22 Mayıs 2011

Dönüş ve Yuvaya Özlem


Yuvadan çıkarken daha özlem duymaya başladım. Annneme, yuvaya, doğup büyüdüğüm şehrime, İstanbul'uma! Şimdiden İstanbul'a döneceğim zamanı iple çekiyorum!
Okuldan çıkınca evime döndüğüm için seviniyorum. Ama yuvadan, şehrimden yeniden koptuğumda evimi yadırgıyorum! Sanki bana ait değilmiş gibi geliyor! Bir ay sonra yine yuvamda, şehrimde olacağım. Mr çektireceğim. Doktor ziyaretlerim var. Sonra İpsala'ya dönüş, burada iki gün kaldıktan sonra yine yuvaya döneceğim hayırlısıyla! İnsan, kendi yurdunda bile gurbeti yaşıyor! Dilerim bir gün yuvaya kalıcı olarak dönüş yapabilirim! Allah, daha büyük özlemler yaşatmasın bana!


Özledim Anne
Gurbetin ışıkları gönlümü aydınlatmıyor anne
Toprağı buram buram mis gibi kokmuyor anne
Gurbetin hiçbir nimeti beni mutlu etmiyor anne
Gözlerimin önünden yurdumun hiçbir şeyi gitmiyor anne

Duygularım kördüğüm olmuş gözyaşım gelmiyor anne
Şakır şakır konuşan dilim şimdi konuşmuyor anne
Ne geceler ne de gündüzler geçmiyor durmuş sanki anne
Sevdiklerim aklıma geliyor adlarını söyleyemiyorum anne

Nereden çıktı gurbette yaşamak bilemiyorum anne
Ölüme yavaş yavaş gidiyorum sanki anne
İnsanlar somurtmuş telaşlı hep izdiham içinde anne
Ne olacak benim bu halim şaşırdım kaldım anne

Gurbetin albenisi güzel ama içimi güldürmüyor anne
Buranın rüzgarları bir hoş esmiyor serinletmiyor anne
İnsanların bakışları ürkütüyor beni küstürüyor anne
Ne yersem yiyeyim lezzet alamıyorum anne

Adım çıktı zengine mutlu fakirliğimi arıyorum anne
Helal kazanılmış lokmaları arar oldum anne
Bu genç yaşımda kamburlaştı belim yüzüm asık anne
Manevi zenginliğimi kaybedeceğime üzülüyorum anne

Yapmacık hareketler kendine iyi bak cümlesi bana yavan geliyor anne
Dostça kucaklaşmayı kucaklaşırkende samimiyeti özledim anne
İçi boş olan görüşelim tamam mı cümlesini sevmiyorum anne
Erkekçe el sıkışmayı sevdiğini asla yarı yolda koymamayı özledim anne

Güneşte ısınmış su ile yıkanmayı özledim anne
Komşuların dayanışmasını birbirlerine yemek göndermesini özledim anne
Herkesin kendi kapısının önünü yıkayıp temizlemesini özledim anne
İnce uzun sokakların güzelliğini özledim anne

Bu hayata alışamadım soluğum kesildi takatim tükendi anne
Yarını karanlık geleceği meçhullerden oldum anne
Kavuşmak için eski günlerimdeki mutluluğuma hep dua ediyorum anne
Başka annelerin şefkati beni tatmin etmiyor yorgunluğumu gidermiyor anne

İbrahim Halil Demir

19 Mayıs 2011

Yuvaya Dönüş



Bu sabah,annem,Misi ve ben yola çıktık. İstanbul'uma, yuvamıza döndük! Ben, günlerdir bunun hayaliyle yanıp tutuşuyordum! Evimize kavuştuk! Çok şükür!
Yolda bol bol uyudum. Biraz da kitap okudum! Enfes bir kitap! Can Dündar'ın masal tadında Yüzyılın Aşkları! Her eve lazım bir kitap! Tadı damağınızda kalacak, emin olun!


