15 Ağustos 2010

Ateş Böceği Yolu

Son günlerde başımı bu kitaptan kaldıramıyorum. İnsanı öylesine sarıyor ki anlatamam.
Sıcacık bir dostluk öyküsü. Herkesin okuması gereken bir kitap! Hamiş neymiş şiddetle önerilirmiş!

13 Ağustos 2010

En Son Ne Zaman Kendinizle Konuştunuz


Kendi hayatlarımızın hırsızı olduk.

En son kendinizle ne zaman konuştunuz?

Sesiniz size neler soyledi?

Hatırlamıyor musunuz? yoksa siz kendinizle hiç konuşmaz mısınız?

Kalabalıklar arasında yaşadığınızı zannederken, başka hayatların aldatıcı görüntüleri sizin gözlerinizi boyar, o hayatların çıngıraklı sesleri kulaklarınızı sağır mı eder?

Bugünlerde herkes mutsuz. Çünkü kimse kendisiyle konuşmuyor.

Yaşamında hep başka insanların sesleri, sözleri, yüzleri var. Başka yaşamların özentisi var.Herkes kendi hayatının hırsızı olmuş. Ve herkes kendinden çalıyor.Kimse kendisiyle kalmak istemiyor.Ben yalnızlığımı çok seviyorum.

Kendimle konuşmaları seviyorum.Her sabah yeni bir yüzle uyanıyorum...

Sonra gün başlıyor. Ve ben de baslıyorum. Neye mi?İnsanları izlemeye.Yakın çevremde bulunanların hayatlarına katılmaya, o inanılmaz temponun içinde onları kaybetmemeye, onları bir yerlerden yakalamaya çalışıyorum.Sonra sıra kendime geliyor.

Küçük bir kahve molası verip, en sakin yere gidiyorum. Kendimle... Ve şöyle bir kendimi yokluyorum; neler yaptık, neler konuştuk, neler eksildi, neler fazla...

Ve o küçük an bile yetiyor “kendimle” bana...Eksiler artılardan fazla da olsa, kendimle konuşabildiğim, kendi sesimi duyabildiğim için mutlu oluyorum.Ama bazen selamsız ve sevgisiz yüzler görüyorum...
Hiç gülmüyorlar.O insanların gözleri görmüyor, o insanların kulakları duymuyor.

Benim bu deli deli atan yüreğim, beni çabuk mu eskitecek acaba?

Acaba o “selamsız” ve “sevgisiz” yüzlerden daha mı çabuk yaşlanacağım ben.Hayır yaşlanmayacağım...
Çünkü ben kendimle hep konuşacağım.

Siz hayatınızın hırsızlıklarını biliyor musunuz? Bilmiyorsanız hayatınızdaki kalabalıklardan sıyrılıp kendinizle konuşun.

Sevin ve sevdiklerinize değer verin. Yaşamı onlarla paylayın. Çünkü rüyalar her zaman insana gerçeği hatırlatmıyor...

Geç kalmışlıkların pişmanlığı yaşamınızda hiç olmasın...

29 Temmuz 2010

Can Yücel'den Yaşamak


Yaşamak, işsiz güçsüz aylakça yaşamak

Yaşamak, piyangodan para çıkar umuduyla yaşamak

Hayata karşı vurdumduymaz olarak yaşamak

İnadına inadına yaşamak
...........

Yaşamak, ayın sonunu nasıl getireceğiz düşünerek yaşamak

Yaşamak, bu ayı da kurtardık öbür aya işi sıkı tutmalıyız diyerekten yaşamak

Elde avuçta bir şey kalmadan yaşamak

İnadına inadına yaşamak
.........

Yaşamak, olan parayı suya, elektriğe, kiraya… Vererek yaşamak

Yaşamak, gıdım gıdım para harcayarak yaşamak

Yokluk içinde yaşamak

İnadına inadına yaşamak
..........

Yaşamak, zorluklar içinde yaşamak

Yaşamak,”aman yanına yaklaşma pahalıdır”demeden yaşamak

Hayatı düşünmeden, hovardasızca yaşamak

İnadına inadına yaşamak
.............

Yaşamak, çalmadan çırpmadan

Kimseye ihtiyaç duymadan yaşamak

Yaşamak; onurunla, şerefinle yaşamak

İnadına inadına yaşamak
.............

Yaşamak, hayata sıkı sıkıya tutunmak

Asla umudunu yitirmemek

Belki zor ama

İnadına yaşayacağım denmeli her şeye rağmen

Can Yücel

17 Temmuz 2010

Tuzlu kahve nasıl bir şey?


Kıza bir partide rastlamıştı. Harika birşeydi. O gün peşinde o kadar
delikanlı vardı ki. Partinin sonunda kızı kahve içmeye davet etti.
Kız parti boyu dikkatini çekmeyen oğlanın davetine şaşırdı ama tam bir
kibarlık gösterisi yaparak kabul etti. Hemen köşedeki şirin kafeye oturdular.
Delikanlı öyle heyecanlıydı ki, kalbinin çarpmasından konuşamıyordu.
Onun bu hali kızın da huzurunu kaçırdı.
“Ben artık gideyim” demeye hazırlanırken, delikanlı birden garsonu çağırdı.
“Bana biraz tuz getirir misiniz” dedi. “Kahveme koymak için.”
Yan masalardan bile şaşkın yüzler delikanlıya baktı. Kahveye tuz! Delikanlı
kıpkırmızı oldu utançtan ama tuzu kahvesine döktü ve içmeye başladı.

Kız, merakla “Garip bir ağız tadınız var.” dedi. Delikanlı anlattı: “Çocukken
deniz kenarında yaşardık. Hep deniz kenarında ve denizde oynardım.
Denizin tuzlu suyunun tadı ağzımdan hiç eksilmedi. Bu tatla büyüdüm ben.
Bu tadı çok sevdim. Kahveme tuz koymam bundan. Ne zaman o tuzlu tadı
dilimde hissetsem, çocukluğumu, deniz kenarındaki evimizi ve mutlu
ailemi hatırlıyorum. Annemle babam hala o deniz kenarında oturuyorlar.
Onları ve evimi öyle özlüyorum ki.”
Bunları söylerken gözleri nemlenmişti delikanlının. Kız dinlediklerinden
çok duygulanmıştı. İçini bu kadar samimi döken, evini, ailesini bu kadar
özleyen bir ad*** evi, aileyi seven biri olmalıydı. Evini düşünen, evini
arayan, evini sakınan biri. Ev duyusu olan biri. Kız da konuşmaya
başladı. Onun da evi uzaklardaydı. Çocukluğu gibi.

