1 Aralık 2014
Bir Mola
Sevgili dostlarım merhaba, nasılsınız? Dilerim çok çok iyisinizdir. Ben de iyiyim. Bir süredir yazmıyorum, paylaşımda bulunmuyorum, farkındayım. Neden bilmiyorum. Nedensiz bir mola verdim ama iyi de oldu, blogumu, siz dostlarımı özleyerek döndüm. Bugün anasınıfında çocuklara aşı yapıldı. Aşı yüzünden içten içe strese girdim. Ama korktuğum gibi olmadı, sağlık çalışanları dışarıda beklediler, iş arkadaşım Fatmanur'un önerisiyle çocukları tek tek dışarı aldık. Sadece iki çocuk ağladı. Diğerleri sakince aşılarını oldular, üzerimden büyük bir yük kalktı. Bende şimdilik durum bu, yeniden görüşünceye dek dostça kalın.
24 Kasım 2014
Bana Sevmeyi Anlat
"Rüzgâr Esme'yi öğrenecek"
Karanlıktan çıkıp aydınlığa kavuşmanın, cehennemin buz tutup
Cennetin var oluşuna tanık olun…
Sevgisiz bir adamın merhametsiz yüreğine, ilmek ilmek aşkın dokunmasını keşfedin! Tutkunun nefretle savaşını, intikamın aşka yenilişini okuyun…
Rüzgar'ın tatlı bir sevdayı kuşanıp, mutlu bir meltemle Esme'sine eşlik edin. Onların aşk şarkısını birlikte söyleyin…
O hiç istemese de karanlığın içinde doğdu. Babasının, kara
Vicdanının ve geçmişinin pis izlerini silmeye çalışarak yaşamayı seçti. Başardı da… Ta ki, kader onun elinden en değer verdiği varlığı alıp, içinde yeşerttiği son insaf kırıntısını da yok edene kadar…
İşlemediği bir suçun müebbet yiyen sanığı olarak, vicdansız bir kalpte hapsedilmesine karar verildi! Acılarla sınanıp, vicdanla temizlenip, aşkla yüceltilmesine…
Esme karşısında gördüğü kopkoyu zindan gibi karagözlerin içinde kendini kaybederken, vicdanı tipsiz bir kuyuya dönüşmüş
Rüzgar'ın ışığı olabilecek mi?
Peki, ya Rüzgâr! Sevmeyi, sevilmeyi; en önemlisi de Esme'yi öğrenebilecek mi?
Tutkulu bir aşkın hüküm sürdüğü bu roman ellerinizi yakacak, yüreklerinizi fethedecek...
(Tanıtım Bülteninden)
22 Kasım 2014
Hüzün Keyif İçiçe
Merhaba dostlarım nasılsınız iyi misiniz? Dilerim iyisinizdir. Ben genel olarak iyiyim ama üzgünüm çünkü kuzenimizi kaybettik, amcamın oğlu kalp krizi geçirmiş. Baş sağlığı diledim. İlk fırsatta gitmek gerekiyor. Biz amcamın yaşı ileri olduğu için ona bir şey olmasından korkarken olana bak!
Bugün evimi temizledim, dışarı çıktım, Sebahat ablaya uğradım. Gazetemi aldım eve döndüm. Gazete keyfi yaptım. Şimdi de karşınızdayım, fotoğraftaki bir fincan kahve sizin bir fincan kahve de benim.
Geçen hafta İstanbul'da sevdiklerimle birlikteydim, bana vedalaşıp yola çıkmak çok zor gelmişti. Şimdi Misi kızımla başbaşayız! Sevgili dostlarım yeniden görüşünceye dek dostça kalın.
Yıldız Masalı
Gökyüzünde her an bir yıldız doğar, bir yıldız ölür. Bu sonsuz masala kulak verenler için umut ve aşk asla uzaklarda değildir…
Evliliğine yıllarca büyük emek veren Annie beklemediği bir anda kocasının başka bir kadına âşık olduğunu ve boşanmak istediğini öğrenir. Bu büyük sarsıntıyla baş etmekte güçlük çektiği için de çareyi büyüdüğü kasabaya, babasının yanına dönmekte bulur. Fakat kasvetli bulutların hâkim olduğu bu sahil kasabasında Annie'yi bambaşka çelişkiler ve romantik ikilemler beklemektedir. Bir gece çocukluk aşkı Nick ve onun duygusal bir travma atlatmış küçük kızıyla karşılaşır ve inanmakta güçlük çekse de mutluluğu yakalamak için bir şansı daha olduğunu düşünmeye başlar. Gün geçtikçe eski hayatı ile yeni hayatı arasında tercih yapacağı bir dönüm noktasına yaklaşan Annie, içinde uzun zamandır sesini duymadığı bambaşka bir kadının doğuşuna da şahit olur.
"Yıldız Masalı'nı, kendini sımsıcak bir coşkuya kaptırmak isteyen tüm kadınlara içtenlikle öneririm."
-Washington Post Book World-
"Kalbin derinliklerine inen duygularla yazılmış... Aşk ve romantizmle dolup taşan kitapları okumayı seviyorsanız Yıldız Masalı'na bayılacaksınız."
-Cleveland Plain Dealer-
"Nefis bir sadeliğin yanı sıra şefkatin ne olduğunu çok iyi anlatan bir hikâye."
