
"Çevrelerine uymak icin kendilerini yontanlar, tükenip giderler."
R.HULL











Ertesi günü çok durgundu,dargın olmasına verdim, yaklaştıkça hırladı, bağırdı. Sık sık yattı, akşamında hasta mı diye korkmaya başladık? Yine küslüğüne verdik. Ama dün çok çok kötüydü benim bebeğim!Müjgan Ablasını ziyaret ettik, Bülent Ağabeyi ile konuştuk. Koordineli çalışılıyor kısacası. Ablası ve ağabeyi ile ik gündür o kadar sık konuşuyoruz ki anlatamam!















Selam arkadaşlar, biliyorsunuz, bu günlerde pek yazı yazasım yok, arşivde bir sürü tarif var yayımlamayı bekleyen. İşte bu da onlardan biri. Cevizli havuçlu kekim pek bilinir oldu, biliyorum ama bir farkla yağ miktarını yarı yarıya düşürdüm, daha güzel oluyor. Yağsız da olmuyor hem.
Sevgiyle Kalın!
Nev-Mühürlü Kaderim
Böyle mi geçer bu rüya
Çok mu sevdin kederleri
Hangi günahın bedelisin
Sen mühürlü kaderim
Hep mi cefa gördüğün reva
Yok mu sende hiç vefa
Mühürlü kaderim ben gibi erir misin
Mühürlü kaderim bir yol verir misin
Gün olur bu rüyadan ben de geçerim, O gün sen de bitersin.
Eyvallah der o şarabı ben de içerim o gün sen de bitersin
O gün sen de bitersin
Olmuyor ne yapsam olmuyor
Çok mu gördün hevesleri
Hasret senden yana sevda senden yana
Değişmedin kaderim
Hep mi hüsran bana hep mi veda
Yok mu sende hiç deva
Hangisi daha zor, alışmak mı, karşılaştığın, güven duyduğun değerlerle bir süre sonra vedalaşmak mı?
Bence, güven duygusu alışmayı getirir bir de bakmışsın ki yaşamında geçici olduğunu bildiğin değerler senin için vazgeçilmesi zor bir duruma gelmiş! Ve sen zamanı varken şimdiden veda zamanını düşünürsün.
Galiba değer verdiklerimizi bir gün yitirecek olmanın gerçeğiyle de yüzleşmeliyiz ama hepsi de
aynı duyguyu yaşatmaz insana, öyle değil mi? Değer verdiklerimizden bazılarından yine de daha kolay vazgeçilebiliyor, davranışlarından dolayı. Elemek te diyebiliriz bu duruma.
Bazı değerlerden de daha zor vazgeçebiliyoruz ve bir gün vedalaşacak olmanın hüznünü
yaşayabiliyoruz!
Dilerim, hepimiz bir gün vedalaşmak durumunda kalmayacağımız güzellikler, kazanımlar, değerlerle karşılaşırız!


Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
Yaşadın mı, yoğunluğuna yaşayacaksın bir şeyi
Sevgilin bitkin kalmalı öpülmekten
Sen bitkin düşmelisin koklamaktan bir çiçeği
İnsan saatlerce bakabilir gökyüzüne
Denize saatlerce bakabilir, bir kuşa, bir çocuğa
Yaşamak yeryüzünde, onunla karışmaktır
Kopmaz kökler salmaktır oraya
Kucakladın mı sımsıkı kucaklayacaksın arkadaşını
Kavgaya tüm kaslarınla, gövdenle, tutkunla gireceksin
Ve uzandın mı bir kez sımsıcak kumlara
Bir kum tanesi gibi, bir yaprak gibi, bir taş gibi dinleneceksin
İnsan bütün güzel müzikleri dinlemeli alabildiğine
Hem de tüm benliği seslerle, ezgilerle dolarcasına
İnsan balıklama dalmalı içine hayatın
Bir kayadan zümrüt bir denize dalarcasına
Uzak ülkeler çekmeli seni, tanımadığın insanlar
Bütün kitapları okumak, bütün hayatları tanımak arzusuyla yanmalısın
Değişmemelisin hiç bir şeyle bir bardak su içmenin mutluluğunu
Fakat ne kadar sevinç varsa yaşamak özlemiyle dolmalısın
Ve kederi de yaşamalısın, namusluca, bütün benliğinle
Çünkü acılar da, sevinçler gibi olgunlaştırır insanı
Kanın karışmalı hayatın büyük dolaşımına
Dolaşmalı damarlarında hayatın sonsuz taze kanı
Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
Yaşadın mı büyük yaşayacaksın, ırmaklara,göğe,bütün evrene karışırcasına
Çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır
Ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana
Ataol BEHRAMOĞLU
Dostum, ablam Ayşenur abla, dün, anneme, benim almaya niyetlendiğim kitabı okumamız için anneme vermiş. Görünce çok sevindim. Birazdan büyük bir iştahla okumaya başlayacağım.
Sen daha ne gördün kü arkadaş
Not: Bu şiirin kime ait olduğunu anımsamıyorum. Yıllar önce bir gazeteden kesmiş saklamışım.