22 Eylül 2014

Gecenin Ardından Gün Doğar


Ölümün ardından yaşam doğar

En karanlık zamanlarında etrafına bak

Çünkü hiçbir zaman yalnız değilsin Seviliyorsun

Kıyısında acının ve mutluluğun taşlarını biriktiren bir nehirdir hayat…

Hayata dair umut ışığını yitiren genç bir kadın…

Ve onu bir an olsun yalnız bırakmayan vefakâr dostları…

Emma için gelecek belirsizliklerle doludur. Trajik bir vedanın, yeni başlangıçlar için ona yol gösteren bir rehbere dönüşebileceği aklının ucundan bile geçmezken, hayat onu şaşırtmaya devam etmektedir. Tabii en yakınındaki insanları da.

Mutluluğun elinden kayıp gittiğine ve onu bir daha bulamayacağına inanan Emma'nın yeniden gülümseyebilmesinin acı tatlı hikâyesinde kendinizden çok şey bulacaksınız.

"Aşk, dostluk, ölüm ve yaşam gibi hayata dair pek çok konuyu merkezine almayı başarabilmiş, samimi ve duygu yüklü bir roman."
-Publishers Weekly-

"Ölüm kadar gerçek, hayat kadar yaşanası bir hikâye."
-Booklist-

"Bu roman sizi bazen ağlatacak bazen de öylesine güldürecek ki ağlamayı unutacaksınız. Okurken hüzünlü kahkahalar atarsanız şaşırmayın."
-Amazon-

"Keder ve mutluluk gibi birbirine zıt iki duygu kusursuz bir mizahi anlatımla bir araya getirilmiş. Anna Mcpartlin'in üslubu için ne desek az."
-Romantic Times-
(Tanıtım Bülteninden)

İstanbulcunun Sandığı



İstanbulcunun sandığı açılıyor!

İstanbulcunun Sandığı… Şehri kuşatan bir dolu söz, yazı, alışkanlık, eşya, hatıra… Ve bütün bunların hikâyesi... 

İSTANBULCUNUN SANDIĞI BİR ŞEHRİN RUHUNUN MİNYATÜR HÂLİ. 

İstanbulcu olmak için İstanbulun kadîm sakini olmak şart değil, şehrin havasını bir kez solumak, hatta bir filmden, bir romandan, bir şiirden ona bakmak dahi o ruha bulaşmak için kâfi. İskender Pala, İstanbulcunun Sandığında gizli duyguları harmanlıyor; bazen içleniyor, bazen neşeleniyor; kimi zaman sitemini açığa vurup kimi zaman hülyalanıyor. 

…Eğer şehri eğlencesiz bir film gibi uzaktan izliyorsa bir serçe, solgun günbatımlarının siluetine ağlamaktan yorulursa yolda ve dönemeden yuvaya düşüp ölürse yavrularına hasret; o zaman, işte o zaman sarsılır duvarları şehrin ve tekrar kurulmak üzere başlar yıkılmaya.

…Zaman ki hem dost, hem düşman; hem mazlum, hem zalim. İstanbul ki hem vatan hem gurbet; hem bilge, hem âlim. Zaman, aktıkça kuduran nehir bazen ve bazen İstanbul, durdukça köpüren zehir... Nefrete dost ve tuzak sevdaya zaman; hayırda şer ve şerde hayır gizleyen İstanbulum aman... 

İstanbulcunun Sandığında İskender Pala zarif kalemiyle şehrin kalbine dokunuyor.
(Tanıtım Bülteninden)

İflah olmaz bir İstanbullu olarak kitap çok ilgimi çekti doğrusu. Alınmalık bir kitap!

Öksüzler Treni


Bazen içinizdeki çocuk geçmişinizde hapsolur ve siz o çocuğu kurtarmak için tüm umutlara sımsıkı sarılırsınız…

Binlerce çocuk düşünün, ya ailesini hiç tanımamış ya da ailesini kaybetmiş. Kimsesiz çocukları düşünün, gülen gözleriyle size bakan. Tek istedikleri sıcak bir yuvayken, tek umutları ise onları bilinmeyen geleceklerine taşıyan Öksüzler Treni'dir.

1929 yılı Amerika'sında Vivian Daly de o trende yolculuk eden çocuklardan sadece biridir. Küçük yaşta hayatın zorluklarıyla karşılaşan Vivian, bir şekilde kaderine yön vermek zorundadır. Bunu gerçekleştirme gücünü de ona nereden geldiğini hatırlatan aile yadigârı kolyesinde bulacaktır…

On yedi yaşındaki Molly Ayer, son şansını da tüketmek üzere olduğunun farkındadır. Ona bakmakla yükümlü olan aileyle arası iyice açılan Molly'nin tek şansı, kamu hizmeti adına doksan bir yaşındaki yaşlı bir kadının çatı katını temizlemeye bağlıdır. Molly bu işi gönülsüzce yapacak olsa da aslında o yaşlı kadınla ne kadar çok ortak yönleri olduğunu yaşayarak öğrenecek ve geçmişte hapsolan ruhlarını özgür bırakma yollarını onunla birlikte keşfedecektir.

