23 Ağustos 2008

ADAPTATİON ÜZERİNE



"Çevrelerine uymak icin kendilerini yontanlar, tükenip giderler."
R.HULL


22 Ağustos 2008

Biraz da Şiir ve Nahit Ulvi Akgün


Birisi

Birşey var aramızda,
Senin bakışından belli,
Benim yanan yüzümden.
Dalıveriyoruz arada bir,
İkimiz de aynı şeyi düşünüyoruz belli,
Gülüşerek başlıyoruz söze.

Birşey var aramızda
Onu buldukça kaybediyoruz isteyerek,
Fakat ne kadar saklasak nafile,
Birşey var aramızda senin gözlerinde ışıldıyor,
Benim dilimin ucunda


Melahat'a

Saadetten mi bu şaşkınlığım
Paltomu tutuşundan
Elimi alıp hatırımı soruşundan
Ortak oluşundan mı sıkıntıma

Böyle durma karşımda
Böyle söyleme
Göğsünde sıkma başımı
İlgilenme her halimle

Ben dayanamam bu sevince
Ben dayanamam
Ya ağlamak geliyor içimden
Ya bağırmak sokak ortasında

Nahit Ulvi Akgün

Depodan Meyveli Hafif Bir Yaz Pastası Lütfen


Selam arkadaşlar, yazdıklarımla artık blogumun adının anlamından uzaklaştığımı fark ettim! Aslında tariflere yer vermek istiyordum. En sonunda bugün içim sıkıldı, patladım ve paylaşmaya karar verdim!
Aslında bu tarif "Yazlık Lezzetler" etkinliği için düşünülmüştü ama o günlerde evde olmadığım için planlar suya düştü! Canım çok istemedikçe ya da misafir gelmedikçe de tatlıdan uzak durmaya çalışıyorum! Bir ara her akşam kahvemin eşlikçisi bir tatlı olurdu şimdi biraz soğuk duruyorum,canım da çok çekmiyor doğrusu! "O kadar kitap ne için alındı Burçak" diyorsunuz değil mi? Güzel tarifler uygulamak için elbette ama ölçüyü kaçırmadan,sapıtmadan!


Tarifine gelince cheseecake tariflerinden hemen hiçbir fark yok, süzme yoğurt ve krema yerine 750 gr normal yoğurt kullanıldı ama bana sorarsanız süzme yoğurt ve krema ikilisi daha çok yakışıyor! Bu çok çok hafif,lezzetli bir yaz pastası oldu! Yoğurt tadı baskın oldu!

Meyveli Hafif Bir Yaz Pastası

Malzemeler:

2 paket Eti burçak

100 gr Becel margarin

500 gr süzme yoğurt

2 yumurta

1 paket vanilya

100 gr krema

1 paket labne peynir

1 paket tart jölesi

Yapılışı:

Bisküviler, rondoya konur, toz haline getirilir. Margarin eritilir, toz haline getirilmiş bisküvilere yedirilir. Bisküviler, 18-20 cm çapında bir kelepçeli kalıbın tabanına sıkıca yayılır. 30 dk. boyunca buzdolabında tutulur.
Labne peyniri mikserle çırpılır daha sonra çırpılmış olan krema eklenir. Yumurtalar eklenir, karıştırmaya devam edilir. Dilerseniz bu aşamada vanilya da ekleyebilirsiniz. Süzme yoğurdu kattım. Karıştırdım.Fırında yaklaşık bir saat kadar pişirdim.
Piştikten ve soğuduktan sonra meyve dilimlerinipastanın üzerine dizdim.
Hazırlamış olduğum tart jölesiyle de (tart jölesi bir buçuk çay bardağı su karıştırılarak pişirilir. Kabarmaya başlayınca ocaktan alınır, bir buçuk çay bardağı soğuk su eklenir. Karıştırılır. Soğumaya bırakılır) üzerini kapladım.
Soğuyunca buzdolabına koydum, bir gün boyunca dinlenmiş oldu.

Enerji [D]evrimi'nde 5. Adım


Yeniden Merhaba!


Adım 5: Perakendecileri zorlayın
Geçen hafta israf ampülü üreticileriyle bağlantıya geçtiniz. Birlikte iyi iş çıkardık. Teşekkürler! Ancak üreticiler işin yalnızca yarısını oluşturuyorlar. Perakendeciler ise diğer yarısını. Etrafınızda israf ampülü satan perakendecilerle konuşun. Onlardan tasarruf (enerji verimli) ampülü satmalarını talep edin ve israf (akkor) ampüllerini raflarından indirmelerini isteyin.

Kullanabileceğiniz ikna ipuçları ve bilgiler için lütfen
  • greenpeace
  • tıklayın.

