30 Haziran 2014

Keyifli Bir Yaz Günü


Sevgili dostlarım merhabalar! Nasılsınız, dilerim çok iyisinizdir. Ben çok iyiyim. Bu sabah saat 06.00'da kalktım, 06.45'te yola çıktım, doktora gittim. Bir sorun yok yalnızca kontrol. Bir de doktorum ilaçlarımdan birini değiştirdi. Çıktım, eve döndüm. Daha sonra annem, Güldal ablam ve ben Aytülcüm'e gittik. Kahve içtik, bol bol sohbet ettik. Yemeğimizi yedik, çayımızı içtik. Hava değişkendi. Açtıkça kendimi havuza attım. Çok güzel zaman geçirdim, geçirdik. Sonra Aytülcüm yine kahve yaptı. Havuzun içinde kahve içmek beni inanılmaz şımarttı. Her tripleks evin nefis bir bahçesi ve kendi havuzu var. Evleri Göktürk'te. Evi satın aldılar, taşındılar, inanılmaz güzel, Allah güle güle oturmayı nasip etsin! Son kahvemizden sonra yola koyulduk, evimize döndük. Sonra annem, fırına sosis, domates, sivri biber attı. Son derece hafif bir yemek yemiş olduk. Şimdi annem, ipad'imde oyun oynuyor, ben de siz dostlarımla paylaşmak üzere yazı yazıyorum, bir yandan da final kahvemi içiyorum. Keyif devam ediyor anlayacağınız! Şimdilik durum bu, yeniden görüşünceye dek dostça kalın! Bu arada 10 gün sonra tatile çıkıyoruz. Tatili iple çekiyorum! Kocaman sevgilerimle!

Aşkın İstilası


Üç kitaptan oluşacak olan "Aşkın İstilası" serisi; dünyada yepyeni bir istila hareketi yaratacak. Şu an elinde tuttuğun kitap, serinin 1. kitabı, senin ilk adımın...
"YOL"

"YOL" bir aşk yolculuğu... Kendinde başlayıp yine kendinde biten...
Bir çırağın yola düşmesi,
Bir neyzenin nefesi,
Bir âşığın kalp atımı,
Bir çocuğun gülümsemesi,
Bir tohumun toprağa kavuşması...
Kalbinin derinliklerinde hayalini kurduğun bambaşka bir dünyanın yol haritası...
Bu bir bilgi kitabı değil. Bu satırlar yaşamını değiştirmek için tasarlandı. Kendi başına yapabileceğin pratik uygulamalardan nefes egzersizlerine, chi enerjisinin kullanımından yeteneklerini hayallerinin ötesine taşıyacak ödevlere, yüzünde gülümsemeyle okuyacağın sayfalardan hüngür hüngür ağlayacağın hikâyelere kadar; her şey senin için titizlikle toparlanıp kaleme alındı...
Bu kitap; senin gözyaşlarınla ıslanacak, kahkahalarına tanıklık edecek, uyanışına "YOL" olacak...
Ciğerlerine çektiğin her nefes kalbinden çıkan kana kavuştuğunda ayakların seni bir adım daha ileriye taşıyacak... Her yeni adımında cennet biraz daha yaratılacak...
Kalbin atmak için doğru nedeni bulduğunda,
İnsanoğlunun uyanışına tanık olduğunda,
Benimle beraber bu "YOL"a çıktığında,
Yaşam ilk kez seninle anlam bulacak...
Aşkın İstilası başlıyor... "YOL"a çıkıyoruz!
Hazır mısın?
(Tanıtım Bülteninden)

26 Haziran 2014

Güçlü Kal


Sevgili Okuyucu,

Hayatımda pek çok tecrübe yaşadım, bağımlılıktan depresyona kadar pek çok zorlukla karşı karşıya kaldım ama hep kendimi keşfetmenin ve mutluluğun peşinde oldum. İnişler ve çıkışlar, kalp kırıklıkları ve zaferler her zaman var olacak. Bu yüzden bazen ufacık birkaç kelime bile çok şeyi değiştirebilir. İnsanı rahatlatıp ilham verebilir.

İçimde var olan yüce güçle temas kurmak için her gün meditasyon yapıyor ve dua ediyorum. Huzur bulmak için sığınabileceğiniz daha yüce bir güce, sizden daha büyük bir şeye sahip olmanız çok önemlidir. Bazı günler mücadele gerektirse de, sizi motive edecek, size ilham verecek ve pozitif kalmanıza, ileri doğru yol almanıza yardım edecek bir şeylerin olması çok önemli.

Bu kitap kendi sözlerim ve bana ilham veren alıntıların yanı sıra derslerin, meditasyonların, düşüncelerin ve günlük hedeflerin bir derlemesi. Bana müthiş yardımcı oldular. Bu hepinizle paylaşmak istediğim, özel ve kişisel bir armağan.

Hayatta her nerede olursanız olun, lütfen bunu okuyun ve yanınızda olduğumu bilin. Güçlü kalın, cesur olun, çok ve gerçekten sevin; bir şey kaybetmez, aksine kazanırsınız.

Sevgilerimle,
-Demi Lovato-

"Yolculuğunuza minnettar olun çünkü o tamamen size ait."
(Tanıtım Bülteninden)

İstanbul'a Dönüş


Merhaba sevgili dostlarım nasılsınız? Biz iyiyiz, hayırlısıyla yarın öğleyin  İstanbul'a döneceğiz! Misi dün de kuduz aşısı oldu, aşı faslı sona erdi. Bugün seminerden dönünce banyoya girdim, çayımızı içtik. Valizleri hazırladık. Yani yolculuğa hazırız, yarın okuldan dönünce bir şeyler atıştırıp gideceğiz! İki ay İstanbul'dayız. İşte bir 10 günlük tatil kaçamağımız olacak. Bizde şimdilik durum bu! Yeniden görüşünceye dek dostça kalın!

Mustafa Kemal Atatürk


Mustafa Kemal, her şeyden önce yorulmaz bir savaşçıdır; işine sertlikle, eserine gönülden bağlanmıştır. Çok hareketli, sabırlı, dostluklarına sadık fakat onların egemenliği altına girmeyen bir mizaç. 

Her şeyde gösterişten nefret eder, ancak her şeyle ilgilenilmesini de şart koşar. Anlattıklarındaki açıklık, çarpıcı niteliktedir; hafızalarda asıl kalan şey, kanıtlamadaki berraklık, tabirlerdeki isabettir. 

Gözlem yapma becerisi en ileri derecede gelişmiş, hiçbir şeyi rastlantıya bırakmıyor. Kendine güveni tam. Ama yine de beklemeyi, düşmanı yorgun düşürmeyi, kendine kalan zamanı kullanmayı iyi bilen bir lider. 