Öksüzler Treni ikinci şansları, beklenmedik dostlukları ve bizi kim olduğumuzu keşfetmekten alıkoyan sırları barındıran muhteşem bir roman.

"Sürükleyici… Bir eve ait olma hissini arayan iki kadının yürek burkan hikâyesi."
-Publishers Weekly-
(Tanıtım Bülteninden)

20 Eylül 2014

İstanbul'a Veda


Merhaba dostlarım, nasılsınız? Ben çok iyiyim.  Geçen gece İstanbul'a geldim, dün doktor kontrolüm vardı.
Sevdiklerimi gördüm. Bir ay sonrası için yine doktordan randevu aldım. Şu anda İstanbul'daki son dakikalarım. Bir ay sonra gelmek üzere güzel memleketime İstanbul'uma veda ediyorum. Burayı çok özlüyorum. Neyse karamsarlığa kendimi kaptırmasam iyi olur. Dostlarım yeniden görüşünceye dek sevgiyle, sağlıkla kalın!

Yaz Rüzgarı


Kalbini nerede bıraktıysan evin orasıdır… Ünlü talk show sunucusu Nora Bridgein hayatı, basın ve magazin dünyasını alt üst eden bir skandalla cehenneme döner. Kariyerindeki ani çöküşle birlikte meraklı gözlerden kaçan Nora yıllar önce ailesini terk ettiği Summer Adasındaki evine dönmek zorunda kalır. Noranın, bir komedyen olarak Hollywoodda tutunmaya çalışan küçük kızı Ruby ise annesini yıllardır affetmemiştir ve yaşanan skandalın ardından Noranın gizemli hayat hikâyesini yazması için ünlü bir dergiden servet değerinde bir teklif alır. Fakat bu yazıyı yazmak o kadar kolay bir iş değildir. Annesine yardımcı olma bahanesiyle adadaki eski evlerine gelen ve burada hem acı dolu hem de keyifli hatıraların gün yüzüne çıktığı dopdolu bir hafta geçiren Rubynin intikam ve öfke dolu hisleri yavaş yavaş durulmaya başlar. Çünkü bir anne ve kızı birbirine kenetleyen bağlar, ne kadar büyük bir felaketle yıpranmış olursa olsun asla kopmayacak kadar güçlüdür…

Geçmişle yüzleşmeden asla mutlu olunamayacağını herkese kanıtlayan Yaz Rüzgârı, Kristin Hannahnın insan ruhunu ne kadar iyi tanıdığını özetliyor…

"Karakterlerin iç dünyasına Kristin Hannah kadar nüfuz edebilen başka bir yazar bulabilmek çok zor." 
-Washington Post Book World-

"Yenilenmek ve tekrar sevebilmek mümkün. Yaz Rüzgârı tüm dünyadaki anne ve kızların kalbini çalacak."
-Tulsa World-

"Kalbin en derin sırlarını elinde tutan Kristin Hannah aşkın ve affetmenin gücünü anlatıyor."
-Tami Hoag-
(Tanıtım Bülteninden)

17 Eylül 2014

Yaralı


Artık hatırlanmaya değecek kadar bile kalmadın. Seni unutmak hakkım! Unutkan biri değilimdir ama sen bende hatırlanacak hiçbir şey bırakmadın. Benim unutulmuşum olmak bile güzeldir, bil. Aşk mı? Aramızda kaldı; içimizde değil… Yanlış aşkta doğru aranmaz. Ama yine de oku istiyorum. Cümlelerimde gizlenmiş duygudan ne anladığını benim nasıl yazdığım değil, senin nasıl okuduğun belirler. 

"Kör müydü gözlerin, nasıl göremedin" diye sordular senden sonra. Kör değildim. Ve hayatımda en çok iki kere parlamıştı gözlerim. Birincisi seni ilk gördüğüm, ikincisi giderken ardından baktığım gün. İlkinde aşkın ışığından, ikincisinde gözyaşlarımdan… O iki anın arasındaysa hep kapalıydı gözlerim. Aşkına inandığımdan. 

Kör değildim, sadece güvenmiştim!

Not: Bugün seni düşünmeden yaşayabilmeyi başardığım ilk gün. Hadi topla seni benden. Kalbim seni uğurluyor. Al bu yara sende kalsın. Artık beni acıtmıyor.
(Tanıtım Bülteninden)

Bir Kıvılcım Yeter


Hikâyenin nasıl bittiğini anlatmadın?"
"Bitmiyor çünkü."

Sullivan ailesinin cesur ve yakışıklı üyesi Gabe başarılı bir itfaiyecidir; Megan ise yıllar önce pilot eşini iş kazasında kaybetmiş, kızıyla birlikte yaşam mücadelesi veren genç ve güzel bir kadın. Bir gün, bilinmeyen bir nedenle dairesinde yangın çıkar ve onları kurtarmaya gelen kişi itfaiyeci Gabe olur.

Yolları büyük bir felaketle kesişen ve birbirlerini tanıdıkça yakınlaşmaya başlayan bu iki insanın, duygularını dizginlemeleri için geçerli nedenleri vardır. Gabe önceki ilişkisinde yaşadığı sorunlar nedeniyle âşık olmaktan kaçınır. Megan ise tehlikeli mesleği olan bir başka adamı daha sevip kaybetme riskini göze alma cesaretini gösteremez.

