12 Mart 2015

Bir Ömrün Sonbaharı


Ömrüm ömrüne emanet demiştin bana.Ve giderken yarım kalan ömrünü bırakmıştın hayatıma.Nasıl geçti günler? Yıllar nasıl aktı sensizliğe hiç bilmiyorum.Günüm unuttu aydınlık kavramını, gecemin yıldızları gittiğin yerlere kaydı.Ve seninle gelen ilkbaharım yerini sonbaharlara bırakırken hayat kulağıma fısıldadı:"Doğmanın bedeli ölmek ise sevdanın bedeli ayrılıktır çünkü her ayrılık bir parça ölüm taşır içinde…"
(Tanıtım Bülteninden)

Bana Seni Seviyorum Deme...



Sevmekten daha önemli şeyler vardır. Hissettirmek gibi, koklayarak öpmek gibi. Bazen sevilmekten çok varlığını hissetmek istersiniz. Varlığını hissedemediğiniz birini sevemezsiniz. Kadınlar sevildiğini duymaktan çok hissetmek ister. Sevdiği adamın sevgisini hisseden kadından daha güzeli yoktur. Sevdiği kadına sevgisini hissettiren erkeğin aşkına doyum olmaz. Ben bu kitapta kendimi sana hissettirmeye geldim. Ben sevdikçe hissettirdim, sen hissettikçe gittin. Oysa sen benim kalbimin kafası güzel haliydin. Ve o gün öyle bir gittin ki, ben o günden sonra kendimi hissetmedim. Ve o kalple seni sevdim..
(Tanıtım Bülteninden)

Küçük Dilekler ...


Yoksul bir ailenin kızı olan Tess daha iyi bir yaşam umudu ile ailesi tarafından  sosyo-ekonomik düzeyi yüksel olan başka bir şehirdeki akrabalarının yanına gönderilir. Yeni yaşamında ise aldığı kararlar ile hayatı tam bir çıkmaza girer. Bir kadının başına gelebilecek en kötü olayları yaşar. Çevresini saran ve içinden çıkılması zor durumlarla ne kadar mücadele etse de nafiledir. Ne var ki, tam vazgeçmek üzere olduğu sırada hayatının aşkıyla tanışır ve yaşadığı bütün bu acılara rağmen aşkının kendisine verdiği güç ile dimdik ayakta durmaya çalışır. Ne var ki, hayat onu çok farklı yerlere götürecektir. Kader ve tesadüf kavramlarının saf bir şekilde anlatıldığı bu hikayede Tess'in trajedi dolu hayatında tek istediği sevgilisiyle biraz mutluluk. SİT

Mevsim



Bahar kadar umutlu, yaz kadar tutkulu, güz gibi durağan, kış gibi fırtınalı. Bir yanda aşklarını itiraf edemeyen Esra ve Kaan'ın, diğer tarafta geçmişin izleriyle savaşmış Mevsim ve Tolga'nın doludizgin aşkları... Duygusallığı ve tutkusuyla… Bazen vazgeçmişliği, bazen umudu ile Aşk'ı şaha kaldıran sayfalar arasında kaybolmak için… Her Mevsim Aşk'ı hissetmek için... "Sadece onunla olmak, yanından bir an olsun ayrılmamak, suratı düştüğünde onu gülümsetebilmek, ağladığında ona sarılmak... Her zaman güçlü olmak zorunda kaldığı yorucu hayatında bir mola olmak... Bunların hepsi ve daha fazlası ne zaman oldu bilememek... Zamanla olan bir şey değildi aşk. Belki sevgi öyleydi ama aşk ilk görüşte ruhunu, beynini, kalbini sorgusuz vermekti… O'ydu. Geçmişim berbat olabilir, onu hak etmiyor olabilirim ama onu bırakamayacak kadar da bencilim."
(Tanıtım Bülteninden)

Yeniden Meyveli Kek



Merhaba sevgili dostlarım nasılsınız? Dilerim iyisinizdir. Ben de iyiyim, hayırlısıyla anneme Cumartesi günü kavuşacağım. Bu aralar değişik bir tarif uygulamadık bu nedenle meyveli kekimi yeniden yayımlıyorum.

