7 Temmuz 2011

Üzümlü Chaeseecake


Selam dostlarım, bugün depodan çok sevdiğim bir tarife yer vermek istedim! Tatil mi, devam ediyor!

Üzümlü Chaseecake

Gerekli Malzeme

1,5 paket yulaflı bisküvi

100 gr eritilmiş tereyağ

150 gr labne peyniri

300 gr çırpılmış krem şanti

2 yumurta sarısı

2 paket tart jölesi

80 gr toz şeker

200 gr beyaz üzüm (çilek, kivi, vb,...)

Yapılışı:

1- Bisküviler, rondoya konur, toz haline getirilir.

2- Margarin eritilir, toz haline getirilmiş bisküvilere yedirilir. Bisküviler, 18-20 cm çapında bir kelepçeli kalıbın tabanına sıkıca yayılır. 30 dk. boyunca buzdolabında tutulur.

3- Labne peyniri bir kaba alınır, mikser ile çırpılır. Çırpılmış krem şanti eklenip çırpılarak peynire yedirilir.

4- Yumurta sarıları ayrı bir kapta toz şekerle çırpılarak kabartılır. Diğer karışım eklenip yedirilir. Tart jölesi, iki çay bardağı su konularak kaynatılır. Ilınınca karışıma eklenip hızlıca karıştırılır. Bisküvinin üzerine yayılır. Derin dondurucuda 2 saat bekletilir.

4- Servisten yarım saat kadar önce buzluktan çıkarılır. Kek, çember kalıptan çıkarılacak kadar çözüldükten sonra kalıptan dikkatlice çıkarılır, servis tabağına alınır, üzeri dilediğiniz şekilde çikolata sos ya da meyvelerle süslenir. Üçgen dilimler halinde kesilip soğuk olarak servis edilir.

Afiyetle Yenir!

Yeniden buluşana dek sevgiyle kalın!

5 Temmuz 2011

Ayvalık Günleri


Merhaba dostlarım! Nihayet okullar bitti, annemle ben de soluğu Ayvalık'ta aldık. Bir süre buradayız! Ben, zaman zaman sizlerle buraya ait paylaşımlarda bulunacağım!
Ayvalık'ımın otları, kökleri buna dahil! İlk paylaşımımız İstifno otu ile yapılan salata. Tarifine gelelim.

İstifno Otu Salatası

İstifno otlarının sadece yaprakları kullanılır. Yapraklar saplardan ayrılır, yıkanır, biraz tuz ilavesiyle yaklaşık 20 dk kadar haşlanır. Süzgece alınır.Süzüldükten sonra bir kaba alınarak bol limon, tuz, sızma yağ ile karıştırılarak servis yapılır. Arzu edilirse sarımsaklı yoğurt ile de servis yapılabilir.
Tadı mı muhteşem! Mutlaka denemenizi öneririm!
Günlerimizi deniz keyfi yaparak geçiriyoruz! En son dört yıl önce buraya geldik. Nice zamandır buraya gelme hayaliyle yanıp tutuşuyordum. İnşallah bir gün burada görev yapabilirim! Burada deniz, huzur, mutluluk var!Yeni paylaşımlarda bulunmak üzere şimdilik dostça kalın!

26 Haziran 2011

Ne Kedisiz Ne Kitapsız


İstanbul'a annemle döndüğümüzden beri son üç gündür çok yoğunduk. Nihayet bugün dinlenebiliyoruz!
Evet, Misi hanım, yastık devirip üzerine yaslanmayı,yatmayı çok seviyor!


İpsala'dan dönmeden önce tatilde okumak üzere kütüphaneden birbirinden güzel dört tane kitap seçip aldım! (Nermin Bezmen'in "Kurt Seyt ve Shura" kitabını da ilk fırsatta edinmek istiyorum! Filmi de hazırlanma aşamasındaymış)Aldığım kitapları sizlerle paylaşmak istedim!Sizler de kitap önerilerinizi benimle paylaşırsanız çok mutlu olurum!


Yeniden görüşmek üzere sevgiyle kalın!

19 Haziran 2011

Meyveli Yaz Pastası


Merhaba, bir süredir yeni tarif yayımlamadığım için depoya daldım, pastayı da oradan bulup aldım!


Tarife geçelim mi?

Meyveli Yaz Pastası

Malzemeler:

1 hazır kek tabanı (tercihinize göre sade ya da kakaolu, ben sade olanını aldım)

2 paket krem şanti (Dr. Oetker, çok hafif ve lezzetli)

1 su bard. süt (krem şanti için)

1 nescafe fincanı süt (Keki ıslatmak için)

Süslemek için dilediğinizi mevsim meyveleri

Yapılışı:

1- Kekin iki parçası da sütle ıslatılır.

2- 2 paket krem şanti 1 bard. süt ile çırpılarak hazırlanır.

3- Pastanın arasına krem şanti sürülür, yayılır, üzerine dilimlenmiş mevsim meyveleri konur. İkinci kat kekin alta gelen kısmı ıslatılmış olarak kremanın üzerine konur. Yeniden krem şanti sürülür, yayılır! Pastanın her tarafı krema ile kaplanır.

