9 Eylül 2014

Aslında


New York Times ve USA Todayin en çok satanlar listesinde yer alan Cora Carmackın ikinci kitabı "Aslında"

Mackenzie "Max" Millerin bir sorunu var. Ailesi ona sürpriz bir ziyarete geliyordur ve eğer onun boyalı saçlarını, dövme ve piercinglerini görür­lerse onu evlat­lıktan reddedebilirler. Daha da kötüsü ailesi, erkek arkadaşı olarak Mace gibi boynunda dövmesi olan ve bir müzik grubunda çalan biriyle tanışmayı kesinlikle istemez. Max, tüm yalanları bir bir dökülmek üzereyken Cadele tanışır. Cade Philadelphiaya Teksastaki sorunlarını geride bırakmak için gelmiştir. Sorunlarıyla ilgilenmek istemiyordur. Max bir kafede ondan erkek arkadaşıymış gibi davranmasını istediğinde bu oyunu oynayabileceğini düşünür ve kabul eder. Yalnız rolünü o kadar iyi oynuyordur ki oyunun sonu bir türlü gelmez...

"Olağanüstü. İlk Defadan sonraki favori kitabım Aslında. Kesinlikle okunmalı." 
- Jennifer L. Armentrout, yazar-

"Aslındada istediğiniz her şeyi bulabilirsiniz. Erotik gerilim, kırık kalpler ve muhteşem karakterler Cora Carmackin eğlenceli dilinde bir araya geliyor."
- Colleen Hoover, yazar -

"Bir kitaptan bekleyebileceğim her şey burada. Yaşamdan bir dilim gibi. Daha fazla Cora Carmack istiyorum."
- Sophie Jordan, yazar-
(Tanıtım Bülteninden)

Yıldız Tozu


Bir aşk, kaç hayat eder?

Başarılı cerrah MatthewBeaulieu'nun bildiği tek hayat, çocukluğundan beri âşık olduğu kadın, yani Elle'dir. Ne var ki böyle büyük bir aşk için bile her şey tozpembe değildir. Elle ve Matt ne kadar isteseler de bir türlü evlat sahibi olamıyordur. Çünkü Elle'in hiçbir hamileliği sağlıklı bir şekilde sonlanmaz.

Ancak kaderin kötü sürprizleri bununla da sınırlı kalmayacaktır. Matt'in tüm dünyası Elle'in kaza geçirdiği haberiyle yıkılır. Bitkisel hayata giren Elle, sağlıklıyken açıkça bu şekilde hayatta tutulmak istemediğini belirtmiştir. Fakat Matt'in biricik aşkının isteğine rağmen onu hayatta tutmak için çok önemli bir nedeni vardır: Elle bir kez daha hamiledir.

Aynı bedendeki iki ayrı hayat, aynı kalpteki iki ayrı sevgi. Artık Matt yüreğini parçalayan o sorunun cevabını vermek zorundadır. Canından çok sevdiği eşi mi? Yoksa evladı mı?

Yıldız Tozu, uzun süre hafızalarınızdan silinmeyecek bir başyapıt. Okurken gözyaşlarınıza hâkim olamayacaksınız.
(Tanıtım Bülteninden)

Kuşlar ve Arılar


Bir yazar ve bekâr bir anne olan Stevie Honeywell'in nişanlısı, gözalıcı güzellikteki arkadaşı Jo Mac Leanile birlikte kayıplara karıştığında düğünlerine yalnızca dört hafta kalmıştır. Ama Stevie sevdiği adamı geri kazanmanın yolunu çok iyi bilmektedir. Çılgın bir diyet ve egzersiz dönemine girdiğinde her şey kısa zamanda yeniden düzelecektir.

Aynı şekilde, Adam Mac Leande kadınını geri almaya niyetlidir. Tek ihtiyacı olan şey, Stevie'yi tezgâhladığı oyuna katılmaya ikna etmektir. Ki aslında bu, ikisininde hoşlanmadığı bir durumdur çünkü içine düştükleri karmaşa için birbirlerini suçlamaktadırlar. Kendi kendini geliştirme planları hüsranla suya düşen Stevie farkederki zor zamanlar, zor tedbirlerin alınmasını gerektirebilir. İşbirliği yapmaktan başka şansı olmadığını anladığında planın bir parçası olmaya karar verir.
(Tanıtım Bülteninden)

Sırrın Bende Saklı


Leydilerin Amatör Dedektiflik Kulübü'nde kimler var? Gerçek hayatta yaşanan gizemleri çözmek için bir araya gelen sıra dışı, dört güzel kadın mı?

Yoksa Evlenme umudunu yitiren, yirmi yaşını geçmiş, zaman geçirebilecek herhangi bir şey bulamayan dört yakın arkadaş mı?

Babasının paha biçilemez Antik Mısır heykelinin çalınmasıyla Leydi Amelia Watersfield'in kurduğu dedektiflik kulübünde işler karışır. Asıl oyun şimdi başlamaktadır. Amelia bu davada kendisine yardımcı olacak yakışıklı, zeki ve nefes kesici dedektifi daha yakından tanımak için can atmaktadır. Kim bilir belki de bu adam rüyalarını süsleyen dedektif Sherlock Holmes'un ta kendisidir.

