26 Haziran 2014
Sonun Geldi Sevgilim
Hayalini bile kuramayacağın güzellikte bir kadınla evleniyorsun. Çok geçmeden bütün ülkeye rezil rüsva oluyorsun. Herkes kendinden emin: Tek suçlu sensin! Annen, baban, ablaların... Bakkal, komşu, arkadaşların...
Hatta Polis! Haklı ya da haksız olman mühim değil, Türkiye'nin seni affetmeye hiç niyeti yok! Tek şansın var: Unutulmak! Yapılan araştırmalara göre ihtiyacın olan yalnızca 17 gün. Yoksa 22 miydi?
Devrim lanetli bir medyatik. Şehrin kenarlarında yalnız bir hayat sürüyor. Gezegendeki en şanssız erkek olduğuna inanıyor. Bir gün son kararını veriyor: Yeter! Tam intihar edecekken, evinde televizyon olmayan son güzel kadına rastlayıp âşık olacak. Kaçtığı kameralara mafyanın kurşunları da eklenecek böylece. Gerçek belalarla tanışma fırsatını bu sayede yakalayacak Devrim. Bakalım fırsatı değerlendirebilecek mi?
(Tanıtım Bülteninden)
25 Haziran 2014
Kazım Koyuncu'yu Anıyoruz
Kazım Koyuncu aramızdan ayrılalı dokuz yıl oldu, unutmuyoruz, saygıyla, sevgiyle anıyoruz!
24 Haziran 2014
Duyarlı Olalım Lütfen
Sevgili dostlarım, atlar uzun saatler boyunca aç, susuz bırakılıyorlar. Ölüme mahkum ediliyorlar. Yaz-kış demeden çalıştırılıyorlar. Faytona binmeyelim, duyarsızlığa ortak olmayalım!
23 Haziran 2014
Uçuşta
Ketum kabin memuru Bianca, milyarder otel sahibi James Cavendish'i gördüğünde zor kazanmış olduğu bütün soğukkanlılığını kaybeder. İlk karşılaşmalarından sonra 7 cm topuklu ayakkabıyla on bin metre yükseklikte bir tepsi şampanyayı rahatça taşıyabilen bir kız için şaşırtıcı bir şekilde dizlerinin bağının çözülmüş olduğunu fark eder. Genelde sakin olan Bianca, onun turkuaz gözlerine bakmaktan kendini alamaz. O gözlerde direnmenin imkânsız olduğu bir meydan okuma, bir vaat var. Oysa o, "hayır" demeye ve bunu gerçekten kastetmeye alışık bir kız.
Bianca, birinci sınıfta görevli bir kabin memuru olarak süper modeller ve film yıldızlarıyla ilgilenmeye alışık ama James Cavendish yakışıklılığıyla hepsini gölgede bırakıyor. Bu dehşet verici adam hakkında karşı konulamaz bulduğu tek şey görünüşü olsaydı, Bianca onu görmezden gelebilirdi. Ama onun hiç olmadığı kadar aklını başından alan şey, tanıştıkları andan itibaren Bianca'nın üzerinde kurduğu hâkimiyet ve onun gözlerinden okuduğu zevk ile acı vaadi.
Kızım ve Ben
Belalı Düğün
Abby Abernathy beklenmedik bir şekilde Bayan Maddox olmuştu. Abby ve Travis'in bir anda ortadan kaybolarak, Vegas'ta evlenmeleri hakkındaki her şey bir sırdı…
Şimdiye kadar Abby neden Travis'e bir anda evlenme teklif etmişti? Düğünden önce neler yaşanmıştı? Bütün bunları başka kim biliyordu? Ve en önemlisi Travis ve Abby için gerçekten bir mutlu son var mıydı? Tatlı Bela ve Ayaklı Bela hayranlarının tüm soruları bu kitapta cevaplanıyor!
(Tanıtım Bülteninden)
Lavanta Kokulu Sabahlar
Yıllar önce zamansız sonlanan bir sevda. Sırların ortasında filizlenen yeni bir aşk. Geçmişte ve bugün, her şey aşk uğruna…
Jocelyn Minton, iki dünya arasında kalmış bir kadındır. Varlıklı bir aileden gelen annesinin ölümünden sonra, tamircilikle uğraşan babasının hayatında bir yabancı gibi kalmıştır. Yeni hayatındaki tek tesellisi, kendisinden altmış yaş büyük Edilean Harcourt'un dostluğudur…
Bayan Edi'nin ölümünün ardından Jocelyn, onu herkesten iyi anlayan dostunun bütün mal varlığını kendisine bıraktığını öğrenir. Buna on sekizinci yüzyıldan kalma bir malikâne ve 1941 yılında başlamış gizemli bir aşkın ipuçlarını veren bir mektup da dâhildir. Malikânenin ve gizemin peşinden küçük Edilean kasabasına giden genç kadın, çekici, kibar bir avukat olan Ramsey McDowell'la ve en az onun kadar yakışıklı, gizem dolu bahçıvan kuzeni Luke Connor'la tanışır.
Joce, yerleştiği bu küçük kasabada bir yandan Bayan Edi'nin hayatı ve kendi ailesinin tarihiyle ilgili sırları keşfederken bir yandan da gerçek aşkın ne olduğunu sorgulayarak içine düştüğü aşk üçgeninden çıkmaya çalışacaktır.
"Geçmiş ve bugün arasında gezinen Edilean serisinin ilk kitabı Lavanta Kokulu Sabahlar, kaçırdıklarınızın farkına varmak için tekrar tekrar okumak isteyeceğiniz kitaplardan. Deveraux'nun dönüşü muhteşem olmuş."
-The Romance Reader-
"Hikâye ustası Deveraux, tatlı ve çekici karakterlerini, biri geçmişte, biri günümüzde geçen iki aşk macerasında buluşturarak en keyifli ve eğlenceli masalını yaratmış."
-Booklist-
"Şaşırtmacalarla dolu, muhteşem bir aile dramı…"
-The Best Reviews-
(Tanıtım Bülteninden)
22 Haziran 2014
Çözüm Var Sorun Yok
"Beni, bana anlatan bir kitap. Her bölümün ayrı bir kahramanı var ama ben her bölümde başka bir ben buldum.
Hayatın içinden, samimi...
Önerileri, uygulama teknikleri ile baş ucu kitabı.
Alimle arifin buluştuğu yer."