4- Pastanın üzerine yine mevsim meyveleri konur, servis edilinceye dek buzdolabında bekletilir.



Yeniden buluşmak üzere dostça kalın!

13 Haziran 2011

Şimdi Sevişme Vakti


Çıplak heykeller yapmalıyım.
Çırılçıplak heykeller
Nefis rüyalarınız için
Ey önümden geçen ak sakallı kasketli,
Yırtık mintanından adaleleri gözüken
Dilenci
Sana önce
Şiirlerin tadını
Aşkların tadını
Kitaplardan tattırmalıyım
Resimlerden duyurmalıyım, resimlerden...

Şu oğlan çocuğuna bak
Fırça sallıyor
Kokmuş manifaturacının ayağına
Dörtyüzbin tekliğinden
On kuruş verecek.

Seni satmam çocuğum
Dörtyüzbin tekliğe,
Ne güzel kaşların var
Ne güzel bileklerin
Hele ne ellerin var, ne ellerin.

Söylemeliyim,
Yok
Yok... meydanlarda bağırmalıyım.
Bu küçük
Güllerin buram buram tüttüğü
Anadolu şehri kahvesinde
Kiraz mevsiminin
Sevişme vakti olduğunu.

Resimler seyrettirmeli, şiirler okutturmalıyım
Baygınlık getiren şiirler
Kiraz mevsimi, kiraz
Küfelerle dolu Pazar.
Zambaklar geçiriyor bir kadın.
Bir kadın bir bakraç yoğurt götürüyor
Sallıyor boyacı çocuğu fırçasını
Belediye kahvesinde hâlâ o eski, o yalancı
O biçimsiz bizans şarkısı.

Sana nasıl bulsam, nasıl bilsem,
Nasıl etsem nasıl yapsam da
Meydanlarda bağırsam
Sokakbaşlarında sazımı çalsam
Anlatsam şu kiraz mevsiminin
Para kazanmak mevsimi değil
Sevişme vakti olduğunu...

Bir kere duyursam hele güzelliğini, tadını,
Sonra oturup hüngür hüngür ağlasam
Boşa geçirdiğim, bağırmadığım sustuğum günlere
Mezarımda bu güzel, uzun kaşlı boyacı çocuğunun
Oğlu bir şiir okusa
Karacaoğlan'dan
Orhan Veli'den
Yunus'tan, Yunus'tan...



Şimdi bu şiir kitabını okuyorum!

11 Haziran 2011

Tüm Bir Yaşam


Melih Kibar - Tüm Bir Yaşam hacihan

Can Dündar'ın, " Yüzyılın Aşkları" kitabından çok etkilendim. Kitaptaki son aşk öyküsü beni derinden etkiledi. Çiğdem Talu-Melih Kibar öyküsü!
İki üstün yetenekli değerli insanın yüreklerinin buluşmasının öyküsü bu! Bir yıl süren aşkın ardından yaşam boyu süren dostluğun, başarının öyküsü!
Hemen Melih Kibar albümleri indirdim. "Yadigar" albümünü önceki yılllarda edinmiştim.
" Saat Sabahın Dokuzu" adlı albümde, " Tüm bir yaşam" parçası var. Bugün kaçını kez dinledim, bilemiyorum!
Aynı albümde "Sessiz Veda" parçası var! O da Melih Kibar'ın Çiğdem Talu'ya vedası!

10 Haziran 2011

Blogum dolu dolu 5 yaşında


Blogum, bugün dolayısıyla 5 yaşını bitirdi. Altı'dan gün alacağız! Siz dostlarımla nice yıllara, nice paylaşımlara!

9 Haziran 2011

Saatlerinizi "Yaşama" Kurmayı Unutmayın


Günlük koşuşturmalarımız içerisinde yaşamı ne denli bol keseden harcadığımızı hiç düşündünüz mü? Sürekli bir yerlere yetişme, bir şeyleri yetiştirme telaşı içindeyiz, hepimiz.

Saatlerimizi sabahın erken saatlerine kurarken aklımızda işe, okula, sınava, görüşmelere, otobüse, trene yetişmekten başka bir şey olmuyor. Çoğu kez 24 saatin yetmediğinden yakınıyoruz. Yapılacak onca iş, çözüm bulunacak onca sorun bizi bekliyor diye neredeyse uyku sırasında bile ertesi günün planlarını yapıyoruz. Her yeni güne bir önceki günden arta kalan işlerle başlıyoruz ve bu koşturmaca çoğu kez yaşantımız son buluncaya değin sürüyor.

Yaşamı dolu dolu yaşamak bu mu acaba?

Hiç düşündünüz mü, en son ne zaman çıplak ayakla kumların, çimenlerin üzerinde yürüdünüz? En son ne zaman uzanıp mavi göğün altına bulutların nasıl hareket ettiğine baktınız? Gece geç saatlerde evinize dönerken "Ne güzel, bu gece dolunay var mı?" dediniz, yoksa o gün yetiştiremediğiniz işlerinize ertesi gün nasıl başlayacağınızı, ödenecek borçlarınızı, çalışılacak derslerinizi mi düşündünüz? Yalnızca gün doğumunu izleyebilmek için saatinizi sabahın beşine kurdunuz mu hiç?

