15 Mart 2014

Her Şeyin Gizemi



Köklerini arayan bir kadının aşk, yemek ve duygu dolu hikâyesi…Yalnız ve özgür ruhlu biri misiniz? Kendinizi kaybolmuş mu hissediyorsunuz?Macerayı sevseniz de gerçekte bağlanmaya hazır mısınız?Ya aşk? Yoksa ondan uzun zaman önce vaz mı geçtiniz? Tıpkı Tessa gibi...Tessa 37 yaşında güzel ve maceracı bir tur rehberidir. Dünyayı dolaşmış olmasına rağmen kendi içine yaptığı yolculukta henüz bir yere varamamıştır.Ta ki bir gün hafızasının derinlerinden çıkagelen kötü bir çocukluk anısı onu New MexicoDağlarının eteğine sürükleyene dek… Yanık tenli insanlar ve başıboş köpeklerle dolu bu mistik kasabanın bir de dünyaca meşhur bir kafesi vardır: 100 Kahvaltı Kafe.

Kafede hayatı mücadeleyle geçmiş güçlü kadınlar birbirinden zengin kahvaltı çeşitleri hazırlamaktadırlar. Her sabah uğradığı bu ilham verici kafe, Tessanın geçmişindeki yaraları yeniden kanatsa da, sadece gerçek benliğiyle ilgili soruların değil, aynı zamanda özlemini çektiği bir aşkın da anahtarını sunar… Hayat bir hazinedir ve anahtarı bazen çok yakınımızdadır...


(Tanıtım Bülteninden)

Kocan Kadar Konuş



"Türkiyede kadınların DNAlarına kodlanmış olan evlenme saplantısı, ne yazık ki bizim ailede daha yoğun. Millete ailesinden genetik miras olarak mavi göz kalır, bize bu evlenme saplantısı kalmış. Sinek kadar eri olanın dağ kadar feri olurmuş atasözü, anneannem Peykerin lafıdır. Yani o sözü söyleyen ata, bizzat benim anneannem.

Sözün özü, kocan varsa varsın, yoksa da geçmiş olsun. Hele ki bir de 30una gelip de bekâr kaldıysan bu dünyada yatacak yerin yok!"

Evli misin?
Ya nişanlı?
Sevgilin var mı?
O da mı yok!
Yaş kaç?
Hmm. Anlaşıldı.

Sen en iyisi bu kitabı bir oku. Yalnız değilsin Türk kızı! Senden çok var -ay bunu da yanlış anlayıp trip atarsın sen şimdi. Yok, öyle demek istemedik. Ailen, çevren, eşin-dostun-arkadaşınkankan, hepsi evlilik lafı ediyor değil mi? Ama zor iş.

Koca bulmak ÇOK zor iş arkadaş…
(Tanıtım Bülteninden)

Mutlu Sonlar Bahçesi



Hiçbir kış sonsuza dek sürmez; hiçbir bahar sırasını savmaz… Dünyanın tüm renkleri solup kayboldu, gözlerin olmayınca. Kahkahanın eşlik etmediği bir müziğe katlanamıyorum. Kokunu taşımayan havayı zar zor soluyabiliyorum. Parlak gün ışığını yalanlayan sert rüzgârlar esiyor şimdi bahçemde… Neredesin? Yaşadığı trajedinin ardından Elsa Montgomery bir inanç krizine girer. Doğduğu kasabaya geri dönen Elsa, bir aşevinde gönüllü olarak çalışmaya başlar. Muhtaç insanlar için yemekler hazırlarken yüreği anlam arayışını sürdürür. Elsa'nın mütevazılığına tezat oluşturan kız kardeşi Tamsin ise kocası yüzünden sahip olduğu her şeyi kaybeder; umudu dışında… Hayata tutunmaya çalışan iki kız kardeşle birlikte, arkadaşlığın ve dayanışmanın kol gezdiği, umutların filizlendiği yemyeşil bir bahçede dolaşmaya; aşkı yeniden tatmaya; bereketli toprağın, gün ışığının yenileyici gücüyle tanışmaya hazır olun… Barbara O'Neil, en önemli malzemeleri umut, aşk ve inanç olan mutlu sonlar tarifiyle hem damağınıza hem de yüreğinize hitap edecek, içinizi ısıtacak.

