5 Temmuz 2014

Beni Senden Kurtar




Evlenmeyi reddettiği için ailesi tarafından kuleye hapsedilen Leydi Brenna, günlerini, kimseye gösteremeyeceği resimler yaparak geçirmektedir. Bu resimlerin ortaya çıkması durumunda idam edileceğini bilse de, gizli tutkusundan vazgeçemez. Ancak hayatı Kont Montgomerynin Brennanın kız kardeşiyle evlenmek için Windrose Kalesine gelmesiyle değişir. 

Brenna kardeşinin böyle barbar bir adama denk olmadığını bilmektedir. Kardeşini korumak için, Brenna gelinliği kendisi giyer ve herkesin önünde tir tir titrediği Kralın infazcısı Montgomery Kontu, James Vaughn ile evlenir… 

James gerçeği öğrendiğinde bu zoraki ilişkinin yarattığı tehlike de tutku da artacaktır. 

Brenna sadece resimlerinden bildiği arzuyu onda bulacak, James ise unuttuğu aşkı yeniden keşfedecektir. 

"Bu kitap iradelerin savaşı, sıcak aşk sahneleri ve tutkulu kadın karakteriyle Johanna Lindsey romanlarını hatırlatıyor. Eğer klasik bir hikâyeye getirilen yeni bir bakış açısı arıyorsanız, bu roman tam size göre."
-Kathe Robin, RT Book Reviews-
(Tanıtım Bülteninden)

Güzel Bir Gün


Vakti geldiğinde sana destek olmak ya da rehberlik etmek için burada olamayacağım, büyük olasılıkla evleneceğin adamla asla tanışamayacağım. Evlilik yeminini etmeden önce elini tutamayacağımı düşündükçe avuçlarım sızlıyor. Yokluğumda sana rehberlik edeceğine inandığım bu defter, ikimiz için de küçük bir teselli olsun…

Jenna düğününü, ölmeden önce kendisine gelecekteki nikâh törenine dair her detaya yer verdiği bir defter bırakan annesinin isteklerine göre yapmayı planlar. O gün geldiğinde Jenna ile müstakbel eşi Stuart her şeyin yolunda gideceğini düşünseler de, aileleri düğüne gelirken karmaşık hayatlarını da beraberinde getirirler. Hal böyle olunca, düğünün yapılacağı mükemmel hafta sonu kusursuz bir fırtınaya dönüşme tehlikesiyle karşı karşıya kalır. Annesinin Jenna'ya yazdığı yol gösterici nasihatler, aile üyelerinin ilişkilerine de ışık tutabilecek midir?
(Tanıtım Bülteninden)

Umut Sokağı'ndaki Ev


Bazı kadınlar özeldir…

Kitaplarını okuduğunuz, filmlerini seyrettiğiniz, oyunlardan tanıdığınız, tarihe geçmiş tüm o özel kadınlar size umut dolu bir yolda rehberlik etse? Alba, umutsuzluğun karanlık yollarına sapmışken onu adeta içine çağıran bir ev görür. Hem de tam Umut Sokağı'nın sonunda. Kadınlığın tüm öngörülerine sahip olan Alba, kendini ilk defa bu evde rahat ve huzurlu hisseder. Ancak ev ona önemli bir hazine daha sunar: Umut. Sylvia Plath'dan Virginia Woolf'a, Florence Nightingale'den Elizabet Taylor'a, Doris Lessing'ten Agatha Christie'ye kadar birçok isme de kapılarını açan bu sıra dışı ev, Alba'nın kalbini saran kara bulutları dağıtıp gökkuşağından bir patikada yürüyebilmesini sağlayacak mıdır?"O kadar keyifli ve kendine has bir tarzı var ki en sıkılmış okuyucuları bile şaşırtacak kadar taze ve harika, güneş ışığı gibi bir roman." 

-Barbara O'Neal, Mutlu Sonlar Bahçesi'nin yazarı-
(Tanıtım Bülteninden)

Aşkım Sana Ait


Etrafındaki dostlarının çoğu evlilik hazırlıklarıyla meşgulken Amber, boşanma sonrası dönemi en az zararla atlatmaya çalışmaktadır. Hayatının kontrolünü elinden kaçırmış, yeni bir başlangıç yapmak için geç bile kalmıştır. Yeni bir işe başlayarak hayatında yepyeni bir sayfa açmak niyetindedir.Ünlü şef Oscar'ın mutfağında çalışmaya başlamak, atacağı ilk adım olacaktır ancak şefin, ağzı bozuk ve sinirli bir adam olduğunu öğrendiğinde iş işten geçmiştir.Bu mutfakta aşk, tutku ve çekişme bir arada…
(Tanıtım Bülteninden)

4 Temmuz 2014

Garson Ve Mutlu


"Ne işim var benim burada? Müşterisi olmam gereken yerde servis yapıyorum. Yaş otuz iki. Çok değil, daha dört ay önce takım elbiselerimin içinde kırıtıyordum şu caddede. Ama hadi evimize gidelim Fulsen. Burası bize uygun bir yer değil."

"Omlet alacağım bir tane. Bir de çay. Omleti yumurtasız yapalım lütfen."