    14 Ağustos 2008

    Enerji [D]evrimi'nde Dördüncü Adım


    Merhaba arkadaşlar, bugün Enerji [D]evrimi'nde 4. adıma geçtik!

    Adım 4: Ampül üreticilerini zorlayın.

    Greenpeace dünyanın en büyük ampül üreticilerinden bazılarıyla üst düzey görüşmeler yürüterek, onlardan 2010 yılına kadar israf (akkor) ampülü üretmeyi durdurmalarını talep ediyor. Ne kadar çok insan onları zorlarsa, o kadar çok dinlerler.
    Toplu dilekçeye adınızı eklemek için lütfen
  • greenpeace
  • tıklayın!
    Not: Arkadaşlar, sevindirici bir haber! Bu çabalarımızla yolu yarılamışız bile! Ama çabalarımızı, emeklerimizi yarı yolda bırakmıyoruz değil mi?


    Yeniden görüşünceye dek sevgiyle kalın!

    7 Ağustos 2008

    Enerji [D]evrimi'nde Üçüncü Adım-Kamusallaşın








    Arkadaşlar, yeniden merhaba! Bugün, Enerji Devrimi'mimizin 3. adımını paylaşıyoruz, birlikte gerçekleştiriyoruz!

    Adım 3: "İsraf ampülünü yasaklayın! (Ben kullanmıyorum)" ibaresini pencerenize yapıştırın ya da internette yayınlayın.

    Adım 3 kampanyanızı yaşadığınız yerde yaymakla ilgili. Bu eviniz, işiniz veya vakit geçirdiğiniz yerler olabilir.

    Enerji [D]evrimini aileniz ve arkadaşlarınız dışındaki insanlara da yayın. Ne kadar çok insan harekete geçerse, gezegenimiz açısından o kadar iyi olacak. Unutmayın ki, az vaktimiz var. Bir an önce kitlesel anlamda harekete geçmek gerekiyor. Çevrenize gerçek çözümler olduğunu gösterin.

    İhtiyacınız olan poster ve web pankartı gibi malzemeleri indirmek için buraya tıklayın:
    "http://www.greenpeace.org/turkey/banners-and-buttons"

    Ev aktivitesi: Posterleri evinizde görünen bir yere yapıştırın.

    Online aktivite: Bannerlarımızı (web pankartlarımızı) MySpace, Facebook, e-posta imzanız gibi online görünebilecek yerlere yerleştirin. Böylece, internet ortamından milyonlara ulaşın.

    Önümüzdeki bir kaç hafta boyunca israf ampülü üreticilerini, satıcılarını ve politikacıları verimli ampüle geçmeleri için zorlayacağız.

    "http://www.greenpeace.org/turkey/banners-and-buttons"

    Kampanyaya katıldığınız için teşekkür ederiz. En kısa zamanda yeniden görüşmek dileğiyle şimdilik hoşçakalın!


    5 Ağustos 2008

    Cimcime'den Haberler Getirdim Size!


    Merhaba dostlarım,arkadaşlarım!
    Kızım ve ben, hastalığımız dolayısıyla ilgilenen, iletiler, yorumlar gönderen dostlarımıza, arkadaşlarımıza çok çok teşekkür ediyoruz! :))
    Dün,kızımın Bülent ağabeyine gittik, boynundan kan alındı,yaramaz kızım yaygarayı kopardı tabii ki! Tahlil sonucunu aldık.Doktorun, bir hastalıktan şüphelenmesi başka şey,insanın sevdiklerinin o hastalığa yakalanmış olması başka şey!
    Bülent Bey, karaciğer, böbrek yetmezliği olabileceğini söylüyordu, dün "Burçak, senin kedinde karaciğer yetmezliği var" dedi! İnanamadım,dehşete düştüm, dondum kaldım!
    Sanki bu sözler başka bir kedi için söyleniyor, benim Cimcime'm için böyle bir hastalık söz konusu değil!İnanamadım!
    Diyet mamamız değişti,beş gün sabah akşam olmak üzere dokuz gün boyunca antibiyotik ve kortizon iğnemiz var!İlk iğneyi bu akşam yedi,hiç gıkı çıkmadı!
    Bugün, Bülent Bey ile bir kaç kez telefonda konuştuk,Cimcime'yi bu tedaviyle ne kadar süre yaşatabileceğimizi sordum. Bu şekilde uzun süre yaşayabileceğini söyledi. Bu hastalığa sahip olup ta yıllarca yaşayan kediler varmış, içimi rahatlattı bu sözler!
    İleri yaşta bir kedim olduğunu biliyorum, yaşlandığını kabullenme zorlanıyorum. Bir gün onu kaybedeceğimi ve çok çok acı çekeceğimi, içimde kocaman bir boşluk hissedeceğimi biliyorum! Ama Cimcime, Bülent Bey'in tedavisi altındayken ölürse bu duyguları yaşayacak olmakla birlikte içimde en ufak bir soru işareti, en ufacık bir şüphe olmayacağını da çok iyi biliyorum!Gözüm arkada kalmayacak! Çünkü gerekenin fazlasıyla yapıldığını, fazlasıyla çaba harcandığını bileceğim!
    Dün, gözümün önünde durumu çok çok kötü, yaşama ihtimali yalnızca %1 olan bir kediye ameliyat yaptı! Gerisini siz düşünün artık! Doktorluğun % 99,9 vicdan bence! Geri kalan kısım beceri, bilgi!
    İnsan, aile dostuna, kızının doktoruna böylesine koşulsuz güven duyunca katettiği yol, yolda geçirilen zaman gözünde büyümüyor!
    Allah kendisinden razı olsun ve onu önce ailesine sonra hastalarına ve bizlere bağışlasın!
    Yıllar önce doktorumuz çok büyük bir kaza geçirmiş, Allah, işini biliyormuş bence! ;)) Çok önemli bir misyonu olduğu için, hastalarının, dostlarının, sevdiklerinin yardımına koşabilmesi için canını, sağlığını bağışlamış bence!
    Kızımın tedavisine katkıda bulunan Doğan ağabeyine de çok teşekkür ediyorum, Bülent Bey ile koordineli olarak çalışıp tedavisini sürdürecek, her gün kızımın iğnelerini büyük bir titizlikle zamanında yapacak olduğu için!