Fatma SALAN - Edebiyat Öğretmeni
Bibliyoterapi bireyin kendi yaşadığı sorunla okuduğu kitaptaki kahramanın sorunuyla özdeşim kurması, olayı içselleştirmesi, farklı bakış açıları sunması ve çözümle ilgili farkındalık kazanması için kullanılan bir terapi tekniğidir.
Bu teknik; kişiye ayna tutmaktadır. Kişi kendini ve sorununu hikâyede görmektir. Kendisine dışarıdan bakan biri olarak, kendini ve sorununu daha kolay algılayıp, çözümleri içselleştirerek, gerekli adımı atmaktadır. Bu teknikle birlikte çözüm için atılması gereken adımları daha kolay atmaktadır.
Bu kitap kimlere yöneliktir?
Bu kitap özellikle psikolojik danışman olarak görev yapanlar için yardımcı,
Psikolojik destek gören, danışmanlık hizmeti alanlar için ek bir destek süreci ve takviye,
Çeşitli sorunlar yaşayan ama herhangi bir psikolojik destek alamayan kişiler için kısa süreli bir terapi hizmeti sunmak için okuyuculara yönelik hazırlanmıştır.
(Tanıtım Bülteninden)
Miniş Pizza
Merhaba sevgili dostlarım! Bugün çok sevdiğim iş arkadaşım Fatmanur ile kızı Ezgi bize çaya geldiler. Sohbet ettik, çayımızı içtik. Çok keyifli zaman geçirdik. Sonra kızıyla gittiler. Ben de biraz bakım yaptım kendime. Daha sonra da miniş pizza tarifini sizlerle paylaşmaya karar verdim. Uzunca bir süredir yapmıyordum, ne yapsak diye düşünürken aklıma geldi. Veee yaptım. Tarifini yıllar önce sizlerle paylaşmıştım. Şimdi okumayanlarınız olabilir diye yeniden paylaşmaya karar verdim, iyi ettim mi? ;))
Tarife geçiyorum!
Malzemeler:
2 yumurta
1 su bardağı su-süt karışımı (ılık)
1 çay bardağı sıvıyağ
½ çay bardağı toz şeker
Tuz
1 paket kuru maya (Dr. Oetker)
Tuz
1 paket kuru maya (Dr. Oetker)
Aldığı kadar un (ben, 5 su bard. un koydum, tam geldi)
İçi ve Üstü İçin
200gr dil veya beyaz peynir (ben taze kaşar kullandım)
Sosis
Domates
Domates
Maydanoz
Zeytin
Mantar, vs.
Yapılışı:
Unu eleyin, ortasını havuz gibi açın. Ilık sütte
mayayı ve şekeri eriterek 10 dk. bekletip unu ortasına dökün. Sıvıyağ, yumurta
ve tuz koyup ele yapışmayan bir hamur yapın. Hamurdan yumurta büyüklüğünde
parçalar kopartın. Yuvarlak pizza yaparken hamuru avcunuzda yuvarlayıp top şekli verin, tepsiye koyun. Baş ve
işaret parmağınızı birleştirip tam ortasına bastırın ve istediğiniz iç
malzemeyi koyun.
İç koyup iki ucunu karşılıklı olarak sıkıp kenarlarını kaldırın. Tepsiye
dizin. Kenarlarına yumurta sarısı sürüp önceden ısıtılmış 180 C fırında hiç
bekletmeden pişirin.
Not: Bekletirsek hamur kabarıp pizzaların büyüyeceği belirtiliyor. Hiç bekletmeyip pişirince puf puf oluyor zaten.
21 Haziran 2014
Cafe Fernando
Dünyaca ünlü, ödüllü yemek blogu Cafe Fernando'nun yazarı Cenk Sönmezsoy'un yıllardır beklenen kitabı çıktı!
"Cafe Fernando - Bir pasta yaptım, yanağını dayar uyursun", Cenk Sönmezsoy'un öğrenciyken yurt mutfağında yaptığı domatesli makarnadan Dolce & Gabbana'ya özel tasarladığı Brownie Dantel Giyer'e kadar uzanan bir yemek hikâyesi.
Sönmezsoy, yaptıklarıyla kısa sürede uluslararası başarı kazanır. New York Times ve Washington Post'ta çıkan haberleri, tarifleri ve fotoğraflarıyla yemek ekine kapak olduğu San Francisco Chronicle makalesi takip eder. Derken blogu Cafe Fernando, Times Gazetesi tarafından "Dünyanın En İyi 50 Yemek Blogu"ndan biri olarak gösterilir.
Bu başarıyı, Amerikan yemek dergisi Saveur'ün düzenlediği blog ödüllerinde üç sene arka arkaya 40.000 blog arasından sıyrılarak kazandığı "En İyi Seyahat Blogu", efsane restoran Chez Panisse hakkında yazdığı yazısıyla "En İyi Yemek Yazısı" ve Dolce & Gabbana için tasarladığı brownie'yle "En İyi Özgün Tatlı Tarifi" ödülleri takip eder.
Dünyanın farklı ülkelerinde 250 binden fazla okuru olan Cafe Fernando blogunun yazarı ve fotoğrafçısı Cenk Sönmezsoy, kitabı için 4 yıldan uzun bir süre çalıştı. Tariflerin hepsi sayısız deneme sonucunda geliştirildi ve farklı mutfak deneyimlerine sahip bir grup gönüllü tarafından denendi. Kitap, iletilen yorumlar ışığında şekillenen kurabiye, kek, pasta, tart, ekmek, dondurma ve reçel gibi 100'ü aşkın tatlı ve hamurişi tarifinden oluşuyor.
Deneyenlerin kafalarında en ufak bir soru işareti olmadan ilerleyebilmeleri ve fotoğraflarda gördükleriyle birebir aynı sonucu almaları için tüm püf noktalarıyla anlatılan tariflere, kimi zaman ortaya çıkış hikayelerinin anlatıldığı, kimi zaman da kendi damak tadınıza göre nasıl şekillendirebileceğinizi anlatan yazılar eşlik ediyor.