"... bu arada salata rica ediyorum ben. Ama gereksiz yeşillik koymayın içine."

"Vejetaryen bir içeceğiniz var mı? Sıcak, soğuk farketmez."

Garsonluk yedi milletten insanla anlaşabilme yeteneği ve yüksek sabır gerektirir. İçinizden söyledikleriniz duyulmasın diye güçlü mimik kontrolü ve teatral yetenek ister...

Yalnızca statü ve etiketlerin yüksek sesle konuştuğu bir hapishanede yaşıyorsunuz. Ne kadar dayanabilirsiniz? Mutlaka sizi de "daha iyi yerlerde görmek" isteyenler vardır. Onlara bir fincan iyi kahve verin. Sakinleşeceklerdir. Bazı işler geçici olabilir, evet. Ama hayat kesin olarak geçici. Bunu bilirken nasıl durduğu yerde durabiliyor bunca insan?

Blogunda paylaştığı "32'me doğru, garson ve mutlu..." yazısıyla 300.000'den fazla okurun yoğun ilgisiyle karşılaşan Fulsen Türker, ilk romanında herkesin içten içe "ah keşke" dediği büyük dönüşümünü, beyaz yakalıktan garsonluğa uzanan yolu bütün ayrıntılarıyla anlatıyor.

Yalnızca bir meslek değiştirme serüveni değil, insanın kendisi ve geri kalan her şeyle yeni baştan ilişki kurma mücadelesi.

Ansızın tepetaklak olan hayatını kahve kokusuyla, soslarla, kokteyllerle, sandviçlerle ve envai çeşit müşteriyle dolu rengarenk bir alemde tedavi eden genç bir kadının öyküsü...

"Dede sana bir şey söylemem lazım."
"Söyle kızım."
"Ben mutluyum."
(Tanıtım Bülteninden)

Sevdiklerimizle Paylaşılan Keyifler


Sevgili dostlarım merhabalar, nasılsınız? Ben mi, çok iyiyim.  Geçtiğimiz Pazartesi günü Aytülcüm'de idik.
 Dün  hem Ayşenur abla hem de Fikriye geldi. Çok keyifli saatler geçirdik. Bugün de temizliğimiz vardı, bitti. Önce Birgül ablaya gideceğiz, onlar yarın tatile çıkıyorlar, vedalaşacağız. Sonra da Güldal ablama gidip hep birlikte keyif yapacağız. Meslek yaşantımda genelde sabırlıyımdır ama bunun dışında pek te sabırlı olduğum söylenemez. Sabır söz konusu olduğu zaman "Allah sabır dağıtırken ben bir köşede uyuyormuşum" derim hep.  Ama keyif dağıtılırken sıramı savmamışım belli ki. Keyif sevdiklerimizle birlikte yapılıyorsa o zaman daha mutlu olurum. Bende şimdilik durum bu, yeniden görüşünceye dek dostça, sevgiyle kalın!





1 Temmuz 2014

Kumsalda



Bazen hayat o güne kadar sunduklarını kumsala vuran dalgalar gibi elinizden alır. Lacey de tüm hayal kırıklıklarını geride bırakıp yeni bir hayatı kucakladığını sandığı sırada öncekilerden daha büyük bir dalganın etkisiyle her şeyini kaybeder. Artık elinde sadece umudu kalmıştır. Umutları hayale, hayalleri gerçeğe dönüşürken kumsala vuran dalgalar bu sefer ona yepyeni bir sürpriz taşır: Aşk.Güneşin ısıttığı sıcak kumların altın sarısına aşkın en tutkulu renkleri karışır. Ancak 14 yıl önce Lacey'yi çocuğuyla terk eden eski aşkı da kara bir gölge gibi ortaya çıkar. Mimoza kokulu meltemlerin estiği Yalınayak Kumsalı'nda Lacey aradığı mutluluğu, peşinden koştuğu hayalleri ve beklemediği bir anda karşısına çıkan aşkı kucaklayabilecek midir? 
(Tanıtım Bülteninden)

Ramazanda Sağlıklı Ve İnce Kalın


Dr. Ender Saraç, ramazanda da sağlıklı ve ince kalmanın sırlarını bu kitapta okurlarıyla paylaşıyor.

Ramazanda çoğu kişi kilo vereceğini sanır. Aksine bilinçli beslenemezse kilo aldığını ve yağlandığını görür. Asıl amacımız ramazanda hücrelerimizi ve bir bütün olarak bedenimizi sağlıklı tutmak olmalıdır. Kilo kontrolünde esas öz iradenin kuvvetlendirilmesidir.

Ramazan çok özel bir arınma dönemidir. Bu dönemde nefsimizi ve irademizi kuvvetlendirmemiz önemlidir.

Kitaptan:
Midesi hassas olanlar bu önerilere dikkat
Bol bol ılık su için.
Bolca nane, meyankökü, rezene, sarı kantaron çayı için.
Yemeklerde az miktarda dereotu, nane, tarçın tüketin.
Zeytinyağını ön plana çıkartın.
Komposto özellikle de elma kompostosu midenin dostudur.
Beyaz şeker yerine esmer şeker veya kaya şekeri kullanın.

