15 Ocak 2014
Mutluluğun Öteki Yüzü
Gerçek mutluluk nedir, nerededir? Peki, onu bulmak için ne kadar ileri gidebilirsiniz?
Ella Beene için mutluluk eşi Joe ve Joenun önceki evliliğinden olan iki küçük çocuğuyla kurduğu mutlu yuva demektir. Ancak bir yaz sabahı Joeyu onlardan sonsuza dek koparan acımasız dalga, sadece onu değil sırlarını da beraberinde götürür. Üç yıl boyunca çocuklara kendi öz evlatlarıymışçasına bağlanan Ellanın hayatı, cenaze töreninde çocukların biyolojik anneleri Paigein ortaya çıkmasıyla da tamamen altüst olur.
Joeyla evlilikleri boyunca Paigein Joeyu ve çocukları terk edip gittiğini ve ortadan kaybolduğunu sanan Ellanın kalbinde tarifsiz bir acı, elindeyse çözülmesi gereken yepyeni bir bulmaca vardır artık. Bir yandan canından çok sevdiği çocukları için Paige ile velayet savaşı verirken, diğer yandan Joenun ona miras bıraktığı diğer şeyin, yani hiç açılmamış mektupların içinde pusuda bekleyen sırların ardındaki gerçeği öğrenmek zorundadır. Ella, kalp ağrıları ve gözyaşlarıyla dolu bu yolculukta her şeye rağmen umut etmeyi bir kez daha hatırlayacaktır.
Seré Prince Halversonın duygu yüklü kaleminden dökülen Mutluluğun Öteki Yüzü, herkesi derinden etkileyecek, yüreklerinize kazınacak türden bir roman.
Yağmur Sonrası
II. Dünya Savaşının tam ortasında yaşanan yasak aşk ve işlenen korkunç bir cinayet...
Umut tükenmiş gibi görünse de ikinci şans her zaman vardır... Ya yoksa?
Anne Calloway ne kadar çabalasa da yetmiş yıldır peşinden gelen anıları bir türlü aklından silemiyordur. Bora Bora Adasından adına gelen gizemli bir mektup ise adeta kapanan yarasını yeniden açar.
1942 yazında, II. Dünya Savaşının en hararetli zamanında Bora Bora Adasında görev almak için orduya hemşire olarak katılan Anne, genç, güzel ve nişanlı bir kadındır. Ancak orada hiç hesap etmediği bir durumla karşılaşır. Aşk… Kalbini tutkuyla dolduran, yakışıklı asker Westry Greene karşı koyamaz. Kısa sürede aşkları, adadaki amber çiçekleri gibi filizlenirken, sazdan çatısı olan bir bungalovun altında gizli bir dünyayı paylaşırlar. Ta ki bir gece tüyler ürperten bir cinayete şahit olana kadar... Savaş rüzgârıyla ayrı yerlere savrulan çift, bir daha asla bir araya gelemez. Peki Anne, onca sene sonra çıkagelen bu mektubun izinden gidip taşıdığı vicdan azabını sonlandırabilecek midir?
Ya siz, araya zaman, mekân, kişiler girse de gerçek aşkın peşinden gitmeye cesaret edebilir misiniz?
Mart Menekşeleri ile gönüllere taht kuran Sarah Jiodan muhteşem bir başyapıt... Yağmur Sonrası ile tutkunun zaman tanımayan öyküsünü okurken, gözyaşlarınıza hâkim olamayacaksınız.
"II. Dünya Savaşında Pasifikin tam ortasında kalan, yürek burkan muhteşem bir aşk hikâyesi."
Kristin Hannah
12 Ocak 2014
Ne Yaptım Ben Sana?
"Deli misin Mark? Bu yüzden mi böylesin? Deli misin sen? Deli olduğunu biliyor musun, yoksa olmadığını mı düşünüyorsun? Seni yöneten delilik olmalı. Bana o ağza alınamayacak şeyleri hastalıklı ve zalim ruhun yüzünden yapıyor olmalısın. Peki bunun sebebi ne Mark? Sana da başka biri mi kötü şeyler yaptı? Bu fikirlerin kaynağı ne? Davranışların sana neşe mi veriyor üzüntü mü? Bana üzüntü veriyor Mark, bana üzüntü veriyor.
Beni aldın ve geriye eskiden içinde bir insanı barındıran bu kabuk kalana kadar, yıllar boyunca yavaş yavaş parçalara böldün. O kabuğun içinde ben vardım ama ben gittim, geriye yalnızca kılıf kaldı. Ben gittim ve bunu bana sen yaptın. Neden ben Mark? Neden beni seçtin? Benim yapacağım çok şey vardı, verecek çok şeyim vardı. Benim bir hayatım vardı…"
"Paramparça olmuş hayatını yeniden kurmaya çalışan bir kadının verdiği mücadele… hem çok sürükleyici hem de yürek sızlatıyor… harika yazılmış." Closer
(Tanıtım Bülteninden)
7 Ocak 2014
Patatesli-Peynirli Börek
Sevgili dostlarım merhaba, nasılsınız? Ben iyiyim, dün annem İstanbul'a döndü. Haftaya Salı günü yanıma gelecek o zaman daha iyi olacağım! Blogta yine üst üste kitap tanıtımı yaptığımı fark ettim. Bu yüzden Güldal ablamın yaptığı böreği hatırlatmak amaçlı yeniden yayımlıyorum. Yani şu anda bende yeni bir tarif yok. Yeni bir tarif uygular ugulamaz blogta siz dostlarımla paylaşacağım.
Malzemeler:
4 haşlanmış patates
½ su bardağı beyaz peynir rendelenmiş
½ su bardağı kaşar peyniri
Arzuya göre pul biber ve karabiber
3 tane yufka
1 su bard. süt
1 yumurta
½ çay bardağı ay çiçek yağı
1 ya da 2 çorba kaşığı ay çiçeği yağı
1 çay bardağı su
Çöre otu
Yapılışı:
1- Patatesler ezilir, kaşar ve beyaz peynir karabiber, pul
biber karıştırılır, iç hazır hale getirilir.
2- Ayrı bir kasede suyla ay çiçek yağı çırpılır. Yufkanın
bir tanesi yayılır, yağlı ve sulu (1 ya da 2 çorba kaşığı ay çiçeği yağı, 1 çay bardağı su) karışım sürülür, üzerine ikinci yufka konur, yine ıslatılır, üçüncü yufka
konur, ıslatılır.
Yeniden görüşünceye dek dostça kalın!
