15 Nisan 2010

NE KEDİSİZ NE KİTAPSIZ


Geçen akşam siparişini verdiğim, bugün elime geçen taptaze kitabımı sizlerle paylaşmak istediğimde minik cadı da bu karelere dahil olmak istedi. İstesem bu pozları yakalayamazdım eminim! Bu kitabı doktorum önerdi.Bilimsel yöntemler kullanılarak yazılmış! Sabırsızlıkla göz attım da üzerinde çalışılması gereken bir kitap ve son derece de sürükleyici! İnsana kendini iyi hissettiren, yaptığı işlerden
alabileceği zevklere de değinen bir kitap! Okunması şiddetle önerilir!


Yeniden buluşuncaya dek sevgiyle kalın!

11 Nisan 2010

Mutlu Kediyiz


Annem yanımda! Bir süre daha burada! Kedimle benden mutlusu yok!
Kapyı açan güler yüzlü, sıcacık bir anne! Nefis anne yemekleri. Dertleşme, dayanışma, keyifleri paylaşma hepsi birarada!
Mutluluk bu işte!

Yeniden Kitap,Kahve ve Çikolata Keyfi Etkinliği İptali


Merhaba dostlarım, üzülerek bildirmek durumundayım, etkinliğimizi katılım azlığı nedeniyle iptal ediyoruz! Ve başka baharlara erteliyoruz!
Yeniden buluşuncaya dek sevgiyle, dostça kalın!

20 Mart 2010

Yeniden Kitap,Kahve ve Çikolata Keyfi

kahve etk

Arkadaşlar, yeniden bir kitap, kahve ve çikolata etkinliği başlatıyoruz!
Şartımız değitirme kartlı olması ve hediyelerin Anneler Günü'nde sahiplerine ulaşmış olması!
23 Nisan'da etkinliğe katılım sona erecek, ben de sizlere bir ertesi gün çekiliş sonuçlarını bildireceğim! Sonra da size hediyelerinizi alıp size çıkan kişiye göndermek olacak!
Hediyelerimizi yayımlama tarihi ise 19 Mayıs Çarşamba günü! Etkinlik banneri ve başlığı ile birlikte yayımlıyoruz!
Keyifli bir etkinlik olması dileğiyle!EKime hediye alacağımı merak ediyorum şimdiden!
Sevgili dostlarım yoğunluğum nedeniyle sizleri her zaman ziyaret edemiyorum!
Özür dilerim!
Yeni yeni kitap-kahve etkinliklerinde buluşmak dileğiyle! Dostça kalın!

Not: Sevda'mın bu banner'ını da çok sevip benimsediğim için yeniden kullanmak istedim!

19 Mart 2010

Sizin Misyonunuz Hangisi?


Bu dünyada çeşit çeşit insan var, biliyoruz!
Bir de iki tip insan var:
1-insanlığa hizmet için göreve gelenler
2-İnsanları kendi amaçlarına ulaşmak amacıyla kullananlar yani insanları kendi çıkarlarına ulaşmak için hizmete koşanlar. Bu amaçla göreve gelenler!

Birinci gruptaki insanların tek derdi görevlerini eksiksiz yerine getirmeye çalışmak! Her şeyin en iyisini yapmaya çalışmak. Kendileriyle yarışırlar böyleleri, insancıldırlar, komplekssizdirler! İnsanlarla alıp veremedikleri yoktur.Diğerlerine tepeden bakmazlar! Ezmeyi değil yardımlaşmayı benimsemişlerdir. Ezilmenin ne anlama geldiğini bilirler!
Başkarının onurlarını da en az kendi onurları kadar önemserler! Yaşayan bütün canlılara karşı aaygılıdırlar!

İkinci tip insan türü tehlikelidir,komplekslidir. Ezilmiştir. Bu yüzden ezmeyi seçer!
Bir zamanlar kim canını yaktıysa o aynı gruptan herkese bunu yaşatır! Onurunu kırmış olsun olmasın fark etmez! Belli gruptan kişileri aynı kefeye koyar!
Çıkarlarına ulaşmak ister, ayrımcılıktan yanadır. Kendisine farklı yaklaşılmasını ister!
Yolda görür, Allah'ın selamını kabul etmez! Çünkü ünvanı ile hitap etmeyi unutmuşsunuzdur! İnsan olduğunu unutmuştur! Yalnızca ünvanı ile vardır!
Adeta dünyaya daha doğrusu bir zamanlar muhtemelen aşağılanmış olduğu meslek grubuna zulmetmek, kan kusturmak için dünyaya gelmiştir!
Herkesi soytarı yapmaya çalışırlar ama aslında kendileri soytarıdır!
Bu tip insanları Allah'a havale ediyorum!Allah, ıslah etsin diyorum!
Böyle bir yazıya konu olabilmek te büyük meziyettir doğrusu, tebrikler (!)
Sahi sizin misyonunuz hangisi?

7 Mart 2010

Kargalar Bize Ne Öğretir



İnsanlar kargaları sevmemiştir.

İnsanlara dik dik bakan, siyah renkli türleriyle çevrede dolaşan kuşlar sevilmemiştir.

Hep büyücülere, falcılara, kuşku uyandıran kişilerin yanına yakıştırılmıştır.

Oysa insanlar kuşların çoğunu sever.

Küçük serçeler cıvıldaşırken ekmek kırıntıları verirler.

Güvercinler uğurlu sayılır.

Barışın simgesi de güvercindir.

Kumrular aşk konusunda örnek gösterilir.

Kartal gücün simgesi olmuştur.

Martılar deniz kıyılarının süsüdür.

Ama kargalar? Hayır. Bizden uzak olsunlar.

Ama kargalar da işte bu tutuma aldırmamışlardır

Kentlerin her yanına yayılmışlardır.

Onları kimse beslemez, kimse yanına yaklaştırmaz.

Ama kargalar kendi başlarının çaresine bakarlar.

Bize verdikleri ilk ders de budur:

DAYANIKLILIK.

Hiç kimseden bir şey beklemeden hayatta kalma sanatı.

Kargalar bu sanatın ustalarıdır.

Sevilmedikleri halde, beslenmedikleri halde, korunmadıkları halde yaşamlarını sürdürürler.

İyi de bunu nasıl başarırlar?

Zekâları ile.

En zeki hayvanlardandır.

Aptal karga imgesi yanlıştır.

Kargalar dörde kadar saymayı öğrenen bir kuştur.

Zekâları ile bir, dikkatleri ile iki.

Yediklerini yerler, yemediklerini gömer, biriktirirler.

İkinci ders de budur:

YARININI DA DÜŞÜNECEKSİN.

Birbirleri ile güçlü bir dayanışmaları vardır.