Ramazan nedeniyle özel bir yazı yazmadım, oruç tutan herkese hayırlı Ramazanlar dilerim! Saygılar, sevgiler!

Aşk Ve Yedi Güzel Adam


Kadim soru : Aşk nedir ?
Nereden gelir ve nereye gider ?

Kalplerine ateş düşmüş iki genç...
Yedi Güzel Adam ve edebiyatı merkezine alıp genişleyen bir aşk !
Eğiten bir aşk... Büyüten bir aşk...

Yaslan göğsüme sevdiğim 
Benim gönlüm gök gibidir açık deniz gibidir 
Pas tutmaz benim içim yeryüzü gibidir 
Toprak gibidir 
Sen ki bulut gibisin 
Ay gibisin güneş gibi bazen 
Usul usul inen 
Yağmur tıpırtılarını 
Dinler gibi 
Dalıp gitmiştik 
Sen konuşuyordun 
İpil ipil yağan bir yağmur gibi konuşuyordun 
Onlar ki konuklarımızdı 
Adları Keremdi,Yusuftu, Kaystı 
Hepsi de ezelden tanıdıktı dosttu.
-Erdem Bayazıt-
(Tanıtım Bülteninden)

Ön Sipariş Tarihi: 10.07.2014

İlk Bakışta Aşk


"İki deli âşık! Korktu, ama sevindi bu sözlere. Yoksa kendileri de delirecekler miydi sonra? Âşık olunca öyle mi oluyordu? Niye olsunlar? Âşık olmak, akıllı olmaktır diye düşündü. Sonra ya kavuşamazlarsa diye endişeye kapıldı. Yoksa o zaman, Mecnun'un Leyla'yı yitirdikten sonra olduğu gibi o da deli mi olacaktı? Çöllere mi düşecekti? Hangi çöle? Harran'a mı? Bir divane mi olacaktı yani? Ne çok dinlemişti bu masalı küçüklüğünden beri... Çok acıklıydı. Hep ağlamaklı olurdu anlattıklarında. Sanki bir masal değildi bu. Daha gerçekti. Sanki yaşamıştı o insanlar. Belki de gerçekten yaşamışlardı. Peki Aygül? Yok, o olmasın. O deli olmasın. Deli olursa nasıl sevecekti onu?" 
(Tanıtım Bülteninden)

Ön Sipariş Tarihi: 03.07.2014

Los Angeles Şekeri



Los Angeles'ta Tatlı Hayat! 

Gözde gece kulüpleri, yakışıklı erkekler ve akla gelebilecek her şeyin tasarımcı versiyonu! 

On dokuz yaşındaki Jane Roberts işte böyle bir hayata dalmak üzeredir. Los Angeles'a staj yapmaya gitmiştir fakat eğlenmeyi de aklına koymuştur. Üstüne üstlük yanında en yakın arkadaşı Scarlett da vardır. 

"Sex and the City'nin realite versiyonunu" çekmek isteyen bir yapımcı, Jane ve Scarlett'a teklif götürünce kızlar şanslarına inanamazlar. Kısa süre sonra Jane televizyonun en gözde yıldızı haline gelir. Şöhret, büyük şehre yeni gelmiş bir kızın hayal dahi edemeyeceği şeyler sunmaktadır: tasarımcı elbiseleri, en şık kulüplerde seçkin masalar, Hollywood prömiyerlerine davetler… 

Fakat hayallerinin peşinde koşan insanlarla dolu bir şehirde hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığını ve herkesin ondan bir şey talep ettiğini keşfetmesi Jane'in fazla zamanını almayacaktır… 


"Kitabı deneyimlerine dayanarak kaleme alan Conrad, okurların devamını talep edeceği, heyecanlı bir öykü yazmış." 
-School Library Journal-
(Tanıtım Bülteninden)

Bana Prenses Deme



Hırs, tutku, kıskançlık ve nefret duyguları arasında beklenmedik bir biçimde filizlenen muhteşem bir aşkın hikâyesini okumaya hazır mısınız? 

Babasının biricik prensesi, dünyalar güzeli Nil, bir gün cici kız olmaktan sıkıldığına karar verip çocukluğundan beri âşık olduğu Murat'ı tavlamanın yollarını ararken, kalbini âşık olmayı en son umacağı erkeğe kaptırır.

 Aşka inanmayan bir erkek olarak uzun soluklu ilişkilerden kaçınan ve herhangi bir şeye karşı alışkanlık geliştirmek fikrinden nefret eden Yiğit için yenilik, değişiklik, farklı tatları keşfetmek hayatının temel zevkleridir. Ansızın karşısına çıkan Nil'i tecrübesiyle baştan çıkarırken, bu oynadığı oyunda hayatının ve kalbinin kontrolünü tam anlamıyla ona kaptıracağından habersizdir.