Mustafa Kemal, beklemesini bilir, hiçbir şeyi tesadüfe bırakmaz. Başarısının belirgin üç nedeni var: sezgi, tedbirli olma ve inceleme.


(1923´ten 1938'e)

Aylarca çok satanlar listesinden kalan 20. Yüzyılın En Büyük Lideri Mustafa Kemal'in devamı niteliğinde olan İlker Başbuğ'un hazırladığı bu kitapta Mustafa Kemal Atatürk'ün Cumhuriyet'in ilanından ölümüne kadarki yaşamına yansıyan liderlik dersleri yer alıyor.

Atatürk ise bu konuda şöyle diyor:

"Benim Türk milleti için yapmak istediklerim ve başarmaya çalıştıklarım ortadadır. Benden sonra beni benimsemek isteyenler, bu temel eksen üzerinde akıl ve ilmin rehberliğini kabul ederlerse, manevi mirasçılarım olurlar."

Sonun Geldi Sevgilim


Hayalini bile kuramayacağın güzellikte bir kadınla evleniyorsun. Çok geçmeden bütün ülkeye rezil rüsva oluyorsun. Herkes kendinden emin: Tek suçlu sensin! Annen, baban, ablaların... Bakkal, komşu, arkadaşların...

Hatta Polis! Haklı ya da haksız olman mühim değil, Türkiye'nin seni affetmeye hiç niyeti yok! Tek şansın var: Unutulmak! Yapılan araştırmalara göre ihtiyacın olan yalnızca 17 gün. Yoksa 22 miydi? 

Devrim lanetli bir medyatik. Şehrin kenarlarında yalnız bir hayat sürüyor. Gezegendeki en şanssız erkek olduğuna inanıyor. Bir gün son kararını veriyor: Yeter! Tam intihar edecekken, evinde televizyon olmayan son güzel kadına rastlayıp âşık olacak. Kaçtığı kameralara mafyanın kurşunları da eklenecek böylece. Gerçek belalarla tanışma fırsatını bu sayede yakalayacak Devrim. Bakalım fırsatı değerlendirebilecek mi? 
(Tanıtım Bülteninden)

25 Haziran 2014

Kazım Koyuncu'yu Anıyoruz



Kazım Koyuncu aramızdan ayrılalı dokuz yıl oldu, unutmuyoruz, saygıyla, sevgiyle anıyoruz!

24 Haziran 2014

Duyarlı Olalım Lütfen


 Sevgili dostlarım,  atlar uzun saatler boyunca aç, susuz bırakılıyorlar. Ölüme mahkum ediliyorlar. Yaz-kış demeden çalıştırılıyorlar. Faytona binmeyelim, duyarsızlığa ortak olmayalım!

23 Haziran 2014

Uçuşta


Ketum kabin memuru Bianca, milyarder otel sahibi James Cavendish'i gördüğünde zor kazanmış olduğu bütün soğukkanlılığını kaybeder. İlk karşılaşmalarından sonra 7 cm topuklu ayakkabıyla on bin metre yükseklikte bir tepsi şampanyayı rahatça taşıyabilen bir kız için şaşırtıcı bir şekilde dizlerinin bağının çözülmüş olduğunu fark eder. Genelde sakin olan Bianca, onun turkuaz gözlerine bakmaktan kendini alamaz. O gözlerde direnmenin imkânsız olduğu bir meydan okuma, bir vaat var. Oysa o, "hayır" demeye ve bunu gerçekten kastetmeye alışık bir kız.

Bianca, birinci sınıfta görevli bir kabin memuru olarak süper modeller ve film yıldızlarıyla ilgilenmeye alışık ama James Cavendish yakışıklılığıyla hepsini gölgede bırakıyor. Bu dehşet verici adam hakkında karşı konulamaz bulduğu tek şey görünüşü olsaydı, Bianca onu görmezden gelebilirdi. Ama onun hiç olmadığı kadar aklını başından alan şey, tanıştıkları andan itibaren Bianca'nın üzerinde kurduğu hâkimiyet ve onun gözlerinden okuduğu zevk ile acı vaadi. 

Kızım ve Ben


Merhaba sevgili dostlarım, nasılsınız? Dilerim çok çok iyisinizdir. Ben de çok iyiyim. Ne de olsa bir yanımda annem bir yanımda Misi'm var! Bugün öğleden sonra veteriner hekim Halil Bey eve geldi, kızıma karma aşı yaptı. Misi'yi sevdi, çok hoşuma gitti. Ama Misi beni çok şaşırttı, önceleri aşı olurken gıkı çıkmayan kedişim itiraz etti. Aşıyı oldu ama itirazla! Sonra da doktorun yanına gidip çantasını kokladı, benim kızlarım pek bi alemler doğrusu. Cimcime de Bülent beyin bacaklarının arasında dolaşırdı. Misicik, Perşembe günü de kuduz aşısı olacak. Çünkü aile dostumuz, Misi'nin doktoru Bülent Bey deniz otobüsüne binerken görevlilerin özellikle kuduz aşısı isteyeceklerini belirtti. Halil Bey de iyi bir veteriner hekim, aynı gün iki viral aşı yapmamanın daha iyi olacağını söyledi. Bana güven verdi. Eşi de meslektaşıymış. Hayırlısıyla Cuma günü de yola çıkacağız, İstanbul'a geleceğiz! On beş gün kadar kalıp tatile gideceğiz! Bizde şimdilik durum bu! Yeniden görüşünceye dek dostça kalın!

Belalı Düğün


Abby Abernathy beklenmedik bir şekilde Bayan Maddox olmuştu. Abby ve Travis'in bir anda ortadan kaybolarak, Vegas'ta evlenmeleri hakkındaki her şey bir sırdı… 

Şimdiye kadar Abby neden Travis'e bir anda evlenme teklif etmişti? Düğünden önce neler yaşanmıştı? Bütün bunları başka kim biliyordu? Ve en önemlisi Travis ve Abby için gerçekten bir mutlu son var mıydı? Tatlı Bela ve Ayaklı Bela hayranlarının tüm soruları bu kitapta cevaplanıyor!
(Tanıtım Bülteninden)

Lavanta Kokulu Sabahlar


Yıllar önce zamansız sonlanan bir sevda. Sırların ortasında filizlenen yeni bir aşk. Geçmişte ve bugün, her şey aşk uğruna…

Jocelyn Minton, iki dünya arasında kalmış bir kadındır. Varlıklı bir aileden gelen annesinin ölümünden sonra, tamircilikle uğraşan babasının hayatında bir yabancı gibi kalmıştır. Yeni hayatındaki tek tesellisi, kendisinden altmış yaş büyük Edilean Harcourt'un dostluğudur…

Bayan Edi'nin ölümünün ardından Jocelyn, onu herkesten iyi anlayan dostunun bütün mal varlığını kendisine bıraktığını öğrenir. Buna on sekizinci yüzyıldan kalma bir malikâne ve 1941 yılında başlamış gizemli bir aşkın ipuçlarını veren bir mektup da dâhildir. Malikânenin ve gizemin peşinden küçük Edilean kasabasına giden genç kadın, çekici, kibar bir avukat olan Ramsey McDowell'la ve en az onun kadar yakışıklı, gizem dolu bahçıvan kuzeni Luke Connor'la tanışır.