Kaçınılmaz ikilemlerle nasıl baş edeceklerini bilemeyen âşıkların önünde iki yol vardır: Tutku kıvılcımlarına teslim olmamak için bu ilişkiden kaçmakla, her türlü riski göze alarak ateşe atılmak arasında bir tercih yapmak zorundadırlar.

"Bu kitap, aşkın zaman ve mekân tanımadan beklenmedik bir anda hayatınıza misafir olabileceğine güzel bir kanıt."
-Cosmopolitan-

"Bella Andre'nin kaleminden çıkan her roman gibi aşkın ve romantizmin hayat verdiği sımsıcak bir hikâyeyle daha tanışmaya hazır olun."
-Romantic Times-

"Sullivan kardeşlerin aşkla tanışan her üyesi gibi Gabe Sullivan da dur durak bilmeden duygularının peşinden gitmeye kararlı."
-Amazon-
(Tanıtım Bülteninden)

14 Eylül 2014

Hayal-Gerçek


"Her gün yüzlerce hayal kurarsın ve hiçbiri gerçek olmaz; ama bir gün bir gerçek yaşarsın hiçbir hayale sığmaz." 
Paul Auster

13 Eylül 2014

Benim Minişlerim


Merhaba sevgili dostlarım, yine çok uzunca bir süredir görüşemiyoruz değil mi? Nasılsınız? Dilerim iyisinizdir. Ben de iyiyim. Bugün evde büyük temizlik vardı, annişle Ayşe kolları sıvadılar. Ben de yıkanan perdeleri  ütüledim. Ve son iki saattir iki haftalık plan hazırlamakla meşgulüm. Önümüzdeki ve ondan sonraki haftaya hazırlık olsun istiyorum doğrusu. Çünkü Cuma günü doktor kontrolüm var, Perşembe günü okuldan sonra İstanbul'a gideceğim. Kolaylık olmasını istiyorum, plan düşünmek istemiyorum açıkçası.
Geçtiğimiz hafta öğrencilerimle tanıştım, hepsi birbirinden şeker minişler. Hele bir tane ufacık, mavi gözlü kızım var ki anlatamam. Annesini seksen gün önce kaybetmişler. Çocukcağız iş arkadaşım Fatmanur ile konuşurken "benim annem öldü" demiş. Babası ona her şeyi anlatmış. Kaza sonucu kaybetmişler. Allah sabır versin. Hepsine kanım kaynadı. Minişlerimle zevkli bir eğitim-öğretim yılı geçirmek dileğiyle. Şimdilik benden bu kadar sevgili dostlarım, yeniden görüşünceye dek dostça kalın.

9 Eylül 2014

Artık Benimsin


Bu, Fiona MacLean'in rüyalarındaki düğün değildir. Törende ne ailesi ne de konuklar bulunmaktadır, yalnızca mihraba -kelimenin tam anlamıyla- sürüklenen bir damat vardır.

Ancak Fiona, bir daha yüzünü görmeyeceğine yemin ettiği yakışıklı Jack Kincaid ile yapacağı bu evlilik iki aile arasındaki kanlı savaşa mani olacaksa, buna boyun eğmeye hazırdır. Elbette kalbini vermeden yatağını onunla paylaşacaktır...

İskoçya'dan Londra'ya kadar yoldan çıkmış bir serseri olarak bilinen Jack, kendini berbat durumlarda bulmaya alışkındır ama... ya evlilik? 
İkisi çok uzun zaman önce bir gençlik tutkusu yaşamışlardır. Şimdiyse ateşli ve şehvetli Fiona bir kez daha kendisine aittir. Ve sözde evlenmiş olsalar da Jack, onun bedenine ve ruhuna sonsuza kadar sahip olmaya hazırdır.

"Eğlenceli, seksi ve çok tatlı!"
Victoria Alexander

Aşk Meselesi


Bir kadın eski bir aşkı için sahip olduğu her şeyi riske mi atmalı yoksa güvenli yaşamına sımsıkı tutunmalı mı?

Laura Quick, hiç beklemediği bir anda, kendini ulusal bir televizyon kanalında, tuhaf bir bilgi yarışması sunarken bulmuştu. Ama yarışmacılardan biri, karşısında görmeyi en son umduğu kişiydi: Eski erkek arkadaşı Luke.

Hâlâ kocası Nick'in ortadan kaybolmasıyla baş etmeye çalışan Laura, kocasının kıyafetlerini evden -ve onunla ilgili anılarını da aklından- atabilmeyi henüz başarmıştı. Tam bu sırada yakışıklılığından hiçbir şey kaybetmemiş eski erkek arkadaş Luke'un, altı yaşındaki kızı ve köşe bucak kaçılan eski karısıyla birlikte ortaya çıkması bir işaret miydi acaba?

Laura'nın kız kardeşleri Luke'un bir fırsat olduğunu düşünüyordu. Genç kadının Nick'i unutması ve hayatına devam etmesi için mükemmel adam çıkagelmişti işte. Ancak Laura o kadar da emin değildi. Eski aşkına ikinci bir şans vermeli miydi? Peki kocası Nick'le yolunda gitmeyen neydi ve Laura en yakınlarını gerçekten ne kadar tanıyordu? Her soru onu aradığı cevaptan uzaklaştırırken, belki de en doğrusunu sadece kalbi biliyordu...

