21 Temmuz 2015
Fasulye Salatası
Merhaba sevgili dostlarım görüşmeyeli nasılsınız? Ben iyiyim. Tatilim iyi geçiyor. Bugün sizinle fasulye salatası tarifini paylaşacağım. Malzemelere geçiyorum.
1/2 kg fasulye
250 gr hindi eti
1 soğan
kiraz domates
dondurulmuş mısır
2 diş sarımsak
sivri biber
sızma yağ
nar ekşisi
1/2 limon suyu
Tuz
Yapılışı: Ayıklanıp verev kesilen fasulyeler ve hindi eti ayrı tencerelerde haşlanır. Daha sonra sarımsak, sivri biber, sızma yağ, nar ekşisi, limon suyu,tuz, mısır, hindi eti ve fasulye karıştırılır.
Soğan ve domates salata sofraya çıkarılmadan hemen önce eklenir. Böylece daha lezzetli olur.
Afiyetle yenir.
Sevgili dostlarım yeni tariflerle buluşmak üzere şimdilik hoşçakalın!
12 Temmuz 2015
Değişen Hayatlar
Merhaba sevgili dostlarım nasılsınız? Dilerm çok iyisinizdir. Bloguma uğramayalı çok uzun zaman oldu, neredeyse bir aydır yazmadığımı fark ettim. Bu benim için çok uzun bir zaman dilimi, alışık değilim doğrusu. Ama mazeretim var, benim hayatım değişti. 10 Haziran'da il dışı atamalar için tercihlerimi yapmıştım. Annemin uğuruna inandığım için sağolsun beni kırmadı, geldi yanıma. Sonra ayın 18'ine kadar beklememiz gerekti. Sonuçları beklemek zorlu bir süreçti. Veee 18 Haziran geldi, sonuçlar açıklandı, benim tayinimin Balıkesir/Bigadiç'e çıktığını gördük. Sevinçten havalara uçtuk, beşinci tercihimdi. artık her hafta sonu anneme gidebilirim, annem de bana günü birlik gelebilir, isterse kalabilir. Artık altı buçuk saatlik mesafeler ortadan kalktı biz en çok buna sevindik. Çünkü annemde vertigo var, sağlığı o kadar uzun saatler yolculuk yapmaya müsait değil. Her neyse sonra bir anda her şey değişiverdi. Annemle Akçay'a döndük. Bigadiç'e gidip ev aradık, bulduk. Yeniden Uzunköprü'ye geldik, okulla, Milli Eğitim ile ilgili işleri hallettik. Güldal ablam da geldi, eşyalar toparlandı. En çok ta kitaplar ve dergiler yer tuttu tahmin edersiniz. Annemle ablamın eşyaların toparlanmasındaki rolleri çok büyüktü.
Pazar günü nakliyeciler geldiler, eşyalar taşındı. Misi'ye gelince odamdaki eşyalar taşınmadan hemen önce kutusuna koydum, yavrum akşama kadar kutusunda kaldı, akşam çok rahatladı ama. Eğer kutusunda tutmasaydım hem o hem biz tedirgin olacaktık. Eve gelen ustalardan çok korkuyor.
Her neyse o gün dolayısıyla Bigadiç'e taşındım. Akşam Akçay'a döndük. Çünkü elektrik ve su yoktu, üzerime almam gerekiyor.
Ertesi gün Bigadiç'teki İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü ile, bankada hesap açmak ile, nüfus idaresine
gidip kaydımı yaptırmakla ilgili işleri hallettim. Resmi dairelerle ilgili işleri hallettikten sonra Akçay'a döndük. Ve tatilimiz başladı. Ablam da geçtğimiz Çarşamba gününe kadar yanımızda kaldı. Gırgır şamatayla günler geçti ve ablamın evine dönme zamanı geldi. Hala üzgünüm çünkü ablam evimizin neşe kaynağıydı, her eve lazım.
Ve ben şimdi bu yazıyı yazabiliyorum ancak. Ablam buradayken her gün başka bir yere gittik, denize girdik, gezdik. Çok güzel yerler keşfettik.
Bu arada ben il dışı atamalar için tercihi yapıp okula onaylattığımda müdür yardımcımız çok olumsuz yaklaştı, hiçbiri çıkmaz dedi. Ama bir mucize oldu ve tayinim çıktı. Çok dua ettim, Allah dualarımı kabul etti. Çok şükür!
Sevgili dostlarım benden şimdilik bu kadar, en kısa zamanda yeniden görüşünceye dek sevgiyle kalın!
Yıldızlı Gece
Aşk, davet beklemez...
Çalıştığı gazetedeki görevinden hiç memnun olmayan Carrie için iki seçenek vardı. Ya doğup büyüdüğü yere, ailesinin yanına geri dönecek ya da kariyerinde farklı bir yol çizmek için fırsat arayacaktı. Kendisine, kimsenin ulaşamadığı ve herkesin çok merak ettiği çok satan yazar Finn ile röportaj yapması önerildiğinde bunu hiç düşünmeden kabul eden Carrie, ne kadar zor bir seçimle karşı karşıya kalacağını henüz bilmiyordu. O güne kadar herkesten, özellikle kadınlardan uzak durmak konusunda başarılı olan Finn ise, bu davetsiz misafirin hayatını nasıl değiştireceğinden habersizdi.