Joce, yerleştiği bu küçük kasabada bir yandan Bayan Edi'nin hayatı ve kendi ailesinin tarihiyle ilgili sırları keşfederken bir yandan da gerçek aşkın ne olduğunu sorgulayarak içine düştüğü aşk üçgeninden çıkmaya çalışacaktır.

"Geçmiş ve bugün arasında gezinen Edilean serisinin ilk kitabı Lavanta Kokulu Sabahlar, kaçırdıklarınızın farkına varmak için tekrar tekrar okumak isteyeceğiniz kitaplardan. Deveraux'nun dönüşü muhteşem olmuş." 
-The Romance Reader-

"Hikâye ustası Deveraux, tatlı ve çekici karakterlerini, biri geçmişte, biri günümüzde geçen iki aşk macerasında buluşturarak en keyifli ve eğlenceli masalını yaratmış." 
-Booklist-

"Şaşırtmacalarla dolu, muhteşem bir aile dramı…" 
-The Best Reviews- 
(Tanıtım Bülteninden)

22 Haziran 2014

Çözüm Var Sorun Yok


"Beni, bana anlatan bir kitap. Her bölümün ayrı bir kahramanı var ama ben her bölümde başka bir ben buldum.

Hayatın içinden, samimi...

Önerileri, uygulama teknikleri ile baş ucu kitabı.

Alimle arifin buluştuğu yer."
Fatma SALAN - Edebiyat Öğretmeni

Bibliyoterapi bireyin kendi yaşadığı sorunla okuduğu kitaptaki kahramanın sorunuyla özdeşim kurması, olayı içselleştirmesi, farklı bakış açıları sunması ve çözümle ilgili farkındalık kazanması için kullanılan bir terapi tekniğidir.

Bu teknik; kişiye ayna tutmaktadır. Kişi kendini ve sorununu hikâyede görmektir. Kendisine dışarıdan bakan biri olarak, kendini ve sorununu daha kolay algılayıp, çözümleri içselleştirerek, gerekli adımı atmaktadır. Bu teknikle birlikte çözüm için atılması gereken adımları daha kolay atmaktadır.

Bu kitap kimlere yöneliktir?

Bu kitap özellikle psikolojik danışman olarak görev yapanlar için yardımcı, 
Psikolojik destek gören, danışmanlık hizmeti alanlar için ek bir destek süreci ve takviye,

Çeşitli sorunlar yaşayan ama herhangi bir psikolojik destek alamayan kişiler için kısa süreli bir terapi hizmeti sunmak için okuyuculara yönelik hazırlanmıştır.
(Tanıtım Bülteninden)

Miniş Pizza


Merhaba sevgili dostlarım! Bugün çok sevdiğim iş arkadaşım Fatmanur ile kızı Ezgi bize çaya geldiler. Sohbet ettik, çayımızı içtik. Çok keyifli zaman geçirdik. Sonra kızıyla gittiler. Ben de biraz bakım yaptım kendime. Daha sonra da miniş pizza tarifini sizlerle paylaşmaya karar verdim. Uzunca bir süredir yapmıyordum, ne yapsak diye düşünürken aklıma geldi. Veee yaptım. Tarifini yıllar önce sizlerle paylaşmıştım. Şimdi okumayanlarınız olabilir diye yeniden  paylaşmaya karar verdim, iyi ettim mi? ;))
Tarife geçiyorum!

Malzemeler:

2 yumurta

1 su bardağı su-süt karışımı (ılık)

1 çay bardağı sıvıyağ

½ çay bardağı toz şeker

Tuz

1 paket kuru maya (Dr. Oetker)

Aldığı kadar un (ben, 5 su bard. un koydum, tam geldi)

İçi ve Üstü İçin

200gr dil veya beyaz peynir (ben taze kaşar kullandım)

Sosis

Domates

Maydanoz

Zeytin
Mantar, vs.

Yapılışı:

 Unu eleyin, ortasını havuz gibi açın. Ilık sütte mayayı ve şekeri eriterek 10 dk. bekletip unu ortasına dökün. Sıvıyağ, yumurta ve tuz koyup ele yapışmayan bir hamur yapın. Hamurdan yumurta büyüklüğünde parçalar kopartın. Yuvarlak pizza yaparken hamuru avcunuzda yuvarlayıp top şekli verin, tepsiye koyun. Baş ve işaret parmağınızı birleştirip tam ortasına bastırın ve istediğiniz iç malzemeyi koyun.
 İç koyup iki ucunu karşılıklı olarak sıkıp kenarlarını kaldırın. Tepsiye dizin. Kenarlarına yumurta sarısı sürüp önceden ısıtılmış 180 C fırında hiç bekletmeden pişirin.


Not: Bekletirsek hamur kabarıp pizzaların  büyüyeceği belirtiliyor. Hiç bekletmeyip pişirince puf puf oluyor zaten.
Sevgiyle kalın dostlarım!




21 Haziran 2014

Cafe Fernando



Dünyaca ünlü, ödüllü yemek blogu Cafe Fernando'nun yazarı Cenk Sönmezsoy'un yıllardır beklenen kitabı çıktı!

"Cafe Fernando - Bir pasta yaptım, yanağını dayar uyursun", Cenk Sönmezsoy'un öğrenciyken yurt mutfağında yaptığı domatesli makarnadan Dolce & Gabbana'ya özel tasarladığı Brownie Dantel Giyer'e kadar uzanan bir yemek hikâyesi. 

Sönmezsoy, yaptıklarıyla kısa sürede uluslararası başarı kazanır. New York Times ve Washington Post'ta çıkan haberleri, tarifleri ve fotoğraflarıyla yemek ekine kapak olduğu San Francisco Chronicle makalesi takip eder. Derken blogu Cafe Fernando, Times Gazetesi tarafından "Dünyanın En İyi 50 Yemek Blogu"ndan biri olarak gösterilir. 