O da ailesini anlattı. Çok şirin bir sohbet olmuştu. Tatlı ve sıcak.
Ve de bu sohbet öykümüzün harikulade güzel başlangıcı olmuştu tabii.
Buluşmaya devam ettiler ve her güzel öyküde olduğu gibi, prenses,
prensle evlendi. Ve de sonuna kadar çok mutlu yaşadılar. Prenses
ne zaman kahve yapsa prensine içine bir kaşık tuz koydu, hayat boyu.
Onun böyle sevdiğini biliyordu çünkü.
40 yıl sonra, adam dünyaya veda etti. “Ölümümden sonra aç” diye
bir mektup bırakmıştı sevgili karısına. Şöyle diyordu, satırlarında: “Sevgilim,
bir tanem. Lütfen beni affet. Bütün hayatımızı bir yalan üzerine kurduğum
için beni affet. Sana hayatımda bir tek kere yalan söyledim. Tuzlu kahvede.

İlk buluştuğumuz günü hatırlıyor musun? Öyle heyecanlı ve gergindim ki,
şeker diyecekken ‘Tuz’ çıktı ağzımdan. Sen ve herkes bana bakarken,
değiştirmeye o kadar utandım ki, yalanla devam ettim. Bu yalanın bizim
ilişkimizin temeli olacağı hiç aklıma gelmemişti. Sana gerçeği anlatmayı
defalarca düşündüm. Ama her defasında korkudan vazgeçtim.
Şimdi ölüyorum ve artık korkmam için hiçbir sebep yok.
İşte gerçek: Ben tuzlu kahve sevmem! O garip ve rezil bir tat.
Ama seni tanıdığım andan itibaren bu rezil kahveyi içtim.
Hem de zerre pişmanlık duymadan. Seninle olmak hayatımın
en büyük mutluluğu idi ve ben bu mutluluğu tuzlu kahveye borçluydum.
Dünyaya bir daha gelsem, herşeyi yeniden yaşamak, seni yeniden
tanımak ve bütün hayatımı yeniden seninle geçirmek isterim,
ikinci bir hayat boyu daha tuzlu kahve içmek zorunda kalsam da.”
Yaşlı kadının gözyaşları mektubu sırılsıklam ıslattı. Lafı açıldığında
birgün biri, kadına “Tuzlu kahve nasıl bir şey?” diye soracak oldu.

Gözleri nemlendi kadının.
"Çok tatlı!" dedi.

9 Temmuz 2010

KARPUZ KABUĞU REÇELİ


Merhaba dostlarım, nihayet iple çektiğim yaz tatiline çıkmış durumdayım. Bir haftadır dinlenme modundayım.
Bu arada anneme çok sevdiğim karpuz kabuğu reçeli yapması için ricada bulundum. Beni kırmadı ve dün büyük bir sabırla yaptı.
Karpuz kabuğu reçelinde de kireç kullanılırmış ama biz kullanmadık.
Tariften farklı olarak annem 5-6 tane karanfil koymuş.



Karpuz Kabuğu Reçeli Tarifi:


1 Büyük kalın kabuklu karpuz
1 Kg. toz şeker
1 Limon suyu
1 Paket vanilya
Kireç suyu

YAPILIŞI:

1 Karpuz kabuklarının dıs yesil kısmı ve içinde kalan kırmızıları bıçakla alınız.
2 Beyaz kısmını küçük parçalara ayırınız.
3 Kireç suyunda 1 saat bekletiniz.
4 Bol suda 8-10 kere yıkayınız.
5 Bir bardak su ile şekeri kaynatınız.
6 İyice süzülmüş karpuz kabuklarını ilâve ederek koyulaşana kadar kaynatınız.
7 Ateşten almadan 5 dakika evvel limon suyunu ve indirirken de vanilyayı ilâve ediniz.
8 Soğuduğu zaman kavanozlara boşaltınız.

Kireç suyu elde edilisi;
Büyük bir tencerede 1 kg. sönmemis kireci su ile iyice ezip bekletiniz. Kireç dibe çöküp su durulunca bu suyu döküp
yeniden su koyunuz ve bu islemi 3-4 kere tekrarlayınız. En son suyu alıp kireci atınız. Bu suyu kullanınız.

Eveeet, bu günlük bu kadar, yeniden görüşünceye dek dostça kalın!

28 Haziran 2010

İstanbul'a Dönüş


Çarşamba günü seminerlerimiz sona eriyor ve iki ay süreyle tatilimiz başlıyor! İki ay süreyle İstanbul'da olacağım! Evimize, arkadaşlarıma kavuşacağım! İstanbul'umun kokusunu içime çekeceğim!Yola çıkacağım zamanı iple çekiyorum!
Aylar önce ayrıldığım yuvama dönebilecek olmak bana şu anda mucize gibi geliyor!Kısa süreli kaçamaklar dışında!

1 Haziran 2010

Sen Neye Hazırsan


"Sen, neye hazırsan o da senin için hazırdır."

Marc Victor Hansen

29 Mayıs 2010

MUTLULUK UZERINE


Önce evlendiğimizde hayatın daha iyi olacağına inandırırız kendimizi.
Evlendikten sonra, bir çocuğumuz doğduktan hatta ardından bir tane daha
olduktan sonra hayatın daha iyi olacağına inandırırız kendimizi.

Sonra çocuklar yeterince büyük olmadıkları için kızar, onlar büyü yünce daha
mutlu olacağımıza inanırız. Bundan sonra, ergenlik dönemlerinde çocuklarla
uğraşmamız gerektiği için öfkeleniriz.

Kendimize, çocuklarımız bu dönemden çıkınca daha mutlu olacağımızı, yeni bir araba alınca, güzel bir tatile çıkınca, emekli olunca, yaşantımızın dört dörtlük olacağını söyleriz.

Gerçek ise şu andan daha iyi bir zaman olmadığıdır. Eğer şimdi değil ise ne
zaman?... Hayatınız her zaman mücadelelerle dolu olacaktır. En iyisi bunu
kabul edip her ne olursa olsun mutlu olmaya karar vermektir.