En son ne zaman yeni doğmuş bir bebeğin süt kokan tenini kokladınız?
Bahçenize bir tohum atıp ne zaman yeşerecek diye heyecanla beklediniz mi?
En son ne zaman sevdiklerinizin gözlerinin içine bakarak, ellerini tutarak sevgi sözcükleri söylediniz? Yoksa sevgi sözcükleri de yapılması gereken işler, söylenmesi gereken "Günaydın" lar, "İyi akşamlar" gibi mi söylendi? Yalnızca güne hazırlanmak amacıyla bakımınızı yapmak için mi baktınız aynalara yoksa zaman zaman kendinizle gözlerinizin içine bakarak hesaplaşmak, kendinize sevgiyle bakmak için de kullandınız mı aynaları?

Saatlerinizi bol keseden harcarken "sevgiye ve yaşama" ne kadar zaman ayırdığınızı hiç düşündünüz mü?

Ben bu hafta sonu saatimi "yaşama" kurdum. Saatin zilini duyunca heyecanla fırladım yataktan. Saat sabahın beşi. Gecikmiş olma korkusuyla pencereye koştum. Gökyüzünde gecenin koyu karanlığı yok. Battaniyeme sıkıca sarılıp heyecanla karşıki dağlara bakmaya başladım. Lacivertten açık maviye dönüşmeye başladı gökyüzü. Sonra açık maviden göz alıcı beyaz bir ışığa. Dağın ardından alevler yükselmeye başladı birden. Sarıdan turuncuya, turuncudan kızıla, kızıldan göz kamaştırıcı bir ışığa dönüşerek "Merhaba" dedi güneş. "Merhaba yeni gün", "Merhaba yaşamak."

"Yaşamı dolu dolu yaşadım" diyebilmek için, arada bir saatlerimizi "yaşama" kurmaya ne dersiniz?

4 Haziran 2011

Annem Usülü Muammara


Merhaba! Annem, geldiğinde ondan muammara yapmasını rica ettim. Çok özlediğimi belirttim. Annem de beni kırmadı ve yaptı.
Tarifi burada:

Malzemeler: (4 Kişilik)


1 Su Bardağı Çekilmiş Ceviz İçi

2-3 Dilim Bayat Ekmek İçi

2 Diş Sarımsak

1 Kahve Fincanı Zeytinyağı

1 Limon suyu

Pul biber,Tuz

Yapılışı:


1-Sarımsak ezilir.

2-Ceviz içi,ıslatılmış bayat ekmek ve sarımsağı karıştırılır.

3- Zeytinyağı,limon suyu,tuz ve pul biber ilave edilir çatalla iyice ezilir.

4- Salata veya meze olarak servis yapılır.

Afiyet olsun!



Yeniden buluşuncaya dek sevgiyle kalın!

1 Haziran 2011

Bizim Gizli Bahçemizden


Can Dündar'ın, "Yüzyılın Aşkları" kitabını bitirdim. Ne güzel aşklar yaşanmış, ne güzel aşk mektupları yazılmış. Ne acılar yaşanmış! Çok etkileyici bir dille yazılmış.Can Dündar, farkını bir kez daha ortaya koymuş! Tadı damağımda kaldı.
Beni bütün aşk öyküleri çok etkiledi. Çiğdem Talu-Melih Kibar aşkı derinden etkiledi, ağlatacak kadar! Mutlaka alınıp okunmalı!
O gazla ben, annemin daha önce okuyup bana da önerdiği Nermin Bezmen'in "Bizim Gizli
Bahçemizden" adlı kitabına başlayacağım!
Kocası Pamir Bezmen ile aşk dolu geçen evlilik yaşantısını minnetle yazmış. Mutlaka okunmalı!
Sevgiyle kalın!

23 Mayıs 2011

Çocuklar


Çocuklarınız sizin çocuklarınız değil,
Onlar kendi yolunu izleyen Hayat'ın oğulları ve kızları.
Sizin aracılığınızla geldiler ama sizden gelmediler
Ve sizinle birlikte olsalar da sizin değiller.
Onlara sevginizi verebilirsiniz, düşüncelerinizi değil.
Çünkü onların da kendi düşünceleri vardır.
Bedenlerini tutabilirsiniz, ruhlarını değil.
Çünkü ruhlar yarındadır,
Siz ise yarını düşlerinizde bile göremezsiniz.
Siz onlar gibi olmaya çalışabilirsiniz ama sakın onları
Kendiniz gibi olmaya zorlamayın.
Çünkü hayat geriye dönmez, dünle de bir alışverişi yoktur.
Siz yaysınız, çocuklarınız ise sizden çok ilerilere atılmış oklar.
Okçu, sonsuzluk yolundaki hedefi görür
Ve o yüce gücü ile yayı eğerek okun uzaklara uçmasını sağlar.
Okçunun önünde kıvançla eğilin
Çünkü okçu, uzaklara giden oku sevdiği kadar
Başını dimdik tutarak kalan yayı da sever.