    3 Ağustos 2008

    Ev Cadısı Hasta!


    Merhaba arkadaşlar, benim ev cadısı çok hasta!Geçtiğimiz Pazar, Sevincim'e gittik, benim arzumla dört gün kaldık.
    Pazartesi günü Boğaz turu yaptık, çok büyük keyif aldık. Paylaşım, kahkaha, neşe dolu dört günün sonunda Perşembe akşamı annemle eve döndük. Cimcime'de olumsuz bir tepki görmedim pek.
    Benim kızım çok hasta, annesi çok çok üzgün! Suçluluk hissediyor. Sanki hasta olan Cimcime değil. Cimcime sanki koşup oynuyor. Koşup oynamamasını, keyif yapmamasını, oyun istememesini, kendisini yakalamamızı istememesini o kadar yadırgıyorum ki, anlatamam!
    Bugün, öğleye doru biraz sakinleşti, sese tepki vermeye başladı,ellenmek, kucağa gelmek istemiyor. En büyük kötülük yerini değiştirmek.

    Ertesi günü çok durgundu,dargın olmasına verdim, yaklaştıkça hırladı, bağırdı. Sık sık yattı, akşamında hasta mı diye korkmaya başladık? Yine küslüğüne verdik. Ama dün çok çok kötüydü benim bebeğim!Müjgan Ablasını ziyaret ettik, Bülent Ağabeyi ile konuştuk. Koordineli çalışılıyor kısacası. Ablası ve ağabeyi ile ik gündür o kadar sık konuşuyoruz ki anlatamam!
    Cimcime'nin geçmişini bilen Bülent ağabeyi, hemen kan tahlilinin yapılmasını istedi.
    Yemek yemiyor, su içiyor, kusuyor. Vücut ısısı bana düşük geliyor! Çok halsiz!Doktoru böbrekte bir sorun olduğunu düşünüyor.


    Karaciğer ile ilgili problem yokmuş. Dudak kenarında, kulakta sarılık varsa akla karaciğer problemi gelirmiş.Bunlar yok.Dünden beri, sürekli kendini yerlere atıyor, taşın, parkenin üstünde yatıyor,Müjgan ablası, buna izin vemememizi söyledi. Dokundurtmuyor kendisine. Artık bugün öğleden sonra yattığı yerden kalkmamaya başladı. Şimdi yanımda, yatağımızda yatıyor bebişim!Başını kaldırmış bana bakıyor tatlım!


    Bülent ağabeyine danışıp yaş mama aldım, biraz verdim, çok az da olsa yiyor!Yani mücadelecilik var! Yarın, Bülent ağabeyine tahlil,teşhis, tedavi için gideceğiz!
    İnşallah, kızım iyileşir, inşallah yarın çok geç olmaz!
    Şimdi bilgisayarı kapatıp kızımla birlikte yatacağım! Bu, bugün ikinci birlikte uyuyuşumuz olacak, dün gece çok uykusuz kaldık, kısa aralıklarla uyuduk!
    Size iyi haberler verme dileğiyle, şimdilik hoşçakalın!

    AŞK' A DAİR


    Aşk, hiç bir şey vermez, kendinden gayrı ve hiç bir şey almaz, kendinden gayrı.
    Aşk, sahip olmaz,ne de sahip olunabilir.
    Zira aşk kafidir aşka.