"Kek kalıbı alırken nelere dikkat etmek gerekir?", "Hangi tart hamuru için hangi kalıp uygundur?", "Keklerin düzgün kabarması için ne yapmak gerekir?", "2 kilo elma, kendisi 1 küsur kilo olan keke nasıl sığar?", "Alelade görünen bir pastayı 10 dakikada Paris'teki bir pastanenin vitrininden fırlamış hale nasıl getirirsiniz? Getirdikten sonra kesmeye nasıl kıyarsınız? Haydi kıydınız; jilet gibi kesilmiş dilimler nasıl elde edersiniz?" gibi soruların yanıtları ve çok daha fazlasını bulacağınız kitapta, 250'ye yakın fotoğraf bulunuyor. Ayrıca tariflerde kullanılan ölçülerin, malzemelerin, tekniklerin ve ekipmanın derinlemesine incelendiği bölümler de yer alıyor.
(Tanıtım Bülteninden)
Mutlu İnsanlar Kitap Okur ve Kahve İçerler
Diane kocasını ve kızını ansızın bir araba kazasında kaybetmişti. Ruhu buz tutsa da kalbi atmaya devam ediyordu ama. İnatla. Acı vererek. Gereksiz yere…
Hatıraların arasında kaybolan Diane için artık hayat belirsizdi. Belki de kendi kendini sürgün ettiği İrlanda topraklarına ayak basmasıyla tünelin sonundaki ışığı görebilecekti. Her şeyini kaybeden ve hayata devam etmekten başka hiçbir seçeneği olmayan bu genç kadının bazen dramatik bazen eğlenceli yolculuğuna kayıtsız kalamayacaksınız.
"Bu kitap iyi bir espressonun aromasına sahip." L'Express
(Tanıtım Bülteninden)
Aşk Affetmez
Temple, hatırlamadığı bir gecenin ardından 'Katil Dük' diye anılmaya başlamıştır. Bunun nedeni Temple'ın, babasının dördüncü eşi Mara Lowe'u öldürmesidir. O gece yüzünden bütün hayatı değişen Temple, artık yenilmez bir dövüşçüdür. Fakat o esrarlı gece, sadece Temple'ın hayatını değiştirmemiştir. Bir gün, o gecenin sırlarıyla ve kanlı canlı haliyle, Mara Lowe karşısına çıkar. Gözlerini intikam hırsı bürümüş olan Temple, eski hayatına kavuşabilecek midir?
(Tanıtım Bülteninden)
Yaz
Onu gördüm ve yaz geldi.
Sanki kapı çalınıp çocukluk arkadaşınız yıllar sonra tekrar çıkagelmiş gibi… Unuttuğunuz bir anıyı bulmak gibi…
Çok eskide kalmış, yıllar sonra yeniden duyduğunuz anda geçmiş bir zamanı size taşıyan bir şarkı gibi…
Dağ yollarında kaybolduktan sonra birdenbire, bir dönemeçte denizle karşılaşmak gibi…
Yaz… bitmesini hiç istemediğim eşsiz anlar ve hiçbir şeyin, hiç kimsenin sonsuza dek benimle kalmayacağını anladığım ayrılıklar mevsimi…
İlk kitabıyla edebiyatımıza benzersiz bir giriş yapan ve yıllar yılı insan yüreğinin, özlemin, aşkın, geçmişi geleceğe bağlayan o narin bağların izini süren Kürşat Başar, 11 yıl aradan sonra kaleme aldığı yeni romanı Yaz'la okurlarıyla buluşuyor.
Yakın tarihimizin kritik bir döneminde dünyaya gelen, birbiri ardına yaşadığı kayıplara rağmen hayata tutunan bir gencin büyüme serüvenini, yüzleşmelerini ve bir yaz mevsimi yaşadığı sarsıcı aşkı, arka plana hızla yitip giden İstanbul'u yerleştirerek anlatıyor.
Bir karşılaşmayla değişen hayatın, küçük bir rastlantıyla uyanan arzuların, birdenbire gittiğiniz yolu değiştiriveren olayların ve her şartta, her yerde insana devam etme, hatta yeniden, yeniden başlama gücü veren o ele gelmez sırrın peşine takılarak...
(Tanıtım Bülteninden)
Geçmişin Gölgesinde
Her kalbin ait olduğu bir ev vardır. Sizin eviniz kim?
Pasta şefi Teeny Templetonın şeftali çiftliğindeki mutfağında kırmızı kadife kek pişirip erkek arkadaşı Coop OMalley ile birlikte huzurlu günler yaşadığına inanır mıydınız? Evet, biz de inanmazdık.
Teeny, bir cinayete şahit olmuştur ve öldürülen kadın, Coopun eski kız arkadaşıdır. Dahası Coopun ondan bir kızı vardır… İşler bu kadar karışıkken Teeny bu durumu araştırmaya karar verir, ancak her araştırma sonucunda erkek arkadaşının bir yalanını açığa çıkarır.
Hayatının bundan daha fazla karmaşık bir hal alamayacağına inanan Teeny, eski kalp ağrısı Sonın ortaya çıkmasıyla da bir aşk üçgeninin içinde bulur kendini. Teeny artık ne mantığının ne de kalbinin sesini duyabiliyordur. Şans eseri eline geçecek olan şifreli bir mektupla kendine bir yön çizecektir, ancak attığı her adım onu daha büyük bir belaya çekecektir…
Geçmişin Gölgesinde Aşk, Aşk Adında Hayat kadar sizi peşinden sürükleyecek. Sayfaları çevirirken hem kahkahalarla gülecek hem de heyecanı kalbinizin derinliklerinde hissedeceksiniz.
"Teenynin yepyeni hikâyesiyle karşı karşıyayız. Başı bir türlü beladan kurtulmayan bir kadın kahramanımız, ölümcül sırlar ve tatlı bir aşkla süslenmiş bu muhteşem kitabın tadını çıkarın."
-Library Journal-
(Tanıtım Bülteninden)
Ön Sipariş Tarihi: 25.06.2014
Aşkın Peşinde
Şerif Yardımcısı Dana Birch, kendini bir kez daha güçlü bir erkeğin insafına bırakmamaya yemin etmiştir. Sevdiklerini, özellikle de en iyi arkadaşları olan Titan kız kardeşleri korumayı kendine görev edinmiştir.
Garth Duncan, yirmi yıl önce onu ve annesini yüzüstü bırakan Jed Titan'dan intikam almaya yemin etmiştir. Arada Jed'in kızları kalacak olsa bile planlarını gerçekleştirmek için harekete geçmeye hazırdır. Hedefiyle arasında ise sadece Dana, silahı ve inkâr edemediği, giderek büyüyen arzuları vardır.