3- En sonunda yufkalar
16 eşit parçaya bölünür. Patatesli karışım geniş kısımlara yayılır, sigara
böreği gibi sarılır.
4-Sonra börekler yumurtalı,
sütlü, ay çiçek yağına batırılıp çıkarılır.
5- Yağlı kağıt konulmuş fırın tepsisine dizilir. Üstüne çöre otu
serpilir. 180 C de üstleri kızarana dek pişirilir.
Yeniden görüşünceye dek dostça kalın!
Cennetin Rengi
Sophie Duncan herkesin hayalini kurduğu bir hayatı yaşıyordur. Başarılı olduğu bir işi, mutlu bir yuvası ve bu yuvayı neşesiyle taçlandıran bir de iki yaşında kızı vardır. Ancak bir gün aldığı bir haberle tüm dünyası altüst olur. O zamana kadar yaşadığı hayatın bir yalandan ibaret olduğunu anlayan Sophie, artık kaderini karşılama vaktinin geldiğinin farkındadır. Yok saydığı annesiyle yüzleşerek geçmişindeki sırların kilidini açacaktır. Ve öyle bir an gelecektir ki gerçekten yaşamakla sevmenin ne demek olduğunu doğaüstü bir olayla keşfedecektir.
Cennetin Rengi her zaman umut vardır dedirten muhteşem bir hikâye. Aşkın gücünü, kendini yeniden keşfetmeyi, kalp kırıklığını ve iyileşmeyi anlatan bu romanı okurken, sayfaların akıp gittiğini anlayamayacaksınız. "Bu kitap tam anlamıyla yürek burkuyor." Romantic Times
(Tanıtım Bülteninden)
3 Ocak 2014
Beyoğlu'nun En Güzel Abisi
Yılbaşı gecesi işlenen bir cinayet... Tarlabaşının arka sokaklarında bulunan bir erkek cesedi. Öldürülmüş erkeklerin en yakışıklısı, belki de en kötüsü. Karanlık sırların ortaya çıkardığı utanç verici bir gerçek. Gururlarının kurbanı olmuş erkekler, onların hayatlarını yaşamak zorunda olan kadınlar. Bu cinayetler yatağında, bu kötülükler bahçesinde, bu insan eti satılan can pazarında masumiyetini korumaya çalışan bir adam. Bir zamanlar İstanbulun en gözde yeri olan Beyoğlunun hazin hikâyesi.
Karanlık... Soğuk havayla iyice ağırlaşan bir karanlık. Uzaklardan şarkılar geliyor kulağına, neşeli kadın çığlıkları, ayarını yitirmiş sarhoş naraları, biri küfrediyor belki ana avrat, belki ağlıyor biri hıçkıra hıçkıra, belki biri sessizce ölüyor bu gürültünün, bu hengâmenin ortasında. Umurunda değil. Hepsinden sıyrılmış, sadece öfke...
Nereye gittiğini bilmeden yürüyor, nefret tarafından kuşatılmış olarak. Kıskançlık denen o canavar, çelikten pençesine almış yüreğini, habire sıkıyor. "Kadınlar," diyor bir ses zihninin derinliklerinden... "Kadınlar, onlarla oynayamazsın... Oynadığını zannedersin ama bir de bakmışsın, asıl oyuncak sen olmuşsun." Hayatına giren kadınların yüzleri beliriyor sokağın zemininde. Birer birer düşüyor görüntüleri ayaklarının dibine. Hepsinin boynu bükük, hepsinin gözlerinde keder. Hepsi üzgün... Aldırmıyor, bir su birikintisiymiş gibi basıp geçiyor üzerlerinden ama yeniden düşüyor görüntüler zemine. "Kadınlar," diyor o ses yine, "Kadınlardan asla kurtulamazsın, hayaletleri hayatın boyunca seni takip eder."
(Tanıtım Bülteninden)
Sabah Uykum
Belki bir kitabın aynı sayfasında ağlamışızdır. İşte bu haberimiz olmadığı halde dünyanın en güzel karşılaşması olabilir.
Ben anlam veremiyorum yani neden bittiğine değil madem bitecekti neden bu kadar hevesli başladık? Ben ikimizdeki bu hevese anlam veremiyorum. Ne oldu bize bilmiyorum ama iyi şeyler olmadığını çok iyi biliyorum. Ya çok yanlış zamanda karşılaştık ya da hiç karşılaşmaması gereken iki insandık. Biz neydik bilmiyorum. Sevgili desem değil, aşık desem değil bildiğin rastlantıydık işte ondan öte gidemedik.
(Tanıtım Bülteninden)
Bukre
Güzellik, bakmayı bilen gözdedir sevgilim. Artık kendime layık olanı seçebiliyorum sayende. Bir insanın gözlerine bakıp, kalbini görebiliyorum her seferinde. Eskisi gibi değilim. Neden mi senden çok daha öndeyim? Herkesin dünyası kendi gördüğü kadardır sevgilim. Sen önüne bakarken, ben uzakları ezberledim. Sen olup bitenlerle ilgilenirken, ben olmayanın izindeydim.
Çivi çiviyi sökermiş, yalnızlığı kanatan hüzünlü şarkılar, yalnızlığa iyi gelirmiş. İşte ben bu şekilde hayata karşı direndim. Keşke bana akıl vereceğine, aklımı alacak kadar beni sevseydin. Ben, bir çocukluk edip büyüdüm işte! Sen büyümüşsün ama doğmamışsın bile. Ben, senin doğrundum sevgili. Ötekiler gelip geçerdi. Sen doğru olanı değil, geçerli olanı seçtin. Terk etmek kazanan olmaya yeter zannettin.
Bana, bir veba busesi bırakıp gittin; bak şimdi yerini başkaları aldı. Bu aşkın vebası sende, busesi bende kaldı. Seçtiğin yolda sana mutluluklar diliyorum. Unutmak alışmaktır. Unutursun demiyorum… Ama alışacaksın biliyorum.
(Tanıtım Bülteninden)
30 Aralık 2013
Mutlu Yıllar
Sevgili dostlarım tüm dostlarınızla mutlu, umut dolu, sağlıklı, keyifli, neşe dolu nice yıllar geçirmeniz dileğiyle!
Yeni yılınız kutlu olsun!