Bu başarıyı, Amerikan yemek dergisi Saveur'ün düzenlediği blog ödüllerinde üç sene arka arkaya 40.000 blog arasından sıyrılarak kazandığı "En İyi Seyahat Blogu", efsane restoran Chez Panisse hakkında yazdığı yazısıyla "En İyi Yemek Yazısı" ve Dolce & Gabbana için tasarladığı brownie'yle "En İyi Özgün Tatlı Tarifi" ödülleri takip eder.

Dünyanın farklı ülkelerinde 250 binden fazla okuru olan Cafe Fernando blogunun yazarı ve fotoğrafçısı Cenk Sönmezsoy, kitabı için 4 yıldan uzun bir süre çalıştı. Tariflerin hepsi sayısız deneme sonucunda geliştirildi ve farklı mutfak deneyimlerine sahip bir grup gönüllü tarafından denendi. Kitap, iletilen yorumlar ışığında şekillenen kurabiye, kek, pasta, tart, ekmek, dondurma ve reçel gibi 100'ü aşkın tatlı ve hamurişi tarifinden oluşuyor. 

Deneyenlerin kafalarında en ufak bir soru işareti olmadan ilerleyebilmeleri ve fotoğraflarda gördükleriyle birebir aynı sonucu almaları için tüm püf noktalarıyla anlatılan tariflere, kimi zaman ortaya çıkış hikayelerinin anlatıldığı, kimi zaman da kendi damak tadınıza göre nasıl şekillendirebileceğinizi anlatan yazılar eşlik ediyor.

"Kek kalıbı alırken nelere dikkat etmek gerekir?", "Hangi tart hamuru için hangi kalıp uygundur?", "Keklerin düzgün kabarması için ne yapmak gerekir?", "2 kilo elma, kendisi 1 küsur kilo olan keke nasıl sığar?", "Alelade görünen bir pastayı 10 dakikada Paris'teki bir pastanenin vitrininden fırlamış hale nasıl getirirsiniz? Getirdikten sonra kesmeye nasıl kıyarsınız? Haydi kıydınız; jilet gibi kesilmiş dilimler nasıl elde edersiniz?" gibi soruların yanıtları ve çok daha fazlasını bulacağınız kitapta, 250'ye yakın fotoğraf bulunuyor. Ayrıca tariflerde kullanılan ölçülerin, malzemelerin, tekniklerin ve ekipmanın derinlemesine incelendiği bölümler de yer alıyor.
(Tanıtım Bülteninden)

Mutlu İnsanlar Kitap Okur ve Kahve İçerler


Diane kocasını ve kızını ansızın bir araba kazasında kaybetmişti. Ruhu buz tutsa da kalbi atmaya devam ediyordu ama. İnatla. Acı vererek. Gereksiz yere… 

Hatıraların arasında kaybolan Diane için artık hayat belirsizdi. Belki de kendi kendini sürgün ettiği İrlanda topraklarına ayak basmasıyla tünelin sonundaki ışığı görebilecekti. Her şeyini kaybeden ve hayata devam etmekten başka hiçbir seçeneği olmayan bu genç kadının bazen dramatik bazen eğlenceli yolculuğuna kayıtsız kalamayacaksınız.

"Bu kitap iyi bir espressonun aromasına sahip." L'Express
(Tanıtım Bülteninden)

Aşk Affetmez


Temple, hatırlamadığı bir gecenin ardından 'Katil Dük' diye anılmaya başlamıştır. Bunun nedeni Temple'ın, babasının dördüncü eşi Mara Lowe'u öldürmesidir. O gece yüzünden bütün hayatı değişen Temple, artık yenilmez bir dövüşçüdür. Fakat o esrarlı gece, sadece Temple'ın hayatını değiştirmemiştir. Bir gün, o gecenin sırlarıyla ve kanlı canlı haliyle, Mara Lowe karşısına çıkar. Gözlerini intikam hırsı bürümüş olan Temple, eski hayatına kavuşabilecek midir? 
(Tanıtım Bülteninden)

Yaz


Onu gördüm ve yaz geldi. 

Sanki kapı çalınıp çocukluk arkadaşınız yıllar sonra tekrar çıkagelmiş gibi… Unuttuğunuz bir anıyı bulmak gibi…

Çok eskide kalmış, yıllar sonra yeniden duyduğunuz anda geçmiş bir zamanı size taşıyan bir şarkı gibi… 

Dağ yollarında kaybolduktan sonra birdenbire, bir dönemeçte denizle karşılaşmak gibi…

Yaz… bitmesini hiç istemediğim eşsiz anlar ve hiçbir şeyin, hiç kimsenin sonsuza dek benimle kalmayacağını anladığım ayrılıklar mevsimi…

İlk kitabıyla edebiyatımıza benzersiz bir giriş yapan ve yıllar yılı insan yüreğinin, özlemin, aşkın, geçmişi geleceğe bağlayan o narin bağların izini süren Kürşat Başar, 11 yıl aradan sonra kaleme aldığı yeni romanı Yaz'la okurlarıyla buluşuyor. 

Yakın tarihimizin kritik bir döneminde dünyaya gelen, birbiri ardına yaşadığı kayıplara rağmen hayata tutunan bir gencin büyüme serüvenini, yüzleşmelerini ve bir yaz mevsimi yaşadığı sarsıcı aşkı, arka plana hızla yitip giden İstanbul'u yerleştirerek anlatıyor. 

Bir karşılaşmayla değişen hayatın, küçük bir rastlantıyla uyanan arzuların, birdenbire gittiğiniz yolu değiştiriveren olayların ve her şartta, her yerde insana devam etme, hatta yeniden, yeniden başlama gücü veren o ele gelmez sırrın peşine takılarak...
(Tanıtım Bülteninden)

Geçmişin Gölgesinde


Her kalbin ait olduğu bir ev vardır. Sizin eviniz kim?

Pasta şefi Teeny Templetonın şeftali çiftliğindeki mutfağında kırmızı kadife kek pişirip erkek arkadaşı Coop OMalley ile birlikte huzurlu günler yaşadığına inanır mıydınız? Evet, biz de inanmazdık. 

Teeny, bir cinayete şahit olmuştur ve öldürülen kadın, Coopun eski kız arkadaşıdır. Dahası Coopun ondan bir kızı vardır… İşler bu kadar karışıkken Teeny bu durumu araştırmaya karar verir, ancak her araştırma sonucunda erkek arkadaşının bir yalanını açığa çıkarır. 