Öyleyse;

Okulu bitirene kadar,
100 milyar kazanana kadar,
Çocuklarınız olana kadar,
Çocuklarınız evden ayrılana kadar,
İşe başlayana kadar, Evlenene kadar,
Cuma gecesine kadar,
Pazar sabahına kadar,
Yeni bir araba, ya da ev alana kadar,
Borçları ödeyene kadar,
İlkbahara kadar,
Yaza kadar,
Sonbahara kadar,
Kışa kadar,
Maaş gününe kadar,
Şarkınız söylenene kadar,
Emekli olana kadar,
Ölene kadar.....

MUTLU OLMAK İÇİN İÇİNDE BULUNDUĞUNUZ 'AN' DAN DAHA İYİ BİR ZAMAN OLDUĞUNA KARAR VERMEK İÇİN BEKLEMEKTEN VAZGEÇİN.

MUTLULUK BİR VARIŞ DEĞİL, BİR YOLCULUKTUR. "PEK ÇOKLARI MUTLULUĞU İNSANDAN DAHA YÜKSEKTE ARARLAR, BAZILARI DA DAHA ALÇAKTA. OY SA MUTLULUK İNSANIN BOYU HİZASINDADIR."

Unutmayın "YARIN KİMSEYE VAAD EDİLMEMİŞTİR"

Murathan MUNGAN

22 Mayıs 2010

Yeniden Sarımsaklı Köftelerimiz


Annemin bende kaldığı zaman yaptığı köftelerden, paylaştığımız keyiften kareler! Bunun yanında bir de tarif hatırlama ayrıcalığı! ;)))
Fotoğraflar,fotoğraf makinemin şarjı bitmiş olduğu için cep telefonuyla çekildi.En iyi olanlar seçildi!



Sarımsaklı Köfte

Malzemeler:


500 gr çiğ köftelik esmer köy bulguru,

2 küçük çay bardağı irmik,

½ çay bardağı un,

1 çay bardağı sıvıyağ,

1 demet maydanoz,

1 çorba kaşığı salça,

4-5 diş sarımsak,

1 tatlı kaşığı tuz,

1 tatlı kaşığı pulbiber,

1 çay kaşığı karabiber,
Yapılışı:

1- Bulgur sıcak suyla yıkanır (esmer köy bulguru olduğu için sıcak suda bekletmeye gerek yok, yalnızca ılık su ile yıkanır).

2- Bulgura tuz, karabiber, irmik ve un eklenir.

3- Eller sık sık ıslatılarak minik minik köfteler yapılır (ekşili köfte boyutlarında).

4- Köfteler kaynayan suyun içine atılır. Köfteler yüzeye çıktığı an haşlanmış demektir, delikli kepçe ile servis tabağına alınır.

5- Diğer taraftan başka bir kapta, rendelenen sarımsak sıvıyağ ile hafifçe karıştırılır, üzerine salça ilave edilir. 1 tutam tuz, ve 1 tatlı kaşığı pulbiber
konulur, karıştırılır.

6- Hazırlanan sos köftelerin üzerine dökülür, karıştırılarak yedirilir.

7- Son olarak ince ince kıyılmış maydanozlar köftelerin üzerine serpiştirilir.
Servis edilir.

Afiyetle Yenir!

Yeniden görüşünceye dek sevgiyle kalın!

Bir Şey Var Sende


Bir şey var sende
Gönlünde sancıyan Zelîha'nın
Kınanan aşkına özgü bir şey
Diyemediğim adını sırrına eremediğim
Bir top menekşe bir demet çiçek mi?
Aşk mı desem eski bir dert ki inceden
Can ipimi ilmek ilmek tüketen…

Bir şey var sende
Vardıkça, göğün kaybolan derinliğinde
Yalnızlığın sihirli elmas gözlerinde
Tut ki rüyaları
Yarı kalmış sevdaların peşinde
Uzatmak uzatmak gibi bir şey

Hangi yağmur döndü
Düşmeden acıkmış karnına toprağın
Hangi has bahçe
Sakladı şakıyan bülbülleri seherden
Bir şey ki Kevser’den
Yarı sıcak nisanlar gibi sevecen
Kır çiçekleri gibi masum
Zambaklar gibi nazlı bir şey

Bir şey var sende
Açılmamış bir gonca gibi
Kendine sakladığın bir şey

İbrahim Çam

16 Mayıs 2010

OLMASI ICIN DUA ETTIGINIZ ŞEYİ OLUN


Insanlarin daha merhametli olmasi icin dua ediyorsaniz, daha merhametli olun..

Insanlarin daha hosgorulu olmasi icin dua ediyorsaniz, daha hosgorulu olun..

Insanlarin daha durust olmasi icin dua ediyorsaniz, daha durust olun..

Insanlarin daha comert olmasi icin dua ediyorsaniz, daha comert olun..

Insanlarin hayvanlara, cocuklara, evsizlere, yagmur ormanlarina, tedavisi imkansiz hastaliklara yakalanmis olanlara yeniden yardim eli uzatmaya baslamalari icin dua ediyorsaniz, yeniden yardim eli uzatmaya baslayin..

Bu dunyanin daha saglikli olmasi icin dua ediyorsaniz, daha saglikli olun..

Bu dunyanin daha bariscil olmasi icin dua ediyorsaniz, daha bariscil olun...

Olmasi icin dua ettiginiz seyi olun..

Edgar Cayce

Keyfini Bilen Kedi


Allah, kedileri acaba keyif yapmayı öğrenebilmemiz için mi yarattı? Bilemiyorum ama bu kara kıza hayranım ben. Özellikle uyurken ve yeni uyandığında ne kadar masum, tatlı oluyor!

Köstebek Pasta


Merhaba, yine uzunca bir süredir tarif yayımlamıyorum değil mi? Beni gidi beni!
Geçtiğimiz günlerde yaptığım bir pastayı paylaşmak istiyorum sizlerle!



Tarif buradan:
  • demetinmutfaktarifleri


  • Not: Ben, Dr. Oetker'in tarifindeki gibi muz kullandım. Fındık eklemedim.

    Yeniden buluşuncaya dek sevgiyle kalın!

    9 Mayıs 2010

    Anne


    Anne
    Sevgin bir başkadır içimde anne
    Her yerde anar yanarım anne
    Sevgiyi sende buldum anne
    Özlem,şefkat,merhamet sendedir anne

    İçimde bir başkadır senin yerin anne
    Kederde ve sevinçte yarensin anne
    Hayat bir başka tatlıdır seninle anne
    Kanat geren,aman diyen sensin anne

    Kelimeler seni anlatmaya yetmiyor anne
    Sevgin ancak hissedilerek anlaşılır anne
    Senin kadar bizde yansak denizi ateş alır anne
    Aman diyen,yavrum diyen sensin anne

    Sen ancak bizim için yaşarsın anne
    Karşılık beklemez,her şeyi verirsin anne
    Keşke insan kıymet bilse anne
    Umut veren,his veren sensin anne

    Ali Koç

    Anneler Günü'nüz kutlu olsun!