29 Aralık 2013
Yeni Yıl Bereketi
Sevgili dostlarım merhaba! Annem beni kırmadı, yeni yıl bereketli olsun diye aşure yaptı. Bana da bu güzel aşurenin resmini çekip tarifiyle birlikte bloga koymak düştü.Aslında tarifi daha önce de vermiştim. Ama arşivimi henüz istediğim gibi oluşturamadım. Bu nedenle tarifi bir kez daha vermek durumunda kaldım. Sömestr tatilinde blogumun üzerine düşmeyi düşünüyorum. Olmadı yazın bol bol zamanım olacak diye düşünüyorum. İşim çok (arşiv için) sabırlı olmam gerekiyor. Her neyse tarife geçiyorum dostlarım!
Malzemeler:
2 su bardağı nohut,
2 su bardağı kuru fasulye,
3 su bardağı buğday,
1 su bardağı pirinç,
1 kg toz şeker,
3 çorba kaşığı gül suyu,
25 adet kuru kayısı,
10 adet kuru incir,
½ su bardağı kuru üzüm,
1 ayva,
1 portakalın kabuğu,
Üzerini Süslemek İçin:
2 nar,
1 su bardağı ceviz veya fındık,
1 su bardağı badem
1 çorba kaşığı bal (Annemle "Mucize Lezzetler" programında izledik, Refika, aşure yaparken bal kullandı. Bal, 41 çeşit eklemek anlamına gelirmiş. Arılar çiçekten çiçeğe konuyor malum)
Yapılışı:
1- Akşamleyin ayrı ayrı tencerelerde nohut, fasulye ve buğday ıslatılır.
2-Sabah, nohutun, fasulyenin ve buğdayın ıslatma suları dökülür, yeterince su konularak ayrı ayrı haşlanır.
3-Yaklaşık bir buçuk saat sonra nohut, fasulye ve buğday suları ile birlikte aşure tenceresine konur,
kaynamaya bırakılır. Üçü birden kaynamaya başlayınca suyuna bakılır, gerekirse bir bardak kadar sıcak su konulur. Pirinç ilave edilir.
4-Kuru üzüm konur. Sayılı olarak, kesmeden incir ve kayısı konur, arada sırada karıştırılır, kaynamaya bırakılır. Yaklaşık 20 dk. sonra tane ile konulan kayısı ve incirler delikli kepçe ile çıkartılır. Bir tabağa alınır.
5- Küçük küp biçiminde doğranmış portakal kabuğu ve kabuğu soyulmuş, küçük küp doğranmış ayva aşure tenceresine eklenir. 20-25 dk. daha kaynamaya bırakılır.
Dibinin tutmaması için arada karıştırma işlemini unutulmaması gerekir.
Not: Nohutlar iyice yumuşayınca aşurenin pişmiş olduğunu anlayabiliriz.
6- Suyu, gözle görülür biçimde helmelenmiş ise toz şeker ve gül suyu ilave edilir. İyice karıştırılır, 5 dk. sonra altı kapatılır ve aşure kaselere bölüştürülür.
7- Kaselere boşaltılan aşuremiz ılındıktan sonra üzeri ceviz ya da fındık, badem, nar, ince ince kıydığımız incir ve kayısı ile süslenir.
Not: Bütün olarak aşurenin içine konulan, çıkarılan kayısı ve incirler aşurenin renginin kararmasını önler.
Afiyet Olsun!
Yeniden görüşünceye dek dostça kalın dostlarım!
Malzemeler:
2 su bardağı nohut,
2 su bardağı kuru fasulye,
3 su bardağı buğday,
1 su bardağı pirinç,
1 kg toz şeker,
3 çorba kaşığı gül suyu,
25 adet kuru kayısı,
10 adet kuru incir,
½ su bardağı kuru üzüm,
1 ayva,
1 portakalın kabuğu,
Üzerini Süslemek İçin:
2 nar,
1 su bardağı ceviz veya fındık,
1 su bardağı badem
1 çorba kaşığı bal (Annemle "Mucize Lezzetler" programında izledik, Refika, aşure yaparken bal kullandı. Bal, 41 çeşit eklemek anlamına gelirmiş. Arılar çiçekten çiçeğe konuyor malum)
Yapılışı:
1- Akşamleyin ayrı ayrı tencerelerde nohut, fasulye ve buğday ıslatılır.
2-Sabah, nohutun, fasulyenin ve buğdayın ıslatma suları dökülür, yeterince su konularak ayrı ayrı haşlanır.
3-Yaklaşık bir buçuk saat sonra nohut, fasulye ve buğday suları ile birlikte aşure tenceresine konur,
kaynamaya bırakılır. Üçü birden kaynamaya başlayınca suyuna bakılır, gerekirse bir bardak kadar sıcak su konulur. Pirinç ilave edilir.
4-Kuru üzüm konur. Sayılı olarak, kesmeden incir ve kayısı konur, arada sırada karıştırılır, kaynamaya bırakılır. Yaklaşık 20 dk. sonra tane ile konulan kayısı ve incirler delikli kepçe ile çıkartılır. Bir tabağa alınır.
5- Küçük küp biçiminde doğranmış portakal kabuğu ve kabuğu soyulmuş, küçük küp doğranmış ayva aşure tenceresine eklenir. 20-25 dk. daha kaynamaya bırakılır.
Dibinin tutmaması için arada karıştırma işlemini unutulmaması gerekir.
Not: Nohutlar iyice yumuşayınca aşurenin pişmiş olduğunu anlayabiliriz.
6- Suyu, gözle görülür biçimde helmelenmiş ise toz şeker ve gül suyu ilave edilir. İyice karıştırılır, 5 dk. sonra altı kapatılır ve aşure kaselere bölüştürülür.
7- Kaselere boşaltılan aşuremiz ılındıktan sonra üzeri ceviz ya da fındık, badem, nar, ince ince kıydığımız incir ve kayısı ile süslenir.
Not: Bütün olarak aşurenin içine konulan, çıkarılan kayısı ve incirler aşurenin renginin kararmasını önler.
Afiyet Olsun!
Yeniden görüşünceye dek dostça kalın dostlarım!
25 Aralık 2013
Büyükannemin Sandığı
İki kız kardeş, yürek parçalayan sırlar ve daha fazla gizli kalamayacak bir geçmiş…
Böyle her mevsim güzel gelecek sana İster yazın yeryüzü yeşillere bürünsün; İster şakısın kızılgerdan karların arasında, Yosun tutmuş elmanın çıplak dalı üstünde, Damlarda eriyen sazlar tüterken Güneşe karşı; ya da saçaklardan dökülürken usulca, Yalnız deli rüzgârlarda ses veren damlalar, Yahut asarken ayaz gizli marifetiyle, Suskun sarkıtlara sarıp o damlaları, Şu mahzun Aya karşı, parıl parıl sessizce.