"Wolff komik, büyüleyici, elinizden bırakamayacağınız romanlar yazıyor." 
- Marıan Keyes-

"Kaderine boyun eğmiş yalnız bir kadının dünyası, eski erkek arkadaşının ortaya çıkışıyla sarsılıyor. Bayılacaksınız." 
- Heat-
(Tanıtım Bülteninden)

Aslında


New York Times ve USA Todayin en çok satanlar listesinde yer alan Cora Carmackın ikinci kitabı "Aslında"

Mackenzie "Max" Millerin bir sorunu var. Ailesi ona sürpriz bir ziyarete geliyordur ve eğer onun boyalı saçlarını, dövme ve piercinglerini görür­lerse onu evlat­lıktan reddedebilirler. Daha da kötüsü ailesi, erkek arkadaşı olarak Mace gibi boynunda dövmesi olan ve bir müzik grubunda çalan biriyle tanışmayı kesinlikle istemez. Max, tüm yalanları bir bir dökülmek üzereyken Cadele tanışır. Cade Philadelphiaya Teksastaki sorunlarını geride bırakmak için gelmiştir. Sorunlarıyla ilgilenmek istemiyordur. Max bir kafede ondan erkek arkadaşıymış gibi davranmasını istediğinde bu oyunu oynayabileceğini düşünür ve kabul eder. Yalnız rolünü o kadar iyi oynuyordur ki oyunun sonu bir türlü gelmez...

"Olağanüstü. İlk Defadan sonraki favori kitabım Aslında. Kesinlikle okunmalı." 
- Jennifer L. Armentrout, yazar-

"Aslındada istediğiniz her şeyi bulabilirsiniz. Erotik gerilim, kırık kalpler ve muhteşem karakterler Cora Carmackin eğlenceli dilinde bir araya geliyor."
- Colleen Hoover, yazar -

"Bir kitaptan bekleyebileceğim her şey burada. Yaşamdan bir dilim gibi. Daha fazla Cora Carmack istiyorum."
- Sophie Jordan, yazar-
(Tanıtım Bülteninden)

Yıldız Tozu


Bir aşk, kaç hayat eder?

Başarılı cerrah MatthewBeaulieu'nun bildiği tek hayat, çocukluğundan beri âşık olduğu kadın, yani Elle'dir. Ne var ki böyle büyük bir aşk için bile her şey tozpembe değildir. Elle ve Matt ne kadar isteseler de bir türlü evlat sahibi olamıyordur. Çünkü Elle'in hiçbir hamileliği sağlıklı bir şekilde sonlanmaz.

Ancak kaderin kötü sürprizleri bununla da sınırlı kalmayacaktır. Matt'in tüm dünyası Elle'in kaza geçirdiği haberiyle yıkılır. Bitkisel hayata giren Elle, sağlıklıyken açıkça bu şekilde hayatta tutulmak istemediğini belirtmiştir. Fakat Matt'in biricik aşkının isteğine rağmen onu hayatta tutmak için çok önemli bir nedeni vardır: Elle bir kez daha hamiledir.

Aynı bedendeki iki ayrı hayat, aynı kalpteki iki ayrı sevgi. Artık Matt yüreğini parçalayan o sorunun cevabını vermek zorundadır. Canından çok sevdiği eşi mi? Yoksa evladı mı?

Yıldız Tozu, uzun süre hafızalarınızdan silinmeyecek bir başyapıt. Okurken gözyaşlarınıza hâkim olamayacaksınız.
(Tanıtım Bülteninden)

Kuşlar ve Arılar


Bir yazar ve bekâr bir anne olan Stevie Honeywell'in nişanlısı, gözalıcı güzellikteki arkadaşı Jo Mac Leanile birlikte kayıplara karıştığında düğünlerine yalnızca dört hafta kalmıştır. Ama Stevie sevdiği adamı geri kazanmanın yolunu çok iyi bilmektedir. Çılgın bir diyet ve egzersiz dönemine girdiğinde her şey kısa zamanda yeniden düzelecektir.

Aynı şekilde, Adam Mac Leande kadınını geri almaya niyetlidir. Tek ihtiyacı olan şey, Stevie'yi tezgâhladığı oyuna katılmaya ikna etmektir. Ki aslında bu, ikisininde hoşlanmadığı bir durumdur çünkü içine düştükleri karmaşa için birbirlerini suçlamaktadırlar. Kendi kendini geliştirme planları hüsranla suya düşen Stevie farkederki zor zamanlar, zor tedbirlerin alınmasını gerektirebilir. İşbirliği yapmaktan başka şansı olmadığını anladığında planın bir parçası olmaya karar verir.
(Tanıtım Bülteninden)

Sırrın Bende Saklı


Leydilerin Amatör Dedektiflik Kulübü'nde kimler var? Gerçek hayatta yaşanan gizemleri çözmek için bir araya gelen sıra dışı, dört güzel kadın mı?