    Not:Benim annem yanımda. Bu yüzden pek bi mutluyum!Doğum gününde ayrı kalmanın hüznünü yaşamıştım. Acısı çıkıyor!

    Yeniden görüşünceye dek sevgiyle kalın!

    23 Nisan 2010

    DÜNYA ÇOCUKLARI


    Yine dünya çocukları elele! Sağlıklı çocuklarımızla nice mutlu, keyifli, neşeli 23 Nisan'lara!


    21 Nisan 2010

    Mutlu Yıllar Anneciğim


    Canım anneciğim, ilk kez bir doğum gününde senden ayrı düşmüş durumdayım! Uzaktan doğum günü kutlaması bana çok tuhaf geliyor! İki gün sonra yanında olacağım neyse ki!
    Anneciğim, aynı evdeyken burada doğum gününü kutlamak bana garip geliyordu doğrusu!
    Madem ki şimdi uzak düştük! O halde doğum gününü burada kutlamak normal!
    Nice mutlu yıllara, yaşlara anneciğim! Sağlıkla, keyifle, neşeyle, bollukla!
    Doğum günün kutlu olsun! İyi ki doğdun, iyi ki varsın!İyi ki benim annemsin!Kendi adıma çok şanslı bir evlat olduğumu belirtmeliyim!

    15 Nisan 2010

    NE KEDİSİZ NE KİTAPSIZ


    Geçen akşam siparişini verdiğim, bugün elime geçen taptaze kitabımı sizlerle paylaşmak istediğimde minik cadı da bu karelere dahil olmak istedi. İstesem bu pozları yakalayamazdım eminim! Bu kitabı doktorum önerdi.Bilimsel yöntemler kullanılarak yazılmış! Sabırsızlıkla göz attım da üzerinde çalışılması gereken bir kitap ve son derece de sürükleyici! İnsana kendini iyi hissettiren, yaptığı işlerden
    alabileceği zevklere de değinen bir kitap! Okunması şiddetle önerilir!


    Yeniden buluşuncaya dek sevgiyle kalın!

    11 Nisan 2010

    Mutlu Kediyiz


    Annem yanımda! Bir süre daha burada! Kedimle benden mutlusu yok!
    Kapyı açan güler yüzlü, sıcacık bir anne! Nefis anne yemekleri. Dertleşme, dayanışma, keyifleri paylaşma hepsi birarada!
    Mutluluk bu işte!

    Yeniden Kitap,Kahve ve Çikolata Keyfi Etkinliği İptali


    Merhaba dostlarım, üzülerek bildirmek durumundayım, etkinliğimizi katılım azlığı nedeniyle iptal ediyoruz! Ve başka baharlara erteliyoruz!
    Yeniden buluşuncaya dek sevgiyle, dostça kalın!

    20 Mart 2010

    Yeniden Kitap,Kahve ve Çikolata Keyfi

    kahve etk

    Arkadaşlar, yeniden bir kitap, kahve ve çikolata etkinliği başlatıyoruz!
    Şartımız değitirme kartlı olması ve hediyelerin Anneler Günü'nde sahiplerine ulaşmış olması!
    23 Nisan'da etkinliğe katılım sona erecek, ben de sizlere bir ertesi gün çekiliş sonuçlarını bildireceğim! Sonra da size hediyelerinizi alıp size çıkan kişiye göndermek olacak!
    Hediyelerimizi yayımlama tarihi ise 19 Mayıs Çarşamba günü! Etkinlik banneri ve başlığı ile birlikte yayımlıyoruz!
    Keyifli bir etkinlik olması dileğiyle!EKime hediye alacağımı merak ediyorum şimdiden!
    Sevgili dostlarım yoğunluğum nedeniyle sizleri her zaman ziyaret edemiyorum!
    Özür dilerim!
    Yeni yeni kitap-kahve etkinliklerinde buluşmak dileğiyle! Dostça kalın!

    Not: Sevda'mın bu banner'ını da çok sevip benimsediğim için yeniden kullanmak istedim!

    19 Mart 2010

    Sizin Misyonunuz Hangisi?


    Bu dünyada çeşit çeşit insan var, biliyoruz!
    Bir de iki tip insan var:
    1-insanlığa hizmet için göreve gelenler
    2-İnsanları kendi amaçlarına ulaşmak amacıyla kullananlar yani insanları kendi çıkarlarına ulaşmak için hizmete koşanlar. Bu amaçla göreve gelenler!

    Birinci gruptaki insanların tek derdi görevlerini eksiksiz yerine getirmeye çalışmak! Her şeyin en iyisini yapmaya çalışmak. Kendileriyle yarışırlar böyleleri, insancıldırlar, komplekssizdirler! İnsanlarla alıp veremedikleri yoktur.Diğerlerine tepeden bakmazlar! Ezmeyi değil yardımlaşmayı benimsemişlerdir. Ezilmenin ne anlama geldiğini bilirler!
    Başkarının onurlarını da en az kendi onurları kadar önemserler! Yaşayan bütün canlılara karşı aaygılıdırlar!

    İkinci tip insan türü tehlikelidir,komplekslidir. Ezilmiştir. Bu yüzden ezmeyi seçer!
    Bir zamanlar kim canını yaktıysa o aynı gruptan herkese bunu yaşatır! Onurunu kırmış olsun olmasın fark etmez! Belli gruptan kişileri aynı kefeye koyar!
    Çıkarlarına ulaşmak ister, ayrımcılıktan yanadır. Kendisine farklı yaklaşılmasını ister!
    Yolda görür, Allah'ın selamını kabul etmez! Çünkü ünvanı ile hitap etmeyi unutmuşsunuzdur! İnsan olduğunu unutmuştur! Yalnızca ünvanı ile vardır!
    Adeta dünyaya daha doğrusu bir zamanlar muhtemelen aşağılanmış olduğu meslek grubuna zulmetmek, kan kusturmak için dünyaya gelmiştir!
    Herkesi soytarı yapmaya çalışırlar ama aslında kendileri soytarıdır!
    Bu tip insanları Allah'a havale ediyorum!Allah, ıslah etsin diyorum!
    Böyle bir yazıya konu olabilmek te büyük meziyettir doğrusu, tebrikler (!)
    Sahi sizin misyonunuz hangisi?