-Diana Gabaldon-
(Tanıtım Bülteninden)
* Ne zamandır bu kitabı siz dostlarımla paylaşmak istiyordum ama mümkün değildi. Şimdi mümkünmüş!
Gündüzsefası
Acı ne kadar derinde olsa da zamanla tüm çiçekler güneşe döner yüzünü…
Kalbin anahtarıdır gündüzsefası. Ruhlarında en derin izleri taşıyanları bile çiçekleriyle sarmalar, filizleriyle umut taşır. İşte böyle gündüzsefasının süslediği bir yüzen evde yaşayan Penny Wentworth, 1950'li yıllarda ünlü bir ressamla evlidir. Her şeye sahip olan Penny'nin tek eksiği ise küçük evlerini taçlandıracak bir bebektir. Ancak gün geçtikçe tek eksiğinin bu olmadığını anlayacaktır çünkü sevgiyi yürekten hissetmek gerekiyordur. Onun hissettiği tek şey ise içini kemiren acıdır…
Ada Santorini New York'ta yaşadığı trajediden sonra ağır depresyondadır. Kendini toparlamak için Seattle'a Tekneler Caddesi'ne gelir. Burada kiraladığı bir yüzen evde eski bir sandık bulur. Sandıkta Penny Wentworth adında bir kadına ait eski eşyalar vardır. Gariptir ki Tekneler Caddesi'ndeki hiç kimse bu kadınla ilgili konuşmak istememektedir. Merakına yenik düşen Ada, Penny'nin gizemli geçmişine adım atarken kendi geleceğini de örmeye başlayacaktır.
Okuyucuları kalemiyle büyüleyen Sarah Jio'dan bir başyapıt daha. Gündüzsefası'nı okurken, ne kadar imkânsız görünse de her şeyin bir umuda açılacağını göreceksiniz.
"Kitabı okuyup rafa kaldırdığınızda bile etkisinden kurtulamayacaksınız."
-Romantic Times-
(Tanıtım Bülteninden)
* Ön Sipariş Tarihi: 25 Kasım 2014
Sarah Jio'nun yeni kitabı çıkacak ta benden kaçacak! ;))
15 Kasım 2014
13 Kasım 2014
Gerçek Özgürlük
Üniversite öğrencisi Timur ile profesörlükten emekli Yakup Bey tanışırlar. Yakup Bey, Timur'un gözlerinde duygu, düşünce ve davranışlarıyla yaşamı özgürce kucaklayamayan, özüne ulaşamamış bir gencin iç yalnızlığını ve burukluğunu görür. Aylar sürecek bu sohbet Timur için kültür robotluğundan "şahsiyet" olmaya götüren bir özgürlük yolculuğuna dönüşür.
(Tanıtım Bülteninden)
* Ön Sipariş Tarihi: 03 Aralık 2014
Asude Çığlıklar
Kadınlar daima haklıdır, adamlar azmıştır, kesin fazla para yoldan çıkarmıştır. Gerçekten de böyle mi olagelmiştir, gerçekten adamlar parayı bulduktan sonra mı biraz daha gönülleri gençleşir ve renklenir, bu hepsinde mi böyle olur, yoksa vaktiyle çok flört edip manevi doyuma ulaşan erkekle sonradan maddi güce ulaşmış, bunun yanında az maneviyatla eşine bağlı erkek egemen birliktelikler mi asude hayatları beraberinde getirir, tartışılır...
İlk şok…
Yaşanılan ilk şok daima en derindir. İlk tokattır o. Hayatın birilerini aracı kullanarak attığı ilk tokat. Acıdır, çok acı. Ciğeriniz yanar. Çok kolay da atlatılamaz.
(Tanıtım Bülteninden)
12 Kasım 2014
Tatlı Rüyalar Küçüğüm
Belki de dünyadaki en büyük acıyla, annesiz kalmanın sızısıyla baş etmeye çalışan küçük bir çocuğun ve ondan kırk yıl boyunca gizlenen sır dolu mektubun hikâyesi…
Dokuz yaşındaki Massimo bir gün kulakları sağır eden çığlıklarla uyanır. Tanımadığı iki kişi babasını ayakta tutmaya, sakinleştirmeye çalışmaktadır. Bu da yetmezmiş gibi annesi ortada yoktur. Ondan geriye kalan tek şey parfümünün belli belirsiz kokusu ve öylece bir kenara bırakılmış sabahlığıdır.
Günler, haftalar geçse de annesi gelmek bilmez. Massimo ise sorularla boğuşmaktadır. Annesi geri dönecek midir? Acaba ortadan kaybolmadan önceki gece annesini üzdüğü için ondan özür dileme fırsatını bulacak mıdır? Cevapsız kalan soruların gölgesiyle yıllar birbirini kovalar ve Massimo yüreğinin ortasında, hiç kapanmayacak koskoca bir boşlukla hayata devam eder. Bu hassas, kederli çocuğun, yetişkinliğe adım attığında yalnızlık, terk edilmişlik, korku ve endişe hisleriyle nasıl baş edeceğini ise kimse bilmemektedir…
"Sevmenin, kaybetmenin ve hayallerden asla vazgeçmemenin öyküsü Gramellini'nin sayfalarında büyük bir bilgelik yatıyor."
-A Bibliophile's Reverie-
(Tanıtım Bülteninden)
Kemal Gel Bi Kahve İçelim
Yetmişinci doğum gününde Kemal Sunal’ı bize sevgilisi, eşi,
hayat arkadaşı, çocuklarının annesi Gül Sunal anlatıyor...
