2 Mayıs 2017

Stres Yönetimi


Hayatı güzelleştirmek ve sağlığımızı korumak için bireysel çabalarımızı hiçbir zaman elden bırakmamamız gerekir. İş hayatından yansıyan stresler o kadar geniştir ki bu stresleri sağlığı tehdit etmeyecek düzeye indirmek kaliteli bir yaşam sürdürebilmemiz için kaçınılmazdır. Arabamıza, evimize, eşyalarımıza gösterdiğimiz aşırı özeni, niçin daha kaliteli, sağlıklı ve verimli bir yaşam sürdürmek için göstermiyoruz? Günümüzde stres, artık yediden yetmişe herkesi ilgilendiren bir problem haline gelmiştir. Kaynağı ne olursa olsun herkes iş hayatında ya da günlük yaşamında strese maruz kalmaktadır. Maruz kalınan bu stres, örgütleri, kurumları, işletmeleri ve ülkeleri ekonomik açıdan, bireyleri ise fiziksel-duygusal-zihinsel açıdan olumsuz bir şekilde etkilemektedir. Sanayileşme yönünde hızla ilerleyen ve refahı toplumun tüm kesimlerine yayma çabasında olan bizim gibi ülkelerde stres, insan sağlığını, başarısını ve mutluluğunu etkilemekte ne yazık ki onarılamayan ciddi zararlar vermektedir.

Stres ve tükenmişlik bireyleri, aileleri, grupları, örgütleri ve genelde tüm toplumu bir hastalık gibi etkilerken bu fenomenlerle mücadele edebilmenin geçerli ve güvenilir yollarını da üretmek zorundayız.

Bu kitap okuyucuya, hayatını çevreleyen ve çoğunlukla olumsuz olarak atfedilen stres ve tükenmişliğin anlaşılmasında ve yönetilmesinde önemli bir çerçeve çizerken, aynı zamanda stres ve tükenmişlikle mücadelede, güncel literatür bilgileri ışığında temel ipuçları vermektedir.

25 Nisan 2017

Güzel Havalar















Beni bu güzel havalar mahvetti,
Böyle havada istifa ettim
Evkaftaki memuriyetimden.
Tütüne böyle havada alıştım,
Böyle havada aşık oldum;
Eve ekmekle tuz götürmeyi
Böyle havalarda unuttum;
Şiir yazma hastalığım
Hep böyle havalarda nüksetti;
Beni bu güzel havalar mahvetti.

Orhan Veli Kanık


Bahar Şiiri

Bu sabah mutluluğa aç pencereni
Bir güzel arın dünkü kederinden
Bahar geldi bahar geldi güneşin doğduğu yerden
Çocuğum uzat ellerini

Şu güzelim bulut gözlü buzağıyı
Duy böyle koşturan sevinci
Dinle nasıl telaş telaş çarpıyor
Toprak ananın kalbi

Şöyle yanıbaşıma çimenlere uzan
Kulak ver gümbürtüsüne dünyanın
Baharın gençliğin ve aşkın
Türküsünü söyliyelim bir ağızdan.

Ataol Behramoğlu

24 Nisan 2017

Demian


On yaşındaki Latince öğrencisi Emil Sinclair, güvenceli aile ortamının dışında sertv e acımasız bir dünya olduğunu erken fark eder. Kendini bulma yolundaki delikanlı, din ve ahlak gibi artık inanmadığı kalıplarla birlikte baba evinden de kopar. Küçük yalanlar ve hırsızlıklarla beslenen yaşamında, sağlam çocuk dünyasının çöktünü görür. Onu bu acılarından kurtaracak olan kişi, okula yeni gelen bir başka öğrencisi: Max Demian'ıdır. Demian, Sinclai'in yaşamını yönlendiren, etkileyen başkişi olur.

* Okumanızı şiddetle öneririm. Yeniden okuma fırsatı bulabilirim umarım. Yıllar önce okudum, tadı damağımda kaldı.

27 Mart 2017

Yaşasın Hayat


Merhaba sevgili dostlarım, nasılsınız? Dilerim çok iyisinizdir. Ben ve Misi de iyiyiz. Hafta sonu annişim bendeydi, bugün eve döndü. Aslında daha uzun bir süre kalmasını isterdim ama buna da şükür. Annem gelince Misi de ben de bayram ettik. Annemle keyif yaptık. Annem mutfağa girdi, bana yemekler yaptı, yaşasın hayat! Ama ben de annem gelecek diye yemek yaptım, Cumartesi günü poğaça yaptım. Annem poğaçayı, yemeği beğendi. Bugün hüzünlenmeden annemle vedalaştım.
Cuma gününü iple çekiyorum çünkü annişime gideceğim. Misafircilik oynuyoruz annemle. Ama en çok ziyaret eden benim. Benden şimdilik bu kadar dostlarım. Yeniden görüşünceye dek dostça kalın!

Simru


Nereden çıktın yine karşıma?

Tamamlayamadığın hangi vicdansızlığın için döndün? Geçmişim olamamıştın, şimdi geleceğimde olmak için mi geldin? Artık benim için sen bir “fark etmez”sin. Fırtınada kaybolmuş bir yelkenli için rüzgârın nereden estiği önemli değildir. Geçti artık o günler… Mezarıma çiçekle gelmen, beni öldürmüş olman gerçeğini değiştirmiyor.

Sessiz çığlıkları vardır kırılan kalbimizin ve onları yalnızca Allah duyar. Senin duymadığın ve hiçbir zaman duyamayacaklarından bahsediyorum. Umarım beni anlıyorsundur. Keşke biraz düşünebilseydin. Düşünmediğin için şimdi kalbin acıyor biliyor musun? Beynin düşünemediği her şeyin cezasını kalp çeker. Düşünmek beyni acıtmaz ama düşünmemek kalbi yorar.

Şu hayatın bize en büyük darbesi beklediklerimizin hiçbir zaman gelmemesi, gelenlerin ise bizi hak etmemesidir. Bazı insanlar hiç başlamayan hayatlarının bitmesinden korkarlar… Neyi biriktirebilmişler ki kaybetsinler? Sen de onlardansın bana göre. Elinde avucunda hiçbir şey kalmamış ama hâlâ yitirmekten korkuyorsun. Kolların boşluğa alışmış ama benimle doldurmaya çalışıyorsun. Bitmişsin ama hiç başlamamış olduğunu anlayamamışsın. Söylenmiş sözleri duymamışsın, şimdi söylenmemişleri dinliyorsun. Göremediğin şey şuydu: Ben sana hayatımı verdim, sen onu başkasının çöpüne attın.

Bana gelince… İyiyim ben. Aşkta özgürlüğün tutsaklıkla başladığını ve aynı zamanda da hayatta aşktan daha önemli şeyler olduğunu öğrendim. Mesela insan olmak…
(Tanıtım Bülteninden)

19 Mart 2017

Bülbül


Bir Kadının Ruhunun Manzarası  Savaştaki Bir Dünya Kadar Hızlı Değişebilir.

II. Dünya Savaşı döneminde Fransa’da yaşayan iki kız kardeş, annelerini küçük yaşta yitirmiş ve babaları tarafından terk edilmiştir. Viann henüz çocukken âşık olduğu Antoine’la evlenip acı tatlı bir hayat kurmayı başarırken isyankâr Isabelle gittiği bütün okullardan ya atılmış ya da kaçmıştır. Savaş alevlenmeye başlayınca Viann’in kocası cepheye çağrılır. Yine okuldan atılan Isabelle’inse ablasının yanına gitmekten başka çaresi yoktur. Fakat iki kız kardeşin arası savaş yüzünden açılır. Isabelle direnişe katılmanın bir yolunu bularak sayısız hayat kurtaracak ve imkânsız bir aşka tutulacaktır. Yolunu gözlediği veya sonsuza dek veda ettiği sevdikleri için bahçesindeki kurumuş elma ağacına birer kurdele bağlayan Viann ise çok sevdiği kocasının yokluğunda, yabancı erkeklerin işgal ettiği bir şehirde zulme, açlığa ve korkuya göğüs gerecektir.