Dedektif Colin Brindley kendisini adeta Watson olarak gören bu tatlı belayı başlangıçta başına sarmak istemez. Ama Amelia güzel olduğu kadar cesur ve zekidir. Ve usta hırsızı yakalamak için giriştikleri bu kovalamaca sonunda, çalınan en değerli hazine Colin'in kalbi olacaktır.
(Tanıtım Bülteninden)

Son Adım Aşk


İki Kayıp Ruh Tek Bir Aşkta Buluşursa...

Jenny, dokuz ay önce ölen nişanlısıyla birlikte kurdukları taşımacılık şirketinin sahibi genç bir kadındır. Nişanlısı Steven'ın yasını tutan Jenny bir süredir kötü giden işleriyle de ilgilenememektedir. Bu sırada ortaya çıkan Jared adında gizemli bir adamın beklenmedik talepleri kadının hayatını alt üst etmenin eşiğine getirir. Ölen nişanlısının arkadaşı olan Jared, şirketin kuruluşu sırasında verdiği yüklü miktarda borcu geri istemektedir.

Jenny oldukça zorlu bir süreçle karşı karşıyadır çünkü Jared bir yandan genç kadının sahip olduğu her şeyi elinden almaya gelmiş bir düşman, diğer yandan Steven öldüğünden beri ilk kez kalbinin aşkla çarpmasını sağlayan etkileyici bir adamdır. Acaba düşmanca başlayan bu ilişkinin büyük bir aşka dönüşmesi mümkün olabilecek midir?

"Her sayfası büyülü bir roman."
-Debbie Macomber-

"Bu kitapta, ezber bozan insanlar başrolde."
-Booklist-

"Kendinizi duyguların hızla geçiş gösterdiği, zıtlıkların birbirini çektiği bir hikâyenin içinde bulacaksınız."
-Publishers Weekly-

"Âşık olmamak için direnen ama kaçamayan Jenny ve Jared'ın aşka teslim oluşlarını hayranlıkla okuyacaksınız."
-Amazon-
(Tanıtım Bülteninden)

Eve Dön


Eski kocanızın kızı da olsa bir zamanlar size anne diyen birine sırtınızı dönebilir misiniz?

İlk eşini kaybettikten sonra başarısız bir evlilik yapan Jill, kızı Megan'a iyi bir baba olacağını düşündüğü duyarlı ve kibar bir adam olan Sam'le nişanlanır. Ancak bir gece ikinci evliliğinden olan üvey kızı Abby, sarhoş bir halde Jill'in evine gelip babasının öldürüldüğünü söylediğinde hayatları altüst olur. Abby, eski de olsa üvey annesinden babasının cinayetini çözmesi için yardım ister çünkü hayatında ona yardım edecek kimse kalmamıştır. Fakat Jill, kıza yardım etmeye çalıştıkça kurmak üzere olduğu yeni ailesinin temelleri çatırdamaya başlar. Yine de Jill'in bir zamanlar öz kızı gibi sevdiği ve hâlâ da sevmekte olduğu Abby'yi bu işte yapayalnız bırakmaya gönlü elvermez ve birlikte tehlikeli bir oyunun içine dalarlar. 

"Eski kocasının cinayetini çözmeye çalışan bir kadın ve artık ait olmadığı bir aileye geri dönmesinin duygusal yankılarıyla ilgili, insanı saran ve merak uyandıran bir roman.Scottoline bütün detayları doğru kullanıyor ve bütün karakterleri ete kemiğe büründürüp nefes ve can veriyor. Heyecanla dolu olduğu kadar kalbi de olan bir roman." 
-Kristin Hannah-

'Eski anne' diye bir kavram olmadığınıgün ışığına çıkaran tek kitap."
-Kirkus Review-

"Bir annenin dur durak bilmeyen sevgisinin heyecan dolu bir kanıtı olan bu roman, Scottoline'ın günümüze kadar yazdığı en iyi roman olabilir."
-Starred Library Home Journal-
(Tanıtım Bülteninden)

5 Eylül 2014

İpeğin Fısıltısı


"Her şeye rağmen umudunu kaybetmeyecekti. Marcelline bir hayalperestti, entrikacıydı ve insan umut olmadan entrika çevirip hayal kuramazdı."

Londranın yükselen yıldızı, zeki ve hırslı terzi Marcelline Noirotnun aklında yeni bir müşteri vardı: Geleceğin Clevedon Düşesi olacak ve hak ettiği güzellikte elbiseler giymeyen Leydi Clara. Clevedon Düşesinin kendi mağazalarından giyinmesi Marcellinele ailesi için prestij ve refah anlamına gelecekti. Ancak Marcellinein Leydi Claraya ulaşması için önce müstakbel eşi Clevedon Dükünün ilgisini çekmesi gerekiyordu. Marcellinein bu seferki rakibi kolay lokma değildi. Standartları ne kadar yüksekse, ahlakı o kadar düşük olan Clevedon uslanmaz bir çapkındı ve Marcellinein elbiseleri kadar karşı koyulamaz bir adamdı. Bu iki inatçı ve çekici insan arasında başlayan arzu kıvılcımı gittikçe büyüyecek, Londrayı etkisine alacak ateşli bir skandala dönüşecekti. 