Bu gelişimde sinamaya da gitmeyi düşünüyorum, filmin adı bugün gösterime giren Türkan!
Türkan Saylan'ın yaşamından kesitler sunuyor! Bu güzel insan,zorlukları aşıyor, sevgisiyle,yaptıklarıyla, yardımlarıyla yüceliyor, eşsizleşiyor! O,içimizde yaşıyor! Mutlaka gidip görülmeli, izlenmeli! Türkan Saylan'a saygı duruşunda bulunulmalı!
Sevgiyle kalın!

21 Nisan 2011

23 NİSAN


23 Nisan'da İstanbul'da olacağım! Bu nedenle şimdiden kutlamaya karar verdim. Ne de olsa deliye her gün bayram! Şaka bir yana, biz, okulumuzda yarın kutlama yapacağız! Atatürk, çok çok güzel bir iş yapmış, bu günü, çocuklara armağan etmiş! Üstelik te dünyada bir tek lider,çok önemli bir günü çocuk bayramı ilan etmiş, kutlanmasını sağlamış! Başka söze gerek var mı? Yok, ne haddime!

Dünya Çocuk Bayramı


Kiminin saçı siyah,
Kiminin saçı sarı…
Ankara’da buluştu,
Dünyanın çocukları.

Her Yirmi Üç Nisan’da
Tekrarlanır bu olay.
Buluşma nedenini,
Açıklamak çok kolay.

Bu kocaman dünyada
Ülke sayısı çoktur.
Oysa ki hiç birinin
Çocuk Bayramı yoktur.

Dünyanın çocukları
Yurdumuza koşuyor,
Her Yirmi Üç Nisan’da
Cıvıldaşıp coşuyor.

Türkiye konuklarla,
Kalpler sevgiyle dolsun.
Dünya Çocuk Bayramı
Herkese mutlu olsun!

Altan Özyürek

* 19 Mayıs'ta, Türkan Saylan'ın hayatını anlatan "Türkan" adlı film gösterime girecekmiş!
Bugün öğrendim, şimdiden paylaşmak istedim! "Türkan" ile buluşacağım zamanı iple çekiyorum!

** Bu resmi çok sevdim,içime sinerek yayımlıyorum!

Annemle Paylaşılan Keyif


Anneciğim gitti. Önümüzdeki hafta Cuma günü hayırlısıyla yeniden gelecek.
Annem, gitmeden önce bana en sevdiklerimi, özlediklerimi yaptı, birlikte afiyetle yedik. Ve sevdiklerimi bana bırakarak gitti.
Uzun zamandır humus ta humus diye sayıklıyordum.
Tarifi veriyorum!

Humus


Yapılışı:


1 su bardağı nohutu haşlayın. Suyunu bir kenara alın. Nohutu püre haline getirip içine 2 yemek kaşığı haşlama suyu,3 diş sarımsak,1/2 çay bardağı tahin, 1 limonun suyu,1 yemek kaşığı zeytinyağı, 1 çay kaşığı tuz ve pul biber ekleyin.
Maydanozla süsleyerek servis yapın.



Şimdilik benden bu kadar! Yeniden görüşünceye dek dostça kalın!

10 Nisan 2011

Miniş Pizzalar


Merhaba,çok uzunca bir süredir tarif yayımlamadığımın farkındayım. İnsan, tek başına iken yemek yapmayı da, yemeyi de çok sevmiyor. İştahı kaçıyor. Tek başımayken genellikle pratik yemekler hazırlıyorum kendime.
Annem geldiğinde ise çok değişik lezzetleri bu aralar pek yapmadığımız için yayımlamak içimden gelmiyor.
Bu nedenle arşivden bir tarife yer veriyorum. Ben de, tek başımayken sultanlar gibi yaşayacağımı,keyifle yemek hazırlayacağımı, iştahla yiyeceğimi sanırdım. Yanılmışım! İnsan, kendine ait evi olunca olacağını zannediyor sonra da yaşananların farklı olduğunu görüp boyunun ölçüsünü alıyor!
İlk fırsatta yeni tarife yer vermek dileğiyle!