"Teksas sosyetesini ve iş dünyasının karanlık yüzünü gözler önüne seren, baştan sona keyifli bir macera."
-Publishers Weekly -
"Duygusal açıdan tatmin edici, heyecan dolu bir hikâye."
-Booklist-
(Tanıtım Bülteninden)
20 Haziran 2014
İlk Aşk
Konu ilişkiler oldu mu, Colin Singleton'ın tipi Katherine isimli kızlar… Ve konu Katherine isimli kızlar oldu mu, Colin her seferinde terk ediliyor. Tam sayı vermek gerekirse, on dokuz kere. Bir yol macerasına atılan, evden kilometrelerce uzaktaki bu anagram âşığı, hali harap, üstün zekâlı gencin cebinde on bin dolar, peşinde kana susamış bir yaban domuzu ve hemen yanında televizyon bağımlısı, şişman dostu vardır… Ama bir tane bile Katherine yoktur. Yarattığı formülle tüm romantik ilişkilerin geleceğini hesaplamayı uman Colin, Katherine Öngörülebilirliği Teoremi'ni ispatlamak için debelenmekte, tüm Terk Edilenler'in öcünü almanın ve sonunda kızı kapmanın peşindedir. Aşk, dostluk ve ölü bir Avusturya-Macaristan arşidükü, insanın kendisini yeniden keşfetmesini konu alan bu çok katmanlı romana şaşırtıcı bir son ve sıcacık bir yön katıyor.
"Green, bıçak gibi keskin ve zekâ dolu bir başka öykü daha kaleme almış. Komik sayfalarda karşımıza kâh müthiş keyif veren toy ve gösterişçi karakterler, kâh entelektüel bir üslup çıkıyor."
-Booklist-
"Kahkaha attıracak kadar komik… Kendisinden önce gelen pek çok Amerikan yapımı yol öyküsüne hem bir övgü hem de bir taşlama."
-The Horn Book-
"Her detay göz önünde bulundurulmuş, hikâye zarafet ve kaçınılmaz bir devinimle akıp gidiyor."
-New York Times Book Review-
"Diyaloglarla birlikte şiir gibi akıp giden konu yabancı diller, denklemler ve detaylı dipnotlarla canlanıyor. Romantizm, matematik ya da basitçe iyi bir hikâye okumak isteyen herkesin ilgisini çekecek."
-VOYA-
"Bu komik roman üslup açısından Alaska'nın Peşinde ve Aynı Yıldızın Altında'dan ayrılsa da zekice kurulmuş diyaloglar ve merak uyandıran karakterleriyle ortak bir paydada buluşuyorlar."
-Kliatt-
"Romantizm dolu, hüzünlü ve dokunaklı sahnelerden ironik ve eğlenceli üsluba, matematikle harmanlanmış, her şey dâhil bir öykü. Keyifli, gerçekten karmaşık ve müthiş eğlenceli."
-Kirkus Reviews-
(Tanıtım Bülteninden)
19 Haziran 2014
17 Haziran 2014
Mübadele Günlerinde Aşk
Limana geldiklerinde yağmur çiseliyordu. Gökyüzü bile ağlıyordu. Yüreğini kopartıp uzaklara götürecek gemi onu bekliyordu. Nasıl bir acıya ve özleme sebep olacağını bilmeden Sare gözyaşları içinde fenere, denize uzanan burnun arkasındaki evlere, sokaklara baktı. Sanki onları bir daha hiç göremeyecekti. İçi nasıl yanıyordu, canı nasıl acıyordu, bunu kim anlayabilirdi?..
Gemi hareket ettiğinde Sare arkasına bakmaktan kendini alamadı. Suların maviliğine, köpüren dalgalarına gözleri takıldı kaldı. Girit, Resmo, Adras, aşkı, çocukluğu, annesi, babası, arkadaşları hepsi ağlayarak el sallıyorlardı. Sessizliğini bozmuş, kelimeler birer birer çözülüyordu, "Ne işim var benim burada, nasıl bıraktım onları, ya dönemezsem bir daha, şimdiden özledim. Geri dönmek istiyorum. Gitmek istemiyorum." Kale bütün sessizliğiyle duruyordu. Adras'la ayrılışlarının sırrını ve hüznünü için
(Tanıtım Bülteninden)
de saklarcasına.
Ah Şu Kalbim
Molly Somerville, Tavşan Daphne çocuk kitapları serisinin yaratıcısı olarak kariyerinden memnundur ama hayatının geri kalanı o kadar da iyi değildir. Kendisine miras kalan on beş milyon doları bağışlamadan önce bile başına bela açma eğiliminde biri olarak tanınmaktadır. Bir de ablasının sahibi olduğu Amerikan futbol takımının yıldız oyuncusu Kevin Tucker'dan uzun zamandır hoşlanmaktadır. Çapkın, çekilmez ve inanılmaz yakışıklı olan Kevin ise onun adını bile bilmemektedir.
Bir gece Kevin, Molly'nin pek de mükemmel sayılmayan hayatına dalıp onu altüst eder. Ne yazık ki bu Ferrari süren, kanişlerden nefret eden, kalın kafalı sporcu aslında Molly'nin tahmin ettiği kadar boş biri değildir ve genç kadın çok geçmeden kendini Wind Lake isimli bir yerde bulur. Sevimli kulübeler ve eski tarz, sıcacık bir pansiyonun bulunduğu bu kasabada Molly ve Kevin, hayattaki en önemli derslerden birini öğrenecektir…
"Tatlı mı tatlı, ateşli bir aşk hikâyesi."
-Milwaukee Journal-Sentinel-
(Tanıtım Bülteninden)
Ön Sipariş Tarihi: 23 Haziran 2014
Nişan Yüzüğü
Gömlek cebinden bir yüzük çıkardı.
"Annemindi" dedi..."Benimle evlenir misin?"
İçini aşkın heyecanı doldurdu. İlk defa bu kadar güçlü, bu kadar baştan çıkarıcı iki ayrı duyguyu birden hissediyordu. Bencilliğin en affedilmez şekliydi bu. Ve aynı zamanda baş döndürücüydü. Pastaneye geldiğinde erkek onu bekliyordu. Merhaba dediğinde kadını kucakladığı gibi havaya kaldırdı ve kendi etrafında birtur attı.