Aslında ikimiz de kahve sevmezdik.
Söyleyemediklerimizin yerine geçerdi.
Araya giren duygusal ayrılıkların son
bulması dileğiydi. Vazgeçememek, kıyamamak, pişman olmak,
KAVUŞMAK demekti.
Evimizdeki sıcaklığı korumak demekti...
Sonuçta BİZİ hep korudu bu sihirli cümle...
“Hadi gel, bi kahve içelim...”
O, bizim Kemal!.. Bu topraklarda yaşayan, yediden yetmişe herkesin görür görmez yüzüne bir gülümseme kondurmasına neden olan bir “sima”... Ekrandan, sinema perdesinden bize yansıyan çocuksu gülümsemesiyle saflığın sembolleşmiş hali... Kardeşlik ve paylaşımın...
“İyiler sonunda hep kazanır” sözünün... Bizim Kemal, bizim gülen yüzümüz...
Yetmişinci doğum gününde Kemal Sunal’ı bize sevgilisi, eşi,
hayat arkadaşı, çocuklarının annesi Gül Sunal anlatıyor...
Hem de en sahici, en samimi haliyle... Hiçbir formatın sınırlarına girmeyi kabul etmeden... İçinden geldiği gibi... O’nu sevmenin mutluluğunu, O’nsuz yaşamaya alışmanın hüznünü hâlâ en güçlü şekilde hissederek...
Not: En kısa zamanda bu kitap edinilip okunmalı, gazetede Gül Sunal ile yapılan röportajı okudum ve çok etkilendim!
10 Kasım 2014
Aşkı Seçtim
Ona, gururuna köle olmayacak kadar çok âşıktı. İstisnasız her gece, omuzlarında dans eden saçlarına dokunduğunu hayal etmişti. Ve her hayalinin sonunda o ipek sarısı, rüzgâra meydan okuyan saçların yokluğu ilmik olup boğazında düğümlenirken, geceler boyunca nefes almadan yaşamaya çalışmıştı. Şimdi ona bu kadar yakınken, uzak durmak hiç kolay olmuyordu.
Zengin ve ünlü Sancaktarların beş çocuğundan biri olan Asya, önceleri ailenin sosyetik kızıyken hayatı çok kısa sürede değişmişti. Deli gibi âşık olduğu ve çocuklarının babası olan Doruk, onu bırakıp eski sevgilisinin peşinden Amerika'ya gidince yıkılmamış, kendini çocuklarına adamıştı.
Bir gün Doruk, yanında eski sevgilisi Sabrina ile birlikte Türkiye'ye döndüğünde Asya'nın dengesi alt üst olur.
Asya, hayatına yeniden giren Doruk'un varlığına alışamamışken kendisinin ve etrafındaki herkesin hayatını tehlikeye sokan olaylarla mücadele etmesi gerekir. Kendini garip bir oyunun içinde bulan Asya, çocuklarını tehlikelerden korumaya çalışırken; Doruk da ailesine zarar vermek isteyenlerin kim olduğu ortaya çıkarmak için amansız bir savaş vermek zorunda kalır.
Doruk ve Asya, bütün bu olan biten arasında aşkı yeniden bulabilecek mi? Daha da önemlisi aşk her şeyi affedecek mi?
(Tanıtım Bülteninden)
Kitaplar Aşkına!
Eğer izin verirseniz size küçük kasabamızdan ve sevgi dolu insanlarından bahsetmek isterim. Ama başımda ufak bir bela var ve yardımınız gerekli. Eğer ki ben bir şeyler yapmaya başlamazsam 5 ay sonra, yıllardır emek verdiğim ve benim için anlamı büyük olan kütüphanem kapanabilir, hatta dozerler ile yıkılıp yerine bir endüstriyel park yapılabilir. Bu yüzden gelin, kütüphanede birlikte oturup, ailenizin tarifleriyle yaptığınız yemekler tadarken, edebiyat klasiklerini konuşalım. Tüm kasabanın ilgisini yeniden kitaplara vermesini sağlayalım ve kitaplarımız için beraber mücadele edelim. Anılarınızı canlandıracak klasiklerle ve birbirinden güzel yemeklerle şenlenecek buluşmalarımızdan sonra, bizden ve kasabamızdan vazgeçemeyeceğinize eminim. Peki bütün bu çabalarımız kütüphanemizin bir geleceği olmasına yetecek mi?
(Tanıtım Bülteninden)
Sakız Sardunya
İstanbul'da sakin bir mahallede bir kız çocuğu yaşardı.İsmini hiç mi hiç sevmeyen... Hem akıllı, hem meraklıydı.Çok da konuşkandı. Anne babasına ve öğretmenlerinedurmadan sorular sorardı. Zavallı büyükler, onun zekâsınayetişmekte zorlanırdı!Bir atlası vardı sürekli karıştırdığıve pek çok kitabı.... Hayaller kurmaya bayılırdı.Bir gün okulun kütüphanesinde hiç beklemediği birsürprizle karşılaştı. Rafların arasında tuhaf bir küreparlıyordu. Bulan herkesi unutulmayacakbir yolculuğa çıkaran sihirli bir küre!
EFHİMA, yani Efsaneler, Hikâyeler ve Masallar Ülkesi'neuzanan rengârenk bir maceraya atılmaya hazır mısınız?