    7 Mart 2010

    Kargalar Bize Ne Öğretir



    İnsanlar kargaları sevmemiştir.

    İnsanlara dik dik bakan, siyah renkli türleriyle çevrede dolaşan kuşlar sevilmemiştir.

    Hep büyücülere, falcılara, kuşku uyandıran kişilerin yanına yakıştırılmıştır.

    Oysa insanlar kuşların çoğunu sever.

    Küçük serçeler cıvıldaşırken ekmek kırıntıları verirler.

    Güvercinler uğurlu sayılır.

    Barışın simgesi de güvercindir.

    Kumrular aşk konusunda örnek gösterilir.

    Kartal gücün simgesi olmuştur.

    Martılar deniz kıyılarının süsüdür.

    Ama kargalar? Hayır. Bizden uzak olsunlar.

    Ama kargalar da işte bu tutuma aldırmamışlardır

    Kentlerin her yanına yayılmışlardır.

    Onları kimse beslemez, kimse yanına yaklaştırmaz.

    Ama kargalar kendi başlarının çaresine bakarlar.

    Bize verdikleri ilk ders de budur:

    DAYANIKLILIK.

    Hiç kimseden bir şey beklemeden hayatta kalma sanatı.

    Kargalar bu sanatın ustalarıdır.

    Sevilmedikleri halde, beslenmedikleri halde, korunmadıkları halde yaşamlarını sürdürürler.

    İyi de bunu nasıl başarırlar?

    Zekâları ile.

    En zeki hayvanlardandır.

    Aptal karga imgesi yanlıştır.

    Kargalar dörde kadar saymayı öğrenen bir kuştur.

    Zekâları ile bir, dikkatleri ile iki.

    Yediklerini yerler, yemediklerini gömer, biriktirirler.

    İkinci ders de budur:

    YARININI DA DÜŞÜNECEKSİN.

    Birbirleri ile güçlü bir dayanışmaları vardır.

    Birisine bir şey olsa hepsi çevresine üşüşüp yardım etmeye çalışır:

    TÜRDEŞLERİNE DESTEK OLACAKSIN.

    Kendilerine yapılan kötülüğü de, iyiliği de unutmazlar.

    Bir kargaya kötü davranan birisi bütün kargaların saldırısına uğrar.

    Bu da onların çok yaşanan özelliğidir.

    Bize de ondan bir ders çıkar:

    SANA YAPILAN İYİLİĞİ DE, KÖTÜLÜĞÜ DE UNUTMAYACAKSIN.

    Kargalar böyle diyor, ama biz de bu dersi daha insanca okuyalım:

    İyiliği unutmayalım, kötülüğü -eğer kalıcı değilse- unutmayı yeğleyelim.

    Ama KARGALAR bize neler öğretiyor?

    Kulak verelim ve ÖĞRENELİM...

    ERDAL ATABEK

    6 Mart 2010

    Enfesss İncir Reçeli'nin Tarifi



    Merhaba, nihayet okulumuzun da bilgisayar işleriyle ilgilenen, güvenilir, dürüst, beyefendi Hüseyin'in dünyalar tatlısı annesi Saliha teyze'den enfess incir reçelinin tarifini alıp yayımlayabildim. Biraz fazlaca gecikme oldu çünkü görüşemedik. Ben, İstanbul'a geldim.İşlerimizin yoğunluğu derken tarifi alıp yayımlamaya ancak fırsat bulabildim.
    Bu seneki yoğunluğu başka hiçbir çalıştığım okulda görmedim ben! Yoğun bir tempoda çalışıyoruz! Zevkli, eğlenceli, müdürümüz de çok destekleyici!
    Siz sevgili dostlarımın sitelerini, bloglarını ziysret edemiyorum son aylarda! Çok istiyorum ama benim çok kıskanç bir kedim var! Gösterilen ilgiyle yetinmeyi bilemiyor ne yazık ki! Ben de bilgisayar başında daha uzun zaman geçirmeyi ondan açılnmış zaman oalrak düşünüp suçluluk duyuyorum açıkçası!
    Reçel tarifimize gelelim mi? İncirler, kendi bahçelerinden! Tarifi buna göre verdi!



    İnir Reçeli Tarifi

    100 tane incir(incirler küçükse 120 tane)kopartılır, yıkanır, süzülür.

    Tencereye bütün olarak konur. 5 kilo şeker kullanılır.

    1 limon küçük küçük doğranır. Reçel kaynatılır. Kaşığa alınıp kontrol edilir.

    Kaynamaya başlayınca kısılır. Reçel istenilen koyuluğa ulaşınca altı kapatılır.

    Afiyet olsun!

    Sevgili dostlarım, ilk fırsatta yeniden buluşmak üzere dostça kalın! Keyfli bir hatasonu geçirmeniz dileğiyle!

    27 Şubat 2010

    ANNİŞİMİN REÇELİ


    Merhaba, doktor kontrolleri için İstanbul'a geldim.Rutin kontrollerden arta kalan zamanda annişimle keyif yapıyoruz! Sohbet ediyoruz! Annişimin enfes yemeklerinden yeme ayrıcalığına sahibim kısacası! Tatil ve kontrol birarada gibi oldu!


    Annişim de onun reçellerini çok sevdiğimi bildiği için bana bu kez enfes bir portakal reçeli yapmış! İki gündür yemeye doyamıyorum!
    Tarifini veriyorum.

    Portakal Reçeli

    Malzemeler:


    1 kg portakal kabuğu

    600 gr şeker

    1 bardak su


    1/2 limon suyu

    Yapılışı:

    Portakal kabukları ince küp şeklinde doğranır. Bir miktar su ile 2-3 dk. kaynatılır. Delikli kepçe yardımıyla soğuk suyun içine atılır. Sonra yeniden kaynar suyun içine atılır.
    Aynı işlem 4-5 kez yinelenir.

    Sonra 600 gr şeker ve bir bardak suyla kaynattığımız şerbetin içine koyar ve yaklaşık 20-25 dk. pişiririz.
    Ocaktan almadan önce 1/2 limon suyu sıkarız! Ocaktan aılp soğumaya bırakırız!

    Afiyet olsun!


    Resimleri daha sonra düzenleyip yeniden yayımlayacağım! Picasa'nın damarı tutmuş durumda!
    Yeniden buluşuncaya dek sevgiyle kalın! Mutlu, keyifli ve neşeli bir haftasonu tatili dileğiyle!