"En iyi aşk romanı yazarlarından."
-Julia Quinn-

"Loretta Chase çekici, ilginç ve yeni karakterler yaratmakta o kadar yetenekli ki, okuyucular onları asla unutamayacak." 
-Susan Elizabeth Phillips-
(Tanıtım Bülteninden)

* Ön Sipariş Tarihi: 08 Eylül 2014

İskoçya'ya Sevgilerle


Lord Gregor MacLean çocukluk arkadaşı Venetia Oglivie'nin bir servet avcısı tarafından kaçırıldığını öğrenince İskoçya'ya doğru dörtnala bir takibe başladı. Venetia'nın yumuşacık kalbi onu bu sefer büyük bir belanın içine sokmuştu: Eğer Gregor onu hemen kurtarmazsa skandal duyulacak ve Venetia iffetsiz bir kadın olduğu gerekçesiyle cemiyetten aforoz edilecekti!

Ailesindeki tek mantıklı kişi olan Venetia her sorunu çözebileceğine inanıyordu, hatta bunu bile. Öfkeli Gregor onlara yetişip bir de kahraman gibi karşılanmayı talep edince aralarında kıvılcımlar çakmaya başladı.Beklenmedik bir kar fırtınası yüzünden mahsur kaldıkları handa Gregor, Venetia'ya düşündüğünden çok daha sıcak duygular beslediğini fark etti. Hanı alevler içinde bırakabilecek kadar sıcak duygular! 

Şimdi yapması gereken Venetia'yı, evlenmeyi sadece görev hissiyle değil, aslında bambaşka bir duyguyla istediğine ikna etmekti: Tutku.

"Karen Hawkins tempolu, eğlenceli ve seksi şeyler yazıyor!" 
-Christina Dodd-
(Tanıtım Bülteninden)

31 Ağustos 2014

Geçmiş Uzakta Bir Deniz


Kız kardeş gibi büyümüş iki arkadaş: Charlotte ve Nicole.

Yıllar onları ayırıp, hayatlarını birbirinden son derece farklı denizlere sürüklemeden önce, birçok şey paylaşmışlardır. Charlotte gezgin bir yazar olarak yaşamına devam eder. Nicole ise evlenmiş ve yemek tariflerini paylaştığı bir blog kurarak popüler hale gelmiştir. Tariflerini kitap haline getirme hevesinde olan Nicole, eski dostu Charlotte'tan yardım ister ve yıllar sonra, birlikte bir yaz tatili geçirmeleri için onu yanına davet eder.

Gençlik günlerini geçirdikleri doğa harikası adada bir araya gelirler. Nicole'ün ada mutfağıyla ilgili yazacağı kitap için çalışırken aldıkları beklenmedik bir haber ve karşılaştıkları eski bir tanıdık, onlar için geçmişin kapılarını yeniden açar. İki seçenek vardır önlerinde. Yüzleşmek ya da kaçmak.

Yıllar önce aralarına giren sır, yıllar sonra bir yaz günü onları bir araya getirebilecek midir?
(Tanıtım Bülteninden)

Aşık Kuşlar


Ona âşık olmayı öğretmek için sadece iki haftası var...

Şans bu ya, depresyon denizinde boğulmak üzere olan Adam ile hayatını bir türlü yoluna koyamayan, derdi başından aşkın Christine'in tanışması talihsiz bir gecede gerçekleşir: Otuz beşinci yaş günü yaklaşmakta olan Adam intihar etmek için bir köprüye çıkmıştır ve oradan geçen Christine de Adam'ı ikna etmek için çılgın bir teklifte bulunur. İki hafta içinde Adam'a dünyanın yaşamaya değer bir yer olduğunu ve aşkı bulmak için hiçbir zaman geç kalmış sayılmayacağını kanıtlayacaktır!

İddialı teklifine rağmen Christine'in büyük korkuları vardır. Başarısız olursa bunun sonuçlarına katlanabilecek midir? Peki ya aşka ve hayata dair bildiği her şeyin bir yalan olduğunu anlarsa ne yapacaktır? Hepsinden öte, bir hayata mal olabilecek bu macerada onu çok daha karanlık soruların beklediğinin farkında mıdır?

"Biraz neşe, biraz keder kokan bir romantik komedi. 
İçiniz kıpır kıpır olacak!"
-Marie Claire-

"Cecelia Ahern'in romanları bir kutuda saklanan mücevherler gibi. Kutuyu açtığınız anda ışıltılar gözlerinizi alıyor."
-Adriana Trigiani-

"Modern bir peri masalını andıran bu romanda Cecelia Ahern, karakterleri baştan sona canlı tutan keskin bir zekâya sahip olduğunu kanıtlıyor."
-Hello-
(Tanıtım Bülteninden)

29 Ağustos 2014

Pelikan Çıkmazı



Aşkın yolları çıkmaza girdiğinde yüreğin rehberindir...

Sevgili Okur,
Cedar Cove'da yaşayanların en bilindik özelliklerinden biri, birbirlerinin hayatında ne olup bittiğini sürekli merak etmeleridir. Mesela benim hayatım. Kasabadaki herkes, kocam Zach'le yakın zaman önce boşandığımızı ve yargıç Olivia'nın hiç alışılmadık bir velayet kararı aldığını biliyor. Karara göre, çocuklar Zach'in evi ile benimki arasında gidip gelmeyecek. Evler arasında mekik dokuyan biz olacağız!