Yoksa Evlenme umudunu yitiren, yirmi yaşını geçmiş, zaman geçirebilecek herhangi bir şey bulamayan dört yakın arkadaş mı?

Babasının paha biçilemez Antik Mısır heykelinin çalınmasıyla Leydi Amelia Watersfield'in kurduğu dedektiflik kulübünde işler karışır. Asıl oyun şimdi başlamaktadır. Amelia bu davada kendisine yardımcı olacak yakışıklı, zeki ve nefes kesici dedektifi daha yakından tanımak için can atmaktadır. Kim bilir belki de bu adam rüyalarını süsleyen dedektif Sherlock Holmes'un ta kendisidir.

Dedektif Colin Brindley kendisini adeta Watson olarak gören bu tatlı belayı başlangıçta başına sarmak istemez. Ama Amelia güzel olduğu kadar cesur ve zekidir. Ve usta hırsızı yakalamak için giriştikleri bu kovalamaca sonunda, çalınan en değerli hazine Colin'in kalbi olacaktır.
(Tanıtım Bülteninden)

Son Adım Aşk


İki Kayıp Ruh Tek Bir Aşkta Buluşursa...

Jenny, dokuz ay önce ölen nişanlısıyla birlikte kurdukları taşımacılık şirketinin sahibi genç bir kadındır. Nişanlısı Steven'ın yasını tutan Jenny bir süredir kötü giden işleriyle de ilgilenememektedir. Bu sırada ortaya çıkan Jared adında gizemli bir adamın beklenmedik talepleri kadının hayatını alt üst etmenin eşiğine getirir. Ölen nişanlısının arkadaşı olan Jared, şirketin kuruluşu sırasında verdiği yüklü miktarda borcu geri istemektedir.

Jenny oldukça zorlu bir süreçle karşı karşıyadır çünkü Jared bir yandan genç kadının sahip olduğu her şeyi elinden almaya gelmiş bir düşman, diğer yandan Steven öldüğünden beri ilk kez kalbinin aşkla çarpmasını sağlayan etkileyici bir adamdır. Acaba düşmanca başlayan bu ilişkinin büyük bir aşka dönüşmesi mümkün olabilecek midir?

"Her sayfası büyülü bir roman."
-Debbie Macomber-

"Bu kitapta, ezber bozan insanlar başrolde."
-Booklist-

"Kendinizi duyguların hızla geçiş gösterdiği, zıtlıkların birbirini çektiği bir hikâyenin içinde bulacaksınız."
-Publishers Weekly-

"Âşık olmamak için direnen ama kaçamayan Jenny ve Jared'ın aşka teslim oluşlarını hayranlıkla okuyacaksınız."
-Amazon-
(Tanıtım Bülteninden)

Eve Dön


Eski kocanızın kızı da olsa bir zamanlar size anne diyen birine sırtınızı dönebilir misiniz?

İlk eşini kaybettikten sonra başarısız bir evlilik yapan Jill, kızı Megan'a iyi bir baba olacağını düşündüğü duyarlı ve kibar bir adam olan Sam'le nişanlanır. Ancak bir gece ikinci evliliğinden olan üvey kızı Abby, sarhoş bir halde Jill'in evine gelip babasının öldürüldüğünü söylediğinde hayatları altüst olur. Abby, eski de olsa üvey annesinden babasının cinayetini çözmesi için yardım ister çünkü hayatında ona yardım edecek kimse kalmamıştır. Fakat Jill, kıza yardım etmeye çalıştıkça kurmak üzere olduğu yeni ailesinin temelleri çatırdamaya başlar. Yine de Jill'in bir zamanlar öz kızı gibi sevdiği ve hâlâ da sevmekte olduğu Abby'yi bu işte yapayalnız bırakmaya gönlü elvermez ve birlikte tehlikeli bir oyunun içine dalarlar. 

"Eski kocasının cinayetini çözmeye çalışan bir kadın ve artık ait olmadığı bir aileye geri dönmesinin duygusal yankılarıyla ilgili, insanı saran ve merak uyandıran bir roman.Scottoline bütün detayları doğru kullanıyor ve bütün karakterleri ete kemiğe büründürüp nefes ve can veriyor. Heyecanla dolu olduğu kadar kalbi de olan bir roman." 
-Kristin Hannah-

'Eski anne' diye bir kavram olmadığınıgün ışığına çıkaran tek kitap."
-Kirkus Review-

"Bir annenin dur durak bilmeyen sevgisinin heyecan dolu bir kanıtı olan bu roman, Scottoline'ın günümüze kadar yazdığı en iyi roman olabilir."
-Starred Library Home Journal-
(Tanıtım Bülteninden)

5 Eylül 2014

İpeğin Fısıltısı


"Her şeye rağmen umudunu kaybetmeyecekti. Marcelline bir hayalperestti, entrikacıydı ve insan umut olmadan entrika çevirip hayal kuramazdı."