    Aşkın, hiç bir arzusu yoktur, kendini gerçekleştirmekten gayrı.
    Fakat aşık olursanız ve muhakkak arzulara sahip olmanız gerekiyorsa arzularınız şunlar olsun:
    Erimek ve akan bir dere misali olmak, ezgisini geceye mırıldanan.
    Aşırı hassasiyetin ıstırabını tanımak. Kendi aşk anlayışınız tarafından yaralanmak.

    Ve kanamak, teşne ve pür neşe.
    Şafakta kanatlanmış bir gönülle uyanmak ve şükran duymak bir başka aşk gününe.
    Öğleyin dinlenmek ve tefekkür etmek aşkın vecdini.
    Akşamleyin eve dönmek minettarlıkla.
    Ve sonra uyumak; yüreğinizde sevgiliye dair bir dua ve dudaklarınızda bir şükür ilahisiyle!

    Halil Cibran

    Aşk'a Dair


    31 Temmuz 2008

    Küresel Isınmaya Karşı Enerji Devrimi!


    Merhaba arkadaşlar, geçen hafta Greenpeace'in '7 adım' iklim kampanyasına katılmıştım ve 7 adımı da sizlerle paylaşacağımı belirtmiştim. İklimi kurtarmaya ampüllerden başlamış olduk.Ama olay genel olarak enerji verimliliği (tasarrufu) ile ilgili.
    Bunu zaten biliyorsunuz, ama yinelemeye değer. Eğer enerji kullanımımızda hep birlikte radikal bir değişim yapmazsak, 2050'ye kadar ihtiyaç duyduğumuz yeşil enerjiyi sağlayamayız. Daha da kötüsü, değişim yapmayı bir kenara bırakın, çoğu insan enerji verimliliğinin öneminden bile haberdar değiller.
    Ama umutsuz değiliz. Eğer güvendikleri biri nasıl değişim yaratacaklarını onlara gösterirse, insanlar harekete geçerler. Herkes çocukları ve gezegen için yeşil ve barışçıl bir gelecek ister.

    Adım 2:
    Bu hafta, 7 adımın ikincisinde, sizden kendi iletişm ağınızı yaratmanızı ve en az yedi arkadaşınızı veya yakınınızı kampanyaya davet etmenizi isteyeceğiz.
    Bu kampanyanın yarısı, harcadığımız enerjiyi azaltmakla ilgili. Evet, kullandığımız kirli enerjiyi yeşil enerjiyle (güneş, rüzgar, v.s.) değiştirmemiz gerektiği doğru. Ancak enerji harcayan teknolojilerden ve pratiklerden de vazgeçmemiz lazım. İşte tam da bu yüzden size Greenpeace'in uluslararası çapta yürüttüğü enerji verimliliği (tasarrufu) kampanyasıyla ilgili bu maili yazıyorum. Bu kampanya, bizim gibi, enerji israf eden ürünlerden kurtulmak isteyen insanlara yönelik. Greenpeace 7 haftalık süre zarfında bize her hafta bir mail yollayacak ve enerji tasarrufu hakkında verimli bir kampanyayı nasıl yürüteceğimizle ilgili bir adım atmamızı sağlayacak.
    Atmosfere yayılan her bir ton karbon dioksit, kömür yakan her bir güç santrali ve enerji israf eden her bir ampül iklim değişikliğini durdurmamızın önündeki bir engel.
    Haydi, hep birlikte bir enerji [d]evrimi başlatalım!Umarım hemen bugün bana katılırsınız. Katılmak için buraya tıklayın!
  • greenpeace


  • Doğa, bize tüm cömertliğiyle, sevecenliğiyle, azmiyle güzelliklerini sunmayı, yüreğimizi coşkuyla, yaşam sevinciyle, minnetle doldurmayı sürdürse de çok yakın zamanda yok olacak o zaman bizler de yaşamayacağız! Ve buna biz insanların hırsları, daha çok kazanma arzuları, doğaya galip gelme, onu kontrol etme çabası (olumsuz yönde)neden oluyor, olacak ta! Biz, bu dünyayı, çocuklarımızdan, hayvanlardan emanet aldık nankörce davranarak onların yaşam haklarını ellerinden aldık!

    Yine de zararın neresinden dönsek kardır diye düşünelim ve önce bireysel olarak sonra da kitleler halinde doğamızı, ekolojik dengeyi koruyabilmek, küresel ısınmayı durdurabilmek için savaşalım! Hiç birimiz bu manzarayla karşılaşmak istemeyiz değil mi, tüyler ürpertici, dehşet verici bir manzara!

    24 Temmuz 2008

    Küresel Isınma ve Ekolojik Denge



    Çocuklarımıza nasıl bir dünya bırakmak istiyoruz, yarınımızı nasıl görmek istiyoruz?