Hayatının bundan daha fazla karmaşık bir hal alamayacağına inanan Teeny, eski kalp ağrısı Sonın ortaya çıkmasıyla da bir aşk üçgeninin içinde bulur kendini. Teeny artık ne mantığının ne de kalbinin sesini duyabiliyordur. Şans eseri eline geçecek olan şifreli bir mektupla kendine bir yön çizecektir, ancak attığı her adım onu daha büyük bir belaya çekecektir…

Geçmişin Gölgesinde Aşk, Aşk Adında Hayat kadar sizi peşinden sürükleyecek. Sayfaları çevirirken hem kahkahalarla gülecek hem de heyecanı kalbinizin derinliklerinde hissedeceksiniz. 

"Teenynin yepyeni hikâyesiyle karşı karşıyayız. Başı bir türlü beladan kurtulmayan bir kadın kahramanımız, ölümcül sırlar ve tatlı bir aşkla süslenmiş bu muhteşem kitabın tadını çıkarın."
-Library Journal-
(Tanıtım Bülteninden)

Ön Sipariş Tarihi: 25.06.2014

Aşkın Peşinde


Şerif Yardımcısı Dana Birch, kendini bir kez daha güçlü bir erkeğin insafına bırakmamaya yemin etmiştir. Sevdiklerini, özellikle de en iyi arkadaşları olan Titan kız kardeşleri korumayı kendine görev edinmiştir. 

Garth Duncan, yirmi yıl önce onu ve annesini yüzüstü bırakan Jed Titan'dan intikam almaya yemin etmiştir. Arada Jed'in kızları kalacak olsa bile planlarını gerçekleştirmek için harekete geçmeye hazırdır. Hedefiyle arasında ise sadece Dana, silahı ve inkâr edemediği, giderek büyüyen arzuları vardır. 

"Teksas sosyetesini ve iş dünyasının karanlık yüzünü gözler önüne seren, baştan sona keyifli bir macera." 
-Publishers Weekly -

"Duygusal açıdan tatmin edici, heyecan dolu bir hikâye." 
-Booklist-
(Tanıtım Bülteninden)

20 Haziran 2014

İlk Aşk


Konu ilişkiler oldu mu, Colin Singleton'ın tipi Katherine isimli kızlar… Ve konu Katherine isimli kızlar oldu mu, Colin her seferinde terk ediliyor. Tam sayı vermek gerekirse, on dokuz kere. Bir yol macerasına atılan, evden kilometrelerce uzaktaki bu anagram âşığı, hali harap, üstün zekâlı gencin cebinde on bin dolar, peşinde kana susamış bir yaban domuzu ve hemen yanında televizyon bağımlısı, şişman dostu vardır… Ama bir tane bile Katherine yoktur. Yarattığı formülle tüm romantik ilişkilerin geleceğini hesaplamayı uman Colin, Katherine Öngörülebilirliği Teoremi'ni ispatlamak için debelenmekte, tüm Terk Edilenler'in öcünü almanın ve sonunda kızı kapmanın peşindedir. Aşk, dostluk ve ölü bir Avusturya-Macaristan arşidükü, insanın kendisini yeniden keşfetmesini konu alan bu çok katmanlı romana şaşırtıcı bir son ve sıcacık bir yön katıyor.

"Green, bıçak gibi keskin ve zekâ dolu bir başka öykü daha kaleme almış. Komik sayfalarda karşımıza kâh müthiş keyif veren toy ve gösterişçi karakterler, kâh entelektüel bir üslup çıkıyor." 
-Booklist-

"Kahkaha attıracak kadar komik… Kendisinden önce gelen pek çok Amerikan yapımı yol öyküsüne hem bir övgü hem de bir taşlama." 
-The Horn Book-

"Her detay göz önünde bulundurulmuş, hikâye zarafet ve kaçınılmaz bir devinimle akıp gidiyor." 
-New York Times Book Review-

"Diyaloglarla birlikte şiir gibi akıp giden konu yabancı diller, denklemler ve detaylı dipnotlarla canlanıyor. Romantizm, matematik ya da basitçe iyi bir hikâye okumak isteyen herkesin ilgisini çekecek." 
-VOYA-

"Bu komik roman üslup açısından Alaska'nın Peşinde ve Aynı Yıldızın Altında'dan ayrılsa da zekice kurulmuş diyaloglar ve merak uyandıran karakterleriyle ortak bir paydada buluşuyorlar." 
-Kliatt-

"Romantizm dolu, hüzünlü ve dokunaklı sahnelerden ironik ve eğlenceli üsluba, matematikle harmanlanmış, her şey dâhil bir öykü. Keyifli, gerçekten karmaşık ve müthiş eğlenceli." 
-Kirkus Reviews- 
(Tanıtım Bülteninden)

17 Haziran 2014

Mübadele Günlerinde Aşk


Limana geldiklerinde yağmur çiseliyordu. Gökyüzü bile ağlıyordu. Yüreğini kopartıp uzaklara götürecek gemi onu bekliyordu. Nasıl bir acıya ve özleme sebep olacağını bilmeden Sare gözyaşları içinde fenere, denize uzanan burnun arkasındaki evlere, sokaklara baktı. Sanki onları bir daha hiç göremeyecekti. İçi nasıl yanıyordu, canı nasıl acıyordu, bunu kim anlayabilirdi?..

Gemi hareket ettiğinde Sare arkasına bakmaktan kendini alamadı. Suların maviliğine, köpüren dalgalarına gözleri takıldı kaldı. Girit, Resmo, Adras, aşkı, çocukluğu, annesi, babası, arkadaşları hepsi ağlayarak el sallıyorlardı. Sessizliğini bozmuş, kelimeler birer birer çözülüyordu, "Ne işim var benim burada, nasıl bıraktım onları, ya dönemezsem bir daha, şimdiden özledim. Geri dönmek istiyorum. Gitmek istemiyorum." Kale bütün sessizliğiyle duruyordu. Adras'la ayrılışlarının sırrını ve hüznünü için
(Tanıtım Bülteninden)
de saklarcasına.

Ah Şu Kalbim


Molly Somerville, Tavşan Daphne çocuk kitapları serisinin yaratıcısı olarak kariyerinden memnundur ama hayatının geri kalanı o kadar da iyi değildir. Kendisine miras kalan on beş milyon doları bağışlamadan önce bile başına bela açma eğiliminde biri olarak tanınmaktadır. Bir de ablasının sahibi olduğu Amerikan futbol takımının yıldız oyuncusu Kevin Tucker'dan uzun zamandır hoşlanmaktadır. Çapkın, çekilmez ve inanılmaz yakışıklı olan Kevin ise onun adını bile bilmemektedir.