Usta yazar Elif Şafak çocuklar için sıcacık vesıradışı bir öykü yazdı!Dostluk, paylaşım, hayal gücü,kitap ve doğa sevgisinin özenle işlendiği Sakız Sardunya,soluksuz ve keyifli bir okuma süreci vadediyor.
(Tanıtım Bülteninden)
Annemden Kalan
En sevdiklerinizi ne kadar yakından tanıyorsunuz? Dışarıdan görünen mi yoksa sizin anlattığınız kadarı mı gerçek 'siz'siniz? Kız kardeşleri kendi sorunları ile boğuşurken Beryl, annelerinin Alzheimer olduğunu ve bu süreçte neler yaşadıklarını onlara nasıl anlatabilirdi?
Bir cenaze için buluşan kız kardeşler, sadece bir törenden fazlasıyla yüzleşmek zorunda kaldılar: Annelerinin yıllar önce onlar için yazmış olduğu mektuplar... Geçmişin izleriyle fena halde sarsılmış olan Beryl, Isak ve Rumer bir yandan da kendi problemlerini çözmekle uğraşıyordu. Çocukluklarının geçtiği evde buldukları bu mektuplar, annelerinin geçmişiyle ilgili önemli bir ayrıntıyı gözler önüne seriyordu. Peki bu durum anneleriyle ilgili düşüncelerini değiştirecek miydi? Sevgi, hayal kırıklığının gölgesinde kaldığında umutsuzluğa kapılıp her şeyden vazgeçmek kolaydır. Beryl ve ablaları için durum böyle olmadı ve onlar, her şeyi öğrenmek için heyecanlı ve neşe dolu bir yolculuğa çıktılar. Gelin, bu yolculuğa siz de eşlik edin.
(Tanıtım Bülteninden)
Okyanuslar Arasındaki Işık

Indie Avustralya En İyi İlk Roman Ödülü ve En İyi Roman Ödülü Yılın En İyi Yeni Çıkan Kitabı, En İyi Edebiyat Kitabı ve En İyi Kitabı dallarında ABIA Ödülü GoodReads 2012'nin En İyi Tarihî Romanı 2013 En İyi Kadın Roman Ödülü
Tom Sherbourne, Çanakkale Savaşı'nda acı dolu dört yıl geçirdikten sonra Avustralya'ya döner ve kıyıdan yarım gün uzaklıktaki Janus Kayası'ndaki deniz fenerinde bakıcı olarak çalışmaya başlar. Genç, cesur ve sevgi dolu karısı Isabel'le evlilikleri ikisinin de kafasındaki gürültüyü susturup yıldızlar, dalgalar ve rüzgârın sesinden başka hiçbir şeyin olmadığı iki kişilik dünyalarında huzur bulmalarını sağlar.
Bir gün, üç yılın ve üç düşüğün ardından, karısı bir bebeğin ağlamalarını duyar. Dalgalar, içinde genç bir adamın cesedi ile birkaç aylık bir bebeğin olduğu bir tekne getirmiştir. Çocuk özlemiyle dolu Isabel dualarının Tanrı tarafından kabul edildiğini düşünür. Yüreklerinin sesini dinleyip bebeği sahiplenmeye ve bundan kimseye bahsetmemeye karar verirler. Yıllar sonra gerçekler ortaya çıkmaya başlayınca aldıkları kararın hiç beklemedikleri sonuçları olduğunu anlarlar.
"Okyanuslar Arasındaki Işık inanılmaz büyük bir kayıp karşısındaki yalnızlık ve cesarete dair çok güzel bir roman. Okurken başımı kitaptan kaldıramadım ancak satırları da gözyaşlarımın arasından göremiyordum."
-Maile Meloy-
"Karşı konulamaz ve çekici bir roman. İlk sayfasından bağlanacağınız özgün bir hikâye."
-Sara Nelson, O, the Oprah magazine-
"M. L. Stedman beni neredeyse yüz yıl öncesinin ıssız bir adasına götürecek kadar iyi bir yazar. Bu romanda karakterlerden birinin acısının dinmesi diğerinin acısına sebep oluyor."
-Monica Ali-
"Herkes tarafından okunmayı hak eden muhteşem bir roman."
-Karen Brooks-
"İyi insanlar, trajik kararlar ve her ikisinde de bulunan güzellikler üzerine muhteşem ve yürek parçalayıcı bir hikâye." Markus Zusak, The Book Thief yazarı
"Dokunaklı bir öykü… Ağlamaya hazır olun."
-New York Times-
"Aklınızdan çıkmayacak… Stedman daha en başından okuru duygu dolu kurgunun içine sürüklüyor. Olağanüstü ve unutulmayacak bir çıkış romanı."
-Booklist-
"Sevgi ile kayba, doğru ile yanlışa ve en sevdiklerimizin mutluluğu için neler yapabileceğimize dair harika anlatılmış bir hikâye."
-The Boston Globe-
"Birkaç ailenin kaderini ve büyük bir aşk hikâyesini konu edinen harika bir kitap. Stedman kırık kalplerle ilgili hikâyeyi gözyaşlarıyla yoğurmuş."
-Ruhr Nachrichten-
"M. L. Stedman'ın sevgi ve suçluluk duygularını bir araya getiren yürek parçalayıcı kitabı çok başarılı." -Für Sie-
"Duygu yüklü bir roman. Stedman'ın çıkış romanı ileride pek çok başarılı romana imza atacağının bir işareti."