Halil Cibran



Bugün, abone olduğum "Popüler Psikiyatri" dergisinde bu şiiri okuyunca blogumda sizlerle paylaşmaya karar verdim!
Yeniden buluşuncaya dek sevgiyle kalın!

22 Mayıs 2011

Dönüş ve Yuvaya Özlem


Yuvadan çıkarken daha özlem duymaya başladım. Annneme, yuvaya, doğup büyüdüğüm şehrime, İstanbul'uma! Şimdiden İstanbul'a döneceğim zamanı iple çekiyorum!
Okuldan çıkınca evime döndüğüm için seviniyorum. Ama yuvadan, şehrimden yeniden koptuğumda evimi yadırgıyorum! Sanki bana ait değilmiş gibi geliyor! Bir ay sonra yine yuvamda, şehrimde olacağım. Mr çektireceğim. Doktor ziyaretlerim var. Sonra İpsala'ya dönüş, burada iki gün kaldıktan sonra yine yuvaya döneceğim hayırlısıyla! İnsan, kendi yurdunda bile gurbeti yaşıyor! Dilerim bir gün yuvaya kalıcı olarak dönüş yapabilirim! Allah, daha büyük özlemler yaşatmasın bana!


Özledim Anne
Gurbetin ışıkları gönlümü aydınlatmıyor anne
Toprağı buram buram mis gibi kokmuyor anne
Gurbetin hiçbir nimeti beni mutlu etmiyor anne
Gözlerimin önünden yurdumun hiçbir şeyi gitmiyor anne

Duygularım kördüğüm olmuş gözyaşım gelmiyor anne
Şakır şakır konuşan dilim şimdi konuşmuyor anne
Ne geceler ne de gündüzler geçmiyor durmuş sanki anne
Sevdiklerim aklıma geliyor adlarını söyleyemiyorum anne

Nereden çıktı gurbette yaşamak bilemiyorum anne
Ölüme yavaş yavaş gidiyorum sanki anne
İnsanlar somurtmuş telaşlı hep izdiham içinde anne
Ne olacak benim bu halim şaşırdım kaldım anne

Gurbetin albenisi güzel ama içimi güldürmüyor anne
Buranın rüzgarları bir hoş esmiyor serinletmiyor anne
İnsanların bakışları ürkütüyor beni küstürüyor anne
Ne yersem yiyeyim lezzet alamıyorum anne

Adım çıktı zengine mutlu fakirliğimi arıyorum anne
Helal kazanılmış lokmaları arar oldum anne
Bu genç yaşımda kamburlaştı belim yüzüm asık anne
Manevi zenginliğimi kaybedeceğime üzülüyorum anne

Yapmacık hareketler kendine iyi bak cümlesi bana yavan geliyor anne
Dostça kucaklaşmayı kucaklaşırkende samimiyeti özledim anne
İçi boş olan görüşelim tamam mı cümlesini sevmiyorum anne
Erkekçe el sıkışmayı sevdiğini asla yarı yolda koymamayı özledim anne

Güneşte ısınmış su ile yıkanmayı özledim anne
Komşuların dayanışmasını birbirlerine yemek göndermesini özledim anne
Herkesin kendi kapısının önünü yıkayıp temizlemesini özledim anne
İnce uzun sokakların güzelliğini özledim anne

Bu hayata alışamadım soluğum kesildi takatim tükendi anne
Yarını karanlık geleceği meçhullerden oldum anne
Kavuşmak için eski günlerimdeki mutluluğuma hep dua ediyorum anne
Başka annelerin şefkati beni tatmin etmiyor yorgunluğumu gidermiyor anne

İbrahim Halil Demir

19 Mayıs 2011

Yuvaya Dönüş



Bu sabah,annem,Misi ve ben yola çıktık. İstanbul'uma, yuvamıza döndük! Ben, günlerdir bunun hayaliyle yanıp tutuşuyordum! Evimize kavuştuk! Çok şükür!
Yolda bol bol uyudum. Biraz da kitap okudum! Enfes bir kitap! Can Dündar'ın masal tadında Yüzyılın Aşkları! Her eve lazım bir kitap! Tadı damağınızda kalacak, emin olun!


Bu gelişimde sinamaya da gitmeyi düşünüyorum, filmin adı bugün gösterime giren Türkan!
Türkan Saylan'ın yaşamından kesitler sunuyor! Bu güzel insan,zorlukları aşıyor, sevgisiyle,yaptıklarıyla, yardımlarıyla yüceliyor, eşsizleşiyor! O,içimizde yaşıyor! Mutlaka gidip görülmeli, izlenmeli! Türkan Saylan'a saygı duruşunda bulunulmalı!
Sevgiyle kalın!

21 Nisan 2011

23 NİSAN


23 Nisan'da İstanbul'da olacağım! Bu nedenle şimdiden kutlamaya karar verdim. Ne de olsa deliye her gün bayram! Şaka bir yana, biz, okulumuzda yarın kutlama yapacağız! Atatürk, çok çok güzel bir iş yapmış, bu günü, çocuklara armağan etmiş! Üstelik te dünyada bir tek lider,çok önemli bir günü çocuk bayramı ilan etmiş, kutlanmasını sağlamış! Başka söze gerek var mı? Yok, ne haddime!