Bir gece Kevin, Molly'nin pek de mükemmel sayılmayan hayatına dalıp onu altüst eder. Ne yazık ki bu Ferrari süren, kanişlerden nefret eden, kalın kafalı sporcu aslında Molly'nin tahmin ettiği kadar boş biri değildir ve genç kadın çok geçmeden kendini Wind Lake isimli bir yerde bulur. Sevimli kulübeler ve eski tarz, sıcacık bir pansiyonun bulunduğu bu kasabada Molly ve Kevin, hayattaki en önemli derslerden birini öğrenecektir…

"Tatlı mı tatlı, ateşli bir aşk hikâyesi."
-Milwaukee Journal-Sentinel-
(Tanıtım Bülteninden)

Ön Sipariş Tarihi: 23 Haziran 2014

Nişan Yüzüğü


Gömlek cebinden bir yüzük çıkardı.

"Annemindi" dedi..."Benimle evlenir misin?"

İçini aşkın heyecanı doldurdu. İlk defa bu kadar güçlü, bu kadar baştan çıkarıcı iki ayrı duyguyu birden hissediyordu. Bencilliğin en affedilmez şekliydi bu. Ve aynı zamanda baş döndürücüydü. Pastaneye geldiğinde erkek onu bekliyordu. Merhaba dediğinde kadını kucakladığı gibi havaya kaldırdı ve kendi etrafında birtur attı.

Amerikalı, kendinden genç bir erkek için kocasını terk eden Delphine tutkunun kollarına atılmaya hazır. Evelyn gelinini bırakıp "ucuz" bir kadına âşık olan oğlunu asla affetmeyecek. Kate evliliğe de, tek taş muhabbetlerine de karşı ama katılmak zorunda olduğu bir düğün var; gay kuzeni sevgilisiyle evleniyor… Frances gecenin bir yarısı pırlantaları her kadın için bir "ihtiyaç" haline getirecek sloganı bulmak için kafa patlatıyor…
(Tanıtım Bülteninden)

Aradığım Her Şey Var Sende


Britt her ne kadar aşk romanları yazarak ünlü olsa da gerçek hayatın hikâyelerdeki gibi olmadığını biliyordu. Eski işi boşanma avukatlığı olan birinden ne beklenebilir ki?

Britt'in kardeşi Mia ise küçük kızının başkasıyla evli olan babasını aklından atamıyordu. Onu ne kadar aldatmış olsa da Mia hâlâ Alejo'ya sırılsıklam âşıktı.

Britt, Mia'ya Karayipler'e gidecek bir gemide ona eşlik etmesini teklif edince işler değişecekti.
Çünkü biri tutkulu ve düzensiz, diğeri gerçekçi ve disiplinli iki kız kardeş, burada tanışacakları iki adam yüzünden hayatlarını, hayallerini, aşklarını bir kere daha gözden geçirecek ve hayat gibi, ilişkilerin de kusursuz olamayacağını anlamak zorunda kalacaklardı.
(Tanıtım Bülteninden)

Sırılsıklam Aşık


Hayal kırıklığı, yeni başlangıçlar için yeşeren umutlar, eğlence, heyecan ve aşk bu kasabada sizleri bekliyor.

Annesinden miras kalan butik oteli işletmek için kız kardeşleriyle birlikte Şanslı Liman kasabasına yerleşen Chloe, çılgın kişiliğiyle, kasaba için fazlasıyla sıra dışı biridir. Kasabaya adapte olmak yerine, kasabayı kendine adapte etmeye kararlıdır. Hedefine doğru emin adımlarla ilerlerken sert bir kayaya çarpar: Sawyer.

Siyah-beyaz
İyi-kötü
Sıcak-soğuk
Zıtlıkta son nokta: Chloe-Sawyer
Kendine benzetmek için fazla yaklaştığı Sawyer'ın çekimine kapılmak, Chloe için kaçınılmaz görünmektedir. Tabii hedeflediği gibi, onu değiştirmeyi başaramazsa…
(Tanıtım Bülteninden)

Bir Kadın Nasıl Büyür


Holly 32 yaşında dul kalmayı beklemiyordu. Bu kadar şişmanlamayı da! Kocası Bruce'a kanser teşhisi konduğunda aşırı yemeye başlamıştı, onun ölümünden sonra da her zaman güvenebileceği tek şey, yemek oldu. Ama artık fazla kiloları başına bela… Çünkü uçakta yanına bir "Adonis" düştü. Profesyonel sporcuların kişisel koçu Logan Montgomery. Logan başta Holly'den pek hoşlanmasa da, özel durumunu anladı ve onu zayıflatmayı önerdi. Holly de bu küçük mucizeye tutundu.

İşte hikâye de böyle başladı…

Logan'ı bile şaşırtan bir fiziksel değişim geçirdi Holly: Artık o zayıf bir kadın. İkilinin asıl yoğun ve terli çalışmaları da artık spor salonlarında değil yatak odalarında…

Logan'ın kafasında da yabancısı olduğu bir soru: Dış görünüş her şey midir?

Ya sonra? Sonrası da sayfalar arasında…
(Tanıtım Bülteninden)

Gökten Üç Aşk Düştü


Manhattan Adası tam üç aşk sunmuştu Selin'e. Hepsinin ardından da üç kırgınlık…

O yüzden yeni bir aşka hazır olamıyordu genç kadın. Dönüp dolaşıp eskilere takılıyordu aklı. Neden gittiklerine değil, giderken söyledikleri ya da söylemediklerine ve kendisinin soramadıklarına. Otuzuncu yaşını kutladığı gün, aldığı ani kararla, hayatını değiştirmeye karar verdi. Geçmişe dönemese de, geçmişteki sevgililerine dönmeye, zamanında alamadığı cevapları artık istemek üzere Japonya, Sri Lanka ve Gökçeada'ya doğru yola çıktı. Bu seyahatler onu bu eski yüzlere götürürken, geçmişin gizli düğümlerini de sürprizlerle ortaya çıkaracaktı.

Beni Yeniden Görmeye Cesaretin Varmi……
(Tanıtım Bülteninden)

Dikkat Aşk Çıkabilir


Birbirlerinden nefret eden iki insandı onlar… Ama evlendiler! Uslanmaz bir asosyal olan İlkim'in hayatındaki tek amaç başarılı bir bilim kadını olmaktır. Onun modayla, makyajla işi yoktur ve gözlüğünün ardındaki dünyada ders notlarıyla mutludur.