    19 Şubat 2010

    Bir Musibet...


    "Bir musibet bin nasihatten yeğdir!"

    Annelerimiz bizi, bir bir konuda sürekli olarak uyardıklarında, hayır deyip te rest çektiklerinde engellendiğimizi düşünüp karşı koyuyoruz!
    Ve kendi kararlarımızla yola devam etmek istiyoruz ki bunun bedellerini de ödüyoruz!
    Bu bedeller bazen çok çok ağır olabilir. Uykusuz geceler geçirebiliriz! Sıkıntılar yaşayabiliriz!
    Ama maalesef yaşantılar, kendi kararlarımzla yaptıklarımız kimi zaman çok daha öğretici olur! Ucunda bedel ödemek olduğu için! Ucunda büyük ve ağır dersler olduğu için!
    Ama her şeye raqğmen annelerimizle buzları erittiğimiz, onların sağlıklı olduklarını, bizi desteklediklerini bildiğimiz için yüreğimiz hafifler!
    Sıkıntılar katlanılmaz olmaktan uzaklaşır! ;))

    14 Şubat 2010

    ENFESS BİR İNCİR REÇELİ


    Merhabalarr, marketlerden alınma reçeli bir yana bırakalım. İlk olarak Sevincimin incir reçeline bayıldım, parmaklarımı yiyecek hale geldim. Ardından annişim, hatırımı kırmadı ve bana koca bir kavanoz incir reçeli yaptı. Fotoğrafını çekmeye ömrü vefa etmedi. Hem çok kısa bir sürede bitti hem de fotoğraf makinemin bozuk olduğu zamana denk geldi! Maalesef! :(((


    Yoksa ben, annişimin, sırf Burçiş'i için yaptığı güzelim reçelin resmini çekmez miydim hiç?
    Reçel bitince ben de yas sürecine girdim. Annemden yeniden reçel yapmasını istedim. O sırada bayramdı, atamamdı, annemin, uygun inciri bulamaması derken yeniden reçel yapma projesi de rafa kalktı.


    Neredenn nereye, Misi, benim bilgisayarımın üzerinde yatıp uyuyup ayarlarını bozacak ta biz de İpsala'da bilgisayarcıdan yardım isteyeceğiz!
    Ve annemle bilgisayarcımızın annesi dostluk kuracak. Sonra o güzelim mavi gözlü, temiz pak yüzlü anne, bahçesindeki meyve ağaçlarından, yaptığı reçellerden söz edecek. Benim annem, kızının incir reçeli için ölüp bittiğini söyleyecek te o tatlı teyze, benim için iki kavanoz reçel getirecek, verecek!
    İşte incir reçelinin öyküsü bu! En kısa zamanda bu güzelim reçelin tarifini isteyip sizlerle paylaşmak farz oldu!


    Mutluluk,mutfakta mı gizli,nerede gizli bilemiyorum, dört ay tarif marif yayımlamamışımm. İnanılmaz bir durum bu! Keyif te paylaşamammışım pek! Siz
    dostlarımla mutsuzluğumu paylaşmışım. Beşinci ayda şeytanın bacağını kırıp erikli bomba tarifine yer verebilmişim! Nihayettt!
    İncir reçeli yapan teyzeme bir kez daha teşekkür etmenin zamanı geldi.
    İki kavanozun bir kısmını sömestr'da eve götürdüm. Anneme yani! Orada yedim. Az biraz da Bahar'ıma verdim! İkinci kavanozu biraz önce reçel kabına boşalttım.
    Canım arkadaşım Bahar'ım, yarın göreve başlayacağı, ona kavuşacağım için çok mutluyum! Onu çoook özledim!
    Hamiş: Enfess incir reçelinin eşlikçisi Dr. Oetker "Kaymak Tadında" krem şanti. Gerçekten de kaymak tadında, çok lezzetli! Reçelle de çok güzel uyum sağladı!
    Dilerseniz, çırptıktan sonra streç filme sarıp buzluğa koyabiliyor, gerektiği kadarını kesip kullanabiliyorsunuz!

    En kısa zamanda incir reçeli tarifi ile aranızda olacağım! İyi hattalar! Kucak dolusu sevgilerrr!

    13 Şubat 2010

    İyileşme Dileği Kavuşma İsteği


    Sevgili arkadaşım, en kısa zamanda sana kavuşmayı,keyifli paylaşımlarda bulunmayı, sıkıntılarımızı paylaşmayı diliyorum!
    İyi ki varsın! "Canım" diye söze başlamanı, yumuşacık konuşmalarımızı,kışın, yağmurda gönlümde çiçekler açan gülüşlerini çok özledim!
    Bir an önce iyileşmen dileğiyle!
    Biliyorum Pazartesi günü görüşeceğiz! Bir süre birlikteyiz! Sonra yine ayrı kalacağız!
    Maaşlarımızı birlikte çekemeyeceğiz ilk kez!
    Sen, iyileş gerisi önemli değil!
    Sen yokken kahve imek bile zevk ermez oldu sevgili kankam, arkadaşım, can dostum benim!
    Seninle tatlı didişmelerimizi de özledim. Kısacası seni, birlikte yaptığımız her
    şeyi çok özledim.
    Havalar güzelleşsin, Çarşamba sabahları,okul öncesi pazara gidip alışveriş edelim!;))

    5 Şubat 2010

    Sevinçten Havalara Uçmak



    Bugün, hem güzel hem de sıkıcı bir haber aldım!
    Sıkıcı haberden başlayalım, yapışık ikiz gib olduğumuz, biricik arkadaşım Bahar'da yine nodül çıkmış, geçen yıl ameliyat olmuş.
    Sintigrafi çekilmiş, Salı günü de biyopsi yapılmasına karar verilmiş! Dilerim temiz çıkar ve şimdiden çok özlediğim biricik arkaşım bir an önce aramıza döner!

    Güzel haber ise ayrılmak durumunda kalan çalışma arkadaşlarıma yeniden kavuşacağımızı öğrenmiş omlam! Haberi can dostum Bahar'ımdan öğrendim. Hemen diğer arkaadaşlarımla haberleştik! Hepimiz çok çok üzülmüştük! Tatile girişimiz karamsar ve mutsuz olmuştu! Şimdi keyifli bir başlangıç yapabiliriz!