Pide Çeşitlemesi- Miniş Pizzalar

Malzemeler:


2 yumurta

1 su bardağı su-süt karışımı (ılık)

1 çay bardağı sıvıyağ

½ çay bardağı toz şeker

Tuz

2 çorba kaşığı yaş maya (ben 1 tatlı kaşığı kadar kuru maya kullandım)
Aldığı kadar un

İçi ve Üstü İçin

200gr dil veya beyaz peynir (ben taze kaşar kullandım)

Sosis

Domates

Maydanoz

Zeytin

Mantar, vs.

Yapılışı:


Unu eleyin, ortasını havuz gibi açın. Ilık sütte mayayı ve şekeri eriterek 10 dk. bekletip unu ortasına dökün. Sıvıyağ, yumurta ve tuz koyup ele yapışmayan bir hamur yapın. Hamurdan yumurta büyüklüğünde parçalar kopartın. İster yuvarlak ister uzun pideler yapın. Yuvarlak pide yaparken hamuru avcunuzda yuvarlayıp top şekli verin, tepsiye koyun. Baş ve işaret parmağınızı birleştirip tam ortasına bastırın ve istediğiniz iç malzemeyi koyun.

Uzun pide açılırken hamuru elinizde poğaça yapar gibi açın. İç koyup iki ucunu karşılıklı olarak sıkıp kenarlarını kaldırın. Tepsiye dizin. Kenarlarına yumurta sarısı sürüp önceden ısıtılmış 180 C fırında hiç bekletmeden pişirin.

Not: Bekletirsek hamur kabarıp pidelerin büyüyeceği belirtiliyor. Hiç bekletmeyip pişirince puf puf oluyor zaten.

İlk fırsatta yeniden görüşmek üzere dostça kalın!

9 Nisan 2011

Eğer


Eğer güzel gözlerin olmasını istiyorsan,
insanlara iyilikle bak...
Eğer saçların güzel olsun istiyorsan,
bırak çocuklar ellerini geçirsin saçlarından
Ince bir bedense istediğin,
ekmegini açlarla bölüş
Ve güzel dudaklara sahip olmak için,
sadece güzel sözler söyle.

27 Mart 2011

Kitaplarla Başbaşa

Merhaba sevgili dostlarım, sizlerle yeniden kitap paylaşımında bulunmak istedim.

Psikoloji ilginizi çekiyorsa, gereksinim duyan sevdiklerinize, öğrencilerinize yardımınız dokunsun istiyorsanız bu kitaplar eşsiz birer bilgi kaynağı!


Yeniden görüşmek üzere dostça kalın!

21 Mart 2011

Bir İstanbul Kaçamağı


Hafta sonu İstanbul'daydım. Cumartesi sabahı yola çıktım, öğleden sonra evimizde olabildim. Anneciğimle birlikte olduk. Dayımlar yemeğe geldiler!Çok keyif aldık.
Ertesi günü de güzel bir uyku çektik. Annişimle kahvaltı keyfi yaptık, uzun uzun
sohbet ettik. Vee yola çıkma zamanı geldi. Kısa bir kaçamak oldu ama yine de ruhuma iyi geldi.
Bugün de buradayım işte! Keşan'a, hastaneye gittim, nöroloji doktorundan randevu almıştım. Buradaki doktorlar pek bi ekabir, hiçbir açıklama yapmadan ilaç veriyorlar!
Oh ne güzel vallahi! Ayrıca aidığınız ilacın türünde başka bir ilaç daha veriyorlar!
Öğleyin okuluma dönebildim.
Dün iyi bir uyku çekince gece uyuyamadım, bütün gün ruh gibi dolaştım!Evime döndüm, her şey yoluna girdi!
Ama öğrencilerinin seni özlediklerini görmek dünyanın en güzel duygusu!Sen de onları özlemişsin zaten! Üstüne üstlük seni gördükleri gibi "öğretmen geldiii" deyip bağırmıyorlar mı dünyaya bedel!