Evlenmek için hayallerinin profesörünü beklerken, karşısına tehlikeli, kaba, bilimden anlamayan, öfkeli bir işadamı çıkar. Martin Turner… Bu Amerikalı adamla asla evlenmemesi gerektiğini bilse de, muhteşem kariyerinin anahtarının onun ellerinde olması işleri rayından çıkaracaktır. Genç kız, ilk andan beri koşarak kaçmak istediği bu yakışıklı ve karanlık adama, hayatının tüm ideallerini çiğneyerek tutkuyla çekilirken, ilk kez gerçek bir kadın gibi hissetmeye başlar.

Ve genç adam, gizli çıkarları uğruna evlendiği bu kızı Amerika'ya götürdüğü gün ondan kurtulma planları yaparken, sessiz karısı hayatının merkezine yerleşir. Aşk, nefreti gölgesi gibi takip ederken, bu nefretten bir aşk doğabilir mi? Peki ya sırlar açığa çıktığında gerçek aşk yalanlara direnebilir mi?
(Tanıtım Bülteninden)

Ön Sipariş Tarihi: 20 Haziran 2014

Aşk Bir Masalmış


Bütün aşk masallarının başlangıcı güzeldir. Peki ya sonrası?

Darby yirmili yaşlarının sonuna gelene dek gerçek aşka olan inancını yitirmeden beyaz atlı prensini aramış ve sonunda, onu bulmanın imkânsızlığını kabul etmiş genç ve güzel bir içmimardır. Hayatı boyunca yaşadığı ilişkilerden aldığı dersleri bir deftere not alan genç kadın, daha önce yaptığı hataları tekrarlamamaya adeta yeminlidir. Tam da aşka ve sevgiye olan inancını sorguladığı bir dönemde karşısına çıkan Jake'in etkileyici yaklaşımına rağmen
kalbini ona kaptırmamakta kararlıdır. Genç adamın ise ondan vazgeçmeye hiç niyeti yoktur ve Darby'nin aşka dair fikirlerini değiştirmeyi kafasına koymuştur. Fakat bu, sandığı kadar
kolay olmayacaktır.

"Mutlu sonlara inanmayanlardansanız sizi yanıltması için bu modern zaman masalına bir şans verin."
-Romantic Times-

"Çekici, sevimli ve samimi bir itiraf romanı."
-Booklist-

"Romantik-komedi türünde oldukça esprili bir dille yazılmış, keyifle okunmayı
garanti eden bir roman."
-The New York Times-

"Aşk Bir Masalmış!!! Derken için, yetişkinlere adanmış bir peri masalı diyebiliriz."
-Amazon-
(Tanıtım Bülteninden)

 Ön Sipariş Tarihi: 19.06.2014

Yaz Aşkım


-Idaho dünyanın en güzel yeridir.
-Dünyadaki tüm kötü şeyler Kaliforniyalıların başının altından çıkmaktadır.

Idaho'da işler bu şekilde yürürken, gazetelere yazdığı küçük öykülerle meşhur olmuş Hope Spencer, kafasını toplamak için tatile çıkmaya karar verir. Üstelik tatil yapmak için daha önce hiç gitmediği Idaho'yu seçmiştir. Unutmadan söyleyelim. Hope Spencer, Kaliforniyalıdır.

Birazcık ilham için başladığı bu tatil, Hope'un kontrolünden çıkmak üzeredir.
(Tanıtım Bülteninden)

Sahile Düşen Gölgeler


Tek bir ilmek bile atlamadan ipuçlarını toplama ve suç vakalarını çözme konusunda oldukça başarılı olan Liman Yolu Örgücüleri yeni bir cinayetle karşı karşıyadır. Örgü tutkunu dostlar dolunayın göz alıcı ışığı altında verilen özel bir yemek davetinde inanılmaz bir olaya şahit olurlar: Son model bir araba sarp kayalıklardan aşağı uçarak sulara gömülür. Bu olayın sonucunda hayatını kaybeden kişi ise örgücülerin tanıdığı biridir ve bu kişinin kazaya değil cinayete kurban gittiğinden şüphe edilir. Çeşitli dedikodular ve söylentiler eşliğinde ipuçlarının peşine düşen Liman Yolu Örgücüleri, katilin bu garip suç motifini çıkarmak için işbaşındadır.


"Dostluğun içten ve coşkulu bir portresini çizen bu kitap, aynı zamanda sürükleyici kurgusuyla okuru etkisi altına alıyor."
-Richmond Times Dispatch-

"Sally Goldenbaumun çarpıcı dünyası ve gerçekçi karakterleri okuyucuları bir kez daha Sea Harbora davet ediyor."
-Carolyn Hart-

"Sürükleyici ve keyifli bir kitap. Mekân duygusu öyle güçlü işlenmiş ki, yosun kokusunu hissedebiliyorsunuz. Muhteşem."
-Alexander McCall Smith-

"Sally Goldenbaum dostluk, cemiyet ve cinayet temasını aynı öyküde buluşturan harika bir kurgu sunuyor."
-Gillian Roberts-
(Tanıtım Bülteninden)


Sonrası Şiir Gibi


Gerçek aşkı bulmak, hayattaki eksik parçayı tamamlamak demek… Sullivan ailesinin en büyük oğlu Marcus kendisi için planladığı geleceğin yalandan öte bir şey olmadığını öğrendiğinde tüm bunlardan uzaklaşmak için pervasızca bir gece geçirmek ister. Gittiği gece kulübünde genç ve güzel şarkıcı Nicola'yla tanışır. Nicola sevdiği adamın ihanetine uğramış ve aşka inanmaktan çoktan vazgeçmiş bir kadındır. O da Marcus gibi tek bir geceden fazlasını yaşamak istemez. Ancak aralarında beklediklerinden daha derin bir bağ oluştuğunu fark ettiklerinde hiçbir şey planladıkları gibi gitmez…

"Sonrası Şiir Gibi, aşka inancı kalmayanları bile yanıltacak türden bir roman. Bu duyguya dair bildiklerinizi unutun, ezber bozan bir hikâye sizi bekliyor."
-Publishers Weekly-

"Şehvet ve tutkunun hâkim olduğu bir anda, romantik bir aşk hikâyesine dönüşen bu etkileyici romanda her duygudan biraz tadacaksınız."
-Booklist-

"Bella Andre aşkın engel ve sınır tanımadığını Sonrası Şiir Gibi'de bir kez daha kanıtlıyor. Aksini kim iddia edebilir ki?"
-Romantic Times-

"Bella Andre yine hayal kırıklığına yer bırakmayan bir hikâyeyle karşımıza çıkıyor."
-USA Today-
(Tanıtım Bülteninden)

16 Haziran 2014

Taptazecik Kitaplarım


* Aytülcüm'den aldığım altı kitaptan birini Uzunköprü'ye gelirken yanımda getirdim o da "Şu Çılgın Türkler" adlı kitap. Çok güzel kitaplar aldım ama şu anda isimlerini anımsayamıyorum. Onları da  İstanbul'a dönünce sizlerle paylaşacağım! Yeniden görüşünceye dek sevgiyle kalın!