Bazı kadınlar doğuştan cesurdur; doğru olan için savaşmak, hayat kurtarmak ve gidişatı değiştirmek uğruna kendi canlarını tehlikeye atarlar. Isabelle bu kadınlardandı… Ama bazı kadınlar da sabır ve fedakârlıklarıyla direnir, sevdiklerini koruyup kollar ve hayatı onlar için yeniden inşa eder. İşte, Viann’in hikâyesi de tam olarak böyleydi…

“İki kadının Fransız Direnişi’ne verdiği destek, aşkları, kayıpları ve zaferleri… Bülbül’ü elimden bırakamadım.”
-Suzanne Droppert-

“Bülbül’ün edebiyat dünyasındaki etkisi bir fırtınadan farksız olacak.”
-Booklist-

“Gözlerinizde yaş kalmayana kadar sayfaları çevirmeye devam edeceksiniz.”
-Daily Mail-

“Kitabı aldım, okudum, çok sevdim ve önce karıma, sonra da kız kardeşime verdim. Fakat kitabın yanında bir kutu mendil hediye etmeyi unutmuşsunuz.”
-Tom Vail-

“Her satırına hayran oldum!”
-Barbara Kelly-

“Bülbül gerçekten nefes kesiciydi! Bu kitabı okuyun. Zor zamanlarda doğru olanı yaptıklarına inanan iki genç ve cesur kız kardeşin hikâyesi sizi sürekli şaşırtacak.”
-Dr. Miriam Klein Kassenoff-

“Kardeş sevgisi, dostluk ve kayıplar üzerine etkileyici bir roman. Okurken çok gözyaşı dökeceksiniz…”
-Look-

“Bülbül aile arasında bir kırgınlıkla başlıyor ve Nazilere direnmek için hayatlarını tehlikeye atan sıradan kadınların cesareti ve kahramanlığıyla savaşın korkunç atmosferinde müthiş bir sona doğru ilerliyor. Bir hikâyeden duygusal olarak bu kadar etkilenmeyeli uzun zaman olmuştu.”
-Marilyn MacIvor-

“Daha ilk sayfasından itibaren özümsenip sindirilmeyi, hissedilmeyi ve sevgiyle paylaşılmayı hak eden bir roman. İki kız kardeş arasındaki bağ son derece dürüst ve insanın içini sızlatıyor. Büyüleyici ve bir o kadar da hüzünlü…”
-Cherise Bailey-

“Bülbül’ü bitirdikten sonra gözyaşlarımın dinmesi birkaç saatimi aldı. Gerçekten kusursuzdu.”
-Jody Robinson-

“Gözlerim dolduğu için okuyamadığımdan kitabı en az üç kez elimden bırakmak zorunda kaldım ve bitirince de birazcık hıçkırıklara boğulmuş olabilirim. Tam anlamıyla olağanüstü bir hikâye!”
-Kristin Pidgeon-

Üstümüzde Gökyüzü Altımızda Deniz


Avustralya, 1946. Yüzlerce genç kadın uzun bir yolculuğa çıkmak üzere. Onları İngiltere’de yepyeni bir hayat bekliyor. Nişanlılarına ya da kocalarına kavuşmayı iple çeken bu kadınların tek ortak noktaları, savaş zamanında kalplerini Avustralya’da konuşlanmış İngiliz askerlerine kaptırmış olmaları.

On altı yaşındaki çiçeği burnunda gelin Jean, mütevazı bir çiftçinin kıvrak zekâlı kızı Maggie, varlıklı ailesiyle gösteriş yapan Avice ve sessiz, melankolik hemşire Francis… Altı haftalık okyanus serüveninin, hayatlarını sonsuza dek değiştireceğinden ne bu dört kadının ne de gemideki diğer gelinlerin haberi var. Yine de hepsinin gözleri önünde bir gerçek duruyor: Bazen önemli olan varılacak nokta değil yolculuğun kendisidir…

“Bu kızlar bir harika… Sonunu deliler gibi merak edip uykusuz kalacaksınız!”
-Morgenpost-

“Tıpkı okyanusun dalgaları gibi bu roman da bitmeyen bir tutkuyla yükselip alçalıyor.”
-The Times-

“Enerjisiyle herkesi kendine çeken Üstümüzde Gökyüzü Altımızda Deniz herkese yazdan kalma bir gün yaşatıyor.”
-Mirror-
 (Tanıtım Bülteninden)

2 Mart 2017

Ay Karanlık



Maviye,     Maviye çalar  gözlerin,     Yangın mavisine     Rüzgarda asi,     Körsem,     Senden gayrısına yoksam,            Bozuksam,     Can benim, düş benim,     Ellere nesi?     Hadi gel,     Ay karanlık...     İtten aç,     Yılandan çıplak,     Vurgun ve bela     Gelip durmuşsam kapına     Var mı ki doymazlığım?     İlle  de ille     Sevmelerim,     Sevmelerim gibisi?     Oturmuş yazıcılar     Fermanım yazar     N'olur gel,     Ay karanlık...     Dört yanım puşt zulası,     Dost yüzlü,     Dost gülücüklü     Cıgaramdan yanar.     Alnım öperler,     Suskun, hayın, çıyansı.     Dört yanım puşt zulası,     Dönerim dönerim çıkmaz.     En leylim  gecede ölesim tutmuş,     Etme gel,     Ay karanlık...                         
                                                                                                                      Ahmed ARİF

Yaşadıklarımdan Öğrendiğim Bir Şey Var


Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
Yaşadın mı, yoğunluğuna yaşayacaksın bir şeyi
Sevgilin bitkin kalmalı öpülmekten
Sen bitkin düşmelisin koklamaktan bir çiçeği

İnsan saatlerce bakabilir gökyüzüne
Denize saatlerce bakabilir, bir kuşa, bir çocuğa
Yaşamak yeryüzünde, onunla karışmaktır
Kopmaz kökler salmaktır oraya

Kucakladın mı sımsıkı kucaklayacaksın arkadaşını
Kavgaya tüm kaslarınla, gövdenle, tutkunla gireceksin
Ve uzandın mı bir kez sımsıcak kumlara
Bir kum tanesi gibi, bir yaprak gibi, bir taş gibi dinleneceksin

İnsan bütün güzel müzikleri dinlemeli alabildiğine
Hem de tüm benliği seslerle, ezgilerle dolarcasına
İnsan balıklama dalmalı içine hayatın
Bir kayadan zümrüt bir denize dalarcasına

Uzak ülkeler çekmeli seni, tanımadığın insanlar
Bütün kitapları okumak, bütün hayatları tanımak arzusuyla yanmalısın
Değişmemelisin hiçbir şeyle bir bardak su içmenin mutluluğunu
Fakat ne kadar sevinç varsa yaşamak özlemiyle dolmalısın

Ve kederi de yaşamalısın, namusluca, bütün benliğinle
Çünkü acılar da, sevinçler gibi olgunlaştırır insanı
Kanın karışmalı hayatın büyük dolaşımına
Dolaşmalı damarlarında hayatın sonsuz taze kanı

Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
Yaşadın mı büyük yaşayacaksın, ırmaklara, göğe, bütün evrene karışırcasına
Çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır
Ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana.

23 Şubat 2017

Bay Mucize


Debbie Macomber’dan masal tadında bir roman daha…

Kılavuz melek Harry, yirmi dört yaşındaki Addie’ye yardımcı olma göreviyle dünyaya gönderildiğinde, buranın ne kadar karışık bir yer olduğundan ve duygularla mücadele etmenin zorluğundan habersizdi...

Addie ise yaşadığı hayal kırıklıklarının ardından ailesinin evine dönmek zorunda kaldığında, çocukluk aşkı Erich ile yeniden karşılaşacağını bilmiyordu. Geçmişinde onun kalbinde yaralar açan Erich’in değişimi karşısında kayıtsızlığını koruyabilecek miydi?

16 Şubat 2017

Çatal


Merhaba sevgili dostlarım nasılsınız? Bugün annem geldi, benden mutlusu yok. Birlikte pazara çıktık. Yemek hazırladık. Şimdi de film seyrediyoruz. Çatal tarifini sömestr tatilinde denedim, başarılı oldu. Şimdi tarifi veriyorum.

  • 125 gr tereyağı (oda sıcaklığında)
  • 1 çay bardağı sıvıyağ
  • 2 yemek kaşığı yoğurt
  • 1 yemek kaşığı toz şeker
  • 1 tatlı kaşığı tuz
  • 1 yemek kaşığı sirke
  • 1 tatlı kaşığı mahlep
  • 1 paket kabartma tozu
  • 2,5 su bardağına yakın un
  • Üzeri İçin:
  • Yumurta sarısı
  • Çörek otu

  • Derin bir kaba 125 gr tereyağı koyun. Üzerine 1 çay bardağı sıvıyağ, 2 yemek kaşığı yoğurt, 1 yemek kaşığı toz şeker, 1 tatlı kaşığı tuz, 1 yemek kaşığı sirke ve 1 tatlı kaşığı mahlep ekleyin. Eliniz ile güzelce karıştırın. Daha sonra azar azar 2,5 su bardağına yakın un koyup, ele yapışmayan yumuşak bir hamur elde edene kadar yoğurun.Pastane usulü çatal kurabiyeler piştikten sonra fırından çıkartıp, soğumaya bırakın. Daha sonra servis edebilirsiniz.
    Afiyet olsun!

    Yeniden görüşünceye dek dostça, sevgiyle kalın!