Ancak daha çok merak edilen olaylardan biri Cedar Cove'daki otelde ölen adamla ilgili. Bir gece yarısı otelin kapısını çalan bu esrarengiz adam kimin nesiydi, buraya ne amaçla gelmişti? Kasabamızın dedektifi Roy McAfee gerçeği ortaya çıkarmakta kararlı. Bunu başarıp başaramayacağını hep birlikte göreceğiz.

O halde birbirinden ilginç hayatlarla dolu kasabamıza bir kez daha hoş geldiniz…
- Rosie Cox-

"Macomber, küçük bir Amerikan kasabasında yaşayan sıradan kadınları o kadar gerçekçi betimliyor ki, bu yeteneğiyle türün ikonu olmayı hak ediyor."
-Publishers Weekly-

"Debbie Macomber, etkileyici kadın karakterler yaratma konusunda tam bir usta."
-The New York Times-

"Deniz Feneri Yolu ve Gül Ağacı Sokağı'yla başlayan hikâye Pelikan Çıkmazı'yla devam ediyor. Samimi karakterler, sıcacık bir kasaba ortamı, biraz da gizem... Cedar Cove'u ziyaret etmek isteyeceksiniz."
-Booklist-
(Tanıtım Bülteninden)

Ön Sipariş Tarihi: 01 Eylül 2014

Yaşasınnn, sevdiğim yazarın yeni kitabı çıkmış, sevinçten havalara uçtum. 

Ayran Çorbası


Sevgili dostlarım merhabalar! Nasılsınız? Dilerim çok iyisinizdir. Biz de iyiyiz. Yarın Uzunköprü yolları görünüyor bize. Bugün valizleri hazırlayacağız. Yarın erkenden yola çıkacağız. Ama öncesinde Güldal ablamın yaptığı enfes ayran çorbasının tarifini vereceğim sizlere. Ay inanmıyorumm, arşivden değil yepyeni bir tarif.
Tarife geçiyorum.

Malzemeler:
250 gr ıspanak
1 kase haşlanmış buğday
1 kahve fincanı haşlanmış yeşil mercimek
1 kahve fincanı haşlanmış nohut
2 su bard. süzme yoğurt

Yapılışı: Ispanak haşlanır, rondodan geçirilir. Haşlanmış buğdayın içine bütün malzemeler eklenip karıştırıılır.
Süzme yoğurt iyice çırpılır, içine ilave edilir. Tuzu, karabiberi arzuya göre eklenir. Soğuk olarak servis edilir.
Arzu edilirse pul biber ile yağ yakılıp üzerine gezdirilir.
Afiyet olsun!

Yeniden buluşuncaya dek sevgiyle, dostça kalın!

27 Ağustos 2014

Maraton Başlıyor


Merhaba sevgili dostlarım, nasılsınız? Dilerim iyisinizdir. Ben de iyiyim. İki günümüz kaldı. Cumartesi günü Uzunköprü'ye dönüyoruz. Pazartesi günü seminerlerimiz başlıyor, Eylül'ün ikinci haftası okulöncesi, birinci ve beşinci sınıflar için okula alışma evresi. Ve 15 Eylül'de okullar açılıyor! Bizim telaşımız başlıyor anlayacağınız! Bir kaç hafta sonra da Kurban Bayramı var. İşte böyle dostlarım maraton başlıyor. Yeni eğitim-öğretim yılı hepimize hayırlı olsun diyorum, yeniden görüşünceye dek sevgiyle kalın!

Sadece Seni Sevdiğimi Söylemek İçin Aramıştım




"Öpmeye doyamayacağım bir kadınla karşılaşmadım."

Su, tez konusu olarak bir telekız olmayı seçti; tanımadığı erkeklerle 6 ay boyunca telefonla konuştu, onların dertlerini dinledi, yol gösterdi, fantezileriyle onları mutlu etti. Konuştuğu erkeklerin kimisi kendine çok güvenliydi. Ama içlerinden birisi (Mert), hiç konuşmuyor sadece Su'nun sesini dinliyordu…
Birkaç konuşmadan sonra; Mert utangaçlığını yavaş yavaş üstünden atmaya başladı, kendinden bahsediyordu; Su ise kuralları gereği kendisi ve hayatı hakkında hiçbir ipucu vermiyor; tıpkı bir telekız gibi davranıyordu…
Gün geçtikçe Mert, hiç görmediği bu genç kadına tutkuyla bağlandı. Onu görmek, ellerini tutmak, teninde ellerini dolaştırmak, kokusunu hissetmek istiyordu… Ama Su, sadece bir oyunun içindeydi; bu gerçek değildi…
Mert'in son sözü ise şuydu: SADECE SENİ SEVDİĞİMİ SÖYLEMEK İÇİN ARAMIŞTIM…
O günden sonra, Su'ya artık ulaşamaz oldu…
Peki ya kader onlara bir şans daha verse, bu kez sesleri değil; gözleri buluşsa, birbirlerini tanırlar mıydı?

"Aynı gökyüzünü paylaşmadığımızı biliyorsun değil mi?"
"Sana kendi gökyüzümü göstermeyi isterdim."
(Tanıtım Bülteninden)

26 Ağustos 2014

Çikolata Tadında Hayat


Hannah, işinden atıldığında, evren onun için yeni planlar yapmaya çoktan başlamıştır… Bir anda hayatını değiştirmeye karar verir ve arkadaşı Stacy'nin de gazıyla Londra'ya taşınır… Orada, yepyeni bir macera onu beklemektedir; yeni arkadaşlar, iş, entrikalar ve aşk…

"Erkekler neden kalbimize giden yolun; giysi ve mücevher kutularından değil de (tabii hediyeler daima takdir edilir) kulaklarımızdan geçtiğini anlamaz, bilmem. İşte bir kızı daima komik adamın kazanmasının nedeni bu."