Ben Yeniden Buradayım


Sevgili dostlarım merhaba! Nasılsınız, dilerim çok iyisinizdir. Ben çok iyiyim. Cuma günü İstanbul'a gittim, annişime kavuştum. Cumartesi sabahı ablam ve yeğenim ile Aytülcüm'e gittik. Yeni evlerini görmemiştim. Bayıldım evlerine, güle güle otursunlar. Birlikte çok güzel kahvaltı ettik. Sohbet muhabbet derken kahve faslına geçtik veee daha sonra güzelim havuzun tadını çıkardık. Havuza kaç kez girdiğimi saymadım. Bir ara sık aralık havuza girdim, ürpermedim. Akşam üzeri çay içtik. Aytülcüm, yeğenim için tiramisu yapmış ama İloş diyetini bozmadı.Aytülcüm'den çok güzel kitaplar aldım, elimdeki bitince onun kitaplarına geçeceğim.
Akşam da nefis bir mangal partisinden sonra ablamın elinden kahvemizi içtik ve vedalaşıp yola koyulduk. O gün tatile girdiğim duygusunu yaşadım oysa ki 15 gün daha Uzunköprü'deyim. Ama gerçekten ailece çok güzel bir gün geçirdik. Pazar günü annem, ablam, ben evimizin oradaki Akbatı'ya gittik, ben Lc Waikiki'den bir kaç tişört ve iki penye elbise aldım. İki tane çok güzel kitap aldım, eve döndük, çayımızı içtik ve Uzunköprü'ye doğru yola çıktık.
Bugün seminer sonrası eve döndüm, bir günü daha bitirdik. İnternetten aldığım kitaplarıma da bugün kavuştum pek bir memnun oldum.  Annemle çayımızı içtik, dışarı çıkıp bankalara uğradık, ödemelerimizi yaptık, alışveriş ettik ve evimize döndük. Yemeğimizi yedik, kahvemizi içtik ve işte şimdi buradayım! Aldığım kitaplar daha önce blogumda sizlerle paylaştıklarım! Benden şimdilik bu kadar, yeniden görüşünceye dek dostça, sağlıkla, umutla, keyifle, mutlulukla kalın!

11 Haziran 2014

Bana Her Şey Seni Hatırlatır


Yirmi yıl önce, Erin Edwards hayatının aşkını bulduğundan emindi: Nate Lawson. Onun ilk aşkı. Her şeyini paylaştığı -gelecek ve çocuk hayallerini, sonsuza dek sürecek planları- … Onunla kalan bütün hayatını birlikte geçirecekti. Ta ki Erinin, Natein asla affetmeyeceği bir hata yaptığı geceye kadar. Erin bu aşkın yasıyla başbaşa kalmış ve asla unutmamıştı. Şimdilerdeyse çok harika bir adamla mükemmel bir ilişkisi, başarılı ve heyecan verici bir kariyeri vardı. Peki, erkek arkadaşı ona evlenme teklif ettiğinde neden aklına ilk gelen şey Nate Lawson ismi olmuştu.

Bana Her Şey Seni Hatırlatır bir kadının hiç aklından çıkmayan ilk aşkının isminin kulaklarında çınlaması; Acaba şimdi nerededir? ve Şimdi hayatımda o olsaydı… sorularının beyninde yankılanmasıdır.
(Tanıtım Bülteninden)

Mönüde Aşk Var


"Seine Nehri'ne bakan köprünün demirliklerine tutunmuş, ay ışığının suyun üzerindeki aksini izliyordu, Aurélie. O Kasım ayında hayatında hiç olmadığı kadar mutsuzdu belki de. Elini tutan insanlar ansızın ortadan kaybolmuşlardı."

Aurélie, Paris'in ara sokaklarından birinde babasından yadigâr tarifleri pişirip sunduğu ufak restoranında, sakin, sıradan ve mutlu sayılabilecek bir yaşam sürmektedir. Gelgelelim 2008 yılının Kasım ayı, hayatını küçük bir maceraya çevirecek gelişmelerin miladı olur. Önce ani bir kalp kriziyle babasını kaybeder, sonra erkek arkadaşı tarafından terk edilir.

Yağmurlu ve karanlık bir Paris akşamında bir kitapçıda keşfettiği Kadınlar Gülümseyinceadlı kitap maceranın ilk adımı olacaktır. Çünkü roman onun restoranında geçmekte, ona çok benzeyen bir kadını anlatmaktadır.

Mönüde Aşk Var, kelimenin tam anlamıyla Parisli bir kitap. Fransız mutfağının dumanı üstünde yemek kokularının satır aralarında kol gezdiği, şehrin kafelerinde, bulvarlarında, kitapçılarında, parklarında hatta mezarlarında buluşan karakterlerin anbean Paris'i yaşadığı bu kitapta yazar dili ve üslubuyla, okurlarını Noel arifesinde aşk şehrinin kalbine davet ediyor.
(Tanıtım Bülteninden)

Günah Prensi


Londra'nın yeni ilgi odağı, Mücevher olarak da tanınan aktris Julienne Laurent'ın ne kadar tersini kanıtlamaya çalışsa da, karşısındayken kalbine söz geçiremeyeceği tek bir kişi vardı: Günah Prensi, Dare Wolverton.

Hayatında âşık olduğu tek adama ihanet etmek zorunda kalan Julienne, Dare'le gençliklerinde yaşadıkları o aşk dolu günleri unutmak istiyordu. Ancak Dare herkesin önünde, Julienne'i metresi olarak kazanacağını iddia edince işler değişti. Artık Julienne'in yeni bir hedefi vardı: Günah Prensi'ne diz çöktürmek.

Dare ise yıllar önce Julienne'le tattığı ihanetin acısını gömmek için kendini zevk üzerine inşa edilmiş bir hayata adamıştı. Ancak daha tehlikeli bir ihanet Kraliyet'i tehdit ettiğinde, bu ölümcül vatan hainini bulmak için eski sevgilisiyle beraber çalışmak zorunda kalacaktı.

Dare ve Julienne en büyük günahın gerçek aşka sırt çevirmek olduğunu öğreneceklerdi.

"Çekici, heyecan verici ve tutkulu."
-New York Times çok satan yazarı - Stephanie Laurens-
(Tanıtım Bülteninden)