Birisine bir şey olsa hepsi çevresine üşüşüp yardım etmeye çalışır:

TÜRDEŞLERİNE DESTEK OLACAKSIN.

Kendilerine yapılan kötülüğü de, iyiliği de unutmazlar.

Bir kargaya kötü davranan birisi bütün kargaların saldırısına uğrar.

Bu da onların çok yaşanan özelliğidir.

Bize de ondan bir ders çıkar:

SANA YAPILAN İYİLİĞİ DE, KÖTÜLÜĞÜ DE UNUTMAYACAKSIN.

Kargalar böyle diyor, ama biz de bu dersi daha insanca okuyalım:

İyiliği unutmayalım, kötülüğü -eğer kalıcı değilse- unutmayı yeğleyelim.

Ama KARGALAR bize neler öğretiyor?

Kulak verelim ve ÖĞRENELİM...

ERDAL ATABEK

6 Mart 2010

Enfesss İncir Reçeli'nin Tarifi



Merhaba, nihayet okulumuzun da bilgisayar işleriyle ilgilenen, güvenilir, dürüst, beyefendi Hüseyin'in dünyalar tatlısı annesi Saliha teyze'den enfess incir reçelinin tarifini alıp yayımlayabildim. Biraz fazlaca gecikme oldu çünkü görüşemedik. Ben, İstanbul'a geldim.İşlerimizin yoğunluğu derken tarifi alıp yayımlamaya ancak fırsat bulabildim.
Bu seneki yoğunluğu başka hiçbir çalıştığım okulda görmedim ben! Yoğun bir tempoda çalışıyoruz! Zevkli, eğlenceli, müdürümüz de çok destekleyici!
Siz sevgili dostlarımın sitelerini, bloglarını ziysret edemiyorum son aylarda! Çok istiyorum ama benim çok kıskanç bir kedim var! Gösterilen ilgiyle yetinmeyi bilemiyor ne yazık ki! Ben de bilgisayar başında daha uzun zaman geçirmeyi ondan açılnmış zaman oalrak düşünüp suçluluk duyuyorum açıkçası!
Reçel tarifimize gelelim mi? İncirler, kendi bahçelerinden! Tarifi buna göre verdi!



İnir Reçeli Tarifi

100 tane incir(incirler küçükse 120 tane)kopartılır, yıkanır, süzülür.

Tencereye bütün olarak konur. 5 kilo şeker kullanılır.

1 limon küçük küçük doğranır. Reçel kaynatılır. Kaşığa alınıp kontrol edilir.

Kaynamaya başlayınca kısılır. Reçel istenilen koyuluğa ulaşınca altı kapatılır.

Afiyet olsun!

Sevgili dostlarım, ilk fırsatta yeniden buluşmak üzere dostça kalın! Keyfli bir hatasonu geçirmeniz dileğiyle!

27 Şubat 2010

ANNİŞİMİN REÇELİ


Merhaba, doktor kontrolleri için İstanbul'a geldim.Rutin kontrollerden arta kalan zamanda annişimle keyif yapıyoruz! Sohbet ediyoruz! Annişimin enfes yemeklerinden yeme ayrıcalığına sahibim kısacası! Tatil ve kontrol birarada gibi oldu!


Annişim de onun reçellerini çok sevdiğimi bildiği için bana bu kez enfes bir portakal reçeli yapmış! İki gündür yemeye doyamıyorum!
Tarifini veriyorum.

Portakal Reçeli

Malzemeler:


1 kg portakal kabuğu

600 gr şeker

1 bardak su


1/2 limon suyu

Yapılışı:

Portakal kabukları ince küp şeklinde doğranır. Bir miktar su ile 2-3 dk. kaynatılır. Delikli kepçe yardımıyla soğuk suyun içine atılır. Sonra yeniden kaynar suyun içine atılır.
Aynı işlem 4-5 kez yinelenir.

Sonra 600 gr şeker ve bir bardak suyla kaynattığımız şerbetin içine koyar ve yaklaşık 20-25 dk. pişiririz.
Ocaktan almadan önce 1/2 limon suyu sıkarız! Ocaktan aılp soğumaya bırakırız!

Afiyet olsun!


Resimleri daha sonra düzenleyip yeniden yayımlayacağım! Picasa'nın damarı tutmuş durumda!
Yeniden buluşuncaya dek sevgiyle kalın! Mutlu, keyifli ve neşeli bir haftasonu tatili dileğiyle!

19 Şubat 2010

Bir Musibet...


"Bir musibet bin nasihatten yeğdir!"

Annelerimiz bizi, bir bir konuda sürekli olarak uyardıklarında, hayır deyip te rest çektiklerinde engellendiğimizi düşünüp karşı koyuyoruz!
Ve kendi kararlarımızla yola devam etmek istiyoruz ki bunun bedellerini de ödüyoruz!
Bu bedeller bazen çok çok ağır olabilir. Uykusuz geceler geçirebiliriz! Sıkıntılar yaşayabiliriz!
Ama maalesef yaşantılar, kendi kararlarımzla yaptıklarımız kimi zaman çok daha öğretici olur! Ucunda bedel ödemek olduğu için! Ucunda büyük ve ağır dersler olduğu için!
Ama her şeye raqğmen annelerimizle buzları erittiğimiz, onların sağlıklı olduklarını, bizi desteklediklerini bildiğimiz için yüreğimiz hafifler!
Sıkıntılar katlanılmaz olmaktan uzaklaşır! ;))

14 Şubat 2010

ENFESS BİR İNCİR REÇELİ


Merhabalarr, marketlerden alınma reçeli bir yana bırakalım. İlk olarak Sevincimin incir reçeline bayıldım, parmaklarımı yiyecek hale geldim. Ardından annişim, hatırımı kırmadı ve bana koca bir kavanoz incir reçeli yaptı. Fotoğrafını çekmeye ömrü vefa etmedi. Hem çok kısa bir sürede bitti hem de fotoğraf makinemin bozuk olduğu zamana denk geldi! Maalesef! :(((


Yoksa ben, annişimin, sırf Burçiş'i için yaptığı güzelim reçelin resmini çekmez miydim hiç?
Reçel bitince ben de yas sürecine girdim. Annemden yeniden reçel yapmasını istedim. O sırada bayramdı, atamamdı, annemin, uygun inciri bulamaması derken yeniden reçel yapma projesi de rafa kalktı.


Neredenn nereye, Misi, benim bilgisayarımın üzerinde yatıp uyuyup ayarlarını bozacak ta biz de İpsala'da bilgisayarcıdan yardım isteyeceğiz!
Ve annemle bilgisayarcımızın annesi dostluk kuracak. Sonra o güzelim mavi gözlü, temiz pak yüzlü anne, bahçesindeki meyve ağaçlarından, yaptığı reçellerden söz edecek. Benim annem, kızının incir reçeli için ölüp bittiğini söyleyecek te o tatlı teyze, benim için iki kavanoz reçel getirecek, verecek!
İşte incir reçelinin öyküsü bu! En kısa zamanda bu güzelim reçelin tarifini isteyip sizlerle paylaşmak farz oldu!