Amerikalı, kendinden genç bir erkek için kocasını terk eden Delphine tutkunun kollarına atılmaya hazır. Evelyn gelinini bırakıp "ucuz" bir kadına âşık olan oğlunu asla affetmeyecek. Kate evliliğe de, tek taş muhabbetlerine de karşı ama katılmak zorunda olduğu bir düğün var; gay kuzeni sevgilisiyle evleniyor… Frances gecenin bir yarısı pırlantaları her kadın için bir "ihtiyaç" haline getirecek sloganı bulmak için kafa patlatıyor…
(Tanıtım Bülteninden)
Aradığım Her Şey Var Sende
Britt her ne kadar aşk romanları yazarak ünlü olsa da gerçek hayatın hikâyelerdeki gibi olmadığını biliyordu. Eski işi boşanma avukatlığı olan birinden ne beklenebilir ki?
Britt'in kardeşi Mia ise küçük kızının başkasıyla evli olan babasını aklından atamıyordu. Onu ne kadar aldatmış olsa da Mia hâlâ Alejo'ya sırılsıklam âşıktı.
Britt, Mia'ya Karayipler'e gidecek bir gemide ona eşlik etmesini teklif edince işler değişecekti.
Çünkü biri tutkulu ve düzensiz, diğeri gerçekçi ve disiplinli iki kız kardeş, burada tanışacakları iki adam yüzünden hayatlarını, hayallerini, aşklarını bir kere daha gözden geçirecek ve hayat gibi, ilişkilerin de kusursuz olamayacağını anlamak zorunda kalacaklardı.
(Tanıtım Bülteninden)
Sırılsıklam Aşık
Hayal kırıklığı, yeni başlangıçlar için yeşeren umutlar, eğlence, heyecan ve aşk bu kasabada sizleri bekliyor.
Annesinden miras kalan butik oteli işletmek için kız kardeşleriyle birlikte Şanslı Liman kasabasına yerleşen Chloe, çılgın kişiliğiyle, kasaba için fazlasıyla sıra dışı biridir. Kasabaya adapte olmak yerine, kasabayı kendine adapte etmeye kararlıdır. Hedefine doğru emin adımlarla ilerlerken sert bir kayaya çarpar: Sawyer.
Siyah-beyaz
İyi-kötü
Sıcak-soğuk
Zıtlıkta son nokta: Chloe-Sawyer
Kendine benzetmek için fazla yaklaştığı Sawyer'ın çekimine kapılmak, Chloe için kaçınılmaz görünmektedir. Tabii hedeflediği gibi, onu değiştirmeyi başaramazsa…
(Tanıtım Bülteninden)
Bir Kadın Nasıl Büyür
Holly 32 yaşında dul kalmayı beklemiyordu. Bu kadar şişmanlamayı da! Kocası Bruce'a kanser teşhisi konduğunda aşırı yemeye başlamıştı, onun ölümünden sonra da her zaman güvenebileceği tek şey, yemek oldu. Ama artık fazla kiloları başına bela… Çünkü uçakta yanına bir "Adonis" düştü. Profesyonel sporcuların kişisel koçu Logan Montgomery. Logan başta Holly'den pek hoşlanmasa da, özel durumunu anladı ve onu zayıflatmayı önerdi. Holly de bu küçük mucizeye tutundu.
İşte hikâye de böyle başladı…
Logan'ı bile şaşırtan bir fiziksel değişim geçirdi Holly: Artık o zayıf bir kadın. İkilinin asıl yoğun ve terli çalışmaları da artık spor salonlarında değil yatak odalarında…
Logan'ın kafasında da yabancısı olduğu bir soru: Dış görünüş her şey midir?
Ya sonra? Sonrası da sayfalar arasında…
(Tanıtım Bülteninden)
Gökten Üç Aşk Düştü
Manhattan Adası tam üç aşk sunmuştu Selin'e. Hepsinin ardından da üç kırgınlık…
O yüzden yeni bir aşka hazır olamıyordu genç kadın. Dönüp dolaşıp eskilere takılıyordu aklı. Neden gittiklerine değil, giderken söyledikleri ya da söylemediklerine ve kendisinin soramadıklarına. Otuzuncu yaşını kutladığı gün, aldığı ani kararla, hayatını değiştirmeye karar verdi. Geçmişe dönemese de, geçmişteki sevgililerine dönmeye, zamanında alamadığı cevapları artık istemek üzere Japonya, Sri Lanka ve Gökçeada'ya doğru yola çıktı. Bu seyahatler onu bu eski yüzlere götürürken, geçmişin gizli düğümlerini de sürprizlerle ortaya çıkaracaktı.
Beni Yeniden Görmeye Cesaretin Varmi……
(Tanıtım Bülteninden)
Dikkat Aşk Çıkabilir
Birbirlerinden nefret eden iki insandı onlar… Ama evlendiler! Uslanmaz bir asosyal olan İlkim'in hayatındaki tek amaç başarılı bir bilim kadını olmaktır. Onun modayla, makyajla işi yoktur ve gözlüğünün ardındaki dünyada ders notlarıyla mutludur.
Evlenmek için hayallerinin profesörünü beklerken, karşısına tehlikeli, kaba, bilimden anlamayan, öfkeli bir işadamı çıkar. Martin Turner… Bu Amerikalı adamla asla evlenmemesi gerektiğini bilse de, muhteşem kariyerinin anahtarının onun ellerinde olması işleri rayından çıkaracaktır. Genç kız, ilk andan beri koşarak kaçmak istediği bu yakışıklı ve karanlık adama, hayatının tüm ideallerini çiğneyerek tutkuyla çekilirken, ilk kez gerçek bir kadın gibi hissetmeye başlar.
Ve genç adam, gizli çıkarları uğruna evlendiği bu kızı Amerika'ya götürdüğü gün ondan kurtulma planları yaparken, sessiz karısı hayatının merkezine yerleşir. Aşk, nefreti gölgesi gibi takip ederken, bu nefretten bir aşk doğabilir mi? Peki ya sırlar açığa çıktığında gerçek aşk yalanlara direnebilir mi?
(Tanıtım Bülteninden)
Ön Sipariş Tarihi: 20 Haziran 2014
Aşk Bir Masalmış
Bütün aşk masallarının başlangıcı güzeldir. Peki ya sonrası?