(Tanıtım Bülteninden)
16 Haziran 2015
Siyah Kadife
Asla Sahip Olamayacaklarını Hatırlatan Bir Hüzün…
Ve Simsiyah Kadifemsi Bir His…
Kusursuz bir leydi olmaya adanmış bir hayat, çoğu zaman dışına çıkılması güç sınırlarla çevrilirdir. Fakat bazı anlar gelir ki, bastırılmış bir tutku ve cesaret, kalıpların tutamayacağı bir okyanusa döner.
Emily, kurallar ve baskı içindeki gösterişsiz hayatının en önemli gününde, yeni yaşantısını sürdüreceği odaya korkakça ilerlediği sırada gördü o adamı. Karanlık varlığını gölge gibi arkasından sürükleyen yabancı, Emily'yi hem korku hem de fırtınalı duygularla baş başa bırakarak yanından geçip gittiğinde kaderleri çoktan mühürlenmişti...Hayatına aniden giren bu esrarengiz adam dünyasını sarsarken Emily ne ondan kaçabiliyor ne de ona dokunabiliyordu. Biliyordu ki Marcus onun için günahtı… O ise Marcus için ihanet…
Ve zaman geldi, şartlar değişti…
Marcus artık umuttu… Emily ise aşk…
(Tanıtım Bülteninden)
Kalp Yolunu Seçer
Julietta Conte, tam bir işkoliktir.
Conte ailesinin gerçek aşkı bulamamış, Milan'daki harika dairesinde yaşarken aile şirketlerini de yönetmekle meşgul son bekarıdır. Hayatının merkezinde sadece iş vardır.
Conte ailesinin Julietta hariç neredeyse bütün bireyleriyle tanışan Sawyer Wells ise Julietta'nın hayatına, mümkün olan en doğru yerden girer: iş.
Açacağı butik oteller zincirinin pastane işlerini alması için Julietta'ya getirdiği teklif, reddedilemeyecek kadar başarılı bir projedir. Ancak işkolik kızımız bu teklifi kabul ederek hayatına sadece başarılı bir iş sözleşmesi katacağını zannederken yanılmaktadır.
(Tanıtım Bülteninden)
Bir Şans Daha
Alison, yirmi yıldan fazladır sürdürdüğü evliliğinin bir illüzyondan ibaret olduğunu, üç çocuğundan sonuncusu da evden ayrılıp kocasıyla yeniden yalnız yaşamaya başladığında anlar. Hep olduğunu zannettiği o mutlu yaşam, aslında yoktur. O güne kadar sürdürdükleri istikrarın sebebiyse, Alison'ın kendi hayallerini bir kenara iterek yaptığı fedakârlıklardır. Kendini çocuklarını büyütmeye adadığı yıllarda, eşi için hayat arkadaşından çok, evi çekip çeviren bir görevliye dönüştüğü detayı gözünden kaçmıştır. Üstelik artık geriye dönmek için çok geçtir. Onu hayatının dışına itmiş kocasına verdiği yıllara rağmen, ilk kez kendisi için bir şey yapmaya, gitmeye karar verir. Kendine bir şans daha vermek için yola çıkar. Ancak bir şansa daha ihtiyacı olan tek kişinin kendisi olmadığını fark etmesi uzun sürmeyecektir.
"Arkadaş olmak isteyeceğiniz karakterlerle ve ziyaret etmek isteyeceğiniz bir kasabayla tanışmaya hazır olun! Bravo Emily March!"
-Christina Dodd-
(Tanıtım Bülteninden)
Bir Fincan Geçmiş...
Sarah Reese, babasız büyüttüğü kızı Lori'yle birlikte çıktığı Avustralya tatilinde, hayatta görmeyi umduğu en son insanla karşılaşır: yirmi yıldır görmediği ilk aşkı ve kızının babası olan Cam Murphy. Geçmişte bıraktığı adama göre oldukça değişmiştir Cam. Sarah'ya eski günleri hatırlatan tek şeyse, hâlâ tükenmediğini anladığı aşklarıdır. Cam Murphy, yirmi yıl önce bileklerinde kelepçelerle götürüldüğü Eternity Springs'e bir daha asla dönmemiştir. Sarah'ya ve karnında taşıdığı bebeğine rağmen... Onları unutması çok zor olsa da, Eternity Springs'i geride bırakmayı başarmıştır. Ta ki Sarah ve kızları Lori, Avustralya'nın Cennet Maceraları Turu için gemisine adım atana kadar…
Yıllar sonra Sarah'yı ve kızları olduğunu hissettiği Lori'yi gören Cam için hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır. Artık normal hayatına devam edemeyeceğini anlar. Eternity Springs'e geri dönmeli, kızı Lori'yle tanışmalı ve bir zamanlar gitmeyi seçerek yok saydığı bağları en baştan kurmalıdır. Bu, aradan geçen yıllara rağmen bir türlü unutmayı başaramadığı Sarah'nın yanında bulunmak anlamına gelse bile...
