24 Mart 2014

Kırık Kalpler Kürü




















Yanmış bir kutu yemek tarifi, sıkıntılı bir çocuğun bilgeliği, usta ellere muhtaç bir ev, sessiz dağı dinleyen bir anne ve sonsuzluk bilmecesini çözecek bir öpücük… Yeni bir umut arıyorsanız daha önce hiç bakmadığınız yerlere bakmalısınız.

"Yağmurlu bir günde koltuğa kıvrılıp okuyacağınız, bir fincan çayla size eşlik edecek harikulade bir kitap."

-Northside (Avustralya)-

İki yıl önce kaybettiği eşinin bıraktığı boşluğu hiçbir şeyle dolduramayan Heidi, yedi yaşındaki obsesif-kompulsif oğlu Abbot ve on yedi yaşında hayattan bıkmış yeğeni Charlotte ile Fransanın güneyinde bulunan küçük bir kasabaya, İkinci Dünya Savaşından bu yana kırık kalpleri onardığı bilinen aile yadigarı eve taşınır.

Orada Charlotte herkesi şok edecek bir sırrını paylaşır, ve Heidi küçük bir çocukken annesinin "kayıp yaz" dediği o dönemde neler olduğuyla ilgili çok önemli bir gizemi keşfeder. Ailenin bütün sırlarını biliyormuş gibi görünen komşuları ve bilmece gibi bir adam; elli yıl önce bırakılmış ve hiç açılmamış bir paketin ortaya çıkmasıyla, üç jenerasyonu karşı karşıya getirecektir. Heidi, Charlotte ve Abbot aşkın, yasın ve iyileşmenin denklemini çözmeye çalışırlar.

Bir kar küresi hayal et. İçinde de karlar altında kalmış bir ev. O evin içinde, yatağının kenarına oturmuş ve elinde bir kar küresi sallamakta olan bir kadın. Ve o kar küresinin içinde de karlar altında kalmış bir ev ve o evin içinde de bir kadın. Bu seferki de mutfakta durmuş, bir kar küresi sallıyor ve o kürenin içinde de...

"Her güzel aşk hikayesinin içine gizlenmiş başka bir aşk hikayesi daha vardır."
(Tanıtım Bülteninden)

23 Mart 2014

Hafta Sonu Keyfi



Sevgili dostlarım merhaba! Bu hafta sonum annemsiz geçti. Geçen gece geç yattım, dün geç kalktım, tembellik ettim. Bugün YGS vardı, ben, evimin karşısında bulunan Endüstri Meslek Lisesi'nde gözetmenlik yaptım. Öğleyin sınav bitince gazete aldım, alışveriş ettim, eve döndüm, banyo yaptım (cici kız oldum), çayımı içtim. Bacaklarımı uzatıp gazete keyfi yaptım. "Kim Milyoner Olmak İster" yarışması oynadım. Kedişimle oyun oynadık.  Bir hafta sonu da böyle geçti işte. Önümüzdeki hafta seçimde oy kullanır kullanmaz İstanbul'a  gideceğim, ertesi gün tatil zaten, doktor kontrolüm var. Sonra da annemle buraya döneceğiz.
Yeniden görüşünceye dek sevgiyle, sağlıkla kalın, dostça kalın!



Yol



Lillian, ailesini Turovdaki katliamda kaybettikten sonra üstünde ölü bir kızın paltosu, elinde ölü bir adamın çantasıyla Amerikaya gelir. Yaşadığı trajediye rağmen hayatına yeni bir şekil vermek için çabalarken öldüğünü sandığı kızının hayatta olduğunu öğrenir ve onu bulmak için akıl almaz bir yolculuğa çıkar. Seattle, Alaska, Sibirya...

Acı bir masal tadındaki yolculuğunun her bir durağında yeni hayatlar karşılar onu. Lillian o hayatları da yaşar. Bir ömre kaç hayat sığarsa o kadarını yaşar işte... Ve bazı masallar sona ulaşmadan biter…

Amy Bloom, en güzel kitaplarından biri olan Yolda bir kez daha görüldüğü üzere fazlaca yüce gönüllü bir kalbe ve parlak bir hayal gücüne sahip
-Hartford Courant-

Eşsiz bir çalışma ve eşsiz çalışmalara nadiren rastlanıyor... Ustaca yazıya dökülmüş bir hikâye, canlı karakterler, hoş detaylar.
-Los Angeles Times Book World-

Bloom, çapraz yönlerden esen duygusal ve fiziksel rüzgârlara tutulmuş insanları sıradışı bir özenle yazıyor. Tatmin edemedikleri arzular, kurtulamadıkları hastalıklar ve bu dünyanın sınırlarını her zaman aşan bir aşk... Romanın bütünü alev alev yanan bir ateş gibi. Gözü kara ve sürükleyici, kesinlikle hipnotize olacaksınız.
-Washington Post Book World-
(Tanıtım Bülteninden)