Darby yirmili yaşlarının sonuna gelene dek gerçek aşka olan inancını yitirmeden beyaz atlı prensini aramış ve sonunda, onu bulmanın imkânsızlığını kabul etmiş genç ve güzel bir içmimardır. Hayatı boyunca yaşadığı ilişkilerden aldığı dersleri bir deftere not alan genç kadın, daha önce yaptığı hataları tekrarlamamaya adeta yeminlidir. Tam da aşka ve sevgiye olan inancını sorguladığı bir dönemde karşısına çıkan Jake'in etkileyici yaklaşımına rağmen
kalbini ona kaptırmamakta kararlıdır. Genç adamın ise ondan vazgeçmeye hiç niyeti yoktur ve Darby'nin aşka dair fikirlerini değiştirmeyi kafasına koymuştur. Fakat bu, sandığı kadar
kolay olmayacaktır.
"Mutlu sonlara inanmayanlardansanız sizi yanıltması için bu modern zaman masalına bir şans verin."
-Romantic Times-
"Çekici, sevimli ve samimi bir itiraf romanı."
-Booklist-
"Romantik-komedi türünde oldukça esprili bir dille yazılmış, keyifle okunmayı
garanti eden bir roman."
-The New York Times-
"Aşk Bir Masalmış!!! Derken için, yetişkinlere adanmış bir peri masalı diyebiliriz."
-Amazon-
(Tanıtım Bülteninden)
Ön Sipariş Tarihi: 19.06.2014
Yaz Aşkım
-Idaho dünyanın en güzel yeridir.
-Dünyadaki tüm kötü şeyler Kaliforniyalıların başının altından çıkmaktadır.
Idaho'da işler bu şekilde yürürken, gazetelere yazdığı küçük öykülerle meşhur olmuş Hope Spencer, kafasını toplamak için tatile çıkmaya karar verir. Üstelik tatil yapmak için daha önce hiç gitmediği Idaho'yu seçmiştir. Unutmadan söyleyelim. Hope Spencer, Kaliforniyalıdır.
Birazcık ilham için başladığı bu tatil, Hope'un kontrolünden çıkmak üzeredir.
(Tanıtım Bülteninden)
Sahile Düşen Gölgeler
Tek bir ilmek bile atlamadan ipuçlarını toplama ve suç vakalarını çözme konusunda oldukça başarılı olan Liman Yolu Örgücüleri yeni bir cinayetle karşı karşıyadır. Örgü tutkunu dostlar dolunayın göz alıcı ışığı altında verilen özel bir yemek davetinde inanılmaz bir olaya şahit olurlar: Son model bir araba sarp kayalıklardan aşağı uçarak sulara gömülür. Bu olayın sonucunda hayatını kaybeden kişi ise örgücülerin tanıdığı biridir ve bu kişinin kazaya değil cinayete kurban gittiğinden şüphe edilir. Çeşitli dedikodular ve söylentiler eşliğinde ipuçlarının peşine düşen Liman Yolu Örgücüleri, katilin bu garip suç motifini çıkarmak için işbaşındadır.
"Dostluğun içten ve coşkulu bir portresini çizen bu kitap, aynı zamanda sürükleyici kurgusuyla okuru etkisi altına alıyor."
-Richmond Times Dispatch-
"Sally Goldenbaumun çarpıcı dünyası ve gerçekçi karakterleri okuyucuları bir kez daha Sea Harbora davet ediyor."
-Carolyn Hart-
"Sürükleyici ve keyifli bir kitap. Mekân duygusu öyle güçlü işlenmiş ki, yosun kokusunu hissedebiliyorsunuz. Muhteşem."
-Alexander McCall Smith-
"Sally Goldenbaum dostluk, cemiyet ve cinayet temasını aynı öyküde buluşturan harika bir kurgu sunuyor."
-Gillian Roberts-
(Tanıtım Bülteninden)
Sonrası Şiir Gibi
Gerçek aşkı bulmak, hayattaki eksik parçayı tamamlamak demek… Sullivan ailesinin en büyük oğlu Marcus kendisi için planladığı geleceğin yalandan öte bir şey olmadığını öğrendiğinde tüm bunlardan uzaklaşmak için pervasızca bir gece geçirmek ister. Gittiği gece kulübünde genç ve güzel şarkıcı Nicola'yla tanışır. Nicola sevdiği adamın ihanetine uğramış ve aşka inanmaktan çoktan vazgeçmiş bir kadındır. O da Marcus gibi tek bir geceden fazlasını yaşamak istemez. Ancak aralarında beklediklerinden daha derin bir bağ oluştuğunu fark ettiklerinde hiçbir şey planladıkları gibi gitmez…
"Sonrası Şiir Gibi, aşka inancı kalmayanları bile yanıltacak türden bir roman. Bu duyguya dair bildiklerinizi unutun, ezber bozan bir hikâye sizi bekliyor."
-Publishers Weekly-
"Şehvet ve tutkunun hâkim olduğu bir anda, romantik bir aşk hikâyesine dönüşen bu etkileyici romanda her duygudan biraz tadacaksınız."
-Booklist-
"Bella Andre aşkın engel ve sınır tanımadığını Sonrası Şiir Gibi'de bir kez daha kanıtlıyor. Aksini kim iddia edebilir ki?"
-Romantic Times-
"Bella Andre yine hayal kırıklığına yer bırakmayan bir hikâyeyle karşımıza çıkıyor."
-USA Today-
(Tanıtım Bülteninden)
16 Haziran 2014
Taptazecik Kitaplarım
* Aytülcüm'den aldığım altı kitaptan birini Uzunköprü'ye gelirken yanımda getirdim o da "Şu Çılgın Türkler" adlı kitap. Çok güzel kitaplar aldım ama şu anda isimlerini anımsayamıyorum. Onları da İstanbul'a dönünce sizlerle paylaşacağım! Yeniden görüşünceye dek sevgiyle kalın!
Ben Yeniden Buradayım
Sevgili dostlarım merhaba! Nasılsınız, dilerim çok iyisinizdir. Ben çok iyiyim. Cuma günü İstanbul'a gittim, annişime kavuştum. Cumartesi sabahı ablam ve yeğenim ile Aytülcüm'e gittik. Yeni evlerini görmemiştim. Bayıldım evlerine, güle güle otursunlar. Birlikte çok güzel kahvaltı ettik. Sohbet muhabbet derken kahve faslına geçtik veee daha sonra güzelim havuzun tadını çıkardık. Havuza kaç kez girdiğimi saymadım. Bir ara sık aralık havuza girdim, ürpermedim. Akşam üzeri çay içtik. Aytülcüm, yeğenim için tiramisu yapmış ama İloş diyetini bozmadı.Aytülcüm'den çok güzel kitaplar aldım, elimdeki bitince onun kitaplarına geçeceğim.