(Tanıtım Bülteninden)
Senin Yerinde Olsaydım
Bu sayfalar, bir kadının yasaklı dünyasına açılan gizemli bir kapı. Kapının ardında ise sıradan birinin asla hayal edemeyeceği bir dünya saklı; acının zevkle, korkunun aşkla karıştığı bir dünya. Tutkunun önüne ne gelirse yakıp küle çevirdiği o ilkel ateşin ve aşkın en saf hali gizli bu satırlarda. Ne duyarsan duy ya da ne görürsen gör devam edebilecek, bana hazzın ve acının en büyüklerini yaşatan gizemli adamın kim olduğunu çözebilecek kadar cesur musun? Benim yerimde olsaydın, cevabın ne olurdu?
Sıradan bir lise öğretmeni olan Sara McMillan'ın cevabı evetti. Ta ki bir rastlantı sonucu okuduğu o günlükteki kayıp kadını bulmaya çalışırken, git gide hiç tanımadığı o kadına benzediğini, onun hayatını yaşamaya başladığını fark edene kadar. Rebecca'yı içine çekip yutan, parlak ışıklarla dolu sanat dünyası, Sara'ya boyun eğecek miydi? Yoksa onun da sonu bu ateşli, gizemli ama bir o kadar da tehlikeli adamın kollarında mı gelecekti?
Kimdi bu adam? Peki, ya ben kimdim? Korku, nasıl böyle baştan çıkarıcı olabilirdi?
Öğrenmeye hazır mısın?
(Tanıtım Bülteninden)
Düşlerin Terzisi
Henüz küçük bir çocukken koparıldığın ve bir daha geri dönmediğin yer hâlâ evin midir?
Myrtle Dunnage, yıllar önce annesini ve çocukluğunu ardında bırakarak terk ettiği Dungatar'a geri dönmek zorunda kalır. Yanında sadece dikiş makinesi ve çeşit çeşit kumaşları vardır.
Dungatar'da hiçbir zaman istenmeyeceğinin farkındadır; tıpkı geçmişte de olduğu gibi… Yine de artık daha güçlüdür. Şehri gören tepedeki hem her şeye hakim hem de her şeyin dışında konumlanmış evlerine vardığında, annesini sefil halde bulur. O an hem kendisi hem de annesi için ayağa kalkması gerektiğini anlar. Tek dostu olan dikiş makinesine ve kumaşlarına sarılır. Diker Myrtle. Hiç durmadan. Herkese. Bazen çirkin vücutları örtecek güzel elbiseler için çalışır. Ancak çirkin düşünceler karşısında çaresizdir. En azından bir süre…
Düşlerin Terzisi, Kate Winslet ve Liam Hemsworth'un başrollerini oynadığı filmle beyaz perdeye aktarılmaktadır.
(Tanıtım Bülteninden)
Ah Benim Karım...
Kadınların dilinden erkekler, erkeklerin dilinden kadınlar…
Aziz Nesin (1996) ve Rıfat Ilgaz (1997) Gülmece Öykü Ödülleri sahibi olan Canan Tan'dan yepyeni mizah öyküleri…
Canan Tan, evli çiftlere dair çarpıcı tespitleriyle hem güldürüyor, hem de kadınlarla erkeklerin kendilerini sorgulamalarına neden oluyor.
(Tanıtım Bülteninden)
10 Haziran 2015
Blogum 9 Yaşında
Merhabalar sevgili dostlarım, bugün blogum 9 yaşına girdi. Çok mutluyum. Siz dostlarımla nice 9 yıllar ve paylaşımlar diliyorum. Sevgiyle, dostça kalın!
5 Haziran 2015
Kızım ve Annem
1984 yılında , iki genç anne birminghamdaki bir kreşte tanışırlar. Dostlukları ilerledikçe,hayatlarındaki çektikleri sıkıntıları ve sırlarını paylaşırlar ;
Joanne;çok tatlı ve utangaç bir kızdır, kocasından gittikçe daha da korkmaya başlamıştır.evlendiği sevgi dolu, gelecek vaadeden adam gitmiş ;yerine saldırgan ve çok gaddar biri gelmiştir. Utandığından bu durumu kimseye de açıklayamaz. Bir gün joanneun annesi,Margaret apar topar hastaneye kaldırılınca, zaten afallamış durumda olan aile,anneleri hakkında daha önce hiç bilmedikleri şeyler öğrenirler.Margaret, çocukken Birminghamdan ayrılmak zorunda bırakılmış ve yıllarca çocukluğunda yaşadığı acıların etkisinden kurtulamamış bir annedir.
Sooky;berbat bir evlilik geçirmiş ve anne-babasıyla yaşadığı eve geri dönmek zorunda kalmıştır.dul olmak gerçekten ona çok zor gelmiştir. Annesi Meena onunla konuşmamaktadır. İlk başlarda,sooky annesinin bu sesizlikle cezanlandırdığını düşünse de; daha sonradan Meenanın bunun çok daha ötesinde karmaşık duygular içinde olduğunu ve belki de kendi yardımına ihtiyacı olduğunu anlar.
Bu kitap,annelerinin yaşadıkları derin acıları sonradan keşfeden iki genç kadının ve annelerin kızlarını nasıl yetiştireceğinin ve onlardan yeni şeyler öğrenebileceğinin hikayesidir.