Aradığı aşkı bulursa her şey çok şahane olacak, peki ya o kim? Mark? Bay Potansiyel? Sam? Barry?

"Bir gün âşık olabilirmişim gibi geliyor. En azından; mükemmelliği bütün gün sarhoş olup arkadaşlarıyla futbol izleyerek geçirmek şeklinde tanımlayan erkeklerden birine değil (ya da en azından bana o erkeklerden biri olduğunu belli etmeyecek kadar kafası çalışan birine)."

Hannah'ın en yakın arkadaşı olmaya, sırlarını tutmaya, ağladığında avutmaya ve birlikte kahkahalarla gülmeye var mısınız?

"Bu kitap olağanüstü, romantik, eğlenceli ve
Pucca kadar samimi..."
Kitap Aşkım

"Her sayfa inkâr edilemez derecede eğlenceli."
NickSpalding/Yazar

"Sıcak, esprili ve harika."
MattDunn/Terk Edildim kitabının yazarı
(Tanıtım Bülteninden)

* Ön Sipariş Tarihi: 02 Eylül 2014

Aldatmak


... yaşadığım sokak, sokak lambaları, şu an içinde bulunduğum ev, salondaki mobilyalar, bir gün hepsi ortadan kaybolacak... tıpkı bedenim gibi. Ama bir şey var ki kâinatın ruhunda iz bırakacak: sevgim. Linda ayrıcalıklı bir yaşama sahip olduğunun bilincinde. Yine de her sabah yeni bir güne açtığı gözlerini hemen kapayası geliyor. Arkadaşları ilaç kullanmasını öneriyor. Oysa Lindanın istediği hissizleşmek değil, yaşadığını hissetmek...

Çünkü yaşamak sevmektir. Paulo Coelho Aldatmakta diğer kitaplarından farklı olarak kışkırtıcı, tene dokunan ve tutku dolu bir hikâyeyle çıkıyor okurun karşısına. Her şeyin mümkünmüş gibi sunulduğu bir dünyada, imkânsız aşkın izini sürüyor. Ruhun kuytularında kaybolmaya çekinmeden... Ne de olsa bazen kim olduğumuzu bulmamız için kendimizi kaybetmemiz gerekir.
(Tanıtım Bülteninden)

Ön Sipariş Tarihi: 02 Eylül 2014

* En sevdiğim yazarın yeni kitabı çıkmış o halde hemen almak gerek. Sevgiyle kalın!

21 Ağustos 2014

Arşivden Börülce Piyazı



Sevgili dostlarım, arşive dalmışken güzel bir tarif daha yayımlamak istedim. Ve börülce piyazında karar kıldım. Yapmayı düşündüğüm çok tarif vardı ama yalan oldu çünkü annemle İloşumun unlu, şekerli yiyecekleri yemeleri yasak. Dolayısıyla benim tariflere de sınır konmuş oldu. Neyse şimdi tarife geçelim. Çok güzel bir tarif bu. Mutlaka denemenizi öneririm, pişman olmayacağınıza eminim.

Malzemeler
300 gr kadar haşlanmış börülce
300 gr kadar taze mantar
2 tane kırmızı biber
2-3 tane sivri biber
5-6 adet taze soğan
1 demet dereotu
Tuz,zeytinyağı
Nar ekşisi, limon, sirke

Yapılışı: Mantarlar soyulur, yarım limonla haşlanır. Daha sonra bütün malzemeler karıştırılır.
Piyazımız afiyetle yenir.Yeniden görüşünceye dek sevgiyle kalın.




Arşivden Karnı Yarık



Sevgili dostlarım merhaba! Yine çok uzunca bir süredir tarif yayımlamıyorum. Ben de arşive baktım ve çok hafif olan karnıyarık tarifini yeniden yayımlamaya karar verdim. Tarife geçiyorum.

Malzemeler:
1 kg orta boy patlıcan
1,2 kg kıyma
1 demet maydanoz
4-5 diş sarımsak
1/2 tatlı kaşığı tuz
1/2 tatlı kaşığı karabiber
3 orta boy soğan
1 çorba kaşığı salça
1 domates
patlıcanların sayısı kadar sivri biber

Yapılışı: Patlıcanlar alacalı soyulur, 1 saat kadar tuzlu suda bekletilir. Sudan çıkartılarak kağıt havluyla kurulanır.
1 kaseye 1/2 çay bardağı sıvı yağ konur. Yumurta fırçasıyla patlıcanların her yerine yağ sürülür. Yağlı kağıt konmuş fırın tepsisine patlıcanlar dizilir, orta ısılı fırında yaklaşık 45 dk. kızarması sağlanır.
Diğer yandan bir tencerede soğanlar kavrulur.  Sarımsak ve kıyma eklenir, kavrulur, baharat, tuz, salça eklenir. Altı kapatılınca ince kıyılmış maydanoz eklenir. Patlıcanların içi doldurulur, patlıcanlar borcama yerleştirilir. Patlıcanların üzerine birer biber, birer dilim domates konur. 1 su bard. su eklenir. Orta ısılı fırında 40-45 dk. pişirilir.
Yeniden görüşünceye dek dostça kalın!