    Hemen üstteki resim, acilen bireysel, toplumsal olarak önlem almazsak bir kaç yıl sonra karşılacağımız manzarayı gözler önüne seriyor!
    Sularımızı, bilinçsizce kullanıyoruz,tüketiyoruz, kuraklık başladı, bir kaç yıl sonra
    açlık, salgın hastalıklar, su yüzünden çıkan savaşlarla mücadele edeceğiz!
    Ormanlarımız yanıyor, nefessiz kalacağız! Herkes, oksijen tüpleriyle dolaşır hale gelecek herhalde! Kara ve karamsar bir tablo ama gerçek bu! Hepimiz bireysel olarak acilen önlemler almalıyız!
    Neler yapabiliriz?
  • greenpeace
  • 'den
    siteye üye oluyoruz, Enerji [D]evrimi’nin ampüllerle ilgili kampanyasına katılıyoruz ki ben, adım adım neler yapabileceğimizi sizlerle paylaşacağım!
    1- Kendi ampullerinizi değiştirmek
    Adım 1: Eski israf (akkor) ampüllerinizi değiştirin

    Muhtemelen siz zaten harekete geçmeye başlamışsınızdır ve evinizdeki bütün israf ampüllerini, enerji tasarruflu (verimli) ampüllerle değiştirmişsinizdir. Böylece yalnızca çevreyi korumakla kalmıyor, aynı zamanda cebinizi de koruyorsunuz. Şimdi başkaları için de harekete geçme zamanı. Belki henüz ampüllerini değiştirmemiş bir arkadaşınız ya da lambaya ulaşamayan yaşlı veya yardıma muhtaç biri. Onlara yardım edin. Onlara yardım ederek iklime de yardım edeceksiniz. Enerji [D]evrimi’ni hep beraber gerçekleştireceğiz.
    İlk önce güvenlik ve sağduyu. İsraf ampüllerinin nasıl enerji harcadığını biliyorsunuz—enerjinin büyük miktarı ısı olarak açığa çıkar. Sökmeden önce soğuyana kadar ışıkları kapalı bırakın (ve eğer bir lambaysa fişten çekin)
    Ampüllerimin israf ampülü olup olmadığını nasıl anlarım? Bunu, ürettikleri ısıdan anlayabilirsiniz. Bir süre yandıktan sonra dokunulmayacakkadar sıcak olurlar. Ayrıca paketindeki bilgilendirmeden de anlayabilirsiniz. Enerji değeri D’nin altında olmalıdır. Ayrıca içindeki telden de anlayabilirsiniz.
    Dükkanlara bakın Eğer yörenizdeki dükkanlar enerji tasarruflu ampuller satmıyorsa veya sattıkları ampuller yeterince iyi değilse çevrenizdeki diğer dükkanları araştırın ve onlardan enerji verimli ampül satmalarını talep edin.
    Bu eylem çok basit görünüyor diye cesaretiniz kırılmasın. Ampullerinizi değiştirmek sadece başlangıç için kolay bir yoldur. Ayrıca paradan da tasarruf edersiniz. Bunu enerji verimliliği ile ilgili bir kampanyanın ilk adımı olarak düşünün. Çoğu devletler enerji verimliliğini belli bir düzeye kadar desteklemektedirler-bazı ülkeler ise ( Kanada,Avustralya ve Hollanda gibi ) yüksek enerji harcayan ampulleri er ya da geç kaldıracaklarını söylüyorlar. Yeterli baskı ile onların harekete geçmelerini sağlayabiliriz.




    Yaşayabileceğimiz başka bir dünya yok! Daha fazla kazanmak isteyen, cebini, çıkarını düşünen insanlar, hayvanların yaşam haklarını ellerinden alıyorlar, ormanlarımızı, yaşamımızı, yarınlarımızı, çocuklarımızı geleceğini tehlikeye atıyorlar,doğayı yok ediyorlar. Buna izin vermeyeceğiz, bireysel-toplumsal olarak mücadele edeceğiz!
    Doğa'dan öğreneceğimiz çok şey var, her sabah gözlerimzi açtığımızda bize kucak açıyor,dostça göz kırpıyor.Hoyratlığımıza, nankörlüğümüze, sevgisizliğimize, düşüncesizliğimize, bencilliğimize, onu korumayışımıza, umursamazlığımıza rağmen büyük bir özveriyle bize güzelliklerini sunmayı sürdürüyor. Dünyayı güzellik kurtaracak!

    Bilge Kızılderililer bakın, neler söylemişler:

    "Hayvanlar olmadan insanlar nedir ki? Eğer bütün hayvanlar kaybolup giderse insanoğlu büyük bir ruh yalnızlığı içinde ölecektir. Hayvanlara ne olduysa insanlara da aynısı olur. Her şey birbirine bağlıdır. Yerkürenin başına gelen, yerkürenin çocuklarının da başına gelecektir."