(Tanıtım Bülteninden)
Benden Mutlusu Yok
Merhaba sevgili dostlarım nasılsınız? Dilerim çok iyisinizdir. Ben de çok iyiyim. Bir aksilik olmazsa
Pazartesi akşamı anneme kavuşuyorum hem de 10 gün kadar kalacak. Dolayısıyla benden mutlusu yok. Çarşamba günü de il dışı atamalar için başvuruda bulunacağım. Çok heyecanlıyım. Cuma günü malum okullar tatil olacak. Pazartesi'den itibaren de eski okuluma seminere gideceğim, arkadaşlarımı çok özledim. Ondan sonra 18 Haziran'da atama sonuçları açıklanacak.
Ben bugün seçtiğimiz yerlerdeki okulları aradım. Balıkesir Havran'da epeyce bir boşluk var.
Çanakkale Ayvacık'ta ise hiç boşluk yok. Pazartesi günü de Balıkesir İvrindi'yi arayacağım. Bakalım atama sonucu ne olacak? Bakalım istediğimiz yerlerden birine atanabilecek miyim? Hayırlısı olsun.
Benden şimdilik bu kadar, yeniden görüşünceye dek dostça, sevgiyle kalın!
Kızılcık Burnu

Geçmiş, ondan kaçsak bile bugünümüzü yakalamanın bir yolunu mutlaka bulur...
Beni hatırlıyor olmalısınız; Cedar Cove kasabasından Peggy Beldon... Burada yaşamayı seviyorum ama otelimizde işlenen cinayet nedeniyle hiçbir şey eskisi gibi değil. Öldürülenin, Max Russell adında biri olduğu ortaya çıktı. Neden buraya geldiği ve onu kimin öldürdüğü hakkında hâlâ bir fikrimiz yok. Sadece, katilin bir an önce bulunmasını umuyoruz.
Russell cinayeti bir yana, sizinle paylaşmayı istediğim çok fazla dedikodu birikti. Dinlemek isterseniz, bir fincan çay ve yabanmersinli çörek eşliğinde size hepsini seve seve anlatırım. Ama önce derin bir nefes alın!
Macomber'ın hayat verdiği samimi ve bir o kadar yaşamın içinden karakterler sayesinde Cedar Cove'u tekrar ziyaret etmek için can atacaksınız."
-Booklist-
"Cevar Cove sakinlerinin inişli çıkışlı hayatlarını okumaya kaldığınız yerden devam ederken, onları ne kadar özlediğinizin farkına varacaksınız."
-BookPage-
"Cedar Cove kasabasında neler döndüğünü merak etmekte haklısınız. Macomber'dan beklediğinize değecek türde bir roman daha."
-Publishers Weekly-
(Tanıtım Bülteninden)
Ön Sipariş Tarihi: 08 Haziran 2015
Yeni kitabını büyük bir sabırsızlıkla beklediğim yazarlardan. Öğrenince çok sevindim, havalara uçtum.
Elveda Haziran
Bir varmış, bir yokmuş, hâlâ içindeki masala kulak veren küçük bir kadın varmış…
Büyük yeşil bir odada bir telefon, kırmızı bir balon ve aydedenin üzerinden zıplayan bir ineğin resmi varmış… İyi geceler aydede, iyi geceler kırmızı balon, iyi geceler yıldızlar, size de iyi geceler yeryüzündeki tüm sesler.
June Andersen, her akşam yatmadan önce teyzesinin ona ve kız kardeşine okuduğu bu masalla büyümüştür. Ancak zaman acımasızdır ve maalesef hayat, çocukluklarındaki o masumiyeti yok etmiştir. Artık güçlü bir kadın olarak tek başına yol alan June, yıllardır yüzünü görmediği teyzesinin ölüm haberiyle çocukluğunu geçirdiği Mavi Kuş Kitabevi'ne yeniden adımını atacaktır. Hatıralarını süsleyen bu masal diyarı June'un içindeki karanlıklara ışık tutarken, June kendini yeniden keşfedecektir.
Elveda Haziran, bugününüzü sorgulayıp geçmişinize merhaba diyeceğiniz, ne kadar imkânsız gibi görünse de çıkış yollarının çok yakınımızda olduğunu gösteren bir Sarah Jio romanı.
"Elveda Haziran… Aile bağlarına ve bağışlamaya dair son derece ilgi çekici bir hikâye."
-Booklist-
(Tanıtım Bülteninden)
Ön Sipariş Tarihi: 15 Haziran 2015
Yeni kitabını büyük bir sabırsızlıkla beklediğim yazarlardan dolayısıyla çok sevindim, coşkuya kapıldım.
3 Haziran 2015
Aşkın İkinci Yarısı
Mutluluk kahrolası bir şanstı. Ya yolunuza kendi çıkardı ya da çıkmazdı…
İki çocuklu bir anne olarak tek istediğim sadece huzur. Ortalıkta gezen çıtırlar yüzünden aldatılmış biri olarak bu kadarını hak ettiğimi düşünüyorum. Ancak çılgın bir teyzeniz ve çatlak kuzenleriniz varsa bu biraz zor.
Yalnızlar Ekspresi'yle Yalnızlar Kasabası'na gittiğim bu huzur yolculuğunda yeniden âşık olmak aklımda yoktu. Ta ki Bay Koşan Adam karşıma çıkana kadar. Yani yanık tenli, bol kaslı bir doktordan kim etkilenmez ki…? Aşk hayatımın ilk yarısı maalesef bol gözyaşı ve hayal kırıklığıyla sonuçlandı. Ara fragmandan sonra şimdi filmin ikinci yarısı başlıyor. Kim bilir, belki de bu sefer sırtımı güven içinde yaslayabileceğim biri çıkmıştır karşıma… Haydi, koltuklarınıza kurulun, Aşkın İkinci Yarısı başlıyor.