    7 Şubat 2017

    Gelin Çantası


    Yeniden merhaba dostlarım. Bu tarif ev sahibimin gelini Bilge abladan. Çok pratik ve lezzetli bir tarif. Bilge abla bir tabak gelin çantası verdi bize. Tadı çok güzeldi. Annem tarifini aldı, sömestr tatilinde komşuları gelecekti. Yaptı. Yalnız annem bu tarife tatlı lor da ekledi. Çok hafif oldu. Mutlaka denemelisiniz. Tarifi veriyorum.
    Hamuru için:
    1 yumurta
    1 kahve fincanı sıvıyağ
    1 paket vanilya
    1 çay kaşığı kabartma tozu
    1 su bard. süt
    1 su bard. un
    2 çorba kaşığı kakao

    Yağ sürdüğümüz tavaya birer kaşık hamur koyuyoruz, bir tarafını iyice pişiriyoruz. Pancake gibi.

    Kreması için:
    1 çay bard. süt
    1 paket krem şanti
    3 çorba kaşığı tatlı lor
    Biraz süt
    2,5 çorba kaşığı kırılmış fındık

    Krema karışımı hazırlanır ve pancake boyutundaki hamurların arasına konur. Afiyetle yenir.
    Yeniden görüşünceye dek dostça kalın!










    Müjdeli Haber


    Merhaba dostlarım, nasılsınız? Dilerim çok iyisinizdir. Ben de iyiyim. Pazar günü A101'e gittim, bir ne göreyim Dr Oetker ekmek karışımı çıkarmış. Kendine yakışanı yapmış. Çok mutlu oldum. A101'de o gün üç çeşidi vardı. Ben üçünden de birer kutu aldım. Dün de unutup ekmek aldım. En kısa zamanda ekmek karışımlarından birini deneyeceğim. Dr Oetker'in web sitesine girdiğimde dört çeşit ekmek karışımı çıkardığını gördüm. Bende olmayan çeşidi çok tahıllı karışım. Kısa bir süre sonra birçok markette ekmek karışımlarını göreceğimizden eminim. Benden şimdilik bu kadar dostlarım, yeniden görüşünceye dek sevgiyle kalın!

    5 Şubat 2017

    Tatil Bitti


    Merhaba sevgili dostlarım, nasılsınız? Dilerim çok iyisinizdir. Misi ile ben de iyiyiz. Günler büyük bir hızla gelip geçti. Tatil bitti. Annemden ayrılmak çok zor geldi. Dün gitme zamanı gelince Misi'yi kutusuna koyduk. Kıyametler koptu. Tamam biliyorum kutuya girmeyi sevmiyor. Yolculuk yapmayı sevmiyor ama annemden dönerken o bağırışları benim yüreğimi parçalıyor. Zaten eve dönmek zor geliyor bir de Misi'nin protestosu  beni benden alıyor. Çok üzülüyorum.
    Neyse annemle vedalaştık. Yola koyulduk. Eve geldik. Misi'yi kutudan çıkardım, mutlulukla mır mır dolaştı. Evimi özlediğimi fark ettim. Yemek yedikten sonra ev sahiplerimi ziyarete gittim, onları çok özlemişim.
    Bugün de temizlik yaptım, dışarıya çıkıp alışveriş ettim. Gelip banyomu yaptım. Gazete keyfi yaptım.
    Üç günlük plan hazırladım. Biraz Misi ile oynadım. Telefonda sık sık annişimle konuştum.
    Bende durum bu. Yeniden görüşünceye dek dostça kalın!

    15 Ocak 2017

    Tatile Beş Kala


    Sevgili dostlarım merhaba, nasılsınız? Dilerim çok iyisinizdir. Biz iyiyiz. Annem Pazartesi günü bize gelmişti. Salı ve Çarşamba kar tatili oldu. Hafta sonu da derken doya doya sohbet ettik, dışarı çıktık. Misafirliğe gittik, faturaları ödedik. Temizlik yaptık, tatil yaptık. Çok güzel zaman geçirdik.
    Annemi bugün öğleden sonra yolcu ettim. İçimde bir burukluk oluştu. Misi de ilgi istedi, kırmak istemedim, oyun oynadık. Şimdi sömestr tatilini iple çekiyorum çünkü Allah izin verirse annemle daha çok zaman geçireceğiz. Ama o zaman da iyice alışacağım için dönmek zor gelecek. Misi'ye gelince kutusuna girmeyi, yolculuk yapmayı hiç sevmediği için anneme giderken de eve dönerken de mızıldanacak. Yavrum öyle sakin ki yolculuk ederken hiç gıkı çıkmıyor. Allah ömrünü sağlığını versin bebişime. Allah anneme de sağlığını, ömrünü versin elbette.
    Misi'nin yukarıdaki fotoğrafını çok sevdim, siz dostlarımla paylaşmak istedim.
    Sevgili dostlarım yeni yılınızı buradan kutlayacağımdan çok emindim ama evdeki hesap çarşıya uymadı. Onu da anlatayım. 30 Aralık'ta okullar tatil oldu. Ben de sabahtan yola çıkıp annişime gittim.
    Annişim simit, tatlı lor almıştı, çayımızı içtik. Bol bol sohbet ettik. Annemle anlaşmış, şarap almıştık.
    Yeni yılımızı ikimiz geçirecektik. Gündüz sinemaya gitmeye, akşam da yemekte spagetti yapmaya karar vermiştik. Tatlı olarak ta annem kabak tatlısı yapacaktı. Yaptı da. Annem kereviz salatası ile zeytinyağlı bakla da yapmış, bana sürpriz oldu. Her neyse ertesi gün annemle hazırlanıp çıkacağız.
    Öğle yemeğini dışarda yiyip sinemaya gideceğiz. Güldal ablam aradı. Dakikalarca konuştuk. Ablam bu havada ne sineması diye konuşuyor. Bir anlam veremedik. Çünkü Akçay'da kar yoktu. Ablam görüntülü konuşma yapmak istedi, biz konuşurken kapı çaldı. Bir de açtım ki Fikriye. "Fikriye sen misin, evet sensin" demişim. Ben şok şok şok! Meğerse Fikriye ablama haber vermiş, adresi almış ve gelmiş. Ablam da durumu bildiği için bizi oyalamaya çalışıyormuş. Fikriye mi kim? Fikriye çok eski dost, annemin manevi kızı. Fikriye ile 1996 yılında tanıştık. Yani 20 yıldan fazla bir süredir tanışıyoruz. Annemin eski iş arkadaşı. Bütün aileyi tanıyor, seviyor. Biz de onu seviyoruz.
    Fikriye kahvaltı ettikten sonra yeni yılı dışarda karşılamak istediğini söyledi, onu evde kalmaya ikna etmeye çalışsak ta o bizi ikna etmeyi başardı. Ayvalık'a gittik. Çay, kahve içtik. Mekan arayışına girdik. Her yer dolu. Yeri olan mekanlarda da fasıl var, onu da biz istemiyoruz. Yunan müziği çalınan bir mekan ile rezervasyon yapıldı. Oraya giderken tarihi dokulu bir mekan gördük, içeri girdik. Bayıldık, mekan çok güzel, çok sıcaktı. Sıcak şarap ta vardı. Biz üçümüz sıcak şarap içtik.
    Öteki yer ile yaptığımız rezervasyonu iptal ettik. Ve yeni keşfettiğimiz mekanda kaldık. Sonradan öğrendik ki bulunduğumuz yerde de fasıl varmış. İş işten geçti tabii. Ama fasıl başlayana kadar çalan müzikler bizi mest etti. Benim mutlu çocukluğumun müzikleriydi çalanlar. Biz yemek yerken mekan doldu, fasıl başladı. Biz 22.30 gibi mekanı terk ettik.Yeni yıla evimizde girdik. Çok güzel bir yeni yıl geçirdik, ertesi günü geç uyandık. Bol bol sohbet ettik, kahvaltı ettik. Sonra Fikriye birazcık uyudu, uyandı. Annemle birlikte beni Akçay otogarına bıraktılar. Vedalaştık. Aynı akşam geç vakitte Fikriye'nin uçağı vardı. Evet Fikriyecim Perşembe günü elektrikler kesilmeden önce rezervasyon yapmış, araba kiralamış. Cumartesi günü öğleye doğru gelebilmişti, uçak rötar yapmış. Yoksa daha önce bizde olacakmış. Doğaçlama bir yeni yıl geçirdik, yüreğine sağlık arkadaşım, bizi inanılmaz mutlu ettin, en güzeli seninle birlikte olmak, doya doya sohbet etmekti.İşte düşünülmeyen bir durum olunca düşünülenler unutuldu. Durum bu.
    Sevgili dostlarım şimdilik benden bu kadar, yeniden görüşünceye dek dostça, sevgiyle kalın!