Samuel Taylor Coleridge, Gece Yarısı Ayaz Ve sessizce geçecek yılların içinden üç kuşak kadının samimi hikâyesi. Büyük umutlara gebe topraklardan, ruhsuz şehirlerin tanıdık yalnızlığına uzanacak bir ailenin tarihi. Geçmiş bugünün aynasına yansırken küçük kızlar büyüyecek, genç kadınlar ihanet edecek ve büyükanneler pişmanlıklarıyla yüzleşecek. Büyükannemin Sandığı son sayfayı çevirdikten sonra da uzun süre sizinle kalacak…
"Baş döndürücü ve aklınızdan çıkmayacak kadar çarpıcı… Webbin maharetli ve akıcı dili sayesinde elinizden düşüremeyecek ve kitap bittikten sonra hissettiğiniz duyguları asla unutamayacaksınız."
-Booklist-
"Akıcı ve akılcı bir kitap. Okumaya ara veremeyeceksiniz."
-Historical Novels Review-
"İhanetin akıldan çıkmayacak öyküsü."
-Woman and Home-
"Sürükleyici, nefis bir dram."
-Good Housekeeping-
"Webb üç kuşak kadının keder dolu hayat yolculuğunu kalp kırıklıkları, ustalıkla çizilmiş karakterler ve kolay kolay unutulamayacak bir öyküyle anlatıyor. Son derece dokunaklı ve ilgi çekici."
-M. L. Malcolm-
(Tanıtım Bülteninden)
24 Aralık 2013
Soğuk Kahve
Sıcacık bir kahveden yükselen güzel kokular eşliğinde keyifli bir okuma vaat ediyor Soğuk Kahve.
İronik ve mizahi olduğu kadar keskin bir dil. Belki de çoğumuzun gündelik hayatında olan konuları anlatırken sizi ters köşeden bir bakış açısına yatırıp golü ustalıkla atıyor. Hınzır bir zekânın ürünü olan cümleleri sizi gülerken duygulandıracak, çoğu zamansa hayretler içinde bırakacak.
Kahraman Tazeoğlu
Batman kendi deyimiyle numune bir adam. En azından yazdıkları öyle. Kolay kolay kimseden duyamayacağınız, cesaret isteyen şeyleri açıkyüreklilikle söylüyor okura. Özellikle kadın erkek ilişkilerinin üzerindeki pembe tozu üfleyip altında yatan siyahları ve beyazları soğukkanlılıkla gösteriyor. Ne her erkek bir Romeo, ne de her kadın bir Juliet.
Ertürk Akşun
Topuklu ayakkabı mı yoksa ben mi?
Bir kadını zorlayan bir soru olabilir.
Çikolata mı ben mi? sorusu kadar olmasa da zorlar.
Sizler topuklu ayakkabısı ayaklarını vuran kadınlarsınız.
Topuklarınızın altında kâğıt mendiller var.
Bazılarınızın gözyaşlarını silen mendiller işte, yabancı değiller.
O mendiller hep canınızın yandığı yerlerde...
Çok adisiniz pembe rujlar, çekici kılıyorsunuz dudakları.
18 Aralık 2013
Herkes Beğendi
Sevgili dostlarım merhaba! Bugünkü yemeğin bir öyküsü var. Aslında her yemeğin bir öyküsü var.
Uzun yıllar önce babam kalp krizi geçirmiş, evde dinleniyordu. Ben de evdeydim, sömestr tatiliydi sanıyorum.
Ünlü sanatçı Can Etili bir gündüz programına katılmış, bu yemeğin tarifini vermişti. Herkes bu yemeği beğendiği için yemeğin adı da herkes beğendi olmuş. Özetle tarif Can Etili'den. Ama adını biz mi koyduk yoksa adını mı koruduk o kadarından emin değilim. Çok pratik bir tarif. Babamla ben, annem eve gelince yemeği tarif ettik, annem de denedi.
Biz ailece bu yemeği çok sevdik.
2 kişi için yarım kilo ıspanak kullanılabilir. Ispanak soğanla kavruluyor, tuz arzu edilirse pul biber ekleniyor.
Daha sonra bildiğimiz klasik köfte yapılıyor, simit köfte (halka) haline getirilip ıspanağın üzerine yerleştiriliyor. Kaç tane köfte varsa her birinin içine birer tane yumurta kırılıyor. Orta dereceli fırında 20-25 dk. yani yumurtalar olana dek pişiriliyor. Zaten yumurtalar pişince köfteler de pişmiş oluyor.
Afiyetle yeniyor!
Yeniden görüşünceye dek sevgiyle kalın!
16 Aralık 2013
Ispanaklı Muffin
Sevgili dostlarım, merhaba! Keyfimin yerinde olduğunu belirtmek isterim. Siz nasılsınız?Sizin keyfinizin de yerinde olduğunu umut ediyorum!
Veee çok pratik bir tarifi sizlerle paylaşmak istiyorum. Hem pratik hem leziz! Annem tadına baktı ve beğendi!
Annem beğendiyse emin olun sizler de beğenirsiniz! Bu tarif Turkcell hanımlar klübünden cep mesaj olarak geldi.
Tarife geçiyorum.
Malzemeler
2 yumurta
1 çay bardağı sıvı yağ
1 çay bardağı süt
4 çay bardağı un
Kabartma tozu
1 tatlı kaşığı tuz
200 gr doğranmış ıspanak
Yapılışı:
2 yumurtayı mikserle beyazlaşıp köpürene kadar çırpın. İçine yağı, sütü, unu, kabartma tozunu, tuzu ekleyip biraz daha karıştırın. Ispanağı ekleyip hamuru muffin kalıpların yarısına gelecek kadar boşaltarak 180 C fırında pişirin. Sıcak olarak servis edebilirsiniz.
Afiyet olsun!
Yeniden görüşünceye sevgiyle, dostça kalın!
13 Aralık 2013
Aşk Adında Hayat
Gerçek aşkı bulmak mı, yoksa ondan kaçmak mı daha kolay?
Teeny Templeton, sonunda kaderin ona da güldüğünü düşünmektedir. Evlenecektir, kendi düğün pastasını kendisi yapacaktır ve o sıkıntılı geçmişini ardında bırakacaktır. Ta ki nişanlısını kendi evlerinin şeftali bahçesinde iki kadınla yakalayana kadar… Hem de çırılçıplak bir haldelerken...
Bu skandalın ardından düğünleri iptal olur. Ne var ki Teenynin başına gelenler bununla sınırlı kalmayacaktır. Nişanlısı bu olaydan birkaç gün sonra ölü bulunur ve herkes Teenynin suçlu olduğunu düşünür.