Baş döndürücü güzellikte, masum ve tecrübesiz bir genç kızın, aşk oyunlarını teker teker öğrenişini gülümseyerek okuyacak ve âşık olduğunu sandığı erkek ile nefret ettiğini sandığı erkek arasında bocalarken, gerçek aşkı keşfedişine tanık olacaksınız.
(Tanıtım Bülteninden)

Ön Sipariş Tarihi: 04.07.2014

30 Haziran 2014

Keyifli Bir Yaz Günü


Sevgili dostlarım merhabalar! Nasılsınız, dilerim çok iyisinizdir. Ben çok iyiyim. Bu sabah saat 06.00'da kalktım, 06.45'te yola çıktım, doktora gittim. Bir sorun yok yalnızca kontrol. Bir de doktorum ilaçlarımdan birini değiştirdi. Çıktım, eve döndüm. Daha sonra annem, Güldal ablam ve ben Aytülcüm'e gittik. Kahve içtik, bol bol sohbet ettik. Yemeğimizi yedik, çayımızı içtik. Hava değişkendi. Açtıkça kendimi havuza attım. Çok güzel zaman geçirdim, geçirdik. Sonra Aytülcüm yine kahve yaptı. Havuzun içinde kahve içmek beni inanılmaz şımarttı. Her tripleks evin nefis bir bahçesi ve kendi havuzu var. Evleri Göktürk'te. Evi satın aldılar, taşındılar, inanılmaz güzel, Allah güle güle oturmayı nasip etsin! Son kahvemizden sonra yola koyulduk, evimize döndük. Sonra annem, fırına sosis, domates, sivri biber attı. Son derece hafif bir yemek yemiş olduk. Şimdi annem, ipad'imde oyun oynuyor, ben de siz dostlarımla paylaşmak üzere yazı yazıyorum, bir yandan da final kahvemi içiyorum. Keyif devam ediyor anlayacağınız! Şimdilik durum bu, yeniden görüşünceye dek dostça kalın! Bu arada 10 gün sonra tatile çıkıyoruz. Tatili iple çekiyorum! Kocaman sevgilerimle!

Aşkın İstilası


Üç kitaptan oluşacak olan "Aşkın İstilası" serisi; dünyada yepyeni bir istila hareketi yaratacak. Şu an elinde tuttuğun kitap, serinin 1. kitabı, senin ilk adımın...
"YOL"

"YOL" bir aşk yolculuğu... Kendinde başlayıp yine kendinde biten...
Bir çırağın yola düşmesi,
Bir neyzenin nefesi,
Bir âşığın kalp atımı,
Bir çocuğun gülümsemesi,
Bir tohumun toprağa kavuşması...
Kalbinin derinliklerinde hayalini kurduğun bambaşka bir dünyanın yol haritası...
Bu bir bilgi kitabı değil. Bu satırlar yaşamını değiştirmek için tasarlandı. Kendi başına yapabileceğin pratik uygulamalardan nefes egzersizlerine, chi enerjisinin kullanımından yeteneklerini hayallerinin ötesine taşıyacak ödevlere, yüzünde gülümsemeyle okuyacağın sayfalardan hüngür hüngür ağlayacağın hikâyelere kadar; her şey senin için titizlikle toparlanıp kaleme alındı...
Bu kitap; senin gözyaşlarınla ıslanacak, kahkahalarına tanıklık edecek, uyanışına "YOL" olacak...
Ciğerlerine çektiğin her nefes kalbinden çıkan kana kavuştuğunda ayakların seni bir adım daha ileriye taşıyacak... Her yeni adımında cennet biraz daha yaratılacak...
Kalbin atmak için doğru nedeni bulduğunda,
İnsanoğlunun uyanışına tanık olduğunda,
Benimle beraber bu "YOL"a çıktığında,
Yaşam ilk kez seninle anlam bulacak...
Aşkın İstilası başlıyor... "YOL"a çıkıyoruz!
Hazır mısın?
(Tanıtım Bülteninden)

26 Haziran 2014

Güçlü Kal


Sevgili Okuyucu,

Hayatımda pek çok tecrübe yaşadım, bağımlılıktan depresyona kadar pek çok zorlukla karşı karşıya kaldım ama hep kendimi keşfetmenin ve mutluluğun peşinde oldum. İnişler ve çıkışlar, kalp kırıklıkları ve zaferler her zaman var olacak. Bu yüzden bazen ufacık birkaç kelime bile çok şeyi değiştirebilir. İnsanı rahatlatıp ilham verebilir.

İçimde var olan yüce güçle temas kurmak için her gün meditasyon yapıyor ve dua ediyorum. Huzur bulmak için sığınabileceğiniz daha yüce bir güce, sizden daha büyük bir şeye sahip olmanız çok önemlidir. Bazı günler mücadele gerektirse de, sizi motive edecek, size ilham verecek ve pozitif kalmanıza, ileri doğru yol almanıza yardım edecek bir şeylerin olması çok önemli.

Bu kitap kendi sözlerim ve bana ilham veren alıntıların yanı sıra derslerin, meditasyonların, düşüncelerin ve günlük hedeflerin bir derlemesi. Bana müthiş yardımcı oldular. Bu hepinizle paylaşmak istediğim, özel ve kişisel bir armağan.

Hayatta her nerede olursanız olun, lütfen bunu okuyun ve yanınızda olduğumu bilin. Güçlü kalın, cesur olun, çok ve gerçekten sevin; bir şey kaybetmez, aksine kazanırsınız.