20 Mart 2014

Taptaze Kitaplarım


Yeniden merhaba sevgili dostlarım. Farklı zaman dilimlerinde ama kısa bir sürede  bir sürü kitabım oldu. Bana sıraya koyup okumak düşüyor. Taptaze kitaplarımdan "Pamuk İpliğinden Hayaller" ile başladım okuma serüvenime. Araya Aytül ablamın aldığı kitaplar da giriyor zaman zaman. Ben blogta "Boş Yere Süslenme" kitabının tanıtımını yapmıştım, bir süre okudum. Ama ablamın dediği kadar eğlenceli değildi, laf olsun diye okuduğumu fark edince bıraktım. İnsana pek bir şey veren bir kitap değil. Yüzeysel.  Kısacası ben beğenmedim. Ama "Pamuk İpliğinden Hayaller" okumaya başlar başlamaz insanı kendine çekiyor.
Onu da evvelki gün Uzunköprü Onur Market'te görmüştüm. Ertesi günü çok sevdiğim iş arkadaşım  Fatmanur'dan almasını rica ettim. Beni kırmadı, aldı. Benim en sevdiğim şey kitap alır almaz iç sayfasına adımı ve tarihi not düşmek.
 Ben şu anda bu yazıyı sizlerle paylaşabilmek için bilgisayarla cebelleşiyorum. 
Önceleri ne güzel her işimi firefox'ta halledebiliyordum. Şimdi blogum açılır açılmaz hata veriyor, arama sayfası devreye giriyor. Son günlerde  yazıyı chrome'da yazıyorum, resimleri explorer'de yükleyebiliyorum. Parti parti iş hallediyorum anlayacağınız, sayfaların takıldığını da  düşünürsek Allah bana sabır ve kolaylık versin! Benden şimdilik bu kadar dostlarım, sevgiyle, sağlıkla hoşçakalın!





Aşkın Öteki Yüzü



XIX. yüzyılın sonu, New York...

Toplumsal sınıfları, ahlak anlayışı ve katı kurallarıyla oldukça muhafazakar bir kent.
Newland Archer, pek çok aristokrat gibi hukuk eğitimi almış, güzel sanatlara, felsefeye düşkün genç bir avukattır. Ailesi Archerin May Weiland ile evlenmesini uygun bulur.

Heyecanlı nişanlılık dönemi bir süre sonra yerini mutsuz bir evliliğe bırakır.

Mayin Avrupada yaşayan kuzeni Madam Olenskanın zengin kocasını terk edip New Yorka gelmesiyle hayatlarında yeni bir dönem başlar. Madam Olenska, bu çevrenin alışkın olmadığı kadar özgür, cesur, hayal gücü zengin bir kadındır. Mayin muhafazakar, geleneklere bağlı ve sıkıcı haline karşın Madam Olenska sıradışı tavırlarıyla Archeri büyüler. Aşkının karşılıksız olmadığını anlayan Archer ilerleyen zamanlarda aşkla vicdanı, muhafazakarlıkla arzuyu, özgürlükle itaati ayırt edemeyecek kadar büyük bir girdabın içine girer.

XX. yüzyıla gelindiğinde ise ne New York eskisi gibidir, ne de insanları...

19 Mart 2014

Çok Hafif Bir Karnıyarık


Sevgili dostlarım merhaba! Yine uzunca bir süredir tarif yayımlamıyorum. Annem, geçen hafta Birgül abla gelecek diye karnıyarık hazırlamıştı. Ben de kendisini tarifi vermesi için yeni ikna edebildim.
Gecikmeden tarifi veriyorum.
Malzemeler:
1 kg orta boy patlıcan
1,2 kg kıyma
1 demet maydanoz
4-5 diş sarımsak
1/2 tatlı kaşığı tuz
1/2 tatlı kaşığı karabiber
3 orta boy soğan
1 çorba kaşığı salça
1 domates
patlıcanların sayısı kadar sivri biber

Yapılışı: Patlıcanlar alacalı soyulur, 1 saat kadar tuzlu suda bekletilir. Sudan çıkartılarak kağıt havluyla kurulanır.
1 kaseye 1/2 çay bardağı sıvı yağ konur. Yumurta fırçasıyla patlıcanların her yerine yağ sürülür. Yağlı kağıt konmuş fırın tepsisine patlıcanlar dizilir, orta ısılı fırında yaklaşık 45 dk. kızarması sağlanır.
Diğer yandan bir tencerede soğanlar kavrulur.  Sarımsak ve kıyma eklenir, kavrulur, baharat, tuz, salça eklenir. Altı kapatılınca ince kıyılmış maydanoz eklenir. Patlıcanların içi doldurulur, patlıcanlar borcama yerleştirilir. Patlıcanların üzerine birer biber, birer dilim domates konur. 1 su bard. su eklenir. Orta ısılı fırında 40-45 dk. pişirilir.
Yeniden görüşünceye dek dostça kalın!






17 Mart 2014

Hepimiz İyi Olalım


Merhaba sevgili dostlarım, nasılsınız, dilerim iyisinizdir. Ben de annemle, Misi'mle birlikte çok iyiyim.  Neler yapıyorum, güzel, dinlendirici bir hafta sonu geçirdim. Okula gittim. Yarından itibaren 23 Nisan gösterisi için çocukları hazırlamaya başlayacağım. Dilerim  gösterimiz çok beğenilir.
Ben, en kısa zamanda burada sevdiğimiz bir yemek tarifi vereceğim, hafif, lezzetli bir o kadar da pratik. Fotoğrafları hazır, annem vermeye gönüllü olduğu zaman da tarifi paylaşacağım.
Benden şimdilik bu kadar, sevgiyle, dostça, sağlıkla kalın!