    Kumandanın Aşığı


    Aşk için neleri göze alabilirsiniz?

    1939 yazı. On dokuz yaşındaki Yahudi Emma Bau'nun hayatı Nazilerin Polonya'yı işgal etmesiyle bir gecede altüst olur. Üniversite kütüphanesindeki işinden ayrılmak zorunda kalır ve altı haftadır evli olduğu kocası Jacob direniş örgütüne katılmak için kaçar. Gettodaki ailesinin yanına giden Emma direniş örgütü tarafından gettodan çıkarılır ve sahte bir kimlikle kocasının teyzesinin yanında yaşamaya başlar. Anna Lipowski adında bir Hıristiyan olarak hayatını devam ettirmeye çalışan Emma'nın yaşamı, Nazi komutanı Richwalder'le tanıştığında daha da tehlikeli bir hal alır. Emma'dan etkilenen kumandan ondan sekreteri olmasını ister. Nazi üssünde çalışmaya başlayan Emma'dan direniş için bilgi toplaması istenir, genç kadın da bunun için her şeyi yapmaya hazırdır. Ama bu görevin evliliğini ve hayatını riske atacağının henüz farkında değildir. Emma, ailesinin, kocasının ve halkının hayatını tehdit eden bu adama âşık olmaya başladığını fark ettiğinde ise iş işten geçmiş olacaktır.

    "Göz kamaştıran bir sadelikle yazılmış, insanın nefesini kesen bir roman. Romantik tarihsel kitapların en iyilerinden."
    -Publisher's Weekly-

    "Pam Jenoff hayal dahi edilemeyecek bir durumda yaşayan insanların portresini etkileyici bir şekilde çiziyor."
    -Booklist-
    (Tanıtım Bülteninden)

    5 Ocak 2017

    Küçük Fransız Pansiyonu


    Emmy ve erkek arkadaşı Nathan huzurlu bir tatil geçirmek üzere yeşillikler içindeki La Cour des Roses'a gelmişlerdir. Bu tatil, monotonlaşan ilişkilerine yeni bir heyecan kazandıracaktır. Ama olaylar hiç de Emmy'nin beklediği gibi gelişmez. Nathan ev sahipleri Rupert'ın seksi karısıyla kaçmış, geçirdiği ağır hastalığın üzerine karısı da kendisini terk eden Rupert ise pansiyonun işlerini yürütemez hale gelmiştir. Ona yardım eli uzatan Emmy olur. Emmy bu davranışıyla insanların kalbini kazanır ve kendini yeni bir arkadaşlık ortamında bulur. Bu arada ateşli bahçıvan Ryan ve sinir bozucu (ya da muhteşem) muhasebeci Alain arasında kalan Emmy'yi çok daha zor bir ikilem beklemektedir: Tatil için geldiği bir yerde arkadaşlarını, ailesini ve bütün kariyerini terk ederek yeni bir hayata başlamak ya da İngiltere'ye geri dönmek. Emmy bu zor ikilemi çözmeye çalışırken La Cour des Roses'un muhteşem verandasında ona katılmayı çok isteyeceksiniz. Yurtdışında büyük ilgi gören La Cour des Roses serisinin bu ilk kitabından sonra geçtiğimiz günlerde serinin ikinci kitabı "Küçük Fransız Pansiyonuna Dönüş" İngilizce baskısıyla okuyucuların beğenisine sunuldu. Türk okurları önümüzdeki aylarda ikinci kitabı da okuma fırsatı bulacaklar.
    (Tanıtım Bülteninden)

    24 Aralık 2016

    Bonibonlu Kurabiye


    Merhaba dostlarım, nasılsınız? Ben ve Misi için dingin bir hafta sonu. Sabah kalktım, kahvaltı ettim. Kahvaltıdan sonra temizlik yaptım. Kahve, çay derken bu saat oldu. Yemek te yaptım. Haşlama yaptım. Bir de Perşembe günü pazardan aldığım pancarları annemin tarif ettiği gibi hazırladım. Haşladım. Kabuklarını soydum. Dilimledim. Veee sarımsaklı yoğurt koydum. Tuz ekledim. Tadı çok güzel oldu. Bir de bonibonlu kurabiye yaptım. Tarif yemekbiz grubundan. Ne zamandır aklımdaydı. Tadı çok güzel oldu, özellikle kahvenin yanına çok güzel gidiyor. Tarifi veriyorum.

    Malzemeler

    125 gr tereyağ

    2 yumurta

    1 su bardağı toz şeker (ben 2 parmak daha az koyuyorum çikolatada şekerli diye)

    160 gr sütlü çıkolata yani 2 paket

    1 tutam tuz

    1 tatlı kaşığı karbonat

    4 yemek kaşığı kakao 3 de olabilir isteğe bağlı

    1 paket vanilya 

    aldığı kadar un

    5 paket bonibon 

    Yapılışı:  Yumurta ve tozşeker iyice mikserle çırpılır. İçine benmari usulü eritilmiş tereyağ ve çikolata karışımı eklenir ve çırpılır. Tuz karbonat kakao aldığı kadar un ilave edilerek tahta kaşıkla karıştırarak kek kıvamından sert bir hamur yapılır. Dondurma kaşığı ile tepsiye mümkün olduğunca 5 cm aralarla konur üzerlerine bonibonlar konur önceden ısıtılmış 165 derece fırında 15 dk pişirilir 15 dk fazla tutmayın, bonibonlar erir. Bana 3 kutu bonibon yeterli geldi.  Yeniden görüşünceye dek dostça kalın!                                                                                                                                                                    




    20 Aralık 2016

    Kar Beklerken



    Merhaba sevgili dostlarım, nasılsınız? Ben, annem ve Misi iyiyiz. Hafta sonu annemdeydim. Pazar akşamı eve döndüm. Sokak kapısından içeri girdiğim gibi Misi ortalığı yıktı. Daha merdivenleri çıkmaya başlamadan nereden duyuyor sesimi, hiç bilemiyorum doğrusu. Yaş mama yiyeceğini de çok iyi biliyor. Hem kavuştuğumuz için hem de yaş mama nedeniyle mutlu oldu. Mırıl mırıldı.
    Bu hafta kar bekleniyor. İnşallah lapa lapa yağar, okullar tatil olur. Ne de güzel olur. Mutfağa girip kurabiye yapmak istiyorum. Gerçi hafta sonu da yapabilirim de yine de kar tatili şahane olur. Bugün annemle, Aytül ablamın yeni yıl hediyeleri geldi bana. Beyazlı, mavili sallanan sandalye. Kar yağsın da ben de oturup kar manzarası seyredeyim.  Ama önümüzdeki hafta kar fazla yağmasın da yılbaşında anneme gidebileyim. Bugüne dek yılbaşında hiç yalnız kalmadım. Allah ta annemden, ailemden beni ayırmaz inşallah!



    Misi şu anda annemin kaloriferin önüne getirdiği yatağında keyif yapıyor. Anne aşkı, kedi aşkı, kitap aşkı. Hepsi birbirinden güzel! Bende durum bu. Sevgili dostlarım yeniden ve dilerim yeni bir tarifle görüşmeyi diliyorum. Sevgiyle kalın!


    14 Aralık 2016

    Sen, Ben Ve Onca Yıl


    Bazı aşklar ne kadar acıtırsa acıtsın yaşanmaya değer...
    Nicole Blake çocukken deliler gibi âşık olduğu Julian Symonds'la bir yılbaşı gecesi yakınlaşsa da kısa süre sonra genç adamla ilgili hayalleri sonsuza dek suya düşer. Ama Julian sayesinde hayatına değişmeyen üç şey girmiştir: dünyanın en iyi arkadaşı, seyahat tutkusu ve kalbini durmadan kırsa da sevmekten vazgeçemediği çok yakışıklı bir serseri; Aidan Symonds...

    Güzeller güzeli Alex de üniversite yıllarında aralarına katılınca grup tamamlanır ve zaman geçtikçe yılbaşı gecelerini birlikte geçirmek gelenek haline gelir. Onlar birbirlerinin her şeyidirler; dost, kardeş, tutunacak birer dal… Fakat Nicole ile Aidan'ın arasındaki bağ hep çok kırılgandır. Aşkları pervane böceği ile mumun aşkından farksızdır.

    Hayatında yeni bir sayfa açması gerektiğini anlayan Nicole, Aidan'ın tam tersi özelliklere sahip olan Dom'la hayatına devam etme kararı alır. Fakat zamansız bir acı ve affı olmayan çift taraflı bir ihanet, Nicole'ün kararlarını sorgulamasına ve geride bırakamadığı şeylere duyduğu özlemin gün yüzüne çıkmasına neden olur.