    Öbür yandan yaşantımda çok çok doğru bir insanla karşılaştım, aşk anlamında değil! O da bir gün olacak inşallah!
    Ama karamsar, mutsuz, depresif zamanlarım sona erdi, yeniden doğmuş gibi oldum! Çok şükür!
    Tüm dostlarımın da kendilerini yeniden doğmuş hissedebilecekleri güzel olaylar yaşamalarını diliyorum!

    Yeniden görüşünceye dek kocaman sevgiler!

    Yeniden Annişimin Enfes Ötesi Erik Reçeli


    Merhaba, annişimin erik reçelini hatırlamanız amacıyla yeniden yayımlamaya karar verdim! Bundan sonra daha güncel tariflere sıkça yer vermeyi umuyorum!

    Erik Reçeli

    Malzemeler:

    1 kg mürdüm eriği
    750 gr toz şeker
    1 kabuk tarçın
    7-8 tane karanfil (Tarçın ve karanfil, reçel piştikten sonra alınır)

    Hazırlanışı:

    Erikler yıkanır, yarım ay biçiminde doğranır. Tencereye konur. Üzerine şeker eklenir. Tarçın ve karanfil konulur. Tencere ocağa yerleştirilir. Kısık ateşte yaklaşık 45 dk. pişirilir. Oluşan köpükler üzerinden alınır.
    45. dk. sonra birkaç damla limon suyu eklenir. Tencere ocaktan alınır.

    Not: Reçel, piştikten sonra tarçın ve karanfil içinden çıkarılır. Reçel soğumaya bırakılır. Daha sonra kavanozlara yerleştirilir.



    Tek başına iken ne yemek hazırmanın ne de yemenin keyfi olmuyor! Kahvaltı bile sevdiklerinle birlikteyken tatlı! Tek başıma iken nadiren kahvaltı edebiliyorum!
    En kısa zamanda yeniden görüşmek üzere sevgiyle, dostça kalın!

    4 Şubat 2010

    Ruhumu Şımartma Günü


    Evet, bugünü ruhumu şımartma günü ilan ettim.Göz doktoruna gittim. Sonuç sevindiriciydi. Diğer yandan tahlil sonuçlarım da çok iyi çıktı. Sonuçları aldıktran sonra Metroport Sinemaları'nda kendime bir film ısmarladım. Koltuklar çok güzeldi, yumuşacıktı, yastık bile vardı.
    Patlamış mısır eşliğinde enfes bir romantik komedi izledim. "Morganlar Nerede?"
    Hugh Grant ve Sarah Jessica Parker başrolde! Yalnız başınıza izleseniz bile gülmeniz geldiğinde çekinmeden kahkaha atabiliyorsunuz!
    Sonrasında Kahve Dünyası'na gidip kendime tavuk söğüşlü bir sandviç, latte kahve, enfes bir brownie söyledim. Afiyetle yedim, içtim. Kahvenin yanında küçük bir kasede gelen çikolata drajelerine ve bitter kaşığa bayıldım doğrusu! Kahve Dünyası'nda sunumlar müthişti, hemcinslerimin gayet başarılı bir biçimde servis yapmaları, nezaket göstermeleri koltuklarımı kabarttı doğrusu! Hemcins dayanışması!
    Sonra Koton'da %70'e varan indirimler olduğunu gördüm, indirimden lila rengi bir pantolon aldım. Ekoseli, spor çok şık, her yerde giyilebilecek, kotla çok çok uyum sağlayacağına inandığım, sıcak tutan bir tunik aldım. Evde, okulda, haftasonu her yerde giyebilirim. İpsala'ya dönüşte beni bunaltmayacak enfes bir yol arkadaşı olacağından eminim!
    Bugünü kendime ayırdım, ruhumu şımarttım, bu beni 23 Nisan'a kadar idare eder. Sonra 19 Mayıs tatili derken okullar tatil olur! İşte böyle!
    Sonrası da var, D&R'ye girip kendime enfes iki kitap ve bir dergi ısmarladım. Kendimi şımartma konusunda son noktayı bu şekilde koydum. Toplamda belirlediğim limitin dışına çıktım! Eczanenmize gidip dostlarımla sohbet ettim. İlaçlarımı aldım ve eve döndüm. Ruh şımartmak ta yorgunluk veriyor! Yorulmadan olmuyor, başıma da ağrılar girdi, idare etmeye çalıştımn en sonunda iki tane Catalaflam aldım! Ağrı geçse de verdiği yorgunluk hemen geçmiyor!
    Yarınki son doktor kontrolüm için randevumu aldım, annişimle yemeğimizi yedik. Kahvelerimiz keyifle yudumladık. Annem, ben gidene dek aldığım kitaplardan birini bitirir bile!
    Misi kızımı da şımarttım ve ona top aldım.
    Benden şimdilik bu kadar, Morganlar Nerde'yi görmeyenlerim görmelerini şiddetle öneriyorum!
    Yeniden görüşünceye dek dostça kalın!

    2 Şubat 2010

    RUH VE YÜREK


    İşte Maeve Binchy'den yine yüreğimizi sarıp sarmalayacak, içimizi ısıtacak bir kitap daha!
    Ben, alamazsam annem bulup alacak bana! Almayı kafama koydum! Daha ilk anda adı sizi etkiliyor zaten! Hiç aklımda yokken bir an'da yazı yazdırıp siz dostlarımla paylaşma ilhamını verdi ya bana. Helal olsun Maeve Binchy'e!

    Doktor Clara Casey için bundan daha kötü bir zamanlama olamazdı. Kocasından ayrıldığı sırada ve iki kızının sorunlarıyla boğuşurken aldığı iş teklifi, tüm özel sorunlarını rafa kaldırmasını gerektiriyordu. Sıfırdan kurduğu kalp kliniği tüm zamanını ve enerjisini alsa da, kendisi ve çevresindekiler için yepyeni, umut dolu bir başlangıç olabilir miydi?

    Kitap, kahve paylaşımımız bol olsun! Yeniden görüşünceye dek sımsıcacık sevgiler!

    Hamiş: Hava tam da bacaklarımızı uzatıp battaniyemize sarınma, sıcacık çay eşliğinde kitap okuma havasıymış!

    30 Ocak 2010

    Feride Teyze Usulü Erikli Bomba


    Merhaba, uzunca bir süredir yine tarif yayımlamadım değil mi?
    Arşivden bir tarif yayımlayalım.
    İpsala'ya döndüğümde de annemin tariflerini sizlerle burada paylaşacağım.
    Sevgiyle, dostça kalın!