Sevgilerimle,
-Demi Lovato-

"Yolculuğunuza minnettar olun çünkü o tamamen size ait."
(Tanıtım Bülteninden)

İstanbul'a Dönüş


Merhaba sevgili dostlarım nasılsınız? Biz iyiyiz, hayırlısıyla yarın öğleyin  İstanbul'a döneceğiz! Misi dün de kuduz aşısı oldu, aşı faslı sona erdi. Bugün seminerden dönünce banyoya girdim, çayımızı içtik. Valizleri hazırladık. Yani yolculuğa hazırız, yarın okuldan dönünce bir şeyler atıştırıp gideceğiz! İki ay İstanbul'dayız. İşte bir 10 günlük tatil kaçamağımız olacak. Bizde şimdilik durum bu! Yeniden görüşünceye dek dostça kalın!

Mustafa Kemal Atatürk


Mustafa Kemal, her şeyden önce yorulmaz bir savaşçıdır; işine sertlikle, eserine gönülden bağlanmıştır. Çok hareketli, sabırlı, dostluklarına sadık fakat onların egemenliği altına girmeyen bir mizaç. 

Her şeyde gösterişten nefret eder, ancak her şeyle ilgilenilmesini de şart koşar. Anlattıklarındaki açıklık, çarpıcı niteliktedir; hafızalarda asıl kalan şey, kanıtlamadaki berraklık, tabirlerdeki isabettir. 

Gözlem yapma becerisi en ileri derecede gelişmiş, hiçbir şeyi rastlantıya bırakmıyor. Kendine güveni tam. Ama yine de beklemeyi, düşmanı yorgun düşürmeyi, kendine kalan zamanı kullanmayı iyi bilen bir lider. 

Mustafa Kemal, beklemesini bilir, hiçbir şeyi tesadüfe bırakmaz. Başarısının belirgin üç nedeni var: sezgi, tedbirli olma ve inceleme.


(1923´ten 1938'e)

Aylarca çok satanlar listesinden kalan 20. Yüzyılın En Büyük Lideri Mustafa Kemal'in devamı niteliğinde olan İlker Başbuğ'un hazırladığı bu kitapta Mustafa Kemal Atatürk'ün Cumhuriyet'in ilanından ölümüne kadarki yaşamına yansıyan liderlik dersleri yer alıyor.

Atatürk ise bu konuda şöyle diyor:

"Benim Türk milleti için yapmak istediklerim ve başarmaya çalıştıklarım ortadadır. Benden sonra beni benimsemek isteyenler, bu temel eksen üzerinde akıl ve ilmin rehberliğini kabul ederlerse, manevi mirasçılarım olurlar."

Sonun Geldi Sevgilim


Hayalini bile kuramayacağın güzellikte bir kadınla evleniyorsun. Çok geçmeden bütün ülkeye rezil rüsva oluyorsun. Herkes kendinden emin: Tek suçlu sensin! Annen, baban, ablaların... Bakkal, komşu, arkadaşların...

Hatta Polis! Haklı ya da haksız olman mühim değil, Türkiye'nin seni affetmeye hiç niyeti yok! Tek şansın var: Unutulmak! Yapılan araştırmalara göre ihtiyacın olan yalnızca 17 gün. Yoksa 22 miydi? 

Devrim lanetli bir medyatik. Şehrin kenarlarında yalnız bir hayat sürüyor. Gezegendeki en şanssız erkek olduğuna inanıyor. Bir gün son kararını veriyor: Yeter! Tam intihar edecekken, evinde televizyon olmayan son güzel kadına rastlayıp âşık olacak. Kaçtığı kameralara mafyanın kurşunları da eklenecek böylece. Gerçek belalarla tanışma fırsatını bu sayede yakalayacak Devrim. Bakalım fırsatı değerlendirebilecek mi? 
(Tanıtım Bülteninden)

25 Haziran 2014

Kazım Koyuncu'yu Anıyoruz



Kazım Koyuncu aramızdan ayrılalı dokuz yıl oldu, unutmuyoruz, saygıyla, sevgiyle anıyoruz!

24 Haziran 2014

Duyarlı Olalım Lütfen


 Sevgili dostlarım,  atlar uzun saatler boyunca aç, susuz bırakılıyorlar. Ölüme mahkum ediliyorlar. Yaz-kış demeden çalıştırılıyorlar. Faytona binmeyelim, duyarsızlığa ortak olmayalım!

23 Haziran 2014

Uçuşta


Ketum kabin memuru Bianca, milyarder otel sahibi James Cavendish'i gördüğünde zor kazanmış olduğu bütün soğukkanlılığını kaybeder. İlk karşılaşmalarından sonra 7 cm topuklu ayakkabıyla on bin metre yükseklikte bir tepsi şampanyayı rahatça taşıyabilen bir kız için şaşırtıcı bir şekilde dizlerinin bağının çözülmüş olduğunu fark eder. Genelde sakin olan Bianca, onun turkuaz gözlerine bakmaktan kendini alamaz. O gözlerde direnmenin imkânsız olduğu bir meydan okuma, bir vaat var. Oysa o, "hayır" demeye ve bunu gerçekten kastetmeye alışık bir kız.