Akşam da nefis bir mangal partisinden sonra ablamın elinden kahvemizi içtik ve vedalaşıp yola koyulduk. O gün tatile girdiğim duygusunu yaşadım oysa ki 15 gün daha Uzunköprü'deyim. Ama gerçekten ailece çok güzel bir gün geçirdik. Pazar günü annem, ablam, ben evimizin oradaki Akbatı'ya gittik, ben Lc Waikiki'den bir kaç tişört ve iki penye elbise aldım. İki tane çok güzel kitap aldım, eve döndük, çayımızı içtik ve Uzunköprü'ye doğru yola çıktık.
Bugün seminer sonrası eve döndüm, bir günü daha bitirdik. İnternetten aldığım kitaplarıma da bugün kavuştum pek bir memnun oldum. Annemle çayımızı içtik, dışarı çıkıp bankalara uğradık, ödemelerimizi yaptık, alışveriş ettik ve evimize döndük. Yemeğimizi yedik, kahvemizi içtik ve işte şimdi buradayım! Aldığım kitaplar daha önce blogumda sizlerle paylaştıklarım! Benden şimdilik bu kadar, yeniden görüşünceye dek dostça, sağlıkla, umutla, keyifle, mutlulukla kalın!
11 Haziran 2014
Bana Her Şey Seni Hatırlatır
Yirmi yıl önce, Erin Edwards hayatının aşkını bulduğundan emindi: Nate Lawson. Onun ilk aşkı. Her şeyini paylaştığı -gelecek ve çocuk hayallerini, sonsuza dek sürecek planları- … Onunla kalan bütün hayatını birlikte geçirecekti. Ta ki Erinin, Natein asla affetmeyeceği bir hata yaptığı geceye kadar. Erin bu aşkın yasıyla başbaşa kalmış ve asla unutmamıştı. Şimdilerdeyse çok harika bir adamla mükemmel bir ilişkisi, başarılı ve heyecan verici bir kariyeri vardı. Peki, erkek arkadaşı ona evlenme teklif ettiğinde neden aklına ilk gelen şey Nate Lawson ismi olmuştu.
Bana Her Şey Seni Hatırlatır bir kadının hiç aklından çıkmayan ilk aşkının isminin kulaklarında çınlaması; Acaba şimdi nerededir? ve Şimdi hayatımda o olsaydı… sorularının beyninde yankılanmasıdır.
(Tanıtım Bülteninden)
Mönüde Aşk Var
"Seine Nehri'ne bakan köprünün demirliklerine tutunmuş, ay ışığının suyun üzerindeki aksini izliyordu, Aurélie. O Kasım ayında hayatında hiç olmadığı kadar mutsuzdu belki de. Elini tutan insanlar ansızın ortadan kaybolmuşlardı."
Aurélie, Paris'in ara sokaklarından birinde babasından yadigâr tarifleri pişirip sunduğu ufak restoranında, sakin, sıradan ve mutlu sayılabilecek bir yaşam sürmektedir. Gelgelelim 2008 yılının Kasım ayı, hayatını küçük bir maceraya çevirecek gelişmelerin miladı olur. Önce ani bir kalp kriziyle babasını kaybeder, sonra erkek arkadaşı tarafından terk edilir.
Yağmurlu ve karanlık bir Paris akşamında bir kitapçıda keşfettiği Kadınlar Gülümseyinceadlı kitap maceranın ilk adımı olacaktır. Çünkü roman onun restoranında geçmekte, ona çok benzeyen bir kadını anlatmaktadır.
Mönüde Aşk Var, kelimenin tam anlamıyla Parisli bir kitap. Fransız mutfağının dumanı üstünde yemek kokularının satır aralarında kol gezdiği, şehrin kafelerinde, bulvarlarında, kitapçılarında, parklarında hatta mezarlarında buluşan karakterlerin anbean Paris'i yaşadığı bu kitapta yazar dili ve üslubuyla, okurlarını Noel arifesinde aşk şehrinin kalbine davet ediyor.
(Tanıtım Bülteninden)
Günah Prensi
Londra'nın yeni ilgi odağı, Mücevher olarak da tanınan aktris Julienne Laurent'ın ne kadar tersini kanıtlamaya çalışsa da, karşısındayken kalbine söz geçiremeyeceği tek bir kişi vardı: Günah Prensi, Dare Wolverton.
Hayatında âşık olduğu tek adama ihanet etmek zorunda kalan Julienne, Dare'le gençliklerinde yaşadıkları o aşk dolu günleri unutmak istiyordu. Ancak Dare herkesin önünde, Julienne'i metresi olarak kazanacağını iddia edince işler değişti. Artık Julienne'in yeni bir hedefi vardı: Günah Prensi'ne diz çöktürmek.
Dare ise yıllar önce Julienne'le tattığı ihanetin acısını gömmek için kendini zevk üzerine inşa edilmiş bir hayata adamıştı. Ancak daha tehlikeli bir ihanet Kraliyet'i tehdit ettiğinde, bu ölümcül vatan hainini bulmak için eski sevgilisiyle beraber çalışmak zorunda kalacaktı.
Dare ve Julienne en büyük günahın gerçek aşka sırt çevirmek olduğunu öğreneceklerdi.
"Çekici, heyecan verici ve tutkulu."
-New York Times çok satan yazarı - Stephanie Laurens-
(Tanıtım Bülteninden)
10 Haziran 2014
Blogumun Doğum Günü
Merhaba dostlarım nasılsınız? Dilerim çok iyisinizdir. Ben de iyiyim, coşkuluyum çünkü bugün blogumun doğum günü çünkü bugün blogum dolu dolu sekiz yaşında. Blogum sizlerin katkısıyla, ziyaretiyle, annemin ve benim emeğimizle bu yaşa girdi. Siz dostlarımla nice mutlu, başarılı, sağlıklı yıllara! Sizler olacaksınız ki blogumun yaşını kutlamak anlamlı olsun, hepimiz sağlıklı olacağız ki blogum yeni yaşlara dolu dolu girebilsin! Sevgiyle, sağlıkla, dostça kalın!
8 Haziran 2014
Bir Gecenin Beyliği
Bir Gecenin Beyliği' bir gençlik romanıdır.