    Erikli Bomba'nın yapılışına gelelim.

    Malzemeler

    250 gram margarin

    1 çorba kaşıgı yogurt

    1 paket kabartma tozu

    1 kahve fincanı şeker

    3 su bardagı un

    1 çay kaşıgı vanilya

    1 adet limon rendesi

    İçi için

    15 adet kırmızı ve olgun erik

    200 gr ceviz

    üzerine

    pudra şekeri


    Yapılışı

    1- 3 su bardagı un ve 1 paket kabartma tozu düz bir zemine elenerek alınır ve ortası hamur şeklinde açılır.
    2- İçine 250 gram oda sıcaklıgında bırakılmış ve küp küp kesilmiş margarin,1 çorba kaşıgı yogurt,1 adet limon rendesi,1 kahve fincanı şeker ve 1 çay kaşıgı vanilya konulur.

    3-Malzemeler iyice karıştırılır.Kulak memesi yumuşaklıgında bir hamur elde edilir.

    4-Hamurdan erik büyüklügünde parçalar koparılır, çekiştirilerek açılır.
    15 adet erigin çekirdeklerini çıkarılır. Eriklerin içine ceviz içi doldurulur. Elde şekillendirilen hamurla eriklerin üzerini iyice kaplanır.Tüm kurabiyeler bir tepsiye yerleştirilerek 150 derecelik fırında 25 dakika pişirilir.Fırından çıkardıktan sonra üzeri pudra şekeri ile süslenerek servis yapılır.

    24 Ocak 2010

    HAYATTIR ASLINDA BİR KADIN...!!!


    Her kadının delikanlı bir sevgilisi yoktur!
    Çocukluktan başlar sen kızsın dırdırları, sen kızsın sağına soluna dikkat etmek zorundasın. Sen kızsın geleceğin kadını olacaksın geleceğin annesi olacaksın, namus belasına sahip çıkmalısın eteğine.

    Erkeğin elinin kiridir yıkar geçer, kadının eteğinin lekesidir ön yıkama bile yapsan yinede çıkaramazsın o lekeyi.

    Genç kız olursun dırdır faslı yine peşindedir saçıldın serpildin bak güzelleştinde daha da dikkatli olmak zorundasın düz yolda yamuk yürümemelisin.

    Kadın olursun dahada ağırlaşır yükün evli bir kadınsın artık gözler sürekli üzerindedir. Oturuşuna, kalkışına, konuşmana, bakışına herşeyine ölçü koymak zorundasın. Bir kere Telli düdük oldunmu paçanı sıyıramazsın aman dikkat et kendine düşme alemin diline!

    Neden zordur kadın olmak, neden bu kadar pahalıdır? En ufak bir hareketinde en ağır sözlerle bozuk para gibi harcanan kadınlığın yükünü taşımak neden pahalıdır peki?

    Kadın her zaman kadın gibi olmak zorundadır..

    Kadın mutfakta aşçı gibi..

    Kadın yatakta fahişe gibi..

    Kadın sokakta hanım gibi

    Olmak zorundadır..

    Bu kadarda değil.

    Kadın her zaman bakımlı her zaman manken gibi olmalıdır..

    Neden?

    Erkekler için kadın her zaman hazır ol vaziyette olmalıdır.

    Erkek sağa sola kaçmasın diye, erkek başkasına bakmasın diye kadın her daim cilalı fiyakalı olmak zorundadır..

    Aslında zorunda da değildir! zorunda bırakılmıştır..
    Neden erkekler kelleşirken, göbekleri saksı çiçeklerine balkon edasında ortalıkta sefa sürerken neden herşeyin

    bedeli kadına ödetilir ki! Neden erkekler hep terzi görevindeyken kadın kesilip biçilen kumaş görevini görür..

    Evet devir değişti eee tabi kadınlarda değişti..

    Gidene bay bay gelene hay hay diyorlar bir süre sonra gelenin gidenden bi farkı da kalmıyor.

    Büyük bir aşkla evlenen evlilik sözleri veren erkekler karıları iki doğum sonrası salaş meyhaneye döndükleri için tavernalara koşuyorlar. Masada mevsim salatası yerine çıtır çerezlere sulanıyorlar. Evdeki hatunun son kullanma tarihi geçmişte bu erkeğin imalat tarihine ne olmuş? yoksa kendisi hala filinta gibi bir delikanlı mıdır?

    Hiçbiri değildir aslında hatun kadardır kendiside...

    Aradaki farka fark atan tek şey erkek olmasıdır..

    Erkek adam yapar kadın yapamaz hele bi denemeye kalk istersen, sen kadınsın koluna taktımı yakışacaksın duvara çarptımı yapışacaksın. Haddini bil kadın.

    Çakarsa otutturur eee errrrkeeek bu errrkek

    Her erkeğin her yaşta bir sevgilisi vardır..

    Ama her kadının delikanlı bir sevgilisi yoktur!

    Bu güzel satırları bizlerle paylaşan Recep Yeşil'e sonsuz teşekkürler!

    11 Ocak 2010

    Yanında Olabilmek


    "Çocuğunuzun yerinde olmayın, yanında olun!"

    Sevgi


    Acımak sevgi değildir, üstünlüğün kabulüdür.
    Hoşgörü sevgi değildir, istemediğine katlanmaktır.
    Bağımlılık sevgi değildir, gereksinmenin karşılanmasıdır.
    Sevgi, değer vermesini bilmektir.
    Sevgi, yaşama hakkını kabul etmektir.
    Sevgi, varolmaktan kıvanç duymaktır.
    Sevgi, birlikte olmaktan kıvanç duymaktır.
    Sevgi, eşitliğin duyumsanmasıdır.
    Sevgi, bütün yapay ayrımların hayattan çıkarılmasıdır.
    Sevgi, bilinçtir.
    Sevgi, insan olmaktır.

    Beğendiğim yazıları sizlerle paylaşmaya devam edeceğim! Yeniden buluşuncaya dek sevgiyle kalın!

    10 Ocak 2010

    Keyifli Pazarlar



    Sevgili dostlarım, sevdiklerinizle keyifli bir Pazar günü geçirmeniz dileğiyle!Bu şakır şakır yağan yağmurda içimizi ısıtması için enfes bir Leonard Cohen şarkısını sizlerle paylaşmak istedim! Yeni haftayı dinlenmiş olarak karşılamanız dileğiyle!
    Yeniden buluşuncaya dek sevgiyle kalın!