Malzemeler
3 yumurta
1 su bard. süt
1 su bard. 1 parmak eksik sıvı yağ
1 su bard. 1 parmak eksik toz şeker
150-200 gr karışık ve kurutulmuş meyve karışımı 
Vanilya
Kabartma tozu
3 su bard. un
Yapılışı
Yumurta ve vanilya çırpılır, süt, şeker, sıvıyağ eklenir, karıştırılır. Kabartma tozu, un eklenir, kek harcı karıştırılır. Meyve karışımı unlanır ve kek harcına eklenip karıştırılır. 180 C fırında yaklaşık 45 dk. pişirilir. Afiyetle yenir!




Dostlarım yeniden görüşünceye dek sevgiyle kalın!

7 Mart 2015

Büyümüşsün

İçindeki çocuk büyümüş senin
Büyümüş bu şehir, bu kasaba
Bu evdeki herkes
Sen
Onlar 
Herkes
Zile basıyorum
Yoksun
Açan yok
Elma desem yoksun
Armut desem zaten çıkmazsın
Pabucu yarım desem yine boş
Madem ki böyle
Pekâlâ
Ben de büyümesini bilirim...
Şebnem Güngeçiren
* Eski okul arkadaşım Şebnem'in şiir kitabı çıkmış. Şiirini çok beğendim siz dostlarımla paylaşmak istedim. 

Yeniden Merhaba


Yeniden merhaba sevgili dostlarım, nasılsınız? Dilerim çok iyisinizdir. Ben de çok iyiyim. Hafta sonları çok daha iyi oluyorum. Bugün sabah kalktım. Canım hiçbir şey yemek istemedi. Fırına sivri biber attım, domates sos hazırladım. Afiyetle yedim. Temizlik yaptım. Yemek yaptım. Dolma hazırladım. Spagetti sosu hazırladım, fiyonk makarna haşladım, afiyetle akşam yemeğimi az önce yedim. Şimdi de çay keyfi yapıyorum. Bugün canım dışarı çıkmak istemedi. Ev kuşu oldum, kitap okudum. Bugün burada fazlaca yağmur yağdı. Onun için de kahve ya da çay keyfi yapmak için ideal bir gün. Hayırlısıyla önümüzdeki hafta anneme kavuşacağım bu nedenle şimdiden çok mutluyum, inşallah bir aksilik olmaz.
Yeni okulun bana bir artısı var artık daha kısa sürede kitaplarımı okuyup bitiriyorum. Saat 13.00'te dersim bitiyor, öğretmenler odasına gidip yemeğimi yiyorum sonra da öğretmen servisini beklerken kitap okuyorum. Dolayısıyla kitap daha da çabuk ilerliyor. Bu durum mutluluk verici. Ama çok az öğrenci geliyor, en çok dört tane öğrenci geliyor. Kimi zaman bir öğrenci kimi zaman iki öğrenci geliyor. Bu duruma çok canım sıkılıyor, motivasyon sıfır oluyor. 23 Nisan hazırlıkları nasıl olacak bilemiyorum. Müdürüm bana dört öğrenciyle basit bir oyun hazırlamamı söyledi. Velileri yeniden arayıp konuşacağım. Bakalım ne olacak?
Evet dostlarım bende durum bu, yeniden görüşünceye dek sevgiyle, dostça kalın!



On Beş Dakika


New York Times'ın en çok satan yazarı Karen Kingsbury'den şöhret, gerçek aşk ve her şeye birden sahip olmanın bedelinin irdelendiği duygusal bir hikâye. 

Zack Dylan'ın bir hayali vardır. En büyük sahnelerde, en kalabalık seyirci kitlelerine şarkı söylemek. Televizyonun popüler yarışması "On Beş Dakika"ya katılmak için evden ayrılırken kız arkadaşına ve ailesine bir söz verir. Eğer yarışmada başarılı olursa hiçbir zaman değişmeyecektir. 

Bir gece içinde tüm ülkenin tanıdığı ve hayran olduğu bir yarışmacı olur. Twitter hesabındaki takipçi sayısı yüz binlere ulaşır. Yarışma ilerledikçe, inançları, değerleri ve sahip olduklarıyla şöhret arasında bir tercih yapmak zorunda kalır. 