    "Sıcacık karakterlerin bir solukta okunan hüzünlü hikâyesi… Değişime ve kişinin kendi mutluluğunun sorumluluğunu üstlenmesinin önemine dair muhteşem bir roman."
    -Daily Mail-

    "Bu hüzünlü hikâye dostluk, aşk ve hayat üzerine kurulmuş."
    -Laura-

    "Elinizden bırakamayacağınız kadar etkileyici!"
    -Lea-

    "Aşka ve hayati kararlara dair muhteşem bir roman…"
    -Elle-

    "Hayatın dönüm noktalarına dair dokunaklı bir hikâye…"
    -Daily Mail-

    "Amy Silver'ın zor konuları eğlenceli ve hafif bir dille kaleme alabilme becerisi, kitaplarını tam bir şölene çeviriyor."
    -Sun-

    "Tavsiye: Okurken nefes almayı unutmayın!"
    -Westfälische Nachrichten-
    (Tanıtım Bülteninden)

    Mandalina Ve Umut


    Sadakat ve mutluluk arasında seçim yapmak zorunda kalan bir kadının ikilemi. Hannah, boşanmak istediğini söyleyeceği gece, eşi aniden felç geçirir. Tom henüz 32 yaşındadır. Artık telefon kullanmak ve Hannah'ya sarılmak bir yana; ne yürüyebilir ne de kendi yemeğini yiyebilir hâldedir. Hannah, kendini kapana kısılmış hisseder. Eşiyle ilgilenmek zorunda olduğunun farkındadır, her ne kadar onu terk etmeye hazır olsa da. Ancak Tom, hayatın ona kazandırdığı yeni bakış açısı ve artık sahip olduğu bolca zaman sayesinde hayatını yeniden gözden geçirir ve evliliğini kurtarmaya kararlıdır. Tekrar eşinin âşık olduğu adam olabilecek midir, yoksa bunun için çok mu geç kalmıştır?

    "Mandalina ve Umut", elinizden bırakamayacağınız bir çıkış romanı. Sizi bazen gözyaşlarına, bazen kahkahalara boğacak, bazen de durup hayatta asıl önemli olan şeyin ne olduğunu düşünmenize sebep olacak.

    Hayatı altüst eden bir hastalığın, duygusal ve gerçekçi portresi. Ustaca kaleme alınmış bu kitap; sizi aşk, kayıp ve ikinci şanslardan geçen ilham verici bir yolculuğa çıkaracak.
    -Sunday Express-
    (Tanıtım Bülteninden)

    7 Aralık 2016

    Aeden



    Geri dönmüyorlardı!
    Artık niye Dünya'da olduklarını biliyorlardı.
    Yaşam enerjisinin bu şekilde yağmalanmasına izin vermeyeceklerdi, ne pahasına olursa olsun ona sahip çıkacaklardı.
    Evrende hata yoktu, tesadüf yoktu!
    Nihayet anlamışlardı.
    İnsan doğulmaz, insan olunurdu.
    Masalla gerçeği ayırt edebilecek okurlara...
    (Tanıtım Bülteninden)

    Azra Kohen'in yeni kitabını elime almayı sabırsızlıkla bekliyorum. Sevgiyle kalın dostlarım!

    1 Aralık 2016

    Umut Geçidi


    Sana bir sır vereceğim. Sanırım kocam Dave'in hayatında başka biri var. Ceketinin cebinde bir çift pırlanta küpe buldum. Ne acıdır ki onları yıldönümümüzde bana hediye etmedi. Ayrıca Dave'in sık sık ziyarete gittiği Martha'nın, kaybolan diğer mücevherleriyle ilgili de endişeleniyorum. Biliyorsun Dave bir papaz ve çok iyi bir adam. Onun herhangi bir konuda suçlu olduğuna inanmak istemiyorum. Peki, eve geç gelmelerinin sebebini bana neden açıklamıyor dersin?

    Evet sevgili okur, gerçekten ne düşündüğünü merak ediyorum. Bu arada, Cedar Cove'un diğer sakinlerinin hayatlarında neler olup bittiğine dair yeni haberler var. Mesela Şerif Troy Davis'in yıllar önceki büyük aşkı Faith Beckwith buraya taşındı! Taşınır taşınmaz da Troy'un kızıyla arkadaş oldu, bu cephede işler gitgide kızışıyor.

    Cedar Cove'un samimi hikâyeleri kaldığı yerden devam ediyor. Gelişmeleri öğrenmek için bizimle bir bardak çay içmeye ne dersin?
    -Emily Flemming-
    (Tanıtım Bülteninden)

    *Debbie Macomber Cedar Cove serisinin devamı ile yine döktürmüş.

    17 Kasım 2016

    Adam


    Kadın'ı okudunuz.
    Bu da Adam.

    Diyebilirsiniz ki...
    Kadının karşılığı erkek değil mi?
    Bence değil.

    Çünkü, her kadın kadın ama...
    Her erkek adam değil.

    Herifleri yazmamayı tercih ettim!

    Elbette memleketin tüm adamlarını sıralayıp, bir kitaba sığdırabilmek imkânsızdır...
    Peki nedir?
    Farklı zamanlarda, farklı ortamlarda yaşayan, hatta birbirleriyle hiç tanışmamalarına rağmen,
    ortak zihniyetin, ortak karakterin, ortak paydasıdır Adam.

    Yıkılsın diye karşıdevrim kazmalarıyla kolonlarına kolonlarına vurulan Türkiye, bugün hâlâ ayakta duruyorsa... İşte bu adamların ortak karakteri, ortak zihniyetinin sırtında duruyor.
    (Tanıtım Bülteninden)

    Kanadı Kırık Kuşlar


    "Kendi vatanında bile yabancıdır kanadı kırık kuşlar"
    1930'ların Almanyası... Nazilerin baskısından bunalan Yahudi asıllı tıp doktoru Gerhard Schlimann, çemberin yeterince daraldığını, kendisi ve ailesi için tek çarenin kaldığını hisseder: Kaçmak...

    Ancak işsizliğin, savaşın habercisi toplumsal karmaşaların ve her yere yayılan ayrımcılığın cenderesindeki bir dünyada insanca yaşanacak bir yer bulmak hiç de kolay değildir. Zira Gerhard Schlimann ve diğer Yahudilere sözümona gelişmiş ülkeler bir bir sırt çevirirken, bir tek Avrupa'nın kıyısındaki genç bir Müslüman ülke kucak açar: Türkiye Cumhuriyeti...

    Ayşe Kulin, Kanadı Kırık Kuşlar'da 1930'ların Almanya'sından 2000'lerin Türkiye'sine uzanan bir ailenin dört kuşaklık hikâyesini anlatıyor bizlere. Sıradışı, güçlü, coşkulu, inançlı kadınların hikâyesi bu aynı zamanda. Elsa, Suzan, Sude ve Esra kendi sancıları ve değişimlerini vatanlarının çalkantıları ile iç içe yaşıyorlar. Kanadı Kırık Kuşlar, vatanı sevgi olan herkesin kalbine değecek...
    (Tanıtım Bülteninden)

    5 Kasım 2016

    Uzun Bir Aradan Sonra


    Merhaba dostlarım, nasılsınız? Dilerim çok iyisinizdir. Ben ve Misi iyiyiz. Sizlerle buluşmaya uzun bir ara vermişim, görünce inanamadım. Bir ay üstelik artı üç gün var. Hepimizin kafası yoğun.
    Güldal ablam boyun fıtığından şüphelenilince MR çektirdi. Sonuç beyin sapında lezyon olduğu  saptandı. Ameliyatla kitle alındı. Bu kez komplikasyonlar oluştu. Kusmalar, değişik bir menenjit türü derken ablam yirmi gündür hastanede. Şimdi iyi. Beyindeki iltihap 4500 dolaylarında iken 200'e inmiş. Şimdi amaçları 50'ye indirmek. Bu nedenle ablamı hastanede tutuyorlar. Aytül ablam sürekli gidiyor. Annem 15 gün ablamın yanında kaldı. Şimdi Aytül ablamda. Sürekli ziyaret ediyorlar.
    Allah şifasını versin inşallah. Ben henüz gidemedim. Eve çıksın, ilk fırsatta bir haftasonu gideceğim.
    Ben de sürekli arıyorum, durumları öğreniyorum. Bol bol dua ediyorum. İşte dostlarım bizde durumlar böyle, yeniden görüşünceye dek sevgiyle kalın!