Londranın yükselen yıldızı, zeki ve hırslı terzi Marcelline Noirotnun aklında yeni bir müşteri vardı: Geleceğin Clevedon Düşesi olacak ve hak ettiği güzellikte elbiseler giymeyen Leydi Clara. Clevedon Düşesinin kendi mağazalarından giyinmesi Marcellinele ailesi için prestij ve refah anlamına gelecekti. Ancak Marcellinein Leydi Claraya ulaşması için önce müstakbel eşi Clevedon Dükünün ilgisini çekmesi gerekiyordu. Marcellinein bu seferki rakibi kolay lokma değildi. Standartları ne kadar yüksekse, ahlakı o kadar düşük olan Clevedon uslanmaz bir çapkındı ve Marcellinein elbiseleri kadar karşı koyulamaz bir adamdı. Bu iki inatçı ve çekici insan arasında başlayan arzu kıvılcımı gittikçe büyüyecek, Londrayı etkisine alacak ateşli bir skandala dönüşecekti. 

"En iyi aşk romanı yazarlarından."
-Julia Quinn-

"Loretta Chase çekici, ilginç ve yeni karakterler yaratmakta o kadar yetenekli ki, okuyucular onları asla unutamayacak." 
-Susan Elizabeth Phillips-
(Tanıtım Bülteninden)

* Ön Sipariş Tarihi: 08 Eylül 2014

İskoçya'ya Sevgilerle


Lord Gregor MacLean çocukluk arkadaşı Venetia Oglivie'nin bir servet avcısı tarafından kaçırıldığını öğrenince İskoçya'ya doğru dörtnala bir takibe başladı. Venetia'nın yumuşacık kalbi onu bu sefer büyük bir belanın içine sokmuştu: Eğer Gregor onu hemen kurtarmazsa skandal duyulacak ve Venetia iffetsiz bir kadın olduğu gerekçesiyle cemiyetten aforoz edilecekti!

Ailesindeki tek mantıklı kişi olan Venetia her sorunu çözebileceğine inanıyordu, hatta bunu bile. Öfkeli Gregor onlara yetişip bir de kahraman gibi karşılanmayı talep edince aralarında kıvılcımlar çakmaya başladı.Beklenmedik bir kar fırtınası yüzünden mahsur kaldıkları handa Gregor, Venetia'ya düşündüğünden çok daha sıcak duygular beslediğini fark etti. Hanı alevler içinde bırakabilecek kadar sıcak duygular! 

Şimdi yapması gereken Venetia'yı, evlenmeyi sadece görev hissiyle değil, aslında bambaşka bir duyguyla istediğine ikna etmekti: Tutku.

"Karen Hawkins tempolu, eğlenceli ve seksi şeyler yazıyor!" 
-Christina Dodd-
(Tanıtım Bülteninden)

31 Ağustos 2014

Geçmiş Uzakta Bir Deniz


Kız kardeş gibi büyümüş iki arkadaş: Charlotte ve Nicole.

Yıllar onları ayırıp, hayatlarını birbirinden son derece farklı denizlere sürüklemeden önce, birçok şey paylaşmışlardır. Charlotte gezgin bir yazar olarak yaşamına devam eder. Nicole ise evlenmiş ve yemek tariflerini paylaştığı bir blog kurarak popüler hale gelmiştir. Tariflerini kitap haline getirme hevesinde olan Nicole, eski dostu Charlotte'tan yardım ister ve yıllar sonra, birlikte bir yaz tatili geçirmeleri için onu yanına davet eder.

Gençlik günlerini geçirdikleri doğa harikası adada bir araya gelirler. Nicole'ün ada mutfağıyla ilgili yazacağı kitap için çalışırken aldıkları beklenmedik bir haber ve karşılaştıkları eski bir tanıdık, onlar için geçmişin kapılarını yeniden açar. İki seçenek vardır önlerinde. Yüzleşmek ya da kaçmak.

Yıllar önce aralarına giren sır, yıllar sonra bir yaz günü onları bir araya getirebilecek midir?
(Tanıtım Bülteninden)

Aşık Kuşlar


Ona âşık olmayı öğretmek için sadece iki haftası var...

Şans bu ya, depresyon denizinde boğulmak üzere olan Adam ile hayatını bir türlü yoluna koyamayan, derdi başından aşkın Christine'in tanışması talihsiz bir gecede gerçekleşir: Otuz beşinci yaş günü yaklaşmakta olan Adam intihar etmek için bir köprüye çıkmıştır ve oradan geçen Christine de Adam'ı ikna etmek için çılgın bir teklifte bulunur. İki hafta içinde Adam'a dünyanın yaşamaya değer bir yer olduğunu ve aşkı bulmak için hiçbir zaman geç kalmış sayılmayacağını kanıtlayacaktır!

İddialı teklifine rağmen Christine'in büyük korkuları vardır. Başarısız olursa bunun sonuçlarına katlanabilecek midir? Peki ya aşka ve hayata dair bildiği her şeyin bir yalan olduğunu anlarsa ne yapacaktır? Hepsinden öte, bir hayata mal olabilecek bu macerada onu çok daha karanlık soruların beklediğinin farkında mıdır?