Zack kendi payına düşen on beş dakikalık şöhret uğruna her şeyini kaybedecek midir?
(Tanıtım Bülteninden)

Deniz Feneri Koyu


"Belki de kırılmıştır kalbim. Bildiğimiz anlamda kırık bir kalp değil, sadece ortadan ikiye çatlamış bir kalp de değil. Şömine rafından alınıp, sert bir el tarafından sökülerek parçalarına ayrılan, sonra da paramparça bir halde yere bırakılan bir saat gibi. Bir daha çalışamayacak kadar parçalanmış bir saat…"

Ünlü bir kuyumcu ailesinin gelini olan Isabella Winterbourne, kalbi acıdan kavrulsa da, 1901 yılında eşiyle birlikte o çok kıymetli hediyeyi Avustralya parlamentosuna teslim etmek üzere bir gemi yolculuğuna çıkmak zorundadır. Ancak gemi Queensland sahilinde batar ve bu kazadan sağ kurtulan tek kişi Isabella'dır. Ve ne talihtir ki eşinin gözü gibi sakındığı hediye de kıyıya vurmuştur. Isabella bir karar vermek zorundadır. Ya kocasının zengin ve baskıcı ailesine geri dönecektir ya da elindeki bu hediyeyle yıllardır özlemini çektiği saklı rüyasını gerçekleştirecektir. İşte o an uçsuz bucaksız karanlık sahilde bir ışık dikkatini çeker. Ve Isabella deniz fenerinin sığınağına bırakır kendini… 

Bir asır sonra Libby Slater, hiç karşılık beklemeden sevdiği adamı kaybedince, artık ona anlamsız gelen Paris şehrini ardında bırakmaya karar verir. Yaşamını çocukluğunun geçtiği Deniz Feneri Koyu'nda devam ettirecektir. Ancak yirmi senedir hiç görüşmediği kız kardeşinin düşüncesi onu endişelendirse de geçmişte yapılan hataların telafisi yoktur. Dahası fener evinde kalmaya başladığı günler ona bu koyun her zaman sürprizlerle dolu olduğunu gösterecektir…

Kır Çiçeği Tepesi ile gönülleri fetheden Kimberley Freeman, farklı yüzyıllarda yaşamış iki kadının geçmişi geride bırakıp geleceklerine yön verişlerini ustalıkla anlatıyor. Ve bu kadınların aradıkları cevaplar ise Deniz Feneri Koyu'nda saklı. 

"Freeman, bir asır arayla yaşayan ama geçmişin zorluklarıyla bir şekilde başa çıkan ve aynı deniz fenerinin huzuruna sığınan iki kadının hikâyesini ustalıkla kaleme alıyor." 
-Publishers Weekly-
(Tanıtım Bülteninden

Bahar Kokusu


İlk aşkınızı hatırlıyor musunuz? Onu düşündüğünüzde kalbinizin nasıl çarptığını, sarıldığınızda kokusunu içinize çektiğinizi ve her zaman yanınızdaymış hissini... Neye güldüğünüzü unutacak kadar uzun süre kahkaha attığınızı... Tüm çocuklarının evden ayrılması ve eşinin ölümü ile yıllardır yalnız yaşayan Kate, yeni bir hayata başlama kararıyla daha küçük bir eve taşınıp kendine daha fazla zaman ayırmak için işi bırakır. İnternette bir çöpçatanlık sitesine kaydolup ayaklarını yerden kesmese de mutlu anları paylaşacağı birini aramaya başlar. Fakat küçük oğlunun yanına taşınması, Kate'in yeni hayatına bambaşka bir yön verir.

Büyük bir kararlılıkla yeni hayatını istediği gibi yaşamak için mücadele eden Kate, flört etmedeki başarısızlıkları ve biriyle ilişki kurmanın zorluklarıyla yüzleşirken kaydolduğu internet sitesi karşısına üniversitedeki büyük aşkını çıkarır. Eski aşkıyla yeniden bir şeyler yaşamayı hayal eden Kate'in planları, onu geçmişle yüzleşmeye zorlayan bir adamın gelmesiyle altüst olur. Görünen o ki gerçek mutluluk, planlarda küçük bir değişiklik yapmayı gerektirmektedir.
(Tanıtım Bülteninden)

3 Mart 2015

Elise


Elise Landau, 1938 ilkbaharında Tyneford'daki büyük eve gelir. Viyana'da kendisini parlak bir gelecek bekleyen genç kız, hizmetçi olmak zorunda kalmıştır. İngiltere hakkında hiçbir şey bilmiyordur. Tutunduğu tek şey, orayı sevebilme umududur. Kit lakaplı çocuğa âşık olur ancak yaklaşan savaş her şeyi değiştirir, bütün dünyayı altüst eder. 

O savaşla birlikte Elise de değişir. Tyneford'da birden fazla kişi olmayı öğrenir ve birden fazla insanı sevebileceğini.
(Tanıtım Bülteninden)

Ön Sipariş Tarihi: 04 Mart 2015