"Bu kitap sizi gülümsetecek, ağlatacak, eski bir aşkın ya da sadece fırından yeni çıkmış taptaze bir parça ekmeğin hasretini çektirecek. Lezzet dolu her bir lokmasını sevdim."
-Jennie Shortridge, When She Flew kitabının yazarı

"Sürükleyici… O'Neal'ın kararlı kadınlar, sevgiyle kurgulanmış karakterler ve gerçek duygularla yüklü romanı standart kadın romanlarından bir gömlek üstün!
-Publishers Weekly
(Tanıtım Bülteninden)

Geçmişten Gelen Mutluluk


















Sosyetenin yakın markajındaki Philippa için inanılması güç olan şeylerin başında aşk gelmektedir. Hayatını, yaşıtları gibi mutlu bir evlilik kurma yolunda harcamaya niyeti yoktur. Onun için en önemli şey bilimdir. Soğuk bir laboratuvarı, sıcak bir eve tercih eder. Öte yandan üzerindeki evlilik baskısından da kurtulmalıdır. Kendisi için uygun görülen eş adayıyla evlenecek ve üzerine düşen görevleri yerine getirdikten sonra, kalan vaktini, kendini bilimsel anlamda geliştirmeye adayacaktır. Yapması gereken tek şey, evlendiğinde yerine getirmek zorunda kalacağı görevleri ona anlatacak birini bulmaktır. Bunun için de, çalabileceği en yanlış kapıyı çalar ve Londranın önemli kumarhanelerinden birinin ortağı olan Crossdan yardım ister. Crossun ise Philippayla ilgili bambaşka planları vardır.

"Sarah MacLean, zekice kurgulanmış romanları ve orijinal karakterleriyle sizi heyecanlandıracak. İyi bir kitap okumayı hak ettiğinizi düşünüyorsanız, bu kitabı kaçırmayın."

-Linda Howard-
(Tanıtım Bülteninden)

14 Mart 2014

Beyaz Gardenya



"Anya, sen beyaz bir gardenyasın. Çok güzel ve saf..."
Büyüleyici bir öykü...

Rus devriminin ardından Beyaz Rus aileleri için bir sığınak yeri haline gelen Çinin Harbin Bölgesi...

Eşini kaybettikten sonra kızı ile birlikte kendi küçük dünyasını kuran Alina...

Ve annesinin vermek zorunda kaldığı bir karar sonucu hayatı tamamen değişecek olan Anya...

İkinci Dünya Savaşı sonlarında patlak veren Japonya-Çin Savaşının ortasında kalan anne-kız için artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır... Birçok karakterin eşliğinde, Şanghaydan Rusyaya, Pasifik Okyanusu ortasındaki ıssız bir adadan Avustralyaya uzanan, zengin olay ve tarih örgüsüyle ilgi uyandıran bu kitap; aşk, özlem ve bağışlamak üzerine kurulu bir masal gibi...

Beyaz Gardenya, yeni bir efsanenin doğuşunu müjdeliyor!

"Tek kelimeyle büyüleyici!"
-Daily Telegraph-

"Tutkulu ve çok etkileyici bir aile hikâyesi..."
-Australian Womens Weekly-

"Kesinlikle elinizden bırakamayacaksınız!"
-NW-

"Belinda Alexandra, anneler ve kızları arasında ömür boyu varlığını koruyan o bağı, öylesine güçlü anlatmış ki..."
-Paullina Simons-


Pasaklı Tanrıça




Tahmin edilemez, unutulmaz ve son derece sevimli bir roman kahramanı olarak Samantha Sweeting, Pasaklı Tanrıça kodlu ilk macerasında tüm romantizmi ve komedisiyle sizlerle buluşmaya hazır.