Tek umudu, artık başarılı bir avukat olan ilk aşkı Coop OMalleydir. Ancak onunla yüzleşmek demek, geçmişle de yüzleşmek anlamına gelmektedir. Peki, Teeny başına gelenlere rağmen kalbinin sesini dinleyip karşısındaki bu adama yeniden güvenebilecek midir?
Sıkıntıların bir şekilde güzelliklere yol verdiğini gösteren Aşk Adında Hayat, eğlenceli dili, müthiş kurgusuyla kalbinizi fethedecek.
Mart Menekşeleri
Bir kadının yüreği sırlarla dolu bir denizdir...
Gerçek aşkı yaşadığına inanan ünlü yazar Emily Wilson, kocasının başka bir kadını ona tercih ettiğini öğrenince, hayal kırıklığına uğrar. Tüm bu olanlara rağmen yine de tek bir damla gözyaşı dökmez.
Büyük yengesi Bee, Mart ayını Bainbridge Adasında geçirmesi için onu davet eder. Emily ruhunda açılan yaraların iyileşmesi umuduyla, bu teklifi kabul eder.
Adanın mistik havasıyla huzuru yakalamaya çalışan Emily, 1943 yılında yazılmış kırmızı kadife kaplı bir günlük bulur. Bu günlük onu geçmişin tozlu sayfalarına hapsolan gerçek bir aşk hikâyesine ve altmış yıllık bir aile sırrına götürecektir...
Umudun, hüznün ve pişmanlığın bir arada işlendiği büyüleyici bir roman… İlk kitabı Mart Menekşeleri ile Library Journal En İyi Kitap Ödülüne layık görülen Sarah Jio, insan kalbinin, ne kadar hatalı olursa olsun sevdiklerimizi her zaman affedeceğini eşsiz bir dille anlatıyor.
"Aşk, tarih ve gizem… Daha ne olsun? Mart Menekşeleri, geçmişimizin er ya da geç sürprizlerle karşımıza çıkacağını hatırlatan muhteşem bir roman."
Jodi Picoult
"Tarih, gizem ve aşkın mükemmel bir karışımı… Bu romanı elinizden düşüremeyeceksiniz."
Library Journal
6 Aralık 2013
Yeni Yıl Etkinliği
Merhaba sevgili dostlarım, nasılsınız? Dilerim iyisinizdir. Ben de iyiyim, dün annem geldi, keyfim fazlasıyla yerinde!
Dostlarım, ben yeni yıl ile ilgili olarak bir etkinlik düzenlemek istedim. Nasıl mı? Bizlere yeni yılda gelen hediyeleri bloglarımızda paylaşalım diyorum. Yani çok özel olmayan, paylaşmayı uygun bulduğunuz hediyeleri paylaşalım! Dilerseniz etkinlik resmini kaydedin, blogunuzda paylaşın. Paylaşımlarınızı benimle de paylaşırsanız çok mutlu olurum!
Yeniden buluşuncaya dek sevgiyle kalın!
3 Aralık 2013
108
Sevgili dostlarım merhaba! Aslında 100. yazımla blog yaşamımda dalya demiş oldum ama 108. yazı benim için rekor oldu! Neden mi? 2008'de 92, 2009'da da 103 yazı yayımlamışım ama karamsarlıkla, mutsuzlukla, umutsuzlukla, diplerde dolaşarak yazmışım. Bu senenin ayrıcalığı nedir? Sorunsuz,dertsiz, umutlu, keyifli ruh hali ile yazdım yazılarımı. Bu nedenle çok mutluyum!
Siz dostlarımla birlikte nice keyif dolu, umutlu, keyifli paylaşımlara! Yeniden görüşünceye dek sevgiyle kalın!
2 Aralık 2013
Deniz Feneri Yolu
Her kadının bir hikâyesi vardır...
Sevgili Okur.
Henüz beni tanımıyorsun. Fakat bu durum birazdan değişecek çünkü seni evime, yaşadığım yere davet ediyor; ailem, arkadaşlarım ve komşularımla tanışmanı istiyorum. Gel hadi, hikâyelerimizi öğren, hatta belki sırlarımızı da...
Yolunuzun kesiştiği her insanın az veya çok hayatınıza bir şey kattığı gerçeğini bilirsiniz. İnsan ilişkileri üzerine özellikle eğilen, hayatın içinden seçtiği olaylardan yola çıkarak yazdığı romanlarıyla geniş kitlelerin beğenisini kazanan Debbie Macomber, bu kez yeni karakterlerin birbirilerine geçmiş hikâyeleriyle karşınıza çıkıyor. Hiç bilmediğiniz ama tanımaktan büyük keyif alacağınız bu insanların yaşamlarına dahil olurken kimi zaman sevinecek, kimi zaman üzülecek, şaşırtıcı olaylara tanık olurken çoğu zaman heyecanlanacaksınız.
"Debbie Macomberın, büyüleyici kalemiyle duyguları harekete geçirme konusunda özel bir yeteneği var. Cedar Cove serisi bunu bir kez daha doğruluyor."
-Publishers Weekly-
"Debbie Macomberın yeni serisi Cedar Cove için harikulade bir başlangıç. Serinin ilk kitabı Deniz Feneri Yolunda karşınıza çıkan karakterlerle dost olmaya, kendinizi onlardan biri gibi hissetmeye hazır olun."
-Reader to Reader-
"Gerçek hayattan esinlenerek yazdığı romanlarıyla tanınan Macomber, etkileyici karakterlerden oluşan yeni serisi Cedar Coveda insan ilişkilerinde yaşanabilecek her tür sorunu aşk, umut ve hoşgörüyle buluştururken okuru adeta büyülüyor."
-Booklist-
(Tanıtım Bülteninden)
1 Aralık 2013
Minik Canlar
Sevgili dostlarım, minik köpecik öyle mahzun bakıyor ki içim parçalanıyor, ne olur bir heves aldığımız minik canları terk etmeyelim! Bakamayacaksak almayalım, aldıysak ta sorumluluğumuzu bilelim! Onların da ruh sağlıkları var, lütfen sağlıklarından, ömürlerinden çalmayalım!
29 Kasım 2013
Şans Bilekliği
Rüzgarla Gelenin yazarından yüreklerde iz bırakacak yepyeni bir hikâye...
Bu sıcacık, eğlenceli ve içtenlikle anlatılmış öyküde eski yaşamını tamamen bir kenara bırakan ve ilk kez kendini keşfetmeye çalışan unutulmaz bir kadın bulacaksınız.