20 Ağustos 2014

Uzun Metrajlı Hüzünler



Hayatı, iskambilden yapılmış bir kule gibiydi; yıkılması için tek bir hamle yeterdi...

Tallie Jones başarılı işlere imza atmış güzel ve ünlü bir Hollywood yapımcısıdır. Sağ kolu ve aynı zamanda en yakın arkadaşı olan asistanı Brigitte'in de onun bu başarısındaki payı büyüktür. Genç kadın mesleğindeki önlenemez yükselişin aksine ilişkilerinde aradığı mutluluğu uzun süre bulamaz. Ancak sonunda, kendisi gibi yönetmen olan sevgilisi Hunt'ın onun için doğru insan olduğuna inanır.

Her şeyin yolunda gittiğini düşündüğü sırada, yeni film için yatırımcının hesap denetimi istemesiyle, Tallie'nin hayatında dönüm noktası olacak gelişmeler yaşanır. Genç kadın ortaya çıkan mali sorunun, değer verdiği bu iki insanla bağlantısının olduğunu öğrendiğinde ise yıkıma uğrar ve kendini aklının ucundan bile geçmeyecek olayların içinde bulur.


"Hayatınızda yer almasını hiçbir zaman istemeyeceğiniz pek çok duygu bu kitaba hayat veriyor."
-Booklist-

"Danielle Steel her zamanki gibi muhteşem kalemini konuşturuyor ve hayal kırıklığına kesinlikle yer bırakmıyor."
-Publishers Weekly-

"Tek solukta okunacak bir entrika hikâyesi."
-Amazon-

"Karakterlerin gelgitli ruh hallerinin etkisinden çıkamayacağınız, duyguların tepetaklak edildiği merak uyandıran bir roman."
-Romantic Times-
(Tanıtım Bülteninden)

* Ön Sipariş Tarihi 21 Ağustos 2014

Aşka Var mısın?


"Eğer geleceğimde olacağını bilseydim, tamamen farklı bir yaşam seçerdim." ?

...kokusunu derin derin içime çektim. Sonra ağzımı kulağına yaklaştırdım. "Eğer farklı bir yaşam seçseydin, beni hiçbir zaman bulamazdın."

Sorumlulukları ve kendine olan güvensizliğiyle boğuşan, güneyli bir genç kız... ?Her şeyini kaybedebileceği son skandalından kaçan, Hollywood'un en gözde megastarı...?Onları sonsuza dek değiştirecek, tesadüfi bir karşılaşma, imkânsız bir birliktelik ve masalsı bir aşk hikâyesi...
(Tanıtım Bülteninden)

Ismarlama Bebek


Bir masal kahramanı kadar yakışıklıydı belki! Sıcacık bakışlarıyla, tecrübeli yürekler için bile tehlikeliydi. Aşkı hiç tanımayan vahşi bir kıza göre ise, engellenemez iradesiyle tutkulu bir zorbaydı o...

Korunaklı hayatına büyük bir cesaretle dalmıştı. Ondan çılgınca şeyler istiyordu bu uzun adam... Öncelikle kollarından kaçamayacağı gerçek bir evlilik...Ve annesine benzeyen güzel bir bebek...İsyan eden kalbini istemiyordu belki! Ama...Her an göğsünden koparıp alacak kadar da fırsatçıydı.

Zoraki de olsa evlenmeyi kabullendi... Ve ısmarlama bebeği için ona boyun eğdi. Ama delicesine ağrıyan kalbi için...sonuna kadar mücadele etmeye kararlıydı! Tüm korkusuyla aşka karşı dirense de... ne yazık ki bu tatlı despottan nefret etmek, baştan çıkarıcı öpücüklerini sevmemek kadar zordu!

İki inatçı yüreğin heyecan dolu savaşında, sizi aşk ve tutku dolu sayfalara bağımlı kılacak, kaybedenin olmadığı bir FMArsal romanı daha!
(Tanıtım Bülteninden)

18 Ağustos 2014

Zaman Uçup Gidiyor


Merhaba dostlarım nasılsınız? Dilerim iyisinizdir. Ben iyiyim. Ama Uzunköprü'ye gitme zamanı geldiği için birazcık hüzünleniyorum doğrusu. Oysa Uzunköprü'yü, okulumu, evimi çok seviyorum. Yine de yuvadan ayrılmak durumunda kalacağım için üzülüyorum. Bende şimdilik durum bu dostlarım. Yeniden görüşünceye dek sevgiyle kalın! Daha sonra gerçekleşmesini beklediğimiz durumlar gerçekleşince siz dostlarımla güzel durumu paylaşacağım.