Samantha, Londrada çalışan bir üst düzey avukat. Günün her saati iş başında, ev hayatı yok, tek düşündüğü şirkete ortak olabilmek. Üzerindeki baskı ve adrenalin onu fena halde coşturuyor. Ta ki bir gün, ...bir hata yapana kadar. Öyle büyük bir hata ki bu, kariyeri mahvolabilir.

Tamamen aklını kaçırıp Londradaki ofisinden çıkıyor, bir trene binip hiç bilmediği bir yere gidiyor. Yol sormak için büyük, güzel bir evin kapısını çalınca iş görüşmesine geldiği zannediliyor ve o evde hizmetli olarak çalışması teklif ediliyor. Tabii ki bu evli çift ev işlerini halletmesi için bir avukatı işe aldığından habersiz. Fakat düşünün ki Samantha fırının nasıl çalıştırılacağını bile bilmiyor. Felaketler birbirini kovalıyor. Samantha çamaşır makinesiyle, ütü masasıyla , deterjanlarla müthiş bir savaş verirken; büyük şeflere özel yemekler pişirmeye kalkışırken tam bir kaos yaşanıyor.
İyi de acaba işverenleri evdeki hizmetlinin başarılı bir avukat olduğunu öğrenebilecek mi? Eski hayatı Samanthanın yakasını bırakacak mı? Bırakmasa bile, Samantha geri dönmek isteyecek mi?

Göreceğiz!

"Adım Samantha. Yirmi dokuz yaşındayım. Hayatımda hiç yemek pişirmedim. Yer silmedim. Toz almadım. Düğme falan da dikemem. Yapmayı bildiğim tek şey kontratları yeniden düzenlemek ve müvekkilimi milyonlarca pound kâr ettirmek."
PASAKLI TANRIÇA, hayatı biraz daha ağırdan alması gereken genç bir kızın hikâyesi. Ki bu kızın artık kendini bulması, en önemlisi aşkı bulması gerekiyor. Ve elbette ki sözü edilen bu kızın, bir kenarda öylece durmasına alışkın olduğu ütü masasının ne işe yaradığını da artık uygulamalı olarak öğrenmesi gerekiyor.
(Tanıtım Bülteninden)


Sensiz Ölümdür Aşk



İki insan, iki ülke, kesişen iki hayat ve bir müthiş aşk...

Kime sorsak aşkı farklı anlatmaz mı?

50 insan, Stefano ve İzmirin hikayelerini anlatmak için birleşti. Onların aşkı mesafeleri aştı, 50 yazar onların hikayesini yazdı.

50 yazar:
Alper Akdeniz, Alper Baran Esin, Altuğ Selçuk, Aylin Onart, Aynur Kuran, Babacan Pesenkurdu, Bahadır Yüksekşan, Banu Şen, Berna Ergin, Birgen Engin, Burcu Tuna, Didem Baydar, Dilara Çağlayan, Duygu Erşen, Ece Tüzün, Ece Türkmut, Eda Lortlar, Eda Ongün Balık, Elvan Karanfil, Emre Akdemir, Engin İnce, Erdem Erdoğan, Erhan Gölbey, Esin Sayın, Filiz Kahraman, Fulya Demirören, Gökhan Kökuşoğlu, Gökmen Küçüktaşdemir, Güneş Saraçoğlu, Hakan Asılkefeli, Hakan Urgancı, Halil Fincan, Hatice Çelenk, Jülal Malhatun Zalma, Kezban Şahin Taysun, Leyla Bal, Manolya Özek, Mehmet Erduğan, Melike Çerçioğlu, Namık Kuyumcu, Necmettin Tetik, Olcay Meşe, Oya Pardak, Öznur Usanmaz, Selin Tabak, Senem Yazıcı, Şeyda Şentürk, Yeliz Pesenkurdu, Yeşim Kırlı, Zeki Hozer, Sinem Keskin.
Elinizde tuttuğunuz bu kitabın satışından elde edilen tüm gelir Ulusal Down Sendromu Derneğine bağışlanmaktadır.
(Tanıtım Bülteninden)