    Kelebek Adası


    Mavi kelebeklerin hikâyesini bilir misiniz? Mavi kelebekleri her yerde göremezsiniz. Oldukça nadir görülürler. Sabah uyandığınızda, "Bugün mavi kelebekleri görmeye gidiyorum," diyemezsiniz. Siz onları değil, onlar sizi bulur. Efsaneye gör
    e bu kelebekler, değişimin habercisidir. Olur da gündoğumunda yolunuzu bir mavi kelebek keserse, bilin ki artık hayatınız eskisi gibi olmayacaktır. Ne hayatınız ne kaderiniz ne şansınız... Artık bildiklerinizi unutun. Belki bambaşka biri girer hayatınıza. Belki bambaşka bir yerde uyanırsınız. Ya da ilk kez adımınızı attığınız bir yerde kendinizi hiç olmadığınız kadar huzurlu ve evinizde hissedersiniz. Kaybolurken bulunursunuz. Geldiğinizi sanarken gittiğinizi görürsünüz. Hayata başka bakarsınız mavi bir kelebek kanat çırptığında, çünkü size başka bakıyordur artık hayat.
    (Tanıtım Bülteninden)

    2 Ekim 2016

    Yoğun Çikolatalı Kek

    Merhaba Sevgili dostlarım nasılsınız? Dilerim çok iyisinizdir. Misi ile ben de çok iyiyiz. Bugün tarifini sevgili Figen'den aldığım yoğun çikolatalı keki sizlerle paylaşıyorum. Diyet bozan kek! ;))   Hem dün yedim hem de bugün. Yemekbiz  posta grubuna gönderilen bu enfesss tarifi hemen paylaşıyorum dostlarım.

    ÇİKOLATALI ISLAK KEK

    Malzeme
    • 4yumurta (oda sıcaklığında)
    • 2çay bardağı tozşeker
    • 2çay bardağı süt
    • 2çay bardağı sıvıyağ
    • 2 paket kabartma tozu
    • 1vanilya
    • 1paket bitter çikolatalı çikolata sosu (toz olarak ilave ediyoruz)
    • 2yemek kaşığı kakao
    • 3 su bardağı un

    • Yumurta ve şeker iyice kabarana kadar çırpılır. (Iki misli bir kabarma olacak şekilde )
    • Süt ve sıvıyağ ilave olur bir iki dak daha çırpılır.
    • Çikolata sosu toz olarak aktarılır.
    • Başka bir kapta elediğimiz un, kabartma tozu, vanilya ve kakao karışımı ilave olur tekrar az bir çırpma işlemi yapılır.
    • Malzemenin karışması yeterlidir çok fazla karıştırma işlemine tabi tutmuyoruz.
    • Büyük dikdörtgen borcamımızın sadece taban kısmını yağlıyoruz.
    • Kek harcımızı boşaltıp her tarafına eşit yayıyoruz ve önceden ısıtılmış 180 derece ayarlı fırında pişiriyoruz.

    Üst ıslatma sosu:
    • 2su bardağı süt
    • 1çay bardağı tozşeker
    • 2kaşık nutella veya benzeri (torku,Ülker )
    • 1kaşık kakao

    Tüm malzemeyi iyice karıştırıp ocağa alıyoruz karıştıra karıştıra kaynama noktasına kadar pişirilir( kaynatılmaz) Karıştıra karıştıra soğutuyoruz.
    Kekimiz fırından çıkınca 3-4 dak ilk sıcaklığının gitmesi beklenir. Süre sonunda eşit dilimlere kesilir ve hazırladığımız sosu üzerine yavaş yavaş her tarafına gelecek şekilde yayıyoruz ve sıcak fırında biraz bekletiyoruz.(bu şekilde sosu her tarafına çeksin)

    Iyice soğuyan ıslak ıslak kekimizi servis yapabiliriz.
    Arzu ederseniz elinizin altında çikolata sos varsa üzerine gezdirebilirsiniz yada bol hindistancevizi serpebilirsiniz.

    Yeniden görüşünceye dek sevgiyle kalın dostlarım!







    26 Eylül 2016

    Casus


    Yanlış devirde doğmuş bir kadınım ben, hiçbir şey düzeltemez bunu. Gelecekte hatırlanacak mıyım, bilmiyorum ama şayet hatırlanırsam mağdur bir kadın olarak değil, cesur adımlar atmış ve ödemesi gereken bedeli korkmadan ödemiş biri olarak görülmek istiyorum.

    Mata Hari'nin tek suçu özgür bir kadın olmaktı: Sınırlar ve sınırlamalarla dolu bir dünyada kaderine boyun eğmeyen bir kadın...

    Paulo Coelho, 20. yüzyıl başında casuslukla suçlanarak idama mahkûm edilen Mata Hari ile avukatı arasındaki yazışmalardan yola çıkarak kurguladığı Casus'ta bu olağanüstü kişiliği bir roman kahramanına dönüştürerek hayatın ve aşkın gizemlerini sorguluyor.
    (Tanıtım Bülteninden)

    * En kısa zamanda bu kitap edinilmeli, 04 Ekim 2016 tarihinden itibaren kitapçılarda.

















    18 Eylül 2016

    Okullar Açılıyor


    Merhaba sevgili dostlarım, nasılsınız? Dilerim çok iyisinizdir. Ben ve Misi de iyiyiz. Misi bilmiyor ama okullar açılıyor. Annesinden saatlerce uzak kalacak benim minik kuşum. Hemen alışır da ben yeni tempoya nasıl alışırım bilemiyorum. 1 günlük plan yapmak bile zor geldi. Oysa ki ben hafta sonu bir oturdum mu beş günlük planı hazırlarım ama.
    Kızım ve ben Perşembe akşamı eve döndük. Cuma günü dinlendik, ödemelerimi gerçekleştirdim.
    Dün de temizlik, ütü, yemek yaptım. Dinlendim, kitap okudum.
    Bugün de alışveriş, yemek yaptım. Plan hazırladım. Misi uyuyor, ben bloğuma yazı yazıyorum.
    Yarın milyonlarca öğrenci ve öğretmen işbaşı yapacak, hepimize yeni eğitim-öğretim yılı hayırlı uğurlu olsun. Yeniden görüşünceye dek sevgiyle kalın dostlarım.

    6 Eylül 2016

    Ablam Usulü Sarma


    Merhaba sevgili dostlarım, nasılsınız? Dilerim çok iyisinizdir. Ben de iyiyim. Bugün sabah zümre toplantımız vardı. Daha sonra eve geldim, temizlikti, yemekti bu saati buldu. Bilgisayarımda ve yazıcımda sorun vardı, bugün onlar da halloldu çok şükür.
    Bugün size ablamın yaptığı enfesss sarmanın tarifini vereceğim. Bu tarif birazcık farklı çünkü içinde rakı var. Tadından yenmiyor, mutlaka deneyin derim. Sonuç mu parmak ısırtıyor.
    Tarife geçiyorum.
    İçindekiler:
    5 adet kuru soğan
    1 çay bard. zeytinyağı
    1/2 çay bard. sıvı yağ
    1 kupa pirinç
    1 çorba kaşığı tepeleme dolma fıstığı
    1 tatlı kaşığı yeni bahar
    1 çorba kaşığı kuş üzümü
    1/2 çay kaşığı tarçın
    1 çorba kaşığı kuru nane
    1/2 çorba kaşığı limon tuzu
    1 çorba kaşığı toz şeker
    1 tatlı kaşığı tuz
    1 çay kaşığı karabiber
    2 su  bard. su
    Arzuya göre 1 çorba kaşığı rakı
    1/2 kg yaprak

    Yapılışı: Kuru soğan ve dolma fıstığı birlikte kavrulur. Ayrı bir kapta yıkanmış ve süzülmüş pirince şeker ve tuz dahil tüm baharatlar eklenir. Kavrulmuş soğanın üzerine baharatları eklenmiş pirinç eklenir. 1 bardak su ve rakı eklenir. Kısık ateşte pişirilir. Ocaktan alınır, ılınmaya bırakılır.
    Yapraklar sarılır, tencereye dizilir. 1 su bard. su ilavesiyle ve üzerine çok az yağ gezdirilerek pişirilir. İnmesine yakın 1/2 limon sıkılır.
    Afiyetle yenir.
    Sevgili dostlarım yeniden görüşünceye dek sevgiyle kalın.















    5 Eylül 2016

    Yaz Biterken


    Merhaba sevgili dostlarım nasılsınız? Yine uzunca bir süredir görüşemiyoruz. İstemeyerek te olsa bloğumu çok boşladım. Annemin fizik tedavisi, benim yardımcı olmaya çalışıyor oluşum, ablamların Akçay'a gelişi derken zamanın nasıl geçtiğini anlayamadım.Annem ile benim oldukça sakin seyreden yaşamımız ablamların gelişiyle bir anda hareketlendi. Her gün bir yerlere gittik. Vee derken benim Bigadiç'e dönme zamanım geldi.Çok üzüldüm çünkü gözüm arkada kaldı. Kös kös evime döndüm.
    Misi'yi de annemde bıraktım. Benim minik kuzum anneme ve ablamlara emanet. Dört gün için kızıma eziyet etmek istemedim. Tamam dört gün sonra Akçay'da olacağım ama ablamlarla yalnızca bir gün birlikte olabileceğim. Onlar Pazar günü dönecekler. Beni üzen bu.
    Yaz bitiyor olduğu için çok üzülüyorum. Ben aslında sonbahar insanıyım ama Mayıs, Haziran ve Temmuz aylarına bayılıyorum. Ağustos ayı da idare eder. Sonra Eylül ayı gelir, seminer dönemi başlar, okullar açılır. Ben bu yazın nasıl geçtiğini anlayamadım. Bana iki aylık tatil yetmedi. Ben aslında bir yıl ücretsiz izin almak istiyordum. Sevgili dostlarım pek te iç açıcı yazmadım farkındayım. Beni hoş görün olur mu? Sonbahar hüznü sardı içimi. Yeniden görüşünceye dek sevgiyle kalın!
    *Kızımı özledim.