Ödüllü yazar Tracy Brogan, Aşkın İkinci Yarısı ile hayatın bizi sınadıktan sonra mucizelerle kucakladığını mizah dolu bir dille anlatıyor. Her sayfasında güleceğiniz bu kitap sizi umudun kapılarına götürecek…
(Tanıtım Bülteninden)
Ünlü Aşk
O bir Türk. O bir kadın. O bir bodyguard. O ünlü film yıldızı Can Taker'ın seksi, havalı, belalı takıntısı...
KAREN YAĞIZ… 25 yaşında. Gençliğinin baharında. Ve hep yapmak istediği işi yapıyor, çünkü bu işte iyi! Ancak işinde hareketi sevse de, özel hayatı içler acısı derecede sıradan, rutin ve sıkıcı... Aslında Karen, bu sıkıcı ve rutin hayatından da memnun. Fakat her şeyin bir kırılma noktası var. Karen bir anda kendisini iki yakışıklı erkek tarafından kuşatılmış olarak buluyor!
CAN TAKER… O bir dünya starı. Kadınlar onunla birlikte olmak için yarışıyor ama onun peşinde olduğu tek bir kadın var; şımarık bodyguardı.
TOPRAK ise Karen'in en yakın arkadaşı, dostu... O olmadan geçen bir günü bile olmadı.
İki erkek, iki aşk, üstüne bir de suikastçı bir psikopat!
Karen için hayat bundan sonra diken üstünde bir maceradan ibaret…
(Tanıtım Bülteninden)
Aşk Herşeye Rağmen
Roberta Rich'in Venedik'te Bir Yahudi kitabının aşk dolu kahramanları Hanna ve Isaac Levy, Venedik'ten sürgün edilince Kostantiniyye'de yeni bir hayat kurarlar. Isaac ipek kumaşlar üretirken Hanna'nın ebelik konusundaki namı Sultan III. Murad'ın görkemli haremine kadar ulaşır. Ancak güzel kızlar kadar entrikalarla da dolu bu haremde yaşanacaklar, Hanna'nın hayatını ya kurtaracak ya da söndürecektir.
Ansızın saraya çağrılarak padişahın yeni gözdesini muayene etmesi istenen Hanna, masum bir genç kızın hayatıyla kendi hayatı arasında bir seçim yapmak zorunda kalacaktır. Hanna, kocasının aşkı sayesinde her şeyin üstesinden gelebileceğini düşünürken Venedik'ten gelen sürpriz bir misafir, saray entrikalarını aratmayacak sinsi planlarıyla ortaya çıkar.
Roma'daki Yahudi mahallesinden Kostantiniyye'nin gürültülü sokaklarına ve Sultan III. Murad'ın şatafatlı haremine uzanan bu baharat kokulu yolculukta, Hanna ve Isaac'ın yaşadıklarını bir solukta okuyacaksınız. "Zengin ayrıntılara sahip bir tarihi roman."
(Tanıtım Bülteninden)
Seni Bana Getiren Mektup
Bir mektup her şeyi değiştirir... Seni bana getirir...
Briony küçük kızıyla birlikte, İspanyada yaşayan annesi Valerieyi ziyarete gider. Masmavi Akdeniz sularına karşı oturmuş fotoğraf albümüne bakarken sayfaların arasında kendisine yazılmış bir mektup bulur. Mektup, Brionynin kendisiyle görüşmek istemediğini düşündüğü büyükannesi Tessadandır.
Briony bu mektupla sadece büyükannesiyle ilgili gerçeği öğrenmekle kalmaz, aynı zamanda annesi ve kaybettiği babasıyla ilgili sırları da gün yüzüne çıkarır. Briony, Valerie ve Tessanın hesaplaşmalarla, aşkla, pişmanlıkla, her şeyden önemlisi sevgiyle örülü hikâyesi hem duygulandırıyor hem de tatlı bir tebessüme dönüşüyor.
"Seni Bana Getiren Mektup, duygu dolu ve samimi bir kitap."
-Daily Mail-
"Maeve Bincyyi sevdiyseniz bu kitabı da seveceksiniz. Güçlü kurgusu ve sahici karakterleriyle hoşunuza gidecek bir hikâye."
-The Mirror-
"Patricia Scanlan, İrlanda popüler romanının en üretken kraliçesi."
-Sunday Times-
(Tanıtım Bülteninden)
30 Mayıs 2015
Sihirli Bir Aşk Örgüsü
Birbirinden kopmuş üç kız kardeşin hayatlarının dönüm noktasında yeniden bir araya gelişlerinin romantik hikayesini okurken hüzünlenecek, aşık olacak ve umutlanacaksınız. Kitabı okuduktan sonra, aslında kendi hayatınızın ne kadar sihirli ve mutluluk verici yanları olduğunu fark edeceksiniz.
Herkesin dileği olan sihir yeteneğinin aslında hepimizin içinde olduğunu öğrenmek sakın sizi şaşırtmasın! Üstelik sihir yapmanın ne kadar kolay olduğunu anlamak sizin hayata farklı bir şekilde bakmanızı sağlayacak ve bu sihrin aslında nerelerde gizli olduğunu keşfetmek ya da farkına varmak emin olun sizi hayretler içinde bırakacak!