-People-
(Tanıtım Bülteninden)
*Ön Sipariş Tarihi: 12 Kasım 2014
1 Kasım 2014
Aslında Hiç Unutmadım
William için hayat mükemmel gidiyordu. Kalp krizi geçirmese öyle olmaya da devam edecekti. Hastane yatağında uyanınca, kızlarının eskisi kadar muhteşem, hayatının da mükemmel olmadığını fark etti. Üstelik nesiller boyu gözbebeği gibi baktıkları 'antika ev' yıkılmak üzereydi.
Babalarını memnun etmek için kendi hayallerinden vazgeçip, büyük birer tenis yıldızı olmak için çabalayan üç kız kardeş, William'ın geçirdiği kalp krizinin ardından hayatlarını ve hayallerini sorgulamaya başladılar. Babalarının yarattığı sırça köşk yıkılmış, annelerinin hatıralarında soluk bir iz bile bırakamayan kız kardeşler, evlerinde yaşayan yabancı kadını anneleri yerine koymak zorunda kalmışlardı.
William, Elizabeth, Diana, Isabelle ve tüm ev halkı için antika evi kurtarmak hayata tutunma mücadelesi anlamına geliyordu. Bu sayede her biri geçmişiyle barışacak ve hayatında beyaz bir sayfa açabilecekti…
(Tanıtım Bülteninden)
Hafta Sonu Keyfi
Merhaba sevgili dostlarım, nasılsınız? Dilerim iyisinizdir. Ben mi? Ben de iyiyim. Bugün hafta sonu keyfi yaptım, gazetelerimi aldım, okudum. Çayımı içtim. Şu anda da Trt 1'de yayınlanan "Hayat Ağacı" adlı diziyi izliyorum. Çok güzel bir aile dizisi. Sizler de seyretseniz inanın hiç pişman olmazsınız!
Beni yarın da gazete ve dergi keyfi bekliyor. Benden şimdilik bu kadar, yeniden görüşünceye dek dostça kalın!
30 Ekim 2014
Yoksa Hala Bekar mısın?
Sadece 10.000 kişinin yaşadığı Lovett kasabasında, düğün büyük bir olaydır. Büyük şehirlerden düğüne gelen uzaktaki akrabalar ise dedikodu malzemesi olmaktan kaçamazlar.
Sadie Hallowell, kendisinden küçük kuzeninin düğünü için yıllar sonra doğduğu kasabayı ziyaret eder. Kasabadakiler için klasik bir fiskos malzemesi olacakken işler değişir; çünkü Sadie otuz üç yaşındadır ve hâlâ BEKÂRDIR. Bu, kasabalılar için dedikodu değil, çok fazla dedikodu demektir.
Ancak bilmedikleri bir şey vardır. Sadie, işleri Lovett sakinlerinin bile yetişemeyeceği bir hızda karıştırmaya yetecek potansiyele sahiptir.
(Tanıtım Bülteninden)
*Ön Sipariş Tarihi: 03 Kasım 2014
Kendi Gecesinde
"Dinle Kara; sana sahilimi, sahillerimi, hayaletlerimi anlatacağım. Bir Doğu şehrinin soğuk hastanesindeki gece nöbetlerini, dağ eteklerindeki pusulardan getirilen parçalanmış genç bedenleri, narin sevgilim Dilda'yı. Aşklarımı, aşksız kalmalarımı, bütün mahrem, muhteşem ya da sefil, yıkım ve umut dolu anlarımı ve zamanla nasıl kirlenip çürüyerek kötü birine dönüşmüş olduğumu."
Aşkı ve düşüşü seçmiş ve uzak kalınmış bir anne, sevgi-nefret ekseninde dokunaklı bir baba oğul ilişkisi. Çocukluğun, ilk gençliğin ve cinselliğin arka bahçeleri. Zoraki kaçakçı Hayali, Londra'daki sürgününde geçmişini sorgularken genç moda tasarımcısı Reyan'la tanışır. Bu iki yaralı ve zor insan rüzgârlı, gölgeli, ama incelikli bir aşka yelken açarlar. İnci Aral bu kez, tanımak istemediğimiz, yakınında, hatta belki içindeyken bile kolay kabul edemediğimiz dünyalara eğiliyor. Reddedilmiş ilişkilerin ve aşkın ayrımsız halinin kendi içinde ne kadar doğal ve derin olabileceğini gösteriyor. Önyargı, tutuculuk ve genel geçer ahlakın köşeye kıstırdığı insanların özel yaşam alanları ve gecelere sığınarak hayaletlere dönüşmelerini anlatıyor.
Kendi Gecesinde, Doğudan Batıya tüm çelişkileriyle bir Türkiye resmi çizerken kirlenme ve ayrışmalar sürecinde, yaşamın anlamı, mutluluk arayışı ve aşk üzerine okuru derin düşüncelere götüren bir roman. Siyasi ve toplumsal olguları mizahla harmanlayan geleneksel gölge oyunumuz Karagöz-Hacivat ise hikâyenin mozaiği.
(Tanıtım Bülteninden)
* Ön Sipariş Tarihi: 03 Kasım 2014
Uçurumun Kenarındaki Kız
Küçük gibi görünen bir sır yüz yıllık bir kalp ağrısına neden olabilir mi?