Mutluluk,mutfakta mı gizli,nerede gizli bilemiyorum, dört ay tarif marif yayımlamamışımm. İnanılmaz bir durum bu! Keyif te paylaşamammışım pek! Siz
dostlarımla mutsuzluğumu paylaşmışım. Beşinci ayda şeytanın bacağını kırıp erikli bomba tarifine yer verebilmişim! Nihayettt!
İncir reçeli yapan teyzeme bir kez daha teşekkür etmenin zamanı geldi.
İki kavanozun bir kısmını sömestr'da eve götürdüm. Anneme yani! Orada yedim. Az biraz da Bahar'ıma verdim! İkinci kavanozu biraz önce reçel kabına boşalttım.
Canım arkadaşım Bahar'ım, yarın göreve başlayacağı, ona kavuşacağım için çok mutluyum! Onu çoook özledim!
Hamiş: Enfess incir reçelinin eşlikçisi Dr. Oetker "Kaymak Tadında" krem şanti. Gerçekten de kaymak tadında, çok lezzetli! Reçelle de çok güzel uyum sağladı!
Dilerseniz, çırptıktan sonra streç filme sarıp buzluğa koyabiliyor, gerektiği kadarını kesip kullanabiliyorsunuz!

En kısa zamanda incir reçeli tarifi ile aranızda olacağım! İyi hattalar! Kucak dolusu sevgilerrr!

13 Şubat 2010

İyileşme Dileği Kavuşma İsteği


Sevgili arkadaşım, en kısa zamanda sana kavuşmayı,keyifli paylaşımlarda bulunmayı, sıkıntılarımızı paylaşmayı diliyorum!
İyi ki varsın! "Canım" diye söze başlamanı, yumuşacık konuşmalarımızı,kışın, yağmurda gönlümde çiçekler açan gülüşlerini çok özledim!
Bir an önce iyileşmen dileğiyle!
Biliyorum Pazartesi günü görüşeceğiz! Bir süre birlikteyiz! Sonra yine ayrı kalacağız!
Maaşlarımızı birlikte çekemeyeceğiz ilk kez!
Sen, iyileş gerisi önemli değil!
Sen yokken kahve imek bile zevk ermez oldu sevgili kankam, arkadaşım, can dostum benim!
Seninle tatlı didişmelerimizi de özledim. Kısacası seni, birlikte yaptığımız her
şeyi çok özledim.
Havalar güzelleşsin, Çarşamba sabahları,okul öncesi pazara gidip alışveriş edelim!;))

5 Şubat 2010

Sevinçten Havalara Uçmak



Bugün, hem güzel hem de sıkıcı bir haber aldım!
Sıkıcı haberden başlayalım, yapışık ikiz gib olduğumuz, biricik arkadaşım Bahar'da yine nodül çıkmış, geçen yıl ameliyat olmuş.
Sintigrafi çekilmiş, Salı günü de biyopsi yapılmasına karar verilmiş! Dilerim temiz çıkar ve şimdiden çok özlediğim biricik arkaşım bir an önce aramıza döner!

Güzel haber ise ayrılmak durumunda kalan çalışma arkadaşlarıma yeniden kavuşacağımızı öğrenmiş omlam! Haberi can dostum Bahar'ımdan öğrendim. Hemen diğer arkaadaşlarımla haberleştik! Hepimiz çok çok üzülmüştük! Tatile girişimiz karamsar ve mutsuz olmuştu! Şimdi keyifli bir başlangıç yapabiliriz!

Öbür yandan yaşantımda çok çok doğru bir insanla karşılaştım, aşk anlamında değil! O da bir gün olacak inşallah!
Ama karamsar, mutsuz, depresif zamanlarım sona erdi, yeniden doğmuş gibi oldum! Çok şükür!
Tüm dostlarımın da kendilerini yeniden doğmuş hissedebilecekleri güzel olaylar yaşamalarını diliyorum!

Yeniden görüşünceye dek kocaman sevgiler!

Yeniden Annişimin Enfes Ötesi Erik Reçeli


Merhaba, annişimin erik reçelini hatırlamanız amacıyla yeniden yayımlamaya karar verdim! Bundan sonra daha güncel tariflere sıkça yer vermeyi umuyorum!

Erik Reçeli

Malzemeler:

1 kg mürdüm eriği
750 gr toz şeker
1 kabuk tarçın
7-8 tane karanfil (Tarçın ve karanfil, reçel piştikten sonra alınır)

Hazırlanışı:

Erikler yıkanır, yarım ay biçiminde doğranır. Tencereye konur. Üzerine şeker eklenir. Tarçın ve karanfil konulur. Tencere ocağa yerleştirilir. Kısık ateşte yaklaşık 45 dk. pişirilir. Oluşan köpükler üzerinden alınır.
45. dk. sonra birkaç damla limon suyu eklenir. Tencere ocaktan alınır.

Not: Reçel, piştikten sonra tarçın ve karanfil içinden çıkarılır. Reçel soğumaya bırakılır. Daha sonra kavanozlara yerleştirilir.



Tek başına iken ne yemek hazırmanın ne de yemenin keyfi olmuyor! Kahvaltı bile sevdiklerinle birlikteyken tatlı! Tek başıma iken nadiren kahvaltı edebiliyorum!
En kısa zamanda yeniden görüşmek üzere sevgiyle, dostça kalın!