13 Mart 2011

Son Günlerde Yaşadıklarım


Selam dostlarım, yine uzunca bir süredir görüşemiyoruz, değil mi?
Son günlerde neler yaptım, neler yaşadım, yaşıyorum? Geçen hafta başında hotmail adresim engellendi. Kaç gün uğraştım, yüzlerce kez parola sıfırladım. Boşuna!
Sonra da parola sıfırlayamaz oldum!
Bu hafta sonu Keşan'da, iki gün boyunca seminer vardı. Müfettişler, denetim sonrasında bizleri bilgilendirdiler!
Dersler genellikle zevkliydi. Ama dinlenememek sıkıcıydı.
Ama annecim, geçen hafta birlikte İstanbul'a gitmiş olmamıza rağmen kısa sürede yani Cuma günü yeniden gelince çok sevindim. Bana sürpriz oldu. İstesem seminer zamanı gelmezdi.Sık ara oldu ama çok ta iyi oldu! Misi'ye mama getirdi. Birkaç gün daha burada kalacak.
Cuma günü sergimiz vardı.Sergide yaptıklarımıza daha sonra yer vereceğim! Yorucu ve yoğun günler geçirdim. Dinlenemeden yeniden okula başlayacağım. Ama şanslıyım, annem yanımda!O, beni dinlendiriyor!

24 Şubat 2011

Tanrı'nın Adaleti


"Tanrı'nın değirmeni ağır ama iyi öğütür."
*GEORGE HERBERT

22 Şubat 2011

Gençlik-Yaşlılık


Gençlik hayatın belli bir çağı ile ilgili değildir.
İnsan kendine olan güveni derecesinde genç, şüphesi neticesinde yaşlıdır.
Cesareti neticesinde genç, korkuları derecesinde yaşlıdır.
Ümitleri derecesinde genç, ümitsizliği derecesinde yaşlıdır.
Hiç kimse fazla yaşamış olmakla ihtiyarlamaz.
İnsanları ihtiyarlatan, ideallerinin gömülmesidir.
Seneler cildi buruşturabilir. Fakat heyecanların teslim edilmesi, ruhu buruşturur.
İnsanlar yaşadıkça yaşlandıklarını sanırlar, hâlbuki yaşamadıkça yaşlanırlar.
İnsan ihtiyar olmaya karar verdiği gün ihtiyardır.
Güzelliği görme yeteneğini kaybetmeyen asla yaşlanmaz.
Yaşlanmak, bir dağa tırmanmak gibidir... Çıktıkça yorgunluğunuz artar, nefesiniz daralır ama görüş alanınız genişler.
Beynimiz, yeni tecrübeler keşfettiği sürece insan genç sayılır.

William Ewart Gladstone


Resimle ilgili olarak şunu belirtmek isterim. Atları her zaman çok duyarlı, duygusal, soylu ve de bilge varlıklar olarak görüyorum. Onlara hayranlık duyduğumu da belirtmek istiyorum.

20 Şubat 2011

Ne Kusursuz İnsan Ara, Ne de İnsanda Kusur


Günün birinde yolu bir dergâha düsen kendi halinde bir adam, dergâhta,
bir Mevlevi ile bir Bektaşi''nin sohbet ettiklerini görünce yanlarına
yaklaşır. Kendini tanıtır ve dergâhı merak ettiğini, nasıl zikir edildiğini
izlemek için geldiğini söyler.

Erenler başlar adama çeşitli nasihatlerde bulunmaya, her biri kendi
yolunu mümkün olan en tatlı dille anlatmaya çalışır.
Adam bir yandan onları dinlerken, bir yandan da gözleri onların
giysilerine takılır.
Mevlevi'nin giydiği kıyafette kollar o kadar geniş ve uzundur ki hem
içine üç kişinin birden kolu sığabilir, hem de uzun olduğu için yalnızca
kolları değil, elleri de kapatmaktadır.
Bektaşi'nin kıyafetinde ise tam tersi bir durum vardır.
Elbisenin kolu daracıktır, neredeyse tene yapışmıştır; üstelik kısa
olduğu için, eller ta bileklere kadar açıktır.
Bu duruma hayret eden adam, sebebini öğrenmek ister.