Bebeğini kaybeden Grania yaşadığı şokla birlikte İrlanda'ya ailesinin yanına döner. Orada, uçurumun kenarında Aurora isimli küçük bir kızla karşılaşınca yıllardır kapalı olan bir sandığın kilidi kırılmış gibi geçmiş, su yüzüne çıkmaya başlar.
Çok geçmeden Grania, savaş zamanı İngiltere'sinde yaşanan acı dolu bir aşktan günümüze kadar uzanan ve Aurora'nın ailesi ile kendi ailesini adeta bir lanet sarmalına dolayan olayları büyük büyükannesinin yazdığı mektuplardan öğrenir. Ancak küçük Aurora, içgüdüleri ve kabuğuna sığmayan yapısı sayesinde iki aileyi birbirine bağlayan makus talihi ters çevirip onları geçmişin zincirlerinden kurtaracak ve tarihin tekerrür etmesini engelleyecektir.
Elinizde tuttuğunuz kitap, her şeye rağmen hep yeni baştan başlamaya gücü olanların ve o gücü bulmak zorunda kalanların hikâyesidir. Umudun, yalnızca ona sahip olmayı arzulayanların kalplerinde yeşerdiği bir dünyada Aurora sizi izliyor olacak…
"Uçurumun Kenarındaki Kız, kaybedilen aşkların, yeniden başlayabilmenin ve yeni fırsatların hikâyesi."
-Booklist-
"Uçurumun Kenarındaki Kız, Lucinda Riley'yi günümüzün en yetenekli yazarları arasına yerleştiriyor."
-The Paramus Post-
"Yürek burkan ve iç içe geçmiş hayatların hikâyesi."
-Grazia-
"Ünlü dizilere taş çıkaracak cinsten trajedi ve aile sırlarıyla dolu harika bir roman."
-Shelf Awareness-
(Tanıtım Bülteninden)
* Ön Sipariş Tarihi: 31 Ekim 2014
Aşka Rehin
"Aşk perdenin arkasına saklanmış güçlü bir ışıktır. Perdeyi çekince gözlerin kamaşır."
Bir yanda platonik bir âşık, diğer yanda aşkı arayan bir kız! Betül asla aşık olamayacağını düşünüyordu. Beklenmedik bir zamanda Tolga ile yakınlaşmaları, kalbinin ona oynadığı en büyük oyundu. Hayatının oyununu düğün günü bozarak gözlerindeki perdeyi kaldırır.
Burak, dört senedir içinde büyüttüğü aşkını usulca yüreğinde yaşamış, hiç kimsenin bilmesine izin vermemiştir. Sevdiği kişinin, hayatını değiştiren patronunun biricik kız kardeşi olması, birçok açıdan sorundur.
-Yıllardır ağabeylik yaptığı kıza böyle güzel duygular besleyebilir mi?
-Ona dokunmadan bu kadar güçlü karşılıksız sevebilir mi?
-Aşk, platonik olmaktan çıkıp sevdiğini haykırabilecek midir?
(Tanıtım Bülteninden)
27 Ekim 2014
Yemin
Gururu, sahip olduğu tek şeydi.
Aşk için ondan vazgeçebilecek miydi?
Alexi de Warenne'in Çin'den İngiltere'ye rekor sürede yaptığı gemi yolculuğunun ardından hissettiği zafer duygusu çabucak kaybolur. Çünkü Alexi'nin denizde geçirdiği zaman yüzünden onu cezalandırmak isteyen, büyüleyici güzelliğe sahip çocukluk arkadaşı Elysse O'Neill, Alexi şerefine düzenlenen partide genç adamın dümencisiyle flört eder. Fakat Alexi, Elysse'i adamın kollarından kurtulmaya çalışırken görünce ortalık karışır. Alexi genç kızın onurunu kurtarmak için birkaç gün içinde onunla evlenir ancak hemen ardından yeni bir hayata başlamak üzere onu terk eder.
Elysse de Warenne zekâsı ve zarafetiyle tüm sosyeteyi etkilemektedir fakat "terk edilmiş gelin" dedikodusu bir türlü peşini bırakmaz. Üstelik genç kız kocasını altı yıldır görmemiştir ve ilk gecelerini birlikte geçirmemişlerdir bile! Alexi beklenmedik bir anda İngiltere'ye geri döndüğündeyse Elysse kocasının kalbini kazanmak ve yanında yer alabilmek için ne gerekirse yapacaktır…
"Aşkın, trajedinin, zaferin ve mutluluğu yakalamak için geçmişi geride bırakmanın hikâyesi. Macera, romantizm ve yeni başlangıçlardan keyif alanlar kaçırmamalı."
-My Book Addiction-
"Brenda Joyce'un, okuyucularını fırtınalı bir yolculuğa çıkarırken yarattığı karakterler tutku, kıskançlık ve öfke dolu."
-Romance Novel News-
(Tanıtım Bülteninden)
Hava Soğuk mu Soğuk
Merhaba sevgili dostlarım, nasılsınız? Dilerim iyisinizdir. Ben de iyiyim. Bugün hava çok soğuk. Okula gitmeden önce annemi aradım. Annem kaban giyebileceğimi söyledi. Komik olup olmayacağımı sordum. Ve annemin komik olmayacağımı söylemesi üzerine kabanımı giyip okula gittim. Meğerse bugün herkesin üzerinde kaban varmış. Bulgaristan'da kar yağmış, bize o kadar yakın ki!