Uzun zamandır obeziteyle mücadele eden Stevie Barrett, neredeyse hayatını kurtaracak bir operasyon geçirmek üzere, tekerlekli sandalye eşliğinde ameliyathaneye götürülür. Operasyonun ardından hırıldamadan yürümeyi başarabilen, kendi kendini iyileştirmek için bir bahçe yetiştiren ve tahtadan muhteşem sandalyeler yaparak onları boyayan yepyeni bir Stevie doğar.
Fakat hayatında değişen onca şeye rağmen, aynı kalan ufak birkaç detay vardır. Stevienin utangaçlığı, yakasını bırakmaya pek niyetli değildir. Bu nedenle, yakışıklı komşusuna duyduğu ilgiyi gizlemek zorundadır. İşler tıpkı onu küçük bir kızken yanına alan ailesinde olduğu gibi, çalışmakta olduğu hukuk bürosunda da yolunda gitmemektedir. Üstelik bir zamanlar en iyi arkadaşı olan kişi, verdiği kilolar yüzünden kendisine farklı davranmaya başlamıştır.
Stevienin yeni hayatında karşılaştığı en zorlu mücadele kendisini tanımayı öğrenmek olacaktır. Kendisinin aslında kim olduğu, kim olmak istediği ve eski Stevienin bu günlere nasıl geldiği hakkında şaşırtıcı cevaplarla karşılaşmaya başlayacağı bu içten ve eğlenceli yolculuk sizleri bekliyor.
"Sayfaları yeni edindiğim arkadaşlarımla vakit geçirir gibi çevirdim."
-One Book at a Time-
"Kitap hakkında yazılanlar, hatta yazarın kendi betimlemeleri bile, bir kitabın nasıl aynı anda hem hayat dolu ve eğlenceli, hem de ürkütücü olabileceğini açıklamakta yetersiz kalıyor."
-Publishers Weekly-
"Şans Bilekliği, yürek burkan şizofreni gerçekliğinin yanında okuyucusuna sunduğu sevgi ve neşe ile ruhunuzu aydınlatacak."
-The Crowded Leaf-
"Hayatın birçok yönüne değinen, güçlü bir hikâye."
-Fresh Fiction-
(Tanıtım Bülteninden)
Sevgilimden Son Mektup
En azından şunu bil ki bu dünyada seni seven bir adam var.
Seni her zaman seven ve bu ona zarar verse de hep sevecek olan bir adam...
1960. Jennifer Stirling zengin kocasının servetiyle lüks bir hayat yaşamaktadır. İstediği her şeye sahip olduğunu zannetse de bir gün ondan her şeyi arkasında bırakıp kendisiyle gelmesini isteyen bir adama âşık olur. Hayatında ilk defa tutkuyu hisseden Jenniferın önünde iki seçenek vardır: Ailesine ihanet etmek ya da aşkının peşinden gitmek...
2003. Gazetecilik kariyerinde zirveye yükselmek isteyen Ellie Haworth ünlü ve karizmatik bir yazarla ilişki yaşamaktadır. Aslında çok mutlu olması gerekirken sevdiği adamın başka bir kadına ait olması Ellienin hayatını ve tercihlerini gözden geçirmesine yol açar. Bundan böyle ya eksik bir sevgiye razı gelecek ya da kendini korkusuzca gerçek aşkın kollarına bırakacaktır...
Bir gün Ellie, gazete binasının tozlu arşivinde 1960lardan kalma aşk mektuplarına rastladığında iki kadının hayatı beklenmedik bir biçimde kesişir. Acı bir aşk hikâyesinin eksik parçaları bir araya gelirken Jennifer ve Ellienin hayatı geçmiş, gelecek ve günümüzle tekrar şekillenir.
"Size aşk cümleleri yazdıracak bir roman..."
-Glamour-
"Modern ancak tüm zamanları aşan bir kitap. Ölümsüz bir aşka sımsıkı tutunanların hikâyesi..."
-Leila Meacham-
"Tutku denizinde yüzmek istiyorsanız Sevgilimden Son Mektup kendinize vereceğiniz en güzel hediye olacak."
-Sunday Herald-
(Tanıtım Bülteninden)
26 Kasım 2013
Perşembeleri Parkta
Âşık olmak için asla geç değildir.
Bir anda evliliği sonbahar yaprakları gibi sararıp solmaya başlayınca ilkbahara olan inancını kaybeden bir kadın...
Ve onun kalbinde yeniden çiçekler açtıran bir adam...
Ve her sonbaharın ardından gelen ilkbahar
Otuz yıllık kocası birdenbire yataklarını ayırmaya karar verdiğinde Jeanie, sabırla her şeyin düzelip kocasının eski haline gelmesini bekler. Ancak on yıl geçmesine rağmen ne bir şey düzelmiş ne de Jeanie kocasından bir açıklama alabilmiştir. Hayatının renkli geçen tek kısmı, torunu Ellieyi parka götürdüğü perşembe günleridir.
Bir gün orada Ray isminde bir adamla tanışır ve arkadaşlıkları zamanla aşka dönüşür. Jeanie çok geç yakaladığı bu aşk için herkesi karşısına alıp yeni bir hayata başlamak ile aşırı kontrolcü kocasıyla huzursuz ama güvenli evliliğine devam etmek arasında bir karar vermek zorunda kalacaktır.
"Hilary Boyd tükenmiş bir evliliğin ve çiftleri birbirine bağlayan bağların dokunaklı bir portresini çiziyor."
-Chicklit Club-
"Çok hassas ve ilgi çekici bir aşk hikâyesi... Boyd aile yaşamını gözlemlemekte çok başarılı ve oldukça esprili bir dili var. Ancak ailelerin birbirlerine karşı inşa ettikleri iskeleti nasıl yıktıklarını anlatırken yeteneğinin zirvesine ulaşıyor."
-The Daily Mail-
"İnsana dünyadaki her şeyi bir kenara bırakıp gerçek arzularının peşinden gitmeyi öğreten Jeanienin hikâyesi, hem bekâr hem de evli kadınları cezbedecek."
-Bestchicklit-
(Tanıtım Bülteninden)
25 Kasım 2013
Aşure Zamanı
Sevgili dostlarım merhaba, nasılsınız? Umarım iyisinizdir umarım keyfiniz yerindedir. Ben iyiyim, dün Öğretmenler Günü'm sevdiklerim tarafından kutlandı. Annem dün aşure yaptı. Aşure denince akla gelen ilk isim annemdir! O derece mütevaziyim yani ;))
Tarife geçelim mi dostlarım?