"Biraz neşe, biraz keder kokan bir romantik komedi. 
İçiniz kıpır kıpır olacak!"
-Marie Claire-

"Cecelia Ahern'in romanları bir kutuda saklanan mücevherler gibi. Kutuyu açtığınız anda ışıltılar gözlerinizi alıyor."
-Adriana Trigiani-

"Modern bir peri masalını andıran bu romanda Cecelia Ahern, karakterleri baştan sona canlı tutan keskin bir zekâya sahip olduğunu kanıtlıyor."
-Hello-
(Tanıtım Bülteninden)

29 Ağustos 2014

Pelikan Çıkmazı



Aşkın yolları çıkmaza girdiğinde yüreğin rehberindir...

Sevgili Okur,
Cedar Cove'da yaşayanların en bilindik özelliklerinden biri, birbirlerinin hayatında ne olup bittiğini sürekli merak etmeleridir. Mesela benim hayatım. Kasabadaki herkes, kocam Zach'le yakın zaman önce boşandığımızı ve yargıç Olivia'nın hiç alışılmadık bir velayet kararı aldığını biliyor. Karara göre, çocuklar Zach'in evi ile benimki arasında gidip gelmeyecek. Evler arasında mekik dokuyan biz olacağız!

Ancak daha çok merak edilen olaylardan biri Cedar Cove'daki otelde ölen adamla ilgili. Bir gece yarısı otelin kapısını çalan bu esrarengiz adam kimin nesiydi, buraya ne amaçla gelmişti? Kasabamızın dedektifi Roy McAfee gerçeği ortaya çıkarmakta kararlı. Bunu başarıp başaramayacağını hep birlikte göreceğiz.

O halde birbirinden ilginç hayatlarla dolu kasabamıza bir kez daha hoş geldiniz…
- Rosie Cox-

"Macomber, küçük bir Amerikan kasabasında yaşayan sıradan kadınları o kadar gerçekçi betimliyor ki, bu yeteneğiyle türün ikonu olmayı hak ediyor."
-Publishers Weekly-

"Debbie Macomber, etkileyici kadın karakterler yaratma konusunda tam bir usta."
-The New York Times-

"Deniz Feneri Yolu ve Gül Ağacı Sokağı'yla başlayan hikâye Pelikan Çıkmazı'yla devam ediyor. Samimi karakterler, sıcacık bir kasaba ortamı, biraz da gizem... Cedar Cove'u ziyaret etmek isteyeceksiniz."
-Booklist-
(Tanıtım Bülteninden)

Ön Sipariş Tarihi: 01 Eylül 2014

Yaşasınnn, sevdiğim yazarın yeni kitabı çıkmış, sevinçten havalara uçtum. 

Ayran Çorbası


Sevgili dostlarım merhabalar! Nasılsınız? Dilerim çok iyisinizdir. Biz de iyiyiz. Yarın Uzunköprü yolları görünüyor bize. Bugün valizleri hazırlayacağız. Yarın erkenden yola çıkacağız. Ama öncesinde Güldal ablamın yaptığı enfes ayran çorbasının tarifini vereceğim sizlere. Ay inanmıyorumm, arşivden değil yepyeni bir tarif.
Tarife geçiyorum.

Malzemeler:
250 gr ıspanak
1 kase haşlanmış buğday
1 kahve fincanı haşlanmış yeşil mercimek
1 kahve fincanı haşlanmış nohut
2 su bard. süzme yoğurt

Yapılışı: Ispanak haşlanır, rondodan geçirilir. Haşlanmış buğdayın içine bütün malzemeler eklenip karıştırıılır.
Süzme yoğurt iyice çırpılır, içine ilave edilir. Tuzu, karabiberi arzuya göre eklenir. Soğuk olarak servis edilir.
Arzu edilirse pul biber ile yağ yakılıp üzerine gezdirilir.
Afiyet olsun!

Yeniden buluşuncaya dek sevgiyle, dostça kalın!

27 Ağustos 2014

Maraton Başlıyor


Merhaba sevgili dostlarım, nasılsınız? Dilerim iyisinizdir. Ben de iyiyim. İki günümüz kaldı. Cumartesi günü Uzunköprü'ye dönüyoruz. Pazartesi günü seminerlerimiz başlıyor, Eylül'ün ikinci haftası okulöncesi, birinci ve beşinci sınıflar için okula alışma evresi. Ve 15 Eylül'de okullar açılıyor! Bizim telaşımız başlıyor anlayacağınız! Bir kaç hafta sonra da Kurban Bayramı var. İşte böyle dostlarım maraton başlıyor. Yeni eğitim-öğretim yılı hepimize hayırlı olsun diyorum, yeniden görüşünceye dek sevgiyle kalın!

Sadece Seni Sevdiğimi Söylemek İçin Aramıştım




"Öpmeye doyamayacağım bir kadınla karşılaşmadım."