4 Şubat 2010

Ruhumu Şımartma Günü


Evet, bugünü ruhumu şımartma günü ilan ettim.Göz doktoruna gittim. Sonuç sevindiriciydi. Diğer yandan tahlil sonuçlarım da çok iyi çıktı. Sonuçları aldıktran sonra Metroport Sinemaları'nda kendime bir film ısmarladım. Koltuklar çok güzeldi, yumuşacıktı, yastık bile vardı.
Patlamış mısır eşliğinde enfes bir romantik komedi izledim. "Morganlar Nerede?"
Hugh Grant ve Sarah Jessica Parker başrolde! Yalnız başınıza izleseniz bile gülmeniz geldiğinde çekinmeden kahkaha atabiliyorsunuz!
Sonrasında Kahve Dünyası'na gidip kendime tavuk söğüşlü bir sandviç, latte kahve, enfes bir brownie söyledim. Afiyetle yedim, içtim. Kahvenin yanında küçük bir kasede gelen çikolata drajelerine ve bitter kaşığa bayıldım doğrusu! Kahve Dünyası'nda sunumlar müthişti, hemcinslerimin gayet başarılı bir biçimde servis yapmaları, nezaket göstermeleri koltuklarımı kabarttı doğrusu! Hemcins dayanışması!
Sonra Koton'da %70'e varan indirimler olduğunu gördüm, indirimden lila rengi bir pantolon aldım. Ekoseli, spor çok şık, her yerde giyilebilecek, kotla çok çok uyum sağlayacağına inandığım, sıcak tutan bir tunik aldım. Evde, okulda, haftasonu her yerde giyebilirim. İpsala'ya dönüşte beni bunaltmayacak enfes bir yol arkadaşı olacağından eminim!
Bugünü kendime ayırdım, ruhumu şımarttım, bu beni 23 Nisan'a kadar idare eder. Sonra 19 Mayıs tatili derken okullar tatil olur! İşte böyle!
Sonrası da var, D&R'ye girip kendime enfes iki kitap ve bir dergi ısmarladım. Kendimi şımartma konusunda son noktayı bu şekilde koydum. Toplamda belirlediğim limitin dışına çıktım! Eczanenmize gidip dostlarımla sohbet ettim. İlaçlarımı aldım ve eve döndüm. Ruh şımartmak ta yorgunluk veriyor! Yorulmadan olmuyor, başıma da ağrılar girdi, idare etmeye çalıştımn en sonunda iki tane Catalaflam aldım! Ağrı geçse de verdiği yorgunluk hemen geçmiyor!
Yarınki son doktor kontrolüm için randevumu aldım, annişimle yemeğimizi yedik. Kahvelerimiz keyifle yudumladık. Annem, ben gidene dek aldığım kitaplardan birini bitirir bile!
Misi kızımı da şımarttım ve ona top aldım.
Benden şimdilik bu kadar, Morganlar Nerde'yi görmeyenlerim görmelerini şiddetle öneriyorum!
Yeniden görüşünceye dek dostça kalın!

2 Şubat 2010

RUH VE YÜREK


İşte Maeve Binchy'den yine yüreğimizi sarıp sarmalayacak, içimizi ısıtacak bir kitap daha!
Ben, alamazsam annem bulup alacak bana! Almayı kafama koydum! Daha ilk anda adı sizi etkiliyor zaten! Hiç aklımda yokken bir an'da yazı yazdırıp siz dostlarımla paylaşma ilhamını verdi ya bana. Helal olsun Maeve Binchy'e!

Doktor Clara Casey için bundan daha kötü bir zamanlama olamazdı. Kocasından ayrıldığı sırada ve iki kızının sorunlarıyla boğuşurken aldığı iş teklifi, tüm özel sorunlarını rafa kaldırmasını gerektiriyordu. Sıfırdan kurduğu kalp kliniği tüm zamanını ve enerjisini alsa da, kendisi ve çevresindekiler için yepyeni, umut dolu bir başlangıç olabilir miydi?

Kitap, kahve paylaşımımız bol olsun! Yeniden görüşünceye dek sımsıcacık sevgiler!

Hamiş: Hava tam da bacaklarımızı uzatıp battaniyemize sarınma, sıcacık çay eşliğinde kitap okuma havasıymış!

30 Ocak 2010

Feride Teyze Usulü Erikli Bomba


Merhaba, uzunca bir süredir yine tarif yayımlamadım değil mi?
Arşivden bir tarif yayımlayalım.
İpsala'ya döndüğümde de annemin tariflerini sizlerle burada paylaşacağım.
Sevgiyle, dostça kalın!


Erikli Bomba'nın yapılışına gelelim.

Malzemeler

250 gram margarin

1 çorba kaşıgı yogurt

1 paket kabartma tozu

1 kahve fincanı şeker

3 su bardagı un

1 çay kaşıgı vanilya

1 adet limon rendesi

İçi için

15 adet kırmızı ve olgun erik

200 gr ceviz

üzerine

pudra şekeri


Yapılışı

1- 3 su bardagı un ve 1 paket kabartma tozu düz bir zemine elenerek alınır ve ortası hamur şeklinde açılır.
2- İçine 250 gram oda sıcaklıgında bırakılmış ve küp küp kesilmiş margarin,1 çorba kaşıgı yogurt,1 adet limon rendesi,1 kahve fincanı şeker ve 1 çay kaşıgı vanilya konulur.

3-Malzemeler iyice karıştırılır.Kulak memesi yumuşaklıgında bir hamur elde edilir.

4-Hamurdan erik büyüklügünde parçalar koparılır, çekiştirilerek açılır.
15 adet erigin çekirdeklerini çıkarılır. Eriklerin içine ceviz içi doldurulur. Elde şekillendirilen hamurla eriklerin üzerini iyice kaplanır.Tüm kurabiyeler bir tepsiye yerleştirilerek 150 derecelik fırında 25 dakika pişirilir.Fırından çıkardıktan sonra üzeri pudra şekeri ile süslenerek servis yapılır.

24 Ocak 2010

HAYATTIR ASLINDA BİR KADIN...!!!


Her kadının delikanlı bir sevgilisi yoktur!
Çocukluktan başlar sen kızsın dırdırları, sen kızsın sağına soluna dikkat etmek zorundasın. Sen kızsın geleceğin kadını olacaksın geleceğin annesi olacaksın, namus belasına sahip çıkmalısın eteğine.

Erkeğin elinin kiridir yıkar geçer, kadının eteğinin lekesidir ön yıkama bile yapsan yinede çıkaramazsın o lekeyi.

Genç kız olursun dırdır faslı yine peşindedir saçıldın serpildin bak güzelleştinde daha da dikkatli olmak zorundasın düz yolda yamuk yürümemelisin.

Kadın olursun dahada ağırlaşır yükün evli bir kadınsın artık gözler sürekli üzerindedir. Oturuşuna, kalkışına, konuşmana, bakışına herşeyine ölçü koymak zorundasın. Bir kere Telli düdük oldunmu paçanı sıyıramazsın aman dikkat et kendine düşme alemin diline!

Neden zordur kadın olmak, neden bu kadar pahalıdır? En ufak bir hareketinde en ağır sözlerle bozuk para gibi harcanan kadınlığın yükünü taşımak neden pahalıdır peki?

Kadın her zaman kadın gibi olmak zorundadır..

Kadın mutfakta aşçı gibi..

Kadın yatakta fahişe gibi..

Kadın sokakta hanım gibi

Olmak zorundadır..

Bu kadarda değil.

Kadın her zaman bakımlı her zaman manken gibi olmalıdır..

Neden?

Erkekler için kadın her zaman hazır ol vaziyette olmalıdır.