14 Ağustos 2014

Rüya


Ya rüyanızda farklı bir hayat sürebilseydiniz? Ya o hayatı seçip onu yaşayabilseydiniz? Sloane, sevgi dolu bir aile ortamında yaşayan ve sınıfında yüksek notlar alan bir öğrencidir. Maggie, New Yorkta yıldızı parlamak üzere olan, son derece özgür ve ihtişamlı bir hayat süren bir aktristir. Bambaşka hayatlar sürdüren iki kız. Geceleri rüyalarında birbirlerinin hayatlarını sürdürmeleri dışında. İkisi de diğerinin hayatını yaşayıp birbirlerinin sırlarını bilmektedir. Bir gün ikisi de âşık olur. Ancak hayatları hiç kesişmemiştir… Bugüne dek. Hangi hayat sadece bir rüya? Hangisi gerçek? Sonunda bir hayatta uyanmayı seçmeleri ya da akıllarını kaybetmeyi göze almaları gerekecek. Ama kızlardan biri için bu her şeyden sonsuza dek vazgeçmek anlamına geliyor: Hayatından, aşkından, kendisinden.
(Tanıtım Bülteninden)

* Ön Sipariş Tarihi: 15 Ağustos 2014

Çilek Mevsimi


"Ne olacağını bilmiyorum..." dedi onun bakışlarındaki tedirginliği yok etmek ister gibi, "Ama öğrenmek istiyorum Mira. Hayatımdaki tüm kaosa, tüm belirsizliğe rağmen bunu seninle yaşamayı istiyorum." diye fısıldadı ve ardından ekledi, "Çünkü seni incitebilme ihtimalime rağmen, seni istemekten vazgeçemiyorum."

Bir bahar günü çilek kokuları içerisinde tanışan ve birbirlerinden ilk görüşte etkilenen Mira ve Yağız için aşkın büyüsüne kapılmak çok zor olmamıştı. Diğer taraftan, aralarına bir kara kedi gibi giren Yağızın tehlikelerle örülmüş geçmişi, mutluluklarının uzun sürmesine izin vermemişti. Hızlı ve tutkuyla başlayan bir aşkın özneleriyken kendilerini birdenbire hoyrat bir ayrılığın içinde bulan Yağız ve Miranın günlerine özlemin ıssızlığı sinmişti. 

Günün birinde geçmişinin karmaşasını, sırlarını çözüp bir daha gitmemek üzere geri gelen Yağız, ardında bırakıp gittiği mutlu, tasasız, cıvıl cıvıl kadını aynı bulabilecek miydi? Derinden yaraladığı Miraya kendisini affettirebilecek miydi? Daha da önemlisi Yağız, Miraya yaşadıklarını unutturabilecek miydi?

Adı gibi kokusu olsa çilek kokacak bir hikâye...
(Tanıtım Bülteninden)

* 22 Ağustos tarihinde stoklarda

12 Ağustos 2014

Cesaretin Var mı


Shelbourne Dükü Tristan'ı bekleyen zorlu bir görev vardır. Ömrünün geri kalanında tahammül edebileceği bir eş bulmak. Aşık olmayı ise ne istemekte ne de gerekli görmektedir. Baş döndürücü zenginliklerine rağmen anlayışa ve inceliğe sahip olmayan bir dizi aday arasında bunu nasıl başaracaktır peki? Londra'nın namı dilden dile dolaşan, aşırı ciddi ve terbiyeli çöpçatanını kiralayarak elbette. Ve ona hayatında gördüğü en büyüleyici kadın gibi davranmaktan da kendini alıkoyması gerekecektir.

Pervasız dükü mükemmel eş adayını bulabileceği bir yarışma düzenlemesi için ikna etmek, Tessa Mansfield'in keyifle üstesinden geleceği bir iştir. Başvurduğu yöntemler skandal yaratacak ölçüde olabilir ama bu kötü şöhretli bekara eş bulma ve ona gerçek aşkı tattırma konusunda kararlıdır. Ne var ki dükün diğer kadınlara ilgi göstermeye başlamasıyla onun kalbini asıl kazanmasını istediği kişinin kendisi olduğunu fark eder. Yasak bir öpücüğün Tristan'ın arzularını harekete geçirmesiyle Tessa bir numaralı çöpçatan kuralını da öğrenmiş olur: Damada asla aşık olma.

"Kıvrak bir zeka ürünü."
Nicole Jordan

"Hem yoğun bir şekilde duygusal hem de ince esprilerle dolu."
Madeline Hunter

Aşkın Baharına Uyanmak



Mutlu olmanın hayalini kuran iki insanın imkânsız aşkı...

Hayatın zorluklarıyla erken yaşta tanışan Lauren, ailesini kaybettikten sonra sorumsuz amcasının baskısıyla zengin bir kontla evlenir. Kontun ölümüyle kendisine kalan mirasa bile dokunmayan Lauren her şeyi bırakarak evine döner, ancak geride bıraktıkları ona huzur vermemekte kararlıdır.

Kardeşinin ölümü üzerine dük olan Alex, kendi gibi olamadığı bir hayatı yaşamaya mecbur kalır. Ancak benimseyemediği bu hayata daha fazla dayanamayan Alex oyunun kurallarını bozmanın peşine düşer, bir de imkânsız aşkının...

Julia London hayranlık uyandıran üslubuyla âşık olmanın ne denli müthiş,büyüleyici aynı zamanda acı olduğu gerçeğini bir kez daha hatırlatıyor.

