçük Kız" şarkısında oynayacaklar. "Küçük Kız" çocukluğumuzun şarkısıydı.  Bana küçükken deselerdi ki "büyüyünce anaokulu öğretmeni olacaksın, öğrencilerini bu şarkıyla dansa hazırlayacaksın". İnanmazdım. Ben küçükken baş hemşire olmaya takmıştım. Ama 12 yaşımdan beri öğretmen  olmak istiyordum. Evet yarın büyük gün, seçim var, bakalım sonuç ne olacak? Yarın oy verir vermez İstanbul'a gideceğim. Malum ertesi günü doktor kontrolü var. Neyse ki Pazartesi günü okullar tatil.
İşte böyle. Benden şimdilik bu kadar! Yeniden görüşünceye dek dostça, sevgiyle kalın.



Cennet Gibi



Bazen yalnızca arkadaş olmak yetmez, âşık da olursun.

Honoria Smythe-Smith:

A) Berbat keman çalıyor
B) Çocukken ona takılan Böcek isminden dolayı hâlâ kırgın
C) Ağabeyinin en iyi arkadaşına KESİNLİKLE âşık değil
D) Hepsi

Marcus Holroyd:

A) Chatteris Kontu
B) Üzücü şekilde ayağını burkmaya eğilimli
C) En iyi arkadaşının kız kardeşine KESİNLİKLE âşık değil
D) Hepsi

İkisi beraber:
A) Bolca çikolatalı pasta yiyorlar
B) Korkunç bir hastalığı ve dünyanın en kötü müzik gösterisini atlatıyorlar
C) Çaresizce birbirlerine âşık oluyorlar
D) Hepsi

Bu bir JULIA QUINN kitabı, bu yüzden cevapları biliyorsunuz değil mi?
(Tanıtım Bülteninden)

27 Mart 2014

Kadere İnanır mısın?



New York Times çok satanlar yazarı Julie Garwood okurlarını bir kez daha nefes kesen sürükleyici bir aşk hikâyesinin derinlerine çekiyor...

Christina Bennett Londra sosyetesini kasıp kavurmaktaydı. Göz alıcı güzel, Lyonwood Markisi Lyon bir gece ona etkileyici ve duygusal bir öpücük verene kadar gizemli geçmişinin sırlarını herkesten saklayabilmişti.

Bir korsanın tutkusuna sahip kibirli bir soylu olan Lyon, sakin duruşunun altında için için yanan vahşi ateşin tadına baktığı an Christinaya sahip olacağına dair ant içti...

Fakat cesur ve cüretkâr Christina o kadar kolay fethedilmeyecekti. Kalbinin ve kaderinin efendisi olan Christina markinin baştan çıkarıcı okşamalarına karşı koymalı mıydı?

Aşkına teslim olmaya cesaret edemiyordu. Çünkü o zaman değerli sırrından ve çizilen kaderinden vazgeçmek zorunda kalacaktı...

"Olağanüstü... Konusu ve karakterleriyle eşsiz bir şekilde
kaleme alınmış bir hikâye."

-Johanna Lindsey-

"Büyüleyici bir aşk hikâyesi. Uzun zamandır
okuduğum en iyi kitaplardan biri."

-Judith McNaught-
(Tanıtım Bülteninden)





Hiç Ayrılmayalım



Christine Leenin o korkunç araba kazasında annesini kaybetmesinin üzerinden iki yıl geçti. Babası şimdi eski bir güzellik kraliçesi olan Candace ile nişanlı ve Christine bundan hiç de hoşnut değil. Üstelik davranışları okul hayatını da etkilemeye başladığı için rehberlik seanslarına katılmak zorunda.

Mucize Kızlar ise aralarındaki sorunlar yüzünden dağılmanın eşiğine gelmiş durumdalar. O güzel yaz günleri geride kaldı artık. Peki şimdi ne olacak?

Christinein öfkesi ve lisenin stresi Mucize Kızların birbirlerine en çok ihtiyaç duydukları zamanda dağılmalarına mı neden olacak? Yoksa hepsi elele verip Christinee annesinin ölüm acısını atlatması ve babasının yeni evliliğini kabullenmesi için yardım mı edecekler?

Zor bir yıl bekliyor Mucize Kızları.

Zor ve uzun bir yıl.

"Arkadaşlık ve inanç gibi önemli temaları olan güçlü hayat dersleri anlatılmış."
-Romantic Times-
(Tanıtım Bülteninden)



Gökyüzünün Uzak Ucu



Callie küçük bir kızken doğum gününde aldığı ve "sonsuza dek mutlu yaşadılar" adını verdiği sandalyesini gelecekte hep evinin bir köşesine koyma hayali kuruyordu. Ancak otuzuncu yaş gününü hâlâ birlikte yaşadığı huysuz büyükbabası ve tuhaf ailesiyle hiç hesapta olmayan bir şekilde kutlayan Callieye hayatının en kötü sürprizini çocukluk aşkı Mark yapmıştı. Kaybedilmiş bir aşk, vazgeçilmiş bir kariyer ve boşluk… Ta ki başını kaldırıp gökyüzüne bakıncaya dek. Gökyüzünü, kasabaya yeni taşınan Ianın gözlerinde görünceye dek. Bu gizemli adam Callienin yaralarını sarabilecek mi…

"Kristan Higgins öyle parlak bir yeteneğe sahip ki yürek burkan hikayelerde bile okuyucuları gülümsetmeyi başarıyor."
-Kirkus-

"Kristan Higgins sizi hayal kırıklığına uğratmayacak bir yazar."
-Romantic Times-
(Tanıtım Bülteninden)