    17 Ağustos 2016

    Nefis İmambayıldı



    Merhaba dostlarım, nasılsınız? Biz iyiyiz. Annem haftaiçi her sabah fizik tedaviye gidiyor. Öğleye doğru geliyor. 
    Burçak annesine destek oluyor, temizlik yapıyor, her sabah balkonları siliyor, yemek pişiriyor.  Misicik dün karma aşı oldu, korktuğum kadar halsizlik çökmedi üzerine.
    Eveet birkaç gün önce imambayıldı yaptım, annişimin canı istiyormuş. Hemen tarifini veriyorum. 
    6 patlıcanın kabuklarını alacalı olarak soyuyoruz. Ortalarını çok derin olmayacak biçimde kesiyoruz.
    Ortalarını da çok iyi olmak üzere her tarafını yağlayıp fırın tepsisine diziyoruz. Fırına atıyoruz. Üst kısmı kızardıktan sonra çevirip her tarafı eşit olacak biçimde pişiriyoruz. 
    Öte yandan 6 adet orta boy kuru soğan kesilip kavrulur, 2-3 diş sarımsak eklenir. Daha sonra 5-6 tane sivri biber kesilip eklenir. En son 4 orta boy domates kesilip kavrulur, 1,5  tatlı kaşığı tuz, 1 kesme şeker eklenir. 
    Kavurma işleminden sonra patlıcanların kesilen kısmı açılır, genişletilir. Kavrulan harç patlıcanların ortasına yerleştirilir. Yemeğimiz fırında 30-35 dk. pişirilir. Afiyetle yenir. 



    Yeniden görüşünceye dek sevgiyle kalın dostlarım. 

    26 Temmuz 2016

    Muhteşem Karnıyarık


    Sevgili dostlarım merhaba nasılsınız? Dilerim çok iyisinizdir. Biz iyiyiz. Annem, seminerlerimiz devam ederken İstanbul'a gitmişti. Doktor MR istemiş. Çıkan sonuca göre annemin omzunda iki yırtık varmış. Uzun zamandır omzu ağrıyordu. Daha sonra seminerler bitti. Ben Akçay'a geldim, bir süre sonra annem yeniden İstanbul'a gitti. Doktor ameliyat olması gerektiğini söylemiş. Annem ameliyat oldu, doktora kontrole gitti. Doktor çok iyi bulmuş. Sonra annecim geldi.
    Ben uzun süredir sizlerle paylaşımda bulunmamışım, en son bayram tebriği yayımlamışım. Çok şaşırdım. Bugün sizlerle ilk kez yaptığım karnıyarık tarifini paylaşacağım. Biz bir öğünlük yaptık.
    4 patlıcanın kabuklarını alacalı olarak soyuyoruz. Ortalarını çok derin olmayacak biçimde kesiyoruz.
    Ortalarını da çok iyi olmak üzere her tarafını yağlayıp fırın tepsisine diziyoruz. Fırına atıyoruz. Üst kısmı kızardıktan sonra çevirip her tarafı eşit olacak biçimde pişiriyoruz.
    Bir yanda 2 soğanı ve 3-4 iri diş sarımsağı kavuruyoruz. 200 gr kıymayı ekliyoruz. Kavuruyoruz. 3 domates kesip kıymaya ekliyoruz. Tuz, karabiber ekleyip pişiriyoruz. Daha sonra biraz da maydanoz kıyıp kıyma harcının içine koyuyoruz. Patlıcanların kesik kısmını açıp kıyma harcını koyuyoruz. 1 dilim domates ve 1 sivri biber ekleyip fırına sürüyoruz. Yaklaşık yarım saat pişiriyoruz. Yağda kızartmadığımız için hem çok sağlıklı hem de çok hafif oluyor.
    Afiyetle yiyoruz. Ben karnıyarığın yanına cacığı yakıştırdım, yaptım.
    Ben hep karnıyarığın yapımını öğrenmek istiyordum. Öğrendim. Annemin yemek, temizlik, ütü yapması, kolunu uzatması, çamaşır asması yasak. Bu sene evde de, mutfakta da oldukça etkinim.
    Ben varken zaten ütü, süpürme benim işimdi. Şimdi bir sürü yemek yapıp öğreniyorum da. Cesaret kazanıyorum. Bu yüzden çok mutluyum. Bundan sonra her tatilde mutfak benim işim olacak. ;))
    Yeniden görüşünceye dek sevgiyle, dostça kalın!



    27 Haziran 2016

    Çocuğunuza Sınır Koyma 2


    *Geçtiğimiz günlerde bu kitabın ilk cildini sizlerle paylaşmıştım. Bu da ikinci kitap. İkinci kitapta yer alan konular şunlar:
    Çocuğunuz istediğini yaptırmak için sınırlarınızı sürekli zorluyor mu? Çocuğunuzla basit bir olayda bile güç mücadelelerine mi giriyorsunuz?

    Kendinizi yorgun ve tahammülsüz mü hissediyorsunuz? Katı ya da yumuşak eğitim modelleriniz çocuğunuzla iletişim kurmanız için yeterli değil mi?

    Çocuğunuza Sınır Koyma 2, özellikle inatçı ve ısrarcı çocuklarınızın eğitiminde size yeni bir yöntem sunuyor. Çocuklarınızın daha pozitif, saygılı, iletişime açık ve koyduğunuz kurallara uyan bir birey olarak yetişmesinde etkin rol oynayacak.
    (Tanıtım Bülteninden)

    Senden Sonra Ben


    (Senden Önce Ben) kitabının devamı.

    Beni o kadar da sık düşünme.Sadece iyi yaşa. Sadece yaşa... Sevgiyle, Will.

    Louisa Clark ve Will Traynor birlikte altı ay geçirmiştir. Koca bir yılın yarısı... Ve bu altı ay çok şeyi değiştirmiştir. Lou artık kendi hayallerinden korkan o kasabalı kız değildir fakat hayatı Will'in istediği gibi cesurca yaşamayı da başaramıyordur. Sevdiklerini kaybeden insanların yollarına nasıl devam ettiklerini bilmiyordur çünkü Will'in olmadığı bir dünya onun için hâlâ katlanılması zor bir yerdir. Boş bir apartman dairesinde yaşıyor, havaalanında korkunç bir işte çalışıyordur. Yaşasa da onun için hayat diye bir şey yoktur, ta ki karşısına onu Will'e götüren, kimsenin haberinin olmadığı bir bağlantı çıkana dek...

    Kederden arınma yolculuğu hiçbir zaman dolambaçsız değildir ama hayat bazen o incecik çizgide yürürken sunar mucizelerini... Lou sonunda umudu tekrar bulup yeni bir hayat için hayaller kurmaya başlayabilecek midir?

    Hikâyelerin mutlu sonla bitmesi için yola devam etmek gerekir...

    "Aşka, kedere ve hayata sıcacık, komik ve umut dolu bir bakış... Yanınıza koca bir kutu mendil alın."
    -Stylist-

    "Şaşırtıcı kurgusu, insanı kendilerine âşık eden karakterleri ve kâh ağlatıp kâh güldürmesiyle bu kitap resmen kusursuz."
    -Glamour-

    "Gündelik hayatı esprili ve sıcacık bir dille kaleme alma yeteneğine sahip olan Moyes, aşka inanmanızı sağlamadan önce yüreğinizi sızlatmayı başarıyor. Bu kitabı elinizden bırakamayacaksınız."
    -Sunday Express, S-

    "Tıpkı Senden Önce Ben gibi bu kitap da yas ve yola devam etmek gibi zor konulara rağmen komik ve eğlenceli. Vakti geldiğinde hepimiz sevdiğimiz şeyleri yitiririz ama Moyes her zaman mutlu son yaşanmasa da yola devam edildiğini bize hem dokunaklı hem de esprili bir dille hatırlatıyor."
    -Miami Herald-

    "Kalbi kırık bir kadının zor hayatına dair sıcacık, hüzünlü ama bir o kadar da komik bir hikâye."
    -Abendzeitung München-
    (Tanıtım Bülteninden)

    Havva'nın Üç Kızı


    İnanca, inançsızlığa, arayışa, farklı kadınlara ve aşka dair baş döndürücü bir yolculuk... Ben ne annem gibi dindarım, ne babam gibi kâinatın, beş duyumla kavradığım şeylerden ibaret olduğuna kaniyim. Öyleyse ben neredeyim? Ne mutlak dindarlığa, ne de mutlak akılcılığa dahil olmak isteyenler için bir başka yaklaşım, yeni bir varoluş şekli yok mu acaba? Bir üçüncü yol mesela? Kim bilir?