Erkek sağa sola kaçmasın diye, erkek başkasına bakmasın diye kadın her daim cilalı fiyakalı olmak zorundadır..

Aslında zorunda da değildir! zorunda bırakılmıştır..
Neden erkekler kelleşirken, göbekleri saksı çiçeklerine balkon edasında ortalıkta sefa sürerken neden herşeyin

bedeli kadına ödetilir ki! Neden erkekler hep terzi görevindeyken kadın kesilip biçilen kumaş görevini görür..

Evet devir değişti eee tabi kadınlarda değişti..

Gidene bay bay gelene hay hay diyorlar bir süre sonra gelenin gidenden bi farkı da kalmıyor.

Büyük bir aşkla evlenen evlilik sözleri veren erkekler karıları iki doğum sonrası salaş meyhaneye döndükleri için tavernalara koşuyorlar. Masada mevsim salatası yerine çıtır çerezlere sulanıyorlar. Evdeki hatunun son kullanma tarihi geçmişte bu erkeğin imalat tarihine ne olmuş? yoksa kendisi hala filinta gibi bir delikanlı mıdır?

Hiçbiri değildir aslında hatun kadardır kendiside...

Aradaki farka fark atan tek şey erkek olmasıdır..

Erkek adam yapar kadın yapamaz hele bi denemeye kalk istersen, sen kadınsın koluna taktımı yakışacaksın duvara çarptımı yapışacaksın. Haddini bil kadın.

Çakarsa otutturur eee errrrkeeek bu errrkek

Her erkeğin her yaşta bir sevgilisi vardır..

Ama her kadının delikanlı bir sevgilisi yoktur!

Bu güzel satırları bizlerle paylaşan Recep Yeşil'e sonsuz teşekkürler!

11 Ocak 2010

Yanında Olabilmek


"Çocuğunuzun yerinde olmayın, yanında olun!"

Sevgi


Acımak sevgi değildir, üstünlüğün kabulüdür.
Hoşgörü sevgi değildir, istemediğine katlanmaktır.
Bağımlılık sevgi değildir, gereksinmenin karşılanmasıdır.
Sevgi, değer vermesini bilmektir.
Sevgi, yaşama hakkını kabul etmektir.
Sevgi, varolmaktan kıvanç duymaktır.
Sevgi, birlikte olmaktan kıvanç duymaktır.
Sevgi, eşitliğin duyumsanmasıdır.
Sevgi, bütün yapay ayrımların hayattan çıkarılmasıdır.
Sevgi, bilinçtir.
Sevgi, insan olmaktır.

Beğendiğim yazıları sizlerle paylaşmaya devam edeceğim! Yeniden buluşuncaya dek sevgiyle kalın!

10 Ocak 2010

Keyifli Pazarlar



Sevgili dostlarım, sevdiklerinizle keyifli bir Pazar günü geçirmeniz dileğiyle!Bu şakır şakır yağan yağmurda içimizi ısıtması için enfes bir Leonard Cohen şarkısını sizlerle paylaşmak istedim! Yeni haftayı dinlenmiş olarak karşılamanız dileğiyle!
Yeniden buluşuncaya dek sevgiyle kalın!

18 Aralık 2009

AŞIK OLMAK ANLATILMAZMIŞ


Seninle doğdum gülüm,senle var oldum
Eğer sensiz kalırsam dayanamaz ölürüm
Senle aşkı tanıdım,beklentisiz sevdim
Aşık olmak anlatılamazmış onu anladım...

Yorulduğum,korktuğum anlar çok oldu
Zaman geldi acıdı yüreğim,yaralandı
Bir sözünle ,bir hareketinle çok kırıldı
Aşık olmak anlatılmazmış onu anladım...

Bölmedim kalbimi paylaşmadım kimseyle
Sana adadım bedenimi de benliğimi de
Cesaretin varsa sende yaşarsın benle
Aşık olmak anlatılmazmış onu anladım..
.
Gözlerde görüyürum aşkı her baktığımda
Hayatıma anlam katıyorsun düşündüğümde
Bilinmeze doğru yola çıktım sevdiğimde
Aşık olmak anlatılmazmış onu anladım...

Aşkı yaşıyorum damarlarımda,yakıp geçiyor
Aldığım her nefes sanki gülüm sen oluyor
Uykusuz gecelerde yüreğim hayaline sarılıyor
Aşık olmak anlatılmazmış onu anladım....

Hasibe Kaya

Aşık olmak gururunu bir yana bırakmakmış, göremesen bile sevmekten vazgeçememekmiş bunu anladım!!!

17 Aralık 2009

Gittiğini Zannedersin Ama Gidemezsin.


Uyudun değil mi bir tanem?
Ben sana gurbetteyim.
Gözlerimde yaşlarla,
hala hasretinle sevişmekteyim.
Kanım durdu damarlarımda,
sensiz bir çölde gezmekteyim.

O çöl ki benim tüm hayallerimi serapsız bırakır,
sevdasız, susuz, aç bırakır.
O çöl' ki beni üzüm gözlüm,
o çöl ki beni sensiz bırakır.

Ama ben beklerim bir umutla,
yanında geçireceğim günleri.
Bir Bodrum akşamı ay sustuğunda
yüzünle aydınlatacağım geceleri.
Ve onmaz hayaller beşiğinde avuturum düşlerimi,
çünkü saçların uzaktır bana, tenin ırak,
karşı konulmaz bir uzaklıktan sana seslenir düşlerim.
Sadece düşlerim olsa neyse ne be üzüm gözlüm
gülüşlerim, sevinçlerim,
umutlarım, hasretlerim.

Ve ben içime akıtırken gözyaşlarımı,
sensizlikte boğulmaya devam etmekteyim.
İçimde saklıyorum bakışlarını
ve bilirim çaresi yok sensizliğin

Gitmek kolay mıydı be bir tanem,
sevdiğinden çekip gitmek?
Bir evden gitmek kolaydır,
bir şehirden ya da ülkeden
gidebilir herkes ayaklarının götürdüğü her yere,
terk edebilir arkasına bile bakmadan her şeyini,
hatta canından bile vazgeçebilir.
Bilinmeze gitmeyi bile göze alabilir herkes.
Bir mezar taşına adının yazılmış olması
kolaydır elbet herkese
ama zor olan sevgilinden gitmektir.
Gitmen gerektiğini bildiğin halde gidememek.
Bu nasıl bir duygudur bilir misin sevgili?
Bilemezsin tabi.

Gidememek soluk almaktır nefessiz
Gidememek yaşayamamaktır sensiz
Gidememek kim olduğunu bilmemektir bedensiz
Gidememek...

Bilemezsin değil mi sevgili
birini gerçekten sevdiğinde
başına neler geleceğini?