    "İnsan tabiattan uzaklaştıkça kalbi katılaşır."

    "Dünya,bize atalarımızdan miras kalmadı,çocuklarımızdan ödünç aldık."

    Bu konuda bizlere bilgi verebilecek, gönüllü çalışmalara katılabileceğimiz sivil toplum örgütleri, kuruluşlarının adreslerini aşağıda bulabilirsiniz!

  • tema

  • wwf

  • yesil.ntvmsnbc

  • turmepa

  • greenpeace

  • bugday

  • dhkd

  • cevreciyiz


  • Bundan böyle sıklıkla küresel ısınma ve ekolojik dengeyi korumaya yönelik yazılar eşliğinde sizlerle buluşacağız!
    Yeniden görüşünceye dek sevgiyle kalın!

    23 Temmuz 2008

    Canım Dayım, İyi ki Doğdun!


    Canım dayıcığım, doğum günün kutlu olsun! İyi ki doğdun iyi ki varsın! İyi ki dayımsın!



    TAZE TAZE

    Dondurma kutusu üstünde
    Üç kırmızı çiçek
    Canımın içi kadar sıcak
    Dilediğim kadar kırmızı
    Özlediğim kadar gerçek.
    Dondurma kutusu üstünde yaz gelmiş meğer
    Neler getirdi kim bilir neler
    Neler götürecek.

    Bedri Rahmi Eyüboğlu

    22 Temmuz 2008

    Muhteşem İkili Aslı Güngör-Ferhat Göçer

    Bu kızın sesi bir harika, yorum enfes, mutlaka izleyin, kulak verin derim! Ferhat Göçer ile yaptığı düet te kulaklarımıza ziyafet!




    19 Temmuz 2008

    Kimi Sevsem Sensin


    Kimi Sevsem Sensin

    Kimi sevsem sensin, hayret
    Sevgin hepsini nasıl değiştiriyor
    Gözleri maviyken yaprak yeşili
    Senin sesinle konuşuyor elbet
    Yarım bakışları o kadar tehlikeli
    Senin sigaranı senin gibi içiyor
    Kimi sevsem sensin, hayret
    Senden nedense vazgeçilemiyor
    Her şeyi terk ettim, ne aşk ne şehvet
    Sarışın başladığım esmer bitiyor
    Anlaşılmaz yüzü koyu gölgeli
    Dudakları keskin kırmızı jilet
    Bir belaya çattık, nasıl bitirmeli
    Gitar kımıldadı mı zaman deliniyor
    Kimi sevsem sensin, hayret
    Kapıların kapalı girilemiyor
    Kimi sevsem sensin, senden ibaret
    Hepsini senin adınla çağırıyorum
    Arkamdan şımarık gülüşüyorlar
    Getirdikleri yağmur, sende unuttuğum
    Hani o sımsıcak iri çekirdekli
    Senin gibi vahşi öpüşüyorlar
    Kimi sevsem sensin, hayret
    İn misin cin misin anlamıyorum

    Atilla İlhan

    Hafif Bir Cevizli Havuçlu Kek

    Selam arkadaşlar, biliyorsunuz, bu günlerde pek yazı yazasım yok, arşivde bir sürü tarif var yayımlamayı bekleyen. İşte bu da onlardan biri. Cevizli havuçlu kekim pek bilinir oldu, biliyorum ama bir farkla yağ miktarını yarı yarıya düşürdüm, daha güzel oluyor. Yağsız da olmuyor hem.
    Bir de severek uyguladığım tariflerde form değişikliği yapmayı tercih ediyorum. Chessecakeler de de değişik mazlemeler kullanmayı seviyorum. Bir tane daha böyle değişik bir tarif siz çok bekletmeden gelecek zaten, söz! ;))


    Cevizli ve Havuçlu Kek

    Malzemeler:

    1/2 su bardağı sıvıyağ (bir bardak yağ fazla geliyor)

    2 yumurta

    1,5 su bardağı toz şeker (siz kendinize göre şeker miktarını ayarlayabilirsiniz)

    1 su bardağı süt

    2 tane rendelenmiş havuç

    1 paket kabartma tozu

    1 paket vanilya

    1/2 su bardağı ceviz

    3 su bardağı un

    Yapılışı:

    1- Yumurta ve vanilya mikser ile iyice çırpılır,toz şeker, süt, sıvıyağ eklenir, yeniden karıştırılır.

    2- Karışıma rendelenmiş havuç ve ceviz ilave edilir, karıştırılır.

    3- Kabartma tozu ve un da eklenir, karıştırmaya devam edilir, iyice karıştırıldıktan sonra ısı ayarını sizin belirleyeceğiniz sıcaklıktaki (orta ısıda olmalı) fırında 40-45 dk. pişirilir.