    Şirin, Mona ve Peri… Günahkâr, İnanan ve Şaşkın. Münkir, Mümin ve Mütereddit… Böylesine farklı üç genç kadın nasıl bir araya gelebilir? Arkadaş olabilirler mi sahi? Hatta kız kardeş?

    Tanrı, bilim, kimlik, aidiyet, Doğu-Batı tartışmalarının tam ortasında hiç kimselere benzemeyen, karizmatik bir adam, sarsıcı bir skandal ve sıra dışı bir aşk... yarım kalan... seneler sonra yeniden canlanan...

    Elif Şafak büyüleyici dili ve sağlam olay örgüsüyle inanca, inançsızlığa, arayışa, farklı kadınlara ve aşka dair baş döndürücü bir yolculuğa çıkarıyor bizleri.

    Havva'nın Üç Kızı Türkiye ile Avrupa, dün ve bugün arasında gidip gelen güncel bir hikâye anlatıyor.

    Yüzyılımızın en çok tartışılacak konularından birini kışkırtıcı kahramanlar aracılığıyla ele alan, temposu hiç düşmeyen, kolay kolay unutamayacağınız bir roman.
    (Tanıtım Bülteninden)

    * Çok ilginç bir kitap, dün Ayşe Arman'ın Elif Şafak ile olan röportajını okudum. En kısa zamanda bulup alacağım.

    18 Haziran 2016

    Esmer Ramazan Pidesi



    Merhaba sevgili dostlarım nasılsınız? Dilerim çok iyisinizdir. Biz de iyiyiz. Beyaz un ile yapılan Ramazan Pidesi'ni yiyemiyorum. Bir bulasşsam bir daha bırakamam diye korkuyorum. bu nedenle ben de Beyaz Unsuz Şekersiz Hamur İşleri kitabından esmer ramazan pidesi tarifini denemeye karar verdim. Kitap yeni çıktığında almıştım, bir heves birkaç tarif uygulamıştım. Bundan sonra kitabıma daha sık bakmaya karar verdim. Tarife geçiyorum.





















    4 su bard tam buğday unu
    2 su bard. ılık süt
    1 yemek kaşığı zeytinyağ
    1 yemek kaşığı bal
    1 çay kaşığı deniz tuzu
    1/2 yemek kaşığı kuru maya ya da 1/2 paket yaş maya
    1 tatlı kaşığı yoğurt
    1'er yemek kaşığı susam ve çörekotu

    Yapılışı: Yoğurt dışındaki tüm malzemeyi karıştırın, yoğurun. 1 saat kadar dinlendirin.
    Hamuru tepsiye yerleştirip yayın. Yoğurdu 1 yemek kaşığı su ile sulandırıp üzerine sürün. Susam ve çörekotunu serpiştirin (ben yalnızca çörekotu serpiştirdim).
    Ilık bir yerde 15 dk. dinlendirdikten sonra sıcak fırının orta rafında 20-30 dk. pişirin.
    Üzeri hafifçe renk almış olacak.

    * Pide hamuru cıvık oluyor, sakın un eklemeye kalkmayın. Tarif doğru olarak verilmiştir.
    Afiyetle yiyin!









    17 Haziran 2016

    Çocuğunuza Sınır Koyma


    Çocuklarınız kurallarınıza uymuyor, yanlış davranışlarda mı bulunuyorlar? Doğru davranmaları konusundaki önerilerinizi önemsemiyor ya da ret mi ediyorlar? Yumuşak ve otoriter eğitim modelleri arasında kararsız mı kalıyorsunuz?

    Oysa bu modellerden daha eğitici ve daha az çaba gerektiren bir yöntem var. Çocuğunuza Sınır Koyma, çocuklarınızın daha nazik ve saygılı olması için altyapı oluşturmanıza yardımcı olur.
    Robert MacKenzie tarafından yazılmış ve tekrar gözden geçirilerek genişletilmiş bu baskı ile kanıtlanmış teknik ve yöntemleri öğrenecek ve çocuğunuzun sizinle işbirliği yapmasını sağlayacaksınız.

    Bu kitap anne-babalara şu özellikleri kazandırıyor:

  • Anlaşılır, kesin ve etkili sınırlar koymak


  • Çatışma ve güç mücadelelerine son vermek


  • İşbirliğine yönlendirecek kurallar koymak


  • Çocuklara sorun çözme becerileri kazandırmak


  • Yanlış davranışlar karşısında mantıksal sonuçlar uygulamak

  • Çocukların, gelişimlerini yönlendirecek sınırlara ihtiyaçları vardır. MacKenzie'nin rehberliğinde sizler de mutlu ve tatminkâr bir aile hayatı için gerekli olan eğitici sınırları oluşturmayı öğreneceksiniz.
    (Tanıtım Bülteninden)

    * Ben, kitaba başladım, örnekler içeriyor, anlaşılır bir dille yazılmış, çok çok güzel. Şiddetle öneririm!

    Okullar Tatil Oldu


    Merhaba sevgili dostlarım, nasılsınız? Dilerim çok çok iyisinizdir. Misi ve ben çok iyiyiz. Annem Pazartesi günü geldi, dün sabah Akçay'a geri döndü. İnşallah ay sonu Misi ile ben de Akçay'a gideceğiz. Evet okullar tatil oldu, bugün gelişim raporlarını dağıttım çocuklara, kucaklaştık, vedalaştık. Ay sonuna dek seminerlerimiz var, plan hazırlamak yok. Bu da büyük ayrıcalık doğrusu.
    Aslında seminerler olmasa da okullar olsa, seminer dönemi hiçbir şey yapmıyoruz, çok sıkılıyorum.
    Ama tabii yazın çocukları tutmak çok zor oluyor. Artık Akçay'a gitmek, denize girmek istiyorum. Denizi çok özledim. Ay sonunu iple çekiyorum.  Önceki yıllarda birleştirilmiş sınıf olan okullardaki öğretmenler seminer dönemini istedikleri okullarda geçiriyorlardı. Bu sene önce ilk hafta herkes kendi okulunda seminere katılacak dendi. Bugün öğrendim ki iki haftayı da kendi okulumuzda geçirecekmişiz. Ne kadar mutlu oldum anlatamam. İki adım ötemde okul varken biz köye gideceğiz, yol parası vermeye devam edeceğiz. Bayıldım doğrusu!!! Benden şimdilik bu kadar, yeniden görüşünceye, yeni tariflerle buluşuncaya dek dostça kalın. Sizi çok seviyorum!



    10 Haziran 2016

    Blogum 10 Yaşında


    Merhaba sevgili dostlarım bugün bloğum 10 yaşına girdi. Çok çok mutluyum. Keyifle, sağlıkla, mutlulukla nice 10 yıllara, nice paylaşımlara. İyi ki bu bloğu oluşturmuşum. Blogum sayesinde siz dostlarımı kazandım. İyi ki varsınız! Sizleri çok seviyorum.


    6 Haziran 2016

    Baharın Peşinde


    Ben Lilah Calloway. Blackwater, Teksas'ı sonsuza dek arkamda bıraktığıma inanacak kadar safmışım ve ne yazık ki babam da kolumdan tutup beni geri getirecek kadar kararlıymış. Bu da yetmezmiş gibi, patlamaya hazır bombayı kucağıma koymaktan da çekinmemiş: Chase Matthews bize taşınıyor. Eski en yakın arkadaşım ve okulun altın çocuğu Chase her sabah gözümü açtığımda görmek istediğim son insan. Onun varlığı kasabayla beraber toprağa gömmeye çalıştığım her şeyi suratıma çarpıyor.

    Ben Chase Matthews. Lilah Calloway benim için gece birlikte evden kaçmak, altın sarısı saçları rüzgârı okşarken sahillerde kafayı bulmak demektir. Buraları terk edene dek en yakın arkadaşımdı ve bir daha geri dönmeyeceğine herkes kadar emindim. Ancak aniden lisenin son yılını okumak için küçük kasabamıza teşrif etti. O kısacık kesilip siyaha boyanmış saçlar ile şeytani bakışlar herkesin gözünü korkutabilir ama beni değil. Ben o kılığın altındaki kaybolmuş kızı bulabilirim.
    (Tanıtım Bülteninden)