"Birini çok sevdiğinde, o seni çok üzse de
onun yanında ağlamak istersin.
O sana korkunç bir şey yapsa da
onun kollarında teselli bulmak istersin.
Birini çok sevdiğinde,
sana bin kere yalan da söylese
yine herkesten çok ona inanmak istersin.
Birini çok sevdiğinde,
Gidemezsin.

15 Aralık 2009

Silinsin



Aniden gittin içimde fırtınalar koparttın
Sözcükleri çıkmadan dudaklarıma tıkadın,
Çanakkale sokaklarında, sensiz bıraktın,
Sanki ruhum gibi hava bulutlu,şimdi yoksun,
İçimde ki fırtına aksetti şehrime yaşadığım,
Dışarda şiddetli bir rüzgar esiyor durmadan,
Bana sanki senin o mis kokunu getiriyor...

Elimdeki kadehlerim bitmeden canım doluyor,
Seni unutmak istedikçe aklım sana takılıyor,
Sevda şehrinde atıyormuş yar ayrı yürekler,
Ne kadar uzakta olsanda bu kalp seni seviyor,
Senden kaçmak istedikçe bir güç itekliyor,
Omzumdan tutan bir el uzaklara bırakmıyor,
Kulaklarımda çınlıyor o billür gibi sesin...

Seni görmem mümkün değil bunu ben bilirim,
Ama şu garip yüreciğime inan söz geçiremem,
Beni sevmediğini derim fısıldarım anlatamam,
Ne söyleneni anlarım ne de senden vazgeçerim,
Yıllar geçsede, gerçeğim sende son buluşum,
Sen kalbime yazdığım ilk değil sen sevdiğim,
Hayalin gözlerimden gitmiyor adın dilimden...

Arkama bakmadan senden uzağa kaçmak istedikçe,
İçimde sessiz çığlıklar büyüyor yar sensizlikte,
Söylediğin yalanlar birbir içime çöreklenmekte,
Diliyorum yaradanımdan dindirsin acımı içimde,
Vefasızlığını anlatsın, söz dinlemez yüreğime,
Unuttursun seni, boşuna ümit eden şu gönlüme,
Silinsin hayalin gözümden sesin kulaklarımdan..

Hasibe Kaya


Üyesi olduğum gruptan gelen bu çok anlamlı ve etkileyici şiiri siz dostlarımla paylaşmak istedim! Zaman zaman hepimiz vedalaşmak durumunda kalabiliyoruz sevdiklerimizden! Bunu her ne kadar istemesek te!
Dostça kalın!

11 Aralık 2009

Mevlana'dan Öğütler




1. Cömertlik ve yardim etmede akarsu gibi ol.

2. Şefkat ve merhamette güneş gibi ol.

3. Başkalarının kusurunu örtmede gece gibi ol.

4. Hiddet ve asabiyette ölü gibi ol.

5. Tevazu ve alçak gönüllülükte toprak gibi ol.

6. Hoşgörürlükte deniz gibi ol.

7. Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol.

8 Aralık 2009

Yeni Yıl Yeni Başlangıçlar Etkinliği 2010

YENİ YIL
Merhaba arkadaşlar, sevgili Sevdacığımın emeğiyle, çok değerli katkılarıyla yeni bir etkinlik daha başlatmış bulunuyoruz! ;)))
Keyifli, coşkulu, yüreklerinizi ısıtacak, neşeli bir etkinlik olmasını diliyoruz! Umarız sizler için hoş bir anı olur, hediyelerinize baktıkça etkinliğimizi gülümseyerek anımsarsınız!

Etkinliğimize katılım bu akşam dolayısıyla başladı, 20 Aralık akşamı da sona erecek!
Ben, size en kısa zamanda çekiliş sonuçlarını bildiriyorum.
En geç 20 Ocak akşamı dolayısıyla hediyeler sahiplerini bulmuş oluyor, 25 Ocak'ta da etkinlik banner'i eşliğinde "Yeni Yıl Yeni Başlangıçlar 2010" başlığı altında bize gelen hediyelerimizi blog arkadaşlarımızla paylaşıyoruz!Yani etkinlik yazımızı yayımlıyoruz!

Hediyelerimizi istediğimiz gibi seçebiliriz! İçimizden geldiği gibi!Yanızca değiştirme kartı şartımız var! Bir de biz, nelerden hoşlanıyorsak, nasıl hediye almaktan hoşlanıyorsak aynı özeni göstermenizi diliyoruz!

Sevdacığım, bir kez daha katkıların için çok çok çok teşekkür ederim! Eline,emeğine, yüreğine sağlık canım arkadaşım! İyi ki varsın!

Arkadaşlar, etkinliğe katılım için "burcaktosunlar@gmail.com" adresine adres, ad-soyad ve blog bilgilerinizi göndermeniz yeterli! Katılımınızı bekliyoruz!

Sevgiyle ve dostça kalın!

7 Aralık 2009

Yaşatılan Duygular Önemli


"Çocuklarınız, hiçbir zaman onlara sağladığınız madensel değerleri anımsamayacaklardır. Onların anımsayacakları tek şey, onlara yaşattıklarınız duygulardır."

Richard L. Evans

28 Kasım 2009

İçimizdeki Haykırışlar


EMMA SHAPLIN

gordana | MySpace Video


İçimizdeki haykırışlar, çığlıklar böyle güzel ifade bulur mu?

Yaşadıklarımdan Öğrendiklerim...


* Vedaların acı vereceğini bilsek te kaçınılmaz olduğunu öğrendim.

* Uzayan vedaların baş ağrılarımızı, mutsuzluğumuzu arttırdığını öğrendim.

* Sevilmediysek gururumuzu düşünüp arkamıza bakmadan gitmemiz gerektiğini öğrendim.

* İçimiz kan ağlada da, uykusuz geceler geçirsek te, gözyaşlarımız fazla mesai yapsa da hayatın devam ettiğini öğrendim.

* Ve fark ettim ki vedalaşmak ne kadar üzüntü verse de, canımız yansa da ağrılarımız hafiflemiş.

* Ve öğrendim ki sevgi dilenilmez! Dilenilir gibi hareket edilmez!Çünkü sevgi paylaşılırsa güzeldir!

* En önemli şeyin kendimizi sevmek, kendimizi teselli edebilmek için içimize yönelmek, yarından umut etmek olduğunu öğrendim.

* Ve hala çok saf olduğumu anladım. Bu dünyada kimseye, hiç kimseye koşulsuz güvenilmemesi gerektiğini öğrendim!

* Son olarak kendimize bir buket çiçek hediye edip ruhumuzu şımartmak gerektiğini öğrendim.

26 Kasım 2009

Mutlu Bayramlar


Tüm sevdiklerinizle keyifli, neşeli, mutlu, huzurlu, sağlıklı nice bayramlar geçirmeniz dileğiyle!