    Afiyetle yenir!

    Sevgiyle Kalın!

    17 Temmuz 2008

    Alışmak mı Zor Vedalaşmak mı?

    Nev-Mühürlü Kaderim

    Böyle mi geçer bu rüya
    Çok mu sevdin kederleri
    Hangi günahın bedelisin
    Sen mühürlü kaderim
    Hep mi cefa gördüğün reva
    Yok mu sende hiç vefa
    Mühürlü kaderim ben gibi erir misin
    Mühürlü kaderim bir yol verir misin
    Gün olur bu rüyadan ben de geçerim, O gün sen de bitersin.

    Eyvallah der o şarabı ben de içerim o gün sen de bitersin
    O gün sen de bitersin
    Olmuyor ne yapsam olmuyor
    Çok mu gördün hevesleri
    Hasret senden yana sevda senden yana
    Değişmedin kaderim
    Hep mi hüsran bana hep mi veda
    Yok mu sende hiç deva

    Hangisi daha zor, alışmak mı, karşılaştığın, güven duyduğun değerlerle bir süre sonra vedalaşmak mı?
    Bence, güven duygusu alışmayı getirir bir de bakmışsın ki yaşamında geçici olduğunu bildiğin değerler senin için vazgeçilmesi zor bir duruma gelmiş! Ve sen zamanı varken şimdiden veda zamanını düşünürsün.
    Galiba değer verdiklerimizi bir gün yitirecek olmanın gerçeğiyle de yüzleşmeliyiz ama hepsi de
    aynı duyguyu yaşatmaz insana, öyle değil mi? Değer verdiklerimizden bazılarından yine de daha kolay vazgeçilebiliyor, davranışlarından dolayı. Elemek te diyebiliriz bu duruma.
    Bazı değerlerden de daha zor vazgeçebiliyoruz ve bir gün vedalaşacak olmanın hüznünü
    yaşayabiliyoruz!
    Dilerim, hepimiz bir gün vedalaşmak durumunda kalmayacağımız güzellikler, kazanımlar, değerlerle karşılaşırız!
















    İlgili aramalar: müzik - nev dem - puf - puf - puf

    İlgili aramalar: müzik - nev efkarlıyım


    Yaşadıklarımdan Öğrendiğim Bir Şey Var!


    "Yaşamımda edindiğim en büyük bilgi şudur; Kendi kendine yardım etmeyi bilmeyene , hiçkimse yardım etmez." Pestalozzi

    Bu güzel ve değerli söze bir ekleme yapmak istiyorum.

    "Yaşamımda edindiğim en büyük bilgi şudur; Kendi kendine yardım etmeyi bilmeyene, hiç kimse yardım etmez, edemez."


    Yaşadıklarımdan Öğrendiğim Birşey Var

    Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
    Yaşadın mı, yoğunluğuna yaşayacaksın bir şeyi
    Sevgilin bitkin kalmalı öpülmekten
    Sen bitkin düşmelisin koklamaktan bir çiçeği

    İnsan saatlerce bakabilir gökyüzüne
    Denize saatlerce bakabilir, bir kuşa, bir çocuğa
    Yaşamak yeryüzünde, onunla karışmaktır
    Kopmaz kökler salmaktır oraya

    Kucakladın mı sımsıkı kucaklayacaksın arkadaşını
    Kavgaya tüm kaslarınla, gövdenle, tutkunla gireceksin
    Ve uzandın mı bir kez sımsıcak kumlara
    Bir kum tanesi gibi, bir yaprak gibi, bir taş gibi dinleneceksin

    İnsan bütün güzel müzikleri dinlemeli alabildiğine
    Hem de tüm benliği seslerle, ezgilerle dolarcasına

    İnsan balıklama dalmalı içine hayatın
    Bir kayadan zümrüt bir denize dalarcasına

    Uzak ülkeler çekmeli seni, tanımadığın insanlar
    Bütün kitapları okumak, bütün hayatları tanımak arzusuyla yanmalısın
    Değişmemelisin hiç bir şeyle bir bardak su içmenin mutluluğunu
    Fakat ne kadar sevinç varsa yaşamak özlemiyle dolmalısın

    Ve kederi de yaşamalısın, namusluca, bütün benliğinle
    Çünkü acılar da, sevinçler gibi olgunlaştırır insanı
    Kanın karışmalı hayatın büyük dolaşımına
    Dolaşmalı damarlarında hayatın sonsuz taze kanı

    Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
    Yaşadın mı büyük yaşayacaksın, ırmaklara,göğe,bütün evrene karışırcasına
    Çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır
    Ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana

    Ataol BEHRAMOĞLU







                                 






























    16 Temmuz 2008

    İşte Yeniden Paskalya Çöreği!