Su, tez konusu olarak bir telekız olmayı seçti; tanımadığı erkeklerle 6 ay boyunca telefonla konuştu, onların dertlerini dinledi, yol gösterdi, fantezileriyle onları mutlu etti. Konuştuğu erkeklerin kimisi kendine çok güvenliydi. Ama içlerinden birisi (Mert), hiç konuşmuyor sadece Su'nun sesini dinliyordu…
Birkaç konuşmadan sonra; Mert utangaçlığını yavaş yavaş üstünden atmaya başladı, kendinden bahsediyordu; Su ise kuralları gereği kendisi ve hayatı hakkında hiçbir ipucu vermiyor; tıpkı bir telekız gibi davranıyordu…
Gün geçtikçe Mert, hiç görmediği bu genç kadına tutkuyla bağlandı. Onu görmek, ellerini tutmak, teninde ellerini dolaştırmak, kokusunu hissetmek istiyordu… Ama Su, sadece bir oyunun içindeydi; bu gerçek değildi…
Mert'in son sözü ise şuydu: SADECE SENİ SEVDİĞİMİ SÖYLEMEK İÇİN ARAMIŞTIM…
O günden sonra, Su'ya artık ulaşamaz oldu…
Peki ya kader onlara bir şans daha verse, bu kez sesleri değil; gözleri buluşsa, birbirlerini tanırlar mıydı?

"Aynı gökyüzünü paylaşmadığımızı biliyorsun değil mi?"
"Sana kendi gökyüzümü göstermeyi isterdim."
(Tanıtım Bülteninden)

26 Ağustos 2014

Çikolata Tadında Hayat


Hannah, işinden atıldığında, evren onun için yeni planlar yapmaya çoktan başlamıştır… Bir anda hayatını değiştirmeye karar verir ve arkadaşı Stacy'nin de gazıyla Londra'ya taşınır… Orada, yepyeni bir macera onu beklemektedir; yeni arkadaşlar, iş, entrikalar ve aşk…

"Erkekler neden kalbimize giden yolun; giysi ve mücevher kutularından değil de (tabii hediyeler daima takdir edilir) kulaklarımızdan geçtiğini anlamaz, bilmem. İşte bir kızı daima komik adamın kazanmasının nedeni bu."

Aradığı aşkı bulursa her şey çok şahane olacak, peki ya o kim? Mark? Bay Potansiyel? Sam? Barry?

"Bir gün âşık olabilirmişim gibi geliyor. En azından; mükemmelliği bütün gün sarhoş olup arkadaşlarıyla futbol izleyerek geçirmek şeklinde tanımlayan erkeklerden birine değil (ya da en azından bana o erkeklerden biri olduğunu belli etmeyecek kadar kafası çalışan birine)."

Hannah'ın en yakın arkadaşı olmaya, sırlarını tutmaya, ağladığında avutmaya ve birlikte kahkahalarla gülmeye var mısınız?

"Bu kitap olağanüstü, romantik, eğlenceli ve
Pucca kadar samimi..."
Kitap Aşkım

"Her sayfa inkâr edilemez derecede eğlenceli."
NickSpalding/Yazar

"Sıcak, esprili ve harika."
MattDunn/Terk Edildim kitabının yazarı
(Tanıtım Bülteninden)

* Ön Sipariş Tarihi: 02 Eylül 2014

Aldatmak


... yaşadığım sokak, sokak lambaları, şu an içinde bulunduğum ev, salondaki mobilyalar, bir gün hepsi ortadan kaybolacak... tıpkı bedenim gibi. Ama bir şey var ki kâinatın ruhunda iz bırakacak: sevgim. Linda ayrıcalıklı bir yaşama sahip olduğunun bilincinde. Yine de her sabah yeni bir güne açtığı gözlerini hemen kapayası geliyor. Arkadaşları ilaç kullanmasını öneriyor. Oysa Lindanın istediği hissizleşmek değil, yaşadığını hissetmek...

Çünkü yaşamak sevmektir. Paulo Coelho Aldatmakta diğer kitaplarından farklı olarak kışkırtıcı, tene dokunan ve tutku dolu bir hikâyeyle çıkıyor okurun karşısına. Her şeyin mümkünmüş gibi sunulduğu bir dünyada, imkânsız aşkın izini sürüyor. Ruhun kuytularında kaybolmaya çekinmeden... Ne de olsa bazen kim olduğumuzu bulmamız için kendimizi kaybetmemiz gerekir.
(Tanıtım Bülteninden)

Ön Sipariş Tarihi: 02 Eylül 2014

* En sevdiğim yazarın yeni kitabı çıkmış o halde hemen almak gerek. Sevgiyle kalın!

21 Ağustos 2014

Arşivden Börülce Piyazı



Sevgili dostlarım, arşive dalmışken güzel bir tarif daha yayımlamak istedim. Ve börülce piyazında karar kıldım. Yapmayı düşündüğüm çok tarif vardı ama yalan oldu çünkü annemle İloşumun unlu, şekerli yiyecekleri yemeleri yasak. Dolayısıyla benim tariflere de sınır konmuş oldu. Neyse şimdi tarife geçelim. Çok güzel bir tarif bu. Mutlaka denemenizi öneririm, pişman olmayacağınıza eminim.

Malzemeler
300 gr kadar haşlanmış börülce
300 gr kadar taze mantar
2 tane kırmızı biber
2-3 tane sivri biber
5-6 adet taze soğan
1 demet dereotu
Tuz,zeytinyağı
Nar ekşisi, limon, sirke

Yapılışı: Mantarlar soyulur, yarım limonla haşlanır. Daha sonra bütün malzemeler karıştırılır.
Piyazımız afiyetle yenir.Yeniden görüşünceye dek sevgiyle kalın.