Dünya Çocuk Bayramı


Kiminin saçı siyah,
Kiminin saçı sarı…
Ankara’da buluştu,
Dünyanın çocukları.

Her Yirmi Üç Nisan’da
Tekrarlanır bu olay.
Buluşma nedenini,
Açıklamak çok kolay.

Bu kocaman dünyada
Ülke sayısı çoktur.
Oysa ki hiç birinin
Çocuk Bayramı yoktur.

Dünyanın çocukları
Yurdumuza koşuyor,
Her Yirmi Üç Nisan’da
Cıvıldaşıp coşuyor.

Türkiye konuklarla,
Kalpler sevgiyle dolsun.
Dünya Çocuk Bayramı
Herkese mutlu olsun!

Altan Özyürek

* 19 Mayıs'ta, Türkan Saylan'ın hayatını anlatan "Türkan" adlı film gösterime girecekmiş!
Bugün öğrendim, şimdiden paylaşmak istedim! "Türkan" ile buluşacağım zamanı iple çekiyorum!

** Bu resmi çok sevdim,içime sinerek yayımlıyorum!

Annemle Paylaşılan Keyif


Anneciğim gitti. Önümüzdeki hafta Cuma günü hayırlısıyla yeniden gelecek.
Annem, gitmeden önce bana en sevdiklerimi, özlediklerimi yaptı, birlikte afiyetle yedik. Ve sevdiklerimi bana bırakarak gitti.
Uzun zamandır humus ta humus diye sayıklıyordum.
Tarifi veriyorum!

Humus


Yapılışı:


1 su bardağı nohutu haşlayın. Suyunu bir kenara alın. Nohutu püre haline getirip içine 2 yemek kaşığı haşlama suyu,3 diş sarımsak,1/2 çay bardağı tahin, 1 limonun suyu,1 yemek kaşığı zeytinyağı, 1 çay kaşığı tuz ve pul biber ekleyin.
Maydanozla süsleyerek servis yapın.



Şimdilik benden bu kadar! Yeniden görüşünceye dek dostça kalın!

10 Nisan 2011

Miniş Pizzalar


Merhaba,çok uzunca bir süredir tarif yayımlamadığımın farkındayım. İnsan, tek başına iken yemek yapmayı da, yemeyi de çok sevmiyor. İştahı kaçıyor. Tek başımayken genellikle pratik yemekler hazırlıyorum kendime.
Annem geldiğinde ise çok değişik lezzetleri bu aralar pek yapmadığımız için yayımlamak içimden gelmiyor.
Bu nedenle arşivden bir tarife yer veriyorum. Ben de, tek başımayken sultanlar gibi yaşayacağımı,keyifle yemek hazırlayacağımı, iştahla yiyeceğimi sanırdım. Yanılmışım! İnsan, kendine ait evi olunca olacağını zannediyor sonra da yaşananların farklı olduğunu görüp boyunun ölçüsünü alıyor!
İlk fırsatta yeni tarife yer vermek dileğiyle!

Pide Çeşitlemesi- Miniş Pizzalar

Malzemeler:


2 yumurta

1 su bardağı su-süt karışımı (ılık)

1 çay bardağı sıvıyağ

½ çay bardağı toz şeker

Tuz

2 çorba kaşığı yaş maya (ben 1 tatlı kaşığı kadar kuru maya kullandım)
Aldığı kadar un

İçi ve Üstü İçin

200gr dil veya beyaz peynir (ben taze kaşar kullandım)

Sosis

Domates

Maydanoz

Zeytin

Mantar, vs.

Yapılışı:


Unu eleyin, ortasını havuz gibi açın. Ilık sütte mayayı ve şekeri eriterek 10 dk. bekletip unu ortasına dökün. Sıvıyağ, yumurta ve tuz koyup ele yapışmayan bir hamur yapın. Hamurdan yumurta büyüklüğünde parçalar kopartın. İster yuvarlak ister uzun pideler yapın. Yuvarlak pide yaparken hamuru avcunuzda yuvarlayıp top şekli verin, tepsiye koyun. Baş ve işaret parmağınızı birleştirip tam ortasına bastırın ve istediğiniz iç malzemeyi koyun.

Uzun pide açılırken hamuru elinizde poğaça yapar gibi açın. İç koyup iki ucunu karşılıklı olarak sıkıp kenarlarını kaldırın. Tepsiye dizin. Kenarlarına yumurta sarısı sürüp önceden ısıtılmış 180 C fırında hiç bekletmeden pişirin.

Not: Bekletirsek hamur kabarıp pidelerin büyüyeceği belirtiliyor. Hiç bekletmeyip pişirince puf puf oluyor zaten.

İlk fırsatta yeniden görüşmek üzere dostça kalın!

9 Nisan 2011

Eğer


Eğer güzel gözlerin olmasını istiyorsan,
insanlara iyilikle bak...
Eğer saçların güzel olsun istiyorsan,
bırak çocuklar ellerini geçirsin saçlarından
Ince bir bedense istediğin,
ekmegini açlarla bölüş
Ve güzel dudaklara sahip olmak için,
sadece güzel sözler söyle.