Malzemeler:
2 su bardağı nohut,
2 su bardağı kuru fasulye,
3 su bardağı buğday,
1 su bardağı pirinç,
1 kg toz şeker,
3 çorba kaşığı gül suyu,
25 adet kuru kayısı,
10 adet kuru incir,
½ su bardağı kuru üzüm,
1 ayva,
1 portakalın kabuğu,
Üzerini Süslemek İçin:
2 nar,
1 su bardağı ceviz veya fındık,
1 su bardağı badem
1 çorba kaşığı bal (Annemle "Mucize Lezzetler" programında izledik, Refika, aşure yaparken bal kullandı. Bal, 41 çeşit eklemek anlamına gelirmiş. Arılar çiçekten çiçeğe konuyor malum)
Yapılışı:
1- Akşamleyin ayrı ayrı tencerelerde nohut, fasulye ve buğday ıslatılır.
2-Sabah, nohutun, fasulyenin ve buğdayın ıslatma suları dökülür, yeterince su konularak ayrı ayrı haşlanır.
3-Yaklaşık bir buçuk saat sonra nohut, fasulye ve buğday suları ile birlikte aşure tenceresine konur,
kaynamaya bırakılır. Üçü birden kaynamaya başlayınca suyuna bakılır, gerekirse bir bardak kadar sıcak su konulur. Pirinç ilave edilir.
4-Kuru üzüm konur. Sayılı olarak, kesmeden incir ve kayısı konur, arada sırada karıştırılır, kaynamaya bırakılır. Yaklaşık 20 dk. sonra tane ile konulan kayısı ve incirler delikli kepçe ile çıkartılır. Bir tabağa alınır.
5- Küçük küp biçiminde doğranmış portakal kabuğu ve kabuğu soyulmuş, küçük küp doğranmış ayva aşure tenceresine eklenir. 20-25 dk. daha kaynamaya bırakılır.
Dibinin tutmaması için arada karıştırma işlemini unutulmaması gerekir.
Not: Nohutlar iyice yumuşayınca aşurenin pişmiş olduğunu anlayabiliriz.
6- Suyu, gözle görülür biçimde helmelenmiş ise toz şeker ve gül suyu ilave edilir. İyice karıştırılır, 5 dk. sonra altı kapatılır ve aşure kaselere bölüştürülür.
7- Kaselere boşaltılan aşuremiz ılındıktan sonra üzeri ceviz ya da fındık, badem, nar, ince ince kıydığımız incir ve kayısı ile süslenir.
Not: Bütün olarak aşurenin içine konulan, çıkarılan kayısı ve incirler aşurenin renginin kararmasını önler.
Afiyet Olsun!
Yeniden görüşünceye dek dostça, sevgiyle kalın!
24 Kasım 2013
21 Kasım 2013
Evdeki Hesap
Sevgili dostlarım merhaba! Evet, sabah uyanınca karşılaştığım manzara buydu. Hayatımda ilk kez böyle bir manzarayla karşılaştığım için şok oldum, gittim annemi uyandırdım. İpad'imle resmini çektim, görüntüyü Aytülcüm'e gönderdim (ipad'i bana Aytülcüm doğum günümde hediye etti, çok minnettarım). O da çok şaşırdı. Hemen müdür yardımcımız İlhan Bey'i aradım, evde beklememi söyledi. Sonra müdür beyle, stajerimle, Şenay hanımla görüştüm. Bizim orada oturan diğer öğretmen arkadaşlar ve öğrencilerim de okula gidememişler. Bugün için mazeret izni kullanmış oldum. Ben okuldan çıkıp eve döndükten sonra çayımızı içip bir şeyler atıştırıp güya annişimle pazara gidecektik. Evdeki hesap çarşıya uymadı, pazar yalan oldu! Evde zorunlu olarak dinleniyoruz, şimdilik durum bu.
Yeniden görüşünceye dek dostça kalın!
Yeniden görüşünceye dek dostça kalın!
15 Kasım 2013
Doğum Günüm
Sevgili dostlarım merhaba! Bugün benim doğum günüm, 42'yi bitirdim, 43'e girdim! Hepimize mutlu yıllar diliyorum! Sevdiklerimizle nice sağlıklı, umut dolu yıllara!
Bugün İstanbul'dan annem geldi, hediyelerimi de beraberinde getirdi! Benden mutlusu yok, anneme kavuştum! Hediyelerime kavuştum! Kitaplarıma kavuştum, hava yağmurlu, çay eşliğinde ne güzel kitap okunur!
Yeniden buluşuncaya dek dostça kalın!
10 Kasım 2013
Saygıyla Anıyoruz
Ata'm, seni çok seviyoruz ve saygıyla anıyoruz! Gözlerindeki gölge beni hüzünlendiriyor. Senin açtığın yolun yolcusuyuz!
Pireneler'deki Şato
Stein ve Solrunn birlikte oldukları 70li yıllardan bu yana görüşmemişlerdi. Bir gün 30 yıl önce kaldıkları otelin ahşap balkonunda karşılaştılar. Otuz yıl önce başlarından geçen sarsıcı bir olay, sonunda ayrılmalarına neden olmuştu. Bu olayı aralarında bir sır olarak saklamaya karar vermişlerdi. İkisinin dünya görüşleri farklı olduğu için bu sırra bakışları da farklıydı.
Karşılaşmaları bir tesadüf müdür?
Bilim dünyayı açıklamaya yeter mi?
Dünyayı yöneten başka güçler var mıdır?
Sofienin Dünyasının yazarı Gaarderin yeni romanı Pirenelerdeki Şato, dünyayı anlamaya yönelik felsefi sorularla örülmüş bir aşk hikâyesi.
(Tanıtım Bülteninden)
6 Kasım 2013
Ateşböceğinin Şarkısı
Ateşböceğinin unutulmaz hikâyesi devam ediyor...
Uzun zaman önce, hayatımın en kötü gecesinde Ateşböceği Yolu denen kapkaranlık bir sokakta yapayalnız yürürken ruhuma dokunan biriyle karşılaştım.
O gün bizim başlangıcımızdı. Aradan otuz yıl geçti... Tully ve Kate. Sen ve ben dünyaya karşı. Seninle sonsuza dek dost kalacağız.
Ama her hikâyenin bir sonu vardır, değil mi? Bir şekilde yola devam etmen gerekir.
Geçmişi yaralarla dolu Tully...
Fedakârlığıyla etrafına ışık saçan Kate...