24 Kasım 2009

Öğrendim ki....


Yıllar sonra öğrendim ki...

Öğrendim ki...

Kimseyi sizi sevmeye zorlayamazsınız.

Kendinizi sevilecek insan yapabilirsiniz,

Gerisini karşı tarafa bırakırsınız.

Öğrendim ki...

Güveni geliştirmek yıllar alıyor,

Yıkmak bir dakika.


Öğrendim ki...

Olmak istediğim insan olabilmem

Çok vakit alıyor.


Öğrendim ki...

Yüreğiniz ne kadar kan ağlarsa ağlasın

Dünya sizin için dönmesini durdurmuyor.


Öğrendim ki...

Sevgiyi çabuk kaybediyorsun, pişmanlığın uzun yıllar sürüyor. (Ruhat Cengiz)

22 Kasım 2009

Sevginin Mevsimi



Eli öpülecek kadınsınsınız siz Suna Tanaltay! Yüreğime su serptiniz!
Üyesi olduğum gruba gönderilen yazıyı siz dostlarımla paylaşmak istedim!
Mutlu haftalar!

21 Kasım 2009

Eczanelerimiz Kapatılmasın


Hastanelerden, doktorlardan önce ulaşabildiğimiz, bizden desteklerini esirgemeyen,güler yüzle aydınlatan, yardımcı olan, dostlarımızdan, sırdaşlarımızdan olmak istemiyoruz. Sağlığın can damarı olan eczanelerimizin kapatılmasını istemiyoruz!

Destek Vermek İçin Tıklayınız.

  • teb
  • 20 Kasım 2009

    Avucundaki Kelebek...


    Zamanın birinde iki tane kız kardeş varmış, nasıl akıllılarmış anlatamam.
    Etrafındaki ve okuldaki tüm bilgi onlara yetmez olmuş.
    Bir gün anneleri onları dağdaki bilge bir adama götürmeye karar vermiş.
    Kızlar, bilge adamla bir süre çok mutlu olmuşlar ama sonra sıkılmaya başlamışlar,
    "Bilgenin bilemeyeceği bir soru bulmamız lazım" diye düşünmüşler...
    .........Kızlardan biri "Buldum!" diye sevinmiş.
    İki elimin arasında bir kelebek koyacağım ve bilge adama soracağım:
    "Avucumun içinde bir kelebek var. Canlı mı, ölü mü?
    'Ölü' derse, kelebeği bırakacağım. 'Canlı' derse, avucumu hafifçe bastıracağım.
    Her ne derse desin cevabı bilemeyecek."
    Kızlardan birisi kapalı tuttuğu ellerini bilgeye doğru uzatmış.
    (Şimdi lütfen siz de yapın. Avuçlarınız birbirine bakacak şekilde
    ellerinizi birleştirin ve uzatın. Ben açın deyinceye kadar da açmayın).
    Ve sormuş:
    "Avucumun içinde bir kelebek var: canlı mı, ölü mü?"
    Bilge adam cevap vermeden önce uzun süre kızın gözlerine bakmış, bakmış ve cevaplamış:
    "Senin elinde kızım. Senin elinde... canlı kalması da senin elinde ölü olması da!"

    Şimdi bakın hayatınıza ve mutluluğunuza.
    Nerede mi?

    Açın avucunuzu...
    Sizin ellerinizde: Tam avucunuzun içinde...

    Bir Portekiz atasözü der ki:
    “Yaşadıkça yaşlanmazsınız, yaşamadıkça yaşlanırsınız.”

    10 Kasım 2009

    Ata'mızı Anarken


    Bugün, okulda Ata'mızı anma töreni vardı, saygı duruşunda bulunduk, İstiklal Marşı dinledik, Onuncu Yıl Marşı eşliğinde fotoğraflarına baktık. Çocuklarımız, şiirler okudular,birlikte şarkılar söyledik!
    Ve bir kez daha çok çok etkilendim, tüylerim ürperdi. Ata'mızı bir kez daha özlemle andık!Özlem duygusunun ne kadar büyük olduğunu da anlamış olduk!
    Ne tuhaf bir durum değil mi? Hem içimizde yaşadığını ifade ediyoruz hem de özlemimimizin büyüdüğünü duyumsuyoruz!
    Yukardaki resmi okulda da gördüm, eridim bittim! Delip geçen ama bir o kadar da hüzünlü bakışlar! Ata'mız ne kadar yakışıklı, karizmatik ve etkileyici!
    Evet özlemle anıyoruz, kalbimizde yaşatıyoruz ama bir yandan da izinde gitmeye, onurlu bir biçimde yaşamaya, doğru bildiğimizden şaşmamaya çalışıyoruz!
    Atam, seni çok seviyoruz! Sevgimiz, saygımız her geçen gün içimizde büyüyor!
    Ve biz öğretmenler, seni, öğrencilerimize doğru olarak anlatmaya, minik kalplere, Atatürk sevgisi aşılamaya yemin etmiş olarak yolumuza devam ediyoruz!

    25 Ekim 2009

    Üçüncü Şahsın Şiiri


    İnsan, yüreğinde neyi yaşarsa onu yansıtıyor değil mi?

    Gözlerin gözlerime degince
    felaketim olurdu,ağlardım
    beni sevmiyordum, bilirdim
    bir sevdigin vardı,duyardım
    çöp gibi bir oğlan,ipince
    hayırsızın biriydi fikrimce
    ne vakit karşımda görsem
    öldürecemden korkardım
    feleketim olurdu aglardım
    ne vakit maçka'dan geçsem
    limanda hep gemiler olurdu
    ağaçlarkuş gibi gülerdi
    sesizice bir cigara yakardım
    parmaklarım ucunu yakardım
    kirpiklerini eğerdin,bakardın
    üşürüm,içim ürperirdi
    felaketim olurdu, ağlardım
    akşamlarbir roman gibi biterdi
    jezabelkan içinde yatardı
    limandan bir gemi giderdi
    sen kalkıp ona giderdin
    benzin mum gibi giderdin
    sabaha kadar kalırdın
    hayırsızın biriydi fikrimce
    güldü mü cenazeye benzerdi
    hele seni kollarına aldı mı
    felaketim olurdu,ağlardım

    ATİLLA İLHAN

    Kadınlar İçin Sone


    Ben güzel gözlü kadınları severim
    Bir de küçük ayaklıları, uzun boyluları
    Hem nasıl severim, öyle severim işte
    Terler avuçları, kesilir solukları.

    Ben mahzun kadınları severim,
    Yavru ceylanca kadınları, ürkekçe,
    Hem nasıl severim, öyle severim işte.