Bianca, birinci sınıfta görevli bir kabin memuru olarak süper modeller ve film yıldızlarıyla ilgilenmeye alışık ama James Cavendish yakışıklılığıyla hepsini gölgede bırakıyor. Bu dehşet verici adam hakkında karşı konulamaz bulduğu tek şey görünüşü olsaydı, Bianca onu görmezden gelebilirdi. Ama onun hiç olmadığı kadar aklını başından alan şey, tanıştıkları andan itibaren Bianca'nın üzerinde kurduğu hâkimiyet ve onun gözlerinden okuduğu zevk ile acı vaadi. 

Kızım ve Ben


Merhaba sevgili dostlarım, nasılsınız? Dilerim çok çok iyisinizdir. Ben de çok iyiyim. Ne de olsa bir yanımda annem bir yanımda Misi'm var! Bugün öğleden sonra veteriner hekim Halil Bey eve geldi, kızıma karma aşı yaptı. Misi'yi sevdi, çok hoşuma gitti. Ama Misi beni çok şaşırttı, önceleri aşı olurken gıkı çıkmayan kedişim itiraz etti. Aşıyı oldu ama itirazla! Sonra da doktorun yanına gidip çantasını kokladı, benim kızlarım pek bi alemler doğrusu. Cimcime de Bülent beyin bacaklarının arasında dolaşırdı. Misicik, Perşembe günü de kuduz aşısı olacak. Çünkü aile dostumuz, Misi'nin doktoru Bülent Bey deniz otobüsüne binerken görevlilerin özellikle kuduz aşısı isteyeceklerini belirtti. Halil Bey de iyi bir veteriner hekim, aynı gün iki viral aşı yapmamanın daha iyi olacağını söyledi. Bana güven verdi. Eşi de meslektaşıymış. Hayırlısıyla Cuma günü de yola çıkacağız, İstanbul'a geleceğiz! On beş gün kadar kalıp tatile gideceğiz! Bizde şimdilik durum bu! Yeniden görüşünceye dek dostça kalın!

Belalı Düğün


Abby Abernathy beklenmedik bir şekilde Bayan Maddox olmuştu. Abby ve Travis'in bir anda ortadan kaybolarak, Vegas'ta evlenmeleri hakkındaki her şey bir sırdı… 

Şimdiye kadar Abby neden Travis'e bir anda evlenme teklif etmişti? Düğünden önce neler yaşanmıştı? Bütün bunları başka kim biliyordu? Ve en önemlisi Travis ve Abby için gerçekten bir mutlu son var mıydı? Tatlı Bela ve Ayaklı Bela hayranlarının tüm soruları bu kitapta cevaplanıyor!
(Tanıtım Bülteninden)

Lavanta Kokulu Sabahlar


Yıllar önce zamansız sonlanan bir sevda. Sırların ortasında filizlenen yeni bir aşk. Geçmişte ve bugün, her şey aşk uğruna…

Jocelyn Minton, iki dünya arasında kalmış bir kadındır. Varlıklı bir aileden gelen annesinin ölümünden sonra, tamircilikle uğraşan babasının hayatında bir yabancı gibi kalmıştır. Yeni hayatındaki tek tesellisi, kendisinden altmış yaş büyük Edilean Harcourt'un dostluğudur…

Bayan Edi'nin ölümünün ardından Jocelyn, onu herkesten iyi anlayan dostunun bütün mal varlığını kendisine bıraktığını öğrenir. Buna on sekizinci yüzyıldan kalma bir malikâne ve 1941 yılında başlamış gizemli bir aşkın ipuçlarını veren bir mektup da dâhildir. Malikânenin ve gizemin peşinden küçük Edilean kasabasına giden genç kadın, çekici, kibar bir avukat olan Ramsey McDowell'la ve en az onun kadar yakışıklı, gizem dolu bahçıvan kuzeni Luke Connor'la tanışır.

Joce, yerleştiği bu küçük kasabada bir yandan Bayan Edi'nin hayatı ve kendi ailesinin tarihiyle ilgili sırları keşfederken bir yandan da gerçek aşkın ne olduğunu sorgulayarak içine düştüğü aşk üçgeninden çıkmaya çalışacaktır.

"Geçmiş ve bugün arasında gezinen Edilean serisinin ilk kitabı Lavanta Kokulu Sabahlar, kaçırdıklarınızın farkına varmak için tekrar tekrar okumak isteyeceğiniz kitaplardan. Deveraux'nun dönüşü muhteşem olmuş." 
-The Romance Reader-

"Hikâye ustası Deveraux, tatlı ve çekici karakterlerini, biri geçmişte, biri günümüzde geçen iki aşk macerasında buluşturarak en keyifli ve eğlenceli masalını yaratmış." 
-Booklist-

"Şaşırtmacalarla dolu, muhteşem bir aile dramı…" 
-The Best Reviews- 
(Tanıtım Bülteninden)

22 Haziran 2014

Çözüm Var Sorun Yok


"Beni, bana anlatan bir kitap. Her bölümün ayrı bir kahramanı var ama ben her bölümde başka bir ben buldum.

Hayatın içinden, samimi...

Önerileri, uygulama teknikleri ile baş ucu kitabı.