"Bu kitabı okuduktan sonra yaşadığınız yoğun duygusallığın üstesinden gelmek için kendinize zaman vermelisiniz! Julia London'ın güçlü kalemi sizlere daha önce hiç hissetmediğiniz duyguları yaşatacak."
Publishers Weekly

"Çok farklı iki insanı buluşturan tek neden, aşkın karşı konulmaz gücüdür. Aşkın Baharına Uyanmak bu gerçeği anlaşılabilir kılan etkileyici bir roman."
Booklist

"Julia London'ın gerçeğe bürünen karakterleri, hayatlarındaki seçimleriyle okuyucuları kimi zaman hüzünlendirirken kimi zaman da gülümsetmeyi başarıyor."
Romantic Times

Seninle Başım Dertte


Lord Edward ve Leydi Charlotte Malory'nin tatlı yeğenleri Regina Ashton, geçmişindeki acı verici bir sır nedeniyle duygusuz ve kendini beğenmiş bir çapkına dönüşmüş Nicholas Eden tarafından kaçırılır. Reggie şerefine leke süren ve bütün kadınsı tutkularını uyandıran bu altın saçlı serseriyle evlenmek zorunda kalır. Ancak Reggie'nin güzelliği Nicholas'ın da baştan çıkmasına ve elbette pek çok yanlış anlamaya neden olur...
Ve aşk yaşam boyu sadece bir kez yaşanır.
"Johanna Lindsey gerçeğe dönüşen masallar yazıyor!"
Romantic Times 
"Johanna Lindsey her romanında iz bırakan karakterler yaratmada usta."
Chicago Sun-Times

Aşkta Seni Seçtim




Evlilik aşkı öldürür diyenlerden misiniz yoksa ikisi de bana göre değil diyenlerden mi? 

Evliliğe ve aşka inanmayan, 'her limanda sevgilisi olan' bir adam ve karşısına kötü bir tesadüfle çıkan dünyalar güzeli bir kadın… Biri aşkın her şeyin üstesinden geldiğine inanır, diğeri ise 'Ben âşık olmam, bana âşık olurlar,' diyerek çapkınlık yapmaya devam eder. Bu düşünceler kadını yorsa, üzse de mücadelesinden hiç vazgeçmez. Ne yapıp edip kararlı ve güçlü bir kadın olarak bu adamı yola getirir. Ama kendisi de çok kırılır, yıpranır. Aslında adam da kadına bağlanmıştır ama öyle inatlaşmıştır ki hayatla asla bir kadını sevemeyeceğini, âşık olamayacağını savunduğundan geri adım atmamak için direnir. Sonuç mu? Evlilik aşkı öldürmez…

Mektubumu Aldın mı


Muhteşem tutku, mektuplarda bulunamaz, Bayan Langley.' 

Felicity Langley, Mayfair Köşkü'nü ısıtabilmek için kömür bile alamaz durumda olmasına rağmen ilk reveransını yaptığı günden bu yana bir dükle evlenme hayaliyle yaşamaktadır. Son dört senesini, bu amaç uğruna, soylu Hollindrake Dükü ile yazışarak geçirir. Şimdi bütün iş onunla tanışmaya kalmıştır. Peki ya Felicity dük ile çoktan tanıştığının farkında değilse ve yanlış anlamalar yüzünden onu yeni uşakları sandıysa... 

Thatcher'ın bu durumu hemen düzeltmesi ve haddini bilmez bu kıza, kararlaştırılmış nişanı kabul etmeye niyeti olmadığını anlatması gerekmektedir ama birden kendini Felicity'nin çekim alanında bulur. Ondan etkilenmiştir; kararlılığından, hassas çekiciliğinden ve nefes kesen şehvetinden… Gerçek kimliği ortaya çıktığı takdirde Felicity'nin onunla anında evleneceğini biliyordur ama yalnızca gerçek aşk için evlenmeye ant içmiştir. Bu yüzden aşk hikâyelerine inanmayan bu sıra dışı kadını kandırmak ve kalbini kazanmak için bütün hünerlerini sergiler.

En Çok Beni Sev


Yazarınız 1814'ün olaylarla dolu bir sezon olacağına inanıyor, özellikle de bugüne kadar evlenmeyi düşündüğüne dair hiçbir işarette bulunmayan, Londra'nın en gözde bekârı Anthony Bridgerton için.
Aslında neden evlensin ki? Söz konusu eksiksiz bir zampara gibi davranmak olduğunda, ondan daha iyisi bulunamaz… 


LEYDİ WHISTLEDOWN'IN
CEMİYET GAZETESİ, NİSAN 1814


Ne var ki dedikoducu yazarımız bu defa yanılıyordu. Anthony Bridgerton sadece evlilik kararı kalmamış, bir eş adayı da seçmişti! Önündeki tek engel ise seçtiği kişinin ablası Kate Sheffield'dı kendisi Londra balolarının o güne dek gördüğü en baş belası kişiydi. Nüktedan ve entrikacı Kate, bir yandan bu izdivacı engellemek konusundaki kararlılığıyla Anthony'yi deli ederken, diğer yandan çapkın vikontun erotik rüyalarının başmisafiri oluyordu.

Genel inancın aksine Kate, zampara beylerin zamanla ıslah olup iyi birer koca olabileceklerine inanmıyordu ve Anthony Bridgerton da bu zamparaların arasında en ahlaksız olanıydı. Kate kız kardeşini korumaya kesin kararlıydı fakat kendi kalbinin korunmasızlığı yüzünden de endişe içerisindeydi. Ve Anthony'nin dudakları kendi dudaklarına değdiği anda, Kate ona karşı koyamayacağını anlayıp korkuya kapılmıştı..