Yazar bu yapıtında, 50' li yılların sonunda İsviçre' nin Lozan kentinde öğrenimlerini sürdüren Türk gençlerinin bir gecelik serüvenlerini anlatır. Yaşamlarının başlangıcında olan bu gençler, yabancı bir ülkede bulunmanın verdiği özgürlük içinde, bir yandan yaşadıkları günlerin tadını çıkarmaya çalışırken öte yandan da gelecek endişesinden kaynaklanan bir karamsarlık ve başıboşluk içindedirler.
Aynı zamanda bir aşk romanı olan 'Bir Gecenin Beyliği' nde yer alan yaşam ve mutluluk üzerindeki görüşlerin bugün de geçerliklerini korudukları görülecektir.
*Sevgili dostlarım mutlaka bu kitabı edinin, okuyun. İnanın hiç pişman olmayacaksınız, ben çok uzun yıllar önce okudum, bir aile dostumuza verdim. Kitabım geri gelmedi ben de yeniden aldım. En kısa zamanda yeniden okuyacağım. Yeni bir kitap değil ama çok keyifli, duygusal, romantik ve alabildiğine hayatın içinden. Gençlik kitabı olduğuna bakmayın, annem de okumuş, çok keyif almıştı. Her yaştan okuyucusu olabilir.
Sevgiyle kalın!
Bakış Açını Değiştir Hayatın Değişsin
Ağacı seyreden, ormanı göremez.
-Attilâ İlhan-
Kişi başına gelecek olaylara karşı tavrını değiştirdiğinde, başına gelecek olaylarında doğası da zamanla değişecektir.
-Stefano D'anna-
Eğer başarının herhangi bir sırrı varsa bu diğer insanın görüş noktasını anlama ve olayları kendi açınızdan görebildiğiniz kadar, onun açısından da görme yeteneğinizde yatmaktadır.
-Henry Ford-
Bir karıncaya göre; arslan, kaplan ve çıngıraklı yılan şefkatli ve iyi huylu hayvandır. Ördekler ve kazlar ise yırtıcı hayvanlardır, her şey sizin görüşünüze bağlıdır.
-Jimm M. Power-
Doğru bir kürek suda eğri görünür, önemli olan bir şeyin görülmesi değildir, yalnız nasıl görüldüğü de önemlidir.
-Montaigne-
Dünyanın üstüne çıkabilen bir bakış, onu anlayan tek bakıştır.
-Oscar Wilde-
Buradan bir kova su gibi görünüyor; ama bir karıncanın bakış açısından engin bir okyanus, bir filin bakış açısından sadece soğuk bir içecek, bir balığın bakış açısından ise elbette onun yurdu...
-Phantom Tool Booth-
Başarılı olanlarla başarısız olanlar arasındaki fark, yaşam deneyimleriyle sahip oldukları kaynaklara, bakış açılarından kaynaklanmaktadır.
-Anthony Robbins-
Ön Sipariş Tarihi: 10.06.2014
Avuçlarının Arasına Bir Kalp Bıraktım
"Bu bağımlılık yaratan kitap için programınızda yer açın. Şaşırtıcı, duygusal, asla unutamayacağınız bir aşkın muhteşem öyküsü."
-Deb Caletti-
O geceki kaza her şeyi değiştirdi… Şimdi, kazadan beş yıl sonra Rachel'ın hayatı paramparça. Babası ölümcül hasta. Küçük bir apartman dairesinde yaşıyor, sonu olmayan bir işte çalışıyor ve yüzündeki derin bir yara iziyle birlikte, en sevdiği kişinin ölümünden kendisini sorumlu tutuyor. Zamanı geri almak için her şeyini verirdi. Ama hayat buna asla müsaade etmez. Yoksa eder mi?
O geceki kaza her şeyi değiştirdi… Yine, kazadan beş yıl sonra, Rachel'ın hayatı bu kez mükemmel. Harika bir nişanlısı, onu sevgiyle kucaklayan eskisi gibi sağlıklı babası, çevresini saran dostları ve hep hayalini kurduğu bir işi var. Fakat Rachel neden diğer hayatının anılarını gözünün önünden silemiyor? Hangi hayatı gerçek, hangisi halüsinasyon?
Son sayfaları okurken, birkaç damla gözyaşının gözlerinizden gizlice o sayfalara aktığını fark etmeyeceksiniz bile…
(Tanıtım Bülteninden)
Ben Buradayım
Sevgili dostlarım merhaba nasılsınız? Dilerim çok iyisinizdir. Ben iyiyim. Dün öğleyin annemi İstanbul'a yolcu ettim. İki gün önce de Akçay'dan dönmüştü. Tatilde kalacağımız evi seçmek için gitti ama eli boş döndü. Çünkü bulduğu evlerden biri bahçe katıymış, Misi kaçabilir diye vazgeçtik. Erdek'i düşündük, olmadı. En sonunda Avşa oldu. Neye niyet neye kısmet! Annem, hareketli diye benim için hep orayı istermiş. Akçay'da çok hareketli ama iki yıl üst üste oraya gittik zaten. Tatili iple çekiyorum, Temmuz'da gideceğiz.
Her neyse annemi yolcu ettiğimi belirtmiştim. Cuma günü okul çıkışı ben de İstanbul'a gidip iki gün kalacağım. Memleketimde bir soluk alacağım hayırlısıyla! Cumartesi sabahı hep beraber Aytül'e brunch'a gideceğiz. Belki havuz sefası da yapacağız, belli mi olur? Bende durum bu sevgili dostlarım. Yeniden görüşünceye dek sevgiyle, sağlıkla, dostça kalın!
31 Mayıs 2014
Yeni Başlangıçlar
En mükemmel hayatlar bile bir anda paramparça olabilir...
Kusursuz akıp giden hayatları bir anda altüst olan altı karakterin küllerinden yeniden doğmak ve yenilgiyi kabul etmeyip yeni bir hayata başlamak adına verdikleri mücadele bu kez ünlü yazar Danielle Stellin usta kaleminden okurlara ulaşıyor.
Yeni Başlangıçlar; sadece bir hayatta kalma hikâyesi değil; zaferi, cesareti, inancı, yaşanan trajedilerden ders alarak içindeki gücü keşfetmeyi ve sevginin kutsallığını da anlatan derin ve duygu yüklü bir roman...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)










