27 Mart 2011

Kitaplarla Başbaşa

Merhaba sevgili dostlarım, sizlerle yeniden kitap paylaşımında bulunmak istedim.

Psikoloji ilginizi çekiyorsa, gereksinim duyan sevdiklerinize, öğrencilerinize yardımınız dokunsun istiyorsanız bu kitaplar eşsiz birer bilgi kaynağı!


Yeniden görüşmek üzere dostça kalın!

21 Mart 2011

Bir İstanbul Kaçamağı


Hafta sonu İstanbul'daydım. Cumartesi sabahı yola çıktım, öğleden sonra evimizde olabildim. Anneciğimle birlikte olduk. Dayımlar yemeğe geldiler!Çok keyif aldık.
Ertesi günü de güzel bir uyku çektik. Annişimle kahvaltı keyfi yaptık, uzun uzun
sohbet ettik. Vee yola çıkma zamanı geldi. Kısa bir kaçamak oldu ama yine de ruhuma iyi geldi.
Bugün de buradayım işte! Keşan'a, hastaneye gittim, nöroloji doktorundan randevu almıştım. Buradaki doktorlar pek bi ekabir, hiçbir açıklama yapmadan ilaç veriyorlar!
Oh ne güzel vallahi! Ayrıca aidığınız ilacın türünde başka bir ilaç daha veriyorlar!
Öğleyin okuluma dönebildim.
Dün iyi bir uyku çekince gece uyuyamadım, bütün gün ruh gibi dolaştım!Evime döndüm, her şey yoluna girdi!
Ama öğrencilerinin seni özlediklerini görmek dünyanın en güzel duygusu!Sen de onları özlemişsin zaten! Üstüne üstlük seni gördükleri gibi "öğretmen geldiii" deyip bağırmıyorlar mı dünyaya bedel!

13 Mart 2011

Son Günlerde Yaşadıklarım


Selam dostlarım, yine uzunca bir süredir görüşemiyoruz, değil mi?
Son günlerde neler yaptım, neler yaşadım, yaşıyorum? Geçen hafta başında hotmail adresim engellendi. Kaç gün uğraştım, yüzlerce kez parola sıfırladım. Boşuna!
Sonra da parola sıfırlayamaz oldum!
Bu hafta sonu Keşan'da, iki gün boyunca seminer vardı. Müfettişler, denetim sonrasında bizleri bilgilendirdiler!
Dersler genellikle zevkliydi. Ama dinlenememek sıkıcıydı.
Ama annecim, geçen hafta birlikte İstanbul'a gitmiş olmamıza rağmen kısa sürede yani Cuma günü yeniden gelince çok sevindim. Bana sürpriz oldu. İstesem seminer zamanı gelmezdi.Sık ara oldu ama çok ta iyi oldu! Misi'ye mama getirdi. Birkaç gün daha burada kalacak.
Cuma günü sergimiz vardı.Sergide yaptıklarımıza daha sonra yer vereceğim! Yorucu ve yoğun günler geçirdim. Dinlenemeden yeniden okula başlayacağım. Ama şanslıyım, annem yanımda!O, beni dinlendiriyor!

24 Şubat 2011

Tanrı'nın Adaleti


"Tanrı'nın değirmeni ağır ama iyi öğütür."
*GEORGE HERBERT

22 Şubat 2011

Gençlik-Yaşlılık


Gençlik hayatın belli bir çağı ile ilgili değildir.
İnsan kendine olan güveni derecesinde genç, şüphesi neticesinde yaşlıdır.
Cesareti neticesinde genç, korkuları derecesinde yaşlıdır.
Ümitleri derecesinde genç, ümitsizliği derecesinde yaşlıdır.
Hiç kimse fazla yaşamış olmakla ihtiyarlamaz.
İnsanları ihtiyarlatan, ideallerinin gömülmesidir.
Seneler cildi buruşturabilir. Fakat heyecanların teslim edilmesi, ruhu buruşturur.
İnsanlar yaşadıkça yaşlandıklarını sanırlar, hâlbuki yaşamadıkça yaşlanırlar.
İnsan ihtiyar olmaya karar verdiği gün ihtiyardır.
Güzelliği görme yeteneğini kaybetmeyen asla yaşlanmaz.
Yaşlanmak, bir dağa tırmanmak gibidir... Çıktıkça yorgunluğunuz artar, nefesiniz daralır ama görüş alanınız genişler.
Beynimiz, yeni tecrübeler keşfettiği sürece insan genç sayılır.

William Ewart Gladstone


Resimle ilgili olarak şunu belirtmek isterim. Atları her zaman çok duyarlı, duygusal, soylu ve de bilge varlıklar olarak görüyorum. Onlara hayranlık duyduğumu da belirtmek istiyorum.

20 Şubat 2011

Ne Kusursuz İnsan Ara, Ne de İnsanda Kusur


Günün birinde yolu bir dergâha düsen kendi halinde bir adam, dergâhta,
bir Mevlevi ile bir Bektaşi''nin sohbet ettiklerini görünce yanlarına
yaklaşır. Kendini tanıtır ve dergâhı merak ettiğini, nasıl zikir edildiğini
izlemek için geldiğini söyler.