Büyük merakla, önce Mevlevi'ye sorar:
"Pirim, kıyafetinizin kolları neden o kadar geniş ve uzun; bunun özel
bir sebebi var mı?"
Mevlevi hiç beklemediği bu soru karşısında oldukça şaşırır.
İki kolunu da biraz yukarıya kaldırır, sonra ellerini birleştirerek
kollarını daire sekline getirir ve şöyle der:
"Evet, özel bir sebebi vardır. Çünkü biz insanların günahlarını,
ayıplarını, kusurlarını örteriz. Başkaları görmesin diye üzerini kapatırız."

Yanıttan oldukça hoşnut olan adam ayni merakla bu kez Bektaşi''ye döner:
"Peki ya siz, pirim? Sizin kıyafetinizin kolları neden bu kadar dar ve
kısa?
Siz insanların günahları ve ayıplarını örtmez misiniz?"
Bektaşi kendi kollarına bakar, birkaç saniyelik bir dalgınlıktan sonra
gülümser ve adama bakarak şöyle der:
"Biz mi? Bizim geniş kıyafetlere ihtiyacımız yoktur.
Çünkü biz insanların günahlarını ve kusurlarını görmeyiz."
*
ÖZETLE:
Seveceksen öylece sev.
Ne kusursuz insan ara, ne de insanda kusur.
Birincisini zaten bulamazsın, ikincisinde ise, bulduğun her kusur,
öğrendiğin her ayıp sahibini değil, seni çirkinleştirir. Her ikisi de seni
mutsuz eder. Birincisini bulamadığın için, ikincisini ise bulduğun için
mutsuz olursun...*

*Aynı dili konuşanlar değil, aynı duyguları paylaşanlar anlaşabilirler.
[Mevlana]*
*Yaşam paylaşmakla... Hayat sevince güzel...*

8 Şubat 2011

KAVANOZ VE KAHVE


Ne zaman; hayatında bazı şeyler çekilmez hale gelirse,

Ne zaman; yirmi dört saat kısa gelmeye başlarsa,

O zaman; mayonez kavanozu ve iki fincan kahveyi hatırlayınız…

İşte kavanoz ve iki fincan kahvenin hikayesi şöyle;
Bir gün bir felsefe profesörü, elinde bazı malzemelerle derse gelir.
Ders başladığında;
Hiçbir şey söylemeden, önüne büyükçe kavanozunu alır.

Sonra da kavanozu ağzına kadar tenis topları ile doldurur.
Ardından öğrencilerine kavanozun dolup dolmadığını sorar…
Bütün öğrenciler hep bir ağızdan dolduğunu söylerler.
Bunun üzerine;
profesör önündeki kutulardan birinden aldığı çakıl taşlarını, kavanoza döker.
Çakıl taşları kayarak, tenis toplarının aralarındaki boşlukları doldurmaya başlar.
Profesör yeniden kavanozun dolup dolmadığını sorar.
Öğrenciler yine hep birlikte;
‘evet doldu’ derler.
Profesör bu defa da, masanın üzerindeki diğer kutuyu eline alır ve içindeki kumu yavaşça kavanoza döker.
Tabii ki kumlar da çakıl taşlarının aralarındaki boşlukları doldurur.
Profesör yine aynı soruyu sorar.
Öğrenciler de yine koro halinde ‘evet doldu’ derler.
Profesör bu kez ise masanın altında hazır bekleyen iki fincan kahveyi alır.
Başlar kahveyi kavanozun içine dökmeye.
Bu kez de kahve de kumların arasında kalan boşlukları doldurur.
Bunun üzerine öğrenciler gülmeye başlar…
Ardından profesör öğrencilerine nasihat etmeye başlar;
‘Bu kavanoz sizin hayatınızdır.
Tenis topları;
Hayatınızdaki önemli şeylerdir.
Yani aileniz, çocuklarınız, sağlığınız, arkadaşlarınız gibi.
Diğer şeyleri kaybetseniz de, bunlar hayatınızı doldurmaya yeter..
Çakıl taşları ise;
Sizin için daha AZ önemli olan diğer şeylerdir.
Yani işiniz, eviniz, arabanız gibi..
Kum ise;
diğer ufak tefek şeylerdir.
şayet kavanoza önce kum doldurursanız;
Çakıl taşlarına ve özellikle de tenis toplarına yeterli yer kalmaz.
Aynı şey hayatımız için de geçerlidir.
Vaktinizi ve enerjinizi;
Ufak tefek şeylere harcar, israf ederseniz;
Bu defa da önemli şeyler için vakit kalmayacaktır.
Dikkatinizi mutluluğunuz için önemli olan şeylere çevirin.
Çocuklarınızla oynayın.
Sağlığınıza dikkat edin.
Sevdiklerinizle yemeğe çıkın.
Evinizin ihtiyaçlarını karşılayın.
Öncelikle tenis toplarını kavanoza yerleştirin.
Öncelikleri, sıralamayı iyi bilin.
Gerisi hep kumdur…’