    Selammm, bir süredir yine yazmıyorum değil mi? Bu aralar kendimle çok uğraşıyorum. Kendimi keşfetmeye adadım. Ne hissediyorum, ne düşünüyorum, sürekli analiz ve sorgulama içersindeyim. Dünya kadar kitabım var, kafamı veremiyorum. Durmadan yazı yazıyorum. İyi geliyor. Arada sırada fırsat bulup hepimizin zihinsel ve ruhsal detoks yapmasında yarar var bence.

    Ama bu arada geçen hafta yeniden Paskalya Çöreği yaptım. Eksik malzemesiz. Annem, çok beğendi, "işte bu" dedi. İki gün sonra bile yumuşacıktı.
    Tarifi yeniden yazıyorum. Çünkü arşiv oluşturma konusunda tembellik ediyorum. ilk fırsatta o işin de üzerine düşeceğim.


    Paskalya Çöreği

    Malzemeler (Hamur için)

    500 gr un ( 4.5, 5 su bardağı) un (benim ölçü bardağıma göre dört bardak)

    1 poşet Dr. Oetker instant maya

    125 gr yumuşak margarin

    1/2 çay bardağı toz şeker (bir çay bardağının tamamı ya da tamamına yakın koymakta yarar var, şekeri biraz az gibi )

    1 yumurta

    200 ml ılık süt (bir su bardağı ya da iki çay bardağı)

    Üzeri İçin:

    1 yumurta sarısı

    Hazırlanışı:

    Unu eleyip maya ile karıştırın. Üzerine margarin ,toz şeker, yumurta ve ılık sütü ekleyip yaklaşık 5-10 dk. yoğurun. Üzerini kapatıp oda sıcaklığında hamur hacmi iki katına çıkıncaya kadar (yaklaşık 40-50 dk.) bekletin. Süre sonunda hamuru 21 eşit parçaya bölün, her birini 15 cm boyunda uzatın. Bu hamurları üçerli olarak saç örgüsü biçiminde gevşek olarak örün. Fırın tepsisine aralıklı olarak sıralayın. Üzerini kapatıp 30 dk. bekletin. Üzerlerine yumurta sarısı sürün, ısısı 180 C'ye getirilmiş fırında 20-30 dk. pişirin. Fırından çıkarınca üzerini kapatın. Sıcak ya da soğuk olarak servis yapın.

    Dostum, ablam Ayşenur abla, dün, anneme, benim almaya niyetlendiğim kitabı okumamız için anneme vermiş. Görünce çok sevindim. Birazdan büyük bir iştahla okumaya başlayacağım.
    Sizleri daha fazla merakta bırakmak istemedim.
    Yeniden görüşünceye dek sevgiyle kalın!














    8 Temmuz 2008

    Bir Kere Denenince Bin kere Ölünür

    Sen daha ne gördün kü arkadaş
    Kimbilir ki yarın neler olacak
    Belki derin bir aşk sana çarpacak,
    Yeni zamanlara yolculuk başlayacak.

    Tanımak için hayatı daha çok gençsin arkadaş
    Karar vermek için henüz erkensin
    Seni bekleyen sürprizlerden
    Hemen hiç habersizsin

    Yalancı mutluluklar, sahici ölümlerdir
    Bir kere denenince bin kere ölünür
    Unutma hayat yalnız bir defa yaşanır
    Umutlar da yeniden yaratılır

    Ne kadar acıtsa da canını hayat
    Düşlerin tükense de kaynağından
    Yalnızlıktan kanasa da yüreğin
    Sahte rüyalara aldanma dayan

    Yalancı mutluluklar, sahici ölümlerdir
    Bir kere denenince bin kere ölünür.

    Not: Bu şiirin kime ait olduğunu anımsamıyorum. Yıllar önce bir gazeteden kesmiş saklamışım.
    Bulunca paylaşmak istedim.
    Bu şiiri paylaşmamın öncelikli nedeni çok sevmiş olmam, yaşamın her alanında, attığımız her yeni adım için geçerli olması. Bir de çocuklarımızın, arkadaş etkisiyle, boşluk duygusuna kapılarak yanlış adımlar atmamalarını ummak. Hepimize bu konuda büyük görevler düşüyor, ebeveyn oalrak ta eğitimci olarak ta! Çocuklarımızın yarınlarının sağlam, güvenli olabilmesi için ilgimizi, sevgimizi ve dikkatimizi eksik etmemek. Sonradan pişmanlık duymamak. Ben, yakın çevremde bunları yaşamadım, öğrencilerimde de öyle. Ama gençlerimiz, çocuklarımız bu batağa her yıl daha erken yaşta saplanıyorlar. Dilerim hiç birimiz üzülmeyiz.

    Sevgiyle kalın!