Erenler başlar adama çeşitli nasihatlerde bulunmaya, her biri kendi
yolunu mümkün olan en tatlı dille anlatmaya çalışır.
Adam bir yandan onları dinlerken, bir yandan da gözleri onların
giysilerine takılır.
Mevlevi'nin giydiği kıyafette kollar o kadar geniş ve uzundur ki hem
içine üç kişinin birden kolu sığabilir, hem de uzun olduğu için yalnızca
kolları değil, elleri de kapatmaktadır.
Bektaşi'nin kıyafetinde ise tam tersi bir durum vardır.
Elbisenin kolu daracıktır, neredeyse tene yapışmıştır; üstelik kısa
olduğu için, eller ta bileklere kadar açıktır.
Bu duruma hayret eden adam, sebebini öğrenmek ister.

Büyük merakla, önce Mevlevi'ye sorar:
"Pirim, kıyafetinizin kolları neden o kadar geniş ve uzun; bunun özel
bir sebebi var mı?"
Mevlevi hiç beklemediği bu soru karşısında oldukça şaşırır.
İki kolunu da biraz yukarıya kaldırır, sonra ellerini birleştirerek
kollarını daire sekline getirir ve şöyle der:
"Evet, özel bir sebebi vardır. Çünkü biz insanların günahlarını,
ayıplarını, kusurlarını örteriz. Başkaları görmesin diye üzerini kapatırız."

Yanıttan oldukça hoşnut olan adam ayni merakla bu kez Bektaşi''ye döner:
"Peki ya siz, pirim? Sizin kıyafetinizin kolları neden bu kadar dar ve
kısa?
Siz insanların günahları ve ayıplarını örtmez misiniz?"
Bektaşi kendi kollarına bakar, birkaç saniyelik bir dalgınlıktan sonra
gülümser ve adama bakarak şöyle der:
"Biz mi? Bizim geniş kıyafetlere ihtiyacımız yoktur.
Çünkü biz insanların günahlarını ve kusurlarını görmeyiz."
*
ÖZETLE:
Seveceksen öylece sev.
Ne kusursuz insan ara, ne de insanda kusur.
Birincisini zaten bulamazsın, ikincisinde ise, bulduğun her kusur,
öğrendiğin her ayıp sahibini değil, seni çirkinleştirir. Her ikisi de seni
mutsuz eder. Birincisini bulamadığın için, ikincisini ise bulduğun için
mutsuz olursun...*

*Aynı dili konuşanlar değil, aynı duyguları paylaşanlar anlaşabilirler.
[Mevlana]*
*Yaşam paylaşmakla... Hayat sevince güzel...*

8 Şubat 2011

KAVANOZ VE KAHVE


Ne zaman; hayatında bazı şeyler çekilmez hale gelirse,

Ne zaman; yirmi dört saat kısa gelmeye başlarsa,

O zaman; mayonez kavanozu ve iki fincan kahveyi hatırlayınız…

İşte kavanoz ve iki fincan kahvenin hikayesi şöyle;
Bir gün bir felsefe profesörü, elinde bazı malzemelerle derse gelir.
Ders başladığında;
Hiçbir şey söylemeden, önüne büyükçe kavanozunu alır.

Sonra da kavanozu ağzına kadar tenis topları ile doldurur.
Ardından öğrencilerine kavanozun dolup dolmadığını sorar…
Bütün öğrenciler hep bir ağızdan dolduğunu söylerler.
Bunun üzerine;
profesör önündeki kutulardan birinden aldığı çakıl taşlarını, kavanoza döker.
Çakıl taşları kayarak, tenis toplarının aralarındaki boşlukları doldurmaya başlar.
Profesör yeniden kavanozun dolup dolmadığını sorar.
Öğrenciler yine hep birlikte;
‘evet doldu’ derler.
Profesör bu defa da, masanın üzerindeki diğer kutuyu eline alır ve içindeki kumu yavaşça kavanoza döker.
Tabii ki kumlar da çakıl taşlarının aralarındaki boşlukları doldurur.
Profesör yine aynı soruyu sorar.
Öğrenciler de yine koro halinde ‘evet doldu’ derler.
Profesör bu kez ise masanın altında hazır bekleyen iki fincan kahveyi alır.
Başlar kahveyi kavanozun içine dökmeye.
Bu kez de kahve de kumların arasında kalan boşlukları doldurur.
Bunun üzerine öğrenciler gülmeye başlar…
Ardından profesör öğrencilerine nasihat etmeye başlar;
‘Bu kavanoz sizin hayatınızdır.
Tenis topları;
Hayatınızdaki önemli şeylerdir.
Yani aileniz, çocuklarınız, sağlığınız, arkadaşlarınız gibi.
Diğer şeyleri kaybetseniz de, bunlar hayatınızı doldurmaya yeter..
Çakıl taşları ise;
Sizin için daha AZ önemli olan diğer şeylerdir.
Yani işiniz, eviniz, arabanız gibi..
Kum ise;
diğer ufak tefek şeylerdir.
şayet kavanoza önce kum doldurursanız;
Çakıl taşlarına ve özellikle de tenis toplarına yeterli yer kalmaz.
Aynı şey hayatımız için de geçerlidir.
Vaktinizi ve enerjinizi;
Ufak tefek şeylere harcar, israf ederseniz;
Bu defa da önemli şeyler için vakit kalmayacaktır.
Dikkatinizi mutluluğunuz için önemli olan şeylere çevirin.
Çocuklarınızla oynayın.
Sağlığınıza dikkat edin.
Sevdiklerinizle yemeğe çıkın.
Evinizin ihtiyaçlarını karşılayın.
Öncelikle tenis toplarını kavanoza yerleştirin.
Öncelikleri, sıralamayı iyi bilin.
Gerisi hep kumdur…’