Okulda hep nescafe üçü bir arada içerim. Ama bugün hava çok soğuk ve yağışlı olduğu için canım çay çekti. Stajyerim sağolsun, bana limon aldı da çayımı büyük bir keyifle içebildim. Eğer evden çıkmadan önce canımın çay çekeceğini bilseydim limonumu alır da giderdim. Sonrasında kahvemi de içtim tabii ki! Bugün çocuklara Atatürk resmi boyattım. Daha doğrusu Atatürk resmi ortada, yaprakları boyadılar. Sonra da kırmızı kağıtların üzerine önceden hazırladığımız ay ile yıldızı yapıştırdılar, bayrak yaptılar.
Annem mi? Akçay'a taşındı, evi yerleştiriyor, sıra benim odama, kitaplarımı yerleştirmeye gelmiş. Aslında gittiğim zaman ben yerleştirecektim ama ne zaman gidebileceğim belli değil. Oda dağınık duruyor, annemin gözüne battıkça rahatsız ediyor. Bu yüzden işe girişmiş. Kıyamam, çok yoruldu. Ama işi bitince içine sinecek, rahatlayacak. Bizde durum bu. Yeniden görüşünceye dek dostça kalın!
İki Aşk Arasında
Evden uzaktaki ilk yılı neredeyse mükemmel olacakken, arzularına yenik düştüğü bir hafta sonu kaçamağı her şeyi değiştirecekti.
On sekiz yaşındaki Harper, asker babasının kontrölü altında büyümüştü. Hayatı kendi istediği gibi yaşamaya ve yalnızca babasının birliğindeki askerlerden duyduğu şeyleri deneyimlemeye hazır bir şekilde, San Diego Devlet Üniversitesine doğru yola çıkar.
Yeni oda arkadaşının sayesinde, Harper partilerin, yakışıklı erkeklerin, ailenin ve duyguların farkına varır. Hem yeni erkek arkadaşı Brandona hem de oda arkadaşının kardeşi Chasee kısa sürede âşık olunca, kalbi ikiye bölünür. Tehlikeli görünümlerine ve geçmişlerine rağmen, iki erkek de Harpera tapar ve onun için her şeyi yaparlar; bu, onu mutlu etmek için bir adım geri atmak anlamına gelse bile...
(Tanıtım Bülteninden)
Aile Okulu
Aile Okulu Prof. Dr. Nevzat Tarhan'ın kaleminden mutlu bir aile için rehber niteliğinde bir başvuru kitabı. Aile içinde sağlıklı ilişkiler kurabilmenin yolunu karşılıklı anlayış ve sevgi-saygı-güven bağında gören Tarhan, mutlu bir yuvanın ipuçlarını veriyor. Aile Okulu, çocuklara özgüven kazandırmanın yollarından saygı eğitimine, ergenlik dönemi sorunlarından eşler arasında kıskançlığa, gelin-kayınvalide çatışmalarına kadar geniş bir yelpazeye sahip bir aile içi iletişim rehberi.
Hayatı Bütün Kalbinle Sev
Gemma'ya göre, artık birileriyle buluşma günleri sona ermişti. Hatta artık başkalarının ilişkilerine destek sağlıyor ve bunu sorun etmiyordu. Otuz yedi yaşında, kendi işinin başında bir kadındı ve hayatıyla gayet mutlu, huzurluydu. Zaten iş hayatındaki yoğunluk onu yeterince meşgul ediyordu.
Düzgün ve pürüzsüz gittiğini düşündüğü hayatında ansızın bir değişiklik yapınca geçmişiyle yüzleşen Gemma, hayatına hiç ummadığı bir yoldan devam etmek zorunda kalıyor. Bazen hayatta ihtiyacın olan şey birazcık umut, bolca cesaret ve evet, biraz da sevgi!
(Tanıtım Bülteninden)
Şahmelek
"Elimden gelse hâli hazırda kenetlenmiş ellerimizden güç alıp onu bu evden kaçırırdım. Denizi görebileceğimiz bir yere giderdik belki... Hiç konuşmazdık. Dudaklarımız değil, dokunuşlarımız konuşurdu bizim yerimize... Başımı onun geniş omzuna yaslayıp burnumu boynuma gömerdim. Onun o tatlı kokusunu doya doya içime çekip gözlerimi yumardım. İnanıyorum ki birlikte olsak her şey daha güzel olacaktı. Belki daha kolay..."
Ailesi, kızkardeşinin tedavisi için Amerika'ya gittikten sonra Balkanlı Ailesi'nin evinde yaşamaya başlayan İde'nin hayatı, bir gün rüyasında evin oğlu Aslan'ı görmesiyle tamamen değişir. Herkese, her şeye ve özellikle aşka karşı soğuk ve ilgisiz görünen Aslan Balkanlı'ya yavaş yavaş âşık olmaya başlayan İde, tutulmaya başladığı adamın buzlarını eritebilecek midir? Yaralı bir aşkın hayaletiyle boğuşan Aslan ise onu seven bir kadının varlığını kabul edebilecek midir?
(Tanıtım Bülteninden)
24 Ekim 2014
Çiçek Kızlar
"Kendimi kapattığım yerlerin kilidi sensin... Ailemsin... Dostumsun... Rakibimsin... Sevdiğimsin... Kalbime sahip çıktığın için teşekkür ederim aşk."