Bu arada bir öğrenci merakla şu soruyu sorar;

‘Hocam peki, o iki fincan kahve nedir?’
Profesör gülerek cevaplan;
‘Bu soruyu bekliyordum.
Hayatınız NE kadar dolu olursa olsun;
Her zaman dostlarınız ve sevdiklerinizle bir fincan kahve içecek kadar yer vardır…’

3 Şubat 2011

Unutmadık, Unutmayacağız



Sen aramızdan ayrılalı tam 12 yıl olmuş, yokluğuna alışılmaz sanıyordum. Ama sen, yüreğimizde yaşıyorsun aslında, bizimlesin!Seninle büyüdük ama çocuklarımızı seninle büyütemedik. Senin videoların, şarkılarınla çocuklarımı büyüteceğim!










24 Ocak 2011

Seni, Sizi Unutmadık, Unutmayacağız

Uğur Mumcu, seni unutmadık, unutmayacağız. Senin nezdinde Gaffar Okkan'ı ve Recep Yazıcıoğlu'nu ve Hrant Dink'i de saygıyla anıyorum! Senin nezdinde Deniz Gezmiş'i, Yusuf Aslan'ı, Hüseyin İnan'ı da saygıyla anıyorum!
Sizler kocaman yürekli, ölümden korkmayan insanlar oldunuz! Aydınlık yarınlar için yanmayı göze aldınız yürekli yiğitler!
Sizler, ortadan kaldırılınca unutulursunuz zannedildi. Ama en güzel dersi unutulmayarak, saygıyla-sevgiyle anılarak verdiniz! Sizler, içimizde yaşıyorsunuz, ölmediniz!

"Hak bellediğin yolda yalnız da olsan gideceksin!"

Tevfik Fikret



13 Ocak 2011

İstanbul'da Ege Çipurası Lezzeti


İstanbul'da geçirdiğim Bayram tatilinden kalma bir resim bu! Çok çok lezzetli ve çok pratik. Balığın tadına varmak için kişi başına ikişer paket tüketmek gerekiyor. Yanına da bol salata! Üstüne de tatlı ve kahve! Değmeyin keyfime!



Annecim, iyi ki varsın, iyi ki bu hemen her keyfi paylaşabiliyoruz!

30 Aralık 2010

Mutlu Yıllar


Sevdiklerinizle birlikte sağlıklı, keyifli, mutlu nice yıllar geçirmeniz dileğiyle!
Sımsıcacık sevgiler!

27 Aralık 2010

Sımsıcacık Bir Yeni Yıl İçin


Merhaba, "Sımsıcacık Bir Yeni Yıl İçin" etkinliğine katılmak için yorum bırakmadınız ama olsun!
Önemli olan ruhunuzu şımartmak için çaba harcamak. Kendiniz için birşeyler yapıp ta benimle paylaşırsanız mutluluğum katlanır.





Anlaşılan çok severek gezdiğim, buralarda hasret kaldığım, her bütçeye göre kaliteli ürünler bulabileceğimiz Watsons mağazasına bayram tatilimin son günü gidince kendimi kaybedip annemle kendi ruhumu şımartacak pek çok ürün bulup alabilmişim.
En çok ta kendi ruhumu şımartmışım. Yeni yıl haftası oyunca da bazı ürünlerde bir alana bir bedava kampanyası devam edecek. Yeniden gidemediğim için hayıflanıyorum desem! Ben, son zamanlarda tam bir alışverişkolik olmuşum anlaşılan!