Beğenmediğiniz özelliklerinizin aslında sizi diğer insanlardan ayırt eden farklılıklarınız olduğunu, aşkın aslında o kadar uzakta olmadığını ve aile ilişkilerinin hayatın temelini oluşturduğunu muhteşem bir yöntemle anlatan bu kitapla kendinizi mutluluk yumağında bulacaksınız.
(Tanıtım Bülteninden)
Al Beni Kollarına
Babasının ölümünün ardından Georgiana Hartley İngiltere'ye, evine döndü; ancak karşılaştığı tek şey, yozlaşmış kuzeninin çirkin teklifleri oldu. İngiltere'de tanıdığı kimse olmadığından, komşu malikânede yaşayan yakışıklı Alton Lordu, Dominic'e sığınıp kendini onun insafına bırakmaktan başka çaresi yoktu.
Mağrur vikont, Georgiana'nın bir hanımefendinin nedimesi olarak hayatını geçirmeye niyetli olduğunu öğrenince bu sorunu çözmeye karar verdi fakat bu kadar masum bir genç kızla ne yapacağını bilemeyen Dominic, çareyi Georgiana'yı kız kardeşine teslim etmekte buldu.
Günden güne güzelleşen ve kısa sürede baloların aranan isimlerinden biri haline gelen Georgiana'nın birçok talibi vardı fakat onun kalbi bir başkası için çarpıyordu… Aradığı büyük aşka ulaşması için önünde kat etmesi gereken uzun bir yol vardı…
"Kitabı elime almam için Laurens'ın adını kapakta görmem yetiyor."
-New York Times çoksatan yazarı Linda Howard-
(Tanıtım Bülteninden)
Yanlış Zaman Doğru İnsan
Linda Howard, modern zamanlarda dünyaya gelmiş bir kadının, geçmişe ait bir sırrı bizzat yaşayarak açığa kavuşturmasını ve son derece romantik hikâyesini anlatarak okuyucularını
bir kez daha büyülüyor.
Antik el yazmaları üzerine uzmanlaşmış bir akademisyen olan Grace St. John, eline geçen birtakım eski belgelerin asırlar önce kaybolmuş bir Kelt hazinesinin aranan anahtarı olduğunu asla tahmin edemez. Ancak sınırsız gücün anahtarını elinde tuttuklarına inanılarak efsaneleştirilen Tapınak Şövalyeleri'nin ilgi çekici hikâyesini çözdüğü anda, söz konusu gücün peşine düşmüş acımasız bir katilin tek hedefi haline gelir.
Onu durdurmaya karar veren Grace'in, Şövalyeler'in sırrını sonsuza dek tutmakla görevlendirilen şöhretli bir savaşçının yardımına ihtiyacı vardır: karanlık bir öfkeye ve dizginlenemeyen tutkulara sahip vahşi İskoçyalı Niall. Onu bulmak ve kendi hayatını kurtarmak için Grace'in zamanda yolculuk yapması, on dördüncü yüzyıl İskoçya'sına geri gitmesi gerekmektedir.
(Tanıtım Bülteninden)
Beni Yarına Bırakma
Sadece üç harfli bir kelime, aşk… Tüm duyguları barındıramaz ki içinde! Hiç ummadıkları anda aşkla çarpılan Selma ve Selim birbirlerine ait olmadıkları halde sevebilirler mi aşkla? Bazen aşka direnmek yersizdir. İnkâr ettiğimiz ne varsa imkânsızlıktan çıkar, korkularımıza, çaresizliklerimize rağmen sarılır bize aşk diye.
Selim de Selma'yı da böyle buldu aşk… Kimsesizliklerinin, korkularının arasında. Birbirleriyle sınanıp, akıllarıyla savaştılar; her mağlup çıkışlarında araflarından birbirlerine bir adım daha yaklaştılar. Aşk günahlarınla sınanmaktı belki de, masumiyetini yaktıkça aklanmaktı. Bedel ödedikçe daha çok yanmaktı. Yandıkça pervane misali ateşe çekilmekti. Aşk, cennetten vazgeçip bir ömrü araflara sürgün etmekti onlar için; araflarını cennete çevirmekti.
(Tanıtım Bülteninden)
23 Mayıs 2015
Bir Günah Gibi
Aşk ile özgürlük arasında sıkışmış bir kadın… Güçlü ve istediğini almaya kararlı bir adam… Ve tek bir bakışla başlayıp yüreklere sızan tutku dolu bir aşk…
Onlar farklı hayatların, farklı dertlerin, farklı mekânların insanlarıyken tek bir prangayla birbirlerine bağlanmışlardı. Sonsuz, yemyeşil bir rüyanın içine adım attıklarında, hayatlarında varlığını hissettikleri eksiğin de ne olduğunu anlamışlardı.
Sarp, isteyebileceği her şeye sahip, başarılı ve kendini tek gecelik ilişkilerde bulan bir adam olsa da tüm inkârına rağmen ruhuna tek bir kadın dokunmuştu. Kâbus gibi bir hayatın içinde özgür olabilmek adına inancını korumaya çalışan Ela ise mutluluğu tutku dolu bir tutsaklığın içinde bulmuştu.