Onların dostluğunu ölüm bile bozamaz.
"Ailesi için büyük bir savaş verenlerin hikâyesi... Ateşböceğinin Şarkısı sizi çok şaşırtacak."
-Publishers Weekly-
"Derin ve etkileyici karakterlerin olduğu duygu dolu bir roman..."
-Wisconsin Book Watch-
"Fedakârlığı, sevgiyi ve affetmeyi Kristin Hannah kadar güzel anlatabilen başka bir yazar yok."
-Kristine Huntley-
(Tanıtım Bülteninden)
Böğürtlen Kışı
"Canım Danielım,
Kaybolduğun gün dünyam sona erdi, canım oğlum. Seni her kim alıp götürdüyse, seninle birlikte kalbimi, hayatımı da çaldı. Ben senin gülümsediğini görmek, kahkahalarını duymak, mutluluğunu paylaşmak için yaşıyordum."
Vera Ray 1933 yılının o karlı mayıs akşamında üç yaşındaki oğlu Danielı son kez öptüğünü bilmiyordur. Her ne kadar oğlunu yalnız bırakma düşüncesinden nefret etse de hayatlarını devam ettirmek için çalışmak zorundadır. Tek avuntusu, gün ağardığında küçücük oğluna sarılacak olmasıdır. Ancak Vera geri döndüğünde karşılaştığı manzara, Danielın boş yatağıdır. Bir de karlar içine gömülmüş olan oyuncak ayısı.
Seksen sene sonra Seattle yine mayıs ayında karlar altındadır. Köklü bir gazetede muhabir olan Claire Aldridge, bu doğaüstü olayı haber yapacaktır. Araştırmalarına devam eden Claire, küçük çocuğun bu zamana kadar sonuçlanmamış kaçırılma davasıyla karşılaşır. Evlat kaybetmenin ne demek olduğunu çok iyi bilen Claire, bu olayı çözmeye karar verir. Ancak çözdüğü her düğümün, onu Verayla olan bağlantısına yaklaştırdığından habersizdir…
Böğürtlen Kışı aşkı, umudu ve umutsuzluğu derinden anlatan muhteşem bir kitap. Bu öyküyü yüreklerinizden kolay kolay silip atamayacaksınız.
(Tanıtım Bülteninden)
4 Kasım 2013
Benim İlham Perim
30 Ekim 2013
Alman Pastası
Sevgili dostlarım merhaba! Geçen sefer Güldal ablamın yaptığı Alman pastasını tarifiyle yayımlamıştım. Şimdi de benim yaptığım pastayı sizlerle paylaşıyorum. Tarif aynı, hatırlatma yapmak amacıyla yeniden yer verdim.
Benim Alman pastam, kalıbı büyük olduğu için ince oldu, ortasından kesince kırıldı. Çok üzüldüm, bir dilimin resmini paylaşmaya karar verdim! Bir daha ki sefere küçük kalpli kalıplarımı kullanacağım! Onlar da kelepçeli! Tarifi hatırlayalım mı?
Malzemeler:
Pandispanya İçin:
2 yumurta (önceden ısıtılmış)
3/4 çay bard.erimiş margarin (standart bardak)
3 çay bard. un
1,5 çay bard. toz şeker
1/2 paket kabartma tozu
1 çay bard. yoğurt
1 çay kaşığı mahlep
Ve üzerine serpmek için pudra şekeri
Kreması:
2 su bard. süt (standart bardak)
50 gr margarin
1 yumurta sarısı
3 çorba kaşığı tepeleme un
1/2 çay bard. şeker
1 paket vanilya
Pandispanyanın Yapılışı:
Yumurta ve toz şeker açık sarı renk olana dek iyice çırpılır. Margarin ve yoğurt eklenir, karıştırmaya devam edilir. Un ile kabartma tozu ve 1 çay kaşığı mahlep konur.
170 C fırında 40 dk. pişirilir.
Kremanın Yapılışı:
Toz şeker ile un karıştırılır, üzerine yumurtayla çırpılmış süt eklenir, çırpılır. Margarin eklenir. İnmeye yakın vanilya eklenir.
Püf Noktası:
Önce pandispanya pişirilir, soğutulur. Sonra krema pişirilir. Pandispanya soğuyunca ortadan ayrılır. Krema konur. Pasta ılınınca da üzerine pudra şekeri serpilir.
İstenirse arasına muz ya da çilek konulabilir (ben muz koydum, çok yakıştı, yazın da çilek ya da frambuaz yakışır)
Yeniden görüşmek üzere dostça kalın!
29 Ekim 2013
21 Ekim 2013
Bayram Bitti...
Sevgili dostlarım, merhaba! Bayram bitti, tatil bitti, iş yaşantımıza geri döndük!
Ben, annemle 10 gün önce Cuma günü İstanbul'a gittim, Pazar günü Güldal kuzu, İlayda ve Aytülcüm ile eşi geldiler. Benim için asıl bayram o gündü. Bayram tatili nedeniyle Aytülcüm ve eniştem İsrail'e gittiler. Biz Güldal kuzum ile bol bol görüştük. İpsala'dan arkadaşım Dilek ile görüştüm, üst kat komşumuz, arkadaşım ile de bir araya geldik. Bol bol dinlendim. Bayramın üçüncü günü ablama gittik (Güldal kuzum).
Son gün de ben, yollar kalabalık olmasın diye yola çıktım gel de gör ki bunu akıl eden tek biz değilmişiz, yine de yollar kalabalıktı. Otobüsler, otogardan zorlukla çıktılar. Misi'yi anneme bıraktım bu kez. Annem getirecek. Annemi de, kızımı da çok özledim. Neyse ki bugün kavuşuyorum! Cumartesi günü kaçırdığım dizileri internetten izledim, pek bi hoşuma gitti. Dün de aradığım evrağı bulabilmek için bütün bir dolabı indirdim, işe yaramadı, çünkü bulamadım. Yoruldum, ama iki gün dinlendim, akşam "Güneşi Beklerken" dizisini izledim. Yattım. Sonra da bu sabah zor uyandım ve apar topar hazırlanıp işe gittim. Şimdi ne mi yapıyorum, bu yazıyı yazıyorum. Sonra plan hazırlayacağım! Bir daha da sömestr tatiline dek böyle uzun bir tatil yok! Hayırlısı olsun bakalım!
Dostlarım, benden şimdilik bu kadar, yeniden görüşünceye dek sevgiyle kalın!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




