Kendi ruhumu şımartmak için aldıklarımı siz dostlarımla paylaşıyorum. Ve sizin ruh şımartma öykülerinizi de merakla bekliyorum.
Tabii yeni yılda annemin evine gidebilecek olmanın da en büyük ruh şımartma seansı olduğunu belirtmeye gerek yok sanırım! Kar buz, hastalık olmazsa! Allah izin verirse!
Şimdiye dek hiçbir yılbaşında annemden ayrı kalmadım. Kalmamayı da diliyorum!
Yeniden buluşuncaya dek dostça kalın!

Not: Dalan ruh şımartma seti Uyum Market'ten!

Tefal Sen Her Şeyi Düşünürsün



İyi ki varsın Tefal, ürünlerin özellikle çalışan kadının yaşamını ne kadar kolaylaştırıyor, zamandan tasarruf etmesini sağlıyor!
Ocağını, fayansını kirletmeden kızartma yapıp bir yandan da diğer işlerini halledebiliyorsun!Gerçekten de sen her şeyi düşünüyorsun!


12 Aralık 2010

Yeniden Yaşamaya Başlamak



İki buçuk yılı aşkın bir süredir üzerimde bir ölü toprağı vardı adeta. Geçen yıl, yeni yıl hazırlıkları yapmak zul geliyordu, adeta yüreğim sızlıyordu. Ama artık o ölü toprağını üzerimden atıp yeniden yaşamaya başladım. Güçlendim. Annem de mutlu, huzurlu, migren atakları azalmış kızının durumundan hoşnut. Müdürüm, dinginliğimin farkında. Cuma günü, bunu ifade etti.Bu sözler gelecek sene de tam gün sınıfını bana vermeyi düşündüğünün ön sızıntısı mıydı, bilmem artık! ;)))


(Mumluklarla yapılan etkinlik te müdürümden, öyle güzel ki paylaşmadan edemedim)

Kendimi, işime verdim. Gereksiz dertler, üzüntüler yok artık! Artık kimse beni üzemezmiş gibi geliyor.Her an ne yaratabilirim, ne yapabilirim diye düşünüyorum. Rüyamda bile yeni yollar, çözümler buluyorum. Anka kuşu gibi küllerimin arasından yeniden doğmuş olmanın mutluluğunu yaşıyorum.
Yeni yılın getirdiği coşkuyla yaptıklarımızı ve yapacaklarımızı sizlerle paylaşmayı sürdüreceğim. Beni izlemeye devam edin.
Yeniden görüşünceye dek sevgiyle kalın!

4 Aralık 2010

Sımsıcacık Bir Yeni Yıl İçin


Merhaba dostlarım, annem yanımda, keyfim yerinde!
İleti kutuma gönderilen duvar kağıtlarını görünce dayanamayıp yeniden bir yeni yıl etkinliği düzenleme kararı aldım.
Ama bu etkinlik diğerlerinden farklı. Bu kez blog arkadaşlarımıza değil de sevdiklerimize, ruhumuzu şımartmak için kendimize aldığımız özel armağanları blogumuzda paylaşacağız.
Etkinliğe katıldığınızı bana gönderdiğiniz yorumlardan anlayacağım. Aynı başlığı kullanarak hediyelerinizi, mutlu an'larınızı bizlerle paylaşırsanız ne güzel olur! Yeni yıl gecenizi de paylaşabilirsiniz!

Yeniden buluşuncaya dek dostça kalın!