Kalplerindeki sızı onlara sert bir kışın ardından baharı getirirken, güçlü bir adam elleriyle umut dolu bir aşk yaratacaktı. Yeşil gözlerinin ardına hüznünü saklayan kadın ise o andan itibaren kendini doğru ve yanlışın tam ortasında bulacaktı.
Tüm yaşananlara, yapılan fedakârlıklara ve çılgınlıklara rağmen Ela, tutku dolu bir aşkın alevlerinde yanmayı kabul edecek, Sarp'a bir şans vermeyi göze alabilecek miydi? Sonunda birbirlerine esir olduklarında, önlerine çıkan engelleri aşacak gücü kalplerinde bulabilecekler miydi?
(Tanıtım Bülteninden)
Siyah Kadife
Asla Sahip Olamayacaklarını Hatırlatan Bir Hüzün…
Ve Simsiyah Kadifemsi Bir His…
Kusursuz bir leydi olmaya adanmış bir hayat, çoğu zaman dışına çıkılması güç sınırlarla çevrilirdir. Fakat bazı anlar gelir ki, bastırılmış bir tutku ve cesaret, kalıpların tutamayacağı bir okyanusa döner.
Emily, kurallar ve baskı içindeki gösterişsiz hayatının en önemli gününde, yeni yaşantısını sürdüreceği odaya korkakça ilerlediği sırada gördü o adamı. Karanlık varlığını gölge gibi arkasından sürükleyen yabancı, Emily'yi hem korku hem de fırtınalı duygularla baş başa bırakarak yanından geçip gittiğinde kaderleri çoktan mühürlenmişti...Hayatına aniden giren bu esrarengiz adam dünyasını sarsarken Emily ne ondan kaçabiliyor ne de ona dokunabiliyordu. Biliyordu ki Marcus onun için günahtı… O ise Marcus için ihanet…
Ve zaman geldi, şartlar değişti…
Marcus artık umuttu… Emily ise aşk…
(Tanıtım Bülteninden)
Benim Küçük Gelinim
"Hanım! Söyle kızına hazırlıklarını yapsın, birkaç aya Cemal Bey'in büyük oğlu ile evlenecek!"
Aynı anda verilen kararlar gençlere bildirilirken soluklar tutulmuştu. Ne genç kız evleneceği genç adamı tanıyordu ne de genç adam evleneceği kızı görmek istiyordu...
İkisi de eşit şartlardaydı. Bir anda hayatları hakkında alınan karara uymak zorunda bırakılmışlardı. Biri köy beyinin göze çarpan, içindeki iyiliği asla gösteremeyen büyük oğlu, diğeri ise köyün en gözde kızlarından biri olmaya aday temiz kalpli genç bir kız.
Onlar birbirini tanımaya çalışırken tam da en mutlu olacakları zamanda, birbirlerini hiç tanımadıklarını acı bir şekilde öğreneceklerdi.
Aslında zaman hiçbir şeyin ilacı değildi. Kişi izin verdiği sürece zaman, duyguların körelmesine neden oluyordu. Bazı duyguların körelmesine imkân yoktu.
Hayal kırıklığı, pişmanlık ve bağlılık gibi...
(Tanıtım bülteninden)
22 Mayıs 2015
Sevgili Küçüğüm
En yakın arkadaşınıza her şeyinizi verebilirsiniz… Peki, ya bebeğinizi isterse?
Ben ve Claire mükemmel bir çiftti, en azından öyle görünüyorlardı. Oysa her şey göründüğü gibi değildi… Romily yıllardır en yakın arkadaşı Ben ve eşi Claire'ın bir çocuk sahibi olmaya çalışmalarını seyretmek zorunda kalmış ve sonunda onlara geri çeviremeyecekleri bir teklif sunmuştu: Onlara hayalini kurdukları tek şeyi verecek, taşıyıcı anne olacaktı.
Romily zaten bekâr bir anneydi ve ikinci bir çocuk aklındaki son şeydi. Fakat hamilelik, Romily'yi etkisi altına alan, Ben ve Claire ile olan arkadaşlığını tehlikeye atan, hatta onların ilişkisini paramparça edebilecek tüm o duyguları da beraberinde getirmiş, bir anda ortaya dökmüştü. Yıllardır herkesten saklamayı başardığı hislerini bile… Şimdiyse ortada iki anne, her ikisine de ait bir bebek ve verilmesi gereken imkânsız bir karar söz konusuydu.
"Aşkın ve arkadaşlığın bu hem acı hem tatlı hikâyesi inanılmaz derecede etkileyici."
-Closer Magazine-
"İçinize işleyecek ve gerçekten düşünmenizi sağlayacak."
-The Sun-
"İncelikle ele alınmış bir roman… ilgi çekici, büyüleyici ve sizi derinden etkileyecek."
-Rowan Coleman, Hatıralar Kitabı romanının yazarı-
"Duygusal ve ilham verici bir roman."
-Abby Clements-
"Güçlü ve yürek burkan bir hikâye."
-Miranda Dickinson-
(Tanıtım Bülteninden)
20 Mayıs 2015
Bir Fincan Dostluk
Yaşadığı şanssızlıkların ve kalp kırıklıklarının ardından Sunny, kendisine Afganistan'daki savaşın ortasında evim diyebileceği bir yer bulmuştu. Otuz sekiz yaşındaki Sunny, Kâbil'de işlettiği kafenin müdavimlerine Amerikan misafirperverliğiyle hizmet ederken kentte yaşayan yabancılarla da dostluklar kurmuştu.