Bu arada bir öğrenci merakla şu soruyu sorar;

‘Hocam peki, o iki fincan kahve nedir?’
Profesör gülerek cevaplan;
‘Bu soruyu bekliyordum.
Hayatınız NE kadar dolu olursa olsun;
Her zaman dostlarınız ve sevdiklerinizle bir fincan kahve içecek kadar yer vardır…’

3 Şubat 2011

Unutmadık, Unutmayacağız



Sen aramızdan ayrılalı tam 12 yıl olmuş, yokluğuna alışılmaz sanıyordum. Ama sen, yüreğimizde yaşıyorsun aslında, bizimlesin!Seninle büyüdük ama çocuklarımızı seninle büyütemedik. Senin videoların, şarkılarınla çocuklarımı büyüteceğim!










24 Ocak 2011

Seni, Sizi Unutmadık, Unutmayacağız

Uğur Mumcu, seni unutmadık, unutmayacağız. Senin nezdinde Gaffar Okkan'ı ve Recep Yazıcıoğlu'nu ve Hrant Dink'i de saygıyla anıyorum! Senin nezdinde Deniz Gezmiş'i, Yusuf Aslan'ı, Hüseyin İnan'ı da saygıyla anıyorum!
Sizler kocaman yürekli, ölümden korkmayan insanlar oldunuz! Aydınlık yarınlar için yanmayı göze aldınız yürekli yiğitler!
Sizler, ortadan kaldırılınca unutulursunuz zannedildi. Ama en güzel dersi unutulmayarak, saygıyla-sevgiyle anılarak verdiniz! Sizler, içimizde yaşıyorsunuz, ölmediniz!

"Hak bellediğin yolda yalnız da olsan gideceksin!"

Tevfik Fikret



13 Ocak 2011

İstanbul'da Ege Çipurası Lezzeti


İstanbul'da geçirdiğim Bayram tatilinden kalma bir resim bu! Çok çok lezzetli ve çok pratik. Balığın tadına varmak için kişi başına ikişer paket tüketmek gerekiyor. Yanına da bol salata! Üstüne de tatlı ve kahve! Değmeyin keyfime!



Annecim, iyi ki varsın, iyi ki bu hemen her keyfi paylaşabiliyoruz!

30 Aralık 2010

Mutlu Yıllar


Sevdiklerinizle birlikte sağlıklı, keyifli, mutlu nice yıllar geçirmeniz dileğiyle!
Sımsıcacık sevgiler!

27 Aralık 2010

Sımsıcacık Bir Yeni Yıl İçin


Merhaba, "Sımsıcacık Bir Yeni Yıl İçin" etkinliğine katılmak için yorum bırakmadınız ama olsun!
Önemli olan ruhunuzu şımartmak için çaba harcamak. Kendiniz için birşeyler yapıp ta benimle paylaşırsanız mutluluğum katlanır.





Anlaşılan çok severek gezdiğim, buralarda hasret kaldığım, her bütçeye göre kaliteli ürünler bulabileceğimiz Watsons mağazasına bayram tatilimin son günü gidince kendimi kaybedip annemle kendi ruhumu şımartacak pek çok ürün bulup alabilmişim.
En çok ta kendi ruhumu şımartmışım. Yeni yıl haftası oyunca da bazı ürünlerde bir alana bir bedava kampanyası devam edecek. Yeniden gidemediğim için hayıflanıyorum desem! Ben, son zamanlarda tam bir alışverişkolik olmuşum anlaşılan!


Kendi ruhumu şımartmak için aldıklarımı siz dostlarımla paylaşıyorum. Ve sizin ruh şımartma öykülerinizi de merakla bekliyorum.
Tabii yeni yılda annemin evine gidebilecek olmanın da en büyük ruh şımartma seansı olduğunu belirtmeye gerek yok sanırım! Kar buz, hastalık olmazsa! Allah izin verirse!
Şimdiye dek hiçbir yılbaşında annemden ayrı kalmadım. Kalmamayı da diliyorum!
Yeniden buluşuncaya dek dostça kalın!

Not: Dalan ruh şımartma seti Uyum Market'ten!

Tefal Sen Her Şeyi Düşünürsün



İyi ki varsın Tefal, ürünlerin özellikle çalışan kadının yaşamını ne kadar kolaylaştırıyor, zamandan tasarruf etmesini sağlıyor!
Ocağını, fayansını kirletmeden kızartma yapıp bir yandan da diğer işlerini halledebiliyorsun!Gerçekten de sen her şeyi düşünüyorsun!