Alimle arifin buluştuğu yer."
Fatma SALAN - Edebiyat Öğretmeni

Bibliyoterapi bireyin kendi yaşadığı sorunla okuduğu kitaptaki kahramanın sorunuyla özdeşim kurması, olayı içselleştirmesi, farklı bakış açıları sunması ve çözümle ilgili farkındalık kazanması için kullanılan bir terapi tekniğidir.

Bu teknik; kişiye ayna tutmaktadır. Kişi kendini ve sorununu hikâyede görmektir. Kendisine dışarıdan bakan biri olarak, kendini ve sorununu daha kolay algılayıp, çözümleri içselleştirerek, gerekli adımı atmaktadır. Bu teknikle birlikte çözüm için atılması gereken adımları daha kolay atmaktadır.

Bu kitap kimlere yöneliktir?

Bu kitap özellikle psikolojik danışman olarak görev yapanlar için yardımcı, 
Psikolojik destek gören, danışmanlık hizmeti alanlar için ek bir destek süreci ve takviye,

Çeşitli sorunlar yaşayan ama herhangi bir psikolojik destek alamayan kişiler için kısa süreli bir terapi hizmeti sunmak için okuyuculara yönelik hazırlanmıştır.
(Tanıtım Bülteninden)

Miniş Pizza


Merhaba sevgili dostlarım! Bugün çok sevdiğim iş arkadaşım Fatmanur ile kızı Ezgi bize çaya geldiler. Sohbet ettik, çayımızı içtik. Çok keyifli zaman geçirdik. Sonra kızıyla gittiler. Ben de biraz bakım yaptım kendime. Daha sonra da miniş pizza tarifini sizlerle paylaşmaya karar verdim. Uzunca bir süredir yapmıyordum, ne yapsak diye düşünürken aklıma geldi. Veee yaptım. Tarifini yıllar önce sizlerle paylaşmıştım. Şimdi okumayanlarınız olabilir diye yeniden  paylaşmaya karar verdim, iyi ettim mi? ;))
Tarife geçiyorum!

Malzemeler:

2 yumurta

1 su bardağı su-süt karışımı (ılık)

1 çay bardağı sıvıyağ

½ çay bardağı toz şeker

Tuz

1 paket kuru maya (Dr. Oetker)

Aldığı kadar un (ben, 5 su bard. un koydum, tam geldi)

İçi ve Üstü İçin

200gr dil veya beyaz peynir (ben taze kaşar kullandım)

Sosis

Domates

Maydanoz

Zeytin
Mantar, vs.

Yapılışı:

 Unu eleyin, ortasını havuz gibi açın. Ilık sütte mayayı ve şekeri eriterek 10 dk. bekletip unu ortasına dökün. Sıvıyağ, yumurta ve tuz koyup ele yapışmayan bir hamur yapın. Hamurdan yumurta büyüklüğünde parçalar kopartın. Yuvarlak pizza yaparken hamuru avcunuzda yuvarlayıp top şekli verin, tepsiye koyun. Baş ve işaret parmağınızı birleştirip tam ortasına bastırın ve istediğiniz iç malzemeyi koyun.
 İç koyup iki ucunu karşılıklı olarak sıkıp kenarlarını kaldırın. Tepsiye dizin. Kenarlarına yumurta sarısı sürüp önceden ısıtılmış 180 C fırında hiç bekletmeden pişirin.


Not: Bekletirsek hamur kabarıp pizzaların  büyüyeceği belirtiliyor. Hiç bekletmeyip pişirince puf puf oluyor zaten.
Sevgiyle kalın dostlarım!




21 Haziran 2014

Cafe Fernando



Dünyaca ünlü, ödüllü yemek blogu Cafe Fernando'nun yazarı Cenk Sönmezsoy'un yıllardır beklenen kitabı çıktı!

"Cafe Fernando - Bir pasta yaptım, yanağını dayar uyursun", Cenk Sönmezsoy'un öğrenciyken yurt mutfağında yaptığı domatesli makarnadan Dolce & Gabbana'ya özel tasarladığı Brownie Dantel Giyer'e kadar uzanan bir yemek hikâyesi. 

Sönmezsoy, yaptıklarıyla kısa sürede uluslararası başarı kazanır. New York Times ve Washington Post'ta çıkan haberleri, tarifleri ve fotoğraflarıyla yemek ekine kapak olduğu San Francisco Chronicle makalesi takip eder. Derken blogu Cafe Fernando, Times Gazetesi tarafından "Dünyanın En İyi 50 Yemek Blogu"ndan biri olarak gösterilir. 

Bu başarıyı, Amerikan yemek dergisi Saveur'ün düzenlediği blog ödüllerinde üç sene arka arkaya 40.000 blog arasından sıyrılarak kazandığı "En İyi Seyahat Blogu", efsane restoran Chez Panisse hakkında yazdığı yazısıyla "En İyi Yemek Yazısı" ve Dolce & Gabbana için tasarladığı brownie'yle "En İyi Özgün Tatlı Tarifi" ödülleri takip eder.