Hayatın toz pembe olmadığını öğrenen ve var olabilme savaşını birlikte göğüsleyen iki küçük kadın... Biri diğerine göz oldu, diğeri ona söz... Büyümeyi el ele öğrenen Nergiz ve Yasemin, hayatın zorlukları içinde beraber yürüdüler. Öte yanda iki kadının yarısı olabilmek için savaşan iki erkek... Mesleğinde zirveyi yaşayan Soner ve zirveden uçurumun dibine yuvarlanmış yüreği yaralı Erkan... Aşkın en tutkulu halini, en masum, en asil ve en deli yaşarken mutlu sona ulaşmayı başarabilecekler mi?
İki ayrı nefesten masumiyetin ve tutkunun hikâyesi...
(Tanıtım Bülteninden)
Öteki Bahçe
Ali Kırca'nın kaleminden on üç yıllık bir öykü… Hayatları roman olabilecek insanların, şehirlerin ve adaların öyküsü…
Ama o gece, parmaklarımla piyanonun tuşlarına dokunduğum o ilk anın, ruhumu kavuracak, hayatımı sonsuz bir ıstıraba sevk edecek bir şarkının ilk notası olduğunu bilemezdim.Yanı başımda, imkânsız bir aşkın girdabında savrulan çaresiz bir genci derin bir kıskançlık acısının denizine fırlatıp attığımı, ama öte yandan kendimi de sonu olmayan yasak bir aşkın felaketine sürüklediğimi bilemezdim.Bilsem kanatır mıydım yüreğimi? 1967 sonbaharında Heybeliada… Özgürlük rüzgârlarıyla dünyayı değiştirmeye yelken açmış, bahriye öğrencisi dört genç, adalı bir Rum olan arkadaşları Niko ve onun güzeller güzeli kuzeni Leyla… "Öteki Bahçe"nin insanları… Yüreklerindeki sarsıntı, ülkenin içinde bulunduğu çalkantılara karışırken, Türkiye olası bir savaşa sürüklenirken; sokaklar kan gölüne dönmüş, hayatlar paramparça, akıl yerle yeksan olmuşken; susanların da, susturanların da birer kelimeyle konuşacağı darbe günlerinin ayak sesleri duyulurken, artık kimse kimseye âşık olamaz, hatta sevemez bile denirken, tam da bu imkânsızlıkların ortasında filizlenen masalsı bir aşk. Ali Kırca'nın kaleminden on üç yıllık bir öykü… Hayatları roman olabilecek insanların, şehirlerin ve adaların öyküsü…Roman mı, gerçek mi olduğuna okurun karar vereceği, sarsıcı olduğu kadar sırlarla dolu sımsıcak bir ilk roman.
(Tanıtım Bülteninden)
Handan
Yalnız bir kadın mutlu olabilir mi?
"aşklarını kendileri yaratır, sonra da elleriyle yok mu ederdi bütün kadınlar, yoksa ben mi böyle tuhaftım? Yalnız bir kadın güçlü olabilir miydi? Mutlu olabilir miydi?"
Başına buyruk haliyle; hataları, sevapları, acıları, sakarlıkları, sonsuz içtenlikteki aşkları ve zaaflarıyla hepimizden bir şeyler taşıyan, ama aynı ölçüde özgün, benzersiz bir karakter, Handan… 70'lerin çocuğu Handan, hayatının son derece hassas bir noktasında (yaralı bereli orta yaşında), Halide Edib Adıvar'ın ölümsüz eseri Handan'ın eşliğinde bir keşif, bir hesaplaşma yolculuğuna çıkmaya zorlanır. Bu yolculuk ki aşklar, aldatmalar, aldanmalar, ölümler ve entrikalardan geçecek, dahası, İstanbul'un tarihinin en hareketli, en renkli ve en "gazlı" günlerini, hem de tam ortadan kat edecektir…
Ayşe Kulin her güçlüğe, her şarta göğüs geren ve "asla pes etmeyen" bir kadının, Handan'ın sıra dışı, şakrak ve capcanlı hayat mücadelesine davet ediyor okurları.
(Tanıtım Bülteninden)
21 Ekim 2014
Bana Her Şey Seni Hatırlatır
Yirmi yıl önce, Erin Edwards hayatının aşkını bulduğundan emindi: Nate Lawson. Onun ilk aşkı. Her şeyini paylaştığı -gelecek ve çocuk hayallerini, sonsuza dek sürecek planları- … Onunla kalan bütün hayatını birlikte geçirecekti. Ta ki Erin'in, Nate'in asla affetmeyeceği bir hata yaptığı geceye kadar. Erin bu aşkın yasıyla başbaşa kalmış ve asla unutmamıştı. Şimdilerdeyse çok harika bir adamla mükemmel bir ilişkisi, başarılı ve heyecan verici bir kariyeri vardı. Peki, erkek arkadaşı ona evlenme teklif ettiğinde neden aklına ilk gelen şey 'Nate Lawson' ismi olmuştu.
Bana Her Şey Seni Hatırlatır bir kadının hiç aklından çıkmayan ilk aşkının isminin kulaklarında çınlaması; 'Acaba şimdi nerededir?' ve 'Şimdi hayatımda o olsaydı…' sorularının beyninde yankılanmasıdır.
(Tanıtım Bülteninden)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

.jpg)




