    Bilemezsin ne güzeldirler öpüştükçe,
    Ben akıllı kadınları severim,
    Düşünen, az konuşan, çok bilen,
    Her yerde her zaman nazı çekilen,
    Hem nasıl severim, öyle severim işte.

    İçimde büyük, sonsuz ateşler yanmalı
    Ölümüm bile o kadın yüzünden olmalı.

    Ümit Yaşar Oğuzcan

    9 Ekim 2009

    Bir An'da Değişen Hayatlar


    Merhaba sevgili dostlarım! Uzunca bir süredir sizi merakta bıraktım değil mi, özür dilerim! Ama oldukça önemli bir mazeretim vardı. Bildiğiniz gibi ben, okul öncesi öğretmeniyim. 25 Eylül akşamı atamalar sonuçlandı. Sonuçları internetten öğrendim. İki gün inanamadım. Sanki bunları ben değil bir başkası yaşıyordu. Ben de sanki yukardan izliyordum yaşananları!
    Sonrası tam bir telaş, güvendiğim, sevdiğim doktorlarımı ziyaret ettim ve ertesi günü atama yerim olan İpsala'ya doğru yola koyulduk annemle!
    Sonrası ev bulma telaşı, başvurular, okula başlama, yerleşme telaşı!
    Annem, evimi yaşanabilir bir hale getirdi. Eeee, "annelerin hakkı ödenmez" sözü boşuna değilmiş!
    Hafta sonları da hizmet içi eğitimimiz başladı.
    Annem, her şeyin yoluna girdiğinden emin olarak rahatlamış bir halde evimizin yolunu tuttu bugün!
    Evime bütünüyle yerleştim artık, internetim de dün bağlandı!
    Yalnız şunu belirtmek istiyorum ki ben bugüne dek bu kadar sıcak, içten, hesapsız yardım eden insanlar görmedim. Gerek Keşan'da kaldığımız süre içerisinde gerekse ev bulma ve yerleşme aşamasında İpsala'da hemen herkes yardıma koştu!
    İpsala'da ev bulma umudumu yitirdiğim sırada telefonum çaldı ve anaokulu müdürümüz Ayfer hanım, bulduğu evin adresini verdi. Evet, görür görmez çarpıldığım evimi Ayfer Hanım buldu!
    Okulum çok güzel, Ayfer Hanım, çok güler yüzlü, anlayışlı, destekleyici, açık sözlü,olumlu, yapıcı bir insan! Çalışma arkadaşlarım yardımsever, sıcacık, çok tatlı insanlar!
    Öğrencilerim çok çok tatlılar! Tabii ki her öğrencinin alışma süreci farklı,okula yeni başlayan, evinden kopan çocuklar uyum sağlamakta zorlanıyorlar, yadırgıyorlar!
    Biz yetişkinler bile, yaşantımızdaki değişiklikler olumlu yönde olsa da yadırgıyoruz, alışma sürecinde zorlanıyoruz!
    Yeni bir şehir, yeni bir ev, yeni bir okul! Ve ani bir değişim! Adapte olmakta gerçekten çok çok zorlandım, migrenim varlığını çok güçlü bir biçimde ortaya koydu, günlerce!
    Şimdi her şey yoluna girdi!
    Evimden, annemden ayrılmakta epeyce zorlandım doğrusu! Şimdi Misi ve ben, yeni evimizde yeni düzenimizde yaşantımızı sürdüreceğiz! Zaman zaman ben eve döneceğim zaman zaman da Misi bana İstanbul yolculuğunda eşlik edecek!
    Benden haberler şimdilik bu kadar! Fotoğraf makinem yeniden bozuldu bu nedenle İpsala resimlerini sizlerle paylaşmayı biraz ertelemek durumunda kalacağım!
    Depodan tarifleri, kitap keyfimizi, şiirleri, müzikleri, hayatın içinden bizi etkileyenleri yeniden paylaşacağız!
    Yeniden buluşuncaya dek sevgiyle kalın! Mutlu bir haftasonu tatili dileğiyle!

    22 Eylül 2009

    Mimlendimmm


    Merhaba, sevgili dostum
  • Aslı
  • ,beni mimlemiş. Uzunca bir süre oldu ama hatırlamışken soruları yanıtlamakta ve arkadaşlarımı mimlemekte yarar var diye düşündüm.

    1-Bloguna neden bu adı verdin?

    Mutluluğun, mutfakta yapılan, sıcak, nefis kokulu çayların, kahvelerin, sağlıklı yiyeceklerin sıcak sohbetler eşliğinde paylaşılması olduğunu düşündüm.
    Bir fincan kahve eşliğinde hayatı, keyifleri, kederleri paylaşma isteğiyle bu blogu oluşturdum.

    2-Blog yazarken star tribiyle istediğin olmazsa olmaz dediğin şeyler var mı?

    Dostlarımla paylaşmak amacıyla yayımlayacağım yazıların ayrıntıları konusunda aşırı titizlenmek. Bazen yorucu ve bunaltıcı olabiliyor. Ama öncelikle benim içime sinmeli ki gönül rahatlığıyla paylaşabileyim! Kısacası ya hep ya hiç!

    3-En son aldığın garip şey?

    Garip bir şey almadım. Ama yaptığımı garipsedim. Nöroloji doktorumun önerisiyle İrvin Yalom kitaplarına göz attım. Zaten almaya,okumaya başlamaya niyetliydim. Filiz Hanım'ın önerisiyle bu istek öncelik kazandı. Ve bir anda, dört tane kitap alındı. Bana göre yaptığım çılgınlıktı!

    4-Şeker gibi olduğun anlar?

    Banyodan çıktığım zamanlar, hafta sonu tatili geldiği zaman ve sevdiklerimle kahve keyfi yaparken, kedimle oynarken.

    5-Arkadaşım artık sormayın şunu dediğin şeyler?

    Aaaa, sen hala buna bir son vermedin mi? (karar vermek zor olabilir, değil mi ama)

    6-Aynaya bakınca gördüğün?

    Dağınık saçlar ;))

    7-Kendini okutan blog dediğin?

    Sıcacık,içten anlatıma sahip olan, özeleştiri yapabilen,öğrendiklerini paylaşabilen, yaşamdan keyif almayı bilen, içinden geldiği gibi yazabilen kişilerin blogları.

    8-Bu blog sahibi / sahibesiyle karşılaşabileceğin yerler?

    Her yerde karşılaşılabilir.Bri kafede ya da kitapçıda da olabilir bu karşılaşma!

    Mimimi tamamladım. Şimdi ben de biricik dostum
  • Sevda
  • 'yı ve de
  • Oylum
  • 'umu mimliyorum.

    En kısa zamanda yeni keyifli paylaşımlarda bulunmak dileğiyle dostça kalın!