Fakat aralarında İngiliz bir gazetecinin, Amerikalı bir danışmanın ve geniş bir çevresi olan zengin bir Amerikalı kadının da bulunduğu bu yabancılar dışında Sunny, dilleri ve mizaçları çoğu Batılı için anlaşılmaz olan, fakat kalpleri ve ruhlarıyla kimseden farkı olmayan Afganlarla da arkadaştı: Taliban'dan önceki günleri çok iyi hatırlayan ve artık yaşadığı ultra-modern ilişkiyi son derece gelenekçi oğlundan saklaması gereken anaç ve yaşlı Halajan ve herkesin hayatını tehlikeye atabilecek bir sırrı olan genç Afgan köylüsü Yazmina.
New York Times çoksatan yazarı Deborah Rodriguez bu etkileyici ilk romanında, siyasal ve toplumsal çatışmaların sisleriyle kaplı olsa bile dostluk, tutku ve umudun hâlâ varlığını sürdürdüğü uzak bir diyarın heyecan verici bir portresini sunuyor.
(Tanıtım Bülteninden)
Akçay'dan Dönüş
Merhaba sevgili dostlarım nasılsınız? Dilerim çok iyisinizdir. Ben de iyiyim. Çok güzel bir hafta sonu geçirdim, anneciğimle birlikteydim. Her gün deniz kenarına gittik, Bir şeyler içtik. Döneceğim gün bile deniz kıyısındaydım. Akçay eşittir mutluluk. Akçay eşittir terapi.
Cumartesi günü Akçay'a gittim, Pazartesi günü çayımızı içip bir şeyler yedikten sonra eve dönüş yolculuğu başladı. En zor kısmı annemle vedalaşmaktı. İnşallah 20 gün sonra anneme kavuşacağım.
Eve dönüş kısmı heyecan vericiydi çünkü kızıma kavuşacaktım. Onu çok özlemiştim. Misicik te beni çok özlemiş. Dün bütün gün evdeydim, kızımın gönlünü almış olabilirim. Akçay'a gitmek için şimdiden 1 ay 10 günü iple çekiyorum.
Şimdilik benden bu kadar sevgili dostlarım yeniden görüşünceye dek sevgiyle, dostça kalın!
13 Mayıs 2015
Annemin Gelini Olur musun?
"Peki... Seninle bir oyun oynayalım. Annemi gelin hayalinden vazgeçirecek tüm özelliklere sahipsin. Düşünüyorum da annemin gelini olur musun?"
Yekta'nın şu hayattan istediği tek bir şey var: Her gece farklı bir kızla hayatın tadını çıkarmak! Yekta'nın annesi Elçin'in fani hayattan istediği yegâne şey ise oğluna hanım hanımcık, istediği gibi bir gelin bulabilmek!
Hanım hanımcık gelin peşine düşen Elçin Hanım, çapkınlığın doruklarında dolaşan Yekta ve anneyi yıldırma operasyonunun kilit ismi Aksen arasında neler yaşanacak? Sizce Aksen, Elçin Hanım'ın gelini olur mu, ne dersiniz?
(Tanıtım Bülteninden)
Bana Seni Seviyorum Deme ...
Sevmekten daha önemli şeyler vardır. Hissettirmek gibi koklayarak öpmek gibi. Bazen sevilmekten çok varlığını hissetmek istersiniz. Varlığını hissedemediğiniz birini sevemezsiniz. Kadınlar sevildiğini duymaktan çok hissetmek ister. Sevdiği adamın sevgisini hisseden kadından daha güzeli yoktur.
Sevdiği kadına sevgisini hissettiren erkeğin aşkına doyum olmaz. Ben bu kitapta kendimi sana hissettirmeye geldim. Ben sevdikçe hissettirdim, sen hissettikçe gittin. Oysa sen benim kalbimin kafası güzel haliydin. Ve o gün öyle bir gittin ki, ben o günden sonra kendimi hissetmedim. Ve o kalple seni sevdim...
(Tanıtım Bülteninden)
Romantik Oyun
"Aşk… Aşk, benim hastalığımın yan etkisiydi. Benim esas hastalığımın adı romantizmdi ve her şey, romantik bir oyunla başlamıştı." İki arkadaş... Birbirlerini etkilemek için bir oyuna girişirlerse ne olur? Steven ve Tina için her şey eğlenceli bir oyun olarak başladı. Tek amaçları oyunu kazanmaktı. Bu noktaya kadar ortada herhangi bir sorun görünmüyordu. Sorun, rakibini alt etmeye çalışırken birbirlerinden etkilenmeleriyle başlamıştı.İyi olan kazansın mottosuyla başlayan bu oyunda biri diğerinden daha iyiydi.Peki, ilk hangisi aşık olacaktı? Daha doğrusu söz konusu aşksa, mortada kazanan var mıydı?Romantik oyun başlasın! "Her şeyi düzelteceğini bilseydim,sana sadece iki kelime söylerdim."
(Tanıtım Bülteninden)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


