Dünyanın farklı ülkelerinde 250 binden fazla okuru olan Cafe Fernando blogunun yazarı ve fotoğrafçısı Cenk Sönmezsoy, kitabı için 4 yıldan uzun bir süre çalıştı. Tariflerin hepsi sayısız deneme sonucunda geliştirildi ve farklı mutfak deneyimlerine sahip bir grup gönüllü tarafından denendi. Kitap, iletilen yorumlar ışığında şekillenen kurabiye, kek, pasta, tart, ekmek, dondurma ve reçel gibi 100'ü aşkın tatlı ve hamurişi tarifinden oluşuyor. 

Deneyenlerin kafalarında en ufak bir soru işareti olmadan ilerleyebilmeleri ve fotoğraflarda gördükleriyle birebir aynı sonucu almaları için tüm püf noktalarıyla anlatılan tariflere, kimi zaman ortaya çıkış hikayelerinin anlatıldığı, kimi zaman da kendi damak tadınıza göre nasıl şekillendirebileceğinizi anlatan yazılar eşlik ediyor.

"Kek kalıbı alırken nelere dikkat etmek gerekir?", "Hangi tart hamuru için hangi kalıp uygundur?", "Keklerin düzgün kabarması için ne yapmak gerekir?", "2 kilo elma, kendisi 1 küsur kilo olan keke nasıl sığar?", "Alelade görünen bir pastayı 10 dakikada Paris'teki bir pastanenin vitrininden fırlamış hale nasıl getirirsiniz? Getirdikten sonra kesmeye nasıl kıyarsınız? Haydi kıydınız; jilet gibi kesilmiş dilimler nasıl elde edersiniz?" gibi soruların yanıtları ve çok daha fazlasını bulacağınız kitapta, 250'ye yakın fotoğraf bulunuyor. Ayrıca tariflerde kullanılan ölçülerin, malzemelerin, tekniklerin ve ekipmanın derinlemesine incelendiği bölümler de yer alıyor.
(Tanıtım Bülteninden)

Mutlu İnsanlar Kitap Okur ve Kahve İçerler


Diane kocasını ve kızını ansızın bir araba kazasında kaybetmişti. Ruhu buz tutsa da kalbi atmaya devam ediyordu ama. İnatla. Acı vererek. Gereksiz yere… 

Hatıraların arasında kaybolan Diane için artık hayat belirsizdi. Belki de kendi kendini sürgün ettiği İrlanda topraklarına ayak basmasıyla tünelin sonundaki ışığı görebilecekti. Her şeyini kaybeden ve hayata devam etmekten başka hiçbir seçeneği olmayan bu genç kadının bazen dramatik bazen eğlenceli yolculuğuna kayıtsız kalamayacaksınız.

"Bu kitap iyi bir espressonun aromasına sahip." L'Express
(Tanıtım Bülteninden)

Aşk Affetmez


Temple, hatırlamadığı bir gecenin ardından 'Katil Dük' diye anılmaya başlamıştır. Bunun nedeni Temple'ın, babasının dördüncü eşi Mara Lowe'u öldürmesidir. O gece yüzünden bütün hayatı değişen Temple, artık yenilmez bir dövüşçüdür. Fakat o esrarlı gece, sadece Temple'ın hayatını değiştirmemiştir. Bir gün, o gecenin sırlarıyla ve kanlı canlı haliyle, Mara Lowe karşısına çıkar. Gözlerini intikam hırsı bürümüş olan Temple, eski hayatına kavuşabilecek midir? 
(Tanıtım Bülteninden)

Yaz


Onu gördüm ve yaz geldi. 

Sanki kapı çalınıp çocukluk arkadaşınız yıllar sonra tekrar çıkagelmiş gibi… Unuttuğunuz bir anıyı bulmak gibi…

Çok eskide kalmış, yıllar sonra yeniden duyduğunuz anda geçmiş bir zamanı size taşıyan bir şarkı gibi… 

Dağ yollarında kaybolduktan sonra birdenbire, bir dönemeçte denizle karşılaşmak gibi…

Yaz… bitmesini hiç istemediğim eşsiz anlar ve hiçbir şeyin, hiç kimsenin sonsuza dek benimle kalmayacağını anladığım ayrılıklar mevsimi…

İlk kitabıyla edebiyatımıza benzersiz bir giriş yapan ve yıllar yılı insan yüreğinin, özlemin, aşkın, geçmişi geleceğe bağlayan o narin bağların izini süren Kürşat Başar, 11 yıl aradan sonra kaleme aldığı yeni romanı Yaz'la okurlarıyla buluşuyor. 

Yakın tarihimizin kritik bir döneminde dünyaya gelen, birbiri ardına yaşadığı kayıplara rağmen hayata tutunan bir gencin büyüme serüvenini, yüzleşmelerini ve bir yaz mevsimi yaşadığı sarsıcı aşkı, arka plana hızla yitip giden İstanbul'u yerleştirerek anlatıyor. 

Bir karşılaşmayla değişen hayatın, küçük bir rastlantıyla uyanan arzuların, birdenbire gittiğiniz yolu değiştiriveren olayların ve her şartta, her yerde insana devam etme, hatta yeniden, yeniden başlama gücü veren o ele gelmez sırrın peşine takılarak...
(Tanıtım Bülteninden)