1 Aralık 2010

NAZENDEM


Gecelerimi Ateş Böceklerinin dansları süslerken,
Gündüzüm Kuşların şarkılarıyla bayram ederken,
Yüreğim Senin AŞK'ınla seyri seferdeyken.
Ne oldu nasıl olduda bir anda bıçak gibi kesiliverdi,
seni taşıyan damarlarım.
Sen içimdeyken Yüreğimin çırpınışları,
asi okyanusların deli dalgaları gibiydi.
Sen damarlarımdayken
Nabzım düğün alaylarındaki davullar gibi bileklerime vururdu.
Ahhh Nazendem
ne oldu da bir anda bıçak gibi kesiliverdi nabzımın atışları.
Ne olduda böylesine deli asi olan okyanusum bıraktı
kendini durgunluğun bağrına.
Sen varken içimde en mucizevi hazineye sahipti ruhum,
sen gittiğinden beri mirası kaldı ayrılığın gözyaşları gözlerimde.
Ahh Nazendem
Şimdilerde benim için Şarkılarda varsın,
geçmişe dönük anılarda,
bir de her sarılmak istediğimde beni acıtan boş kollarımda......

Şiiri bizlerle facebook'ta paylaşan Hüseyin Yıldız'a sonsuz teşekkürler!
Emeğine, yüreğine sağlık!

Not: Şiire orekide resmi eklememin nedeni, kadın ruhunun bir orkide gibi kırılgan, zarif, soylu oluşundandır.

Yeniden buluşuncaya dek sevgiyle kalın! Yarın annişim geliyor, yüreğim kıpır kıpır!
Mutlu kedi modundayım. ;))

29 Kasım 2010

Misi Hanım'ın Ev Halleri


Yaptığı muzurluğu fark ettirene dek sabırla bekler, gözler kocaman, soru sorarcasına.
Adeta "ne yaptığımı ne zaman göreceksin de güleceksin" der gibi.



15 Kasım 2010

İyi Bayramlar


Hani Peygamber efendimiz de demiş ya "benim dinim bana, senin dinin sana" diye o misal ben dört ayaklı dostlarımızın kesilmesine kıyamayarak bağışta bulunmayı tercih edenlerdenim!Ama hem adağını yerine getirip hem de bağışta bulunanlara da helal demek gerek! Bu arada uzatacak bir yardım eline gereksinm duyan o kadar çok küçük yavru var ki! Bilip, görüp yok sayamazsınız, onlardan sorumlusunuzdur artık. Yok saymaya içiniz elvermez!

Hepimize bayram tadında günler geçirmek dileğiyle! Dostça kalın!

Doğum Günüm Kedim ve Kitaplarım


Misi ve benim için büyük tatil başladı. Cmuartesi sabahı yola çıktık, İstanbul'a, öz evimize geldik. Kızım ve ben, annemin evinde resetlendik, formatlandık, fabrika ayarlarımıza geri döndük. ;))) Yani dinleniyoruz, kendimize geliyoruz.
Anne evi, anne yemekleri, anneyle düzenlenen etkinlikler, Aytül ile buluşma gibisi var mı?
Misi, İpsala'da bütün gün yalnız olduğu için tatminsiz oluyor. Burada çok mutlu, keyifli. Doyuma ulaştı.


Bugün benim doğum günüm. Artık 40 yaşındayım, 60'tan 20 önce, 20'den 20 yaş sonra. Kendime doğum günü hediyesi olarak bir sürü kitap aldım.İkisini de yanımda getirdim.
Aynı zamanda bayram tatil kitapları bunlar! Diğerlerini de yeri geldikçe sizlerle paylaşacağım. Yeni kitaplar yine alınacak. Ölene dek okumaktan vazgeçmek yok. Okumaya, öğrenmeye, öğrendiklerini paylaşmaya adanmış bir ömür! Benim için de yaşamın anlamı bu! Sevdiklerimi, güzellikleri, öğrendiklerimi sevdiklerimle paylaşmak.


İki kitap ta sevdiklerimizle ilişkilerimizi yeniden düzenlemek amaçlı yazılmış. Sağlıklı, mutlu, doyumlu ilişkiler kurabilmek amaçlı. Bağımlılıktan bağlılığa geçişi sağlamaya yardımcı.
Her eve lazım kitaplardan!Kitaplıklarımızda baş köşeye konmalık. İlişkilerine önem verenlere, özenle büyütmeye çalışanlara hararetle önerilir!



Benden şimdilk bu kadar! Yeniden buluşuncaya kadar dostça kalın!